13.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

AP: "Mehmet Ali Talat: Türkiye'nin AB Üyelik Müzakerelerinin Durması Kıbrıs'ın Yeniden Birleşmesini Riske Sokar": "Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB'yi   Kıbrıs'ın yeniden birleşmesine yardımcı olmak istiyorsa  Türkiye'nin üyelik müzakerelerini askıya almaması gerektiği  konusunda uyardı. Mehmet Ali Talat, AP'ye verdiği mülakatta, ‘Türkiye'nin  Avrupa Birliği macerasını sonlandırmak, Kıbrıs sorununun  çözüm perspektifine çok büyük zarar verir.’ dedi. Talat, AB'nin Türkiye ile müzakerelerin son bulmasından  kaçınacağını düşünüyor: ‘Sorunlar olacaktır, bu gayet normal  ancak Avrupa sistemi bunların üstesinden gelmek için bir  yol bulacaktır. AB Kıbrıslı Türklere ve Türkiye'ye haksızlık  yapmayacaktır.’ Talat, AB'nin Türkiye ile müzakereleri canlı tutması ve  Kıbrıslı Rumların müzakere yapmayı kabul etmesi halinde  adanın bölünmüşlüğü meselesinin çok kısa sürede çözüleceğini  düşünüyor: ‘Şimdi başlamamız halinde, bir yıl içerisinde bu  sorunu çözeriz.’"  (Paul Ames, 12/10) 

 

 

ALMANYA BASINI:

 

Süddeutsche Zeitung: "Rehn'in Endişesi": "Olli Rehn için zor bir dönem başlıyor. Finlandiya AB  Dönem Başkanlığı’nın AB genişlemesini şekillendirmesi  gerekiyor, ancak Rehn'in gelişmeler üzerindeki etkisi  sınırlı. Rehn, bir yandan Ankara'da giderek inatlaşan Türk  Hükümetini harekete geçip reformlara hız kazandırması için  ikna etmeye çalışırken, diğer yandan AB üyesi ülkeleri de  Hırvatistan'ın 2010 yılının sonuna kadar üye olabilmesi  için AB kurumlarının en geç iki yıl içinde reforma tabi  tutulması gerektiği yönünde uyarıyor. Ancak AB'nin ikinci  genişleme sürecinin başarı ya da felaketle sonuçlanıp  sonuçlanmayacağı, Ankara, Kıbrıs ve AB tarafındaki  aktörlere bağlı. Olli Rehn acilen çözülmesi gereken Türkiye konusuyla  ilgili olarak, Türkiye'nin kasım ve aralık aylarında  gerçekleştirilecek olan AB zirve toplantılarına kadar bir  ilerleme kaydetmesinin büyük önem taşıdığını vurguluyor.  Ancak katılım müzakereleri özellikle Kıbrıs konusunda  anlaşmazlık nedeniyle esasen fiilen durdurulmuş durumda.  Hatta Brüksel'deki bazı çevreler bu trenin ne zaman kaza  yapacağı konusunda kendi aralarında bahse bile giriyorlar.  Olli Rehn konunun çok hassas olması ve Finlandiya  tarafından sunulan öneri temelinde sorunun çözümüne yönelik  yürütülen gizli çabalar nedeniyle bu konu hakkında açıklama  yapmaktan kaçınıyor. Federal Hükümet çevreleri anılan önerinin başarılı olma  ihtimalinin bulunduğunu belirtiyorlar. Anılan öneri, ilgili  tarafların itibar kaybına uğramadan bir çözüme ulaşmayı  amaçlamaktadır. Peki ya bu operasyon başarısızlıkla  sonuçlanırsa ne olur? Böyle bir durum için AB'nin bir  ‘B Planı’ bulunuyor. Bu plan uyarınca Türkiye ile  müzakerelerin devam ettirilmesi, sadece ekonomiyle ilgili  fasılların ertelenmesi öngörülmektedir. Fakat bu da çözüm değildir, zira hem Kıbrıs tüm  müzakereleri her zaman engelleyebilir ve hem de AB içinde  Türkiye'ye verilen destek yok denecek kadar azalmış  bulunuyor. Yazar ve gazetecilere karşı açılan davalar  nedeniyle Türkiye'nin AB üyeliğinden yana olanların sayısı  giderek azalıyor." (Martin Winter, 12/10)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Limanlar Sorunu... Kıbrıs AB-Türkiye Müzakerelerini Engelleyecek": "Kıbrıslı yetkililer, Ankara limanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına  açma zorunluluğunu yerine getirmediği sürece, Kıbrıs'ın,  Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerini frenleyeceğini  belirttiler. Kıbrıs ve Yunanistan, Ankara, limanlar konusunda  ilerleme kaydetmezse, üyelik müzakerelerini sürdürmemeleri  konusunda Avrupalı partnerlerini uyardı. Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis basına  yaptığı açıklamada, ‘Amacımız, en azından 8 Kasım'a kadar,  Türkiye-AB müzakerelerinde geriye kalan 34 başlıktan  hiçbirini incelemeye almamak.’ dedi. Avrupa Komisyonunun 8 Kasım'da, Türkiye ile sürdürülen  müzakereler konusunda çok önemli bir ilerleme raporu  yayımlaması bekleniyor." (12/10)

 

AFP: "Brüksel, Oylama Sonucundan Üzüntü Duyuyor": "Avrupa Komisyonu, Ermeni soykırımının inkarına hapis cezası öngören yasanın  Fransa Parlamentosu’nda kabul edilmesi konusunda üzüntülerini  dile getirdi ve bunun, Türkiye ile Ermenistan arasındaki  ‘uzlaşma için diyalogu engelleyeceğini’ düşündüğünü  belirtti. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in  sözcüsü Krisztina Nagy, ‘Bu yasa henüz yürürlüğe girmedi,  ancak Komiser Rehn son günlerde açıkça ifade etti ki, yasa  kabul edildiği anda, konu hakkında uzlaşı için gerekli  diyalogu engelleyecektir.’ dedi. Nagy, ‘Türkiye'de konuyu tartışmak için açıklık  olması çok önemli bir şey’ şeklinde konuştu." (12/10)

 

KIBRIS RUM BASINI:

 

Kıbrıs Haber Ajansı: "Papadopulos: Finlandiya'nın Önerisi Nihai Değil": "Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, Avrupa Birliği Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs önerisinin, nihai şeklini almadığını ve ‘nihai yanıtın verilmediğini’ açıkladı. Papadopulos, Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülüklerinin ve Kıbrıslı Türklere yönelik doğrudan ticaret tüzüğünün  baştan beri iki ayrı konu olduğunu dolayısıyla bu iki  konunun ayrılmasıyla ilgili bir sorunun söz konusu  olmadığını vurguladı. Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri  Olli Rehn'in, Finlandiya'nın önerisinin kabul edilmesi  için tüm taraflara yaptığı çağrı konusunda ise Papadopulos,  Avrupa süreciyle ilgili birçok sorunu çözebilecek bazı  fikirlerin olduğunu ve Rehn'in tutumunun doğru olduğunu söyledi. Finlandiya'nın Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülüklerini doğrudan ticaretten ayrı tutup tutmadığının sorulması üzerine Kıbrıs Cumhurbaşkanı, bu iki konunun baştan beri ayrı olduğunu ve ikisi arasında herhangi bir bağlantı olmadığını dolayısıyla bir sorun bulunmadığını kaydetti." (12/10)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

Reuters: "Fransız Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımının İnkarını Suç Sayan Tasarıyı Kabul Etmesine İlişkin Tepkiler": "Fransız Parlamentosu’nun  alt kanadı Ermenilerin I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı  Türkleri tarafından soykırıma uğratıldığı iddialarının reddini  suç sayan bir tasarıyı onayladı. Tasarının, Senato ve Cumhurbaşkanı Jacques Chirac  tarafından hala reddedilmesi ihtimali olsa da, Türkiye  söz konusu hareketin Fransa ile ilişkileri kötü yönde  etkileyeceğini açık bir şekilde ifade etti. Fransız siyasetçiler Türkiye'nin AB'ye katılabilmesi  için soykırımı tanıması gerektiğini söylediler. (…) Danske Bank'tan Lars Christensen: ‘Türkiye'de seçimlerin yaklaştığı gözönüne alınırsa,  Türk Parlamentosu bu durumda sadece agresif bir tavır  sergileyebilir. Sadece AB üyeliği olasılığını zayıflatır ve  Türk halkını AB yanlılığından uzaklaştırmış olur.  Türkiye'deki seçimler yaklaştıkça, Türkiye'de daha fazla  risk oluşacak. Türkiye'nin AB üyesi olacağı yönünde uzun süredir  umutluyduk, ancak yanlış yönde ilerliyoruz, ki bu da  piyasaları gerçekten etkileyecektir.’" (12/10)

 

Reuters: "Fransa Soykırım Tasarısı, Türkiye'nin AB Çabasına Zarar Verebilir": "Fransız Parlamentosu’nun 1915'teki Ermeni soykırımının reddini suç sayan bir yasa tasarısını onaylama kararı,  sadece Ankara ve Paris arasındaki ilişkilere zarar vermekle  kalmadı, aynı zamanda Türkiye'nin AB'ye katılma arzusuna yönelik endişeleri de ateşledi.  Fransız Senatosu’nun ve Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın  muhalefeti nedeniyle tasarı asla yasalaşmayacak gibi  görünüyor, ancak uzmanlar oylamanın, Avrupa Birliği'nin bir  kurucu üyesinde Türk karşıtı duyguların derinliğini gözler  önüne sererek, Türk milliyetçileri güçlendirdiğini ve AB  yanlısı liberallere zarar verdiğini söylediler.  İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi AB uzmanlarından  Cengiz Çandar, ‘Bu tasarıyı destekleyen Fransız  siyasetçilerin amacı, Türkiye'yi kırdırmak, sınırlarını  zorlamak ve havlu atmasını sağlamaktır. Bunun 1915'te  Ermenilere olanlarla bir ilgisi yok, bu bütünüyle bugünkü  Türkiye-AB ilişkileri ile ilgili. Türkiye'de sokaktaki  adam oylamayı AB'den Türkiye'ye yapılan bir başka saldırı  olarak görmektedir.’ dedi. Ankara Üniversitesi'nden Doğu Ergil bu görüşe katılarak,  soykırım yasasının zaten AB reform yorgunluğu çeken hükümet  için yeni bir başağrısı daha olduğunu vurguladı. Ergil, ‘Olli Rehn Türkiye'nin AB görüşmelerinde bir  tren kazasını önlemeye çalıştığını söyledi, ancak artık  bu bir tren kazası sorunu değil. Demir yolu parçalara  ayrılıyor.’ dedi. Avrupa Komisyonu soykırımın tanınmasının Türkiye'nin  AB'ye katılımı için bir ön koşul olmadığını yineledi." (Gareth Jones, 12/10)

 

Reuters: "Ermeni Soykırımı Oylamasının Arkasında Fransa'nın Türkiye'nin AB Üyeliği Korkusu Yatıyor": "Fransız milletvekilleri, Ermeni soykırımının inkarını  suç sayan yasa tasarısının onaylanmasını, insan hakları  açısından bir zafer olarak selamladılar. Ancak uzmanlar,  bugünkü oylama sonucunun daha çok, Türkiye'nin AB üyeliği  korkusu ve gelecek yılki seçimlerle ilgili olduğunu  düşünüyorlar. Ankara'nın şiddetli eleştirileri ve ticari kaygılara  rağmen, parlamentonun alt kanadı, Ermenilerin 1915'te  Osmanlı Türkleri döneminde soykırıma maruz kaldıklarını  reddedenler için hapis cezası öngören bir yasayı onayladı.  Uzmanlar, parlamento ve başkanlık seçimlerinin  sadece altı ay öncesine denk gelen ve Fransız seçmenlerin  Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefetinin güçlendiği bir  ortamda meydana gelen bu girişimin arkasındaki itici gücün  çok daha basit bir şey olduğunu söylüyorlar.  Paris Amerikan Üniversitesi'nden Hall Gardner,  ‘Fransa'da çok güçlü bir Ermeni azınlık var. Ancak ayrıca,  Türkiye'nin AB üyeliği meselesi de var. Yasa, Türkiye'nin  AB'ye girmesini önlemeyi amaçlıyor. Bazı insanların  stratejisi bu.’ dedi. Fransız seçmenlerin geçen yılki referandumda AB  Anayasası’nı reddetmelerinin kısmi sebebi de, Türkiye'nin  olası AB üyeliği olarak gösterilmişti."  (Kerstin Gehmlich, 12/10)

 

 

İSPANYA BASINI:

 

El Pais: "Ali Babacan: Türkiye, Dört Yılda 40 Yılda Yaptığından Daha Fazlasını Yaptı":

 

            "SORU: Türkiye'de ifade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalar  ile yazar ve gazetecilerin yargılanması AB'de endişeye sebep  oluyor.

 

            BABACAN: 1998'de, o sıralar İstanbul Belediye Başkanı  olan Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, okul kitaplarında  yer alan bir şiiri okuduğu için hapse atıldı. İnsan haklarını  ve temel özgürlükleri iyileştirmek için son dört yılda büyük  ilerlemeler kaydettik. Anayasamızın dörtte birini değiştirdik, sekiz reform paketi hazırladık. Dokuzuncusu ise şu an  Meclis’te. Hükümetin siyasi iradesi, şüpheye düşürülemez.

 

            SORU: İslam, köktendincilik sebebiyle Avrupa toplumunda  her seferinde daha fazla kaygıya neden oluyor. Türkiye'nin  AB'ye girişi için bu belki de en büyük engel midir?

 

            BABACAN: Her şeyden önce, 11 Eylül'den sonra İslam'a  duyulan korku çok büyüdü. Bu, kültürler ve dinler arası  anlayış eksikliğine bağlı. Türk ve İspanyol hükümetleri Medeniyetler İttifakı girişimini üstleniyorlar ve büyük bir  işbirliği var. Bizi de etkileyen terörist saldırılar  sonrasında doğan fikri anlıyoruz. Terörizm, ne dindir ne de  devlet. (…)

 

            SORU: Türkiye, üçlü bir tehditle karşı karşıya: İslami  köktendincilik, askeri müdahale ve Kürt terörizmi. AB, buna  karşı bir koruma mıdır?

 

            BABACAN: Müzakere süreci, öngörülen bir geleceği kendisine  vererek, Türkiye'ye çok yardım etti. İnsanlar AB'ye bakıyor ve  5, 10, 20 yılda ülkenin ne elde edeceğini görebiliyor. Türk  demokrasisi, farklı sebeplerden dolayı bir çok kez yarıda  bırakıldı; ancak katılım süreci, Türkiye'ye sivil-askeri  ilişkilerin Avrupa yoluyla idare edilmesinde yardım edecek.  İspanya da demokratikleşmenin benzer etaplarından geçti.  Köktendinciliğe veya PKK terörizmine gelince, yeniden cevap  demokrasidir. Türkiye'deki demokrasi ne kadar derin olursa  aşırılıkçılık sürgünlerinin çıkma riski o kadar az olur."  (Maite Rico, Devlet Bakanı ve AB Başmüzakereci Ali Babacan ile  yapılan mülakat, 12/10)

 

 

SURİYE BASINI:

 

Teşrin: "Türkiye ve AB Sürecindeki Başlangıç Karesi": "Türkiye, Avrupa sürecinde ilk karesine geri mi döndü?  Avrupa, Türkiye'nin en azından şimdilik, çürük birliğe  girmeye yönelik her türlü umudunu söndürdü mü? Görüşmelerin ilerleyişine bakılırsa sorduğumuz iki  sorunun cevabı ‘evet’ oluyor. Ankara, umudunu kesmediğini  ve Avrupa'nın üyelikle ilgili bütün taciz edici koşullarının  uyum sürecini hızlandıracağını söylese de, Türk gözlemci  ve yetkililer, Ankara koşulların tavanına yaklaştıkça, bu  tavanın yükseldiği yönünde kuşkuya kapılmaya başladılar. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in,  Türkiye'deki siyasi ve iktisadi reform sürecinin ölmesi ve Türklerin Ankara Protokolü'ne uymaması nedeniyle görüşmelerin dondurulabileceği yolundaki sözleri bunu gösteriyor. Ankara'nın reform uygulamalarının ağır işlemesinin  nedenleri konusunda ileri sürdüğü -Türkiye'nin bir şiddet  dalgasıyla karşı karşıya kalacağı yolundaki- bazı gerekçeler,  kendi açısından ikna edici olsa da, Avrupalı yetkililer  açısından ikna edici görünmüyor. Ankara'yı hala koşullar ve  karşı koşullar tuzaklarıyla uğraştırıp 40 yıldan beri dolaylı  engeller doğuran, doğrudan engeller yaratan Avrupalılar, hala  bu engelleri reform oyununun arkasına gizlemeye çalışıyorlar ve bu engeller, Türkiye'nin AB üyeliği yolundaki ana engeller  niteliği taşıyor. Nitekim bazı AB ülkelerinin Ankara'ya üyelik  yerine imtiyazlı ortaklık önermeleri bunu gösteriyor. Ankara  bunu, Avrupa'nın üyelik yükümlülüğünden kaçışı diye nitelerken,  bazıları bu önerinin, AB'nin geçmişteki ve gelecekteki  planlarını açığa çıkardığını söylüyor. Bu arada, bu aşamada tam üyelik görüşmelerinin başlaması  için henüz erken olduğunu söyleyenler de var. Özellikle karşı  tarafta bu sonuca ulaşma iradesinin olmayışı dikkat çekiyor.  Alman Şansölyesi Angela Merkel'in Ankara'da, imtiyazlı  ortaklığın tam üyelikten daha iyi olduğunu söylemesi, bu  yöndeki kuşkuları artırıyor. (…)  Türkiye, hala ilk karede bulunduğunu çok iyi biliyor. Ancak bu  karenin verilerine bakıp boyun eğmeyecektir. O, bütün engellere  rağmen ikinci, üçüncü ve sonuncu kareye geçmeye kararlıdır." (Şarl Kamile, 10/10)

           

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Kathimerini: "Valinakis SPD Milletvekilleriyle": "Dışişleri Bakan Yardımcısı Valinakis, SPD (Sosyal  Demokrat Parti) Parlamento grubu temsilcileriyle  görüşmesinde, ‘Türkiye'nin AB'ye katılımını desteklemenin  Yunanistan'ın stratejik seçeneği olduğunu, duruma göre  değişebilen tutum olmadığını, ancak Ankara'nın AB  tarafından konan ön ve diğer şartlara tamamen uyması  ön koşuluna bağlı olduğunu’ açıkladı." (12/10)

 

 

 

NOT: Bu bülten, 12 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR