31.10.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

AVUSTURYA BASINI:

Kurier: "Yunanistan AB'nin Bütçe Açığının Sorumlusu Olmak İstemiyor":  "Yunanistan Maliye Bakanı Alogoskoufis, Yunanistan'ın  komşu Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olduğunu belirtiyor  ve ‘Türkiye ile olan süreci olumlu değerlendiriyoruz’ diyor.  Maliye Bakanı, ülkenin reformlar gerçekleştirerek, Avrupa'ya yakınlaşmasının bölge için daha iyi olacağını ve ‘günün birinde  üyeliğin’ bu süreci noktalayabileceğini belirtiyor. Türkiye'nin  tabii ki Kıbrıs karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi  gerektiğini ifade eden Bakan, ‘Biz de ona bu konuda yardımcı  olmalıyız’ diyor." (Patricia Haller, 30/10)

Kurier: "Hızlı Genişlemenin Sonu": "AB Komisyonu, Birliğin yeni üye alma kapasitesinin  dolduğu görüşünde. Yeni adaylar beklemek zorunda. AB Komisyonu'nda şu sıralar hiçbir şey Türkiye  konusundaki İlerleme Raporu ile ‘Genişlemeye İlişkin  Stratejik Belge’ kadar gizli tutulmuyor. Bu, Birliğin  entegrasyon kapasitesini, dolayısıyla hazmetme yeteneğini  titizlikle analiz eden, sekiz sayfalık bir ek. Her iki belge de halen tasarı halinde, varılacak siyasi  sonuçların ayrıntıları konusunda tartışılıyor. Raporlar 8 Kasım'da Brüksel'de resmen açıklanacak. (…) Türkiye Parlamentosu 8 Kasım'a kadar yeni bir reform  paketi kararlaştırmak istese de, bu AB'nin beklentilerini  anlaşılan pek karşılamayacak. Komisyon Başkanı Jose Manuel  Barroso, geçenlerde ‘bunu söylemekten hoşlanmıyorum, ama  gelişmeler kötü.’ dedi. Barroso iki önemli alanda ilerleme  kaydedilmediğini belirtti. Barroso, Türk Hükümeti’nin,  "Türklüğe hakaretin" cezalandırılmasını öngören yasa hükmünü  değiştirme konusunda hiç çaba harcamadığını ve bu yüzden  Komisyon'un canının çok sıkıldığını söyledi. Komisyon, Dönem Başkanı Finlandiya'nın Türk liman ve  havaalanlarının Kıbrıs'tan gelen gemi ve uçaklara açılması  konusundaki ihtilafa çözüm bulma çabalarını da kötümser bir  gözle izliyor. Rehn'in şimdi Türkiye konusunda bir çare bulmak için  yapacak çok işi var. Komisyon'da, siyasi reformlar konusunda  eksiklikleri olan, çoğunluğu Müslüman ülkeye ilişkin üç  ihtimal tartışılıyor: Müzakerelerin, Ankara Protokolü  (Gümrük Birliği'nin  Kıbrıs'ı içine alacak şekilde genişletilmesi, dolayısıyla  Kıbrıs'ın tanınması) uygulamaya geçirilinceye kadar tamamen  durdurulması. İkincisi, müzakerelerin Ankara Protokolü için  önem taşıyan fasıllarda kısmen durdurulması (örneğin malların  serbest dolaşımı), üçüncüsü ise 35 faslın tarama sürecinin  sürdürülmesi, ancak yeni fasıllar açılmadan Benchmark'ın  saptanması. Türkiye'nin buna nasıl bir tepki göstereceği bilinmiyor. Kendiliğinden havluyu atması da ihtimal dahilinde." (Margaretha Kopeinig, 30/10)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Gül, Bir Çalışma Ziyareti İçin Kasım Ayı Başında Roma'da": "Ankara'daki İtalyan diplomatik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türk Dışişleri  Bakanı Abdullah Gül'ün 7-8 Kasım'da İtalya'ya bir çalışma  ziyaretinde bulunması bekleniyor. Söz konusu ziyaret,  Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylığı ve gelişme gösteren  ekonomik ilişkiler üzerinde odaklanıyor. Aynı kaynaklara göre Gül, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin  geleceği konulu toplantılara katılmadan önce mevkidaşı  Massimo D'Alema ile, Türk-İtalyan diyalogu forumunun  üçüncüsüne katılacak. Ziyaretin ikinci gününde Gül ile D'Alema'nın ortak bir  basın toplantısı düzenlemesi öngörülüyor. Bu, Avrupa Komisyonu'nun, AB'ye üyelik sürecinde Ankara'nın kaydettiği  ilerlemeler konusunda bir rapor yayımlamasıyla aynı tarihe  rastlayacak. Romano Prodi'nin solcu hükümeti, Türkiye'nin AB  üyeliğine destek politikasını sürdürüyor." (30/10)

           

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "Türk Kadınları, Ankara'nın Reformlarından Pek Nasiplenemiyor": "Türkiye'nin doğusundaki bu kentte yaşayan kadınların  yarısı aile içi şiddete maruz kalıyor ve üçte ikisinden  fazlası da kiminle evlenecekleri konusunda söz sahibi  olamıyor. Türkiye'nin kırsal, muhafazakar güneydoğu bölgesinde  kadınlar bekaretlerini korumaları için erken yaşlarda  evlendiriliyorlar ve bu kızların babaları yüklü miktarlarda  başlık parası alabiliyorlar. Avrupa Birliği, Türkiye'ye, üyelik girişimlerinin  bir parçası olarak kadına karşı şiddetle mücadele için daha  fazla çalışmak zorunda olduğunu bildirdi. Ancak eylemciler, geçen kasım ayında AB raporunun  yayımlanmasından bu yana zorla evlendirmeler, aile içi  şiddet ve diğer ihlallerle ilgili pek ilerleme kaydedilmediğini söylüyorlar. Brüksel, 8 Kasım tarihinde reformlardaki yavaş  ilerlemeden söz edilmesi beklenen yeni bir rapor yayımlayacak. Kadınlara daha fazla hak sağlayan yeni ceza yasası, 2005  yılı ortalarında yürürlüğe girdi, ancak pek çok kişi uygulamanın  geriden geldiğini söylüyor. (…) Kadına yönelik hakların ülke yasalarında olduğu kadar,  geleneklerde ve göreneklerde de yer alması gerekiyor. (…)" (Emma Ross-Thomas, 30/10)

Reuters: "Erdoğan: AB'ye Rağmen 301. Madde’de Değişiklik Planı Yok": "Türkiye Başbakanı Recep  Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nin, Ankara'nın üyelik  başvurusuna zarar vereceği uyarısına rağmen, ülkenin ceza  yasasının tartışmalı maddesine ilişkin bir değişiklik planı  olmadığını söyledi. 301. Madde Türk kimliğini aşağılamayı suç sayıyor ve  milliyetçi savcılar bu maddeyi, bu yılki Nobel Edebiyat  ödülünü alan Orhan Pamuk dahil, çok sayıda gazeteci,  bilim adamı ve yazar aleyhine dava açmak için kullanıyor.  AB, söz konusu maddenin ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve  değiştirilmesi gerektiğini bildirdi. Erdoğan, ‘Biz dünyaya kapalı bir ülke değiliz. Bırakın  AB bir fikir ortaya atsın ve biz de değerlendirelim.’ dedi. Avrupa Komisyonu'nun 8 Kasım tarihinde yayımlanacak   yıllık İlerleme Raporu’nda, Türkiye'nin reform sicilini  eleştirmesi bekleniyor. Raporda özellikle Türkiye'nin 301.  Madde’de değişikliğe gitmemesinin eleştirileceği sanılıyor. Türk-AB ilişkilerine zarar veren bir başka hassas  konu olan Kıbrıs ile ilgili olarak Erdoğan, Dönem Başkanı  Finlandiya tarafından diplomatik çıkmazın aşılması amacıyla  ileri sürülen önerilerin ‘makul’ olmadığını söyleyerek  soğuk duş etkisi yaratacak bir açıklamada bulundu. Ancak Erdoğan ‘Bunları değerlendireceğiz’ diye ekledi." (30/10)

Reuters: "Türkiye-AB Çıkmazının Asıl Kurbanı Kıbrıs Olabilir": "Türkiye ile AB arasındaki sıkıntılı müzakerelerde bir  sonuca varılmaması durumunda en büyük zararı Kıbrıs göreceğe  benziyor. Bazıları bunun bölünmüş Akdeniz adasının kendi  kendini yaralaması anlamına gelebileceğini düşünüyorlar. Ankara'nın reform sürecindeki yavaşlamadan ve Kıbrıs  konusundaki taleplerinin karşılanmamasından memnuniyetsiz  olan AB üyeleri 8 Kasım'da Türkiye ile ilgili olumsuz bir  ilerleme raporu yayımlayacak olurlarsa, bu, AB liderlerinin  müzakereleri dondurmalarına veya ertelemelerine yol açabilir,  ki bu durumda Kıbrıs barış görüşmelerinin yakında yeniden  başlamasına dair umutlar suya düşer.  Merkezi Kıbrıs'ta bulunan Intercollege'den siyasi uzman  Hubert Faustmann şöyle diyor: ‘Müzakerelerin yanlış yola  girmesi halinde kendi kalemize gol atmış durumuna düşeceğiz.  Türkiye'nin üyeliği tıkandığı anda Kıbrıs meselesine çözüm  bulunması ümitlerine veda edebilirsiniz.’ AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, ‘Bu  sonbahar muhtemelen Kıbrıs meselesine çözüm bulunması  için son fırsatımız olacak.’ dedi. Kıbrıs meselesiyle ilgilenenler buna benzer felaket  senaryolarını daha önce de pek çok kez duymuş olabilirler  ancak bu sefer gerçek olabilir. Kingston Üniversitesi’nden James Ker-Lindsay şöyle diyor:  ‘Şayet Türkiye AB'nin dışına itilirse bu Kıbrıs konusunda  harekete geçilmesi için tüm motivasyonu ortadan kaldırabilir.’" (Michele Kambas, 30/10)

 

RUSYA BASINI:

Regnum: "Türkiye-AB... Derinleşen Çatlak": "Türkiye'nin AB'ye üyelik ihtimali, gitgide  bir hayale dönüşüyor. Son haftalarda Avrupalı liderler, Türkiye'de ifade özgürlüğü sorununa ve Türk tarafının  Kıbrıs'ın gemi ve uçaklarına uyguladığı ambargoya işaret  ederek, Ankara'nın AB üyeliği sürecinin zorluğundan  bahsetmeye başladı. Fransa ve Almanya dahil olmak üzere  AB'nin bazı üyeleri, Türkiye'ye ‘tam üyelik’ için  değil, ‘imtiyazlı ortaklık’ için çabalamayı önerdiler.  AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli  Rehn, bu fikre karşı çıkmakla birlikte, Türkiye'nin  AB üyeliğine ilişkin 2005 yılının ekim ayında başlayan  sürecin, Ankara'nın, Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’ni  iptal etmeyi kabul etmemesiyle yavaşladığını belirtti. BBC'ye demeç veren AB Komisyon Başkanı Jose Manuel  Barroso da, ‘Laik, demokratik ve Müslüman bir ülke olan  Türkiye'nin Doğuya yönelmek yerine ne zamana kadar  Batıya bakmaya devam edeceği’ sorusunu sorarak  Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin 20 yıl alabileceğini  söyledi. Avrupa'daki sorunları, Ankara'nın Avrupa'ya uzanmasını  Washington'un desteklemesine rağmen, ABD ve Türkiye  arasındaki ilişkiler üzerindeki yükün artmasıyla örtüşüyor.  Kurum, Irak'ın üç bağımsız bölgeye ayrılmasının Türkiye'nin  çıkarlarına ters düştüğünü Washington ve Ankara'nın kabul  ettiğini belirterek, iki devlet arasındaki ‘kırılmış birlik’ten  söz ediyor. (29/10)

Kommersant: "Türkiye'nin AB'ye Üyelik Müzakereleri Ertelenebilir": "Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, Türkiye'nin  AB'ye üyelik müzakerelerinin askıya alınabileceğini açıkladı.  Papadopulos, Ankara'nın siyasi reformları hızlandırma ve  Kıbrıs'la ilgili tüm sorunları çözme yükümlülüklerini yerine  getirmediğini belirtti. Kıbrıs Cumhurbaşkanı müzakerelerin  geçici olarak durdurulmasının uygun bir adım olacağına inanıyor.  Papadopulos ‘Biz hiçbir zaman veto hakkımızı kullanacağımızı  söylemedik. Fakat Ankara önce kendi sorunlarını çözmeli.’ dedi. Avrupa Birliği, Türkiye'nin Birliğe katılabilmesi için yerine  getirmesi gereken başlıca şartlardan birinin, KKTC'nin adanın  Rum kesimiyle birleşmesi olduğunu beyan ediyor. Ayrıca  Ankara'dan, ülkenin deniz ve hava limanlarını Kıbrıs  Cumhuriyeti'ne açması da isteniyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Papadopulos'a,  ‘Elbette, Ankara üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine  getirecektir’ diye cevap verdi. Öte yandan Gül, bugün Avrupa'da  Türkiye'yi eleştirmenin moda haline geldiğini kaydederek, bu  durumun acilen düzeltilmesi gerektiğine işaret etti."  (Grigori Plahotnikov, 30/10)

 

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "Avrupa Birliği Önündeki Tercihler": "AB, önünde, aralık ayında Türk adaylığının  değerlendirilmesi öncesinde birçok tercihe sahiptir.  Bu tercihler, perde arkasında görüşülüyor ve bunlar,  Türkiye'ye ilişkin İlerleme Raporu’nun Komisyon tarafından  sunulmasından sonra AB kurumsal organları çerçevesinde  artacak. Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, Fileleftheros  gazetesine verdiği demecinde, bu tercihlerin iki uç görüş  arasında hareket ettiğinin altını çizdi: ‘Türkiye müzakere  sürecini engelsiz bir şekilde sürdürsün, yükümlülüklerini  yerine getirmesin ve kendisine hiçbir yaptırım uygulanmasın. Diğer görüş ise görüşmeler kesilsin ve bir dizi önlem  alınsın.’ Cumhurbaşkanı, bu görüşülen tercihlerin geciktirme, erteleme, şartlı erteleme, Türkiye uyum sağladığında otomatik  olarak görüşmelerin yeniden başlaması ön koşuluyla erteleme  olduğunu bildiriyor. Tezimiz baştan beri açıktı ve birçok kez yinelenmiştir. Helenizm stratejik açıdan Türkiye'nin Avrupai hırslarına  yatırım yapma kararı aldığı andan itibaren, müzakerelerin  nihai bir şekilde kesilmesi olasılığı şimdilik dışarıda  bırakılmalıdır. Ancak gerek haysiyetini koruması yönünde  AB'ye gerekse de Avrupai kriterler temelinde üyelik  yörüngesinde kalması yönünde Türkiye'ye yardım edecek bir  tercih vardır. Türkiye uyum sağladığı takdirde görüşmelerin  kendiliğinden yeniden başlaması ön koşuluyla erteleme. Herhangi başka bir tercih, Türk uzlaşmazlığının, aynı  zamanda Türkiye'nin AB içinde ve dışında destek alarak  üyelik sürecini rahatsız edilmeden, yani yükümlülüklerini  yerine getirmeden sürdürebileceği mantığının ödüllendirilmesi  anlamına geliyor." (30/10)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Apoyevmatini: "Türkiye Belirli Katılım Kriterlerini Yerine Getirmek Zorunda": "Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, bir Üsküp gazetesine  verdiği mülakatta, Türkiye’nin Ankara Protokolü’nü tam olarak  uygulamak zorunda olduğunu vurguladı ve Yunanistan’ın,  Türkiye’nin AB sürecini desteklediğini söyledi. Bakoyanni,  Ankara’nın AB’ye katılması için belirli siyasi, ekonomik ve  kurumsal kriterleri yerine getirmesi gerektiğinin de altını  çizdi. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs sorunundaki gelişmelere değinerek,  sadece bugüne dek BM’de olanları göz önünde bulundurmakla  kalkmayıp, Kıbrıs’ın bir AB üye-devleti olduğunun göz önünde bulundurulduğu, yeni bir çözüm arandığını söyledi." (30/10)

  

NOT: Bu bülten, 30 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan  derlenerek hazırlanmıştır.

ESKİ SAYILAR