|
ABD BASINI:
AP: "Merkel: Türkiye ile Müzakereler Uzun Sürecek":
"Almanya Şansölyesi Angela Merkel, yaptığı bir açıklamada, kendi
muhafazakar partisi Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne katılımına şüpheli
bakmayı sürdürdüğü halde Almanya'nın, Birliğin Türkiye'ye verdiği
sözlere bağlı kalacağını ifade etti. Öte yandan Ankara'ya tam üyelikten
düşük bir katılım formülü önerilmesini hala daha iyi bir seçenek olarak
addeden Merkel, Türkiye ile müzakerelerin ‘uzun bir yol’ olacağını ifade
etti. Merkel, ARD televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ‘Fikren bir
değişiklik yok. Hıristiyan Demokrat Birliği hala imtiyazlı ortaklığı daha
makul bir netice olarak görüyor. (...) Biz, müzakerelerin ucu açık bir
süreç olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Bizi, sonunda neticeyi
belirleyecek kararın verileceği uzun bir süreç bekliyor.’ dedi.
Türkiye'nin AB'deki yeri konusundaki tartışmalarda soğuk kanlı
olunmasını isteyen Merkel, ‘Gerçeklerden çok duygulara bakanları teşvik
etmeyelim’ diyerek AB'nin Türkiye'ye yeni kriterler uygulamayacağını
belirtti." (07/10)
AP: "Avusturyalı Sağcı Lider Türkiye'nin AB'ye Hiçbir
Zaman Hazır Olmayacağını Söyledi":
"Avusturya'da önde gelen iki sağcı partiden biri olan Avusturya'nın
Geleceği İttifakı’nın lideri, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye
hiçbir zaman ‘hazır olmayacağını’ söyleyerek, bu ülkenin Birliğe
alınması konusunda uyarıda bulundu. Geçtiğimiz yıl, aşırı sağcı Özgürlük
Partisi lideri Jorg Haider tarafından kurulan Avusturya'nın Geleceği
İttifakı'na başkanlık eden Peter Westenthaler yaptığı bu açıklamada, ‘25
AB ülkesi en iyisi Türkiye'ye tam üyeliğe alternatif bir seçenek
sunsun.’ dedi. Partisi geçtiğimiz haftaki genel seçimlerde yüzde 4.2
oranında oy toplayan Westenthaler, ‘Teknik, ekonomik ve siyasi açıdan
Türkiye'nin katılımı AB'den aşırı taleplere yol açacak. (...) Türkiye
Avrupa'ya hazır değil ve asla olmayacak’ diye konuştu. İslam Karşıtı
Özgürlük Partisi'nden görece daha ılımlı olarak görülen bir partiye
başkanlık eden Westenthaler, aynı zamanda Avrupa Komisyonu Başkan
Yardımcısı Guenter Verheugen'i, Türkiye'nin nihai üyeliğine destek
verdiği için eleştirdi. Westenthaler şöyle dedi: ‘Verheugen, Türkiye'nin
AB'ye tam üyeliğini hedef olarak gösteriyorsa bu, Brüksel'deki siyasi
kastın, Avrupa halkının arzu ve taleplerinden tamamen koptuğu yönünde
bir uyarıdır.’" (07/10)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Yabancı":
"Türkiye ile AB arasında ortaya çıkan gerilimleri daha da artırmama
gayreti anlaşılan hem Federal Şansölye Merkel ve hem de Başbakan
Erdoğan'ın en büyük ortak gayretleriydi. Erdoğan dostane olduğu kadar
bağlayıcı olmayan bir şekilde Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı yapacağı
dönemde Türkiye'nin katılım sürecini desteklemesi isteğini dile getirdi
ve bunu yaparken Merkel'in Türkiye'nin AB üyeliğine şüphe ile
yaklaştığını biliyordu. Şansölye'nin, Almanya'da yaşayan Türklerin
entegrasyonu konusundaki sözleri de kulağa aynı şekilde dostane ve
bağlayıcılıktan uzak geldi. Şayet sorunlar açık bir şekilde konuşulduysa
o zaman bu kapalı kapılar arkasında yapılmış demektir. Buradan dışarı
sızanlar ise, örneğin hassas Kıbrıs meselesinde bir yakınlaşma olduğu
izlenimi veriyor. Bunu anlamak gerekir. Kim yangına körükle gider ki?
Ancak Türkiye'nin Avrupa normlarına uyma konusunda giderek zorlandığı
belli oluyor. Bir yanda Türk kültürünün yapısal taşları var ki bunların
siyasete etkileri Avrupalılara tamamen yabancı şeyler. Bu konuda
yıllarca sessiz kalınamaz." (Günter
Nonnenmacher, 06/10)
Frankfurter Rundschau: "Türkiye... İlk Önce Sertlik":
"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs ile yaşanan Gümrük
Birliği anlaşmazlığı konusunda sertlik gösteriyor. Angela Merkel de
Erdoğan'ı taviz vermesi konusunda ikna etmekte başarılı olamadı.
Türkiye'nin zaten üye olamayacağını düşünen bir Şansölye kendisini
yaşanan bu son ihtilaf nedeniyle teyit edilmiş hissedebilir. Ancak
Türkiye ile yapılan müzakereleri Kıbrıs ihtilafı yüzünden sona erdirmek
ve Türkiye'yi sonuçları kestirilemeyecek iç siyasi çalkantılara itmenin
kimseye faydası olmaz; ne Almanya'daki Hıristiyan Birlik Partisi
içerisindeki Türkiye karşıtlarına, ne Avusturyalılara, ne Fransızlara ne
de Kıbrıslılara. Hele Erdoğan'a asla faydası dokunmaz. Bu nedenle
Erdoğan'ın Merkel ile buluşmasının ardından söylediği şeyler kesinlikle
son sözleri değildi. Brüksel'de haftalardır kulislerde Ankara ve
Lefkoşa'ya ihtilafı en azından şimdilik herhangi bir çehre kaybına
uğramadan çözebilmeyi mümkün kılan çözüm pazarlıkları yapılıyor.
Şimdilik Finlandiya dönem başkanlığının gayret gösterdiği ‘pazarlığın’
gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değil. Ancak tam da Türkiye'den
ihtilafın tırmandırılmak istenmediği yönünde sinyaller geliyor.
Müzakereler şayet kesilirse, AB içerisindeki genişleme yorgunluğu ve
Türkiye'ye olan şüphe nedeniyle, yeniden başlatmak oldukça zor olur."
(Gerd Höhler, 06/10)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "Angela Merkel ile iftar":
"Ankara ile AB arasındaki ilişki o kadar kötüleşti ki, giriş
müzakerelerinin durdurulma tehlikesi doğdu. Türkiye daha bu hafta
aralarından biri Kıbrıslı diye AB parlamenterlerinden oluşan bir heyetin
Türkiye'yi ziyaretini erteledi. Bu Brüksel'i kızdırdı. Bu ziyareti ile
Türkiye'nin Kıbrıs konusunda net bir sinyal vermesini ümit eden Merkel,
Ankara'dan 2006 sonuna kadar liman ve havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'a
açmasını istedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çekimser davrandı. Kuzey
Kıbrıs'ın izolasyonuna son verilmediği sürece, Türkiye'nin tavrının
değişmeyeceği belirtildi. Merkel, Almanya'nın ocak ayında AB Dönem
Başkanlığı’nı devralmasından önce ezeli ihtilafa bir çözüm bulmaya
çalışıyor. Başbakanlık Merkel'in ‘Boğaz'da bir köprü kurmaya
çalışmadığı’, ancak koalisyon içinde Türkiye'nin AB'ye katılımına
kesinlikle karşı olanlar ile bunu destekleyenler arasında bir denge
kurmaya çalıştığı belirtiliyor. CSU Başkanı Edmund Stoiber, Papa'nın
şiddet ve İslam hakkındaki konuşmasının yol açtığı kısa krizi ve
Türkiye'nin resmi tepkilerini, Türkiye'yi AB'nin bekleme salonundan
uzaklaştırmak için bahane olarak kullanmak istedi. Bavyera Başbakanı
‘Türkiye Avrupa değildir ve Avrupa'ya ait değildir’ diye kükredi.
Parlamento Başkanı Norbert Lammert (CDU) ile önde gelen diğer
muhafazakar politikacılar kesinlikle Türkiye'nin katılımına karşı
çıkıyorlar. SPD Başkanı Kurt Beck ise, Türkiye'nin yüzüne ‘kapının
kapatılmaması’ yolunda uyarıyor ve bunun ‘büyük bir hata’ olacağını
söylüyor." (Thomas Vieregge, 06/10)
BELÇİKA BASINI:
La Libre Belgique: "Paris ve Berlin Türkiye'ye Baskı
Yapıyorlar": "Türkiye'yi Ermeni soykırımını
tanımaya teşvik eden Fransa Cumhurbaşkanı’ndan sonra Almanya Başbakanı,
Türkiye'nin ikinci hassas noktasına dokunarak, Kıbrıs'ın tanınmasının
hızlandırılmasını istedi. İki günlük resmi bir ziyaret için Türkiye'ye
gelen Merkel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan limanlarını Rum gemi ve
uçaklarına açmasını istedi; Türkiye Temmuz 2005 tarihinde bu yönde
yükümlülük almış olsa bile halen bunu gerçekleştirmedi. Merkel bir basın
toplantısı sırasında, ‘Kıbrıs konusu bir ön şart olmalıdır. Üyelik
görüşmelerinin sürdürülmesi için bu konunun çözümlenmesi gerekir.’ dedi.
AB'nin Finlandiya Dönem Başkanlığı, Ankara ile anlaşmak için yollar
arıyor, çünkü Ankara, adanın kuzeyinin ekonomik izolasyonu sürdükçe her
türlü ödünü dışlıyor. Hıristiyan-demokrat Almanya Başbakanı Merkel,
Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkarak imtiyazlı ortaklık öneriyor.
Oysa ki AB devlet başkanları, Türkiye'nin üyelik adaylığını açıkça kabul
ettiler. Alman Hükümeti üyelik için sadece bir şarta dikkat çekerken,
Jacques Chirac bir yenisini ekledi. Chirac, 30 Eylül tarihinde
Ermenistan'a yaptığı resmi ziyaret sırasında, ‘Türkiye, AB'ye üye olmak
için Ermeni soykırımını tanımalı mıdır? Açıkça söylemek gerekirse buna
inanıyorum. Her ülke, dramlarını ve hatalarını tanıyarak büyür.’
demişti." (Christophe Lamfalussy, 06/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Sarkozy: Türkiye AB'ye Entegre Olursa Siyasi Avrupa
Biter": "Le Meilleur des Mondes dergisinde
yayımlanan demecinde Fransa İçişleri Bakanı olan ve 2007'deki
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu açıklayan Nicolas Sarkozy,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne entegre olması halinde -ki bunu
reddediyor- ‘siyasi Avrupa'nın biteceğini’ söyledi. AB ile Ankara
arasında basit bir ‘imtiyazlı ortaklıktan’ yana olduğunu belirten
Sarkozy, ‘Türkiye'yi seviyorum, ancak Avrupa Birliği'ne girmesi
durumunda siyasi Avrupa bitecektir.’ Tony Blair, siyasi bir Avrupa
istemiyor. Bu nedenle de Türkiye'yi AB'de istiyor! Bush, siyasi bir
Avrupa istemiyor, onun için Türkiye'yi istiyor! Bir tutarsızlık mevcut.
Türkiye ve siyasi Avrupa...’ şeklinde konuştu."
(06/10)
Le Monde: "Türkiye... Kopma mı Yoksa Uzlaşma mı?":
"Uzun süren kararsızlıkların ardından Avrupa Birliği bir yıl önce
Türkiye ile katılım müzakerelerini başlatma kararını aldı. Bu tarihten
itibaren görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi. Avrupalılar özellikle,
Türklerin, Ankara Protokolünün aslında AB ile Türkiye arasındaki Gümrük
Birliği Anlaşmasının Kıbrıs dahil yeni katılan ülkelere
genişletilmesini zorunlu kılmasına rağmen, Kıbrıslı gemi ve uçaklara,
liman ve havalimanlarını açmayı reddetmesi konusuna takılıyor. Avrupa,
ayrıca Türk Hükümetinin sözünü verdiği reformları uygulamakta
gecikmesinden rahatsızlık duyuyor. Finlandiya Dış Ticaret Bakanı Paula
Lehtomaki, Birlik Başkanlığı adına Avrupa Parlamentosu’nda ‘İnsan
hakları, ifade ve ibadet özgürlüğü ve azınlık haklarına saygı
konularında somut ve kalıcı sonuçlar bekliyoruz’ şeklinde bir
hatırlatmada bulundu. Her iki tarafta da gerginlik artıyor.
Avrupalılar, Türklerin, Birliğin şartlarına uyma isteğinden şüphe
etmeye başlıyor. Türkler açısından ise Avrupalıların bu katılıma karşı
oldukları düşünülüyor. Kamuoyları çekincelerini artık açıkça göstermeye
başladı. Ve katılıma destek, Avrupa'da olduğu kadar Türkiye'de de düşüş
kaydediyor. Bir yandan endişe büyüyor, diğer yandan ise hayal kırıklığı.
(…) Her iki taraftan gelen uzlaşmaz açıklamalar şüpheleri körüklüyor.
İki taraf diyalogu yeniden başlatmazsa, meydan, pek çok Avrupa
ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de yeniden yükselmeye başlayan
milliyetçi hareketlere kalacaktır." (Thomas
Ferenczy, 06/10)
AFP: "Atina, Reformların Yavaşlamasına Karşı Ankara'yı
Uyardı": "Yunanistan, Türkiye'yi, reformların
yavaşlaması konusunda uyardı ve kasım ayının başında AB'nin
değerlendirmesine maruz kalacağını hatırlattı. Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumutsakos düzenlediği basın toplantısında,
‘Reformların hızı yavaş (...) ve gerilemekte (...) Bu, kasım ayı başında
Ankara'nın ilerlemesi konusunda bir rapor yayımlayacak olan AB
tarafından değerlendirilecek.’ dedi. Sözcü, bu teşhisin AB nezdinde genel
bir kanı olduğunu belirterek, ‘Önümüzdeki aylar, üyelik sürecinde trenin
raydan çıkmasını engellemek için, AB ve Türkiye arasında yoğun
müzakerelerin yaşanacağı bir dönem olacak.’ dedi. Kumutsakos, Ankara'nın,
havaalanı ve limanlarını Kıbrıs Rum uçak ve gemilerine açarak AB'ye karşı
taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini yineledi. Ankara'nın bu adımı
atmayı reddetmesi, yıllık raporun yayımlanması perspektifinde AB ile
ilişkilerini fazlasıyla etkiliyor." (06/10)
AFP: "İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Sıkı
Bir Genişleme Taraftarı": "İngiltere'nin
Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Geoff Hoon, her ne kadar kurumsal bazı
problemleri çözmek gerekiyorsa da, Birleşik Krallığın sıkı bir genişleme
taraftarı olduğunu bildirdi. Portekiz'de yayımlanan Publico gazetesinde
yer alan mülakatta Hoon, ‘Hırvatistan ve Türkiye ile olan müzakerelerden
vazgeçilmemesi ve Batılı Balkan ülkelerine asla üye olamayacaklarına
dair işaretler gönderilmemesi çok önemli’ ifadesini kullandı.
Türkiye'nin girişinin Birlik için çok yararlı olduğunu savunan Hoon'a
göre, son yapılan genişlemeler sırasında, sadece üye olma ihtimali bile
ülkelere, derlenip toparlanmak ve değişmek konusunda yardım etti."
(06/10)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "Verheugen: Türkiye'nin Reform Arzusu 'Tehlikeli
Bir Döngüye' Girebilir": "Avrupa Komisyonu'ndan
bir üst düzey yetkili yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin,
Türkiye'ye, AB hedefiyle ilgili çok sayıda olumsuz işaret verdiği ve bu
durumun, Ankara'nın reform arzusunu, sonu kaza ile bitecek bir kısır
döngüye sokabileceğini ifade etti. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı
Guenter Verheugen Alman haftalık dergi Bild am Sontag'a yaptığı
açıklamada, ‘Avrupa Türkiye'ye son derece olumsuz sinyaller gönderiyor.
Ülkenin zayıflığına odaklanıyoruz, değişim yönünde telkinde
bulunmuyoruz. Bu da, talep ettiğimiz reformları yapma konusundaki
isteksizliği körüklüyor ki, neticesinde Avrupa'daki Türklerin bununla
baş edemeyecekleri fikri uyandırıyor. Sözü edilen yüksek değerlerin
küresel çapta siyasi başarısızlığına yol açma riski taşıyan tehlikeli
bir döngüdür. Katılım müzakerelerinin hedefi tam üyeliktir ve
müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması konusunda uyarıda
bulunabilirim. Batı dünyası ile yakın ilişkilere sahip demokratik, insan
haklarına saygılı ve azınlık haklarını koruyan bir Türkiye hepimizin
yararınadır. Türkiye'deki reformistler bunlar için mücadele veriyorlar
ve Avrupa'nın desteğine ihtiyaçları var.’ dedi."
(Noah Barkin, 07/10)
JAPONYA BASINI:
Asahi Shimbun: "Türkiye'nin Zorlu AB Üyeliği... Reform
Baskılarına Yurt İçinden Tepkiler... Ermeni Katliamını Kabul Etme Şart
Koşuluyor": "Türkiye Başbakanı Erdoğan,
başlamasının üzerinden bir yıl geçen AB üyelik görüşmeleri sürecinde zor
anlar yaşıyor. AB içinde, Kıbrıs sorunu, ifade özgürlüğü gibi konularda
Türkiye'ye yönelik itirazlar artarken, 5 kasım'da Türkiye'yi ziyaret
eden Almanya Başbakanı Merkel de görüşmelerinde bu konuyu ele aldı.
Türkiye içinde, AB karşıtlığında yükselme görülüyor ve gelecek yıl
yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçim öncesinde, AB
üyeliğini öncelikli gündem maddesi olarak gören Erdoğan yönetimini zorlu
bir süreç bekliyor. AB bayraklarının sallandığı ve havai fişeklerin
atıldığı 3 Ekim 2005'teki AB üyelik görüşmelerinin başlandığı gün
kutlamalarındaki hava, Ankara'da tamamen kaybolmuş durumda.
Türkiye-Almanya zirve görüşmesi ardından gerçekleştirilen basın
toplantısında Başbakan Merkel, Kıbrıs sorunu hakkında ‘Üyelik
görüşmelerine devam etmek için çözülmesi gerektiğini’ vurguladı. Buna
karşılık Başbakan Erdoğan,’"Haksız bir talep’ diyerek,
memnuniyetsizliğini dile getirdi. Başbakan Merkel Türkiye'nin tam üye
değil, ‘imtiyazlı ortak’ olmasının uygun olduğu görüşünde." Fransa
Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Türkiye'nin AB'ye üyelik şartı konusunda,
‘Ermenilere yapılan katliamı kabul etmeli’ açıklaması geniş yankı
uyandırdı. Kişisel olarak Türkiye'nin üyeliğine olumlu bakan Chirac'ın,
Fransa'da yaşayan Ermeni cemaatinin nüfuzunu göz ardı edemediği
yorumları yapılıyor." (Ken Ando, Wataru
Sawamura, 06/10)
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Merkel'den Sert Üslup":
"Almanya ve Türkiye, Gümrük Birliği Protokolü'nün Kıbrıs'a uygulanmasıyla
ilgili tezlerinden taviz vermiyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel ve
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki görüşmelerinden
sonra düzenledikleri ortak basın toplantısında, Türk liman ve
havaalanlarının Kıbrıs'a açılması ve Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonların kaldırılması konularında bilinen tezlerini tekrarladı.
Erdoğan, Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırması
durumunda, liman ve havaalanlarının Kıbrıs'a açılacağını açıklarken,
Merkel, Ankara'nın Gümrük Birliği Protokolü'nü kayıtsız şartsız
uygulamakla yükümlü olduğunu belirtti ve çıkmazın aşılması için
Finlandiya'nın girişiminin olumlu bir şekilde geliştiğini kaydetti.
Almanya'nın, Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı ve en güçlü ticari
ortağı olmasına rağmen, gerginlikler eksik olmuyor. Son dönemlerde
sayıları yaklaşık iki milyonu bulan ve Almanya'da yaşayan Türk ve
Müslümanların yaşam koşulları yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı.
Erdoğan, Merkel'den, Türk dilinin de öğretileceği okulların açılmasını
ve soydaşlar ile dindaşlarının entegrasyonu için önlemler alınmasını
istedi." (Marilu Cebelekidu, 06/10)
NOT:
Bu bülten, 06-08 Ekim 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan
haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR
|