17.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Kölnische Rundshau: “AB ile Türkiye Kıbrıs’a ait Gemi ve Uçaklara Türk Limanlarının Açılmasını Görüşecek”:  AB Dışişleri Bakanları, bugün Türk mevkidaşları Abdullah Gül ile Lüksemburg'da bir araya gelecek. Dışişleri Bakanları bir kez daha AB tarafından hayata geçirilmesi istenen Ankara Protokolü'nü görüşecek. Türk Hükümeti bugüne kadar liman ve havaalanlarını Kıbrıs'a ait gemi ve uçaklara açmayı kabul etmiyor. Türkiye'nin yıl sonuna kadar bu tavrından vazgeçmemesi durumunda, Kıbrıs'ın Türkiye ile katılım müzakerelerini bloke etmesi muhtemel. Bu kavganın nedenini ise bölünmüş ada oluşturuyor. Kıbrıs, AB Dışişleri Bakanlarının Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Lüksemburg'da bir araya gelmesinden  önce, Türkiye'yi, AB katılım müzakerelerini bloke etmekle tehdit etti. Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas Financial Times Deutschland gazetesine, bu konuda son derece kararlı olunduğu yönünde bir demeç verdi: "Türkiye'ye tanınacak yeni imtiyazlar, AB'nin meşruluğunu zedelemekten başka bir işe yaramayacaktır." Türkiye limanlarını Kıbrıs'a ait gemilere açmayı ve adayı bir devlet olarak tanımayı kabul etmiyor.(16/10)

Frankfurter Allgemeine Sonntags Zeitung: “Türkiye’nin AB Üyeliği” : “Yıl sonuna kadar iç siyasi mücadelelerde ortam sakinleşse de, Federal Almanya Hükümetini iç siyasete etkisi olacak olan dış siyasi tartışmalar bekliyor. Önümüzdeki yılın 1 Ocak tarihinden itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını üstlenecek. Türkiye'nin en geç bu tarihe kadar liman ve havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'ın kullanımına açması gerekiyor. Bunun gerçekleşmesi durumunda bile Almanya'nın Türkiye'de felce uğrayan reform gayreti nedeniyle üyelik müzakerelerine nasıl yaklaşacağı merak ediliyor.

     Bu konu en geç o zaman CDU/CSU ve SPD arasındaki büyük koalisyon için bir sorun olmaya başlayacak. Gerçi Angela Merkel Almanya Başbakanı olarak AB'nin Ankara ile müzakerelerin yürütülmesi yönündeki kararına uyacağını söylüyor. Ancak CDU Genel Başkanı olarak Merkel tam üyeliğe karşı ve ayrıcalıklı ortaklıktan yana. Her ne kadar sosyal demokratlar da tam üyelik fikrine şüphe ile yaklaşsalar bile SPD Genel Başkanı Kurt Beck ve Dışişleri Bakanı Steinmeier kısa bir süre önce Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden yana konuştular. (Eckart Lohse/16/10)

Financial Times Deutschland: “Kıbrıs, Türkiye’nin Üyeliğini Tamamen Engellemekle Tehdit Ediyor”: “ Kıbrıs, Ankara'yı AB üyelik müzakerelerini tamamen bloke etmekle tehdit ediyor. Gazetemize yaptığı açıklamada, "Ülkem ne bir müzakere fasılı açıp kapatma, ne de yeni hedefler koyma pozisyonundadır" diyen Yorgo Lillikas, "Biz bu yolda ilerleme konusunda son derece kararlıyız. Zira Türkiye'ye verilecek her türlü taviz, AB'nin meşruiyetinin altını kazmaya hizmet ediyor" dedi.

     Böylece Ankara ve AB arasında fırtına kopacağı sinyalleri alınıyor. Kıbrıs, bloke etme tutumunun devam edeceğini söylüyor. Çünkü Türkiye, limanlarını Kıbrıs bandıralı gemilerin  kullanımına açmak istemiyor. Genişlemeden sorumlu komiser Olli Rehn, bu nedenle geçmişte sürekli olarak, Türkiye ile AB arasında bir tren kazasından bahsetmişti.  Kıbrıs'ın bloke tehdidi önemli, çünkü 25 AB üyesi ülkenin hepsi, 34 fasıldan oluşan katılım müzakarelerinin her birini onaylamak zorundalar. Kıbrıs'ın onay vermemesi durumunda ilerleme kaydedilemez.”(Fidelius Schmid/16/10)

 

ABD BASINI:

Amerika’nın Sesi Radyosu: “Türkiye-AB Troyka Toplantısı Lüksemburg’da Yapılıyor” : “AB Komisyonunun Türkiye'nin yıllık karnesi niteliğindeki İlerleme Raporunu yayımlayacağı 8 Kasım tarihinin hemen öncesine denk düşmesi açısından da önem taşıyan toplantıda, ilişkilerde gelinen noktanın genel bir değerlendirmesi yapılacak. Troyka toplantısına AB kanadından dönem başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, bir sonraki dönem başkanı Almanya'nın Dışişleri Bakanı Franz-Walter Steinmeier, AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve AB'ningenişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn katılacak. Toplantıda Türkiye'yi ise Dışişleri Bakanı Abdullah Gül temsil edecek. Türkiye ile üyelik müzakerelerinin resmen başlatılmasının birinci yıldönümünün ve tarama sürecinin tamamlanmasının ardından gerçekleşecek olan Troyka toplantısında, Türkiye'nin AB süreci, komşularla ilişkiler ve uluslararası gündemin öne çıkan maddeleri ele alınacak. Tarafların belli konularda önceden hazırladıkları görüşleri resmi olarak birbirlerine iletmeleri şeklinde geçen toplantıda, Türk Ceza Kanununun 301. maddesinin sıcak gündem konularından biri olması bekleniyor.  AB'nin Türkiye'deki reform süreci çerçevesinde, 301. maddeden duyulan rahatsızlığı ve bu bağlamda değişiklik ya da iptal talebini bir kez daha gündeme getirmesi bekleniyor. Türkiye'nin de bu konuda özellikle Fransa Parlamentosunda alınan son karara işaret ederek, "çifte standart" uyarısı yapması öngörülüyor. Gül'ün toplantıda Fransız Parlamentosunun Ermeni soykırımı iddialarının reddini cezalandıran bir yasa tasarısını onaylamasından duyulan büyük rahatsızlığı dile getirmesi bekleniyor. Toplantıda başta Olli Rehn olmak üzere AB'nin konuya yaklaşımından duyulan memnuniyet de dile getirilecek. Müzakere sürecinde karşılaşılan sorunlar ve teknik sürece siyaset karıştırılması da Ankara'nın şikayet listesinde yer alacak konular arasında bulunuyor. Abdullah Gül'ün Kıbrıs bağlamında Türkiye'nin izolasyonlar kalkmadan adım atmama eğilimini koruduğunu, AB yetkililerine bir kez daha iletmesi bekleniyor. Bu çerçevede Finlandiya'nın gündeme getirdiği görüşlere ilişkin karşılıklı yaklaşımların da tekrar ele alınması gündemde. Normalde Türkiye'de yapılması gereken toplantı, AB dışişleri bakanlarının Lüksemburg'da gerçekleştirecekleri toplantıya denk düşmesi nedeniyle Ankara'nın da onayıyla bu ülkeye çekildi. (16/10)

AP: "AB: Kıbrıs Konusunda Zaman Daralıyor”: “Avrupa Birliği yetkilileri bugün Türkiye'yi, liman ve havaalanlarının Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılmasını öngören bir anlaşmayı uygulaması konusunda zamanın daraldığı ve aksi takdirde AB üyelik müzakerelerinde muhtemel bir çöküşle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardı. AB'nin Genişlemeden sorumlu Komsiyon Üyesi Olli Rehn, Ankara'nın AB'ye katılım çabasını yıllarca raydan çıkarabileceğini söylediği hassas konularda Türkiye'nin uzlaşmaya gitmesini istedi.Olli Rehn Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, "Gelecek haftalarda ya da aylarda, önümüze Kıbrıs konusunda uzun bir süre için belki de yıllar boyunca elde edemeyeceğimiz son bir fırsat kapısı açılabilir" dedi. (Konstand Brand/16/10)

 

İNGİLTERE BASINI:

The Financial Times: “Bölünme ve Pişmanlık…Dikenli Kıbrıs Sorunu Avrupa İçin Nasıl Yeniden Bir Pürüz Haline Geldi”: “ Lefkoşa'daki BM karargahındaki bir laboratuvarda bir grup bilim adamı, Kıbrıs'taki 50 yıllık savaşın hayaletlerinin huzur bulmalarına yardımcı olmaya çabalıyor. Bu bölünmüş Akdeniz adasındaki savaş kurbanlarını tespit  etme çalışması tampon bölgede sürüyor. Türk ordusunun Kıbrıs'ı işgal etmesinden 32 yıl sonra bu girişim, Kıbrıslı Rum ve Türk yetkililerin işbirliği yaptıkları tek şey ve bu da bu savaşın bitmemişliğinin bir kanıtı. Ancak bu uzun süredir unutulmuş olan savaş, siyasi cepheye dönmek üzere. Bu sorunun çözümü -ki son derece ihtimal dışı- Türkiye'nin AB'ye giriş için atacağı adımların bir önkoşulu olarak gündemde.  Fransızlarla Türkler arasında geçen hafta, 1915'teki Ermeni katliamlarının "soykırım" olarak tanınması konusunda çıkan kavga, Türkiye'nin AB'ye katılımı önünde heybetli bir engel daha oluşturmuş olsa da, Kıbrıs'ın çıkardığı güçlük çok daha kısa vadede karşımıza çıkıyor. Bu yılın sonunda bu sorunun Türkiye'nin üyeliğini, yani Avrupa Birliği'nin bu en zorlu ve tartışmalı jeostratejik projesini raydan çıkarması kuvvetle muhtemel. Ortada çok fazla risk var. Avrupa'nın Dostları grubu adına geçen ay bu konuda büyük yankı uyandıran bir rapor yazan Kirsty Hughes'un ifadesiyle, Türkiye'nin üyelik başvurusu başarısız olursa "AB'nin tüm dış politika prestiji ciddi zarar görebilir". Türkiye'nin ise 80 yıl önce Kemal Atatürk yönetiminde başlayan, kültürel olarak Batı'ya doğru yürüyüşü sona erebilir ve bunun yerine İslamcılar ve milliyetçi siyasi güçler daha da güçlenebilir.(Vincent Boland/Kerin Hope/16/10)

The Times: “Türkiye Avrupa’nın Kapısında 20 Yıl Daha Bekleyebilir”:Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun dün, Türkiye'nin, bir yıl önce resmi müzakereler başladığından bu yana katettiği ilerleme konusundaki en kötümser görüşünü açıklamasıyla, Türkiye'nin AB'ye katılım takvimi değişecek gibi görünüyor. Türkiye'nin Birliğe katılım sürecinin 20 yıl alabileceğini söyleyen Barroso, değerlendirme raporu öncesi, özellikle Türkiye'nin reformlar konusundaki yavaşlığının altını çizdi. Türkiye'nin AB üyeliği konusu son haftalarda, Fransız milletvekillerinin geçen hafta, Ankara tarafından asla kabul edilmeyen, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin yaşadığı soykırımın inkarının suç sayılmasını onaylamasının da içinde bulunduğu bir dizi sıkıntıyla karşı karşıya kaldı.Ermeni soykırımı konusunun AB üyeliği için kriter olmadığına açıklık getiren Barroso, Türkiye'nin, ifade özgürlüğü ve ordu üzerinde sivil kontrolün artırılması gibi konuların garanti  altına alınması da dahil, bazı resmi talepleri yerine getirmekte başarısız kaldığını açık bir şekilde vurguladı.(David Charter/16/10)

 

NOT: Bu bülten, 16 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR