ALMANYA BASINI:
Frankfurter Rundschau: "Türkiye, Avrupa Sosyal Haklar
Sözleşmesini Onaylıyor": "AB üye adayı Türkiye,
Avrupa Sosyal Şartı'nı (Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi) onayladı ve
böylece ülkenin sosyal durumunu iyileştirme yükümlülüğünü üstlendi.
Sözleşme, Avrupa Konseyi’nin her üye ülkesinin, en azından yarısını
bağlayıcı olarak kabul etmek zorunda olduğu 31 temel hak içeriyor."
(29/09)
Mehr: "Türkiye Avrupa Parlamentosu’nun Son Şartlarını
Reddetti": "Türkiye, AB üyeliği için, Avrupa
Parlamentosu’nun öne sürdüğü şartları reddetti. El Alem televizyonuna
göre, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın üyelik için
öne sürdüğü her türlü yeni şartı kabul etmekten kaçındı. Avrupa
Parlamentosu’nun Türkiye'de reform sürecinin yavaş işlediğine yönelik
eleştirisine Erdoğan tepki gösterdi. Avrupa Parlamentosu, Ankara ile
müzakerelerin devamını, Türkiye'nin liman ve havaalanlarının Kıbrıs gemi
ve uçaklarına açılması ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan kanun
maddelerinin değiştirilmesi koşuluna bağladı. Avrupa Parlamentosu’nun
bu son şartına, Türk milletvekilleri tepki gösterdiler. AKP Milletvekili
Mehmet Kurt, KKTC üzerinden izolasyon kalkmadıkça, Türkiye'nin liman ve
havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmayacağını söyledi.
Türkiye'nin ana muhalefet partisi CHP'nin milletvekili İnal Batu ise,
Avrupa Parlamentosu’nun son kararlarının, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin
zayıf bir olasılık olduğunu gösterdiğini, dolayısıyla ülkenin
saygınlığını koruyan 301. maddenin hiçbir koşulda değiştirilmemesi
gerektiğini savundu." (28/09)
Tages Anzeiger: "Reform Karşıtları Eskiden Olduğu Gibi
Hala Çok Güçlü":
"SORU: Türkiye'deki reform süreci durdu
mu?
ÖZDEMİR: Böyle söylenemez, her şeyden
önce ülke seçim öncesi süreçte. Maalesef, şiddetin yeniden güçlenmesi
nedeniyle Kürt sorununda bir sertleşme var. Ve muhalefet, kendi
görüşlerine göre fazla Avrupa ve reform yanlısı olduğu için, hükümete
saldırıyor. Aynı zamanda, yasa maddelerinde yapılan ifade ve din
özgürlüğünü kısıtlayan değişiklik, çelişkili şekilde tartışılıyor.
SORU: Türklüğe hakaret nedeniyle
yapılan yeni suçlamalar Türkiye'de hala AB'ye uygun bir hukuk sistemi
olmadığını göstermiyor mu?
ÖZDEMİR: Türkiye, reform rotasında ne
kadar fazla ilerlerse, karşıtlar, o kadar çok kendilerini göstermeye
çalışırlar.
SORU: Eğer üyelik müzakereleri başarı
ile tamamlanamazsa Türkiye'ye ne olur?
ÖZDEMİR: Telaş edecek bir şey
görmüyorum. Ancak böyle bir olayın Türkiye'de reformları daha kolay
hale getirmeyeceği açık. Şu anda Türkiye, Kıbrıs konusundaki konumunu
kökünden değiştirdiği için, zaten bir kriz yaşıyoruz. Erdoğan Hükümeti
müzakere rotasına dönmüş olmasına rağmen, sadece Kıbrıs Rum tarafı AB'ye
alındı. Bu, ortaya hiçbir şey koyamadıkları için, reformcuları
güçsüzleştirdi." (Stefan Hostettler, Alman
AB Milletvekili Cem Özdemir ile yapılan mülakat, 28/09)
AZERBAYCAN BASINI:
Şark: "Türkiye, AB'den Vazgeçecek mi?":
"AB-Türkiye ilişkilerinin kısa sürede normalleşebileceğiyle ilgili
ümitler bir türlü gerçekleşmiyor. Tam tersine, taraflar arasındaki
çelişkiler her geçen gün daha da artıyor. Bu ise, ister istemez AB ve
Türkiye arasındaki ilişkilerinin maksimum düzeyde gerginleşmesine neden
oluyor. Bu nedenle de şu aşamada suni şekilde abartılan
memnuniyetsizliklerin ortadan kaldırılma ihtimali de yok gibi. Ankara,
AB'ye giden yolu açmakta zorluk çekiyor. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği
konusunun düğümlenmiş sorunlar arasında yer aldığı söylenebilir. Böyle
bir durumun oluşmasında AB'nin sorumluluğu daha açık bir şekilde dikkati
çekiyor. Birlik, Ankara'ya karşı samimiyetsizliğini ısrarla koruyor.
Yani, Türkiye'nin Birliğe tam üye olmaması için elinden geleni yapıyor.
AB, aslında Hıristiyanlık üzerinde kurulmuş bir Birlik. Kurulduğu ilk
günlerde bu gerçek, mümkün olduğu kadar gizlenmeye çalışılıyordu. Ancak,
son yıllarda AB ideologları hiçbir şeyi gizlemeye gerek duymuyorlar. Tam
tersine, Hıristiyan yaklaşım tarzının daha fazla ortaya çıkmasını
sağlıyorlar. Bu nedenle de AB'nin son dönemlerde gerçek anlamda
‘Hıristiyan Kulübü’ haline gelmesi o kadar da şaşırtıcı değil. AB
ideologları, İslam dünyasının en büyük ve lider devleti olarak görülen
Türkiye'nin, Birliğe üye olmasını önlemek için her yola başvuruyorlar.
(…) AB ideologlarının, Bulgaristan ve Romanya üye olduktan sonra
Birliğin genişleme sürecinin durdurulması gerektiği şeklindeki
açıklamaları, Türkiye'nin Birliğe üyelik kapılarının kapanmak üzere
olduğunu gösteriyor. Ankara'nın bu durumda atacağı adımlar ilgi
çekiyor. Türkiye siyasi çevreleri de AB politikasına yeniden göz
atılması gerektiğini anlamaya başladılar. Söz konusu politikada hangi
değişiklikler olabileceğini ise önümüzdeki günler gösterecek."
(Elçin Halitbeyli, 29/09)
BELÇİKA BASINI:
Euobserver: "Helsinki, Türkiye'nin AB Müzakerelerini
Kurtarmak İçin Dengeli Bir Kıbrıs Pazarlığı Üzerinde Çalışıyor":
"AB Dönem Başkanı Finlandiya, Türkiye ile, Kıbrıs konusunda, Ankara'nın
üyelik müzakerelerinde büyük bir kriz çıkmasını engelleme amaçlı bir
uzlaşma üzerinde çalışıyor. Şu var ki Helsinki'nin tavrı açıkça Avrupa
Komisyonu'nun resmi çizgisinden ayrılıyor. Finlandiya Başbakanı Matti
Vanhanen, Finlandiya Parlamentosu’na, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs
gemilerine açma yükümlülüğünü yerine getirmesi karşılığında
Helsinki'nin, Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik tecridini sona erdirmek
için diplomatik çabalara giriştiğini anlattı. Finlandiyalı lider,
dengeli pazarlık çözümünün, Türkiye'nin devam eden AB üyelik
müzakerelerinin kısmen ya da tamamen dondurulması ihtimalini ortadan
kaldırabileceğini söyledi. Vanhanen, ‘Amacımız, Türkiye'nin hava ve
deniz limanlarını Kıbrıs'a açmasını da sağlayacak bir çözüm. Olumlu bir
sonuç, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde yaşanan zorlukları
savmamıza yardımcı olacaktır... Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye ile, bir
çözüm bulunup bulunmayacağını görmek için yoğun ve yapıcı görüşmelerde
bulunmaya devam edeceğiz.’ dedi." (Mark
Beunderman, 29/09)
FRANSA BASINI:
Le Telegramme: "Türkiye Soykırımı Tanımaya Çağırıldı":
"Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Erivan'da Türkiye'yi, AB'ye üye
olmadan önce Ermeni soykırımını tanımaya çağırdı ve ‘Her ülke kendi dram
ve hatalarını kabul ederek büyür’ yorumunu yaptı. Gazetecilerin
‘Türkiye, Birliğe girmek için soykırımı tanımalı mı’ sorusuna cevaben
Chirac, ‘Açık konuşmak gerekirse ben bunun böyle olduğuna inanıyorum.’
dedi. Fransa 29 Ocak 2001 tarihinde Ermeni soykırımını tanıyan yasayı
onayladı ve 2004 yılında Chirac Türkiye'yi ‘bir hafıza çalışması’
yapmaya çağırdı. Fransız Cumhurbaşkanı kişisel olarak her zaman
Türkiye'nin AB'ye girişinden yana oldu. Birlik ise bu arada Ermeni
soykırımının tanınmasını Ankara'ya asla bir ön şart olarak koymadı.
Paris de şu ana kadar iki mesele arasında bir ilişki kurmaktan kaçındı."
(01/10)
AFP: "Ermenistan, Türkiye'nin AB'ye Girişinde Hiçbir
Tehlike Görmüyor": "Ermenistan Cumhurbaşkanı
Robert Koçaryan, Fransız mevkidaşı Jacques Chirac ile düzenlediği ortak
basın toplantısında, Türkiye'nin AB'ye muhtemel girişi konusunda hiçbir
tehlike görmediğini dile getirdi. Koçaryan, ‘Bu süreçte hiçbir tehlike
görmüyoruz ama bu süreçte çıkarlarımızın da gözönüne alınmasını
isterdik.’ dedi. Cumhurbaşkanı, serbest dolaşım ve açık sınırlara
müsaade eden değerler sistemine sahip bir ülke ile komşu olmanın
Ermenistan'ın yararına olacağını belirtti."
(01/10)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "AB Dönem Başkanı Finlandiya: Türkiye
Reformlar Konusunda Ciddi": "AB Dönem Başkanı
Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin, AB üyeliğine hak
kazanabilmek için reformlar konusunda ciddi çabalar gösterdiğini, ancak
bu sürecin en az 10 yıl alabileceğini söyledi. Avrupa Komisyonu, 8
Kasım'da hem Türkiye hem de batı Balkan ülkelerinin ilerlemesine ilişkin
raporları yayımlayacak. Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja,
İsveç Radyosu’na yaptığı açıklamada, Türkiye'nin bloğa katılmaya hazır
olması için 10 yıllık bir süre gerekebileceğini belirtti. Tuomioja,
‘Avrupa'ya katılma isteklerinde ciddiler, reformlarını sürdürüyorlar,
henüz AB'ye girmeye hazır olmadıklarını ve bunun yıllar alacağını
kendileri de çok iyi biliyor. (...) Reformları sürdürmeleri
gerektiğinin idrakı içindeler.’ dedi ve Avrupa için ‘Avrupalı Türkiye’ye
sahip olmanın stratejik çıkar olduğunu da kaydederek şöyle ekledi:
‘Bugün böyle bir Türkiye'ye sahip değiliz, dolayısıyla da bunun
gerçekleşmesi belki de on yıl kadar alacaktır.’"
(01/10)
Reuters: "Bir Yıl İçinde Türkiye'nin AB Müzakereleri
Raydan Çıkabilir": "Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne katılmak için müzakerelere başlamasından bir yıl sonra, kasvet
ve karşılıklı yabancılaşma havasından kaçabilmek oldukça zor. Kamuoyu
araştırmalarına göre, artan sayıda Avrupalı, büyük, yoksul ve çoğunluğu
Müslüman bir ülkenin Birliğe katılmasını istediğinden emin değil ve
artan sayıda Türk de AB'nin kendilerine adil davranmadığını hissetmeye
ve doğuya İran'a doğru yönelmeye başladı. AB’nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, bu yılın başında, Ankara reformları hızlandırmazsa
ve kara ve deniz limanlarını AB üyesi Kıbrıs'a açmazsa Türkiye'nin
üyelik müzakerelerinde ‘tren kazası’ riski uyarısında bulundu. Her
ikisini yapılmadı. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, geçen yıl göreve
geldiğinden beri Türkiye'nin AB emellerine karşı muhalefetini biraz
yumuşatan Almanya Başbakanı Angela Merkel'e evsahipliği yapmadan önce,
25 üyeli bloktaki en güçlü destekçileri olan İngiltere'yi ziyaret
ederek, 3 Ekim'deki yıldönümünde iyimser bir yüz takınmaya çalışacak.
(…) Brüksel'de ‘genişleme yorgunluğu’ yaşayan birkaç AB ülkesinin,
özellikle Fransa'nın, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin dondurulmasını
görmekten mutlu olacağına dair güçlü bir şüphe var. Muhafazakar Fransa
cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy Brüksel'e geçen ay yaptığı bir
ziyarette, Türkiye'nin girişine muhalefetini yineleyerek Ankara'nın
Kıbrıs konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda AB'nin
müzakereleri durdurması gerektiğini söyledi. Bunun aksine Merkel, tam
üyelik hedefi hakkında Sarkozy'nin şüpheciliğini paylaşırken, Ankara
ile Almanya'nın 2007'nin ilk yarısındaki AB dönem başkanlığına hakim
olacak bir krizi de engellemeye hevesli görünüyor."
(Paul Taylor, 01/10)
BBC: "Türkiye-AB İlişkileri":
"Almanya Başbakanı Merkel, Berlin'in Türkiye için gerçek bir ortak
olduğunu söyleyerek, Türkiye için başka seçenekler olduğunun
düşünülmesine rağmen, hükümetinin AB'ye katılım müzakereleriyle
Türkiye'ye verdiği desteğin süreceği sözünü verdi. Türkiye'ye gelecek
hafta yapacağı ziyaretten önce Alman televizyonuna mülakat veren Merkel,
partisi Hıristiyan Demokratların Türkiye'ye AB'ye tam üyelik yerine,
imtiyazlı ortaklık verilmesini tercih edeceğini hatırlatarak, kendisinin
de bunu tercih edeceğini kaydetti. 2007 yılının ilk yarısında AB dönem
başkanlığını Finlandiya'dan devralacak olan Almanya'nın Başbakanı,
kendisinden önceki hükümetin Türkiye'nin Birliğe katılım müzakereleri
için taahhütte bulunduğunu vurgulayarak, ‘bunun için katılım görüşmeleri
devam edecek, görüşmelerin nerede biteceği açık bir soru ama süreç adil
biçimde sürecek’ diye konuştu. Merkel, İslam dünyasıyla köprü işlevi
görmesi dikkate alındığında, Türkiye'nin önemli bir ortak olduğunu da
kaydetti. (…) Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Ali Babacan, İtalya
temaslarını tamamladı ve bugün görüşmelerini sürdürmek üzere dönem
başkanı Finlandiya'nın başkentine gitti. Babacan, İtalya Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema ile yaklaşık bir saat
süren görüşmesi ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Kıbrıs
konusunda kapsamlı çözümü arzu ettiklerini belirtti, D'Alema da,
‘limanlar açılmalı, ancak Kuzey Kıbrıs için meşru gereklilik konumundaki
tecride son vermenin yolu da bulunmalı.’ Babacan, İtalya'nın AB
İlişkileri ve Dış Ticaretten Sorumlu Bakanı Emma Bonino ile de görüştü.
İtalyan Bakanın makamından yapılan açıklamaya göre Bonino görüşmede,
reformlara devam ettiği ve Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirdiği
sürece, Türkiye'nin AB üyelik hakkını hiç kimsenin yadsıyamayacağını
söyledi." (29/09)
Reuters: "Olli Rehn, Türkiye'yi Reformlarını
Hızlandırması İçin Uyardı": "AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn, AB'ye giden yolda bir
çatışmadan ve de üyelik görüşmelerinin askıda kalmasından kaçınmak için
Türkiye'nin reform adımlarını hızlandırması gerektiğini ifade etti. Rehn,
Finlandiya'nın YLE televizyonuna yaptığı açıklamada, ‘Reformları
hızlandırmak, AB ve Türkiye arasında yaşanacak olası bir çatışmayı ve
müzakere sürecini dondurmayı ya da durdurmayı önlemenin en iyi yoludur.’
dedi. Türkiye'nin hava ve deniz limanlarını Kıbrıs'a açmayı reddetmesi,
halen AB sürecine yönelik büyük bir engeldir. Rehn, ‘Benim onlara
mesajım, AB yolunda bir çarpışmadan kaçınmak için çok önemli bir etken
olan bu fırsata hiçbir şekilde hayır dememeleridir.’ dedi. Rehn,
özellikle din ve ifade özgürlüğü ve azınlık hakları konusunda Türkiye'nin
reform adımlarına yönelik eleştirilerini yinelemesine rağmen,
Türkiye'nin AB ortağı olarak önemli bir ülke olduğunu da vurguladı."
(29/09)
KIBRIS RUM BASINI:
Haravgi: "AB ve Türkiye İçin Sınama":
"Ankara'nın, Avrupa ailesine ne derece samimi bir şekilde üye olmayı
istediğine dair kuşkular, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinin
başlamasından bir yıl sonra da devam ediyor, hatta boyutları daha da
genişliyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Camiel Eurlings'in
açıklaması belirleyicidir. Avrupa Parlamentosu’nun Hollandalı üyesi
şunun altını çizdi: ‘Ankara, AB'ye üye olmayı gerçekten ciddi bir
şekilde düşünüp düşünmediği yönündeki kritik soruya yanıt vermelidir’.
AP Genel Kurulu’nun oy çokluğuyla onayladığı ve artık AB Komisyon ve
Konseyi’ne yönelik bir tavsiye teşkil eden Camiel Eurlings'in raporu
tarafından dolaylı ve dolaysız olarak resmedilen bir soru. Türkiye'nin
kendi oyununu oynadığı açıktır. Avrupa sürecinin dışında kalma yönündeki
tehlikeyi hissetmediği için, inat ediyor. Zaman daralıyor. Gerek AB'nin
gerekse de Türkiye'nin tahammülü çok yakında sınanacak. Bir taraftan
Türkiye, diğer üye ülkelerle eşit şartlarda AB'ye üye olmayı gerçekten
istediğini pratikte kanıtlamalıdır. Öte yandan AB ise Türkiye'nin AB
ilke ve tavsiyelerine itibar etmemesine daha ne ölçüde tahammül
edebileceğini sınayacak. AB'nin yetkili kuruluşları, Komisyon ve Konsey,
Ankara'yı yola getirmek için halihazırda yararlı bir araca sahiptir. (…)
AP'nin gözlemleri, Türkiye'ye yönelik öğüt ve tavsiyeler olarak
değerlendirilmelidir. Ancak bu tavsiyeleri, Ankara'yı imzasına ve AB ile
üzerinde anlaştıklarına saygı duymaya zorlayacak belli başlı önlemler
de izlemelidir." (Lenia Stilyanu, 29/09)
MISIR BASINI:
El Akhbar: "Bir Türk Generali: AB'ye Asla Boyun
Eğmeyiz": "Türkiye Deniz Kuvvetleri Komutanı,
TSK'nin, AB'ye asla ödün vermeyeceği vurgulayarak, AB'nin ordunun
tamamen sivil kontrolü altına alınması yönündeki isteklerine karşı
artan protestolara katıldı. Oramiral Yener Karahanoğlu, Deniz Harp
Okulu’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, TSK'nin AB'ye katılma
uğruna asla ödün vermeyeceğini vurgularken, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac,
Türkiye'ye AB'ye üye olabilmeden önce Ermenilerin 1915-1917 yıllarında
Osmanlı devleti döneminde maruz kaldığı soykırımı tanıma çağrısında
bulundu." (01/10)
NOT: Bu bülten, 29
Eylül-01 Ekim 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR