05.12.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Türkiye-AB İlişkilerinde Kritik Hafta": "Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin geleceği  bu hafta içinde gerçekleşecek diplomatik pazarlıklarla  belirlenecek. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan,  Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs Rum kesimine limanlarını açmayan  Türkiye ile müzakereleri sekiz başlıkta beklemeye alma  tavsiyesine tepki gösterirken, bu tavsiyeyi yeterli bulmayan  Fransa ve Almanya'yı da üstü kapalı olarak eleştirdi. Babacan, tavsiye kararının Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tümü tarafından benimsenmediğini, çoğu ülkenin bunu vicdanen  kabullenemediğini söyledi. Başmüzakereci, Avrupa Birliği'nin bazı eski ve büyük  ülkelerinin ise Kıbrıs bahanesini kullanarak, gerçekte iç  politikaya mesaj vermeye çalıştığını aktardı. ‘Kıbrıs konusu  sanki bir bahane olarak ileri sürülüyor’ diyen Babacan,  Türkiye'nin müzakere sürecinde hızlı ilerlemesinin Avrupa'da  bazı çevreleri endişeye sürüklediğini kaydetti. Avrupa Komisyonu'nun tavsiye kararının henüz resmiyet  kazanmadığını, ancak bu gerçekleşse bile diğer başlıkların  işleyişinin etkilenmeyeceğini vurgulayan Babacan, piyasalarda  bir krizin yaşanmaması konusunda da rahat konuştu."  (Değer Akal, 04/12)

 

AP: "Portekiz, AB Dönem Başkanlığı Sırasında Üyelik İçin Gereken Koşulları Sağlaması Konusunda Türkiye'ye Yardımcı Olacak": "Portekiz'in Avrupa İşlerinden  Sorumlu Devlet Bakanı Manuel Lobo Antunes, Portekiz'in, gelecek  yıl yürüteceği altı aylık AB Dönem Başkanlığı sırasında  Türkiye'ye, AB'ye üyelik için gereken koşulları sağlaması  konusunda yardımcı olacağını söyledi. Manuel Lobo Antunes, Portekiz'in 1 Temmuz'da başlayacak  olan dönem başkanlığı esnasında diğer önceliklerin AB ile  Afrika ülkeleri arasında uzun süredir ertelenen zirvenin gerçekleştirilmesi ve Avrupa Anayasası'nı yeniden canlandırmak  olduğunu söyledi. Portekiz'de halihazırda iktidarda olan merkez sol  Sosyalist Parti, Türkiye'nin AB üyelik girişimini uzun süredir  destekliyor. Lobo Antunes, Türkiye'ye AB yolunda rehberlik yapmanın  ‘karışık ve zorlu bir süreç’ olduğunu, ancak bu konuda ısrar  edilmesi gerektiğini söyledi. Antunes, yabancı gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle  dedi: ‘Türkiye'nin bazı koşulları yerine getirme zorunluluğunun  her daim farkında olarak bu amaç için (Türkiye'nin AB üyeliği)  mücadele etmeye devam edeceğiz.’" (04/12)

 

AP: "Prodi: AB Türkiye'ye Kapıyı Açık Bırakmalıdır": "İtalya Başbakanı Romano  Prodi, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB üyelik  müzakerelerinin çıkmaza girmesine rağmen AB'nin kapılarını  Türkiye'ye kapatmaması gerektiğini söyledi. Prodi, ‘Bizim görüşümüz kapıların açık bırakılması  gerektiği ve de AB entegrasyon kurallarının herkes için  eşit olmasını sağlamaktır.’ dedi. Avrupa Komisyonu geçen hafta açıkladığı tavsiye  kararında, Türkiye'nin limanlarını AB üyesi Kıbrıs'a  açmaması üzerine, 35 müzakere başlığından 8'inin  dondurulması gerektiğini belirtmişti. Prodi, dondurulan müzakere başlığı sayısının teknik  bir mesele olduğunu söyledi. Yunanistan'a bir günlük ziyarette bulunan Prodi,  Atina'da Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'le  görüşmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Karamanlis, Yunanistan'ın hala Türkiye'nin AB  üyeliğine destek verdiğini belirtti. Karamanlis, ‘Ancak Türkiye şunu anlamalıdır ki, üyelik  müzakerelerinin ilerlemesi, belirlenen kriterlerin yerine  getirilmesine ve Türkiye'nin buna mutabık olmasına bağlıdır.’  dedi." (04/12)

 

 

ALMANYA BASINI:

 

Der Spiegel: "Merkel, Türkiye Çizgisini Sertleştiriyor": "Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB'nin Türkiye'ye  karşı daha sert bir tutum sergilemesinden yana. AB  Komisyonu, geçtiğimiz hafta, Ankara'nın Kıbrıs konusundaki  inadından dolayı Birliğe katılım müzakerelerinin önemli noktalarda  askıya alınmasını önermişti. Merkel ise şimdi, müzakerelerin  yeniden başlatılmasını, ek bir madde ile zorlaştırmak istiyor.  Buna göre, Türkiye adım atsa bile, 27 üyelik AB Konseyi’nin 12-18 aylık bir sürenin bitiminde müzakerelerin yeniden  başlamasına oy birliğiyle karar vermesi gerekecek. Komisyon tavsiye kararında Türkiye'ye uygulanması  öngörülen yaptırımların nasıl gevşetileceği konusunu açık  bırakmıştı. Şansölye bu önerisiyle, Sosyal Demokrat Dışişleri  Bakanı Steinmeier'in Türkiye dostu çizgisinden sapmış oluyor.  Merkel'le yaptığı bir görüşmede, böyle bir ek maddenin  getirilmesini, Yunan ve Rumların baskısı nedeniyle olası  gördüğünü söyleyen Steinmeier, buna rağmen CDU Şansölyesinin  tersine, Almanlar tarafından Ankara'ya karşı cezalandırma  önlemlerinin dayatılmasına karşı çıkıyor." (03/12)

 

Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Çakışıyor": "Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin başlamasından  bir yıl sonra, ilk büyük kriz yaşanıyor. Bunu diğerleri de  izleyecek. Şu anki krizde, Ankara'nın, Kıbrıs'ın AB üyeliğinden  doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi söz konusu. Türkiye,  günah işlediğine ve entrika çevirdiğine inandığı ada  cumhuriyetini, siyasi şantaja boyun eğerek tanımak istemiyor.  Sonuçta, Brüksel siyasi mekanizmasını aylardır meşgul eden  çarpışma yaşanacak. Önümüzdeki günlerde müzakerelerin kısmen durdurulmasına  yönelik karar alınmadan önce, Türkiye'nin taviz vereceğine  pek ihtimal verilmiyor. Bunu yapacak olursa, Avrupalı  karşıtlarının elindeki argümanlardan biri eksilmiş olurdu.   Muhtemelen bunun yerine, enerji politikası nedeniyle yaşanan  uzlaşmazlığın ardından, AB'nin Rusya ile ilişkilerinde başka  anlaşmazlıklar yaşanacak. İngiltere gibi, Türkiye'yi bütün güçleriyle Avrupa'ya yanlarına çekmek isteyen ülkelerle,  kurumsal mesafeyi korumak isteyenler çakışıyor. İngiltere Başbakanı Tony Blair, sadece birkaç başlığın  müzakeresinin durdurulmasına bile öfkeleniyor. Fransa  Cumhurbaşkanı adayı Sarkoyz ise, AB'de Türkiye'nin yeri  olmadığı gerekçesiyle bütün başlıkların müzakeresinin derhal durdurulmasını istiyor. Bu kadar açık bir tutum sergileyen  Avrupalı siyasetçilerin sayısı çok değil, diğerlerinin  arkasına saklananların sayısı ise o denli fazla. İlk baştan  beri yıldızı parlamayan süreç, günün birinde bir şekilde  devam edecek. Hatta şimdilerde Türk Hükümeti, Papa'nın  Türklerin Avrupa çabalarını desteklediğini iddia ediyor.  İsteyen inansın." (Klaus-Dieter Frankenberger, 03/12)

 

Financial Times Deutschland: "Chirac, Merkel'in Türkiye Kuşkularını Paylaşıyor": "Fransa Cumhurbaşkanı Jaques Chirac, Federal Almanya  Şansölyesi Angela Merkel'in, Türkiye ile yapılan AB'ye  katılım müzakerelerinin ek bir incelemeye tabi tutulması  önerisini destekliyor. Paris'te, Cumhurbaşkanının bir  danışmanı tarafından yapılan açıklamada, ‘Fransa ve Almanya,  Türkiye konusunda aynı temel tutumu savunuyor’ denildi.  Fransız diplomatlar hafta sonu, Chirac'ın desteğini, Merkel  ve Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski ile buluşacağı  Mettlach'da (Saarland) açıklayacağından yola çıkıyorlardı. Merkel, ‘daha sert bir gözden geçirme  Maddesi’ önermiş ve hedefin, AB hükümetlerine, ‘örneğin  bir buçuk yıllık öngörülebilir bir süreçte’, Türkiye ile  müzakerelerin durumunu yeniden gözden geçirme olanağı  sağlamak olduğunu söyledi. Merkel'e göre böylece, AB'ye  üye devletlerin hükümetleri, geçen yıl başlayan katılım  müzakerelerinin durdurulmasına karar verme imkanına sahip  olacak. Kıbrıs, Yunanistan ve Portekiz de bu öneriyi  destekliyor. Ancak AB Komisyonu Merkel'in önerisini reddediyor. AB'nin Türkiye ile görüşmeleri tekrar ne zaman  başlatacağına dair karar, Rehn'e göre Komisyonca almalı.  Türkiye'nin üyeliğini temelden sorgulayan yeni bir ‘gözden  geçirme maddesini’ yanlış bulan Rehn, ‘yeni bir psikodrama  ihtiyacımız yok’ diye konuştu. Buna karşılık Merkel'in planı, yedi AB devletinin müzakerelerin devamını oy birliğiyle  onaylamasını gerektiriyor. İngiltere yahut İskandinav ülkeleri gibi üyeliğin  destekçileri, yeni bir gözden geçirme maddesini reddediyor." (Wolfgang Proissl, Peggy Hollinger, 04/12)

 

Welt Am Sonntag: "Türkiye Avrupa'ya Aittir": "16. Benedict'in ziyaretiyle ilgili olarak Türkiye'de  hafızalarda kalacak en önemli olay,  Papa'nın, ülkenin  Avrupa Birliği üyeliğine evet demesidir. Papa'nın gerçekten  ne söylediği bir sır olarak kalacak. Ev sahibi Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan, bir destekten söz etti. Vatikan ise bunun  üzerine, hiç bir taahhüt altına girilmeyeceğini açıkladı. Neredeyse eşzamanlı olarak üyeliğin karşıtları seslerini  duyurdular. Türkiye, AB üyesi Kıbrıs'a limanlarını açmamakta  direndiği için, müzakerelerin kısıtlı bir şekilde devam etmesi öngörülüyor. AB'deki tartışmaların temelinde esasen Kıbrıs  değil, Avrupa ve Asya arasında köprü oluşturan Türkiye yatıyor.  Şimdi Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerine ışık tutmak için iyi  bir dönemdir. Ancak bunun öncesinde, Avrupa'nın bugün ne  olduğunu ve yarın ne olacağı ya da olabileceğini netleştirmek  gerekiyor. Bugün, Jean  Monnet ve belki de  Konrad Adenauer'in oluşturmayı öngördüğü  bir Avrupa'da, Türkiye'nin yabancı bir unsur olacağı açıkça  söylenebilir. Ancak, şu anki Avrupa Birliğine mutlaka tam üye  olmalıdır. Türklerin Avrupa'ya bağı, birçok kişinin düşündüğünden  çok daha kuvvetlidir. Birinci Dünya  Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu, Avrupalı güçlerin yanında  savaştı. Savaş sonrasında Atatürk'le birlikte ülke derin bir  değişimden geçerek Batılılaştı. Üyeliğe karşı sıkça gösterilen gerekçelerden biri de, Türklerin etnik açıdan Avrupalı  olmaktan ziyade Asyalı olduğu, dolayısıyla AB'ye girmemeleri  gerektiği şeklindedir. Tam üye olması dışında Türkiye halihazırda çağdaş  Avrupa'ya birçok açıdan bağlıdır. (…) Geriye, Müslüman halka sahip Türkiye'nin, laik  Anayasası'na rağmen, geniş ölçüde Hıristiyanlığın etkisindeki  dünyevi Avrupa'ya uymadığı argümanı kalıyor. Ancak bu AB'de  halihazırda yaklaşık 20 milyon Müslüman yaşıyor. Türk  siyasetçiler, Batılılardan farklı olarak medeniyetler  çatışmasından değil, medeniyetler ittifakından bahsediyorlar.  Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasıyla söz konusu ittifakın  oluşturulması kolaylaşacaktır." (Axel Springer Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ernst Cramer, 03/12)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Kronen Zeitung: "Türkiye Sorunu AB'nin Bölünmesine Yol Açıyor": "En sonunda ortaya çıktı: Türkiye sorunu AB'nin  bölünmesine yol açıyor. AB'yi  heyecanlı haftalar bekliyor. İngiltere ve İspanya'nın başını çektiği katılım  yanlıları, çok net bir şekilde Türkiye'yi destekliyor.  Fransa'nın liderliğindeki katılım karşıtları ise, Türkiye  konusunu mümkün olduğunca süratle kapatmak istiyor (Chirac  artık Avusturya ile Kıbrıs'ın arkasına saklanamayacağı için,  rengini belli etmek zorunda kaldı). Katılım karşıtlarının sayısı daha fazla, ama tarih bize  şunu öğretti: Paris ile Londra, köklü sebeplere dayanan  çekişmelerinden dolayı dişlerini birbirlerine geçirirse,  AB'de hiçbir şey yürümez. Gerçekleri görmenin artık zamanı geldi. AB'nin geleceğine  ilişkin birbirine zıt iki taslak var: Ya mümkün olduğunca  geniş bir serbest ticaret alanı, ya da dar boyutlu siyasi bir  birlik. Türkiye, üstüne üstlük, AB'nin karmaşık yollarının  iyice düğümlendiği özel bir vaka. İngiltere, AB'yi bir nevi sivil NATO gibi gören ABD'nin  Avrupa'daki bir uzantısı olduğu izlenimini uyandırıyor.  Sonunda kabak maalesef Türkiye'nin başında patlayacak." (Kurt Seinitz, 04/12)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Türkiye, Avrupa Birliği'nde mi? İlk Müzakereler ve İlk Tıkanma 2006'da": "Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin başlamasından  14 ay sonra 25'ler ile Ankara arasındaki münasebetlerin iyi  yürüdüğü bir gün olmadı. Müzakerelerin tıkanması da bu büyük  İslam ülkesini günün birinde Avrupa kulübünde görmek  hususundaki şüphelere kuvvet verdi. Müzakerelerdeki bu geri gidişin delili olarak Avrupa  Komisyonu kısa bir zaman önce Ankara ile üyelik müzakerelerini  frenleme tavsiyesinde bulunurken, en az 10 ila 15 sene sürmesi  düşünülen görüşmeler mıhlandı kaldı. 25'ler bu tavsiye kararını takip etmek zorunda değil.  Bununla beraber 25'ler Türkiye hakkında o kadar bölünmüş  durumda ki, 2004'te AB'ye giren, ancak Ankara'nın tanımadığı  Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin gemi ve uçaklarını liman ve hava  meydanlarına kabul etmeyi reddettiği gerekçesi ile Ankara'ya  müeyyide uygulanması da gözardı edilmiyor. Ancak Komisyonun tavsiyelerinde aylardan beri herkesin  hissettiği şey dile getiriliyor: Ekim 2005'te Türkiye ile  müzakerelerin başlatılması AB'nin bu ülke ile olan  münasebetlerini kolaylaştırmadı; üyeliğine karşı husumet  bazı üye ülkelerde artarak devam edecektir; ve Kıbrıs'ın  bölünmüşlüğünün sürüp gitmesi müzakereleri çok büyük ölçüde  girift hale getiriyor. Her şeye rağmen, bir ayağı Avrupa'da bir ayağı Asya'da,  NATO üyesi, laik, ama halkının çoğu Müslüman olan, Irak ve  İran'a komşu, yakın bir zamanda Türkiye'ye yaptığı ziyaret  sırasında Papa 16.Benedict'in yaptığı gibi, Batı ile İslam  dünyası arasındaki gerilimi gidermeye çağırılan Türkiye'nin  stratejik önemi ile ilgili olarak herkes fikir birliği içinde. Bu stratejik mevkii, Rusya'dan gaz ve petrol sevkiyatı  hususunda Avrupalıların endişelerini daha da artırıyor."  (Catherine Triomphe, 04/12)

 

AFP: "Chirac ve Merkel Türkiye-AB Müzakerelerinin Kısmi Olarak Askıya Alınması Kararını Görüşecekler": "Fransa'dan yapılan açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya  Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye-AB müzakerelerinin kısmi  olarak askıya alınması kararını tekrar değerlendirmek için  Almanya'nın Metlach kentinde görüşecekleri bildirildi. Chirac'ın Blahesheim görüşmesi adı altında Merkel ile  gayriresmi bir toplantı yapacağı kaydedildi. Bu toplantının  akabinde ‘Weimar Üçgeni’ görüşmeleri kapsamında Chirac, Merkel  ve Polonya Cumhurbaşkanı Lench Kaczynski'nin bir araya  gelmeleri bekleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı’na yakın çevrelerden edinilen  bilgiye göre, Chirac ve Merkel'in 14-15 Aralık tarihinde  Brüksel'de düzenlenecek AB zirvesinde, ortaklarına  sunacakları teklif, Türkiye'nin AB yolundaki durumunun ve  gelişmelerinin tekrar gözden geçirilmesini ya da Avrupa  Komisyonu'nun tavsiye kararına uyulup uyulmamasını  içerecek. (04/12)

 

           

İNGİLTERE BASINI:

 

Reuters: "Olli Rehn: Türkiye'nin Önüne Yeni Bir Son Tarih Koymayın": "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Fransa ve Almanya'nın  liderlerinden, AB adayı Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs'a  açması için son tarih belirlenmesi konusunda Birliğe baskı  yapmamaları talebinde bulundu. Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile bir araya gelmesinin arifesinde yaptığı  açıklamalarda Olli Rehn, kati son tarihler koymanın  herhangi bir sonuç vermeyeceğini ve Kıbrıs meselesinin  kapsamlı bir çözümü için en uygun yerin Birleşmiş Milletler  olduğunu söyledi. Rehn, Reuters'e verdiği mülakatta şöyle konuştu: ‘Şansölye  Merkel ile Cumhurbaşkanı Chirac'dan, aynı anda hem aday bir  ülkenin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin sonuçlarını  ortaya koyan hem de Türkiye ile müzakerelerin sürmesine  olanak veren dengeli bir çözüm arayışında olmalarını isteyeceğim,  zira Türkiye'nin üyeliği hem AB hem de Türkiye açısından  stratejik bir öneme haiz.’" (04/12)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Avrupa-Türkiye Konularında Müzakereler": "Avrupa Birliği'nin Ankara ile sekiz müzakere başlığının  dondurulması önerisi, diplomatik müzakerelerin ve kulis  görüşmelerinin odağında olmaya devam ediyor. Avrupa-Türkiye ilişkilerindeki yeni koşullar, Dora Bakoyanni ile Tasos  Papadopulos'un Lefkoşa'da yaptığı ve iki saat süren görüşmede ele alındı. Ankara'da da Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen ile aynı konuyu görüştü. Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin üyelik sürecinin kısmen  dondurulması önerisinden sonra, Avrupa-Türkiye ilişkilerinde, sürekli müzakereler, diplomatik manevralar ve dikkatli  hareketler ön plana çıkıyor. Dora Bakoyanni, "Dışişleri  Bakanları toplantısında veya Zirve toplantısında doruğa  çıkacak uzun bir müzakere sürecinin başında bulunuyoruz. Aday bir ülke olarak Türkiye AB'ye karşı üstlendiği  yükümlülüklerine ve imzasına saygı duymalı. Aksi halde  Avrupa'nın açık bir mesaj göndermesi gerekir. Bundan  böyle hedefimiz, müzakereler esnasında arzu ettiğimizi  başarmaktır.’ dedi. Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas da aynı  doğrultuda açıklama yaparak, Avrupa'nın Türkiye'ye açık  bir mesaj göndermesi gerektiğini söyledi ve ‘Amacımız  Türkiye'nin cezalandırılması değil, üstlendiği  yükümlülüklere uymasıdır.’ dedi." (04/12)

 

İmerisia: "Gelecekteki Silahlanmalar Almanya'dan":

 

            "SORU: Türk Silahlı Kuvvetleri'yle gerilimin azaldığı  görülüyor. Türkiye-AB ilişkilerinde gelecekte olabilecek bir  yavaşlamanın bu durumu değiştirme olasılığı var mı?

 

            MEİMARAKİS: Türkiye ile ilişkilerimizdeki havanın  değişmesinden söz etmek için henüz erken. Biz, Avrupa'nın  güneydoğu bölgesinde istikrar, güven ve barış arzu ediyoruz.  Yunan Hükümeti de, Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesi ve  bölgede gerginliğin ortadan kalkması için çaba göstermeye devam  ediyor. Türkiye'nin AB sürecini destekliyoruz ve Türkiye'nin  bu sürecin gerektirdiği ön koşullara tamamen uyum sağlayacağını  umut ediyoruz. Tabii ki burada Yunanistan ile iyi komşuluk  ilişkilerinden söz ediyorum." (Maria Spiraki, Savunma Bakanı Evangelos Meimarakis ile yapılan mülakat, 02/12)

 

Kathimerini: "Valinakis: Amacımız Türkiye'yi Raydan Çıkarmak Değil":

 

            "SORU: AB Komisyonu'nun Türkiye için önerdiği  ‘yaptırım paketinden’ ne kadar memnun olabiliriz?

 

            VALİNAKİS: Bu öneri bizim için bir müzakere temeli  ve Türkiye'yi değerlendiren mekanizmaların daha da  düzelebileceğine inanıyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti ile  işbirliği içinde, diğer ortaklarımızla birlikte, Türkiye'ye  çift boyutlu şu nihai mesajın verilmesi için çalışıyoruz:  ‘Seçmeli’ Avrupa yok. Ancak Türkiye'nin Avrupa yörüngesinde  kalması için teşvik edilmesinin hala canlı stratejik bir  seçenek olduğunu hatırlatmam gerekir.

 

            SORU: Bu hedefe ulaşmak mümkün olmazsa ve -alınan  duyumlar çerçevesinde- Kıbrıs veto hakkını kullanırsa,  Yunanistan bunun altına imzasını atacak mı?

 

            VALİNAKİS: Türkiye'nin yörüngeden çıkmasını değil,  Avrupalılaşma yörüngesinde kalmasını amaçlıyoruz. Ortak  hedefimiz budur. Bu hedef bir yana, şimdiye kadar kendisini  veto eden taraf elbette Türkiye'ydi."  (Yorgo buradaras, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yanis Valinakis  ile yapılan mülakat, 03/12)

 

 

 

NOT: Bu bülten, 04 Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan  derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR