12.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Paris Türkiye'ye Taahhütlerine Uyması Çağrısında Bulundu": “Fransa'dan dün yapılan  açıklamada, Türkiye'ye -özellikle Kıbrıs konusunda- AB  ile imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşmasının şartlarına  uyması çağrısında bulunuldu.Avrupa İşleri Delege Bakanı Catherine Colonna AB Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner ile  yaptığı görüşmenin ardından ‘Türkiye birçok taahhütte  bulundu. Bunları hatırlaması, yerine getirmesi ve bir  sonraki buluşmamıza kadar unutmaması gerekmektedir’ dedi.Colonna'nın önümüzdeki çarşamba günü Paris'te  Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bir araya  geleceği bildirildi.Avrupa Komisyonunun 24 Ekim'de Türkiye ile ilgili  yayımlayacağı raporun ardından 25'ler Ankara yönetimi  konusunda bazı önlemler alacaklar.Hükümetin iki numaralı adamı olarak bilinen Fransa  İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy geçtiğimiz cuma günü  Brüksel'de yaptığı konuşmada Türkiye'nin Gümrük Birliği Anlaşmasını Kıbrıs'a genişletmemesi durumunda Ankara  yönetimi ile müzakerelerin askıya alınmasını istediğini  ifade etti.” (11/09)

 

           

KIBRIS RUM BASINI:

 

Kıbrıs Haber Ajansı: "Papadopulos: Türkiye AB'ye Karşı Olan Taahhütlerini Yerine Getirmekle Yükümlü": “Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, Türkiye'nin AB'ye  karşı üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmeden üyelik  müzakerelerini kesintisiz sürdürebileceği izleniminin  verilmemesi gerektiğini, çünkü bunun AB'nin güvenirliğini  zedeleyeceğini belirtti. 6'ncı Asya-Avrupa Toplantısına katılmak üzere  Finlandiya'nın başkenti Helsinki'ye hareket etmeden önce  Larnaka Havaalanında basın mensuplarına açıklamada bulunan  Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin AB'ye karşı üstlendiği taahhütleri  yerine getirmekle yükümlü olduğunu, aksi takdirde AB üyeliği  yönündeki tüm sürecin olumsuz etkileneceğini kaydetti. Türkiye'nin, Avrupai yükümlülüklerine karşı olumsuz bir  tavır sergilemesine ilişkin olarak Papadopulos, ‘Çabalarımız  herhangi bir krizin çıkmasını engellemektir. Çünkü Avrupa'da,  Türkiye'nin AB yolunda aşılması mümkün olmayan zorluklarla  karşılaşmasının kötü bir gelişme olacağı yönünde genel bir  izleniminin hüküm sürdüğüne inanıyorum. Bu, Kıbrıs dahil tüm  ilgili taraflar için kötü olur. Ancak Türkiye'nin, AB'ye  karşı üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmeden, üyelik müzakerelerini kesintisiz sürdürebileceği izleniminin  verilmesi, daha da kötü sonuçlar yaratır. Üyeliğe başvuran  birçok ülke için aynı kurallar geçerlidir. Avrupa için ve  bölge için önemi ne kadar büyük olursa olsun, Türkiye'ye  özel bir statü uygulanamaz’ dedi.”  (10/09)

 

Kıbrıs Haber Ajansı: "Karamanlis: Türkiye Hakkında Ekim Ayında Sunulacak Raporu Büyük Bir İlgiyle Bekliyoruz": “Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye'nin  AB'ye karşı üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesi  gerektiğini ve Atina'nın, AB Komisyonunun Türkiye hakkında  gelecek ay sunacağı değerlendirme raporunu büyük bir ilgiyle  beklediğini söyledi. Karamanlis, 71. Selanik Uluslararası Fuarı çerçevesinde düzenlediği basın toplantısında, ‘Yunanistan'ın, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs gemilerine açmaması durumunda Türkiye'nin üyelik sürecini veto edip etmeyeceği’ konusunda bir soruya  cevaben şöyle dedi: ‘Biz Türkiye'nin üyelik sürecini çok açık  bir gerekçeyle destekliyoruz. Yani, Avrupa yolunda ilerleyen,  diğer bir deyişle bir Avrupa devleti ve Avrupa toplumunun  kuralları ve kriterlerini, aralıklı olarak da olsa kabul  eden bir Türkiye, bütün vatandaşları ve haliyle komşularının  yararınadır. Bu yolda ilerleyen bir Türkiye, AB ile bazı  yükümlülükleri içeren bir sözleşme yapmıştır. Bu  yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekir. Bunun başka yolu  yok. Geçmişte hiçbir ülkeye ayrıcalık tanınmadı, şimdi de  tanınmayacak. Bunun ötesinde, değerlendirmek üzere, ekim  ayında sunulacak raporu büyük bir ilgiyle bekliyoruz.’” (11/09)

 

 

ULUSLARARASI BASIN:

 

Euronews: "Finlandiya Başbakanı Vanhanen: Türkiye'nin          Katılımı, Avrupa'daki Siyasi İstikrarı Güçlendirecektir":

 

            “SORU: AB'nin Ocak 2007'de başlayacak döneminden  bahsedersek; Bulgaristan ve Romanya olmak üzere, iki yeni  üyemiz olacak. Bu iki devletin AB'ye girişinde Finlandiya  hangi rolü üstleniyor?

 

            VANHANEN: Gerçekten çok önemli, özellikle sembolik  öneminden dolayı. Katılımdan önceki son karar aşaması da,  bir önceki Finlandiya dönem başkanlığı sırasında olmuştu.  Şimdi, şu anki başkanlığımız süresi içinde müzakereleri  başarıyla sonuçlandırırsak, büyük bir zafer elde edeceğiz.

 

            SORU: Zira siz, önceki Finlandiya dönem başkanlığındaki önemli olaylara değindiniz. Türkiye'den bahsedelim. Bu ülke, Avrupa'ya katılım için gerekli istekleri bir gün hangi  noktaya kadar yerine getirebilecek?

 

VANHANEN: Şu an bunları yerine getirmiyor. Ancak sanırım  ve umarım ki bir gün bunları yerine getirebilir. Büyük bir  ülke olan Türkiye'nin, Avrupa'nın ve komşu ülkelerinin  istikrarı için Avrupa standartlarıyla bütünleşebilmesi  ve bu temelde toplumunu geliştirebilmesi çok önemli. Bu,  Avrupa'daki siyasi istikrarı güçlendirmeye yarayacak. Ortak  görüşe göre Türkiye, şu an katılım kriterleri bakımından  memnun etmiyor. Ancak Türkiye yeterli bir düzeye ulaştığı  zaman, Avrupalıların görüşlerini değiştirmesini umuyorum.  Türkiye'nin o seviyelere ulaşacağına inanmak lazım.” (AB Dönem Başkanı  Finlandiya'nın Başbakanı Matti Vanhanen ile yapılan  mülakat, 09/09)

 

International Herald Tribune: "Sarkozy Global Bir Dalgalanma Yaratabilir": “Fransa Cumhurbaşkanlığı koltuğuna göz koyan Nicolas  Sarkozy, Türkiye'nin hiçbir zaman AB'ye üye olmaması  gerektiğini söylerken, jeopolitik meselelerden çok  muhtemelen Fransız seçmenleri dikkate almış olabilir. Ancak yetkililerin ve siyasi analistlerin dünkü  açıklamalarına göre, Sarkozy'nin bu sözleri, Türkiye'de  ve Avrupa'yla geniş anlamda stratejik ilişkileri bulunan Müslüman dünyasında dalgalanmalar oluşmasına neden olabilir.70 milyondan fazla nüfusu bulunan ve çoğunluğu  Müslüman olan Türkiye'yi AB'ye davet etme konusundaki  endişeler yeni bir konu değil… Sarkozy'nin tepki çekmesinin nedeni, son yaptığı  açıklamaların zamanlaması oldu: Söz konusu açıklamalar,  Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin görüşmelerin bazı konulara  takılı kaldığı ve tarafların hayal kırıklığına uğradıkları  bir döneme rastladı. Bu ifadelerin, Fransa Cumhurbaşkanlığı  seçimlerine sadece yedi ay kala, AB'nin en güçlü ülkelerinden  birinin gelecekteki potansiyel cumhurbaşkanına ait olması,  öncekilere nazaran bu açıklamaları daha da etkili kılıyor.Bu durumda, Türkiye'nin üyeliğine karşı Fransa ve  Almanya'nın ittifak sağlaması mümkün görünüyor.” (Avrupa Baskısı, Katrin Bennhold, Dan Bilefsky,  11/09)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Eleftheros Tipos: "Türkiye için Altı Madde": “Lefkoşa, Türkiye'nin katılım süreci ilerleme raporuna  altı şart getirilmesini istiyor. Kıbrıs Hükümetince yayımlanan memorandumda, Lefkoşa'ya Kıbrıs sorununda AB içinde daha aktif  bir rol ve Türkiye'nin AB sürecinin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin  tanınmasına bağlanmasını talep etme niyetleri ortaya konuyor.  Kıbrıs Rum tarafının, 24 Ekim'de açıklanacak ilerleme raporuna  dahil edilmesini istediği diğer hususlar ise şunlar:

 

            1- Raporun yapısına ilişkin olarak Lefkoşa, Kıbrıs  sorununun ‘Bölgesel Konular’ değil, ‘Siyasi Kriterler’  bölümüne dahil edilmesini ve Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti  ile ilişkilerini normalleştirmesini istiyor.

            2- Lefkoşa, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye'nin  hiçbir adım atmadığının rapora yansıtılmasını, üst düzey Türk yetkililerinin açıklamalarında saldırgan ifadelerin yer aldığı  ve Annan planına dayanmayan her türlü çözüm çabalarında  isteksizlik bulunduğunun vurgulanmasını istiyor.

            3- Kıbrıs Cumhuriyeti'nin birçok uluslararası organa  katılmasının Türkiye tarafından engellediği konusuna  değinilmesi isteniyor ve ‘Açık Gökyüzü Anlaşması’,  ‘Uluslararası Füze Teknolojisi Düzeni’, ‘Karadeniz  Ekonomik İşbirliği Örgütü’ gibi örnekler veriliyor.

            4- Katılım müzakerelerinin başlamasının ön şartı olarak  Gümrük Birliğine ilişkin Türkiye'nin aldığı yükümlülüğün bütün  ayrıntıları hatırlatılıyor.

            5- Türkiye'nin siyasi ve askeri yönetimleri arasındaki  ilişkilerin ve Türkiye'nin dış politikasının şekillenmesinde  ve özellikle Kıbrıs sorununda ordunun rolüne ilişkin net  mesajlar veriliyor.

6- Dini özgürlükler, yasalara uyma ve günlük hayatta uygulama konularında ilerlemenin yavaş olduğuna değinilerek,  Ekümenik Patrikhane ve Heybeliada Ruhban okulu konularına  yer veriliyor.”  (Angeliki  Spanu, 11/09)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 11 Eylül 2006 tarihinde  Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

ESKİ SAYILAR