ABD BASINI:
AP: "Kıbrıslı Türk Lider, AB'den İzolasyona Son
Vermesini İsterken, Finlandiya'nın Planı Konusunda Temkinli":
Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB'den Kuzey Kıbrıs'taki
devletinin izolasyonuna bir son verilmesini istedi, ancak adanın
bölünmüşlüğüne çözüm bulunmasını amaçlayan Finlandiya liderliğindeki
yeni girişime yönelik temkinli bir tutum sergiledi. Talat,
Finlandiya'nın planının, daha kapsamlı, BM himayesinde bir anlaşmayla
çözümlenebilecek meselelere girmek suretiyle ‘tehlikeli unsurlar’
barındırdığını söyledi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya,
Kıbrıs anlaşmazlığının, Türkiye'nin AB'ye katılma girişimini raydan
çıkarmasını önlemeye çabalıyor. Söz konusu plan, Türkiye'nin Kıbrıs Rum
gemilerine ve uçaklarına limanlarını açmasıyla birlikte AB pazarlarının
Kuzey Kıbrıs mallarına açılmasını amaçlıyor. AB, gelecek ay Türkiye'nin
üyelik müzakereleri konusunda bir rapor hazırlayacak. Ankara ise
Kıbrıslı Rumlara limanlarını kapalı tutmaya devam etmesi halinde
müzakerelerin askıya alınması konusunda yoğun bir baskı altında. Talat
AB-Türkiye ilişkilerinde böylesi bir "tren kazasının" Kıbrıs sorununu
çözme çabaları açısından büyük etkileri olacağı konusunda uyardı.
Talat, ‘Eğer Türkiye'nin AB'ye katılma ihtimali bir şekilde yok olursa,
o zaman Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması çok zor olacaktır.
Türkiye'nin Avrupa perspektifinin açık tutulması büyük önem arz
etmektedir.’ dedi." (Paul Ames, 11/10)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Avrupa'nın Sınırları
Üye Alma Kapasitesidir":
"SORU: Sayın Başkan, Türkiye şu
sıralar AB ile zorlu bir dönem yaşıyor. Burada özellikle gümrük
birliğinin Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi konusunda
ihtilaf yaşanıyor ki Türkiye bu genişletmeye yanaşmıyor. Bu ihtilaf
nasıl devam edecek?
BARROSO: AB, 2005 Eylül'ünde
açıkladığı ilerleme raporunda, katılım müzakerelerinin ilerlemesinin
Türkiye'nin Ankara Protokolü çerçevesinde yükümlülüğü altına girdiği
koşulları, yani gümrük birliğini bütün AB üyelerini kapsayacak şekilde
genişletmesine bağlı olacağını belirtti. Ancak ben Türkiye'den gelen
yetersiz işaretler nedeniyle oldukça endişeliyim.
SORU: Müzakereler askıya alınabilir
mi?
BARROSO: Bu hipotetik bir soru.
SORU: Almanya'da Türkiye'nin üyeliğe
alınıp alınmaması konusunda ateşli bir tartışma yapılıyor. Şansölye
Merkel, CDU Genel Başkanı olarak ayrıcalıklı ortaklık için çaba
harcayacağını açıkladı.
BARROSO: Türkiye'nin katılımı hassas
bir mesele. Üstelik sadece Almanya için değil. Ancak bizim üye
ülkelerden aldığımız yetki çok netti: Biz tam üyelik hedefiyle müzakere
yapacağız.
SORU: Türkiye'nin üyeliğinin ardından
Avrupa değer yargıları ile İslam arasındaki gerilimin artacağından
endişeleniyor musunuz?
BARROSO: Bu, modern dünya ile İslam
arasında herhangi bir tezatlık görmeyen ılımlı güçlerle işbirliği
yapmanın neden bu kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ben İslam'ı Avrupa
mirasının bir parçası olarak kabul ediyorum. Ancak biz değerlerimizi
asla değiştirmeyeceğiz. Türkiye AB'ye girmek istiyor, biz Türkiye'ye
değil.
SORU: Üyelik için olgunlaştı mı?
BARROSO: Nasıl AB üye almaya henüz
hazır değilse, aynı şekilde Türkiye olgun değil. Ancak 10-15 ya da daha
fazla yıl içerisinde durumun farklı olabileceği ihtimalini yok saymak
büyük bir hata olur. Üyelik kapısını, Türkiye Müslüman, büyük ya da
yeterince zengin değil diyerek ebediyyen kapalı tutamayız."
(Michael Stabenow, Hendrik Kafsack, AB Komisyonu
Başkanı Manuel Barroso ile yapılan mülakat, 11/10)
Die Welt: "Gül: Fransa Türkiye'yi Kaybeder":
"Fransa Parlamentosu yarın tarihçiler arasında tartışmalı durumdaki
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni ‘soykırımını’ ‘inkar’ etmenin cezaya
tabi tutulup tutulmamasını oylayacak. Yasa tasarısında hapis ve para
cezası verilmesi öngörülüyor. Paris'in bu niyeti Ankara'da sert
tepkilere yol açıyor ve en kötü ihtimalle Ankara AB ile yürüttüğü
müzakereleri askıya alabilir. Fransa'da yasa tasarısını
destekleyenlerin amacı da zaten Ermeni meselesini desteklemekten
ziyade, bu muhtemel sonuca ya da bazı iç siyasi hedeflere ulaşmak.
Cumhurbaşkanlığına gözünü diken Nicolas Sarkozy bu yasa tasarısının en
büyük mimarlarından biri ve sarf ettiği kelimeler Türkiye'nin
hassasiyetlerinden daha fazla zarar verecek şekilde seçilmiş durumda.
Sarkozy, ‘Ermeni soykırımını tanımak benim için sadece bir AB katılım
şartı değil, bilakis şartların en küçüğüdür.’ dedi. Ancak, AB
Türkiye'ye bu yönde bir koşul öne sürmedi. Bu sadece Fransızların
Türklerin önüne koymak istedikleri bir engel. Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, Fransa'nın gelecekteki (nükleer santral benzeri) büyük
projelerde gözardı edileceğini açıkladı. Gül, ‘Bu yasa kabul edilirse
Fransa Türkiye'yi kaybeder.’ dedi." (Boris
Kalnoky, 11/10)
AVUSTURYA BASINI:
De Standaard: "AB, Türkiye ile Bir Kazayı Önlemeye
Çalışıyor": "Önümüzdeki ay başında AB ile
Türkiye arasında büyük bir ‘kazanın’ meydana gelmesini önlemek amacıyla
kulislerde büyük manevralar yapılıyor. ‘Kaza’ ifadesi, Genişlemeden
Sorumlu Komiser Olli Rehn'e ait. Rehn, Türkiye'nin, başta Fransa olmak
üzere üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını isteyen Birlik üyelerine
karşı iyi niyetini göstermesini istiyor. Bundan bir yıl önce,
İngiltere'nin dönem başkanlığı sırasında, 3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye
ile üyelik müzakereleri başladı. O dönemde Türkiye, aralarında
Kıbrıs'ın da bulunduğu 25 üye ülkeyle gümrük birliğinin uygulanması
için çalışacağını belirtmişti. Türkiye, limanlarını Kıbrıs gemi ve
uçaklarına kapalı tutuyor. Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin 8
Kasım tarihine kadar zamanı var. Avrupa Komisyonu o tarihte, Türkiye
konusunda yeni raporunu açıklayacak. Yeterince ilerleme sağlanamamış
olursa müzakereler askıya alınacak ve ‘kaza’ meydana gelecek.
Uluslararası stratejik çıkarların söz konusu olduğu, bir kazanın
meydana gelmesinin önlenmek istendiği, Türkiye'nin üyeliğine karşı
çıkan Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Ankara'ya yaptığı ziyaretten
de ortaya çıkıyor." (Bernard Bulcke, 11/10)
BELÇİKA BASINI:
La Libre Belgique: "Paris'te Ermeni Soykırımı ile
İlgili Bir Yasanın Oylamaya Sunulması, Ankara'da Fransız Karşıtı Ortam
Yaratıyor": "’Fransa aklını mı kaybetti?’ Bu
düşünce, partisinin bir toplantısında yaptığı konuşmada Paris'i sert
bir şekilde eleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait.
1915 ve 1917 yılları arasında meydana gelen ve Ankara'nın tanımadığı
Ermeni soykırımının inkarını cezalandırmaya yönelik bir yasa
tasarısının yarın Fransız parlamentosunda tartışılacak olması nedeniyle
25'leri ‘tepki’ göstermeye çağıran Erdoğan, konuşmasında ‘hiçbir tarihi
dayanağı olmayan gerçek dışı iddiaları AB'nin bu kadar önemli bir
üyesinin iç politika için kullanmasını anlamak güç.’ dedi. Fransız yasa
tasarısının, ‘Birliğin, Kopenhag Kriterleri’nden biri olan ifade ve
düşünce özgürlüğü gibi temel ilkelerine ters düştüğünü’ belirten
Erdoğan, ‘12 Ekim tarihinde alınacak inisiyatif Türkiye için hiçbir
şey değiştirmeyecektir, ancak Fransa için çok şey değiştirecektir’
uyarısında bulundu. Türkiye Başbakanı beklenmedik bir desteğe
güveniyor: Fransız parlamenterleri ‘sorumluluk sahibi olmaya’ davet
eden ve ‘yaptıkları işin doğurabileceği durumu hesaba katmalarını’
isteyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Finlandiyalı Olli Rehn.
Son günlerde Türkiye'de siyasi yetkililer olduğu kadar, aydınlar,
ekonomi çevreleri ve sivil toplum, yüksek ve acı bir ses tonu
takındılar. Bu durum, Birliğe üyelik süreci çerçevesinde ya da giderek
artan İslam korkusu kapsamında, nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların
oluşturduğu tek AB üyesi ülke olacak olan Türkiye'nin Avrupalı
ortaklarına karşı duyduğu hayal kırıklığını çok iyi şekilde ortaya
koyuyor. Fransa İçişleri Bakanı ve UMP partisi Genel Başkanı Nicolas
Sarkozy'nin Türklerin Avrupa projelerini kabul etmemesi bu hissi daha
da arttırıyor." (Jérome Bastion, 11/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Berlin, Gelecekte Avrupa Anayasası İçin Bir
'Yol Planı' Hazırlayacak": "Almanya Dışişleri
Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Avrupa Birliği için bir Anayasanın
gerekliliğine ‘inandığını’ söyleyerek, Berlin'in, AB dönem başkanlığı
sırasında bu projeyi rayına sokmak için bir ‘yol planı’ hazırlayacağını
ifade etti. Bu arada Alman Bakan Steinmeier, bir kez daha,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişine olumlu baktığını söyledi ve
‘Bizim Türkiye'ye ihtiyacımız vardır. İslam'a karşı bir kale olarak
değil, Avrupa'dan Yakın ve Orta Doğu'ya bir köprü olarak.’ dedi.
Frank Walter Steinmeier bununla birlikte, Ankara'nın fazlasıyla uzun
müzakerelerden bıkabileceği uyarısında bulunarak şöyle dedi: ‘Bir gün
Türkiye'nin kendisine, bizi gerçekten istiyorlar mı? sorusunu
soracağını anlayabilirim. Gerçekten evet cevabı vermeliyiz.’"
(11/10)
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times: "Türkiye'yi Horlamak Batı İçin
Tehlikeli Bir Oyun": "Avrupa, Türkiye'ye, onu
artık Avrupa Birliği'nin bir parçası olarak görmek istemediğini
söylemek için elinden geleni ardında koymuyor. Ancak bu, kazancı çok
az, kaybı ise büyük olacak çok riskli bir oyun. Bu laik ve demokratik
Müslüman ülke, geleceğini Doğu yerine Batı'da görmeye daha ne kadar
devam edecek? Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın son Ermenistan
ziyaretini ele alalım. Chirac, ev sahibi ülkeyi ve Fransa'da siyasi
olarak aktif Ermeni diasporasını memnun ederek, Türkiye'nin I. Dünya
Savaşı sırasında yüz binlerce Ermeninin öldürülmesini ‘soykırım’ olarak
kabul etmesi gerektiğini söylemişti. Bu konuşmasıyla da tek yanlı
olarak Türkiye'nin AB üyeliği için yeni bir koşul yaratmış oldu. (…)
Türkiye neredeyse her ay Avrupa'ya giden yolu üzerinde yeni bir engelle
karşılaşıyor. ‘Türkiye sorununun’ yanlış bir şekilde ele alınması -bu
derece önemli bir konu olmasaydı- gülünç addedilebilirdi. Avrupalı olma
arzusunun açık bir şekilde reddedilmesi, Türk iç siyasetinde bulunan
ve Avrupa'nın ciddi bir şekilde müzakere etme sözünden döndüğünü ileri
süren radikal grupları güçlendiriyor. Bu önemli bir mesele, zira
Türkiye; İngiltere ve diğer Avrupa devletlerinin deniz aşırı
çıkarlarını gerçekleştirmeleri için büyük önem arzediyor. Bugün
Avrupa'nın en seçkin askerleri, Lübnan kıyılarından Pakistan dağlarına
kadar geniş bir coğrafyada, radikal İslamcı terör örgütlerine karşı
mücadele veriyor. Eğer Avrupa, bölgede demokrasiyi güçlendirmek
istiyorsa, Türkiye vazgeçilmez bir müttefiktir. Tabii Türkiye de
Batı'daki dostlarını çıldırtmak için az şey yapmıyor. Yazarların ve
gazetecilerin yargılanması, her türlü demokrasi düşüncesi için küçük
düşürücüdür. Avrupa sonsuza dek Türkiye'den sadakat bekleyemez, çünkü
alternatifleri var. Türkiye, Vladimir Putin'in giderek otoriterleşmeye
başlayan Rusya'sı ile Karadeniz ittifakı yaratabilir. Türkiye, nükleer
silahlara sahip İran'la bile ittifak kurmaya yönelebilir. AB ile bağa
sahip olmayan bağımsız bir Türkiye, Akdeniz veya Orta Doğu'da
çıkarlarını sıkı sıkıya savunma yoluna giderek, Avrupa'nın dış politika
amaçlarıyla da çatışabilir. Türkiye'nin dostları, AB'nin sözlerini
yerine getirmesi için diplomatik bir çabaya girmelidir. Türkiye'nin
dışlanması, Avrupa'nın en büyük değerlerinden biri olan bu ülkeyi
çatışma ve gerginlik kaynağına dönüştürebilir. Avrupa şimdi iyi ya da
kötü, İran, Irak ve İsrail-Filistin sorunlarıyla tüm bölgeye müdahalede
bulunuyor. Türkiye'nin düşman haline getirilmesi, bu sorunların
çözülmesini daha da zor bir hale getirecektir." (Denis Macshane,
11/10)
Reuters: "Royal: Türkiye Ermeni Soykırımını Tanımalı":
"Fransa'nın Sosyalist Cumhurbaşkanı adayı Segolene Royal, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne girmek istiyorsa Osmanlı Türkleri döneminde
Ermenilerin soykırıma uğradığını tanıması gerektiğini söyledi. Kamuoyu
araştırmalarında sol partinin gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimi
için önde giden adayı olarak gözüken Royal, Fransız halkının bir
referandumda mesele hakkında karara varacağını söylerken, kişisel
olarak Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyip desteklemediğini
belirtmedi. Bir basın toplantısında Royal, ‘Türkiye bir gün adaylığını
teyit edip Avrupa'ya girerse, Ermeni soykırımını tanıması gerektiği
aşikardır.’ dedi. (…) Türkiye, AB üyelik müzakerelerine geçen ekim
ayında başladı. Fransa, büyük çoğunluğu Müslüman olan bu ülkenin
Birliğe alınmasına soğuk bakıyor. Kişisel olarak Türkiye'nin AB'ye
girişini destekleyip desteklemediği sorulduğunda Royal, Fransız
halkının bu konu hakkında referandumda karar vereceğini söyleyerek,
‘Benim fikrim, Fransız halkının fikridir’ diye ekledi."
(Kerstin Gehmlich, 11/10)
NOT: Bu bülten, 11
Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR