16.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Open Democracy: "Avrupa için Bir Uluslar Topluluğu”: “Halen Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını yürüten Finlandiya hükümeti, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin Kıbrıs konusundaki görüş ayrılıkları yüzünden bir kazaya uğramaması için büyük gayret gösteriyor. 14-15 Aralık 2006 tarihinde Brüksel'de yapacakları zirvede AB hükümet başkanları, müzakerelerin yolunda gidip gitmeyeceği veya Türkiye ile ilişkilerde büyük bir krizin şimdi kaçınılmaz olup olmadığı hususunda karar verecekler.  Türkiye'nin Avrupa Birliği ile gelecekte ilişkilerinin nasıl olacağı sorusu stratejik olarak önemlidir, fakat tüm tartışmanın çevresinde dönen cevaplanmamış daha büyük bir soru vardır: AB'nin coğrafi olarak genişlemesinin sınırları ne olacak ve ne olmalıdır? Bu soruya, Rusya ile Gürcistan arasındaki ilişkilerde yaşanan kriz yeni bir boyut kazandırdı (Gürcistan hükümeti gelecek bir tarihte birliğe katılmayı arzu ettiğini hiç saklamadı) Güney Kafkasların   iki hasım devleti olan Ermenistan ile Azerbaycan'ın (ki bu devletle Avrupa'nın

giderek önemli hale halen enerji bağlantıları vardır) aynı arzuya sahip olması da bu soruyu gündeme getiriyor.  AB, 26 Eylül 2006'da Bulgaristan ve Romanya'nın, Ocak 2007 tarihinde üye olmasına onay verdi. Fakat halen yalnızca Türkiye ile değil aynı zamanda Hırvatistan'la da üyelik müzakereleri yapan ve Bulgaristan ve Romanya ile birlikte yirmi yedi üyeli olacak olan bu birlik nereye gidiyor? Ayrıca Arnavutluk ve diğer eski Yugoslav Cumhuriyetlerine (Makedonya, Bosna, Sırbistan, Karadağ ve bağımsız statüsünün kabul edilmesi halinde Kosova) prensip olarak üyeliklerinin düşünüleceği sözü verildi.  Bu bile hikayenin sonu değildir. Ukrayna ve Moldova da nihai olarak AB üyeliği yönünde çalışmayı önemli bir politika önceliği haline getirdiklerini açıkladılar. Dolayısıyla, Türkiye meselesini bir an için bir kenara bırakalım, AB liderlerinin, öngörülebilir bir gelecekte Balkanların batısındaki ülkeler katıldıkları zaman (belki de 2010'ların sonlarına doğru) daha fazla genişlemeyi durdurmayı planladıkları giderek açık hale gelmektedir. Önümüzdeki yıllarda AB'nin, daha fazla üyenin sorumluluğunu alamayacak hale gelmeden önce kendi evine çeki düzen vermesi gerekecek.”(John Palmer, 13/10)

The Christian Science Monitor: "Fransız Yasa Teklifi Türkiye’nin AB Üyeliğini Zorlaştırdı”: “Fransız Parlamentosunun dün Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından soykırıma uğratıldığını suç sayan bir yasa tasarısını onaylaması Türkiye'yi öfkelendirdi ve Avrupa Birliği konusundaki kuşkularını artırdı.Onlarca yıldır AB'ye girmek için uğraşan ve şimdi üyelik müzakerelerinde bulunan Müslüman Türkiye, Fransa'ya karşı -milyarlarca dolarlık ticareti bozabilecek- bir misilleme yapma sözü verdi. Oylama, ünlü Türk romancısı Orhan Pamuk'un, edebiyat dalında Nobel Ödülü aldığı gün yapıldı -Birinci Dünya Savaşı sırasında bir milyon Ermeninin ve 30 bin Kürdün öldürüldüğünü aleni olarak söylemesinin ardından-. Bu yılın başlarında Türkiye'nin AB'ye yönelik reformlara bağlılığına dair bir sınav olarak görülen bir davada Pamuk'a yönelik Türklüğü aşağıladığına dair yapılan suçlamalar düşürüldü.   İki olay, demokratik ve Batı yanlısı AB özlemlerinin sıklıkla tarihle çatıştığı modern Türkiye'deki tezatların tam ortasına oturdu. NATO askeri ittifakının tam üyesi olan sıkı sıkıya laik devlet, kendisini Doğu ve Batı arasında vazgeçilmez    bir köprü olarak görüyor ama bu sıfatının Avrupa tarafından kabul edilmesi gerekiyor.” (Scott Peterson,13/10)
 

FRANSA BASINI:

AFP: "Ferrero-Waldner: Fransız Oylamasının Türkiye’nin AB’ye Girişine Etkisi Olmayacak”: “AB Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner bugün yaptığı açıklamada, Fransız milletvekillerinin Ermeni soykırımının inkarının cezalandırılmasını kabul etmelerinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecine etkisi olmayacağını belirtti. Ferrero-Waldner, Finlandiya televizyonu YLE'ye yaptığı açıklamada, "Fransa'da gerçekleşen ve Avrupa Birliği olarak bizim bir aday ülkeyle yaptığımız şey, ayrı iki şeydir. Fransa'da Ermeni soykırımı meselesi düzenli olarak ortaya  çıkıyor, zira orada, her zaman enerjik bir şekilde bunu ortaya getiren güçlü bir toplum var" dedi.” (13/10)

AFP: "Ankara, Finlandiya’nın Kıbrıs Konusundaki ‘Kısmi Çözüm’ planından Memnun”: “Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan dün, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinde, daha önceden açıklanmış krizi önlemek için Kıbrıs sorununa "kısmi çözüm" öneren AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın planından memnuniyet duyduğunu belirtti.      Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada Babacan, "Finlandiya Dönem Başkanlığı, kısmi, geçici bir çözüme götürecek yeni fikirler önerdi, çünkü bu yılın sonuna kadar genel bir çözüme ulaşmak için zamanımız yok" dedi. Halihazırda yazıya dökülmemiş olan bu düşünceleri görüşmek gerektiğini belirten Babacan, "Bu inisiyatifi memnuniyetle karşıladık" diye sürdürdü.(13/10)

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "AB, Fransa’daki Ermeni Tasarısıyla İlgili Endişelerini Dile Getirdi”  “Avrupa Birliği'nden dün  yapılan açıklamada, Fransız parlamentosunun Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından soykırıma uğradıklarını inkar etmeyi suç sayan yasa tasarısının parlamento tarafından kabulünün söz  konusu katliam ile ilgili yıllardır süren tartışmayı sona  erdirmeye yönelik girişimlere zarar vereceği kaydedildi.” (13/10)

Financial Times: "Türkiye AB Konusunda Darbe Yedi”: “Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma ihtimali, dün gece Fransız Ulusal Parlamentosu'nun Ankara'yı öfkelendiren bir kanun tasarısını onaylamasıyla ağır bir darbe aldı. Gözlemciler tasarının onaylanmasının Türkiye'deki reform kararlılığını zayıflatacağını belirtiyorlar. Senato tarafından engellenme ihtimali hala var olan Fransız kanun tasarısı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında Ermenilerin soykırım kurbanı olduğunu inkar etmeyi suç haline getiriyor. Kanun tasarısı Türkiye'de, Fransa'nın şimdi Ankara'nın AB'ye katılma gayretlerine daimi olarak karşı çıkmasının bir işareti olarak görülüyor.” (Martin Arnold/Vincent Boland, 13/10)

 

JAPONYA BASINI:

Yomiuri Shimbun: “Nobel Ödülüne Layık Görülen Orhan Pamuk’a Türkiye’de Vatan Haini Gözüyle Bakılıyor” “Türk yazar Orhan Pamuk'un 12 Ekim'de Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmesi Türkiye'de büyük tepkilere yol açtı… Dışişleri Bakanlığı 12 Ekim'de yasa tasarısının kabulünü "Fransa ilişkilerine önemli darbe vurur" ifadesiyle eleştirdi. Türkiye'de geçen sonbahardan bu yana, Kürtlerin haklarının genişletilmesi ve Ordunun otoritesinin sınırlandırılması gibi konularda AB taleplerinin kabullendiği gözleniyor. Ancak ardından Kıbrıs'la ilişkilerin normalleştirilmesi gibi yeni sorunlarla karşılaşması, halkın tepkisini çekiyor. Kamuoyu araştırmalarında geçen ilkbaharda yüzde 66 olan AB'ye üyelik desteği sonbaharda yüzde 55'e ve bu yaz da yüzde 44'e kadar düştü.” ( Michinobu Yanagisawa,13/10)

Yomiuri Shimbun: “Fransa’nın Ermeni Katliamıyla İlgili Yasa Tasarısı Kabul Edildi.Türkiye Tepki Gösterdi”: “ Fransa'da, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye üye olmasına karşı çıkılıyor. Türkiye'nin soykırımı kabul etmemesi halinde, karşıt görüşlülerin sayısında artış olması kaçınılmaz olacak. Diğer AB ülkelerine de aynı tartışmanın yayılması olasılığı mevcut. Türkiye, Ekim 2005'te AB ile üyelik görüşmelerine başladı, ancak Rum asıllı Güney Kıbrıs'ın varlığını tanımadığı Kıbrıs sorunu ve ifade özgürlüğü kısıtlamaları gibi konulardan ötürü görüşmelerin yolunda gittiği pek söylenemez. Şimdi bütün bu konulara bir de Ermeni soykırımı sorunu eklenecek. Avrupa Parlamentosu 12 Ekim'de, Fransa'nın yasa tasarısını kabulünden duyduğu şaşkınlığı dile getiren bir açıklama yayınlandı.”(Masao Shimazaki,13/10)

 

SUUDİ ARABİSTAN BASINI:

Cidde Radyosu: "Türkiye’nin AB Macerası” : Almanya Başbaşkanı Merkel, son Türkiye ziyaretiyle Türk yetkililere, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olması konusunda Almanya'nın bir engel teşkil etmeyeceğini bildirdi. Alman ve Türk işadamlarının düzenlediği toplantıya katılan ve orada bir konuşma yapan Merkel, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan huzurunda iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin önemli olduğunu, Alman şirketlerinin Türkiye'de yatırım yapmalarını beklediklerini ve teşvik ettiklerini, çünkü Türkiye'nin 70 milyona varan nüfusuyla hızlı gelişen bir piyasaya sahip olduğunun altını çizdi. Merkel, "Hıristiyan Demokrat parti başkanı olmam sebebiyle, Türkiye'ye üyelik yerine ortaklık teklif ediyorum" dedi. Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu Komiseri Rehn, bu hafta Türkiye'ye yaptığı ziyarette, Avrupa liderlerinin bu teklifini kınadı ve "Bu Avrupa Birliğini zayıflatır" dedi. Bilindiği gibi Türkiye 2005 yılı Ekim ayında Avrupa Birliği ile üyelik için görüşmelere başlamıştı. Avrupa Birliği ise Türkiye'ye ön şart olarak Kıbrıs Rum kesiminin gemi ve uçaklarına Türkiye'nin liman ve havaalanlarını açmasını teklif etmişti.  Türkiye ise, Avrupa Birliğinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine uyguladığı ambargo kalkmadan buna izin vermeyeceklerini bildirmişti.” (13/10)

 

YUNANİSTAN BASINI:

ANTENNA TV : “Türkiye’nin Sürecine ‘Fren’ ” : “Avrupa Komisyonunun 8 Kasım'da yayımlayacağı Türkiye raporuna az bir zaman kala Atina ve Lefkoşa'nın Ankara'nın Avrupa süreciyle ilgili görüşmeleri bloke etme kararının, Yunan-Türk ilişkilerinde gerginlik yaratması bekleniyor. Atina ve Lefkoşa, her biri kendi sebeplerinden dolayı AB'de grup düzeyinde görüşülen Türkiye'nin sanayi faslıyla ilgili çekincelerini ortaya koyarak, bu bölümün daimi temsilciler düzeyinde görüşülmesini bloke ettiler. Böylece  AB dönem Başkanı Finlandiya müzakereleri kesmek zorunda kaldı. Dolayısıyla müzakerelere, Komisyon raporunun açıklanmasından önce devam edilmesi beklenmiyor.” (13/10)

 

NOT: Bu bülten, 13-15 Ekim 2006 tarihlerinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR