21.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "Lagendijk: Türkiye İfade Özgürlüğü Konusuna Eğilmeli": "Bir Avrupa Birliği milletvekili Türkiye'nin, -ülkenin AB ile müzakerelerini güçleştiren  tartışmalı konu- Ceza Yasası’nın ifade özgürlüğüyle ilgili maddesi hakkında çok yakında bir ilerleme kaydedebileceğini  söyledi. Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye Karma Komisyonu  Eşbaşkanı Hollandalı AB milletvekili Joost Lagendijk, söz konusu açıklamayı, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin  katılım başvurusu konusundaki ilerleme raporunu iki  hafta ertelediğini açıklamasından bir gün sonra yaptı.  Joost Lagendijk, söz konusu ertelemenin, Türk Ceza  Kanunu'nun 301. Maddesi konusunda ilerleme kaydedilmesi  yönündeki çabaların artırılmasına imkan tanıyabileceğini  söyledi. Bu madde, ‘Türkiye Cumhuriyeti'nin ya da Türklüğün’  küçük düşürülmesini cezaya bağlıyor. Lagendijk ve Alman milletvekili Cem Özdemir, Avrupa  Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin Türkiye ile ilgili  ayrı bir rapordaki ifade tarzının yumuşatılmasını isteyerek,  AB'nin Türkiye'den taleplerinin çoğaltılmasının 25 üyeli  Birlik tarafından öne sürülen asıl şartların çok ötesine  geçtiğini söylediler. Lagendijk ve Özdemir, özellikle Türkiye'nin liman ve  havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açması gerektiğine  ilişkin madde dahil, raporun önemli noktalarına destek  verirken rapordaki bir takım değişikliklerin çok ileri  gittiğini, Türkiye'ye karşı bir önyargı oluşturduğunu ve  Parlamentonun güvenilirliğine zarar verdiğini söyledi.  Lagendijk görüşmelerin yakında askıya alınmasının  muhtemel olmadığını düşündüğünü ifade etti. Lagendijk, ‘Bir  tren kazası olası değil. Bazı müzakere bölümlerini bir kenara  bırakarak küçük bir kaza yaşayabiliriz.’ dedi." (Jan Sliva, 20/09)

ALMANYA BASINI:

Süddeutsche Zeitung: "Öngörülebilir Bir Kaza": "Avrupalı siyasetçi ve diplomatlar aday ülke Türkiye  ve önümüzdeki sonbahara baktıklarında bir krizden değil  ‘tren kazasından’ bahsediyorlar. Bu kazanın gerçekleşecek  olmasından şüphe duyan neredeyse yok denecek kadar az.  Sadece oluşacak hasarın boyutu merak ediliyor: Tren üyelik  müzakerelerini ne kadar rayından çıkarabilir ve ne zaman  yeniden müzakereler başlayabilir? Bu çarpışmayı engellemek henüz Ankara'nın elinde.  Ancak maalesef salı akşamı bu fırsat kullanılacakmış gibi  görünmüyordu. Şayet kriz çıkarsa bunun nedeni Kıbrıs  olacak. Türkiye defalarca ve ısrarla liman ve  havaalanlarını Kıbrıs Rum gemi işletmecileri ve havayolu  şirketlerine açmayacağını ilan ederken, AB ise Ankara'nın  yükümlülüğü altına girdiği şartları yerine getirmediği  takdirde bunun tepkisiz kalmayacağını söyledi. AB  içerisinde bazı ülkelerin, Türkiye'nin üyeliğini  engellemek için Kıbrıs ihtilafının arkasına sığındıkları  bir sır değil. Bu nedenle Türkiye dostları bazı diğer  alanlarda reform adımlarının atılmasını ummuşlardı. Türk Hükümeti’nin, Meclisi tatilin bitimine iki hafta  kala toplantıya çağırmış olmasını bazıları olumlu bir  işaret olarak yorumlamışlardı. Ancak iyimserler hayal  kırıklığına uğrayabilirler: Ankara tarafından yapılması  vaat edilen reformlar aslında birer reformcuktan ibaret ve  beklenen vurucu darbe gelmedi."  (Kai Strittmatter, 20/09)

FRANSA BASINI:

AFP: "Avrupa Sosyalist Partisi Türkiye ile İlgili Raporun Yumuşatılmasını Talep Ediyor": "Avrupa Parlamentosu Sosyalist Partisi, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin eylül  ayı başında onayladığı Türkiye raporunun ‘dengesiz’ olduğunu  değerlendirerek, metnin yumuşatılması talebinde bulunacak. Avrupa Parlamentosu Sosyalist Parti Başkan Yardımcısı  Hollandalı Jan Marinus Wiersman, ‘Türkiye ile ilgili metin  dengesizdir ve Avrupa yanlısı Türklere saldırı niteliği  taşımaktadır. Metnin yumuşatılması için önerge sunacağız.’  dedi. Hollandalı Parlamenter, Sosyalist Parti'nin, Türkiye'nin  AB'ye girebilmesi için Ermeni soykırımını tanımasına ilişkin  ön şartın yer aldığı paragrafın metinden çıkarılması için  önerge vereceğini belirtti. Wiersman ayrıca, Sosyalist Parti'nin ‘imtiyazlı ortaklık’  fikrini de kabul etmediğini ifade ederek, ‘Türkiye ile  3 Ekim'de başlayan görüşmeler, tam üyelik müzakereleridir.  Başka bir şey olamaz’ şeklinde konuştu." (20/09)

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "Erteleme ve Mesajlar": "Türkiye'nin üyelik sürecine ilişkin İlerleme Raporu iki  haftalık gecikmeyle sunulacak. Bu erteleme, teknik sorunlarla  ve son anda meydana gelen gecikmelerle bağlantılı olabilir.  Oysa, bilgiler 15 günlük ertelemenin Türkiye'yi AB  karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi, öncelikle  Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü yeni 10 üyeye uygulaması  yönünde ikna etme çabalarıyla bağlantısı olduğunda ısrar  ediyor.   Avrupa Komisyonu ve üye devletler, AB ile randevusunda  tutarlı olması için Ankara'ya kolaylık sağlıyorlar.  Türkiye'nin malum şeyleri ileriye götürmesi, AB ile  ilişkilerdeki krizden kaçınması ve tam üyelik olan amacına  normal bir şekilde ilerlemesi için küçük bir erteleme  yeterli. Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine yönelik tepkilerin  yoğunlaştığı bir dönemde, Ankara'nın daha dikkatli olması  gerekir. AB'nin önerdiği kurallar temelinde çalışmalı ve  kendisi de kuralların çerçevelerini belirlemekte ısrar  etmemeli. Türkiye devamlı olarak Avrupa'dan gelen mesajlara maruz  kalıyor. Türkiye, bu mesajları daha akıllıca  değerlendirebilirdi. Fransız üst düzey yetkililerin mesajları  oldukça açıktı ve Ankara tarafından başka bir şekilde  yorumlanamaz." (20/09)

İNGİLTERE BASINI:

BBC: "Papadopulos, Türkiye'yi Dünya Liderlerine Şikayet Etti": "Kıbrıs Hükümeti ve Yunanistan, Türk limanlarının Rum  gemilerine açılmasına ilişkin anlaşmazlığı BM gündemine taşıdı. Genel Kurul kürsüsünden 190'ı aşkın ülkenin devlet ve  hükümet başkanlarıyla, dışişleri bakanlarına hitap eden Rum lider Papadopulos, Türkiye'yi AB karşısındaki bağlayıcı  yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı. Bu arada, Türk mevkidaşı Abdullah Gül ile ikili bir  görüşmede bir araya gelen Yunanistan Dışişleri Bakanı  Bakoyanni de, Türk limanlarının Rum gemilerine açılması  konusunda belirgin bir ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Genel Kurul’da bir konuşma yapan Papadopulos, Türkiye'yi Kıbrıs  konusunda AB'ye karşı yıllar önce üstlendiği yükümlülükleri  yerine getirmemekle suçladı. ‘Şu ana kadar Türkiye'nin AB'ye  giriş sürecinin onlarda gerekli siyasi iradeyi yaratmasını  ve Kıbrıs'ı düşman değil, bir ortak olarak görmelerini  sağlamasını umut etmiştik’ diyen Papadopolus, ancak  Türkiye'nin bunu yapmayı reddettiğini savundu. Rum lider  ‘Bunun yerine, Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı takındığımız  cömert tavır, ülkenin bazı uluslararası ve bölgesel örgütlere  katılmasına karşı abluka uygulanması ve Türk limanları ve  havaalanlarının Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılmasının reddiyle  karşılaştı.’ dedi." (Sema Emiroğlu, 20/09)

Financial Times: "Boğazın Kıyısında Çatışan Medeniyetler": "’Medeniyetler çatışması’ ritüeli, artık iyice yerleşti.  Batı'da birileri "İslam'ı aşağılıyor" -Salman Rüşdi bir kitap  yazıyor; bir Danimarka gazetesi karikatür yayımlıyor; Papa  bir konuşma yapıyor- ve gösteriler sokaklara taşıyor.  İslam’ın bir barış dini olduğunu göstermek için Papa'nın  kuklasını ateşe vermekten başka daha iyi bir yol olmasa  gerek! Yıllar boyu, Batılı laik Türkiye bu tür  bağnazlıklardan fazlasıyla uzak olarak görüldü.  Ancak  Papa'nın kısa bir süre önce yaptığı konuşmaya en şiddetli  tepki Türkiye'den geldi.  Bu, sadece Papa'nın kasım ayında Türkiye'yi ziyaret  edecek olmasından dolayı değil, gerçekten de kötü olay.  İslam ve Batı arasındaki ilişkileri geliştirmeye çabalayan  politikacılar için, çoğunluğu Müslüman aynı zamanda  laik, demokratik ve Batı ile rahat ilişkiler içindeki  bir ülke olarak tanınan Türkiye her zaman büyük bir umut  olmuştur. Sonuç olarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik  girişimi simgesel bir konum kazanmıştır. Başkan Bush,  Türkiye'yi AB'ye kabul etmekle ‘Müslüman dünyası ile Batı  arasındaki ilişkilerde önemli bir ilerleme’ olacağını  söylemişti. Önde gelen Türk politikacılar da sık sık aynı  görüşleri dile getiriyorlar. Ancak Türkiye'nin AB'ye  üyelik girişimi sallantıda. Türkiye'nin AB üyesi Kıbrıs  ile ilişkileri konusundaki tartışma, AB müzakerelerinin  askıya alınması noktasına hızla gelinmesi riskini taşıyor. Türk ve AB'li liderler bir şekilde Kıbrıs sorununu  halletseler bile, Türkiye'nin Birliğe katılma çabalarında  yine büyük bir sorun yaşanacaktır. AB, ‘genişleme yorgunluğu’  yaşamaktadır ve topraklarının büyük bölümü Asya'da olan,  çok büyük ve görece fakir bir Müslüman ülkeyi kabul etme  konusunda çok fazla bir istek gösteremez. Müslümanların  Batı Avrupa'yla bütünleşmesinin hayli zor olduğu bu dönemde, Türkiyeli iş gücünün Batı Avrupa'da serbest dolaşımı fikrini  kabul ettirmek zor. (…) Türkiye Avrupa Birliği'ne asla katılmasa bile,  bu yolda yapılan ekonomik ve sosyal reformlar Türkiye'yi  daha özgür ve daha zengin bir ülke kılıyor. Türkiye'nin  üyelik başvurusu garanti değil, ancak başarısız oldu da  denemez. Türk Hükümeti, Avrupa Birliği üyeliğini hedeflemenin  ülke çıkarlarına uygun düştüğüne inandığı sürece görüşmelere  devam etmek de Avrupa'nın çıkarına olacaktır." (Gideon Rechman, 19/09)

YUNANİSTAN BASINI:

Antenna TV: "Papulyas'tan Ankara'ya Sert Mesaj": "Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, beş günlük  resmi ziyarette bulunduğu Almanya'dan, Türkiye'ye yeni mesaj  gönderdi. Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler'in onuruna verdiği  yemekte yaptığı konuşmada Papulyas, komşu ülkeye Avrupa  Birliği'ne karşı üstlendiği yükümlülüklerini tamamlaması  ve Avrupai değerlere saygı göstermesi çağrısında bulundu. Türkiye'nin Avrupa süreci konusunda çekincelerini ifade  eden Almanya Cumhurbaşkanı ise, Ankara'nın Avrupa Birliği  üyeliğinin zamana ve koşullara göre değerlendirileceğini  kaydetti." (20/09)

Kathimerini: "Türkler'den Ölçülü Rahatlık": "Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Yunanistan'ın  BM Daimi Temsilciliği’nde Dora Bakoyanni ile yaptığı  görüşmeden sonra, yüzündeki gülümseme, açıklamaları ve  hareketlerindeki rahatlık, Türk üst düzey yetkililerin son  dönemde gösterdikleri ihtiyatlı iyimserlik gösterilerinin bir  devamı niteliği taşıyor. Ankara'nın gösterdiği ölçülü ‘rahatlık’ tek bir şekilde  izah edilebilir; Türkiye, özellikle AB sürecine ilişkin  olarak, son zamanlarda ortaya çıkan çıkmazlardan kurtulmak  için dikkatli bir plan hazırladı. Hatta Türkiye'nin bu  çabasına destek konusunda sözler aldığına ilişkin işaretlerde  giderek artıyor. Türkiye'nin, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni AB'nin  eşit üyelerinden saymayı reddetmesi, Brüksel Ankara  ilişkilerinde ciddi kriz yaratan en önemli konulardan birisi.  Türk tarafının ‘A’ planı da, bu krizden bir ‘uzlaşma’ yoluyla  çıkmayı öngörüyor. Başarısızlık durumuna karşı Ankara'nın ‘B’ planı hazır.  AB'nin ilgi alanı içindeki diğer iç politika konularında  önemli reformların çıkarılması. Ülkenin katılım süreci  çerçevesinde almış olduğu yükümlülüklerde böyle önemli bir  ilerleme kaydederek, Türkiye'nin diğer konularda ve bu  durumda Kıbrıs sorununda da ‘25’lerin ‘hoş görüsünü’  isteyebileceğine inanılıyor. Türklerin, Avrupalı üst düzey  yetkililerden, ‘bu şekilde sizi desteklememize yardımcı  olacaksınız’ sözünü aldıkları söyleniyor."  (Yorgos buradaras, 20/09)

 

NOT: Bu bülten, 20 Eylül 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR