11.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB Fransa'yı Uyardı": "Fransa'nın Ermeni soykırımı iddialarını inkar edenlerin cezalandırılmasına yönelik olarak hazırladığı yasa tasarısına  AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'den  eleştiri geldi. Geçmesi halinde yasanın, AB-Türkiye ilişkileri  üzerinde ciddi olumsuzluklar yaratacağını belirten Rehn,  Fransız parlamenterleri sorumlu davranmaya davet ederek bu  yasanın sonuçlarını dikkate almaları çağrısı yaptı. Yasanın,  Fransa'nın ve Fransız parlamenterlerin sorunu olduğunu söyleyen  Rehn, Fransız Meclisi’nin bu yasayı onaylaması halinde, bunun  yapıcı olmayan bir etki yaratmasından ve Türkiye ile açılması  gereken tartışmaları bloke etmesinden endişe duyduğunu söyledi. Yasa tasarısının kabul edilmesinin iki sonuç doğuracağını  ifade eden Rehn, bunları Ermeni sorunu konusundaki tartışmaların  bloke olması ve Türkiye'deki ifade özgürlüğüyle ilgili  tartışmanın yavaşlayıp tıkanması olarak sıraladı. (…)" (Güven Özalp, 10/10)

 

 

ALMANYA BASINI:

 

Die Welt: "CSU Türkiye'nin AB'ye Girmesine Karşı": "CSU, Türkiye'nin AB'ye alınmasına karşı. ‘Biz olduğumuz  sürece üyelik söz konusu olamaz’ diyen CSU Genel Sekreteri  Markus Söder, ‘Burada söz konusu olan detaylar değil, kültürel  Farktır.’ dedi. Bu nedenle ‘üyelik ne bugün ne yarın ne de   ertesi gün mümkün’ diyen Söder, SPD'nin Almanya'nın  dönem başkanlığı esnasında katılım rotasına yönelmesi durumunda  CSU'nun buna karşı çıkacağını belirtti." (10/10)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Kurier: "Bir Yandan Ödüllendirip Diğer Yandan Cezalandırmak": "Türkiye'deki politikacılar ısrarlı bir durgunluk döneminin  ardından nihayet harekete geçtiler. Adalet Bakanı Cemil Çiçek,  ‘Türklüğü aşağılamaya’ hapis cezası getiren tartışmalı  301. Maddenin değiştirilebileceğini söyledi. Ankara anlaşılan  dolaylı da olsa Kıbrıs'ın devletler hukuku açısından tanınmasını  öngören bir paketi kabul etmeye de hazır. Pazarlık şöyle olacak:  Avrupa Birliği 2004'te Kıbrıs Türklerine söylediği gibi, adanın  kuzey kesimiyle ticari ilişkilere başlayacak. Türkiye de aynı  anda limanları ile havaalanlarını Kıbrıs'a açacak. AB içinde çözüm arayışı ve Ankara'daki İslamcı muhafazakar  hükümetin rota değiştirmesi bir tesadüf değil. Ne Türkiye, ne  de AB ortakları giriş müzakerelerini Kıbrıs ihtilafı yüzünden  tehlikeye atmak istiyor, çünkü bu Türkiye'nin iç politikasında  sonucu kestirilemeyen çalkantılara yol açabilir, ki bu kimsenin  işine gelmez. Ne Almanya, Fransa ve Avusturya'daki katılım  karşıtlarının, ne de Türkiye'deki Avrupa yanlılarının. Her iki  taraf da ekonomik açıdan birbirine sıkıca bağlanmış durumda. Bu ihtilafı fazla tırmandırmamak, özellikle de Türkiye'nin  lehine olacak. Giriş müzakerelerinin bir kez durdurulması  halinde, bazı AB ülkelerindeki Türkiye karşıtlığı ve  Türkiye'de giderek azalan Avrupa sempatisi gözönünde  bulundurulacak olursa, yeniden başlamak oldukça  güçleşecektir. Bu da hem reformların, hem de 2007'de  seçimleri kazanmak isteyen ılımlı İslamcı Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'ın siyasi kariyerinin sonu olacaktır."  (Margaretha Kopeinig, 10/10)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "İtalya Türkiye'nin AB Üyeliğine Destek Veriyor": "Ansa Haber Ajansı'na göre, İtalya Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema, ülkesinin  Türkiye'nin AB'ye girmesine destek verdiğini ve Ankara  Hükümeti’ni reformlar yolunda ilerlemesi için  cesaretlendirdiğini ifade etti. Dışişleri Bakanlığı’nda Türkiye ile ilgili düzenlenen  bir toplantıda basına açıklama yapan D'Alema, ‘İtalya  Türkiye'nin AB üyeliğine inanarak destek vermektedir.  Gerekli gördüğümüz bu üyelik, AB'ye yeni değerler katacaktır.  AB, etnik ve dini temellere dayandırılarak kapalı kalmamalıdır. Türkiye'nin üyeliği, kimliğimizi, dini ve kültürel köklerimizi kaybetmemize neden olmaz. Aksine, dini çoğulculuk ve genişleme  AB'ye yeni değerler katar. Reformlar yolunda yürümesi için  Türkiye, özellikle ifade özgürlüğü ve azınlık haklarının  genişletilmesi konularında desteklenmeli ve  cesaretlendirilmelidir.’ dedi. İtalya'da selefi Silvio Berlusconi'den hükümeti devralan  solcu Romano Prodi hükümeti, Türkiye'nin AB üyeliğini  desteklemeye devam ediyor. D'Alema, Türkiye'nin üyeliği konusundaki en büyük sorunun  Ankara'nın Kıbrıs'ı tanımaması olduğunu, ancak bu konuya en kısa  zamanda çözüm bulunacağına inandığını ifade etti." (10/10)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

The Daily Telegraph: "Türkiye'nin AB Planları Fransa ile Yaşanan Soykırım Tartışmalarının Tehdidi Altında": "Türkiye'nin zorlu AB yolunda, 1914-1918 döneminde savaş  yılları ve sonrasında Ermenilerin uğradığı katliam konusunda  Fransa ile yaşanan gerginlikten ötürü kriz baş gösterdi. Sosyalistlerce önerilen ve Fransa Ulusal  Meclisi’nde görüşülecek olan bir yasa teklifi, Türkiye  tarafından yapılan katliamın, soykırım olduğunu inkar etmeyi Fransa'da suç haline getirecek. Parlamentonun sağ kanat üyelerinin de desteğini  kazanan yasa, soykırımın olduğunu inkar edenlere beş yıla  kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor. Fransa'daki yasa teklifine öfkeli bir tepki gösteren  Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Şayet Türkiye  Başbakanı Fransa'ya gelirse ve soykırımı inkar ederse ne  yapacaksınız? Tutuklayacak mısınız?’ diye sordu. Fransa'daki yasa teklifi, Türkiye'nin Avrupa'ya  katılımına uzun zamandır muhalif olan ve Fransa  cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önde gelen adayı Nicholas  Sarkozy tarafından da destekleniyor. Sarkozy, Başbakan Erdoğan'ı arayarak Türkiye'nin,  ceza yasasında soykırımdan bahsetmeyi yasaklayan maddenin  kaldırılması, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın  açılması ve oluşturulacak araştırma komisyonunda Türkler  ile Ermenilerin eşit temsil edilmesinin sağlanması şeklindeki  üç şartı yerine getirmesi halinde partisinin yasa teklifini  geri alabileceğini söylediğini açıkladı. Türkiye'nin AB'ye katılımını destekleyenler, Fransa'nın yapıcı olmadığını ifade ediyorlar."  (David Rennie, 10/10)

 

Reuters: "Ermeni Editör: Fransa'daki Soykırım Yasasına Karşı Gelebilirim": "Türkiye'de hapse mahkum edilen bir Ermeni asıllı Türk  editör, Birinci Dünya Savaşı sırasında binlerce  Ermeninin öldürülmesi konusunda özgürce düşüncesini  açıklayabilmek adına Fransa'da da hapse girmeye hazır  olduğunu söyledi. Ermeni asıllı Türk vatandaşı Hrant Dink, Osmanlı  Türklerinin Ermenilere soykırım yaptığını inkar eden  Türkiye ile, Ermeni soykırımını inkarın suç sayılıp  sayılmaması konusunda parlamentosunun perşembe günü bir  karar alacağı Fransa arasındaki çekişmede kendisini bir  ‘piyon’ gibi hissediyor. Fransa'da söz konusu yasa teklifini sunan da, gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Fransa'da yaşayan büyük Ermeni nüfusunun oyunu almayı uman Sosyalist  muhalefet. Türkiye, bu yasanın iki ülke arasındaki ticari ve  politik ilişkileri kötü etkileyeceğini beyan ederken Avrupa  Komisyonu da, Türkiye'yi, Dink gibi entelektüeller ve  yazarlara karşı kullanılan 301. maddeyi kaldırması ve ifade  özgürlüğünü genişletmesi yönünde ikna etme çabalarına  zarar vereceğini belirttiği yasa teklifini eleştirdi.     Türkiye, AB'ye üyelik müzakerelerine geçen ekim ayında  başladı ve özellikle de Fransa, çoğunluğu Müslüman ülkenin birliğe kabul edilmesine soğuk bakıyor. Dink, ‘Fransa'daki yasa teklifi, Fransa ve Avrupa  Parlamentosu içinde, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı  çıkanlarca istismar ediliyor ve Ermeni meselesi bir koz  olarak kullanılıyor’ dedi. Bu yasa teklifinin, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine  de zarar vereceğini söyleyen Dink, ‘Sözkonusu yasa, gerek  Türkiye gerekse Fransa'da 2007 seçimleri öncesinde,  Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerini çıkmaza sokacaktır.  Bu da, Türkiye ve AB içinde giderek artan milliyetçilik  duygularını körüklemekten başka işe yaramayacaktır. Her  iki ülkedeki politikacılar da gelecek yılki seçimler  öncesinde bunu yapmak istiyorlar.’ dedi."  (Ercan Ersoy, 10/10)

 

 

İRAN BASINI:

 

Abrar: "Türkiye, Avrupa Kapılarını Hala Çalıyor": "Türkiye'nin AB üyeliği talebi bir çok iniş ve çıkışları  geride bırakarak, bir çok kişinin muhalefeti ve desteğiyle  karşı karşıya kalmıştır. Türk makamları, Avrupalıların olumlu  görüşünü kazanmak amacıyla gösterdikleri tüm çabalara rağmen henüz kesin ve kayda değer bir sonuç almış değiller ve  Avrupalılar, her gün yeni bir istek öne sürüyorlar. Avrupalıların, yapısal değişiklikler gerçekleştirmek ve  mevcut meseleleri çözmeye ilişkin taleplerini yerine getirmek  uzun yıllar gerektiren çok zor bir iştir. Siyasi konu uzmanları Türk Hükümeti’nin, gelecek 10-20 yıl içerisinde bunu  gerçekleştiremeyeceğine inanıyor. Bu arada, Almanya ve  İngiltere gibi Türkiye ile sıkı ticari ilişkileri bulunan  ülkeler Türkiye'nin, Birliğe üye olmasını diğer ülkelere  göre daha çok istiyor. Göz önünde bulundurulması gereken bir  konu var. O da şudur: Son zamanlarda dünya Müslümanlarının,  ABD'nin Müslümanları kötülemek amacıyla gösterdiği çabalar  gibi karşı karşıya kaldıkları bazı olaylar, Avrupalıların,  Türkiye gibi bir İslam ülkesinin AB üyeliğine karşı çıkmasına  sebep oldu. Bu nedenle, 2007 Cumhurbaşkanlık seçimlerine  adaylığını koyan Fransa İçişleri Bakanı, Türkiye'nin AB  üyeliğinin, belli sınırlara sahip siyasi Avrupa haritasının  sonu olacağını söyleyerek, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıktı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso ise, Türkiye'nin AB üyeliğine birden bire hayır denilmesinin  İslam ile düşmanlık olarak algılanacağını söyledi.  Barosso sözlerine şunu da ekledi: ‘Kendime, Türkiye'nin  AB üyeliğinin zamanı geldi mi? sorusunu sorduğumda, sadece şunu söyleyebilirim: Hayır.’ Türkiye bugüne kadar, AB üyeliğini kazanabilmek için çok  çalıştı. Ancak, yaşadığı bazı sorunlardan dolayı bunu  gerçekleştiremedi. Bazı siyasi konu uzmanları ise, Türkiye'nin 2014 yılına kadar AB üyeliğini gerçekleştirmeyi başaracağına  inanıyorlar. Türkiye'nin, AB ile üyelik müzakereleri bazı sorunlarla  karşı karşıya kaldı ve Türkiye'nin, Kıbrıs konusunda sergilediği  tutum konuyu daha da karmaşık hale getirdi. AB yetkilileri, üyelik sürecinin ciddi bir tehlikeyle  karşı karşıya kaldığını söyleyerek, Türkiye'yi uyardılar.  Onlara göre Türkiye, liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum  kesimine açmazsa müzakereler durdurulabilir."   (Murteza Hekimi, 10/10)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

 

Fileleftheros: "Kritik Andaki Kararlar": "Atina ile Lefkoşa işbirliği, Yunan tarafının amaçlarının  ve stratejisinin ilerletilmesinde esas silah olarak kalmaya  devam ediyor. Zaman zaman daha çok taktikle ilgili farklı  yaklaşımlar ve yorumlar olmasına rağmen, strateji aynı  kalmaya devam ediyor. Önümüzdeki üç ay, AB-Türkiye ilişkileri için kritik ve  özellikle de önemli olarak nitelendirilmektedir. Gerçekte  Türk uygulamalarını kolaylaştırma yöntemleriyle  ilişkilendirilecek Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelerin  gündeme geleceği yönünde değerlendirme yapılıyor. Ancak bu,  daha çok Atina ve Lefkoşa'nın uygulamalarına bağlıdır. (…) Gelişmeler  değerlendirilsin ve kararlar, sadece belirli zaman  sınırları temelinde değil, uzun vadeli temelde ortaklaşa  alınsın. Türkiye'nin Avrupalılaşması, kendi milli  çıkarlarımıza hizmet etmesi amacıyla Helenizmin stratejik  tercihini ve arzusunu oluşturuyor. Bu tercihin ilerlemesi  için, Ankara tarafından adımlar atılması gereklidir. Atina ve Lefkoşa, bu stratejinin doğru olduğunu  düşündüğü müddetçe, stratejinin ilerletilmesi için hareket  etmelidir. Türkiye'nin üyelik sürecinin ilerletilmesi için,  aday ülke tarafından, gerekli AB müktesebatıyla uyum  adımları atılmalıdır. Yardımcı olmak istese de, kimse, bu  adımlar atılmaksızın Türkiye'ye yardımcı olamaz. Atina ve  Lefkoşa, kraldan çok kralcı olamaz. Türkiye Avrupalılaşmayı  reddettiği zaman, ona müsamaha gösteremez." (10/10)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 10 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

ESKİ SAYILAR