ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB Fransa'yı Uyardı":
"Fransa'nın Ermeni soykırımı iddialarını inkar edenlerin
cezalandırılmasına yönelik olarak hazırladığı yasa tasarısına AB
Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'den eleştiri
geldi. Geçmesi halinde yasanın, AB-Türkiye ilişkileri üzerinde ciddi
olumsuzluklar yaratacağını belirten Rehn, Fransız parlamenterleri
sorumlu davranmaya davet ederek bu yasanın sonuçlarını dikkate almaları
çağrısı yaptı. Yasanın, Fransa'nın ve Fransız parlamenterlerin sorunu
olduğunu söyleyen Rehn, Fransız Meclisi’nin bu yasayı onaylaması
halinde, bunun yapıcı olmayan bir etki yaratmasından ve Türkiye ile
açılması gereken tartışmaları bloke etmesinden endişe duyduğunu
söyledi. Yasa tasarısının kabul edilmesinin iki sonuç doğuracağını
ifade eden Rehn, bunları Ermeni sorunu konusundaki tartışmaların bloke
olması ve Türkiye'deki ifade özgürlüğüyle ilgili tartışmanın yavaşlayıp
tıkanması olarak sıraladı. (…)" (Güven Özalp, 10/10)
ALMANYA BASINI:
Die Welt: "CSU Türkiye'nin AB'ye Girmesine Karşı":
"CSU, Türkiye'nin AB'ye alınmasına karşı. ‘Biz
olduğumuz sürece üyelik söz konusu olamaz’ diyen CSU Genel Sekreteri
Markus Söder, ‘Burada söz konusu olan detaylar değil, kültürel
Farktır.’ dedi. Bu nedenle ‘üyelik ne bugün ne yarın ne de ertesi gün
mümkün’ diyen Söder, SPD'nin Almanya'nın dönem başkanlığı esnasında
katılım rotasına yönelmesi durumunda CSU'nun buna karşı çıkacağını
belirtti." (10/10)
AVUSTURYA BASINI:
Kurier: "Bir Yandan Ödüllendirip Diğer Yandan
Cezalandırmak": "Türkiye'deki politikacılar
ısrarlı bir durgunluk döneminin ardından nihayet harekete geçtiler.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, ‘Türklüğü aşağılamaya’ hapis cezası getiren
tartışmalı 301. Maddenin değiştirilebileceğini söyledi. Ankara
anlaşılan dolaylı da olsa Kıbrıs'ın devletler hukuku açısından
tanınmasını öngören bir paketi kabul etmeye de hazır. Pazarlık şöyle
olacak: Avrupa Birliği 2004'te Kıbrıs Türklerine söylediği gibi,
adanın kuzey kesimiyle ticari ilişkilere başlayacak. Türkiye de aynı
anda limanları ile havaalanlarını Kıbrıs'a açacak. AB içinde çözüm
arayışı ve Ankara'daki İslamcı muhafazakar hükümetin rota değiştirmesi
bir tesadüf değil. Ne Türkiye, ne de AB ortakları giriş müzakerelerini
Kıbrıs ihtilafı yüzünden tehlikeye atmak istiyor, çünkü bu Türkiye'nin
iç politikasında sonucu kestirilemeyen çalkantılara yol açabilir, ki bu
kimsenin işine gelmez. Ne Almanya, Fransa ve Avusturya'daki katılım
karşıtlarının, ne de Türkiye'deki Avrupa yanlılarının. Her iki taraf da
ekonomik açıdan birbirine sıkıca bağlanmış durumda. Bu ihtilafı fazla
tırmandırmamak, özellikle de Türkiye'nin lehine olacak. Giriş
müzakerelerinin bir kez durdurulması halinde, bazı AB ülkelerindeki
Türkiye karşıtlığı ve Türkiye'de giderek azalan Avrupa sempatisi
gözönünde bulundurulacak olursa, yeniden başlamak oldukça
güçleşecektir. Bu da hem reformların, hem de 2007'de seçimleri kazanmak
isteyen ılımlı İslamcı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi
kariyerinin sonu olacaktır." (Margaretha Kopeinig, 10/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "İtalya Türkiye'nin AB Üyeliğine Destek Veriyor":
"Ansa Haber Ajansı'na göre, İtalya Dışişleri
Bakanı Massimo D'Alema, ülkesinin Türkiye'nin AB'ye girmesine destek
verdiğini ve Ankara Hükümeti’ni reformlar yolunda ilerlemesi için
cesaretlendirdiğini ifade etti. Dışişleri Bakanlığı’nda Türkiye
ile ilgili düzenlenen bir toplantıda basına açıklama yapan D'Alema,
‘İtalya Türkiye'nin AB üyeliğine inanarak destek vermektedir. Gerekli
gördüğümüz bu üyelik, AB'ye yeni değerler katacaktır. AB, etnik ve dini
temellere dayandırılarak kapalı kalmamalıdır. Türkiye'nin
üyeliği, kimliğimizi, dini ve kültürel köklerimizi kaybetmemize neden
olmaz. Aksine, dini çoğulculuk ve genişleme AB'ye yeni değerler
katar. Reformlar yolunda yürümesi için Türkiye, özellikle ifade
özgürlüğü ve azınlık haklarının genişletilmesi konularında
desteklenmeli ve cesaretlendirilmelidir.’ dedi. İtalya'da selefi
Silvio Berlusconi'den hükümeti devralan solcu Romano Prodi hükümeti,
Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemeye devam ediyor. D'Alema,
Türkiye'nin üyeliği konusundaki en büyük sorunun Ankara'nın Kıbrıs'ı
tanımaması olduğunu, ancak bu konuya en kısa zamanda çözüm bulunacağına
inandığını ifade etti." (10/10)
İNGİLTERE BASINI:
The Daily Telegraph: "Türkiye'nin AB Planları Fransa
ile Yaşanan Soykırım Tartışmalarının Tehdidi Altında":
"Türkiye'nin zorlu AB yolunda, 1914-1918 döneminde savaş
yılları ve sonrasında Ermenilerin uğradığı katliam konusunda Fransa ile
yaşanan gerginlikten ötürü kriz baş gösterdi. Sosyalistlerce
önerilen ve Fransa Ulusal Meclisi’nde görüşülecek olan bir yasa
teklifi, Türkiye tarafından yapılan katliamın, soykırım olduğunu inkar
etmeyi Fransa'da suç haline getirecek. Parlamentonun sağ kanat
üyelerinin de desteğini kazanan yasa, soykırımın olduğunu inkar
edenlere beş yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor.
Fransa'daki yasa teklifine öfkeli bir tepki gösteren Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, ‘Şayet Türkiye Başbakanı Fransa'ya gelirse ve
soykırımı inkar ederse ne yapacaksınız? Tutuklayacak mısınız?’ diye
sordu. Fransa'daki yasa teklifi, Türkiye'nin Avrupa'ya
katılımına uzun zamandır muhalif olan ve Fransa cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin önde gelen adayı Nicholas Sarkozy tarafından da
destekleniyor. Sarkozy, Başbakan Erdoğan'ı arayarak Türkiye'nin,
ceza yasasında soykırımdan bahsetmeyi yasaklayan maddenin kaldırılması,
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın açılması ve oluşturulacak
araştırma komisyonunda Türkler ile Ermenilerin eşit temsil edilmesinin
sağlanması şeklindeki üç şartı yerine getirmesi halinde partisinin yasa
teklifini geri alabileceğini söylediğini açıkladı. Türkiye'nin
AB'ye katılımını destekleyenler, Fransa'nın yapıcı olmadığını ifade
ediyorlar." (David Rennie, 10/10)
Reuters: "Ermeni Editör: Fransa'daki Soykırım Yasasına
Karşı Gelebilirim": "Türkiye'de hapse mahkum
edilen bir Ermeni asıllı Türk editör, Birinci Dünya Savaşı sırasında
binlerce Ermeninin öldürülmesi konusunda özgürce düşüncesini
açıklayabilmek adına Fransa'da da hapse girmeye hazır olduğunu söyledi.
Ermeni asıllı Türk vatandaşı Hrant Dink, Osmanlı Türklerinin Ermenilere
soykırım yaptığını inkar eden Türkiye ile, Ermeni soykırımını inkarın
suç sayılıp sayılmaması konusunda parlamentosunun perşembe günü bir
karar alacağı Fransa arasındaki çekişmede kendisini bir ‘piyon’ gibi
hissediyor. Fransa'da söz konusu yasa teklifini sunan da, gelecek yılki
cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Fransa'da yaşayan büyük Ermeni nüfusunun
oyunu almayı uman Sosyalist muhalefet. Türkiye, bu yasanın iki ülke
arasındaki ticari ve politik ilişkileri kötü etkileyeceğini beyan
ederken Avrupa Komisyonu da, Türkiye'yi, Dink gibi entelektüeller ve
yazarlara karşı kullanılan 301. maddeyi kaldırması ve ifade özgürlüğünü
genişletmesi yönünde ikna etme çabalarına zarar vereceğini belirttiği
yasa teklifini eleştirdi. Türkiye, AB'ye üyelik müzakerelerine geçen
ekim ayında başladı ve özellikle de Fransa, çoğunluğu Müslüman ülkenin
birliğe kabul edilmesine soğuk bakıyor. Dink, ‘Fransa'daki yasa teklifi,
Fransa ve Avrupa Parlamentosu içinde, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı
çıkanlarca istismar ediliyor ve Ermeni meselesi bir koz olarak
kullanılıyor’ dedi. Bu yasa teklifinin, Türkiye'nin üyelik
müzakerelerine de zarar vereceğini söyleyen Dink, ‘Sözkonusu yasa,
gerek Türkiye gerekse Fransa'da 2007 seçimleri öncesinde, Türkiye'nin
AB ile olan ilişkilerini çıkmaza sokacaktır. Bu da, Türkiye ve AB
içinde giderek artan milliyetçilik duygularını körüklemekten başka işe
yaramayacaktır. Her iki ülkedeki politikacılar da gelecek yılki
seçimler öncesinde bunu yapmak istiyorlar.’ dedi." (Ercan Ersoy,
10/10)
İRAN BASINI:
Abrar: "Türkiye, Avrupa Kapılarını Hala Çalıyor":
"Türkiye'nin AB üyeliği talebi bir çok iniş ve çıkışları geride
bırakarak, bir çok kişinin muhalefeti ve desteğiyle karşı karşıya
kalmıştır. Türk makamları, Avrupalıların olumlu görüşünü kazanmak
amacıyla gösterdikleri tüm çabalara rağmen henüz kesin ve kayda değer
bir sonuç almış değiller ve Avrupalılar, her gün yeni bir istek öne
sürüyorlar. Avrupalıların, yapısal değişiklikler gerçekleştirmek ve
mevcut meseleleri çözmeye ilişkin taleplerini yerine getirmek uzun
yıllar gerektiren çok zor bir iştir. Siyasi konu uzmanları Türk
Hükümeti’nin, gelecek 10-20 yıl içerisinde bunu gerçekleştiremeyeceğine
inanıyor. Bu arada, Almanya ve İngiltere gibi Türkiye ile sıkı ticari
ilişkileri bulunan ülkeler Türkiye'nin, Birliğe üye olmasını diğer
ülkelere göre daha çok istiyor. Göz önünde bulundurulması gereken bir
konu var. O da şudur: Son zamanlarda dünya Müslümanlarının, ABD'nin
Müslümanları kötülemek amacıyla gösterdiği çabalar gibi karşı karşıya
kaldıkları bazı olaylar, Avrupalıların, Türkiye gibi bir İslam
ülkesinin AB üyeliğine karşı çıkmasına sebep oldu. Bu nedenle, 2007
Cumhurbaşkanlık seçimlerine adaylığını koyan Fransa İçişleri Bakanı,
Türkiye'nin AB üyeliğinin, belli sınırlara sahip siyasi Avrupa
haritasının sonu olacağını söyleyerek, Türkiye'nin üyeliğine karşı
çıktı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso ise, Türkiye'nin AB
üyeliğine birden bire hayır denilmesinin İslam ile düşmanlık olarak
algılanacağını söyledi. Barosso sözlerine şunu da ekledi: ‘Kendime,
Türkiye'nin AB üyeliğinin zamanı geldi mi? sorusunu sorduğumda, sadece
şunu söyleyebilirim: Hayır.’ Türkiye bugüne kadar, AB üyeliğini
kazanabilmek için çok çalıştı. Ancak, yaşadığı bazı sorunlardan dolayı
bunu gerçekleştiremedi. Bazı siyasi konu uzmanları ise, Türkiye'nin
2014 yılına kadar AB üyeliğini gerçekleştirmeyi başaracağına
inanıyorlar. Türkiye'nin, AB ile üyelik müzakereleri bazı sorunlarla
karşı karşıya kaldı ve Türkiye'nin, Kıbrıs konusunda sergilediği tutum
konuyu daha da karmaşık hale getirdi. AB yetkilileri, üyelik sürecinin
ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığını söyleyerek, Türkiye'yi
uyardılar. Onlara göre Türkiye, liman ve havaalanlarını Kıbrıs Rum
kesimine açmazsa müzakereler durdurulabilir."
(Murteza Hekimi, 10/10)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Kritik Andaki Kararlar":
"Atina ile Lefkoşa işbirliği, Yunan tarafının amaçlarının ve
stratejisinin ilerletilmesinde esas silah olarak kalmaya devam ediyor.
Zaman zaman daha çok taktikle ilgili farklı yaklaşımlar ve yorumlar
olmasına rağmen, strateji aynı kalmaya devam ediyor. Önümüzdeki üç ay,
AB-Türkiye ilişkileri için kritik ve özellikle de önemli olarak
nitelendirilmektedir. Gerçekte Türk uygulamalarını kolaylaştırma
yöntemleriyle ilişkilendirilecek Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelerin
gündeme geleceği yönünde değerlendirme yapılıyor. Ancak bu, daha çok
Atina ve Lefkoşa'nın uygulamalarına bağlıdır. (…) Gelişmeler
değerlendirilsin ve kararlar, sadece belirli zaman sınırları temelinde
değil, uzun vadeli temelde ortaklaşa alınsın. Türkiye'nin
Avrupalılaşması, kendi milli çıkarlarımıza hizmet etmesi amacıyla
Helenizmin stratejik tercihini ve arzusunu oluşturuyor. Bu tercihin
ilerlemesi için, Ankara tarafından adımlar atılması gereklidir. Atina
ve Lefkoşa, bu stratejinin doğru olduğunu düşündüğü müddetçe,
stratejinin ilerletilmesi için hareket etmelidir. Türkiye'nin üyelik
sürecinin ilerletilmesi için, aday ülke tarafından, gerekli AB
müktesebatıyla uyum adımları atılmalıdır. Yardımcı olmak istese de,
kimse, bu adımlar atılmaksızın Türkiye'ye yardımcı olamaz. Atina ve
Lefkoşa, kraldan çok kralcı olamaz. Türkiye Avrupalılaşmayı reddettiği
zaman, ona müsamaha gösteremez." (10/10)
NOT: Bu bülten, 10
Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR