AVUSTURYA BASINI:
Kurier: "Yunanistan AB'nin Bütçe Açığının Sorumlusu
Olmak İstemiyor": "Yunanistan Maliye Bakanı
Alogoskoufis, Yunanistan'ın komşu Türkiye ile iyi ilişkiler içinde
olduğunu belirtiyor ve ‘Türkiye ile olan süreci olumlu
değerlendiriyoruz’ diyor. Maliye Bakanı, ülkenin reformlar
gerçekleştirerek, Avrupa'ya yakınlaşmasının bölge için daha iyi
olacağını ve ‘günün birinde üyeliğin’ bu süreci noktalayabileceğini
belirtiyor. Türkiye'nin tabii ki Kıbrıs karşısındaki yükümlülüklerini
yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Bakan, ‘Biz de ona bu konuda
yardımcı olmalıyız’ diyor." (Patricia Haller, 30/10)
Kurier: "Hızlı Genişlemenin Sonu":
"AB Komisyonu, Birliğin yeni üye alma kapasitesinin dolduğu görüşünde.
Yeni adaylar beklemek zorunda. AB Komisyonu'nda şu sıralar hiçbir şey
Türkiye konusundaki İlerleme Raporu ile ‘Genişlemeye İlişkin Stratejik
Belge’ kadar gizli tutulmuyor. Bu, Birliğin entegrasyon kapasitesini,
dolayısıyla hazmetme yeteneğini titizlikle analiz eden, sekiz sayfalık
bir ek. Her iki belge de halen tasarı halinde, varılacak siyasi
sonuçların ayrıntıları konusunda tartışılıyor. Raporlar 8 Kasım'da
Brüksel'de resmen açıklanacak. (…) Türkiye Parlamentosu 8 Kasım'a kadar
yeni bir reform paketi kararlaştırmak istese de, bu AB'nin
beklentilerini anlaşılan pek karşılamayacak. Komisyon Başkanı Jose
Manuel Barroso, geçenlerde ‘bunu söylemekten hoşlanmıyorum, ama
gelişmeler kötü.’ dedi. Barroso iki önemli alanda ilerleme
kaydedilmediğini belirtti. Barroso, Türk Hükümeti’nin, "Türklüğe
hakaretin" cezalandırılmasını öngören yasa hükmünü değiştirme konusunda
hiç çaba harcamadığını ve bu yüzden Komisyon'un canının çok sıkıldığını
söyledi. Komisyon, Dönem Başkanı Finlandiya'nın Türk liman ve
havaalanlarının Kıbrıs'tan gelen gemi ve uçaklara açılması konusundaki
ihtilafa çözüm bulma çabalarını da kötümser bir gözle izliyor. Rehn'in
şimdi Türkiye konusunda bir çare bulmak için yapacak çok işi var.
Komisyon'da, siyasi reformlar konusunda eksiklikleri olan, çoğunluğu
Müslüman ülkeye ilişkin üç ihtimal tartışılıyor: Müzakerelerin, Ankara
Protokolü (Gümrük Birliği'nin Kıbrıs'ı içine alacak şekilde
genişletilmesi, dolayısıyla Kıbrıs'ın tanınması) uygulamaya
geçirilinceye kadar tamamen durdurulması. İkincisi, müzakerelerin
Ankara Protokolü için önem taşıyan fasıllarda kısmen durdurulması
(örneğin malların serbest dolaşımı), üçüncüsü ise 35 faslın tarama
sürecinin sürdürülmesi, ancak yeni fasıllar açılmadan Benchmark'ın
saptanması. Türkiye'nin buna nasıl bir tepki göstereceği bilinmiyor.
Kendiliğinden havluyu atması da ihtimal dahilinde."
(Margaretha Kopeinig, 30/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Gül, Bir Çalışma Ziyareti İçin Kasım Ayı Başında
Roma'da": "Ankara'daki İtalyan diplomatik
kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül'ün 7-8 Kasım'da İtalya'ya bir çalışma ziyaretinde bulunması
bekleniyor. Söz konusu ziyaret, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylığı
ve gelişme gösteren ekonomik ilişkiler üzerinde odaklanıyor. Aynı
kaynaklara göre Gül, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin geleceği konulu
toplantılara katılmadan önce mevkidaşı Massimo D'Alema ile,
Türk-İtalyan diyalogu forumunun üçüncüsüne katılacak. Ziyaretin ikinci
gününde Gül ile D'Alema'nın ortak bir basın toplantısı düzenlemesi
öngörülüyor. Bu, Avrupa Komisyonu'nun, AB'ye üyelik sürecinde Ankara'nın
kaydettiği ilerlemeler konusunda bir rapor yayımlamasıyla aynı tarihe
rastlayacak. Romano Prodi'nin solcu hükümeti, Türkiye'nin AB üyeliğine
destek politikasını sürdürüyor." (30/10)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "Türk Kadınları, Ankara'nın Reformlarından
Pek Nasiplenemiyor": "Türkiye'nin doğusundaki
bu kentte yaşayan kadınların yarısı aile içi şiddete maruz kalıyor ve
üçte ikisinden fazlası da kiminle evlenecekleri konusunda söz sahibi
olamıyor. Türkiye'nin kırsal, muhafazakar güneydoğu bölgesinde kadınlar
bekaretlerini korumaları için erken yaşlarda evlendiriliyorlar ve bu
kızların babaları yüklü miktarlarda başlık parası alabiliyorlar. Avrupa
Birliği, Türkiye'ye, üyelik girişimlerinin bir parçası olarak kadına
karşı şiddetle mücadele için daha fazla çalışmak zorunda olduğunu
bildirdi. Ancak eylemciler, geçen kasım ayında AB raporunun
yayımlanmasından bu yana zorla evlendirmeler, aile içi şiddet ve diğer
ihlallerle ilgili pek ilerleme kaydedilmediğini söylüyorlar. Brüksel, 8
Kasım tarihinde reformlardaki yavaş ilerlemeden söz edilmesi beklenen
yeni bir rapor yayımlayacak. Kadınlara daha fazla hak sağlayan yeni ceza
yasası, 2005 yılı ortalarında yürürlüğe girdi, ancak pek çok kişi
uygulamanın geriden geldiğini söylüyor. (…) Kadına yönelik hakların
ülke yasalarında olduğu kadar, geleneklerde ve göreneklerde de yer
alması gerekiyor. (…)" (Emma Ross-Thomas, 30/10)
Reuters: "Erdoğan: AB'ye Rağmen 301. Madde’de
Değişiklik Planı Yok": "Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nin, Ankara'nın üyelik
başvurusuna zarar vereceği uyarısına rağmen, ülkenin ceza yasasının
tartışmalı maddesine ilişkin bir değişiklik planı olmadığını söyledi.
301. Madde Türk kimliğini aşağılamayı suç sayıyor ve milliyetçi
savcılar bu maddeyi, bu yılki Nobel Edebiyat ödülünü alan Orhan Pamuk
dahil, çok sayıda gazeteci, bilim adamı ve yazar aleyhine dava açmak
için kullanıyor. AB, söz konusu maddenin ifade özgürlüğünü
kısıtladığını ve değiştirilmesi gerektiğini bildirdi. Erdoğan, ‘Biz
dünyaya kapalı bir ülke değiliz. Bırakın AB bir fikir ortaya atsın ve
biz de değerlendirelim.’ dedi. Avrupa Komisyonu'nun 8 Kasım tarihinde
yayımlanacak yıllık İlerleme Raporu’nda, Türkiye'nin reform sicilini
eleştirmesi bekleniyor. Raporda özellikle Türkiye'nin 301. Madde’de
değişikliğe gitmemesinin eleştirileceği sanılıyor. Türk-AB ilişkilerine
zarar veren bir başka hassas konu olan Kıbrıs ile ilgili olarak
Erdoğan, Dönem Başkanı Finlandiya tarafından diplomatik çıkmazın
aşılması amacıyla ileri sürülen önerilerin ‘makul’ olmadığını
söyleyerek soğuk duş etkisi yaratacak bir açıklamada bulundu. Ancak
Erdoğan ‘Bunları değerlendireceğiz’ diye ekledi." (30/10)
Reuters: "Türkiye-AB Çıkmazının Asıl Kurbanı Kıbrıs
Olabilir": "Türkiye ile AB arasındaki
sıkıntılı müzakerelerde bir sonuca varılmaması durumunda en büyük
zararı Kıbrıs göreceğe benziyor. Bazıları bunun bölünmüş Akdeniz
adasının kendi kendini yaralaması anlamına gelebileceğini düşünüyorlar.
Ankara'nın reform sürecindeki yavaşlamadan ve Kıbrıs konusundaki
taleplerinin karşılanmamasından memnuniyetsiz olan AB üyeleri 8
Kasım'da Türkiye ile ilgili olumsuz bir ilerleme raporu yayımlayacak
olurlarsa, bu, AB liderlerinin müzakereleri dondurmalarına veya
ertelemelerine yol açabilir, ki bu durumda Kıbrıs barış görüşmelerinin
yakında yeniden başlamasına dair umutlar suya düşer. Merkezi Kıbrıs'ta
bulunan Intercollege'den siyasi uzman Hubert Faustmann şöyle diyor:
‘Müzakerelerin yanlış yola girmesi halinde kendi kalemize gol atmış
durumuna düşeceğiz. Türkiye'nin üyeliği tıkandığı anda Kıbrıs
meselesine çözüm bulunması ümitlerine veda edebilirsiniz.’ AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, ‘Bu sonbahar muhtemelen Kıbrıs
meselesine çözüm bulunması için son fırsatımız olacak.’ dedi. Kıbrıs
meselesiyle ilgilenenler buna benzer felaket senaryolarını daha önce de
pek çok kez duymuş olabilirler ancak bu sefer gerçek olabilir. Kingston
Üniversitesi’nden James Ker-Lindsay şöyle diyor: ‘Şayet Türkiye AB'nin
dışına itilirse bu Kıbrıs konusunda harekete geçilmesi için tüm
motivasyonu ortadan kaldırabilir.’" (Michele Kambas, 30/10)
RUSYA BASINI:
Regnum: "Türkiye-AB... Derinleşen Çatlak":
"Türkiye'nin AB'ye üyelik ihtimali, gitgide bir hayale dönüşüyor. Son
haftalarda Avrupalı liderler, Türkiye'de ifade özgürlüğü sorununa ve
Türk tarafının Kıbrıs'ın gemi ve uçaklarına uyguladığı ambargoya
işaret ederek, Ankara'nın AB üyeliği sürecinin zorluğundan bahsetmeye
başladı. Fransa ve Almanya dahil olmak üzere AB'nin bazı üyeleri,
Türkiye'ye ‘tam üyelik’ için değil, ‘imtiyazlı ortaklık’ için
çabalamayı önerdiler. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn,
bu fikre karşı çıkmakla birlikte, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin 2005
yılının ekim ayında başlayan sürecin, Ankara'nın, Türk Ceza Kanunu’nun
301. Maddesi’ni iptal etmeyi kabul etmemesiyle yavaşladığını belirtti.
BBC'ye demeç veren AB Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso da, ‘Laik,
demokratik ve Müslüman bir ülke olan Türkiye'nin Doğuya yönelmek yerine
ne zamana kadar Batıya bakmaya devam edeceği’ sorusunu sorarak
Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin 20 yıl alabileceğini söyledi.
Avrupa'daki sorunları, Ankara'nın Avrupa'ya uzanmasını Washington'un
desteklemesine rağmen, ABD ve Türkiye arasındaki ilişkiler üzerindeki
yükün artmasıyla örtüşüyor. Kurum, Irak'ın üç bağımsız bölgeye
ayrılmasının Türkiye'nin çıkarlarına ters düştüğünü Washington ve
Ankara'nın kabul ettiğini belirterek, iki devlet arasındaki ‘kırılmış
birlik’ten söz ediyor. (29/10)
Kommersant: "Türkiye'nin AB'ye Üyelik Müzakereleri
Ertelenebilir": "Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos
Papadopulos, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin askıya
alınabileceğini açıkladı. Papadopulos, Ankara'nın siyasi reformları
hızlandırma ve Kıbrıs'la ilgili tüm sorunları çözme yükümlülüklerini
yerine getirmediğini belirtti. Kıbrıs Cumhurbaşkanı müzakerelerin
geçici olarak durdurulmasının uygun bir adım olacağına inanıyor.
Papadopulos ‘Biz hiçbir zaman veto hakkımızı kullanacağımızı
söylemedik. Fakat Ankara önce kendi sorunlarını çözmeli.’ dedi. Avrupa
Birliği, Türkiye'nin Birliğe katılabilmesi için yerine getirmesi
gereken başlıca şartlardan birinin, KKTC'nin adanın Rum kesimiyle
birleşmesi olduğunu beyan ediyor. Ayrıca Ankara'dan, ülkenin deniz ve
hava limanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açması da isteniyor. Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Papadopulos'a, ‘Elbette, Ankara
üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirecektir’ diye cevap verdi.
Öte yandan Gül, bugün Avrupa'da Türkiye'yi eleştirmenin moda haline
geldiğini kaydederek, bu durumun acilen düzeltilmesi gerektiğine işaret
etti." (Grigori Plahotnikov, 30/10)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Avrupa Birliği Önündeki Tercihler":
"AB, önünde, aralık ayında Türk adaylığının değerlendirilmesi öncesinde
birçok tercihe sahiptir. Bu tercihler, perde arkasında görüşülüyor ve
bunlar, Türkiye'ye ilişkin İlerleme Raporu’nun Komisyon tarafından
sunulmasından sonra AB kurumsal organları çerçevesinde artacak.
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, Fileleftheros gazetesine verdiği
demecinde, bu tercihlerin iki uç görüş arasında hareket ettiğinin
altını çizdi: ‘Türkiye müzakere sürecini engelsiz bir şekilde
sürdürsün, yükümlülüklerini yerine getirmesin ve kendisine hiçbir
yaptırım uygulanmasın. Diğer görüş ise görüşmeler kesilsin ve bir dizi
önlem alınsın.’ Cumhurbaşkanı, bu görüşülen tercihlerin geciktirme,
erteleme, şartlı erteleme, Türkiye uyum sağladığında otomatik olarak
görüşmelerin yeniden başlaması ön koşuluyla erteleme olduğunu
bildiriyor. Tezimiz baştan beri açıktı ve birçok kez yinelenmiştir.
Helenizm stratejik açıdan Türkiye'nin Avrupai hırslarına yatırım yapma
kararı aldığı andan itibaren, müzakerelerin nihai bir şekilde kesilmesi
olasılığı şimdilik dışarıda bırakılmalıdır. Ancak gerek haysiyetini
koruması yönünde AB'ye gerekse de Avrupai kriterler temelinde üyelik
yörüngesinde kalması yönünde Türkiye'ye yardım edecek bir tercih
vardır. Türkiye uyum sağladığı takdirde görüşmelerin kendiliğinden
yeniden başlaması ön koşuluyla erteleme. Herhangi başka bir tercih, Türk
uzlaşmazlığının, aynı zamanda Türkiye'nin AB içinde ve dışında destek
alarak üyelik sürecini rahatsız edilmeden, yani yükümlülüklerini
yerine getirmeden sürdürebileceği mantığının ödüllendirilmesi anlamına
geliyor." (30/10)
YUNANİSTAN BASINI:
Apoyevmatini: "Türkiye Belirli Katılım Kriterlerini
Yerine Getirmek Zorunda": "Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni, bir Üsküp gazetesine verdiği mülakatta, Türkiye’nin
Ankara Protokolü’nü tam olarak uygulamak zorunda olduğunu vurguladı ve
Yunanistan’ın, Türkiye’nin AB sürecini desteklediğini söyledi.
Bakoyanni, Ankara’nın AB’ye katılması için belirli siyasi, ekonomik ve
kurumsal kriterleri yerine getirmesi gerektiğinin de altını çizdi.
Dışişleri Bakanı, Kıbrıs sorunundaki gelişmelere değinerek, sadece
bugüne dek BM’de olanları göz önünde bulundurmakla kalkmayıp, Kıbrıs’ın
bir AB üye-devleti olduğunun göz önünde bulundurulduğu, yeni bir
çözüm arandığını söyledi." (30/10)
NOT:
Bu bülten, 30 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR