09.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "Merkel: Türkiye ile Müzakereler Uzun Sürecek": "Almanya Şansölyesi Angela Merkel, yaptığı bir açıklamada, kendi muhafazakar  partisi Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne katılımına şüpheli  bakmayı sürdürdüğü halde Almanya'nın, Birliğin Türkiye'ye  verdiği sözlere bağlı kalacağını ifade etti. Öte yandan Ankara'ya tam üyelikten düşük bir  katılım formülü önerilmesini hala daha iyi bir seçenek  olarak addeden Merkel, Türkiye ile müzakerelerin ‘uzun bir yol’ olacağını ifade etti. Merkel, ARD televizyon kanalına yaptığı açıklamada,  ‘Fikren bir değişiklik yok. Hıristiyan Demokrat Birliği hala imtiyazlı ortaklığı daha makul bir netice olarak  görüyor. (...) Biz, müzakerelerin ucu açık bir süreç  olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Bizi, sonunda neticeyi belirleyecek kararın verileceği uzun bir süreç bekliyor.’  dedi. Türkiye'nin AB'deki yeri konusundaki tartışmalarda  soğuk kanlı olunmasını isteyen Merkel, ‘Gerçeklerden  çok duygulara bakanları teşvik etmeyelim’ diyerek AB'nin  Türkiye'ye yeni kriterler uygulamayacağını belirtti." (07/10)

AP: "Avusturyalı Sağcı Lider Türkiye'nin AB'ye Hiçbir Zaman Hazır Olmayacağını Söyledi": "Avusturya'da önde gelen iki  sağcı partiden biri olan Avusturya'nın Geleceği İttifakı’nın  lideri, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye hiçbir  zaman ‘hazır olmayacağını’ söyleyerek, bu ülkenin Birliğe alınması konusunda uyarıda bulundu. Geçtiğimiz yıl, aşırı sağcı Özgürlük Partisi lideri  Jorg Haider tarafından kurulan Avusturya'nın Geleceği  İttifakı'na başkanlık eden Peter Westenthaler yaptığı bu açıklamada, ‘25 AB ülkesi en iyisi Türkiye'ye tam üyeliğe  alternatif bir seçenek sunsun.’ dedi. Partisi geçtiğimiz haftaki genel seçimlerde yüzde 4.2  oranında oy toplayan Westenthaler, ‘Teknik, ekonomik ve siyasi  açıdan Türkiye'nin katılımı AB'den aşırı taleplere yol açacak. (...) Türkiye Avrupa'ya hazır değil ve asla olmayacak’ diye konuştu. İslam Karşıtı Özgürlük Partisi'nden görece daha ılımlı  olarak görülen bir partiye başkanlık eden Westenthaler, aynı  zamanda Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Guenter  Verheugen'i, Türkiye'nin nihai üyeliğine destek verdiği için eleştirdi. Westenthaler şöyle dedi: ‘Verheugen, Türkiye'nin AB'ye  tam üyeliğini hedef olarak gösteriyorsa bu, Brüksel'deki siyasi  kastın, Avrupa halkının arzu ve taleplerinden tamamen koptuğu  yönünde bir uyarıdır.’" (07/10)

 

ALMANYA BASINI:

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Yabancı": "Türkiye ile AB arasında ortaya çıkan gerilimleri  daha da artırmama gayreti anlaşılan hem Federal Şansölye  Merkel ve hem de Başbakan Erdoğan'ın en büyük ortak  gayretleriydi. Erdoğan dostane olduğu kadar bağlayıcı olmayan bir  şekilde Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı yapacağı dönemde  Türkiye'nin katılım sürecini desteklemesi isteğini dile  getirdi ve bunu yaparken Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine  şüphe ile yaklaştığını biliyordu. Şansölye'nin, Almanya'da yaşayan Türklerin entegrasyonu  konusundaki sözleri de kulağa aynı şekilde dostane ve  bağlayıcılıktan uzak geldi. Şayet sorunlar açık bir şekilde  konuşulduysa o zaman bu kapalı kapılar arkasında yapılmış  demektir. Buradan dışarı sızanlar ise, örneğin hassas  Kıbrıs meselesinde bir yakınlaşma olduğu izlenimi veriyor.  Bunu anlamak gerekir. Kim yangına körükle gider ki? Ancak  Türkiye'nin Avrupa normlarına uyma konusunda giderek  zorlandığı belli oluyor. Bir yanda Türk kültürünün yapısal  taşları var ki bunların siyasete etkileri Avrupalılara  tamamen yabancı şeyler. Bu konuda yıllarca sessiz kalınamaz." (Günter Nonnenmacher, 06/10)

Frankfurter Rundschau: "Türkiye... İlk Önce Sertlik": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs ile  yaşanan Gümrük Birliği anlaşmazlığı konusunda sertlik  gösteriyor. Angela Merkel de Erdoğan'ı taviz vermesi  konusunda ikna etmekte başarılı olamadı. Türkiye'nin zaten üye olamayacağını düşünen bir Şansölye  kendisini yaşanan bu son ihtilaf nedeniyle teyit edilmiş  hissedebilir. Ancak Türkiye ile yapılan müzakereleri Kıbrıs ihtilafı  yüzünden sona erdirmek ve Türkiye'yi sonuçları kestirilemeyecek  iç siyasi çalkantılara itmenin kimseye faydası olmaz; ne  Almanya'daki Hıristiyan Birlik Partisi içerisindeki Türkiye  karşıtlarına, ne Avusturyalılara, ne Fransızlara ne de  Kıbrıslılara. Hele Erdoğan'a asla faydası dokunmaz. Bu nedenle  Erdoğan'ın Merkel ile buluşmasının ardından söylediği şeyler  kesinlikle son sözleri değildi. Brüksel'de haftalardır  kulislerde Ankara ve Lefkoşa'ya ihtilafı en azından şimdilik  herhangi bir çehre kaybına uğramadan çözebilmeyi mümkün kılan  çözüm pazarlıkları yapılıyor. Şimdilik Finlandiya dönem  başkanlığının gayret gösterdiği ‘pazarlığın’ gerçekleşip  gerçekleşmeyeceği belli değil. Ancak tam da Türkiye'den ihtilafın tırmandırılmak istenmediği yönünde sinyaller geliyor. Müzakereler  şayet kesilirse, AB içerisindeki genişleme yorgunluğu ve  Türkiye'ye olan şüphe nedeniyle, yeniden başlatmak oldukça zor  olur."  (Gerd Höhler, 06/10)

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "Angela Merkel ile iftar": "Ankara ile AB arasındaki ilişki o kadar kötüleşti ki,  giriş müzakerelerinin durdurulma tehlikesi doğdu. Türkiye  daha bu hafta aralarından biri Kıbrıslı diye AB  parlamenterlerinden oluşan bir heyetin Türkiye'yi ziyaretini  erteledi. Bu Brüksel'i kızdırdı. Bu ziyareti ile Türkiye'nin  Kıbrıs konusunda net bir sinyal vermesini ümit eden Merkel,  Ankara'dan 2006 sonuna kadar liman ve havaalanlarını AB üyesi  Kıbrıs'a açmasını istedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çekimser  davrandı. Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonuna son verilmediği sürece,  Türkiye'nin tavrının değişmeyeceği belirtildi. Merkel, Almanya'nın ocak ayında AB Dönem Başkanlığı’nı  devralmasından önce ezeli ihtilafa bir çözüm bulmaya çalışıyor. Başbakanlık Merkel'in ‘Boğaz'da bir köprü kurmaya çalışmadığı’,  ancak koalisyon içinde Türkiye'nin AB'ye katılımına kesinlikle  karşı olanlar ile bunu destekleyenler arasında bir denge kurmaya  çalıştığı belirtiliyor. CSU Başkanı Edmund Stoiber, Papa'nın şiddet ve İslam  hakkındaki konuşmasının yol açtığı kısa krizi ve Türkiye'nin  resmi tepkilerini, Türkiye'yi AB'nin bekleme salonundan  uzaklaştırmak için bahane olarak kullanmak istedi. Bavyera  Başbakanı ‘Türkiye Avrupa değildir ve Avrupa'ya ait değildir’  diye kükredi. Parlamento Başkanı Norbert Lammert (CDU) ile önde  gelen diğer muhafazakar politikacılar kesinlikle Türkiye'nin  katılımına karşı çıkıyorlar. SPD Başkanı Kurt Beck ise, Türkiye'nin yüzüne ‘kapının kapatılmaması’ yolunda uyarıyor ve bunun ‘büyük bir hata’  olacağını söylüyor."  (Thomas Vieregge, 06/10)

 

BELÇİKA BASINI:

La Libre Belgique: "Paris ve Berlin Türkiye'ye Baskı Yapıyorlar": "Türkiye'yi Ermeni soykırımını tanımaya teşvik eden  Fransa Cumhurbaşkanı’ndan sonra Almanya Başbakanı, Türkiye'nin  ikinci hassas noktasına dokunarak, Kıbrıs'ın tanınmasının hızlandırılmasını istedi. İki günlük resmi bir ziyaret için  Türkiye'ye gelen Merkel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan  limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmasını istedi; Türkiye  Temmuz 2005 tarihinde bu yönde yükümlülük almış olsa bile  halen bunu gerçekleştirmedi. Merkel bir basın toplantısı sırasında, ‘Kıbrıs konusu bir ön şart olmalıdır. Üyelik  görüşmelerinin sürdürülmesi için bu konunun çözümlenmesi  gerekir.’ dedi. AB'nin Finlandiya Dönem Başkanlığı, Ankara ile anlaşmak  için yollar arıyor, çünkü Ankara, adanın kuzeyinin ekonomik  izolasyonu sürdükçe her türlü ödünü dışlıyor. Hıristiyan-demokrat Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye'nin  tam üyeliğine karşı çıkarak imtiyazlı ortaklık öneriyor.  Oysa ki AB devlet başkanları, Türkiye'nin üyelik adaylığını  açıkça kabul ettiler. Alman Hükümeti üyelik için sadece bir şarta dikkat  çekerken, Jacques Chirac bir yenisini ekledi. Chirac,  30 Eylül tarihinde Ermenistan'a yaptığı resmi ziyaret  sırasında, ‘Türkiye, AB'ye üye olmak için Ermeni soykırımını  tanımalı mıdır? Açıkça söylemek gerekirse buna inanıyorum. Her ülke, dramlarını ve hatalarını tanıyarak büyür.’ demişti."  (Christophe Lamfalussy, 06/10)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Sarkozy: Türkiye AB'ye Entegre Olursa Siyasi Avrupa Biter": "Le Meilleur des Mondes  dergisinde yayımlanan demecinde Fransa İçişleri Bakanı  olan ve 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday  olduğunu açıklayan Nicolas Sarkozy, Türkiye'nin Avrupa  Birliği'ne entegre olması halinde -ki bunu reddediyor-  ‘siyasi Avrupa'nın biteceğini’ söyledi. AB ile Ankara arasında basit bir ‘imtiyazlı ortaklıktan’  yana olduğunu belirten Sarkozy, ‘Türkiye'yi seviyorum, ancak  Avrupa Birliği'ne girmesi durumunda siyasi Avrupa bitecektir.’  Tony Blair, siyasi bir Avrupa istemiyor. Bu nedenle de  Türkiye'yi AB'de istiyor! Bush, siyasi bir Avrupa istemiyor,  onun için Türkiye'yi istiyor! Bir tutarsızlık mevcut. Türkiye  ve siyasi Avrupa...’ şeklinde konuştu." (06/10)

Le Monde: "Türkiye... Kopma mı Yoksa Uzlaşma mı?": "Uzun süren kararsızlıkların ardından Avrupa Birliği bir  yıl önce Türkiye ile katılım müzakerelerini başlatma kararını  aldı. Bu tarihten itibaren görüşmelerde çok az ilerleme  kaydedildi. Avrupalılar özellikle, Türklerin, Ankara  Protokolünün aslında AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği  Anlaşmasının Kıbrıs dahil yeni katılan ülkelere  genişletilmesini zorunlu kılmasına rağmen, Kıbrıslı gemi ve  uçaklara, liman ve havalimanlarını açmayı reddetmesi konusuna  takılıyor. Avrupa, ayrıca Türk Hükümetinin sözünü verdiği  reformları uygulamakta gecikmesinden rahatsızlık duyuyor. Finlandiya Dış Ticaret Bakanı Paula Lehtomaki, Birlik  Başkanlığı adına Avrupa Parlamentosu’nda ‘İnsan hakları,  ifade ve ibadet özgürlüğü ve azınlık haklarına saygı  konularında somut ve kalıcı sonuçlar bekliyoruz’ şeklinde  bir hatırlatmada bulundu.  Her iki tarafta da gerginlik artıyor. Avrupalılar,  Türklerin, Birliğin şartlarına uyma isteğinden şüphe etmeye  başlıyor. Türkler açısından ise Avrupalıların bu katılıma  karşı oldukları düşünülüyor. Kamuoyları çekincelerini artık  açıkça göstermeye başladı. Ve katılıma destek, Avrupa'da  olduğu kadar Türkiye'de de düşüş kaydediyor. Bir yandan  endişe büyüyor, diğer yandan ise hayal kırıklığı. (…) Her iki taraftan gelen  uzlaşmaz açıklamalar şüpheleri körüklüyor. İki taraf  diyalogu yeniden başlatmazsa, meydan, pek çok Avrupa  ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yeniden yükselmeye  başlayan milliyetçi hareketlere kalacaktır." (Thomas Ferenczy, 06/10)

AFP: "Atina, Reformların Yavaşlamasına Karşı Ankara'yı Uyardı": "Yunanistan, Türkiye'yi, reformların yavaşlaması konusunda uyardı ve kasım ayının  başında AB'nin değerlendirmesine maruz kalacağını hatırlattı. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumutsakos  düzenlediği basın toplantısında, ‘Reformların hızı yavaş  (...) ve gerilemekte (...) Bu, kasım ayı başında Ankara'nın  ilerlemesi konusunda bir rapor yayımlayacak olan AB tarafından değerlendirilecek.’ dedi. Sözcü, bu teşhisin AB nezdinde genel bir kanı olduğunu  belirterek, ‘Önümüzdeki aylar, üyelik sürecinde trenin raydan  çıkmasını engellemek için, AB ve Türkiye arasında yoğun  müzakerelerin yaşanacağı bir dönem olacak.’ dedi. Kumutsakos, Ankara'nın, havaalanı ve limanlarını Kıbrıs Rum uçak ve gemilerine açarak AB'ye karşı taahhütlerini  yerine getirmesi gerektiğini yineledi. Ankara'nın bu adımı atmayı reddetmesi, yıllık raporun  yayımlanması perspektifinde AB ile ilişkilerini fazlasıyla  etkiliyor." (06/10)

AFP: "İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Sıkı Bir Genişleme Taraftarı": "İngiltere'nin Avrupa  İşlerinden Sorumlu Bakanı Geoff Hoon, her ne kadar  kurumsal bazı problemleri çözmek gerekiyorsa da,  Birleşik Krallığın sıkı bir genişleme taraftarı  olduğunu bildirdi. Portekiz'de yayımlanan Publico gazetesinde yer alan mülakatta Hoon, ‘Hırvatistan ve  Türkiye ile olan müzakerelerden vazgeçilmemesi ve Batılı Balkan ülkelerine asla üye olamayacaklarına dair  işaretler gönderilmemesi çok önemli’ ifadesini kullandı. Türkiye'nin girişinin Birlik için çok yararlı  olduğunu savunan Hoon'a göre, son yapılan genişlemeler  sırasında, sadece üye olma ihtimali bile ülkelere,  derlenip toparlanmak ve değişmek konusunda yardım etti." (06/10)

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "Verheugen: Türkiye'nin Reform Arzusu 'Tehlikeli Bir Döngüye' Girebilir": "Avrupa Komisyonu'ndan bir üst düzey yetkili  yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin, Türkiye'ye, AB  hedefiyle ilgili çok sayıda olumsuz işaret verdiği ve bu  durumun, Ankara'nın reform arzusunu, sonu kaza ile bitecek  bir kısır döngüye sokabileceğini ifade etti. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Guenter Verheugen  Alman haftalık dergi Bild am Sontag'a yaptığı açıklamada,  ‘Avrupa Türkiye'ye son derece olumsuz sinyaller gönderiyor.  Ülkenin zayıflığına odaklanıyoruz, değişim yönünde telkinde  bulunmuyoruz. Bu da, talep ettiğimiz reformları yapma  konusundaki isteksizliği körüklüyor ki, neticesinde  Avrupa'daki Türklerin bununla baş edemeyecekleri fikri  uyandırıyor. Sözü edilen yüksek değerlerin küresel çapta  siyasi başarısızlığına yol açma riski taşıyan tehlikeli  bir döngüdür. Katılım müzakerelerinin hedefi tam üyeliktir  ve müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması konusunda  uyarıda bulunabilirim. Batı dünyası ile yakın ilişkilere  sahip demokratik, insan haklarına saygılı ve azınlık  haklarını koruyan bir Türkiye hepimizin yararınadır.  Türkiye'deki reformistler bunlar için mücadele veriyorlar  ve Avrupa'nın desteğine ihtiyaçları var.’ dedi." (Noah Barkin, 07/10)

 

JAPONYA BASINI:

Asahi Shimbun: "Türkiye'nin Zorlu AB Üyeliği... Reform Baskılarına Yurt İçinden Tepkiler... Ermeni Katliamını Kabul Etme Şart Koşuluyor": "Türkiye Başbakanı Erdoğan, başlamasının üzerinden bir  yıl geçen AB üyelik görüşmeleri sürecinde zor anlar yaşıyor.  AB içinde, Kıbrıs sorunu, ifade özgürlüğü gibi konularda  Türkiye'ye yönelik itirazlar artarken, 5 kasım'da Türkiye'yi  ziyaret eden Almanya Başbakanı Merkel de görüşmelerinde bu  konuyu ele aldı. Türkiye içinde, AB karşıtlığında yükselme  görülüyor ve gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi  ile genel seçim öncesinde, AB üyeliğini öncelikli gündem  maddesi olarak gören Erdoğan yönetimini zorlu bir süreç  bekliyor. AB bayraklarının sallandığı ve havai fişeklerin atıldığı  3 Ekim 2005'teki AB üyelik görüşmelerinin başlandığı gün  kutlamalarındaki hava, Ankara'da tamamen kaybolmuş  durumda. Türkiye-Almanya zirve görüşmesi ardından gerçekleştirilen  basın toplantısında Başbakan Merkel, Kıbrıs sorunu hakkında ‘Üyelik görüşmelerine devam etmek için çözülmesi gerektiğini’  vurguladı. Buna karşılık Başbakan Erdoğan,’"Haksız bir talep’  diyerek, memnuniyetsizliğini dile getirdi. Başbakan Merkel Türkiye'nin tam üye değil, ‘imtiyazlı ortak’ olmasının uygun  olduğu görüşünde." Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Türkiye'nin AB'ye  üyelik şartı konusunda, ‘Ermenilere yapılan katliamı kabul  etmeli’ açıklaması geniş yankı uyandırdı. Kişisel olarak  Türkiye'nin üyeliğine olumlu bakan Chirac'ın, Fransa'da  yaşayan Ermeni cemaatinin nüfuzunu göz ardı edemediği  yorumları yapılıyor." (Ken Ando, Wataru Sawamura, 06/10)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Merkel'den Sert Üslup": "Almanya ve Türkiye, Gümrük Birliği Protokolü'nün Kıbrıs'a uygulanmasıyla ilgili tezlerinden taviz vermiyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan, Ankara'daki görüşmelerinden sonra düzenledikleri  ortak basın toplantısında, Türk liman ve havaalanlarının  Kıbrıs'a açılması ve Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması konularında bilinen tezlerini  tekrarladı. Erdoğan, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların  kaldırması durumunda, liman ve havaalanlarının Kıbrıs'a  açılacağını açıklarken, Merkel, Ankara'nın Gümrük Birliği  Protokolü'nü kayıtsız şartsız uygulamakla yükümlü olduğunu  belirtti ve çıkmazın aşılması için Finlandiya'nın girişiminin  olumlu bir şekilde geliştiğini kaydetti. Almanya'nın, Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı ve en güçlü ticari ortağı olmasına rağmen, gerginlikler eksik  olmuyor. Son dönemlerde sayıları yaklaşık iki milyonu bulan  ve Almanya'da yaşayan Türk ve Müslümanların yaşam koşulları yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Erdoğan, Merkel'den,  Türk dilinin de öğretileceği okulların açılmasını ve soydaşlar ile dindaşlarının entegrasyonu için önlemler alınmasını istedi." (Marilu Cebelekidu, 06/10)

 

NOT: Bu bülten, 06-08 Ekim 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

ESKİ SAYILAR