AZERBAYCAN BASINI:
Halk Cephesi: "Türkiye'de Avrupa'ya Güven Azalıyor":
"Ermeni üniversite öğrencileriyle yaptığı görüşmede, AB üyesi olduktan
sonra sınır konularını Türkiye'nin kendisinin değil, AB'nin Brüksel'deki
merkezinin belirleyeceğini söyleyen Fransa'nın Erivan Büyükelçisi Henry
Cuni, ‘Birlik açık sınırlar istiyor. Halihazırda sorun, sınırların
açılıp açılmayacağı değil, ne zaman açılacağı olabilir.’ dedi.
‘Fransa'nın Erivan Büyükelçisi Henry Cuni'nin Ermeni üniversite
öğrencileriyle yaptığı görüşmede Türkiye'nin sınırlarıyla ilgili
söyledikleri mantıksız’ diyen Ankara'daki Uluslararası Stratejik
Araştırmalar Merkezi Başkanı Sedat Laçiner, bir ülkenin kendi
sınırlarını kontrol etme hakkına sahip olduğunu söyledi. Laçiner, bu
tür yanlış iddiaların Türk toplumunu olumsuz etkilediğini ve Türkiye'de
AB'ye ve Fransa'ya olan güveni azalttığını vurgulayarak, ‘Türkiye'de
halihazırda çoğu insan Fransa'yı düşman ülke olarak görüyor ve
Fransızların Ermenilere verdiği desteği dini dayanışma olarak
değerlendiriyor.’ dedi." (26/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Rene Van Der Linden Türkiye'nin AB Üyeliğine
Destek Veriyor": "Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi Başkanı Rene van der Linden, yaptığı
açıklamada, AB ve Türkiye'nin aralarındaki sorunu çözmeleri gerektiğini
zira üyelik müzakerelerinin askıya alınmasının iki tarafın da zararına
olduğunun altını çizdi. Türkiye'yi reform hızını yavaşlatmakla
eleştiren AB'ye atıfta bulunan van der Linden, Türkiye Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmenin ardından NTV televizyonuna
‘Üyelik müzakereleri sürecinde Türkiye gibi AB'nin de büyük çıkarları
vardır. Yavaş da olsa Türkiye'nin attığı adımlar doğru yöndedir. AB ve
Türkiye arasında bir denge kurulmalıdır. Üyelik müzakereleri sürecinde
AB Ankara yönetimini cesaretlendirmelidir ki Türkiye reformlarını
hızlandırsın. Müzakerelerin askıya alınması kimsenin yararına olmaz’
şeklinde konuştu." (26/10)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "Barroso, Peçeyi İletişimi Engelleyen Bir
Unsur Olarak Nitelendiriyor": "Avrupa
Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Müslüman kadınlarca takılan
peçeyi iletişimi engelleyen unsur olarak nitelendirerek, son günlerde
bazı Avrupa ülkelerinde patlak veren ateşli tartışmaya taraf oldu.
İtalya'nın Corriere della Sera gazetesinde yayımlanan mülakatında
Barroso, diğer yandan çoğunluğu Müslüman bir ülke olan Türkiye'nin AB
üyeliğine yönelik endişeleri yineledi ve gerek duyulan reformların çok
yavaş ilerlediğini dile getirdi. (…) Türkiye'nin Avrupa Birliği
sürecinde ilerleme kaydetmesi için gereken reformlara dair bir soruya
Barroso, ‘Şunu söylemekten üzüntü duyuyorum ki işler kötü gidiyor.
Kritik bir noktadayız. Türkiye'de reformlar bugün çok yavaş ilerliyor,
görmeyi umut ettiğimiz ilerlemeyi göremiyoruz. Umarız Dönem Başkanı
Finlandiya müzakerelerin travmatik bir şekilde durmasına engel
olabilir.’ dedi." (26/10)
İSPANYA BASINI:
Europa Press: "AB, Türkiye ile Müzakerelerin
Sürdürülebileceği Konusunda Umutlu":
"Finlandiya Başbakanı ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı Matti Vanhanen,
Türkiye ile devam etmekte olan ve Kıbrıs gemilerine limanlarını açma
konusunda Türk reddinden kaynaklanan müzakereler sürecindeki krizin
ortadan kalkması konusunda iyimser olduğunu belirtti. Avrupa
Parlamentosu'nda konuşan Vanhanen, ‘Türkiye ile müzakereleri sürdürelim
diye bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Makul bir çözüm bulunacağından,
hatta sonbaharda bunun yapılabileceğini umuyorum’ diyerek aynı zamanda
iyimser olduğunu da vurguladı. Avrupa Birliği, komşu Kıbrıs'a
limanlarını açmamakta direnen Türkiye'den kaynaklanan krizin üstesinden
gelmeye çalışıyor. Bu amaçla Türk kontrolü altındaki iki limanın
Birleşmiş Milletler'e devrini öngören, daha sonrasında ise Kıbrıs gemi
ve uçaklarının geçişine imkan tanıyacak bir formül üzerinde çalışıyor.
AB Dönem Başkanlığı tarafından düşünülen formül tam olarak bilinmese de
Türk basını, üç aşamalı bir teklif olduğundan bahsediyor. İlk aşamada
Türk yetkililer, Maraş limanının kontrolünü BM'ye verecek. İkinci
aşamada ise, Gazimagosa limanının kontrolünün BM'ye devri var. Üçüncü
aşama, Türkiye'nin -şimdiye kadar reddetmeye devam ettiği- Rumlara
ticaret yollarını açması yer alıyor. Türkiye, Rumların geçişini
engelleyerek Ankara Protokolünü yerine getirmiyor, ancak bu geçiş,
AB'ye katılım şartlarından birini oluşturuyor."
(25/10)
İSVİÇRE BASINI:
Basler Zeitung: "Türkiye'de Avrupa'ya Duyulan Kuşku
Artıyor": "Türklerin, üç yıl öncesinin yarısı
kadarı bile, şu anda ülkelerinin AB üyeliğine taraftar değil. AB ile
Kıbrıs ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 301. maddenin (Türklüğe hakaret
vs.) kaldırılması üzerine yapılacak ve muhtemelen sert geçecek olan
müzakerelere kısa süre kala, Türkiye'de en hızlı büyüyen siyasi husus
Avrupa kuşkusu. Bunu, eylül ayında Türkiye'de yapılan ve salı günü
açıklanan bir anket ortaya koyuyor. Buna göre, 100 Türk'ten 78'i
Avrupa'ya güvenmiyor ve bir o kadarı da Türkiye'yi üyeliğe almak için
daha başka şartlar öne sürüleceğine inanıyor. Türklerin yüzde 32.2'lik
bölümü AB üyeliğinden yana, yani üç yıl önceki sayının yarısı bile
değil. Yüzde 33'lük bir kesim için Türkiye'nin AB'ye girip girmemesi
fark etmiyor ve yüzde 25.6 ise üyeliğe kesinlikle karşı. Dost olan ve
olmayan ülkeler değerlendirmesinde, Avrupa ülkeleri ile ABD felaket bir
sonuç alıyor. Araştırma, Fransa ile Ermeni soykırımının inkarının
cezalandırılması konusunda yaşanan anlaşmazlık öncesinde yapılmış
olmasına rağmen, Fransızlar son sırada. Halkın yüzde 2.8'i Fransızları
dost olarak görürken, yüzde 76.1'i böyle düşünmüyor, geriye kalanlar
ise fikir beyan etmemiş. Bunun belli ki Türkiye'yi, AB'ye almaya hazır
olmakla fazla bir ilgisi yok. Türkiye'nin üyeliğinin ateşli
savunucuları olan İngilizler, sadece biraz daha iyi bir sonuç elde
ediyor. ABD'yi dost olarak görenlerin oranı ise yüzde 3.6'da kalırken,
bunu reddedenlerin oranı oldukça yüksek: Yüzde 78.5. ‘Ezeli düşman’
Yunanistan bile daha iyi sonuçlar alıyor. Bu oranlara bakılarak,
Almanya ile ilgili olarak ortaya çıkan sonuçlara rüya gibi denilebilir.
Neredeyse her beş Türk'ten biri Almanya'yı dost bir ülke olarak
görüyor, buna kesin olarak karşı çıkanların oranı ise yüzde 57."
(Jan Keetman, 25/10)
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia: "Papadopulos Tren Kazası Öngörüyor":
"Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, ‘Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine
getirme konusunda siyasi isteklilik göstermemesi durumunda, Avrupa
Birliği ile olan ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşayabileceğini’
savundu. Estonya Başbakanı Andrus Aspin onuruna verdiği yemekte konuşan
Papadopulos, ‘Türkiye’nin, diğer ciddi iç eksiklikleri yanında, AB
yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki siyasi istekliliğinde
eksiklikler bulunması durumunda, AB ile olan ilişkilerinde gerçekten
sorunlar çıkması ve iki trenin çarpışması ihtimali ortaya çıkar’
ifadelerini kullandı. Tasos Papadopulos, şöyle konuştu: ‘Bu sorunun ve
çarpışmanın ortaya çıkmasını istemiyoruz. Bunun olmasını arzulamıyoruz.
Ancak AB-Türkiye ilişkilerinde böyle bir çarpışmadan kaçınmanın
sorumluluğu yalnızca Türkiye’ye aittir. Eğer Türkiye bu yükümlülüğünü
yerine getirmeye haiz değilse, kimse uzlaşmaz Türk tutumu yüzünden
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bedel ödemesini bekleyemez. Gereken
yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Türkiye’nin AB sürecinin
kesintiye uğramadan devam etmesinin desteklenmesinin yasal olmadığına
inanıyorum.’" (26/10)
Haravgi: "Lillikas, Fransa Temaslarından Memnun":
"Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas, Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu
Bakanı Cathrine Colona ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin
sonuçlarından oldukça memnun olduğunu söyledi. Paris dönüşünde Larnaka
Havalimanı’nda açıklamalarda bulunan Lillikas, ‘Fransa’nın, Türkiye-AB
ilişkilerinde krizin önlenmesi amacıyla Finlandiya’nın girişimini
destekleyeceğini’ belirtti. Colona ile Türkiye-AB ilişkileri yanında
Kıbrıs sorununa ilişkin gelişmeleri de ele aldıklarını ifade eden
Lillikas, bir soru üzerine, Türkiye’nin, AB’nin 25 ülkesi karşısında
üstlendiği yükümlülüklere yanıt vermesini dileyerek, Kıbrıs’ın, ‘ne
Türkiye-AB ilişkilerinde kriz yaratılmasını amaç olarak ortaya
koyduğunu ne de Türkiye’nin üyelik sürecinin kesilmesini hedeflediğini’
söyledi. Türkiye’nin AB rotasında kalmasını, bunu da Türkiye’nin
gerekli reformları ve yükümlülükleri yerine getirmesi koşuluna bağlı
olarak istediklerini’ belirten Lillikas, bunların ileriye götürülmesi
durumunda Türkiye’nin üyelik sürecini destekleyeceklerini ileri sürdü."
(26/10)
Alithia: "Eğer Türkiye Avrupa Dışında Kalırsa":
"Tartışma olsun diye, diyelim ki Kıbrıs vetosunu kullandı ve
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini engelledi. ‘Diyelim ki’ diyorum,
nitekim Kıbrıs'ın tek başına böyle bir şey yapma hakkı yoktur. Bu
bağlamda, diyelim ki Kıbrıs Türkiye'nin üyelik sürecini engelliyor.
Devamında ne olur? İlk olarak: Kıbrıs sorunu unutulur, uluslararası
siyasi ajandalardan silinir ve adamız bugün olduğu gibi tam olarak
bölünür, nitekim artık Türkiye'ye sorunun çözümü için baskı yapacak
herhangi bir yol kalmaz. İkinci olarak: Türkiye Avrupa Birliği dışında
kalırsa otomatik olarak, küçük ve büyük Avrupa ülkelerinin tamamı
kendileriyle özel ekonomik ve ticari ilişkiler kurması için ona
yalvararak peşinden koşacaklar ve ayaklarını öpecekler. Bunun nedeni,
büyük Türk pazarı karşısında ilgisiz kalacak olan Avrupa ülkesinin
olmamasıdır. Bu bağlamda, Türkiye bütün Avrupa ülkeleri karşısında
kazançlı bir konumda olacak ve bu konumu itibarıyla da hakim olacak ve
emredecek. Bunun anlamı büyüktür. Türkiye'nin AB'ye üye olmamasının
getireceği elverişsiz sonuçları küçük bir çocuk bile anlayabilir. Ancak
bizim siyasi alimlerimizin bunu görmemezlikten geldikleri görülüyor. Bu
yüzden halkı Avrupai çözüm ve Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs gemilerine
açmaması durumundaki veto otu ile beslemeye çalışıyorlar." (Takis
Agathokleus, 26/10)
NOT:
Bu bülten, 26 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR