ABD
BASINI:
Sunday Washington Times: "Türklüğe Hakaret":
"(…) En çok satan Türk romancısı Elif Şafak'ın yakın zamanda yapılacak
yargılanması, Türkiye'de uzun süredir devam eden ifade özgürlüğüne
ilişkin tartışmaları yeniden başlattı. Uluslarararası edebiyat ve insan
hakları örgütü olan PEN American Center'a göre Şafak, halen Türkiye'de
benzeri suçlardan hakkında iddianame hazırlanan ya da yargılanmakta
olan 70 yazar, yayıncı ve gazeteciden birisi. Ancak bu son örnek,
Şafak'ın kurgusal bir karakterinin sözlerinden dolayı yargılanacak
olması nedeniyle dikkat çekici. Son yıllarda diğer ifade özgürlüğü
davaları teknik nedenlerden dolayı açılmış ancak belki de Avrupa'dan
Türkiye'ye insan haklarını geliştirmeye olan kararlılığını göstermesi
için yapılan baskılar nedeniyle yetkililerin davaları düşürmelerine
neden olmuştu. Belki de en fazla ilgi çeken unsur, Türkiye'de ifade
özgürlüğü mücadelesi ile ülkenin Avrupa Birliği'ne üyelik için yaptığı
başvuru arasındaki bağlantı oluyor. 'Hukukçular Birliği' olarak bilinen
aşırı milliyetçi avukatlar grubuna mensup olan Kemal Kerinçsiz, Şafak'a
yönelik girişimlerin öncülüğünü yapıyor. Türk kamuoyunun desteğini
almıyor olsalar bile bu tür gruplar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
başvurusunu engellemek için ifade özgürlüğünün yargılanmasına gayret
gösteriyorlar ve söz konusu milliyetçiler, Avrupa Birliği üyeliğini
elde etmek amacıyla, örneğin Ermeni soykırımını tanımak gibi,
Avrupa'nın taleplerine boyun eğmeyecekleri konusunda ısrarcılar.
Sonuçta Türklerin, bu küçük aşırı milliyetçi grup dışında ifade
özgürlüğü ve AB üyeliğini destekledikleri görülüyor ancak Doğulu
mirasına sadık kalarak daha güçlü bir Türkiye kurma iddiasındaki bu
aşırılar, aslında AB üyesi bir Türkiye'nin geleceğini tehlikeye sokarak
ülkenin istikrarını bozuyorlar." (17/09)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Türkiye AB'ye
Uygun mu?":
"SORU: Türkiye de AB üyesi olmalı mıdır?
PAPULYAS: Yunanistan başından beri Türkiye'nin AB
üyeliğini desteklemektedir. Böylece Avrupa ilkeleri çerçevesinde gerçek
demokratik reformlar için Türkiye'ye bir şans tanımak istemiştik. AB
üyeliği için jeostratejik ya da ekonomik çıkarlar nedeniyle istisnalar
uygulanamaz. Türkiye'nin AB üyesi olabilmesi için AB kriterlerini
istinasız bir şekilde yerine getirmesi gerekir.
SORU: Kıbrıs'ın tanınması da buna dahil mi?
PAPULYAS: Türkiye, AB üyesi olarak işgal güçlerini
Kıbrıs'ta tutamayacaktır. Burada bir AB üyesi işgal altındadır. Bu
nedenle işgalcinin AB'ye üye kabul edilmesi ihtimal dışıdır. Türk
Hükümeti Kıbrıs konusunda inadından vazgeçmeli, askerlerini geri
çekmeli ve limanları açmalıdır.
SORU: O zaman AB yolu açılacak mı?
PAPULYAS: Katılım kriterlerinin yerine getirilmesi
durumunda ‘evet’. Diğer yandan Türk Hükümeti’nin, müzakerelerde
beklenen başarıyı sağlayamaması, reform çabalarında bitkin düşmesi de
ihtimal dışı değildir. Türk toplumunda bu konuda görüş farklılığı söz
konusu. Bir kesim AB üyeliğini isterken, ordunun da dahil olduğu diğer
kesim buna karşı çıkıyor. AB, bu kesimin çıkarlarına ters düşüyor."
(Wulf Schmiese, Yunanistan Cumhurbaşkanı
Karolos Papulyas ile yaptığı mülakat, 17/09)
Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Türkiye Hala
AB'ye Girmek İstiyor mu?": "Frank-Walter
Steinmeier bundan yaklaşık bir hafta önce İstanbul'daydı ve bir uyarı
yaptı. Alman Dışişleri Bakanı, Ankara Protokolü tartışmasının bir krize
dönüşmemesi için dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Bu Steinmeier'in
yanı başında duran Türk meslektaşı Gül'e yaptığı bir göndermeydi. Zira
Avrupa Birliği’nin Türkiye ile oldukça yavaş yürüttüğü üyelik
müzakerelerinin önünde bulunan en büyük engel şu an, kısaca ifade etmek
gerekirse, Kıbrıs'a ait uçak ve gemilerin Türk havaalanı ve
limanlarını kullanımını düzenleyen ve Ankara'nın kabul etmediği bir
protokol. Berlin için mesele hassasiyet arz ediyor. Şansölye Merkel
aslında hep Türkiye'nin AB üyeliğine şüphe ile yaklaşmış olsa da Türk
tarafı ile yaptığı görüşmelerde üyelik müzakerelerinden geri
dönecekmiş izlenimi vermiyor. Ancak buna rağmen CDU'nun hala
‘ayrıcalıklı ortaklık’ modeline ulaşmak hedefinde olduğunu söylüyor ve
Ankara'ya 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile üyelik hakkı
tanındığı yönündeki gerekçeye ise Türkiye'nin o dönemlerde vaat edilen
haklara şimdiden sahip olduğunu söyleyerek yanıt veriyor. Bu, tam
üyelik planlarının gerçekleşmemesi durumunda Ankara'nın kaybedilmemesi
için Türkiye'ye bir köprü kurulması gayreti olabilir. Zira,
Türkiye'deki reform gayretindeki yavaşlama sadece Brüksel ve birçok AB
hükümetlerinde uyanış ve öfkenin büyümesine neden olmadı. Buna ilaveten
Türk Hükümetinin iç siyasi nedenlerden dolayı müzakereleri askıya
alabileceği olasılığı üzerinde duruluyor. Bu görüşü Türkiye'nin AB'ye
üyeliğinin destekleyicisi olan Steinmeier Şansölye Merkel'in de
bulunduğu bir ortamda dile getirdi. Bu senaryo, Türkiye'nin AB
gayretlerinin son dönemlerde dikkat çekici bir şekilde azalması
nedeniyle tamamen ihtimal dışı değil ve önümüzdeki yıl Türkiye'de hem
Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Türkiye'nin felce
uğrayan reform gayreti Berlin'de yeni bir güç dengesi ile karşılaşıyor.
CDU'lu Federal Meclis Dışilişkiler Komisyonu Başkanı ve Türkiye'nin AB
üyeliğine ezelden beri karşı olan Matthias Wissmann, sosyal
demokratların yeni bir pozisyonlarının olduğu görüşünde: ‘Şansölye
Schröder ve Dışişleri Bakanı Fischer'in görevlerinden ayrılmasından bu
yana SPD içerisinde Türkiye'nin üyeliğine şüphe ile yaklaşanların
sesleri daha da yükselmeye başladı.’" (Eckart Lohse, 17/09)
YUNANİSTAN BASINI:
Kathimerini: "Bir Soru, Bir İkilem ve Bir Bilmece":
"Türkiye'nin, Kıbrıs'la ticareti kabul etmemesinden dolayı, Avrupa'yla
yaşanabilecek olası bir ‘çatışma’dan kaçış yolları arayan Avrupa,
Türkiye'nin ‘kör düğüm’ olan adaylığıyla karşı karşıya. Türkiye'nin
Kıbrıs'la ticareti reddetmesi karşısında Lefkoşa ve diğer başkentler
de Ankara'yı, katılım müzakerelerinin raydan çıkmasıyla tehdit
ediyorlar. Çıkmaz sadece bir soru değil bir ikilem ve bir de bilmece
doğuruyor. Soru, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ne kadar
‘blöf’ yaptığı, son anda katılım müzakerelerinin ertelenmesi tehlikesi
karşısında geri adım atıp liman ve havaalanlarını Kıbrıs gemi, uçak ve
mallarına açıp açmayacağıdır. Ankara'nın blöf yapmadığı kabul
edildiğinde ortaya çıkacak ikileme müzakerelerin ertelemesi yönünde bir
ceza verilmesi durumunda, böyle bir erteleme kararının, sadece Erdoğan
için değil, Avrupa ve özellikle Kıbrıs ile Yunanistan için tehlike
içermesine karşın, siyasi bakımdan bir o kadar da mümkün ve yararlı
olduğu görülüyor. (…) Bilmece, ertelemenin nasıl hem Ankara ham de
Kıbrıs tarafından kabul edilir şekilde yapılacağı. Yavaş yavaş su
yüzüne çıkan alternatif senaryolar, işte bu ince dengenin pazarlığına
dayanıyor." (Konstandinos Kalergis, 18/09)
Yunanistan'ın Sesi Radyosu: "Valinakis: Türkiye'nin
AB'ye Özellikle Doğu Pazarı Gözüyle Bakması Yanlış":
"Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis, Türkiye'nin AB'ye pazar
veya doğu pazarı gözüyle bakmasının yanlış olduğunu söyledi. Valinakis,
New York'ta Yunanca yayımlanan Ethnikos Kirikas gazetesine verdiği
demeçte, şöyle dedi: ‘Yunanistan, Türkiye'nin Avrupa'ya uyumunu
samimiyetle destekledi. Bu da, fırsattan yararlanma değil, stratejik
bir tercihtir. Daha ilk andan itibaren, komşu ülke Türkiye'nin Avrupa
değişiminin hedefimiz olduğunu ilan ettik. Bu sadece Türkiye için
geçerli değil. Türkiye'nin Avrupa yapısına entegre olma çarkı, bunun
için çalışan ve bunu başaran bütün ülkeler için lehte bir unsur olarak
çalışmıştır. Bu da, AB'nin demokrasi, hukuk devleti, insan haklarına
saygı, işbirliği yükümlülüğü ve iyi komşuluk ilişkileri gibi ilkeler ve
değerler üzerine inşa edildiği için olmuştur. Avrupalı olma hayali olan
bütün ülkelerin, AB'nin ileri sürdüğü kriterler ve koşullara kesinlikle
ve tastamam uyması gerekir." (Katerina Thanasula, 18/09)
Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Bakoyanni: Yunanistan'ın
Avrupalı Bir Türkiye ile Komşu Olması Hayati Önem Taşıyor":
"Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Birleşmiş
Milletler 61. dönem çalışmaları ve Yunanistan'ın BM Güvenlik Konseyi
başkanlığı dolayısıyla uluslararası haber ajanslarına verdiği demeçte,
Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını istediğini ancak
Ankara'nın AB üyesi olmak istediği takdirde Kıbrıs'ı tanıması
gerektiğini söyledi. Bakoyanni, ‘AB'ye üye olmak isteyen diğer
ülkeler gibi Türkiye'nin de, insan haklarına ve dini özgürlüklere
saygı, komşu ülkelerle iyi ilişkiler ve Gümrük Birliği dahil birçok
üyelik şartını yerine getirmesi gerekir.’ dedi. Yunanistan'ın, Avrupalı
bir Türkiye ve Avrupalı bir demokrasiyle komşu olmasının hayati önemi
haiz olduğunu vurgulayan Bakoyanni, bu nedenle Türkiye'nin AB'ye
girmesinden yana bu kadar açık bir şekilde tavır koyduklarını, ancak
bunun şartsız olamayacağını belirtti." (Anna Kurti, 18/09)
NOT:
Bu bülten, 18 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR