ALMANYA BASINI:
Kölnische Rundshau: “AB ile Türkiye Kıbrıs’a ait Gemi
ve Uçaklara Türk Limanlarının Açılmasını Görüşecek”:
AB Dışişleri Bakanları, bugün Türk mevkidaşları Abdullah
Gül ile Lüksemburg'da bir araya gelecek. Dışişleri Bakanları bir kez
daha AB tarafından hayata geçirilmesi istenen Ankara Protokolü'nü
görüşecek. Türk Hükümeti bugüne kadar liman ve havaalanlarını Kıbrıs'a
ait gemi ve uçaklara açmayı kabul etmiyor. Türkiye'nin yıl sonuna kadar
bu tavrından vazgeçmemesi durumunda, Kıbrıs'ın Türkiye ile katılım
müzakerelerini bloke etmesi muhtemel. Bu kavganın nedenini ise bölünmüş
ada oluşturuyor. Kıbrıs, AB Dışişleri Bakanlarının Türkiye Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ile Lüksemburg'da bir araya gelmesinden önce,
Türkiye'yi, AB katılım müzakerelerini bloke etmekle tehdit etti. Kıbrıs
Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas Financial Times Deutschland gazetesine,
bu konuda son derece kararlı olunduğu yönünde bir demeç verdi:
"Türkiye'ye tanınacak yeni imtiyazlar, AB'nin meşruluğunu zedelemekten
başka bir işe yaramayacaktır." Türkiye limanlarını Kıbrıs'a ait gemilere
açmayı ve adayı bir devlet olarak tanımayı kabul etmiyor.(16/10)
Frankfurter Allgemeine Sonntags Zeitung: “Türkiye’nin
AB Üyeliği” : “Yıl sonuna kadar iç siyasi
mücadelelerde ortam sakinleşse de, Federal Almanya Hükümetini iç
siyasete etkisi olacak olan dış siyasi tartışmalar bekliyor. Önümüzdeki
yılın 1 Ocak tarihinden itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını
üstlenecek. Türkiye'nin en geç bu tarihe kadar liman ve havaalanlarını
AB üyesi Kıbrıs'ın kullanımına açması gerekiyor. Bunun gerçekleşmesi
durumunda bile Almanya'nın Türkiye'de felce uğrayan reform gayreti
nedeniyle üyelik müzakerelerine nasıl yaklaşacağı merak ediliyor.
Bu konu en geç o zaman CDU/CSU ve SPD arasındaki
büyük koalisyon için bir sorun olmaya başlayacak. Gerçi Angela Merkel
Almanya Başbakanı olarak AB'nin Ankara ile müzakerelerin yürütülmesi
yönündeki kararına uyacağını söylüyor. Ancak CDU Genel Başkanı olarak
Merkel tam üyeliğe karşı ve ayrıcalıklı ortaklıktan yana. Her ne kadar
sosyal demokratlar da tam üyelik fikrine şüphe ile yaklaşsalar bile SPD
Genel Başkanı Kurt Beck ve Dışişleri Bakanı Steinmeier kısa bir süre
önce Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden yana konuştular.
(Eckart Lohse/16/10)
Financial Times Deutschland: “Kıbrıs, Türkiye’nin
Üyeliğini Tamamen Engellemekle Tehdit Ediyor”: “
Kıbrıs, Ankara'yı AB üyelik müzakerelerini tamamen bloke etmekle tehdit
ediyor. Gazetemize yaptığı açıklamada, "Ülkem ne bir müzakere fasılı
açıp kapatma, ne de yeni hedefler koyma pozisyonundadır" diyen Yorgo
Lillikas, "Biz bu yolda ilerleme konusunda son derece kararlıyız. Zira
Türkiye'ye verilecek her türlü taviz, AB'nin meşruiyetinin altını
kazmaya hizmet ediyor" dedi.
Böylece Ankara ve AB arasında fırtına kopacağı
sinyalleri alınıyor. Kıbrıs, bloke etme tutumunun devam edeceğini
söylüyor. Çünkü Türkiye, limanlarını Kıbrıs bandıralı gemilerin
kullanımına açmak istemiyor. Genişlemeden sorumlu komiser Olli Rehn, bu
nedenle geçmişte sürekli olarak, Türkiye ile AB arasında bir tren
kazasından bahsetmişti. Kıbrıs'ın bloke tehdidi önemli, çünkü 25 AB
üyesi ülkenin hepsi, 34 fasıldan oluşan katılım müzakarelerinin her
birini onaylamak zorundalar. Kıbrıs'ın onay vermemesi durumunda ilerleme
kaydedilemez.”(Fidelius Schmid/16/10)
ABD BASINI:
Amerika’nın Sesi Radyosu: “Türkiye-AB Troyka
Toplantısı Lüksemburg’da Yapılıyor” : “AB
Komisyonunun Türkiye'nin yıllık karnesi niteliğindeki İlerleme Raporunu
yayımlayacağı 8 Kasım tarihinin hemen öncesine denk düşmesi açısından da
önem taşıyan toplantıda, ilişkilerde gelinen noktanın genel bir
değerlendirmesi yapılacak. Troyka toplantısına AB kanadından dönem
başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, bir sonraki
dönem başkanı Almanya'nın Dışişleri Bakanı Franz-Walter Steinmeier, AB
Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve AB'ningenişlemeden sorumlu üyesi Olli
Rehn katılacak. Toplantıda Türkiye'yi ise Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
temsil edecek. Türkiye ile üyelik müzakerelerinin resmen başlatılmasının
birinci yıldönümünün ve tarama sürecinin tamamlanmasının ardından
gerçekleşecek olan Troyka toplantısında, Türkiye'nin AB süreci,
komşularla ilişkiler ve uluslararası gündemin öne çıkan maddeleri ele
alınacak. Tarafların belli konularda önceden hazırladıkları görüşleri
resmi olarak birbirlerine iletmeleri şeklinde geçen toplantıda, Türk
Ceza Kanununun 301. maddesinin sıcak gündem konularından biri olması
bekleniyor. AB'nin Türkiye'deki reform süreci çerçevesinde, 301.
maddeden duyulan rahatsızlığı ve bu bağlamda değişiklik ya da iptal
talebini bir kez daha gündeme getirmesi bekleniyor. Türkiye'nin de bu
konuda özellikle Fransa Parlamentosunda alınan son karara işaret ederek,
"çifte standart" uyarısı yapması öngörülüyor. Gül'ün toplantıda Fransız
Parlamentosunun Ermeni soykırımı iddialarının reddini cezalandıran bir
yasa tasarısını onaylamasından duyulan büyük rahatsızlığı dile getirmesi
bekleniyor. Toplantıda başta Olli Rehn olmak üzere AB'nin konuya
yaklaşımından duyulan memnuniyet de dile getirilecek. Müzakere sürecinde
karşılaşılan sorunlar ve teknik sürece siyaset karıştırılması da
Ankara'nın şikayet listesinde yer alacak konular arasında bulunuyor.
Abdullah Gül'ün Kıbrıs bağlamında Türkiye'nin izolasyonlar kalkmadan
adım atmama eğilimini koruduğunu, AB yetkililerine bir kez daha iletmesi
bekleniyor. Bu çerçevede Finlandiya'nın gündeme getirdiği görüşlere
ilişkin karşılıklı yaklaşımların da tekrar ele alınması gündemde.
Normalde Türkiye'de yapılması gereken toplantı, AB dışişleri
bakanlarının Lüksemburg'da gerçekleştirecekleri toplantıya denk düşmesi
nedeniyle Ankara'nın da onayıyla bu ülkeye çekildi.
(16/10)
AP: "AB: Kıbrıs Konusunda Zaman Daralıyor”: “Avrupa
Birliği yetkilileri bugün Türkiye'yi, liman ve havaalanlarının Kıbrıs
gemi ve uçaklarına açılmasını öngören bir anlaşmayı uygulaması konusunda
zamanın daraldığı ve aksi takdirde AB üyelik müzakerelerinde muhtemel
bir çöküşle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı. AB'nin Genişlemeden
sorumlu Komsiyon Üyesi Olli Rehn, Ankara'nın AB'ye katılım çabasını
yıllarca raydan çıkarabileceğini söylediği hassas konularda Türkiye'nin
uzlaşmaya gitmesini istedi.Olli Rehn Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül ile görüşmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, "Gelecek
haftalarda ya da aylarda, önümüze Kıbrıs konusunda uzun bir süre için
belki de yıllar boyunca elde edemeyeceğimiz son bir fırsat kapısı
açılabilir" dedi. (Konstand Brand/16/10)
İNGİLTERE BASINI:
The Financial Times: “Bölünme ve Pişmanlık…Dikenli
Kıbrıs Sorunu Avrupa İçin Nasıl Yeniden Bir Pürüz Haline Geldi”: “
Lefkoşa'daki BM karargahındaki bir
laboratuvarda bir grup bilim adamı, Kıbrıs'taki 50 yıllık savaşın
hayaletlerinin huzur bulmalarına yardımcı olmaya çabalıyor. Bu bölünmüş
Akdeniz adasındaki savaş kurbanlarını tespit etme çalışması tampon
bölgede sürüyor. Türk ordusunun Kıbrıs'ı işgal etmesinden 32 yıl sonra
bu girişim, Kıbrıslı Rum ve Türk yetkililerin işbirliği yaptıkları tek
şey ve bu da bu savaşın bitmemişliğinin bir kanıtı. Ancak bu uzun
süredir unutulmuş olan savaş, siyasi cepheye dönmek üzere. Bu sorunun
çözümü -ki son derece ihtimal dışı- Türkiye'nin AB'ye giriş için atacağı
adımların bir önkoşulu olarak gündemde. Fransızlarla Türkler arasında
geçen hafta, 1915'teki Ermeni katliamlarının "soykırım" olarak tanınması
konusunda çıkan kavga, Türkiye'nin AB'ye katılımı önünde heybetli bir
engel daha oluşturmuş olsa da, Kıbrıs'ın çıkardığı güçlük çok daha kısa
vadede karşımıza çıkıyor. Bu yılın sonunda bu sorunun Türkiye'nin
üyeliğini, yani Avrupa Birliği'nin bu en zorlu ve tartışmalı
jeostratejik projesini raydan çıkarması kuvvetle muhtemel. Ortada çok
fazla risk var. Avrupa'nın Dostları grubu adına geçen ay bu konuda büyük
yankı uyandıran bir rapor yazan Kirsty Hughes'un ifadesiyle, Türkiye'nin
üyelik başvurusu başarısız olursa "AB'nin tüm dış politika prestiji
ciddi zarar görebilir". Türkiye'nin ise 80 yıl önce Kemal Atatürk
yönetiminde başlayan, kültürel olarak Batı'ya doğru yürüyüşü sona
erebilir ve bunun yerine İslamcılar ve milliyetçi siyasi güçler daha da
güçlenebilir.(Vincent Boland/Kerin Hope/16/10)
The Times: “Türkiye Avrupa’nın Kapısında 20 Yıl Daha
Bekleyebilir”:Avrupa Komisyonu Başkanı Jose
Manuel Barroso'nun dün, Türkiye'nin, bir yıl önce resmi müzakereler
başladığından bu yana katettiği ilerleme konusundaki en kötümser
görüşünü açıklamasıyla, Türkiye'nin AB'ye katılım takvimi değişecek gibi
görünüyor. Türkiye'nin Birliğe katılım sürecinin 20 yıl
alabileceğini söyleyen Barroso, değerlendirme raporu öncesi, özellikle
Türkiye'nin reformlar konusundaki yavaşlığının altını çizdi. Türkiye'nin
AB üyeliği konusu son haftalarda, Fransız milletvekillerinin geçen
hafta, Ankara tarafından asla kabul edilmeyen, Birinci Dünya Savaşı
sırasında Ermenilerin yaşadığı soykırımın inkarının suç sayılmasını
onaylamasının da içinde bulunduğu bir dizi sıkıntıyla karşı karşıya
kaldı.Ermeni soykırımı konusunun AB üyeliği için kriter olmadığına
açıklık getiren Barroso, Türkiye'nin, ifade özgürlüğü ve ordu üzerinde
sivil kontrolün artırılması gibi konuların garanti altına
alınması da dahil, bazı resmi talepleri yerine getirmekte başarısız
kaldığını açık bir şekilde vurguladı.(David
Charter/16/10)
NOT:
Bu bülten, 16 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR