ABD BASINI:
AP: "Lagendijk: Türkiye İfade Özgürlüğü Konusuna
Eğilmeli": "Bir Avrupa Birliği milletvekili
Türkiye'nin, -ülkenin AB ile müzakerelerini güçleştiren tartışmalı konu-
Ceza Yasası’nın ifade özgürlüğüyle ilgili maddesi hakkında çok yakında
bir ilerleme kaydedebileceğini söyledi. Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye
Karma Komisyonu Eşbaşkanı Hollandalı AB milletvekili Joost Lagendijk,
söz konusu açıklamayı, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin katılım
başvurusu konusundaki ilerleme raporunu iki hafta ertelediğini
açıklamasından bir gün sonra yaptı. Joost Lagendijk, söz konusu
ertelemenin, Türk Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi konusunda ilerleme
kaydedilmesi yönündeki çabaların artırılmasına imkan tanıyabileceğini
söyledi. Bu madde, ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin ya da Türklüğün’ küçük
düşürülmesini cezaya bağlıyor. Lagendijk ve Alman milletvekili Cem
Özdemir, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin Türkiye ile
ilgili ayrı bir rapordaki ifade tarzının yumuşatılmasını isteyerek,
AB'nin Türkiye'den taleplerinin çoğaltılmasının 25 üyeli Birlik
tarafından öne sürülen asıl şartların çok ötesine geçtiğini söylediler.
Lagendijk ve Özdemir, özellikle Türkiye'nin liman ve havaalanlarını
Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması gerektiğine ilişkin madde dahil,
raporun önemli noktalarına destek verirken rapordaki bir takım
değişikliklerin çok ileri gittiğini, Türkiye'ye karşı bir önyargı
oluşturduğunu ve Parlamentonun güvenilirliğine zarar verdiğini söyledi.
Lagendijk görüşmelerin yakında askıya alınmasının muhtemel olmadığını
düşündüğünü ifade etti. Lagendijk, ‘Bir tren kazası olası değil. Bazı
müzakere bölümlerini bir kenara bırakarak küçük bir kaza yaşayabiliriz.’
dedi." (Jan Sliva, 20/09)
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung: "Öngörülebilir Bir Kaza":
"Avrupalı siyasetçi ve diplomatlar aday ülke Türkiye ve önümüzdeki
sonbahara baktıklarında bir krizden değil ‘tren kazasından’
bahsediyorlar. Bu kazanın gerçekleşecek olmasından şüphe duyan neredeyse
yok denecek kadar az. Sadece oluşacak hasarın boyutu merak ediliyor:
Tren üyelik müzakerelerini ne kadar rayından çıkarabilir ve ne zaman
yeniden müzakereler başlayabilir? Bu çarpışmayı engellemek henüz
Ankara'nın elinde. Ancak maalesef salı akşamı bu fırsat kullanılacakmış
gibi görünmüyordu. Şayet kriz çıkarsa bunun nedeni Kıbrıs olacak.
Türkiye defalarca ve ısrarla liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi
işletmecileri ve havayolu şirketlerine açmayacağını ilan ederken, AB ise
Ankara'nın yükümlülüğü altına girdiği şartları yerine getirmediği
takdirde bunun tepkisiz kalmayacağını söyledi. AB içerisinde bazı
ülkelerin, Türkiye'nin üyeliğini engellemek için Kıbrıs ihtilafının
arkasına sığındıkları bir sır değil. Bu nedenle Türkiye dostları bazı
diğer alanlarda reform adımlarının atılmasını ummuşlardı. Türk
Hükümeti’nin, Meclisi tatilin bitimine iki hafta kala toplantıya
çağırmış olmasını bazıları olumlu bir işaret olarak yorumlamışlardı.
Ancak iyimserler hayal kırıklığına uğrayabilirler: Ankara tarafından
yapılması vaat edilen reformlar aslında birer reformcuktan ibaret ve
beklenen vurucu darbe gelmedi." (Kai Strittmatter, 20/09)
FRANSA BASINI:
AFP: "Avrupa Sosyalist Partisi Türkiye ile İlgili Raporun
Yumuşatılmasını Talep Ediyor": "Avrupa
Parlamentosu Sosyalist Partisi, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler
Komitesi’nin eylül ayı başında onayladığı Türkiye raporunun ‘dengesiz’
olduğunu değerlendirerek, metnin yumuşatılması talebinde bulunacak.
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Parti Başkan Yardımcısı Hollandalı Jan
Marinus Wiersman, ‘Türkiye ile ilgili metin dengesizdir ve Avrupa
yanlısı Türklere saldırı niteliği taşımaktadır. Metnin yumuşatılması
için önerge sunacağız.’ dedi. Hollandalı Parlamenter, Sosyalist
Parti'nin, Türkiye'nin AB'ye girebilmesi için Ermeni soykırımını
tanımasına ilişkin ön şartın yer aldığı paragrafın metinden çıkarılması
için önerge vereceğini belirtti. Wiersman ayrıca, Sosyalist Parti'nin
‘imtiyazlı ortaklık’ fikrini de kabul etmediğini ifade ederek, ‘Türkiye
ile 3 Ekim'de başlayan görüşmeler, tam üyelik müzakereleridir. Başka
bir şey olamaz’ şeklinde konuştu." (20/09)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Erteleme ve Mesajlar":
"Türkiye'nin üyelik sürecine ilişkin İlerleme Raporu iki haftalık
gecikmeyle sunulacak. Bu erteleme, teknik sorunlarla ve son anda meydana
gelen gecikmelerle bağlantılı olabilir. Oysa, bilgiler 15 günlük
ertelemenin Türkiye'yi AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine
getirmesi, öncelikle Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü yeni 10 üyeye
uygulaması yönünde ikna etme çabalarıyla bağlantısı olduğunda ısrar
ediyor. Avrupa Komisyonu ve üye devletler, AB ile randevusunda tutarlı
olması için Ankara'ya kolaylık sağlıyorlar. Türkiye'nin malum şeyleri
ileriye götürmesi, AB ile ilişkilerdeki krizden kaçınması ve tam üyelik
olan amacına normal bir şekilde ilerlemesi için küçük bir erteleme
yeterli. Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine yönelik tepkilerin yoğunlaştığı
bir dönemde, Ankara'nın daha dikkatli olması gerekir. AB'nin önerdiği
kurallar temelinde çalışmalı ve kendisi de kuralların çerçevelerini
belirlemekte ısrar etmemeli. Türkiye devamlı olarak Avrupa'dan gelen
mesajlara maruz kalıyor. Türkiye, bu mesajları daha akıllıca
değerlendirebilirdi. Fransız üst düzey yetkililerin mesajları oldukça
açıktı ve Ankara tarafından başka bir şekilde yorumlanamaz."
(20/09)
İNGİLTERE BASINI:
BBC: "Papadopulos, Türkiye'yi Dünya Liderlerine Şikayet
Etti": "Kıbrıs Hükümeti ve Yunanistan, Türk
limanlarının Rum gemilerine açılmasına ilişkin anlaşmazlığı BM gündemine
taşıdı. Genel Kurul kürsüsünden 190'ı aşkın ülkenin devlet ve hükümet
başkanlarıyla, dışişleri bakanlarına hitap eden Rum lider Papadopulos,
Türkiye'yi AB karşısındaki bağlayıcı yükümlülüklerini yerine getirmeye
çağırdı. Bu arada, Türk mevkidaşı Abdullah Gül ile ikili bir görüşmede
bir araya gelen Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni de, Türk
limanlarının Rum gemilerine açılması konusunda belirgin bir ilerlemeye
ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Genel Kurul’da bir konuşma yapan
Papadopulos, Türkiye'yi Kıbrıs konusunda AB'ye karşı yıllar önce
üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemekle suçladı. ‘Şu ana kadar
Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinin onlarda gerekli siyasi iradeyi
yaratmasını ve Kıbrıs'ı düşman değil, bir ortak olarak görmelerini
sağlamasını umut etmiştik’ diyen Papadopolus, ancak Türkiye'nin bunu
yapmayı reddettiğini savundu. Rum lider ‘Bunun yerine, Türkiye'nin AB'ye
girmesine karşı takındığımız cömert tavır, ülkenin bazı uluslararası ve
bölgesel örgütlere katılmasına karşı abluka uygulanması ve Türk
limanları ve havaalanlarının Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılmasının
reddiyle karşılaştı.’ dedi." (Sema Emiroğlu, 20/09)
Financial Times: "Boğazın Kıyısında Çatışan Medeniyetler":
"’Medeniyetler çatışması’ ritüeli, artık iyice yerleşti. Batı'da
birileri "İslam'ı aşağılıyor" -Salman Rüşdi bir kitap yazıyor; bir
Danimarka gazetesi karikatür yayımlıyor; Papa bir konuşma yapıyor- ve
gösteriler sokaklara taşıyor. İslam’ın bir barış dini olduğunu göstermek
için Papa'nın kuklasını ateşe vermekten başka daha iyi bir yol olmasa
gerek! Yıllar boyu, Batılı laik Türkiye bu tür bağnazlıklardan
fazlasıyla uzak olarak görüldü. Ancak Papa'nın kısa bir süre önce
yaptığı konuşmaya en şiddetli tepki Türkiye'den geldi. Bu, sadece
Papa'nın kasım ayında Türkiye'yi ziyaret edecek olmasından dolayı değil,
gerçekten de kötü olay. İslam ve Batı arasındaki ilişkileri geliştirmeye
çabalayan politikacılar için, çoğunluğu Müslüman aynı zamanda laik,
demokratik ve Batı ile rahat ilişkiler içindeki bir ülke olarak tanınan
Türkiye her zaman büyük bir umut olmuştur. Sonuç olarak, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne üyelik girişimi simgesel bir konum kazanmıştır. Başkan
Bush, Türkiye'yi AB'ye kabul etmekle ‘Müslüman dünyası ile Batı
arasındaki ilişkilerde önemli bir ilerleme’ olacağını söylemişti. Önde
gelen Türk politikacılar da sık sık aynı görüşleri dile getiriyorlar.
Ancak Türkiye'nin AB'ye üyelik girişimi sallantıda. Türkiye'nin AB üyesi
Kıbrıs ile ilişkileri konusundaki tartışma, AB müzakerelerinin askıya
alınması noktasına hızla gelinmesi riskini taşıyor. Türk ve AB'li
liderler bir şekilde Kıbrıs sorununu halletseler bile, Türkiye'nin
Birliğe katılma çabalarında yine büyük bir sorun yaşanacaktır. AB,
‘genişleme yorgunluğu’ yaşamaktadır ve topraklarının büyük bölümü
Asya'da olan, çok büyük ve görece fakir bir Müslüman ülkeyi kabul etme
konusunda çok fazla bir istek gösteremez. Müslümanların Batı Avrupa'yla
bütünleşmesinin hayli zor olduğu bu dönemde, Türkiyeli iş gücünün Batı
Avrupa'da serbest dolaşımı fikrini kabul ettirmek zor. (…) Türkiye
Avrupa Birliği'ne asla katılmasa bile, bu yolda yapılan ekonomik ve
sosyal reformlar Türkiye'yi daha özgür ve daha zengin bir ülke kılıyor.
Türkiye'nin üyelik başvurusu garanti değil, ancak başarısız oldu da
denemez. Türk Hükümeti, Avrupa Birliği üyeliğini hedeflemenin ülke
çıkarlarına uygun düştüğüne inandığı sürece görüşmelere devam etmek de
Avrupa'nın çıkarına olacaktır." (Gideon Rechman, 19/09)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Papulyas'tan Ankara'ya Sert Mesaj":
"Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, beş günlük resmi ziyarette
bulunduğu Almanya'dan, Türkiye'ye yeni mesaj gönderdi. Almanya
Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in onuruna verdiği yemekte yaptığı konuşmada
Papulyas, komşu ülkeye Avrupa Birliği'ne karşı üstlendiği
yükümlülüklerini tamamlaması ve Avrupai değerlere saygı göstermesi
çağrısında bulundu. Türkiye'nin Avrupa süreci konusunda çekincelerini
ifade eden Almanya Cumhurbaşkanı ise, Ankara'nın Avrupa Birliği
üyeliğinin zamana ve koşullara göre değerlendirileceğini kaydetti."
(20/09)
Kathimerini: "Türkler'den Ölçülü Rahatlık":
"Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Yunanistan'ın BM Daimi
Temsilciliği’nde Dora Bakoyanni ile yaptığı görüşmeden sonra, yüzündeki
gülümseme, açıklamaları ve hareketlerindeki rahatlık, Türk üst düzey
yetkililerin son dönemde gösterdikleri ihtiyatlı iyimserlik
gösterilerinin bir devamı niteliği taşıyor. Ankara'nın gösterdiği ölçülü
‘rahatlık’ tek bir şekilde izah edilebilir; Türkiye, özellikle AB
sürecine ilişkin olarak, son zamanlarda ortaya çıkan çıkmazlardan
kurtulmak için dikkatli bir plan hazırladı. Hatta Türkiye'nin bu
çabasına destek konusunda sözler aldığına ilişkin işaretlerde giderek
artıyor. Türkiye'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni AB'nin eşit üyelerinden
saymayı reddetmesi, Brüksel Ankara ilişkilerinde ciddi kriz yaratan en
önemli konulardan birisi. Türk tarafının ‘A’ planı da, bu krizden bir
‘uzlaşma’ yoluyla çıkmayı öngörüyor. Başarısızlık durumuna karşı
Ankara'nın ‘B’ planı hazır. AB'nin ilgi alanı içindeki diğer iç politika
konularında önemli reformların çıkarılması. Ülkenin katılım süreci
çerçevesinde almış olduğu yükümlülüklerde böyle önemli bir ilerleme
kaydederek, Türkiye'nin diğer konularda ve bu durumda Kıbrıs sorununda
da ‘25’lerin ‘hoş görüsünü’ isteyebileceğine inanılıyor. Türklerin,
Avrupalı üst düzey yetkililerden, ‘bu şekilde sizi desteklememize
yardımcı olacaksınız’ sözünü aldıkları söyleniyor." (Yorgos
buradaras, 20/09)
NOT:
Bu bülten, 20 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR