13.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Washington Times: "Batı Türklerin Gözünde Cazibesini Yitiriyor": "Bir kamuoyu araştırması, Türkiye'de hükümetin Batı ile  sorunlu ilişkilerine ilave olarak, NATO ve Avrupa Birliği  üyeliğine verilen desteğin zayıflamakta, İran'a desteğin  ise güçlenmekte olduğunu gösterdi.   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merkezi Washington'da  bulunan Alman Marshall Fonu tarafından Transatlantic Trends'e  yaptırılan kamuoyu araştırmasının ardından herhangi bir  radikal siyaset değişikliğine gitmedi. Ancak Ankara'daki diplomatlar genellikle ‘Batı'ya karşı  kayda değer bir soğukluk’ olduğunu ve Türkiye'nin geleneksel  ittifaka bağlılığının zarar görebileceğini kabul ediyorlar. Diplomatlar, halkın düşüncelerindeki dramatik değişimi,  Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinde giderek artan  zorluklara ve ABD'nin Irak politikalarının onaylanmamasına  bağlıyorlar. Transatlantic Trends'in araştırmasına göre Türklerin  sadece yüzde 20'si ABD'yi destekliyor, AB üyeliğine verilen  destek ise 2004 yılındaki yüzde 73'ün orana karşın yüzde  54'e geriledi. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım çabalarında aldığı  son darbe de, geçen hafta Avrupa Parlamentosu'nun Dışilişkiler  Komitesi tarafından yayımlanan bir rapor oldu. Raporda vaat  edilen reformların gerçekleştirilme hızı eleştirilerek, ifade  özgürlüğü, kadına karşı şiddet, yolsuzluk konusunda yeterli  ilerleme sağlanamadığı ayrıca dini ve etnik azınlıkların  kötü durumlarının hafifletilmesi konusunda yeterli çaba  gösterilmediği kaydedildi."  (Andrew Borowiec, 12/09)

ALMANYA BASINI:

Frankfurter Rundschau: "AB Üyeliği... SPD Heyeti Türkiye'deki Reform Sürecini Övüyor": "Hessen Eyaleti SPD Avrupa Çalışma Grubu Başkanı  Christel Hofmann Türkiye ziyaretinin ardından ‘Türkiye  ile üyelik müzakereleri tıkanıklığa uğratılmamalı’  talebinde bulundu. Hoffmann, AB perspektifi çerçevesinde  Türkiye'deki reform gayretini övdü. Hessen SPD heyetinin  edindiği izlenimleri ve yaptığı görüşmeleri Hoffmann,  ‘Üyelik müzakerelerinin devam ettirilmemesi durumunda  Türkiye'ye sadece milliyetçi ve köktendinci bir devlet  olma yolu açık kalacak’ şeklinde özetledi. Heyete SPD Grup Başkanı Jürgen Walter ve eski  bakanlardan Gerhard Bökel, Lothar Klemm ve Hartmut  Holzapfel da dahildi. Walter, Türkiye'nin başka hiçbir  Avrupa ülkesinde var olmayan bir ‘dramatik ve dinamik  bir reform süreci’ yaşadığını söyledi. SPD Eyalet Meclisi  Grubu Başkanı Walter, Türkiye'de Almanya'daki Türkler  hakkında sahip olunan düşünceden daha farklı bir Türk  imajının var olduğunu belirtti."  (GRA rumuzlu, 12/09)

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "İnsanlar Yasa Karşısında Eşit Değil":

            "SORU: AB Parlamenteri Martin bir numaralı adayınız olduğuna göre, AB de seçim kampanyası konularınız arasında  yer alıyor?

            KUTSCHI: Evet. Şu anki durumda, halk arasında oylama yapılmadan, AB'ye başka ülkelerin, özellikle de Türkiye'nin  katılımına karşıyız.

            SORU: BZÖ ile FPÖ de aynı şeyi söylüyor. Sizin farkınız  ne?

            KUTSCHI: Biz saldırgan bir dil kullanmıyoruz, Türklerin  AB'de ve Avusturya'da bulunmalarına karşı değiliz, yalnız  Türkiye'nin AB'ye katılımına karşıyız...." (Regina Pöll, Avusturyalı AB Parlamenter Hans Peter Martin'in listesinden Steiermark eyaleti adayı  olarak seçimlere katılacak olan Patrik Kutschi ile yapılan mülakat, 12/09)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Blair: Türkiye'nin AB'ye Üyeliğini Reddetmek Büyük Bir Hata Olur": "İngiltere Başbakanı Tony  Blair, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini  reddetmenin büyük bir hata olacağını ifade etti. İngiltere Sendikalar Konfederasyonu’nun Brighton'da  düzenlediği kongrede konuşan Blair, ‘Her türlü kriteri  yerine getirmesine rağmen Türkiye'nin AB'ye üyeliğini  reddetmek, Avrupa ve Avrupa sınırları dışında büyük bir  deprem etkisi yaratır. Böyle bir durumda, uzun vadede  kaybeden biz oluruz.’ dedi. Öte yandan, İngiltere'nin AB işlerinden sorumlu  Bakanı Geoffrey Hoon bugün Atina'da yaptığı açıklamada,  Türkiye'ye, Kıbrıs bandıralı uçak ve gemilere,  havaalanlarını ve limanlarını açarak AB'ye verdiği  taahhütleri yerine getirmesi çağrısında bulundu. Hoon, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni  ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın  toplantısında, ‘Türkiye'yi, AB'ye verdiği sözleri  yerine getirirken görmek istiyoruz.’ dedi." (12/09)

 

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "Korku Senaryosu": "AB'de Türkiye'nin süreciyle ilgili olarak gelişmekte  olan senaryolar, ilk önce ekim ayında bir ‘tren kazasının’  olmasından kaçınmayı amaçlıyor. Birçok fikir ileri sürüldü  ve AB'deki formüllerin her zaman görüşlerin birleşmesi  vasıtasıyla uzlaşma sonucu oluşması nedeniyle, bu kez de  bunun olacağı yönünde değerlendirme yapılıyor. Amaç,  sorunlarla karşılaşacağını önceden bildikleri bir sürecin  düzeltilmesidir. Özellikle de kulis faaliyetlerinde görülen o ki AB'de,  tam üyelik yerine Türkiye ile özel bir ilişkinin  kurulmasıyla ilgili perspektifi daha mümkün olarak addeden  bir eğilim güçleniyor. İçte eskiden beri geçerli olan  stratejik ve politik reformların geçersizleştirilmesine  havale edilecek reformlarda ilerlemeye niyetli olmadığı  görülen Türkiye'de de aynı görüşün güçlendiği görülüyor. Sahne yeni yönelim temelinde kurulsa bile, bu özel  ilişki, Yunanistan ve Kıbrıs aleyhinde olacak. Türkiye,  Kıbrıs sorununda ve AB-Türkiye ilişkilerinde faaliyetlerde  bulunma güdüsüne sahip değil. Öte yandan elde edeceği  özel ilişki statüsünden Avrupai faydalar sağlayacak. Türkiye'nin Avrupalılaşma sürecini terk  etmesi ya da bu sürecin yıkılması durumunda, boşlukta  bulunmamamız gerekiyor. Bir sonraki günün olması gerekiyor."  (Kostas Venizelos, 12/09)

Simerini: "Dostluk Başka Alışveriş Başka ve Boş Umutlar": "Eğer ortaklar, Türkiye'ye dürüst davranmazlarsa  ve ona gerçeği söylemezlerse, Türkiye'nin AB'ye yönelik  sürecinin Avrupa için tehlikeli bir macera içinde  gelişmesi olasıdır. Şimdilerde Türkiye, kendi iç sorunları  ve güvensizlik nedeniyle reformlarda yapması gerektiği  gibi ilerlemiyor. Reformlar, şu Türk tezi üzerine  resmediliyor: Ülkenin tamamen demokratikleşmesi, Kemalist  devletin bütünlüğünü tehdit edecektir. Ancak Türkiye, siyasi sistemini değiştirmesi ve çok  uluslu ile çok kültürlü kimliğini kabul etmesi konusunda  karar vererek, siyasi ve demokratik açıdan olgunlaşmalıdır.  Bu yönde ilerleyememesi durumunda, AB'nin tam üyesi olma  imkanına sahip olmayacak. Bu yüzden de ona özel imtiyazlı  bir statü önerilecektir. Elbette bunu ABD de kabul ederse... Sonuç olarak 2014'e kadar Türkiye'nin özel ilişkiyi  kabul etmemesi ve Avrupalıların da tam Türk üyeliğini kabul  etmemesi durumunda, bir krize girmemiz olasıdır. (…) Hakikaten AB, Türkiye'yi boş umutlarla beslemeksizin  sorumluluklarını üstlenmesi yönünde ona gerçeği söylemelidir.  Zira dostluk başka, alışveriş başka. Böylelikle gelecekteki  tepkileri veya zarar verici krizleri ortadan kaldırmış olur."  (Yannos Haralambidis, 11/09) 

 

İNGİLTERE BASINI:

The Guardian: "Batı'nın Türkiye'ye İhtiyacı Var": "Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB girişimini  kesin bir şekilde reddetmiş olması Ankara için oyunun  bittiği anlamına gelmiyor. Fransa'nın hırslı İçişleri  Bakanı kendisini Jacques Chirac'ın halefi olarak  Görüyor, ancak henüz cumhurbaşkanı seçilmiş değil ve  merkez solun olası adayı Segolene Royal'ın rakibi  olması halinde seçilemeyecek de. Ayrıca Sarkozy  AB'yi de yönetmiyor.  Gene de Sarkozy'nin görüşleri, Alman Şansölyesi  Angela Merkel ve diğer Avrupalı liderlerin düşmanca tutumuyla  birleştiğinde Türkler için cesaret kırıcı bir anlam taşıyor.  Sarkozy Brüksel'de yaptığı açıklamada, ‘Pek çok sebepten  ötürü Türkiye ile ilişkilerimizi derinleştirmeli ancak tam  üyelik kadar ileri gitmemeliyiz. Kimin Avrupalı olduğunu  kimin olmadığını söylemeliyiz. Artık bu soruyu açık bırakmak  mümkün değildir.’ dedi. Sarkozy'nin olumsuz tavrı, gelecek ay AB'nin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn tarafından  hazırlanacak ‘ilerleme raporu’ öncesinde, Türkiye'nin AB'nin  taleplerinin yerine getirme isteğini azaltıyor. Bu talepler  arasında, ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve genellikle  milliyetçilerin gösteri mahiyetindeki davaları açmalarına  imkan veren yasaların kaldırılması da yer alıyor. Kamuoyu araştırmaları Avrupa'nın Türkiye'ye soğuk  davranmasının kamuoyunda geniş çapta bir etkisi olduğunu  gösteriyor.  Geçen hafta sonuçları açıklanan, Alman Marshall  Fonu tarafından yapılan Transatlantic Trends araştırması,  Avrupalıların yüzde 32'sinin Türkiye'nin AB üyeliğini ‘kötü  bir şey’ olarak gördüğünü ortaya koydu ki bu iki yıl içinde  yüzde 12'lik bir artışa tekabül ediyor. Sonuçlara göre Türk  kamuoyu, ‘ABD ve Avrupa'dan soğurken İran'a yakınlaşıyor’.  Amerikan ve İngiliz yönetimleri, uzun süredir çoğunluğu  Müslüman olan Türkiye'yi İslam dünyası ile aralarında bir  köprü olarak görüyorlar. Ancak George Bush'un ‘Tahran  tiranlarına’ karşı bu kadar artan iyi niyet, fazla ileri  gitmiş bir köprü olarak görülebilir. Bu tür eğilimlerin tek suçlusu Avrupalı liderler. Tam da  Batı'nın ona en çok ihtiyaç duyduğu dönemde Türkiye'yi  uzaklaştırıyorlar. Bu gerçekse Washington'da, bazı Avrupa  başkentlerine oranla daha kolay kabul ediliyor."  (Simon Tisdall, 12/09)

 

İSPANYA BASINI:

Diario Sur: "AB, Türkiye'ye Vaatlerini Yerine Getirmesi İçin Yıl Sonuna Kadar Süre Veriyor": "Fransa, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ziyaretinin  arifesinde Türkiye'ye, Gümrük Birliği, özellikle de Kıbrıs'a  saygı konusunda Avrupa Birliği'ne verdiği sözleri ‘yıl  sonundan önce’ yerine getirmesi gerektiğini hatırlattı. Avrupa İşlerinden Sorumlu Fransız Bakan Catherine  Colonna, ‘Türkiye'nin saygı duyması gereken zorunlulukları  var (...) Bunu unutmaması ve bir değerlendirmenin yapılacağı  yıl sonundan önce bunları yerine getirmesi iyi olur.’ dedi. AB Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner de görüşlerini, ‘Türkiye'nin ilerlemesi ve reformlarına hız  vermesi gerekiyor’ şeklinde ifade etti." (11/09)

 

İSVİÇRE BASINI:

Le Temps: "25'ler ile Türkiye Arasında Yeni Bir Kriz": "Ankara ile Brüksel arasında her defasında sesler  yükselmeye başladığında Avrupa Birliği'ne doğru ‘Türk  treninin’ ilerleyişi hakkındaki spekülasyonlar yeniden  ortaya çıkıyor. Ay başından bu yana trenin yolculuğuyla  ilgili birtakım senaryolar bir kez daha pupa yelken  ilerliyor. Özellikle de, geçen hafta Avrupa Parlamentosu  Dış İlişkiler Komisyonu tarafından Türkiye hakkındaki  raporun onaylanmasından sonra. Bir yıldır reformların hızı düşüş gösterdi. Kıbrıs  Cumhuriyeti ile ilişkiler normalleştirilemedi. Ermeni  soykırımının tanınmasına dair hiçbir adım atılmadı. Bunlar,  AB'ye her türlü entegrasyonu öncesinde Türkiye'nin yerine  getirmesi gereken şartlardır. Hiçbir yasal değeri olmayan bu  rapor, Avrupa Komisyonu’nun, 24 Ekim'de açıklanacak olan ve  ciddi olarak nitelenen daha zorlayıcı bir başka metnin  redaksiyonunu bitirdiği sırada onaylandı." (Delphine Nerbollier, 12/09)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Ethnos: "Türkiye-AB İlişkilerinde Kör Uçuş": "Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan ‘sıcak diplomatik  savaşa’, Atina ‘plansız’ giriyor ve bir kez daha tehlikeli  ‘bekle gör’ tutumunu benimsiyor. Türkiye'nin, Gümrük Birliği  Genişleme Protokolü'nü, Kıbrıs'a uygulamayı reddetmesiyle  çıkmaza giren Türkiye-AB ilişkilerinde, muhtemel bir krizin  yaşanacağına dair Avrupa'da ciddi kuşkular bulunuyor. Türk  treninin raydan çıkmasını engellemek için, AB'nin  inanırlığını da koruyacak bir uzlaşmanın sağlanması amacıyla,  perde arkasında yoğun bir diplomatik faaliyet yürütülüyor. Komisyon'un Türkiye hakkında 24 Ekim'de açıklayacağı  rapor, gelişmelerde anahtar rolü oynayacak. Yunan Hükümeti, bu dönemde, Komisyon'a gönderdiği  memorandum dışında, Komisyonu ve diğer Avrupa ülkelerini  etkileyecek yoğun bir çaba içine girmedi. Hollanda Dışişleri Bakanı Bot ve önümüzdeki salı günü  İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Hoot'un  (kendi inisiyatifleriyle) ziyaretleri dışında, Türkiye'nin  AB sürecine ilişkin kritik kararların alınacağı müzakerelerde  Yunanistan yok. Atina'nın hareketsiz ve kararsız tutumu,   Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı’nın, farklı frekanslarda  hareket ettiklerini, yeni dönemle ilgili taktiğin  şekillenmediğini ve alternatif planların tespit edilmeğini  gösteriyor." (Nikos Meletis, 10/09)

 

 

NOT: Bu bülten, 12 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR