12.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

AP: "Kıbrıslı Türk Lider, AB'den İzolasyona Son Vermesini İsterken, Finlandiya'nın Planı Konusunda Temkinli": Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB'den  Kuzey Kıbrıs'taki devletinin izolasyonuna bir son verilmesini  istedi, ancak adanın bölünmüşlüğüne çözüm bulunmasını amaçlayan Finlandiya liderliğindeki yeni girişime yönelik  temkinli bir tutum sergiledi. Talat, Finlandiya'nın planının, daha kapsamlı, BM  himayesinde bir anlaşmayla çözümlenebilecek meselelere girmek  suretiyle ‘tehlikeli unsurlar’ barındırdığını söyledi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya, Kıbrıs  anlaşmazlığının, Türkiye'nin AB'ye katılma girişimini raydan  çıkarmasını önlemeye çabalıyor. Söz konusu plan, Türkiye'nin  Kıbrıs Rum gemilerine ve uçaklarına limanlarını açmasıyla  birlikte AB pazarlarının Kuzey Kıbrıs mallarına açılmasını  amaçlıyor. AB, gelecek ay Türkiye'nin üyelik müzakereleri konusunda  bir rapor hazırlayacak. Ankara ise Kıbrıslı Rumlara  limanlarını kapalı tutmaya devam etmesi halinde müzakerelerin  askıya alınması konusunda yoğun bir baskı altında. Talat  AB-Türkiye ilişkilerinde böylesi bir "tren kazasının" Kıbrıs  sorununu çözme çabaları açısından büyük etkileri olacağı  konusunda uyardı. Talat, ‘Eğer Türkiye'nin AB'ye katılma ihtimali bir  şekilde yok olursa, o zaman Kıbrıs sorununa bir çözüm  bulunması çok zor olacaktır. Türkiye'nin Avrupa  perspektifinin açık tutulması büyük önem arz etmektedir.’  dedi."  (Paul Ames, 11/10)

 

 

ALMANYA BASINI:

 

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Avrupa'nın Sınırları Üye Alma Kapasitesidir":

 

            "SORU: Sayın Başkan, Türkiye şu sıralar AB ile zorlu bir  dönem yaşıyor. Burada özellikle gümrük birliğinin Kıbrıs'ı da  kapsayacak şekilde genişletilmesi konusunda ihtilaf yaşanıyor  ki Türkiye bu genişletmeye yanaşmıyor. Bu ihtilaf nasıl devam  edecek?

 

            BARROSO: AB, 2005 Eylül'ünde açıkladığı ilerleme raporunda,  katılım müzakerelerinin ilerlemesinin Türkiye'nin Ankara  Protokolü çerçevesinde yükümlülüğü altına girdiği koşulları,  yani gümrük birliğini bütün AB üyelerini kapsayacak şekilde  genişletmesine bağlı olacağını belirtti. Ancak ben Türkiye'den  gelen yetersiz işaretler nedeniyle oldukça endişeliyim.

 

            SORU: Müzakereler askıya alınabilir mi?

 

            BARROSO: Bu hipotetik bir soru.

 

            SORU: Almanya'da Türkiye'nin üyeliğe alınıp alınmaması  konusunda ateşli bir tartışma yapılıyor. Şansölye Merkel, CDU  Genel Başkanı olarak ayrıcalıklı ortaklık için çaba  harcayacağını açıkladı.

           

            BARROSO: Türkiye'nin katılımı hassas bir mesele. Üstelik  sadece Almanya için değil. Ancak bizim üye ülkelerden aldığımız  yetki çok netti: Biz tam üyelik hedefiyle müzakere yapacağız.

 

            SORU: Türkiye'nin üyeliğinin ardından Avrupa değer  yargıları ile İslam arasındaki gerilimin artacağından  endişeleniyor musunuz?

 

            BARROSO: Bu, modern dünya ile İslam arasında herhangi bir  tezatlık görmeyen ılımlı güçlerle işbirliği yapmanın neden bu  kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ben İslam'ı Avrupa mirasının  bir parçası olarak kabul ediyorum. Ancak biz değerlerimizi asla değiştirmeyeceğiz. Türkiye AB'ye girmek istiyor, biz Türkiye'ye  değil.

 

            SORU: Üyelik için olgunlaştı mı?

 

            BARROSO: Nasıl AB üye almaya henüz hazır değilse, aynı  şekilde Türkiye olgun değil. Ancak 10-15 ya da daha fazla yıl  içerisinde durumun farklı olabileceği ihtimalini yok saymak  büyük bir hata olur. Üyelik kapısını, Türkiye Müslüman, büyük  ya da yeterince zengin değil diyerek ebediyyen kapalı  tutamayız."  (Michael Stabenow, Hendrik Kafsack, AB Komisyonu Başkanı Manuel Barroso ile yapılan mülakat, 11/10)

 

 

Die Welt: "Gül: Fransa Türkiye'yi Kaybeder": "Fransa Parlamentosu yarın tarihçiler arasında tartışmalı  durumdaki Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni ‘soykırımını’  ‘inkar’ etmenin cezaya tabi tutulup tutulmamasını oylayacak.  Yasa tasarısında hapis ve para cezası verilmesi öngörülüyor. Paris'in bu niyeti Ankara'da sert tepkilere yol açıyor  ve en kötü ihtimalle Ankara AB ile yürüttüğü müzakereleri  askıya alabilir. Fransa'da yasa tasarısını destekleyenlerin amacı da  zaten Ermeni meselesini desteklemekten ziyade, bu muhtemel  sonuca ya da bazı iç siyasi hedeflere ulaşmak. Cumhurbaşkanlığına gözünü diken Nicolas Sarkozy bu yasa  tasarısının en büyük mimarlarından biri ve sarf ettiği  kelimeler Türkiye'nin hassasiyetlerinden daha fazla zarar  verecek şekilde seçilmiş durumda. Sarkozy, ‘Ermeni  soykırımını tanımak benim için sadece bir AB katılım şartı  değil, bilakis şartların en küçüğüdür.’ dedi. Ancak, AB  Türkiye'ye bu yönde bir koşul öne sürmedi. Bu sadece  Fransızların Türklerin önüne koymak istedikleri bir engel.  Dışişleri  Bakanı Abdullah Gül, Fransa'nın gelecekteki (nükleer  santral benzeri) büyük projelerde gözardı edileceğini  açıkladı. Gül, ‘Bu yasa kabul edilirse Fransa Türkiye'yi  kaybeder.’ dedi."  (Boris Kalnoky, 11/10)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

De Standaard: "AB, Türkiye ile Bir Kazayı Önlemeye Çalışıyor": "Önümüzdeki ay başında AB ile Türkiye arasında büyük  bir ‘kazanın’ meydana gelmesini önlemek amacıyla kulislerde  büyük manevralar yapılıyor. ‘Kaza’ ifadesi, Genişlemeden  Sorumlu Komiser Olli Rehn'e ait. Rehn, Türkiye'nin,  başta Fransa olmak üzere üyelik müzakerelerinin askıya  alınmasını isteyen Birlik üyelerine karşı iyi niyetini  göstermesini istiyor. Bundan bir yıl önce, İngiltere'nin dönem başkanlığı  sırasında, 3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye ile üyelik  müzakereleri başladı. O dönemde Türkiye, aralarında  Kıbrıs'ın da bulunduğu 25 üye ülkeyle gümrük birliğinin  uygulanması için çalışacağını belirtmişti. Türkiye,  limanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına kapalı tutuyor. Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin 8 Kasım tarihine  kadar zamanı var. Avrupa Komisyonu o tarihte, Türkiye  konusunda yeni raporunu açıklayacak. Yeterince ilerleme  sağlanamamış olursa müzakereler askıya alınacak ve ‘kaza’  meydana gelecek. Uluslararası stratejik çıkarların söz konusu olduğu,  bir kazanın meydana gelmesinin önlenmek istendiği,  Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan Almanya Başbakanı Angela  Merkel'in Ankara'ya yaptığı ziyaretten de ortaya çıkıyor."  (Bernard Bulcke, 11/10)

 

 

BELÇİKA BASINI:

 

La Libre Belgique: "Paris'te Ermeni Soykırımı ile İlgili Bir Yasanın Oylamaya Sunulması, Ankara'da Fransız Karşıtı Ortam Yaratıyor": "’Fransa aklını mı kaybetti?’ Bu düşünce, partisinin  bir toplantısında yaptığı konuşmada Paris'i sert bir şekilde  eleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait. 1915 ve 1917 yılları arasında meydana gelen ve Ankara'nın  tanımadığı Ermeni soykırımının inkarını cezalandırmaya yönelik  bir yasa tasarısının yarın Fransız parlamentosunda tartışılacak  olması nedeniyle 25'leri ‘tepki’ göstermeye çağıran Erdoğan,  konuşmasında ‘hiçbir tarihi dayanağı olmayan gerçek dışı  iddiaları AB'nin bu kadar önemli bir üyesinin iç politika  için kullanmasını anlamak güç.’ dedi. Fransız yasa tasarısının, ‘Birliğin, Kopenhag  Kriterleri’nden biri olan ifade ve düşünce özgürlüğü gibi  temel ilkelerine ters düştüğünü’ belirten Erdoğan, ‘12 Ekim  tarihinde alınacak inisiyatif Türkiye için hiçbir şey  değiştirmeyecektir, ancak Fransa için çok şey değiştirecektir’  uyarısında bulundu. Türkiye Başbakanı beklenmedik bir desteğe güveniyor:  Fransız parlamenterleri ‘sorumluluk sahibi olmaya’ davet eden  ve ‘yaptıkları işin doğurabileceği durumu hesaba katmalarını’  isteyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Finlandiyalı  Olli Rehn. Son günlerde Türkiye'de siyasi yetkililer olduğu  kadar, aydınlar, ekonomi çevreleri ve sivil toplum, yüksek  ve acı bir ses tonu takındılar. Bu durum, Birliğe üyelik  süreci çerçevesinde ya da giderek artan İslam korkusu  kapsamında, nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu  tek AB üyesi ülke olacak olan Türkiye'nin Avrupalı ortaklarına  karşı duyduğu hayal kırıklığını çok iyi şekilde ortaya koyuyor.  Fransa İçişleri Bakanı ve UMP partisi Genel Başkanı Nicolas  Sarkozy'nin Türklerin Avrupa projelerini kabul etmemesi bu  hissi daha da arttırıyor."  (Jérome Bastion, 11/10)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Berlin, Gelecekte Avrupa Anayasası İçin Bir  'Yol Planı' Hazırlayacak": "Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Avrupa Birliği için bir Anayasanın  gerekliliğine ‘inandığını’ söyleyerek, Berlin'in, AB dönem  başkanlığı sırasında bu projeyi rayına sokmak için bir ‘yol  planı’ hazırlayacağını ifade etti. Bu arada Alman Bakan Steinmeier, bir kez daha, Türkiye'nin Avrupa  Birliği'ne girişine olumlu baktığını söyledi ve ‘Bizim  Türkiye'ye ihtiyacımız vardır. İslam'a karşı bir kale  olarak değil, Avrupa'dan Yakın ve Orta Doğu'ya bir köprü  olarak.’ dedi. Frank Walter Steinmeier bununla birlikte, Ankara'nın  fazlasıyla uzun müzakerelerden bıkabileceği uyarısında  bulunarak şöyle dedi: ‘Bir gün Türkiye'nin kendisine, bizi  gerçekten istiyorlar mı? sorusunu soracağını anlayabilirim.  Gerçekten evet cevabı vermeliyiz.’" (11/10)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

Financial Times: "Türkiye'yi Horlamak Batı İçin Tehlikeli Bir Oyun": "Avrupa, Türkiye'ye, onu artık Avrupa Birliği'nin bir  parçası olarak görmek istemediğini söylemek için elinden  geleni ardında koymuyor. Ancak bu, kazancı çok az, kaybı  ise büyük olacak çok riskli bir oyun. Bu laik ve demokratik  Müslüman ülke, geleceğini Doğu yerine Batı'da görmeye daha  ne kadar devam edecek? Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın son Ermenistan  ziyaretini ele alalım. Chirac, ev sahibi ülkeyi ve Fransa'da  siyasi olarak aktif Ermeni diasporasını memnun ederek, Türkiye'nin I. Dünya Savaşı sırasında yüz binlerce Ermeninin  öldürülmesini ‘soykırım’ olarak kabul etmesi gerektiğini  söylemişti. Bu konuşmasıyla da tek yanlı olarak Türkiye'nin  AB üyeliği için yeni bir koşul yaratmış oldu. (…) Türkiye neredeyse her ay Avrupa'ya giden yolu üzerinde  yeni bir engelle karşılaşıyor. ‘Türkiye sorununun’ yanlış bir  şekilde ele alınması -bu derece önemli bir konu olmasaydı-  gülünç addedilebilirdi. Avrupalı olma arzusunun açık bir  şekilde reddedilmesi, Türk iç siyasetinde bulunan ve  Avrupa'nın ciddi bir şekilde müzakere etme sözünden  döndüğünü ileri süren radikal grupları güçlendiriyor. Bu  önemli bir mesele, zira Türkiye; İngiltere ve diğer Avrupa  devletlerinin deniz aşırı çıkarlarını gerçekleştirmeleri  için büyük önem arzediyor. Bugün Avrupa'nın en seçkin  askerleri, Lübnan kıyılarından Pakistan dağlarına kadar  geniş bir coğrafyada, radikal İslamcı terör örgütlerine  karşı mücadele veriyor. Eğer Avrupa, bölgede demokrasiyi  güçlendirmek istiyorsa, Türkiye vazgeçilmez bir müttefiktir.  Tabii Türkiye de Batı'daki dostlarını çıldırtmak için  az şey yapmıyor. Yazarların ve gazetecilerin yargılanması,  her türlü demokrasi düşüncesi için küçük düşürücüdür. Avrupa sonsuza dek Türkiye'den sadakat bekleyemez,  çünkü alternatifleri var. Türkiye, Vladimir Putin'in giderek  otoriterleşmeye başlayan Rusya'sı ile Karadeniz ittifakı  yaratabilir. Türkiye, nükleer silahlara sahip İran'la bile  ittifak kurmaya yönelebilir. AB ile bağa sahip olmayan bağımsız bir Türkiye, Akdeniz veya  Orta Doğu'da çıkarlarını sıkı sıkıya savunma yoluna giderek,  Avrupa'nın dış politika amaçlarıyla da çatışabilir. Türkiye'nin dostları, AB'nin sözlerini yerine getirmesi  için diplomatik bir çabaya girmelidir. Türkiye'nin dışlanması, Avrupa'nın en büyük değerlerinden biri olan bu ülkeyi çatışma  ve gerginlik kaynağına dönüştürebilir. Avrupa şimdi iyi ya da  kötü, İran, Irak ve İsrail-Filistin sorunlarıyla tüm bölgeye müdahalede bulunuyor. Türkiye'nin düşman haline getirilmesi, bu sorunların çözülmesini daha da zor bir hale getirecektir."  (Denis Macshane, 11/10)

 

Reuters: "Royal: Türkiye Ermeni Soykırımını Tanımalı": "Fransa'nın Sosyalist Cumhurbaşkanı adayı Segolene Royal, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmek istiyorsa Osmanlı Türkleri döneminde Ermenilerin soykırıma uğradığını tanıması  gerektiğini söyledi. Kamuoyu araştırmalarında sol partinin gelecek yılki  cumhurbaşkanlığı seçimi için önde giden adayı olarak gözüken  Royal, Fransız halkının bir referandumda mesele hakkında  karara varacağını söylerken, kişisel olarak Türkiye'nin AB  üyeliğini destekleyip desteklemediğini belirtmedi. Bir basın toplantısında Royal, ‘Türkiye bir gün  adaylığını teyit edip Avrupa'ya girerse, Ermeni soykırımını  tanıması gerektiği aşikardır.’ dedi. (…) Türkiye, AB üyelik müzakerelerine geçen ekim ayında başladı. Fransa, büyük çoğunluğu Müslüman olan bu ülkenin  Birliğe alınmasına soğuk bakıyor. Kişisel olarak Türkiye'nin AB'ye girişini destekleyip  desteklemediği sorulduğunda Royal, Fransız halkının bu konu  hakkında referandumda karar vereceğini söyleyerek, ‘Benim  fikrim, Fransız halkının fikridir’ diye ekledi."  (Kerstin Gehmlich, 11/10)

 

 

 

NOT: Bu bülten, 11 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR