ABD BASINI:
Open Democracy: "Avrupa için Bir Uluslar Topluluğu”: “Halen
Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını yürüten Finlandiya hükümeti,
Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin Kıbrıs konusundaki görüş
ayrılıkları yüzünden bir kazaya uğramaması için büyük gayret gösteriyor.
14-15 Aralık 2006 tarihinde Brüksel'de yapacakları zirvede AB hükümet
başkanları, müzakerelerin yolunda gidip gitmeyeceği veya Türkiye ile
ilişkilerde büyük bir krizin şimdi kaçınılmaz olup olmadığı hususunda
karar verecekler. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile gelecekte
ilişkilerinin nasıl olacağı sorusu stratejik olarak önemlidir, fakat tüm
tartışmanın çevresinde dönen cevaplanmamış daha büyük bir soru vardır:
AB'nin coğrafi olarak genişlemesinin sınırları ne olacak ve ne
olmalıdır? Bu soruya, Rusya ile Gürcistan arasındaki ilişkilerde yaşanan
kriz yeni bir boyut kazandırdı (Gürcistan hükümeti gelecek bir tarihte
birliğe katılmayı arzu ettiğini hiç saklamadı) Güney Kafkasların iki
hasım devleti olan Ermenistan ile Azerbaycan'ın (ki bu devletle
Avrupa'nın
giderek önemli hale halen enerji bağlantıları vardır)
aynı arzuya sahip olması da bu soruyu gündeme getiriyor. AB, 26 Eylül
2006'da Bulgaristan ve Romanya'nın, Ocak 2007 tarihinde üye olmasına
onay verdi. Fakat halen yalnızca Türkiye ile değil aynı zamanda
Hırvatistan'la da üyelik müzakereleri yapan ve Bulgaristan ve Romanya
ile birlikte yirmi yedi üyeli olacak olan bu birlik nereye gidiyor?
Ayrıca Arnavutluk ve diğer eski Yugoslav Cumhuriyetlerine (Makedonya,
Bosna, Sırbistan, Karadağ ve bağımsız statüsünün kabul edilmesi halinde
Kosova) prensip olarak üyeliklerinin düşünüleceği sözü verildi. Bu bile
hikayenin sonu değildir. Ukrayna ve Moldova da nihai olarak AB üyeliği
yönünde çalışmayı önemli bir politika önceliği haline getirdiklerini
açıkladılar. Dolayısıyla, Türkiye meselesini bir an için bir kenara
bırakalım, AB liderlerinin, öngörülebilir bir gelecekte Balkanların
batısındaki ülkeler katıldıkları zaman (belki de 2010'ların sonlarına
doğru) daha fazla genişlemeyi durdurmayı planladıkları giderek açık hale
gelmektedir. Önümüzdeki yıllarda AB'nin, daha fazla üyenin sorumluluğunu
alamayacak hale gelmeden önce kendi evine çeki düzen vermesi gerekecek.”(John
Palmer, 13/10)
The Christian Science Monitor: "Fransız Yasa Teklifi
Türkiye’nin AB Üyeliğini Zorlaştırdı”:
“Fransız Parlamentosunun dün Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından
soykırıma uğratıldığını suç sayan bir yasa tasarısını onaylaması
Türkiye'yi öfkelendirdi ve Avrupa Birliği konusundaki kuşkularını
artırdı.Onlarca yıldır AB'ye girmek için uğraşan ve şimdi üyelik
müzakerelerinde bulunan Müslüman Türkiye, Fransa'ya karşı -milyarlarca
dolarlık ticareti bozabilecek- bir misilleme yapma sözü verdi. Oylama,
ünlü Türk romancısı Orhan Pamuk'un, edebiyat dalında Nobel Ödülü aldığı
gün yapıldı -Birinci Dünya Savaşı sırasında bir milyon Ermeninin ve 30
bin Kürdün öldürüldüğünü aleni olarak söylemesinin ardından-. Bu yılın
başlarında Türkiye'nin AB'ye yönelik reformlara bağlılığına dair bir
sınav olarak görülen bir davada Pamuk'a yönelik Türklüğü aşağıladığına
dair yapılan suçlamalar düşürüldü. İki olay, demokratik ve Batı
yanlısı AB özlemlerinin sıklıkla tarihle çatıştığı modern Türkiye'deki
tezatların tam ortasına oturdu. NATO askeri ittifakının tam üyesi olan
sıkı sıkıya laik devlet, kendisini Doğu ve Batı arasında vazgeçilmez
bir köprü olarak görüyor ama bu sıfatının Avrupa tarafından kabul
edilmesi gerekiyor.” (Scott Peterson,13/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Ferrero-Waldner: Fransız Oylamasının Türkiye’nin
AB’ye Girişine Etkisi Olmayacak”: “AB Dış
İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner bugün yaptığı açıklamada,
Fransız milletvekillerinin Ermeni soykırımının inkarının
cezalandırılmasını kabul etmelerinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
giriş sürecine etkisi olmayacağını belirtti. Ferrero-Waldner, Finlandiya
televizyonu YLE'ye yaptığı açıklamada, "Fransa'da gerçekleşen ve Avrupa
Birliği olarak bizim bir aday ülkeyle yaptığımız şey, ayrı iki şeydir.
Fransa'da Ermeni soykırımı meselesi düzenli olarak ortaya çıkıyor, zira
orada, her zaman enerjik bir şekilde bunu ortaya getiren güçlü bir
toplum var" dedi.”
(13/10)
AFP: "Ankara, Finlandiya’nın Kıbrıs Konusundaki ‘Kısmi
Çözüm’ planından Memnun”: “Ekonomiden sorumlu
Devlet Bakanı Ali Babacan dün, Türkiye'nin AB ile üyelik
müzakerelerinde, daha önceden açıklanmış krizi önlemek için Kıbrıs
sorununa "kısmi çözüm" öneren AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın planından
memnuniyet duyduğunu belirtti. Brüksel'de gazetecilere yaptığı
açıklamada Babacan, "Finlandiya Dönem Başkanlığı, kısmi, geçici bir
çözüme götürecek yeni fikirler önerdi, çünkü bu yılın sonuna kadar genel
bir çözüme ulaşmak için zamanımız yok" dedi. Halihazırda yazıya
dökülmemiş olan bu düşünceleri görüşmek gerektiğini belirten Babacan,
"Bu inisiyatifi memnuniyetle karşıladık" diye sürdürdü.(13/10)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "AB, Fransa’daki
Ermeni Tasarısıyla İlgili Endişelerini Dile Getirdi” “Avrupa
Birliği'nden dün yapılan açıklamada, Fransız parlamentosunun
Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından soykırıma uğradıklarını inkar
etmeyi suç sayan yasa tasarısının parlamento tarafından kabulünün söz
konusu katliam ile ilgili yıllardır süren tartışmayı sona erdirmeye
yönelik girişimlere zarar vereceği kaydedildi.”
(13/10)
Financial Times: "Türkiye AB Konusunda Darbe Yedi”:
“Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma ihtimali, dün gece Fransız Ulusal
Parlamentosu'nun Ankara'yı öfkelendiren bir kanun tasarısını
onaylamasıyla ağır bir darbe aldı. Gözlemciler tasarının onaylanmasının
Türkiye'deki reform kararlılığını zayıflatacağını belirtiyorlar. Senato
tarafından engellenme ihtimali hala var olan Fransız kanun tasarısı,
Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında Ermenilerin soykırım kurbanı
olduğunu inkar etmeyi suç haline getiriyor. Kanun tasarısı Türkiye'de,
Fransa'nın şimdi Ankara'nın AB'ye katılma gayretlerine daimi olarak
karşı çıkmasının bir işareti olarak görülüyor.”
(Martin Arnold/Vincent Boland, 13/10)
JAPONYA BASINI:
Yomiuri Shimbun: “Nobel
Ödülüne Layık Görülen Orhan Pamuk’a Türkiye’de Vatan Haini Gözüyle
Bakılıyor” “Türk yazar Orhan Pamuk'un
12 Ekim'de Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmesi Türkiye'de büyük
tepkilere yol açtı… Dışişleri Bakanlığı 12 Ekim'de yasa tasarısının
kabulünü "Fransa ilişkilerine önemli darbe vurur" ifadesiyle eleştirdi.
Türkiye'de geçen sonbahardan bu yana, Kürtlerin haklarının
genişletilmesi ve Ordunun otoritesinin sınırlandırılması gibi konularda
AB taleplerinin kabullendiği gözleniyor. Ancak ardından Kıbrıs'la
ilişkilerin normalleştirilmesi gibi yeni sorunlarla karşılaşması, halkın
tepkisini çekiyor. Kamuoyu araştırmalarında geçen ilkbaharda yüzde 66
olan AB'ye üyelik desteği sonbaharda yüzde 55'e ve bu yaz da yüzde 44'e
kadar düştü.” ( Michinobu Yanagisawa,13/10)
Yomiuri Shimbun:
“Fransa’nın Ermeni Katliamıyla İlgili Yasa Tasarısı Kabul Edildi.Türkiye
Tepki Gösterdi”: “ Fransa'da, nüfusunun
çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye üye olmasına karşı çıkılıyor.
Türkiye'nin soykırımı kabul etmemesi halinde, karşıt görüşlülerin
sayısında artış olması kaçınılmaz olacak. Diğer AB ülkelerine de aynı
tartışmanın yayılması olasılığı mevcut. Türkiye, Ekim 2005'te AB ile
üyelik görüşmelerine başladı, ancak Rum asıllı Güney Kıbrıs'ın varlığını
tanımadığı Kıbrıs sorunu ve ifade özgürlüğü kısıtlamaları gibi
konulardan ötürü görüşmelerin yolunda gittiği pek söylenemez. Şimdi
bütün bu konulara bir de Ermeni soykırımı sorunu eklenecek. Avrupa
Parlamentosu 12 Ekim'de, Fransa'nın yasa tasarısını kabulünden duyduğu
şaşkınlığı dile getiren bir açıklama yayınlandı.”(Masao
Shimazaki,13/10)
SUUDİ ARABİSTAN BASINI:
Cidde Radyosu: "Türkiye’nin AB Macerası” :
Almanya Başbaşkanı Merkel, son Türkiye ziyaretiyle Türk
yetkililere, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olması konusunda
Almanya'nın bir engel teşkil etmeyeceğini bildirdi. Alman ve Türk
işadamlarının düzenlediği toplantıya katılan ve orada bir konuşma yapan
Merkel, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan huzurunda iki ülke
arasındaki ticari ilişkilerin önemli olduğunu, Alman şirketlerinin
Türkiye'de yatırım yapmalarını beklediklerini ve teşvik ettiklerini,
çünkü Türkiye'nin 70 milyona varan nüfusuyla hızlı gelişen bir piyasaya
sahip olduğunun altını çizdi. Merkel, "Hıristiyan Demokrat parti başkanı
olmam sebebiyle, Türkiye'ye üyelik yerine ortaklık teklif ediyorum"
dedi. Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu Komiseri Rehn, bu hafta
Türkiye'ye yaptığı ziyarette, Avrupa liderlerinin bu teklifini kınadı
ve "Bu Avrupa Birliğini zayıflatır" dedi. Bilindiği gibi Türkiye
2005 yılı Ekim ayında Avrupa Birliği ile üyelik için görüşmelere
başlamıştı. Avrupa Birliği ise Türkiye'ye ön şart olarak Kıbrıs Rum
kesiminin gemi ve uçaklarına Türkiye'nin liman ve havaalanlarını
açmasını teklif etmişti. Türkiye ise, Avrupa Birliğinin Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyetine uyguladığı ambargo kalkmadan buna izin
vermeyeceklerini bildirmişti.”
(13/10)
YUNANİSTAN BASINI:
ANTENNA TV : “Türkiye’nin Sürecine ‘Fren’ ”
: “Avrupa Komisyonunun 8 Kasım'da yayımlayacağı Türkiye raporuna az bir
zaman kala Atina ve Lefkoşa'nın Ankara'nın Avrupa süreciyle ilgili
görüşmeleri bloke etme kararının, Yunan-Türk ilişkilerinde gerginlik
yaratması bekleniyor. Atina ve Lefkoşa, her biri kendi sebeplerinden
dolayı AB'de grup düzeyinde görüşülen Türkiye'nin sanayi faslıyla ilgili
çekincelerini ortaya koyarak, bu bölümün daimi temsilciler düzeyinde
görüşülmesini bloke ettiler. Böylece AB dönem Başkanı Finlandiya
müzakereleri kesmek zorunda kaldı. Dolayısıyla müzakerelere, Komisyon
raporunun açıklanmasından önce devam edilmesi beklenmiyor.”
(13/10)
NOT:
Bu bülten, 13-15 Ekim 2006 tarihlerinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber
ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR