ABD BASINI:
The Washington Times: "Türkiye... AB'ye Katılım Çabaları
Hız Kaybediyor": "Türkiye'nin 25 üyeli Avrupa
Birliği'ne katılım görüşmelerinde giderek sorunların arttığına dair
işaretler gözlenirken Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne doğru çeken
lokomotif istim kaybediyor. Büyük bir krizi önleme çabası içerisindeki
Avrupa Birliği, Türkiye'nin katılımı konusunda çok beklenen raporunun
açıklanmasını bir ay erteledi. Diplomatların belirttiklerine göre, bu
karar Ankara ve Brüksel'den olumsuz sinyallere rağmen, diplomasiye ‘bir
şans daha tanımak için’ alındı. Karmaşık sorunlar arasında Avrupa
Birliği tarafından yetersiz olarak kabul edilen Türkiye'deki insan
haklarının gelişimi ve bağlayıcı bir ticaret anlaşmasına rağmen bu
ülkenin liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rumların kullanımına açmaması da
bulunuyor. AB'nin talepleri karşısında Türkiye'nin bariz olarak
görülen sert tavırları bir dizi kriz tahmini yapılmasına ve Türkiye'nin
Avrupa yolunda bir ‘tren kazası’ olacağı yorumlarına neden oluyor.
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda uzlaşmayı reddetmesi ise Kıbrıs Rumlarının,
Türkiye'nin AB başvurusunu veto etme açıklamalarını yeniden yapmasına
neden oldu, ancak halihazırda Kıbrıs hükümeti bu tür bir girişimin aşırı
olacağını gözönünde bulunduruyor." (Andrew
Borowiec, 23/09)
Amerika'nın Sesi Radyosu: "Lagendijk'den Erdoğan'a Çağrı":
"Yazar Elif Şafak'ın İstanbul'daki duruşmasına AB-Türkiye Karma
Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk de katıldı. Türkiye'ye AB
ile müzakere sürecinde en çok destek veren Avrupalı yetkililerden birisi
de Avrupa Parlamentosu milletvekili Lagendijk, bu tür davalarda
Türkiye'nin imajının zedelendiğini söyledi.. Avrupalı parlamenter,
‘Mahkeme yargıcı ve savcısı, davaya konu olacak bir durum olmadığına
karar verdi ve bu gayet iyi bir haber’ şeklinde konuşuyor. Lagendijk,
‘sonucu olumlu’ diye nitelediği davanın Avrupa'daki yansıması hakkında
şunları söylüyor: ‘Bu tür davaların Avrupa'daki yansıması son derece
kötü oluyor. Çünkü insanlar bu davaların neden açıldığını bile
anlayamıyorlar. Bu tür girişimler, Avrupa'da Türkiye'nin Birliğe
üyeliğine şüpheyle bakanlara ve üyeliğe karşı çıkanlara Türkiye'de bir
şeylerin yanlış gittiği izlenimini veriyor. Bunun da nedeni, Türkiye'de
yazar ve gazetecilerin aşırı milliyetçi avukatlarca hedef alınmaları.’
Lagendijk, mahkemenin sonucunun olumlu olmasına rağmen Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'a bir çağrıda bulunduğunu ve bu tür davalara temel alınan
Türk Ceza Kanunu'nun 301'inci maddesinin kaldırılması için gerekli
adımları atmasını istediğini söyledi. Avrupalı parlamenter, Türkiye'nin
AB üyelik müzakereleri ile ilgili de şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Türkiye ile üyelik görüşmeleriyle ilgili olarak o kadar da kötümser
değilim. Hem Türkiye'de, hem de Avrupa'da bu konuda bir tren kazası
olmasını bekleyenler olduğunu biliyorum. Günün sonunda baktığımızda,
üyelik görüşmelerinin aksamasının ne Avrupa'nın ne de Türkiye'nin
çıkarına olduğunu görüyoruz. Özellikle, son derece hassas ve güç bir
konu alan Kıbrıs sorunun çözümünde AB ve Türkiye'nin bir uzlaşmaya
varacağını umuyorum.’" (Devrim Çubukçu,
22/09)
AP: "Avrupalı Milletvekilleri: Türkiye'deki İnsan
Haklarının Durumunda Gerileme Var": "Avrupa
Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi’nin dört üyesi
gerçekleştirdikleri yerinde inceleme misyonunun sonucunda, Türkiye'nin,
Avrupa Parlamentosu tarafından yayımlanacak olan raporda, insan hakları
konusunda kötü not almayı bekleyebileceğini söyledi. Avrupa
milletvekilleri, yıllar süren ilerlemenin ardından Avrupa Birliği’ne
üyelik arzusunun azalmasıyla Türkiye'deki insan hakları durumunda gözle
görülür bir gerileme olduğunu söylediler. Milletvekilleri, büyük
bir bölümünü Türkiye'nin huzursuz güneydoğusunda geçirdikleri beş gün
süren araştırmalarını sonuçlandırdılar. Milletvekilleri bu gezi
sırasında Kürt nüfusla ilgili olarak güvenlik güçlerinin daha fazla
şiddet kullandıklarına ve işkence olaylarında artışa ve ifade özgürlüğü
prensibinin tekrarlanan bir şekilde ihlal edildiğine tanık olduklarını
söylediler. Avrupalı milletvekilleri AB'ye tam üyelik için Türkiye ile
görüşmelerin başlaması lehinde oy verdiklerini söyledi ve Türk
Hükümeti’ne hala bu amaca bağlı olduğunu göstermek için önemli
reformları yeniden hızlandırması çağrısında bulundu. Heyet üyesi Simon
Coveney, heyetin tüm üyelerinin ‘prensipte’ Türkiye'nin AB üyeliğinin
destekçisi olduğunu vurguladı." (22/09)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "Gül, Rice ve Rehn ile Görüştü":
"Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün New York temasları oldukça
yoğundu. Gül, ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ve AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile bir araya geldi. BM Genel
Kurulu’nun 61. Dönem Toplantılarına katılmak üzere New York'ta bulunan
Gül, Rice ile yaklaşık 45 dakika süren bir görüşme yaptı. Rice'ın
kaldığı Astorya otelde yapılan görüşme, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın 2 Ekim'de Washington'da Başkan Bush ile yapacağı görüşmenin
öncesine denk geldi. Beyaz Saray'da ele alınması beklenen konuların bir
taslağını çıkaran iki Bakan, Irak, İran, Lübnan'daki son kriz, Orta Doğu
barış süreci, PKK ile ortak mücadele, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci ve
Kıbrıs konularını gözden geçirdi. ABD Dışişleri Bakanı Rice görüşmede,
Türkiye'nin AB müzakere sürecini desteklemeyi sürdürdüklerini
vurgularken, hem PKK, hem de Kıbrıs konularında Gül ile hemfikir
olduğunu belirtti. Gül bu toplantının ardından, AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Rehn ile görüştü. Daha sonra kısa bir açıklama yapan
Gül, ‘Bu fırsatla AB müzakere sürecini değerlendirdik’ derken, Rehn,
Gül'ü, 9. uyum paketinin bir an önce geçmesi için teşvik ettiğini ve
bunun ilişkilere ivme kazandıracağına inandığını belirtti. Kıbrıs
konusuna da değindiklerini kaydeden Rehn, ‘AB ile Türkiye arasında bir
tren kazasının yaşanmaması için, Türkiye'nin yerine getirmesi gereken
sorumluluklar var. Mantık öne çıkmalı ve durumu çıkmaza sokacak bir
noktaya getirmemesi için herkes üzerine düşeni yapmalı’ şeklinde
konuştu. (Sema Emiroğlu, 22/09)
AVUSTURYA BASINI:
Kronen Zeitung: "Türkiye AB'ye Katılsın mı?":
"Wolfgang Schüssel (ÖVP): Müzakereleri AB'nin
hazmetme gücüne bağlıyoruz. Sonunda katılımdan başka bir şey karşımıza
çıkacak. Katılımın buna rağmen söz konusu olması halinde, ÖVP halk
oylaması yapılacağını garanti ediyor.
Alfred Gusenbauer (SPÖ): Ne Türkiye AB olgunluğunda,
ne de AB Türkiye'yi kaldıracak olgunlukta. Bu yüzden aslında giriş
müzakerelerine hiç başlanılmaması gerekirdi. Başbakan Schüssel bu konuda
da söylediğinden farklı hareket etti.
Heinz Christian Strache (FPÖ): Türkiye ne coğrafi, ne
de kültürel açıdan Avrupa'nın bir parçası. Bu yüzden FPÖ açıkça
Türkiye'nin AB'ye katılımına hayır diyor. Yoksa bundan sonraki adım Fas,
Cezayir ve İsrail'in katılımı olurdu.
Alexander Van der Bellen (Yeşiller): Bu kararı eğer
bugün vermemiz gerekseydi, hayır demek zorunda kalırdım. Türkiye'nin
katılım olgunluğuna gelip gelmeyeceğini giriş müzakereleri gösterecek.
Peter Westenthaler (BZÖ): Hayır, bu düşünülemez.
Türkiye kesinlikle katılım olgunluğunda değil. Ayrıca bir Avrupa ülkesi
de değil.
Hans-Peter Martin (HPM Listesi): Tabii ki hayır.
Türkiye'nin katılımı konusunda halk oylamasına gidileceği vaadi, yasal
açıdan bağlayıcı bir şekilde kayda geçirilmeli."
(Dieter Kindermann, 22/09)
BELÇİKA BASINI:
Euobserver: "Avrupa Parlamentosu’nun Merkez Sağ
Milletvekilleri Türkiye Raporuna Papa ile İlgili Bir Madde Koymayı
Önerdiler": "Papa'nın İslam ile ilgili son
açıklamalarına karşı Müslümanların öfkeli tepkisi Avrupa
Parlamentosu'nun bazı merkez-sağ görüşlü milletvekillerini son
dakikada, Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili rapora Müslümanların
tepkisini kınayan bir paragraf sokma girişimine yöneltti. Papa
olayından sonra muhafazakar milletvekilleri EPP-ED grubunun bu haftaki
toplantısında raporun genel ifade şeklini sertleştirmeyi önerdiler.
Ancak raporun taslak hali daha şimdiden Ankara'yı rahatsız ederken
EPP-ED milletvekilleri, Papa'nın konuşmasına karşı Müslüman dünyadaki
protestolardan söz etmekten kaçınarak daha fazla tartışma yaratmamayı
tercih ettiler. Yerine sadece Papa'nın kasım ayında Türkiye'ye
planladığı ziyareti memnuniyetle karşılayan bir yorum koydular.
İtalyan milletvekili Antonio Tajani, İngiliz milletvekili Charles
Tannock ve Hollanda milletvekili Camiel Eurlings, Parlamentonun ‘Papa
16. Benedict'in Türkiye ziyaretinin Hıristiyan ve Müslüman dünyada
dinlerarası ve kültürlerarası diyalogu güçlendirmesini’ umduğunu
söyleyen bir ek koydular." (Lucia Kubosova,
22/09)
FRANSA BASINI:
AFP: "Merkel ve Barroso: Kısa Vadede AB'de Yeni Bir
Genişleme Olmayacak": "Almanya Başbakanı Angela
Merkel ve Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Durao Barroso, Berlin'de
yaptıkları açıklamada, 1 Ocak 2007 tarihinde Romanya ve Bulgaristan'ın
üyeliklerinden sonra, yakın bir gelecekte AB'ye yeni üyeliklerin
olmayacağını belirttiler. Berlin'de düzenlenen Avrupa'nın geleceği
konulu Forum sırasında konuşan Merkel, özellikle Balkan ülkelerini ve
Ukrayna'yı örnek vererek, ‘Yakın bir gelecekte yeni üyelikler konusunda
kati sözler veremeyeceğimizi düşünüyorum.’ dedi. Barroso da Merkel'e
destek vererek, ‘Yeni bir genişleme evresi kurumsal reformlar yapılmadan
gerçekleşmeyecektir.’ dedi. Merkel ayrıca, Türkiye'den Kıbrıs'a karşı
yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi. Bu sorun, AB-Türkiye
arasındaki ilişkileri zora sokuyor. Almanya tam üyeliktense, Türkiye ve
AB arasında imtiyazlı ortaklık kurulmasını destekliyor."
(23/09)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "AB Dönem Başkanı Finlandiya Kıbrıs Konusunda
Yeni Bir Diplomatik Girişim Başlattı": "Avrupa
Birliği Dönem Başkanı Finlandiya, bu yıl Türkiye ile AB arasında bir
kriz çıkmasını önleme umuduyla, kuzeydeki Kıbrıslı Türklerin ekonomik
tecridine son vermek amacıyla yeni bir diplomatik girişim başlattı.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, Reuters'e yaptığı
açıklamada, Kıbrıslı Türkler ile doğrudan ticareti başlatmak ve
Türkiye'yi limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'a açmaya ikna etmek
amacıyla AB ile bir anlaşmaya varılmasının önündeki engelin kaldırılması
için Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan ve diğer ilgili taraflarla yoğun
görüşmeler içinde olduğunu söyledi. Tuomioja, ‘Bunu başarıp
başaramayacağımızı görmek için yalnızca birkaç haftamız var. Benim
hissettiğim şu; hiçbir taraf şimdilik hayır da demiyor evet de demiyor’
diye konuştu. BM Genel Kurulu oturumunda yapılan toplantıların arasında
konuşan Erkki Tuomioja, bütün tarafların bir sonuç elde edilmesi
isteğinde olduğunu, bununla beraber başarı ihtimalinin henüz
başarısızlık ihtimalinin önüne geçmediğini, ancak ülkesinin ‘gerçek bir
çaba’ içinde bulunduğunu dile getirdi. AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile
görüşmesinin ardından Reuters'e yaptığı açıklamada, Finlandiya'nın bu
girişimini tamamen desteklediğini söyledi. Rehn, ‘Hiç kimse
Finlandiya'nın bu girişimini kesin olarak reddetmiyor, hiç kimse
reddetmemeli de. AB dönem başkanı Finlandiya'nın bu çıkmazı aşma ve
AB-Türkiye müzakerelerinin devam etmesini sağlama çabalarını
destekliyoruz.’ dedi." (Paul Taylor, 22/09)
The Daily Telegraph: "Kardinal Türkiye'yi Gücendirebilir":
"İngiltere ve Galler'in Katolik Kardinali Cormac Murphy-O'Connor,
Türkiye'nin AB'ye üye kabul edilip edilmemesi konusunu irdelerken
Müslümanlarla yeni bir çatışma ortamına sebebiyet verebilir. Katolik
Kardinal, çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin kültürel açıdan Avrupa'nın
parçası olmadığını ifade ederken Papa 16. Benedict'in açıklamalarını
anımsattı. Kardinal ayrıca, Papa'nın son açıklamalarıyla ilgili çıkan
tartışmaları da fazla ciddiye almadı. Diğer yandan Katolik Kardinal
Kuran'da ‘şiddeti Körükleyecek’ nitelikte yorumlanabilecek metinler
olduğunu kabul etti. BBC'nin Radio 4 Today programına mülakat veren
Kardinal, Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen aksi takdirde
sonuçlarının olumsuz olacağını iddia eden Tony Blair'in yaklaşımını
eleştirdi. Kardinal Murphy-O'Connor şöyle dedi: ‘Kültürlerin karışımının
iyi bir fikir olmadığı yönünde bir başka görüş de olabilir. Sanırım esas
soru: Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne kabulü faydalı bir diyalog
sağlayacak bir şey mi, yoksa çoğunluğu Müslüman olan çok büyük bir
ülkenin özünde Hıristiyan olan bir kıtayla bütünleşmesi midir?’"
(Jonathan Petre, 22/09)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Dora Bakoyanni'den Açık Uyarı":
"Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, BM Genel Kurul toplantısı çerçevesinde
New York'ta bir etkinlikte Yunanistan'ın dış politikası konusunda
yaptığı konuşmada, Yunanistan'ın Türkiye'nin Avrupa sürecine desteğinin
sınırsız olmadığını vurguladı. Bakoyanni, Türkiye, AB kurallarını tam
olarak yerine getirmeden, Avrupa Birliği ve Yunanistan'ın bu ülkenin
üyeliğini kabul etmelerinin mümkün olmadığının altını çizdi."
(22/09)
Antenna TV: "Türkiye'ye Sert Mesaj":
"Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manual Barosso ‘Euronews’ televizyonuna
dün verdiği demeçte, Türkiye'ye sert mesaj gönderdi. Barosso, Türkiye'ye,
Gümrük Birliği Protokolü'nü Kıbrıs dahil tüm üye ülkelere uygulaması
çağrısında bulundu. Avrupa perspektifi konusunda Türkiye'den aldıkları
mesajların cesaretlendirici olmadığını belirten Barosso, ‘Türkiye Kıbrıs
gemilerinin Türk limanlarına girmelerine izin vermesinden başlayarak
Avrupa Birliği'ne karşı söz ve yükümlülüklerini yerine getirme
mecburiyetinde olduğunu anlamalı. Türkiye bu gemilerin bir AB üyesi
ülkeye ait olduğunu unutmamalı.’ dedi. Komisyonun kasım ayı başında
açıklayacağı ilerleme raporu konusunda Barosso, ‘Sadece şunu garanti
edebilirim; rapor samimi, tarafsız ve eksiksiz olacak.’ dedi. Türkiye ile
üyelik müzakerelerinin kesilmesinin söz konusu olup olmadığı yönünde bir
soruya cevaben Barosso, tahminlerde bulunmak istemediğini söyledi ve bir
kez daha Türkiye'nin vaatlerini yerine getirme zorunluluğunda olduğunu
kaydetti." (22/09)
Eleftheros Tipos: "Türkiye’ye Hiç Bir Taviz Yok":
"SORU: Yunanistan’ın, Türkiye’nin AB sürecini
desteklediğini her fırsatta açıkladığı bir sırada, Erdoğan’ın Trakya
Müslümanlarına ilişkin açıklamaları bir hakaret değil mi?
VALİNAKİS: ‘Kanun ve devlet önünde eşitlik’ ilkesi,
Yunan devletinin temel prensibidir. Siyasi hayatında ve dış
politikasında demokrasiyi temel ilke haline getirmiş AB üye bir devletten
bu konuda hiç kimse kuşku duyamaz. Bu mantıkla, Türkiye’nin AB’ye tam
üye olarak katılmasını ancak çok belirli ön koşullar altında
destekliyoruz. Mesajımız çok net, yorumlara yer yok. Bunun ötesinde,
Erdoğan’ın ne açıkladığı kendi bileceği bir iş. Ancak, Türkiye’nin AB
ailesinde bir yere sahip olması için konulan ön koşulları nasıl
gerçekleştireceğine, büyük bir kararlılıkla odaklanması, ülkesi adına
daha iyi olur.
SORU: Avrupa çevrelerinde gittikçe daha çok
konuşulmaya başlanan, ‘Türkiye-AB imtiyazlı ortaklığı’ olasılığına
karşı Yunan diplomasisi hazır mı?
VALİNAKİS: Biz Türkiye’nin AB sürecini destekleyerek,
geçmişin ön yargı ve saplantılarından uzak, cesur bir karar aldık. Bu
stratejik bir seçenektir, ‘geçici bir takım elbise’ değil. Avrupalı bir
Türkiye kendisi için, bölgemiz için, Avrupa için faydalı demektir. Daha
açık bir ifadeyle: Avrupalı bir Türkiye ile yani barışçı, Avrupalı bir
demokrasiyle sınırdaş olmamız hayati önem taşımaktadır. Bu da, sadece
komşu ülkenin ‘katılım süreci’nin tamamlanmasıyla gerçekleşebilir. Tabii
ki, Türkiye’nin aşması gereken uzun, dar geçitli ve çok büyük çaba
gerektiren bir yol. Türkiye’nin sürekli eksikler ve tezatlarla
karşılaşacağı bir süreçtir. Bu süreç, Türk toplumunda demokratikleşme ve
çağdaşlaşma çabalarının harekete geçmesi için bir teşvik oluyor.
Kendimizi kandırmayalım. Türk toplumunun bu ‘sancılı toplu uyum
sürecine’ girmesi için, belirli bir teşvikin bulunması gerekir. Bu
teşvik de Avrupa beklentisidir. (…)" (Angeliki
Spanu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yanis Valinakis ile yapılan mülakat,
23/09)
NOT:
Bu bülten, 22-24 Eylül 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan
haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR