25.09.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

The Washington Times: "Türkiye... AB'ye Katılım Çabaları Hız Kaybediyor": "Türkiye'nin 25 üyeli Avrupa Birliği'ne katılım  görüşmelerinde giderek sorunların arttığına dair işaretler  gözlenirken Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne doğru çeken  lokomotif istim kaybediyor. Büyük bir krizi önleme çabası içerisindeki Avrupa  Birliği, Türkiye'nin katılımı konusunda çok beklenen  raporunun açıklanmasını bir ay erteledi. Diplomatların  belirttiklerine göre, bu karar Ankara ve Brüksel'den olumsuz  sinyallere rağmen, diplomasiye ‘bir şans daha tanımak için’  alındı. Karmaşık sorunlar arasında Avrupa Birliği tarafından  yetersiz olarak kabul edilen Türkiye'deki insan haklarının  gelişimi ve bağlayıcı bir ticaret anlaşmasına rağmen bu ülkenin  liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rumların kullanımına açmaması da  bulunuyor. AB'nin talepleri karşısında Türkiye'nin bariz olarak görülen  sert tavırları bir dizi kriz tahmini yapılmasına ve Türkiye'nin  Avrupa yolunda bir ‘tren kazası’ olacağı yorumlarına neden oluyor. Türkiye'nin Kıbrıs konusunda uzlaşmayı reddetmesi ise  Kıbrıs Rumlarının, Türkiye'nin AB başvurusunu veto etme  açıklamalarını yeniden yapmasına neden oldu, ancak halihazırda  Kıbrıs hükümeti bu tür bir girişimin aşırı olacağını gözönünde bulunduruyor." (Andrew Borowiec, 23/09)

 

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Lagendijk'den Erdoğan'a Çağrı": "Yazar Elif Şafak'ın İstanbul'daki duruşmasına AB-Türkiye  Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk de  katıldı. Türkiye'ye AB ile müzakere sürecinde en çok destek veren  Avrupalı yetkililerden birisi de Avrupa Parlamentosu  milletvekili Lagendijk, bu tür davalarda Türkiye'nin imajının zedelendiğini  söyledi.. Avrupalı parlamenter, ‘Mahkeme yargıcı ve savcısı, davaya  konu olacak bir durum olmadığına karar verdi ve bu gayet  iyi bir haber’ şeklinde konuşuyor. Lagendijk, ‘sonucu olumlu’  diye nitelediği davanın Avrupa'daki yansıması hakkında şunları  söylüyor: ‘Bu tür davaların Avrupa'daki yansıması son derece kötü  oluyor. Çünkü insanlar bu davaların neden açıldığını bile  anlayamıyorlar. Bu tür girişimler, Avrupa'da Türkiye'nin  Birliğe üyeliğine şüpheyle bakanlara ve üyeliğe karşı  çıkanlara Türkiye'de bir şeylerin yanlış gittiği izlenimini  veriyor. Bunun da nedeni, Türkiye'de yazar ve gazetecilerin  aşırı milliyetçi avukatlarca hedef alınmaları.’ Lagendijk, mahkemenin sonucunun olumlu olmasına rağmen  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir çağrıda bulunduğunu ve  bu tür davalara temel alınan Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin kaldırılması için gerekli adımları atmasını  istediğini söyledi. Avrupalı parlamenter, Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri  ile ilgili de şu değerlendirmelerde bulundu: ‘Türkiye ile üyelik görüşmeleriyle ilgili olarak o kadar  da kötümser değilim. Hem Türkiye'de, hem de Avrupa'da bu  konuda bir tren kazası olmasını bekleyenler olduğunu biliyorum.  Günün sonunda baktığımızda, üyelik görüşmelerinin aksamasının  ne Avrupa'nın ne de Türkiye'nin çıkarına olduğunu görüyoruz.  Özellikle, son derece hassas ve güç bir konu alan Kıbrıs  sorunun çözümünde AB ve Türkiye'nin bir uzlaşmaya varacağını  umuyorum.’" (Devrim Çubukçu, 22/09)

 

AP: "Avrupalı Milletvekilleri: Türkiye'deki İnsan Haklarının Durumunda Gerileme Var": "Avrupa Parlamentosu  İnsan Hakları Alt Komitesi’nin dört üyesi gerçekleştirdikleri yerinde inceleme misyonunun  sonucunda, Türkiye'nin, Avrupa Parlamentosu tarafından  yayımlanacak olan raporda, insan hakları konusunda kötü  not almayı bekleyebileceğini söyledi. Avrupa milletvekilleri, yıllar süren ilerlemenin ardından Avrupa Birliği’ne üyelik arzusunun azalmasıyla  Türkiye'deki insan hakları durumunda gözle görülür bir  gerileme olduğunu söylediler. Milletvekilleri, büyük bir bölümünü Türkiye'nin  huzursuz güneydoğusunda geçirdikleri beş gün süren  araştırmalarını sonuçlandırdılar. Milletvekilleri bu gezi  sırasında Kürt nüfusla ilgili olarak güvenlik güçlerinin  daha fazla şiddet kullandıklarına ve işkence olaylarında  artışa ve ifade özgürlüğü prensibinin tekrarlanan bir şekilde ihlal edildiğine tanık olduklarını söylediler.  Avrupalı milletvekilleri AB'ye tam üyelik için  Türkiye ile görüşmelerin başlaması lehinde oy verdiklerini  söyledi ve Türk Hükümeti’ne hala bu amaca bağlı olduğunu  göstermek için önemli reformları yeniden hızlandırması  çağrısında bulundu. Heyet üyesi Simon Coveney, heyetin tüm üyelerinin ‘prensipte’  Türkiye'nin AB üyeliğinin destekçisi olduğunu vurguladı." (22/09)

 

 

ALMANYA BASINI:

Almanya'nın Sesi Radyosu: "Gül, Rice ve Rehn ile Görüştü": "Türkiye Dışişleri  Bakanı Abdullah Gül'ün New York temasları oldukça yoğundu. Gül,  ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ve AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile bir araya geldi. BM Genel Kurulu’nun 61. Dönem Toplantılarına katılmak  üzere New York'ta bulunan Gül, Rice ile yaklaşık 45  dakika süren bir görüşme yaptı. Rice'ın kaldığı Astorya  otelde yapılan görüşme, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın  2 Ekim'de Washington'da Başkan Bush ile yapacağı görüşmenin  öncesine denk geldi. Beyaz Saray'da ele alınması beklenen  konuların bir taslağını çıkaran iki Bakan, Irak, İran,  Lübnan'daki son kriz, Orta Doğu barış süreci, PKK ile ortak  mücadele, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci ve Kıbrıs konularını  gözden geçirdi. ABD Dışişleri Bakanı Rice görüşmede, Türkiye'nin AB  müzakere sürecini desteklemeyi sürdürdüklerini vurgularken,  hem PKK, hem de Kıbrıs konularında Gül ile hemfikir olduğunu  belirtti. Gül bu toplantının ardından, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Rehn ile görüştü. Daha sonra kısa bir açıklama yapan Gül,  ‘Bu fırsatla AB müzakere sürecini değerlendirdik’ derken,  Rehn, Gül'ü, 9. uyum paketinin bir an önce geçmesi için teşvik  ettiğini ve bunun ilişkilere ivme kazandıracağına inandığını  belirtti. Kıbrıs konusuna da değindiklerini kaydeden Rehn, ‘AB  ile Türkiye arasında bir tren kazasının yaşanmaması için,  Türkiye'nin yerine getirmesi gereken sorumluluklar var.  Mantık öne çıkmalı ve durumu çıkmaza sokacak bir noktaya  getirmemesi için herkes üzerine düşeni yapmalı’ şeklinde  konuştu.  (Sema Emiroğlu, 22/09)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Kronen Zeitung: "Türkiye AB'ye Katılsın mı?":

            "Wolfgang Schüssel (ÖVP): Müzakereleri AB'nin hazmetme  gücüne bağlıyoruz. Sonunda katılımdan başka bir şey karşımıza  çıkacak. Katılımın buna rağmen söz konusu olması halinde,  ÖVP halk oylaması yapılacağını garanti ediyor.

            Alfred Gusenbauer (SPÖ): Ne Türkiye AB olgunluğunda,  ne de AB Türkiye'yi kaldıracak olgunlukta. Bu yüzden aslında  giriş müzakerelerine hiç başlanılmaması gerekirdi. Başbakan  Schüssel bu konuda da söylediğinden farklı hareket etti.

            Heinz Christian Strache (FPÖ): Türkiye ne coğrafi,  ne de kültürel açıdan Avrupa'nın bir parçası. Bu yüzden  FPÖ açıkça Türkiye'nin AB'ye katılımına hayır diyor. Yoksa  bundan sonraki adım Fas, Cezayir ve İsrail'in katılımı olurdu.

            Alexander Van der Bellen (Yeşiller): Bu kararı eğer  bugün vermemiz gerekseydi, hayır demek zorunda kalırdım.  Türkiye'nin katılım olgunluğuna gelip gelmeyeceğini giriş  müzakereleri gösterecek.

            Peter Westenthaler (BZÖ): Hayır, bu düşünülemez.  Türkiye kesinlikle katılım olgunluğunda değil. Ayrıca  bir Avrupa ülkesi de değil.

            Hans-Peter Martin (HPM Listesi): Tabii ki hayır.  Türkiye'nin katılımı konusunda halk oylamasına gidileceği  vaadi, yasal açıdan bağlayıcı bir şekilde kayda geçirilmeli." (Dieter Kindermann, 22/09)

 

BELÇİKA BASINI:

Euobserver: "Avrupa Parlamentosu’nun Merkez Sağ Milletvekilleri Türkiye Raporuna Papa ile İlgili Bir Madde Koymayı Önerdiler": "Papa'nın İslam ile ilgili son açıklamalarına karşı  Müslümanların öfkeli tepkisi Avrupa Parlamentosu'nun bazı  merkez-sağ görüşlü milletvekillerini son dakikada,  Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili rapora Müslümanların  tepkisini kınayan bir paragraf sokma girişimine yöneltti. Papa olayından sonra muhafazakar milletvekilleri  EPP-ED grubunun bu haftaki toplantısında raporun genel  ifade şeklini sertleştirmeyi önerdiler. Ancak raporun taslak hali daha şimdiden Ankara'yı  rahatsız ederken EPP-ED milletvekilleri, Papa'nın  konuşmasına karşı Müslüman dünyadaki protestolardan söz  etmekten kaçınarak daha fazla tartışma yaratmamayı tercih  ettiler. Yerine sadece Papa'nın kasım ayında Türkiye'ye  planladığı ziyareti memnuniyetle karşılayan bir yorum  koydular. İtalyan milletvekili Antonio Tajani, İngiliz  milletvekili Charles Tannock ve Hollanda milletvekili  Camiel Eurlings, Parlamentonun ‘Papa 16. Benedict'in  Türkiye ziyaretinin Hıristiyan ve Müslüman dünyada  dinlerarası ve kültürlerarası diyalogu güçlendirmesini’  umduğunu söyleyen bir ek koydular."  (Lucia Kubosova, 22/09)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Merkel ve Barroso: Kısa Vadede AB'de Yeni Bir Genişleme Olmayacak": "Almanya Başbakanı Angela  Merkel ve Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Durao  Barroso, Berlin'de yaptıkları açıklamada, 1 Ocak 2007  tarihinde Romanya ve Bulgaristan'ın üyeliklerinden sonra,  yakın bir gelecekte AB'ye yeni üyeliklerin olmayacağını  belirttiler. Berlin'de düzenlenen Avrupa'nın geleceği konulu Forum  sırasında konuşan Merkel, özellikle Balkan ülkelerini ve  Ukrayna'yı örnek vererek, ‘Yakın bir gelecekte yeni üyelikler  konusunda kati sözler veremeyeceğimizi düşünüyorum.’ dedi. Barroso da Merkel'e destek vererek, ‘Yeni bir genişleme  evresi kurumsal reformlar yapılmadan gerçekleşmeyecektir.’  dedi. Merkel ayrıca, Türkiye'den Kıbrıs'a karşı  yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi. Bu sorun,  AB-Türkiye arasındaki ilişkileri zora sokuyor. Almanya tam üyeliktense, Türkiye ve AB arasında  imtiyazlı ortaklık kurulmasını destekliyor." (23/09)

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "AB Dönem Başkanı Finlandiya Kıbrıs Konusunda Yeni Bir Diplomatik Girişim Başlattı": "Avrupa Birliği Dönem Başkanı Finlandiya, bu yıl  Türkiye ile AB arasında bir kriz çıkmasını önleme  umuduyla, kuzeydeki Kıbrıslı Türklerin ekonomik  tecridine son vermek amacıyla yeni bir diplomatik girişim  başlattı. Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, Reuters'e  yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türkler ile doğrudan ticareti  başlatmak ve Türkiye'yi limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'a  açmaya ikna etmek amacıyla AB ile bir anlaşmaya varılmasının  önündeki engelin kaldırılması için Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan  ve diğer ilgili taraflarla yoğun görüşmeler içinde olduğunu söyledi. Tuomioja, ‘Bunu başarıp başaramayacağımızı görmek  için yalnızca birkaç haftamız var. Benim hissettiğim şu;  hiçbir taraf şimdilik hayır da demiyor evet de demiyor’ diye konuştu. BM Genel Kurulu oturumunda yapılan toplantıların  arasında konuşan Erkki Tuomioja, bütün tarafların bir sonuç  elde edilmesi isteğinde olduğunu, bununla beraber başarı  ihtimalinin henüz başarısızlık ihtimalinin önüne geçmediğini,  ancak ülkesinin ‘gerçek bir çaba’ içinde bulunduğunu dile  getirdi. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn,  Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmesinin  ardından Reuters'e yaptığı açıklamada, Finlandiya'nın bu  girişimini tamamen desteklediğini söyledi. Rehn, ‘Hiç kimse Finlandiya'nın bu girişimini kesin  olarak reddetmiyor, hiç kimse reddetmemeli de. AB dönem  başkanı Finlandiya'nın bu çıkmazı aşma ve AB-Türkiye  müzakerelerinin devam etmesini sağlama çabalarını  destekliyoruz.’ dedi."  (Paul Taylor, 22/09)

The Daily Telegraph: "Kardinal Türkiye'yi Gücendirebilir": "İngiltere ve Galler'in Katolik Kardinali Cormac  Murphy-O'Connor, Türkiye'nin AB'ye üye kabul edilip  edilmemesi konusunu irdelerken Müslümanlarla yeni bir  çatışma ortamına sebebiyet verebilir. Katolik Kardinal, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin  kültürel açıdan Avrupa'nın parçası olmadığını ifade ederken  Papa 16. Benedict'in açıklamalarını anımsattı. Kardinal ayrıca, Papa'nın son açıklamalarıyla ilgili  çıkan tartışmaları da fazla ciddiye almadı. Diğer yandan Katolik Kardinal Kuran'da ‘şiddeti  Körükleyecek’ nitelikte yorumlanabilecek metinler olduğunu  kabul etti. BBC'nin Radio 4 Today programına mülakat veren Kardinal,  Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen aksi takdirde  sonuçlarının olumsuz olacağını iddia eden Tony Blair'in  yaklaşımını eleştirdi. Kardinal Murphy-O'Connor şöyle dedi: ‘Kültürlerin  karışımının iyi bir fikir olmadığı yönünde bir başka görüş  de olabilir. Sanırım esas soru: Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne  kabulü faydalı bir diyalog sağlayacak bir şey mi, yoksa  çoğunluğu Müslüman olan çok büyük bir ülkenin özünde  Hıristiyan olan bir kıtayla bütünleşmesi midir?’"  (Jonathan Petre, 22/09)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Antenna TV: "Dora Bakoyanni'den Açık Uyarı": "Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, BM Genel Kurul  toplantısı çerçevesinde New York'ta bir etkinlikte  Yunanistan'ın dış politikası konusunda yaptığı konuşmada, Yunanistan'ın Türkiye'nin Avrupa sürecine desteğinin sınırsız olmadığını vurguladı. Bakoyanni, Türkiye, AB kurallarını tam olarak yerine getirmeden, Avrupa Birliği ve Yunanistan'ın bu ülkenin üyeliğini kabul etmelerinin mümkün olmadığının altını çizdi." (22/09)

Antenna TV: "Türkiye'ye Sert Mesaj": "Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manual Barosso ‘Euronews’ televizyonuna dün verdiği demeçte, Türkiye'ye sert mesaj gönderdi. Barosso, Türkiye'ye, Gümrük Birliği Protokolü'nü Kıbrıs dahil tüm üye ülkelere uygulaması çağrısında bulundu. Avrupa perspektifi konusunda Türkiye'den aldıkları mesajların cesaretlendirici olmadığını belirten Barosso, ‘Türkiye Kıbrıs gemilerinin Türk limanlarına girmelerine izin vermesinden başlayarak Avrupa Birliği'ne karşı söz ve yükümlülüklerini yerine getirme mecburiyetinde olduğunu anlamalı. Türkiye bu gemilerin bir AB üyesi ülkeye ait olduğunu unutmamalı.’ dedi. Komisyonun kasım ayı başında açıklayacağı ilerleme raporu konusunda Barosso, ‘Sadece şunu garanti edebilirim; rapor samimi, tarafsız ve eksiksiz olacak.’ dedi. Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinin söz konusu olup olmadığı yönünde bir soruya cevaben Barosso, tahminlerde bulunmak istemediğini söyledi ve bir kez daha Türkiye'nin vaatlerini yerine getirme zorunluluğunda  olduğunu kaydetti." (22/09)

Eleftheros Tipos: "Türkiye’ye Hiç Bir Taviz Yok":

            "SORU: Yunanistan’ın, Türkiye’nin AB sürecini desteklediğini  her fırsatta açıkladığı bir sırada, Erdoğan’ın Trakya Müslümanlarına ilişkin açıklamaları bir hakaret değil mi?

            VALİNAKİS: ‘Kanun ve devlet önünde eşitlik’ ilkesi, Yunan  devletinin temel prensibidir. Siyasi hayatında ve dış politikasında demokrasiyi temel ilke haline getirmiş AB üye bir devletten bu  konuda hiç kimse kuşku duyamaz. Bu mantıkla, Türkiye’nin AB’ye  tam üye olarak katılmasını ancak çok belirli ön koşullar altında destekliyoruz. Mesajımız çok net, yorumlara yer yok. Bunun ötesinde, Erdoğan’ın ne açıkladığı kendi bileceği  bir iş. Ancak, Türkiye’nin AB ailesinde bir yere sahip olması  için konulan ön koşulları nasıl gerçekleştireceğine, büyük bir kararlılıkla odaklanması, ülkesi adına daha iyi olur.

            SORU: Avrupa çevrelerinde gittikçe daha çok konuşulmaya  başlanan, ‘Türkiye-AB imtiyazlı ortaklığı’ olasılığına karşı  Yunan diplomasisi hazır mı?

            VALİNAKİS: Biz Türkiye’nin AB sürecini destekleyerek, geçmişin  ön yargı ve saplantılarından uzak, cesur bir karar aldık. Bu stratejik  bir seçenektir, ‘geçici bir takım elbise’ değil. Avrupalı bir Türkiye kendisi için, bölgemiz için, Avrupa için faydalı demektir. Daha açık  bir ifadeyle: Avrupalı bir Türkiye ile yani barışçı, Avrupalı bir demokrasiyle sınırdaş olmamız hayati önem taşımaktadır. Bu da, sadece komşu ülkenin ‘katılım süreci’nin tamamlanmasıyla gerçekleşebilir. Tabii ki, Türkiye’nin aşması gereken uzun, dar geçitli ve  çok büyük çaba gerektiren bir yol. Türkiye’nin sürekli eksikler ve tezatlarla karşılaşacağı bir süreçtir. Bu süreç, Türk toplumunda demokratikleşme ve çağdaşlaşma çabalarının harekete geçmesi için  bir teşvik oluyor. Kendimizi kandırmayalım. Türk toplumunun bu  ‘sancılı toplu uyum sürecine’ girmesi için, belirli bir teşvikin  bulunması gerekir. Bu teşvik de Avrupa beklentisidir. (…)" (Angeliki Spanu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yanis  Valinakis ile yapılan mülakat, 23/09)

 

NOT: Bu bülten, 22-24 Eylül 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR