11.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

 

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Steinmeier, Türkiye'yi Dikkatli Olması Yönünde Uyarıyor": "İstanbul ziyareti sırasında Dışişleri Bakanı Steinmeier, Türkiye Dışişleri Bakanı Gül ile Orta Doğu'daki durumun yanı  sıra, Irak ve Türkiye'nin AB üyeliği konularını da görüştü.  Bu konuda olumsuz gelişmeler üzerine yoğunlaşılmaması uyarısında bulunan Gül, katılım müzakerelerinden daha şimdiden  birçok olumlu sonuç alındığına işaret etti. Gül, kendisinin  de, ülkesinin AB yolunun engellerle dolu olacağını söylediğini  hatırlattı. Steinmeier bunun öncesinde, üyelik sürecinde  sorun yaratabilecek bazı gelişmeler olacağına işaret ederek,  örneğin, Kıbrıs'ın Türkiye tarafından tanınması ile ilgili  tartışmanın, bir krize dönüşmemesine dikkat edilmesi  gerektiğini söyledi." (Eckard Lohse, 08/09)

 

Almanya'nın Sesi Radyosu: "Türkiye Başmüzakerecisinden Sarkozy'ye Yanıt": "Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, limanlarını  Rumlara açmaması halinde AB'nin, Türkiye ile müzakereleri  durdurmasını istedi. Brüksel'de temaslarda bulunan Başmüzakereci Ali  Babacan ise Kıbrıs'ta geri adım atmayacaklarını kaydetti. Babacan, bazı politikacıların Türkiye karşıtı  açıklamalarının iç politik kaygılardan kaynaklandığını  belirtti. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Sarkozy,  Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en güçlü adayı." (09/09)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Sarkozy'den 2009 Yılından Geçerli Olacak Mini Anlaşma Önerisi... Sarkozy, Türkiye-AB Üyelik Müzakerelerinin Askıya Alınmasından Yana": "Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, yeni bir ‘temel anlaşma’  hazırlanmasını beklerken, Avrupa'yı 2009 yılından  itibaren ‘etkili işleyiş kuralları’ ile donatacak bir  mini anlaşma yapılmasını önerdi. Sarkozy, Brüksel'de yaptığı konuşmasında, ‘Bu mini  anlaşmanın önceliklerinden biri oybirliği kuralını  değiştirmek, çünkü siyasi Avrupa'yı korumanın tek yolu  bu.’ dedi. Sarkozy, diğer taraftan, Türkiye'nin AB'de yeri  olmadığı konusunda ısrar ediyor. Bakan, ‘Türkiye ile ilişkilerimizi derinleştirmeliyiz  fakat tam üyeliğe gitmeksizin...’ diye konuştu. Sarkozy, AB'nin siyasi ve coğrafi haritasını  belirlemek gerektiğini ve açıkça Avrupa kıtasında  bulunan tüm devletlere AB'nin kapısının açık olduğunu  belirtti. Bakan ayrıca, Ankara'nın AB ile olan Gümrük  Birliği’ni Kıbrıs'a uygulamadığı takdirde, Türkiye'nin  AB'ye üyelik müzakerelerinin askıya alınacağını  belirtti. Sarkozy, ‘Türkiye, Ankara protokolünü onaylayıp  hayata geçirmediği sürece, yeni bölümlerin açılmasının  askıya alınmasını talep ediyorum.’ dedi." (08/09)

 

AFP: "Vanhanen: Ankara'nın Üyeliği AB'nin 'Siyasi İstikrarını' Pekiştirecek": "Halihazırdaki AB Dönem Başkanı Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, merkezi Fransa'da bulunan Euronews kanalında yayımlanan demecinde, Türkiye'nin üyeliğinin  ‘Avrupa'daki siyasi istikrarı’ pekiştirebileceğini  belirtti. Vanhanen, ‘Çok büyük bir ülke olan Türkiye'nin  Avrupa standartlarını yakalaması ve bu temelde  toplumunu geliştirmesi, Avrupa ve komşu ülkelerin  istikrarı için önemli, ki bu, Avrupa'nın siyasi  istikrarını pekiştirir.’ dedi. Türkiye'nin üyelik gerekliliklerini yerine getirme  kabiliyeti konusunda sorulan soruyu Vanhanen, ‘Şu an  için yerine getirmiyor, ancak inanıyorum ve yerine  getireceğini ümit ediyorum’ şeklinde cevaplandırdı." (08/09)

 

AFP: "TÜSİAD Genel Sekreteri 'Ayrıcalıklı Ortaklığa’ Karşı": "TÜSİAD Genel Sekreteri  Haluk Tükel, Türkiye'nin Birliğe katılımından  sakınmak için bazı Fransız siyasi sınıfının teklif  ettiği gibi Türkiye-AB arası ‘ayrıcalıklı ortaklık’  fikrini reddetti. Tükel, Paris ziyaretinde AFP'ye yaptığı açıklamada,  ‘Bir ülkeye, Avrupa'ya ekonomik açıdan tam entegrasyon  ve siyasi açıdan katılım olmaksızın minimum ilişki  istiyoruz demek, kabul edilemez bir şeydir.’ dedi. Tükel, Türkiye'nin ekonomik entegrasyonunun, yakın  zamanda AB'ye tam üye olan bazı ülkelerden daha iyi  olduğunu belirtti. Tükel, Alman Şansölyesi Angela Merkel'in, ‘halihazırda  mevcut olan’ ve ‘hiçbir anlam ifade etmeyen’ bu ortaklık  düşüncesinden uzaklaşmaya başladığının altını çizdi." (08/09)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

 

Politis: "Almanya ve Türkiye Dışişleri Bakanları Protokolü Görüştü... Şu Ana Kadar Herhangi Bir Çözüm Yok": "Almanya Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier, Türkiye'nin  limanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açmamasından doğabilecek  krizle ilgili olarak, ‘Şu an için herhangi bir çözüm bulunmadı.’  dedi ve bu yönde ‘büyük çabalar’ olduğunu vurguladı. Alman Dışişleri Bakanı, Türk mevkidaşı Abdullah Gül  ile İstanbul'da yaptıkları görüşmenin sonrasında yapılan  ortak basın toplantısında, ‘Engelleri aşmak için birlikte  çalışacağız.’ dedi. Ülkesi, 2007 yılının ilk altı aylık  döneminde AB başkanlığını üstlenecek olan Alman Dışişleri  Bakanı, ‘Türkiye'nin AB sürecinin engellere takılmaması  için çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.’ dedi. Abdullah Gül, Alman mevkidaşına yöneltilen, ‘AB'nin, Kıbrıs sorunu nedeniyle Türkiye ile ilişkilerini  dondurması söz konusu olabilir mi’ sorusunu, ondan önce  cevaplayarak; ‘Basının, AB süreci kapanacak, tren kazası  olacak gibi görüşleri sürekli tekrarlamasının negatif  enerji verdiğini’ söyledi. Bu noktada Alman Dışişleri  Bakanı, Türk mevkidaşına katıldığı mesajını vererek  tasdik edici bir şekilde başını salladı. Gül ayrıca, ‘Önemli olan düz asfaltta yürümek değil.  Bu yol inişli çıkışlı, problemleri konuşarak çözebiliriz.’  dedi." (Anna Andreu, 08/09)

 

 

MISIR BASINI:

 

El Cumhuriye: "Paris'te Türkiye-Fransa Görüşmeleri": "Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gelecek hafta  ziyaret edeceği Paris'te Fransız meslektaşı ile ele alacağı  ikili ilişkiler kapsamında, Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliğine  karşı çıkan tutumunu değerlendirecek. Görüşmelerde ayrıca, iki  ülkenin bölgesel ve uluslararası sorunlara bakış açısı gözden  geçirilecek. Bilindiği gibi Fransa, Türkiye'nin üye olarak AB'ye  katılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Hatta, Fransa İçişleri  Bakanı, Türkiye'nin limanlarını kullanma  konusunda Kıbrıs Rum gemilerine koyduğu ambargoyu kaldırmamakta  ısrar etmesi halinde Ankara ile sürdürülen müzakerelerin askıya  alınmasını istedi." (10/09)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

Financial Times: "Türkiye ile Müzakerlerin Başarısı 'Tüm Dünya için Hayati Önemde'":  "Ankara'nın Brüksel ile müzakerelerini yürüten Başmüzakereci  Ali Babacan, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin çökmesi  halinde, Avrupa Birliği'nin Müslüman dünyaya tehlikeli bir  sinyal gönderme riski alacağı uyarısında bulundu.  Babacan, Türkiye'nin üyelik görüşmelerinin sadece  Türkiye ve AB için değil ‘dünyanın geleceği için de’ çok  önemli bir olay olduğunu vurgulayarak, müzakerelerin  çökmesinin ‘yıkıcı’ sonucu olacağını söyledi. Babacan, Financial Times'a verdiği mülakatta, Türkiye'nin  AB'ye üyeliği meselesinin, ‘AB'nin değerleri ve ilkelerinin  Müslüman nüfuslu bir ülke tarafından da paylaşılabileceği savı  açısından bir sınav niteliğinde’ olduğunu söyledi. Ali Babacan, pek çok Avrupalı diplomatın Türkiye ile  Arap dünyası arasındaki ilişkiden şüphe duymasına rağmen, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Kafkaslardaki ülkelerin, Türkiye  müzakerelerinin gelişimini takip ettiklerini söyledi. Babacan'ın açıklamaları, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Olli Rehn'in Türkiye ile müzakerelerde Kıbrıs sorunu  yüzünden bir ‘tren kazası’ yaşanabileceği yönündeki uyarılarda  bulunduğu bir döneme denk geldi. Pek çok diplomat önümüzdeki  birkaç ayda bu meselenin Türkiye'nin üyelik girişimini bir  daha asla çıkamayacağı bir bataklığa sürükleyebileceğinden  endişe duyuyor. Babacan, Kıbrıs'ın, AB'nin Türkiye ile müzakerelerini durdurmak için veto hakkını kullanma sorumluluğunu  üstleneceğine inanmadığını söyledi, ancak uluslararası  toplumdan, eşiğe kadar gitmemesi konusunda Lefkoşa'ya baskı  yapmasını istedi. Babacan, ‘Veto Avrupa'ya uygun bir yöntem  değil.’ dedi. Babacan, müzakerelerin askıya alınmış olması halinde  Türklerin bunu AB'nin inancını kaybettiği şeklinde  yorumlayacaklarını ve Kıbrıs konusunun sis perdesinde kalacağını söyledi." (George Parker, Daniel Dombey, 08/09)

 

 

İRAN BASINI:

 

Tahran Radyosu: "Sarkozy: Türkiye Hava ve Deniz Limanlarını Kıbrıslı Rumlara Açmadığı Sürece Müzakereler Askıya Alınsın": "Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçiminin güçlü adayı İçişleri  Bakanı Nicolas Sarkozy, havaalanı ve limanlarını Kıbrıslı  Rumlara açmadığı sürece, Türkiye'nin AB'ye katılım  müzakerelerinin askıya alınması çağrısında bulundu. Çeşitli temaslar için Brüksel'e gelen Sarkozy, Avrupa  Dostları adlı düşünce kuruluşuna yaptığı konuşmada, uzun  vadede, Türkiye'nin AB'ye katılımından ziyade ayrıcalıklı  ortaklık formülünü düşündüğünü bildirirken Türkiye'nin bazı Avrupa değerlerini paylaştığını söyledi. Türkiye'nin Ankara Anlaşmasının geçen yıl imzalanan  ek protokolünü tam uygulamadığı sürece müzakerelerin  askıya alınmasını istediğini anlatan Sarkozy, Türkiye'nin  AB'de yeri olmadığı görüşünü savundu." (09/09)

 

 

ULUSLARARASI BASIN:

 

International Herald Tribune: "Batı Tarafından Reddedilen Türkiye Rotasını Doğu'ya Çevirdi": "Türkiye'nin etkin kurumu Milli Güvenlik Kurulu’nun Genel  Sekreteri olduğu 2002 yılında Tuncer Kılınç, ülkenin Avrupa  Birliği üyeliği çabalarını bir kenara bırakıp rotasını bölge  komşuları Rusya ve İran'a çevirmesi gerektiğini söylediğinde  kendisini pek az Türk ciddiye almıştı. Dört yıl sonra Kılınç'ın teklifi o kadar da uzak bir  ihtimal olarak görünmüyor. ABD'deki German Marshall Fund'un  sponsorluğunda yapılan ‘Transatlantik Trends 2006’ adlı  kamuoyu araştırmasına göre, Türklerin AB'ye yaklaşımlarında  ciddi değişiklikler yaşanıyor. Peki ama son dört yıl içinde Türk halkının algısında bu  denli dramatik dönüşüme neden olacak ne oldu? Hepsinden öte,  Şeriatla yönetilen ve Şii bir ülke olan İran ile, ağırlıklı  olarak Sünni olan ve demokrasiyle yönetilen Türkiye arasında  ortak pek az şey var. (…) Aralık 2004'ten bu yana Türkiye'nin AB ile ilişkileri de  kötüleşti. AB'nin katılım müzakerelerine başlanması kararı  almasından bu yana, Avrupalılar bitmez tükenmez bir halde  Türkiye'nin olası AB üyeliğinden duydukları rahatsızlığı dile  getirdiler. Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonun kaldırılacağına  dair sık sık verilen taahhütlere rağmen, ikili ilişkiler aynı  zamanda AB'nin Kıbrıs sorununa yapıcı bir yaklaşım gösterememesi  nedeniyle de gerildi. Pek çok Türk, enerji güvenliği, göç ve entegrasyon ya da  Lübnan'daki Barış Gücü söz konusu olduğunda, Türkiye'yi içeri  alma eğilimindeki Avrupalıların, Avrupa'nın geleceği söz konusu  olduğunda Türkleri sürece dahil etmeye yanaşmadıklarına dikkat  çekiyor. Türkiye'nin çevresi daha tehlikeli bir hal almaya  başladığında ve Batı için stratejik önemi arttığında,  bir ortak olarak sık sık gözardı ediliyor. Geçmişte Türkiye, AB ile ilişkiler gerginleştiğinde  ABD ile ilişkileri sıkı tutuyordu. Ancak şimdi bu bağlantı  da yıpranmış durumda. Netice itibarıyla sessiz sedasız ama etkin bir şekilde  Türkiye, yeni keşfedilen stratejik derinliğini göz önünde  bulundurarak, dış politika dinamiklerini yeniden tanımlıyor. Türkiye'de kapsamlı bir rota değişikliğinden bahsetmek  için henüz çok erken olsa da, tekrar kamplaşma için gerekli  tüm unsurlar mevcut. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel  Barroso, yakın bir zamanda, Avrupa'nın, Türkiye'nin  Avrupa'nın sınırlarındaki giderek ağırlık kazanan stratejik  rolüne çok dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Diğer Avrupalı liderlerin benzer şekilde bilge bir  yaklaşım sergilemeleri oldukça arzu edilen bir durum.  Aksi takdirde, ‘Türkiye'yi kim kaybetti?’ diye sormaya  başladığımızda birbirimizi suçlamanın pek bir anlamı  olmayacak." (Suat Kınıklıoğlu, 07/09)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Kathimerini: "Valinakis, Papadopulos ile Görüştü": "Dışişleri Bakan Yardımcısı Yanis Valinakis,  Lefkoşa'da, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos ile görüştü.  Valinakis görüşme sonunda, ‘Türkiye'nin bağlayıcı  yükümlülükler aldığı ve bunları yerine getirmesi gerektiği  bizim için açıkça bellidir. AB, Doğu işi pazarlık  mantığına sahip değil, kendi mantığı var’ açıklamasında  bulundu. Yaklaşık iki saat süren görüşmede, Türkiye'nin  üyelik sürecine ilişkin AB Komisyonu’nun raporunun  yayımlanması öncesinde, Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB  ilişkileri görüşüldü. Bakan Yardımcısı, Kıbrıs sorunu konusunda da  şunları söyledi: ‘AB prensip ve değerleri çerçevesinde,  kalıcı, işlerliği olan ve hakkaniyetli bir çözüm arzu  ettiğimize ilişkin görüşlerimiz bellidir.’" (08/09)

 

 

 

NOT: Bu bülten, 08-10 Eylül 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR