ABD BASINI:
AP: "Avrupa Komisyonu Türkiye'nin Teklifini Memnuniyetle
Karşıladı": "Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin
liman ve hava alanlarının bir kısmını Kıbrıs'a açma teklifini, AB üyelik
girişiminde yaşanan çıkmaza son vermek yönünde atılmış ‘önemli bir adım’
olarak değerlendirdi. AB Sözcüsü Krisztina Nagy, gazetecilere yaptığı
açıklamada, teyit edilmesi halinde Türkiye'nin bu girişiminin, -Gümrük
Birliği’ni 10 yeni üyeyi kapsayacak şekilde genişleten- Ankara
Protokolü’nün tam olarak uygulanması yolunda atılmış önemli bir adım
olduğunu söyledi." (07/12)
AP: "Barroso Türkiye'nin Kıbrıs Konusundaki Önerisini
Memnuniyetle Karşıladı, Ancak Açıklama Bekliyor":
"Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin limanlarının ve havaalanlarının bazılarını Kıbrıs'a açma
önerisini önemli bir adım olarak niteledi, ancak Ankara'nın şartlı
önerisine açıklık getirmesini talep etti. Barroso, gazetecilere yaptığı
açıklamada, ‘Bu girişimde tam olarak ne amaçlandığı konusunun tamamen
açıklığa kavuşturulmasını umuyoruz.’ dedi." (Constant Brand,
07/12)
ALMANYA BASINI:
Die Welt: "Revizyon Maddesi... Merkel Çizgisine Bağlı
Kalıyor": "Büyük koalisyonun ahenk sağlamaya
çalışan aktörleri arasındaki ince farkları yansıtan, bu birimlerin
sözcüleridir. Türkiye politikası örneğindeki gibi, Hükümet Sözcüsü
Thomas Steg, Angela Merkel'in (CDU), Ankara'nın Kıbrıs'ı Gümrük
Birliği'ne dahil etmemekte direnmesi nedeniyle, AB katılım
müzakerelerinde revizyon maddesi uygulanması talebinde hala ısrarlı
olduğunu açıkladı. Sözcüsü Martin Jaeger'in açıklamasına göre, Dışişleri
Bakanı Frank Walter Steinmeier de, müzakerelerin ‘gözden geçirilmesi’
fikrini destekliyor. Ancak, kulağa daha sert gelen ‘revizyon’ kavramı,
Jaeger'in lügatında yer almıyor. Ayrıca Steinmeier'in Sözcüsü, ne
Türkiye'ye ne de Kıbrıs'a yönelik suçlamalarda bulunulmaması uyarısında
bulunuyor. Steg, Ankara'ya bundan sonra nasıl davranılacağına muhtemelen
hafta başında AB dışişleri bakanlarının karar vereceğini, böylece AB
devlet ve hükümet başkanlarının birkaç gün sonra toplanacak AB
Konseyi’nde konuyla ilgilenmek zorunda kalmayacaklarını söylüyor.
Hıristiyan Birlik Partileri ile SPD arasında Türkiye konusunda şimdiye
dek bir anlaşmazlık gözlenmiyor. Ancak, koalisyon anlaşmasında
sabitlenen, Türkiye ile müzakerelerin ‘ucu açık bir şekilde
sürdürüleceği’ formülü dışında koalisyon ortakları arasındaki görüş
farkı büyümeye devam ediyor. Merkel ucu açık görüşmelerin sonunda
ayrıcalıklı ortaklık görürken, Steinmeier tam üyeliğe güvenmeye devam
ediyor. Bir dönemler Türkiye'nin üyeliğinden yana olan Fransa
Cumhurbaşkanı Chirac da, tıpkı Yunanistan ve Kıbrıs gibi, Merkel'in
revizyon maddesini destekliyor. İngiltere ve Polonya ise bunu
reddediyorlar. Merkel, iç politikada Hessen Başbakanı Roland Koch ve
Federal Parlamento Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Matthias Wissmann (CDU)
tarafından destekleniyor." (Ansgar Graw, 07/12)
Der Tagesspiegel: "Ankara'nın B Planı":
"Ankara resmi olarak sessizliğini muhafaza ediyor. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, yaptığı açıklamada, bir B planın hatta bir C planının
olduğundan söz edip şimdilik bunlarla ilgili olarak konuşmayacağını
söyledi. Türkiye'nin müzakerelerin kısmi durdurulması halinde,
göstereceği reaksiyonun ayrıntıları basına sızmaya başladı. Brüksel'in
planladığı gibi, Türkiye ile 17 müzakere başlığının sekizini durdurması
halinde, Türkiye de, Avrupa ile işbirliğinde, Avrupalıların canını
acıtacak konularda geri adım atacak. Saarland Eyaletinin Mettlach
kasabasında yapılan Polonya-Almanya-Fransa ‘Weimar Üçgeni’ istişare
toplantılarına ilişkin soğukkanlı bir yaklaşım gösteren Erdoğan, söz
konusu olanın bir AB zirvesi değil, üçlü bir toplantı olduğunu söyledi.
Erdoğan, ayrıca Şansölye Angela Merkel'in, Türkiye'nin müzakere
görüşmelerine yönelik ‘revizyon maddesi’ talebini yinelemediğini
söyledi. (…) Ankara, Avrupa'nın Kıbrıs'ın Türk tarafına uyguladığı
ticari ambargoyu hafifletmeden, kendi limanlarını, Kıbrıs Rum
Cumhuriyeti’nden gelen gemilere açmak istemiyor. AB Komisyonu, müeyyide
olarak müzakerelerin 8 başlığının görüşülmesinin, Ankara limanlarını
açana kadar, askıya alınmasını teklif ediyor. Erdoğan hükümetine göre bu
sayı çok fazla. Bu konudaki karar, AB Dışişleri Bakanları toplantısında
veya bundan dört gün sonra yapılacak olan AB zirvesinde verilecek."
(Susanne Gütsen, 07/12)
Kölner Stadt-Anzeiger: "Türkiye Liman Açma Haberlerini
Teyit Etmiyor... AB Temsilcileri Türkiye Konusunu Görüşüyorlar":
"Türkiye, Ankara'nın AB üyesi Kıbrıs'a bir liman ve bir havaalanını
açacağı yönündeki haberleri ne doğruladı ne de yalanladı. Ankara'daki
Dışişleri Bakanlığı’ndan edinilen bilgiler, bunun üzerinde görüşüldüğü
yönünde. Türk TV kanalları, önerinin Türk Hükümeti tarafından AB'ye
iletildiğini duyurdu. Ancak Ankara bunu, Kuzey Kıbrıs'ın, Magosa Limanı
ve Ercan Havaalanı üzerinden AB ile doğrudan ticaret yapabilmesi şartına
bağlıyor. Brüksel'de toplanan AB'nin 25 üye temsilcileri, Türkiye'nin
Kıbrıs meselesinde olası bir yumuşama belirtisini değerlendiriyor.
Finlandiya Dönem Başkanlığı, Türkiye'nin bir liman ve bir havaalanını
Kıbrıs'a açmak niyetinde olduğunu duyurmuştu. Bu gelişme şimdilik
Ankara tarafından teyit edilmedi. AB, Kıbrıs sorunundan dolayı Türkiye
ile üyelik müzakerelerini yavaşlatmayı planlıyor. Temsilciler, bunun
hala önüne geçilebileceği ihtimalini dışlamıyor." (DPA kaynaklı,
07/12)
AVUSTURYA BASINI:
Österreich: "Avrupa'nın Türkiye'ye İhtiyacı Var":
"SORU: Türkiye ile müzakereleri dondurma sizce
mantıklı mı?
ÖZDEMİR: Bu şartlar altında yapılabilecek en gerçekçi
şey bu olsa gerek. Müzakerelerin tamamen durdurulmasını Kıbrıs'ın Rum
kesimi de dahil olmak üzere kimse istemiyor.
SORU: Avrupa'nın ne gibi çıkarları bu durumda
tehlikeye atılmış oluyor?
ÖZDEMİR: Bizim Türkiye gibi, halkının çoğunluğu
Müslüman olan, demokrasinin, azınlık, kadın ve insan haklarının
başarılı bir şekilde uygulandığı bir modele ihtiyacımız var. Bu, AB'nin
Orta Doğu'yu değiştirme konusunda ciddi olduğunu gösterecektir. Bu yolu
kasıtlı olarak engelleyenler, bundan sonraki kuşaklara karşı günah
işlemiş olur." (Alman AB Parlamenteri Cem
Özdemir ile yapılan mülakat, 06/12)
Österreich: "Viyana Türkiye'nin Katılımına Karşı":
"Sosyal Demokratlar ile Halk Partisi'nin, koalisyon görüşmeleri
çerçevesinde gayriresmi olarak belirlenen tutumunu dört maddede toplamak
mümkün: Türkiye'nin katılımı yapacağı reformlara bağlı, müzakerelerin
ucu açık bırakılacak, Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda bir halk
oylaması yapılacak, Türkiye'nin AB'ye katılmaması halinde bir işbirliği
anlaşması imzalanacak. Bu maddeler ÖVP müzakerecisi tarafından
doğrulandı. Türkiye'nin AB'ye katılım ihtimali konusundaki halk
oylamasına ilişkin Parlamento’da dört parti tarafından alınmış bir karar
var. SPÖ, Türkiye konusunun koalisyon görüşmelerinde bir rol
oynamadığını belirtti. SPÖ Parlamento Grubu Başkanı Josef Cap,
Österreich gazetesine, ‘Buna karar verecek olan Avusturya değil. Şimdi
hamle sırası AB'de.’ dedi. Cap'ın verdiği bilgiye göre, SPÖ'nün
pozisyonunda bir değişiklik olmadı: Sosyal Demokratlar, Türkiye'nin
AB'ye katılımına karşı çıkmaya devam ediyorlar ve üst düzeyde bir ortak
üyelik anlaşması yapılmasından yana çıkıyorlar. Cap, ‘AB'deki gelişmeler
haklı olduğumuzu gösteriyor’ diyor." (knd/kk rumuzlu, 06/12)
Wiener Zeitung: "AB Dayanışma Göstermedi":
"SORU: Sorunlu ülke Türkiye'ye gelince... Türkiye'nin
limanlarını Kıbrıs gemilerine açmamakta direnmesi halinde müzakerelerin
dondurulması talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?
EİNEM: Müzakerelere bir süre için ara verilmesine bir
diyeceğim yok, çünkü Ankara Protokolü'nün yanı sıra Türkiye'deki
ilerlemenin yeterli olmadığı başka noktalar da var. Ancak Türkiye'ye
karşı bir direnme potansiyeli oluştururken dikkatli olmalıyız.
Fransızların anayasalarına Türkiye'nin AB'ye katılımı için halk
oylamasına ihtiyaç olduğunu yazma kararları gibi kararlar, aslında
farklı sinyaller veriyor: Siz ne yaparsanız yapın, biz sizi istemiyoruz
gibi. Ayrıca Avrupa'nın kendi çıkarlarını da göz önünde bulundurması
lazım. Şu sıralar Türkiye sağcı bir milliyetçiliğe kapılma, siyasi
açıdan Avrupa'dan uzaklaşma ve İran-Irak alanına yakınlaşma tehlikesi
gösteriyor. Bu da bizim çıkarımıza değil..."
(SPÖ'nün Avrupa ve Dışişleri Sözcüsü olan Caspar Einem ile yapılan
mülakat, 07/12)
Salzburger Nachrichten: "Türkiye'nin AB Konusundaki 'B'
Planı": "Avrupa'ya daha çok mülteci ve
uyuşturucu girecek, enerji sektöründe ise daha az işbirliği yapılacak,
öyle mi? Türk Hükümeti, AB'nin yakında müzakereleri kısmen durdurma
kararı alması karşısında nasıl bir tepki vermesi gerektiğini düşünüyor.
Ankara resmi düzeyde sesini çıkarmıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
gerçi bir ‘B planının’ hatta ‘C planının’ olduğunu, ama henüz bu konuda
konuşmak istemediğini söylüyor. Buna rağmen bazı ayrıntılar dışarı sızdı.
AB'nin planladığı gibi sekiz müzakere başlığını durdurması veya
yaptırımları sertleştirmeye devam etmesi halinde, Türkiye Avrupa ile
işbirliğini, Avrupalıların canını yakacak alanlarda azaltacak. Ankara,
AB'nin Kıbrıs'ın Türk kesimine uyguladığı ticari ambargo yumuşatılmadan,
AB'nin Türkiye'nin Kıbrıs'ın Rum kesiminden gelecek olan gemilere
limanlarını açması isteğini yerine getirmeyecek. Ankara, Türkiye'nin AB
müzakerelerini kendiliğinden hiçbir zaman durdurmayacağını belirtiyor."
(07/12)
Österreich: "Ankara'ya Karşı Güçlü Bir Eksen":
"Türkiye büyük bir poker oynadı ve kaybetti. AB tüm tereddütlere ve
Başbakan Erdoğan'ın ‘tarihi bir hataya’ düşülmemesi yolundaki
uyarılarına rağmen, Ankara ile müzakereleri kısmen donduracak. Türkiye
karşıtı olmakla tanınan Fransa ile Almanya, Ankara karşısında giderek
güçlü bir eksen oluşturuyorlar. AB içinde Türkiye müzakereleri
konusunda nihayet bir hareketlenme görülüyor, pozisyonlar belirleniyor.
Prensip olarak hep Almanya ile görüş birliği içinde olan Avusturya,
şimdi AB içinde kolaylıkla sağlam ittifaklar kurabilir. Ancak Dışişleri
Bakanlığı’ndan hiç ses çıkmıyor. Türkiye müzakerelerindeki yeni
gelişmeler konusunda bilinen eski ifadeler kullanılıyor." (Gerhard
Plott, 06/12)
FRANSA BASINI:
AFP: "Ankara, Yeni AB Ülkelerinden Destek Bekliyor":
"Türkiye-AB görüşmelerini sürdüren Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve
Başmüzakereci Ali Babacan, Lefkoşa-Ankara ilişkilerine takılmadan
müzakerelerin devam etmesini sağlamak amacıyla AB'ye yakın zaman önce
üye olan Baltık ülkelerine bir ziyaret düzenledi. Estonya Dışişleri
Bakanı Urmas Paet ile Tallinn'de yaptığı görüşmenin ardından basın
mensuplarına açıklama yapan Babacan, ‘Kıbrıs konusu, AB-Türkiye
müzakerelerinde sorun yaratmamalıdır. Avrupa Komisyonu’nun müzakereleri
kısmi olarak askıya alma kararı bizim için kabul edilemez. Bu adil
değil’ şeklinde konuştu. Estonya Dışişleri Bakanı ise, AB yolunda
Türkiye'ye destek verdiklerini, Avrupa Komisyonu’nun kararını dengesiz
bulduklarını ifade etti. Türkiye'nin üyeliğinin Birlik için gerekli
olduğunu ve bu sayede AB'nin dünyadaki öneminin ve ağırlığının
artacağına inandığını belirten Paet, ‘Türkiye 5 ila 6 yıl öncesine göre
çok değişti ve gelişti’ yorumunu yaptı."
(07/12)
AFP: "Türkiye, Rumlara Bir Limanı ile Bir Hava Meydanını
Açacak": "AB Dönem Başkanı Finlandiya'ya
göre, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri askıya alınma tehdidi
altındaki Türkiye, sonunda Rum uçaklarına ve gemilerine bir hava
meydanını ve bir limanını açmayı kabul etti." (07/12)
AFP: "Türkiye'nin Kıbrıs'a Yaptığı Öneriye Tepkiler":
"AB Dönem Başkanı Finlandiya, Türkiye'nin, Kıbrıs Rum uçak ve
gemilerine bir havaalanı ile bir limanını açma teklifi hakkında
aydınlatıcı bilgi elde etmeye çalışıyor, özellikle de Ankara'nın ön
şartlar ileri sürüp sürmediğini öğrenmek için. Finlandiya, bunun tek
taraflı bir öneri olup olmadığı ya da Türkiye tarafından talep edilen
bir takım karşılıklar olup olmadığının netleşmediği ve bunları açıklığa
kavuşturmaya çalıştıklarını belirtti. Yunanistan'dan yapılan açıklamada,
Türkiye'nin muhtemel kararı konusunda ‘açık ve kesin’ bir öneri
beklendiği kaydedildi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgo
Kumutsakos düzenlediği basın toplantısında, ‘net ve resmi olmayan,
kısmi’ haberler temelinde bu öneriyi yorumlamak istemediğini
söyleyerek, ‘Bir öneri mevcut, ancak hiçbir şey açık ve kesin değil.’
dedi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ise, Türkiye'nin
önerisini ‘olumlu unsur’ olarak niteledi. Bakan, ‘Bu öneriler yapıcıdır
ve 14-15 Aralık'ta Brüksel'de yapılacak Avrupa zirvesi için olumlu bir
unsur teşkil etmektedir.’ dedi. Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot,
yaptığı açıklamada, Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına bir havaalanı ile bir
limanını açmayı kabul ederek Türkiye'nin ‘ilerleme kaydetmeye hazır’
olduğunu gösterdiğini söyledi." (07/12)
AFP: "AB Dönem Başkanlığı: Türkiye'nin Teklifi Koşulsuz
İse Olumlu Olarak Kabul Edilebilir":
"Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, yaptığı açıklamada,
Ankara'nın ‘Kıbrıs Rum gemilerine büyük bir Türk limanını açma’
teklifinin, koşulsuz olması durumunda olumlu değerlendirilebileceğini
belirtti. Bakan, Türkiye'nin geçici olarak Kıbrıslı Rumlara büyük bir
liman açma niyetinde olduğunu doğruladı. Bundan önceki haberler,
teklifin bir liman ve havaalanı açılmasını kapsadığından bahsediyordu.
Tuomioja, yayınlanan bildiride, ‘Eğer Türkiye bu koşulsuz jeste hazırsa,
bu, Konsey'in 11 Aralık tarihinde düzenlenecek Türkiye'nin üyelik
sürecinin devam etmesi hususundaki görüşmelerini olumlu yönde
etkileyecektir’ ifadesini kullandı." (07/12)
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times: "Türk Lokumu":
"Türkiye'nin üyelik süreci yatırımcılar açısından nasıl bir önem arz
ediyor? Yaygın kanı bu dürtünün, hisse ve tahvil fiyatlarına destek
sağlayacağı ve yabancı yatırımcıların AB sürecini, IMF ile yürütülen
ilişkiler kadar önemli bulduğu yönünde. Bu bakış açısının güncellenmesi
gerekiyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde gerileme
yaşandı. AB üyesi bazı ülkelerle Kıbrıs meselesi dolayısıyla yaşanan
tartışma neticesinde Ankara'nın üyelik müzakerelerinin bir kısmının
askıya alınması tavsiye edildi ve bu karar gelecek hafta yapılacak olan
AB zirvesinde kesinlikle onaylanacak. Yatırımcılar şimdilik buna aldırış
etmiyorlar. Şayet Kıbrıs meselesi Türkiye'nin üyeliğinde bir tren
kazasına yol açarsa bu aynı zamanda piyasalar açısından da vahim bir
sonuç doğurur mu? Bazıları bu durumun etkisinin, çok ciddi yaşansa bile,
kısa süreli olacağına zira üyelik sürecinin portföy yatırımları
üzerindeki etkisinin yaygın kanının aksine çok da fazla olmadığını
düşünüyorlar. Olası bir AB üyeliğinin Türkiye'ye sağladığı en büyük
yarar doğrudan yabacı yatırımlarda yaşanan keskin artış oldu. Geçtiğimiz
dört yıl içerisinde AB ve IMF'nin teşvik ettiği reformlar, Türkiye
ekonomisinin AB'ye entegrasyonunu pekiştirdi. Bu da Dexia, Fortis,
Citigroup ve BNP Paribes gibi yabancı yatırımcıların, ekonomik
dönüşümden en fazla faydalanan sektör olan bankacılık sektörüne
girmelerini sağladı. Yabancı yatırımcılar AB sürecinde bir yavaşlama
yaşansa bile, Türkiye'nin genç nüfusunun, gelişmekte olan orta
sınıfının ve yabancı yatırımlara açık olma tutumunun değişmeyeceğini
ifade ediyorlar. Öte yandan yatırım bankaları İstanbul'da çok ciddi
miktarlarda işlem yapıyor. Alım yönündeki sinyaller, AB sürecindeki
duraklama kaynaklı satış sinyallerinden çok daha güçlü olacakmış gibi
görünüyor." (Vincent Boland, Paul Betts, 07/12)
YUNANİSTAN BASINI:
Eleftheros Tipos: "Vladimir Drobniyak: Hırvatistan Türkiye
Değil":
"SORU: AB'de ‘genişleme yorgunluğunun’ git gide daha
belirgin olduğuna inanıyor musunuz?
DROBNİYAK: Avrupa Birliği'nin büyük genişleme
sonrasında, Anayasa doğrultusunda ve kurumların işleyişiyle, üye
ülkelerle diyalog başlatılması gayet doğaldır. Birçok kişi Avrupa'nın
sınırlarının nerede son bulduğunu soruyor. Ancak bu ‘yorgunluğun’
katılım sürecinde bulunan bütün ülkelerle ilgisi olduğuna inanmıyorum.
Her devletin kendi ilkeleri var. Türkiye gibi bazı ülkelerin
adaylıkları, AB ailesinin genişleme becerisini ‘kışkırtıyor’. AB'ye
giden yolun aydınlık tarafında bulunan Hırvatistan, diğer aday ülkeler
için bir örnek olabilir.
SORU: AB için şu anda en büyük sorun Türkiye mi?
DROBNİYAK: Hırvatistan ve Türkiye AB'ye doğru, iki
farklı süreç ve birbirinden çok farklı iki strateji izliyor. Birlikte
başladık, ancak farklı bir süreç ritmimiz var. Bizden önce aday olan
Türkiye'nin ağırlığını hissediyoruz. Aramızda coğrafi, demografik vb.
büyük farklılıklar mevcut. Hiç ortak noktamız yok. Yakın gelecekte
müzakere süreçlerimiz birbirinden daha da çok ayrılacak. Hırvatistan
Türkiye'nin AB sürecinin rehinesi olamaz."
(Aliki Kotzia, Hırvatistan'ın AB Başmüzakerecisi Vladimir Drobniyak ile
yapılan mülakat, 06/12)
Apoyevmatini: "Avrupa İçin Diplomatik Dört Yol Ağzı":
"Türkiye'nin üyelik müzakereleri zorlu bir aşamaya giriyor. Avrupa
Birliği'nin tamamı, ayrıca 25 üye devletinin her biri ayrı ayrı, bir kez
daha Ankara'nın sözünde durmamakta ısrar ederek, gelecekte üyesi olmak
istediği ailenin diğerlerine eşit bir tam üyesini tanımamasına dair
ısrarıyla karşı karşıya kaldı. Bu noktada da şu kritik soru ön plana
çıkıyor: Avrupa, ‘Türkiye'ye aday ülke statüsü tanıması kararının,
olumsuz etkilerini çekmeye devam edecek mi?’, yoksa Avrupa'nın asıl
sorununu ele almaya yani, Avrupa ilke ve değerlerinin İhtiyar Kıta'nın
tamamında yerleşmesi ve kök salmasıyla mı uğraşacak? Fin girişiminin
başarısızlığından sonra AB-Türkiye ilişkilerinde son derece belirsiz bir
ortam hakim oldu. 18-30 aylık süre içinde AB-Türkiye ilişkilerinin
yeniden değerlendirilmesini öngören Fransa ve Almanya'nın yeni önerisi,
ilk başta Türkiye'ye karşı daha esnek bir tutum sergilemek olarak
yorumlandı, ancak bunun Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki ısrarcı
tutumundan kaynaklanan zorlukların aşılması için son bir çaba olduğu
anlaşılmaktadır. Fransa-Almanya önerisi, Türkiye'nin adaylığının
yeniden gözden geçirilmesi ve Yunan ve Kıbrıs hassasiyetinin dikkate
alınmasıdır. Ancak, bunun tamamlanması için "zaman" konusu da ön plana
çıkarılmalıdır. Başka bir ifadeyle, Türkiye'yi Avrupa yönündeki
yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacak belirli bir takvimin
uygulanması gerekir. (…) Bu diplomatik dört yol ağzında Türkiye konusu
bir yana, Avrupa, bütünleşmenin sadece kendisini ilgilendiren bir konu
mu, yoksa Avrupa dışında şekillenen dengeler ve taahhütler ürünü mü
olacağı yönünde de kararlar almalı." (07/12)
Pontiki: "Francolardan Avanta":
"Türkiye-AB ilişkileri kargaşası içinde, Fransız ve Almanlar da Türkiye
için 18 aylık bir ‘avanta’ istediler. Fritz ve Francolar, Türkiye'nin
katılım süreci ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden değerlendirmesine
ilişkin önerileriyle, ‘zaman’ satın alıyorlar. Atina ve Lefkoşa da buna
olumlu bakıyor. Fransız ve Almanlar, yeni siyasi gelişmeler (özellikle
2007 sonbaharında Türkiye seçimleri) bağlamında bu ek sürenin, aslında
hem AB'nin güçlü üye-devletleri (İngiltere dışında) hem de Türkiye'nin
arzu ettiği, imtiyazlı ortaklığın şekilleneceği şartları yaratacağını
düşünüyorlar. Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin katılım süreciyle
ilgili olarak AB, stratejik ortağını bölgede AB parasıyla
çağdaşlaştırmak ve sağlamlaştırmak isteyen Washington tarafından belki
baskı gördü ve belki de görmeye devam ediyor. Ancak, Fransa'nın,
Türkiye'nin katılımının referanduma sunacağını daha önceden açıklaması,
Amerikan'ın planlarını zorunlu olarak rafa kaldırıyor. Tekrar tekrar
dile getirdiğimiz gibi, tüm bu gelişmelerden sonra, Yunanistan'ın
Ankara'ya karşı dış politikası "havada" duruyor. Sorun son on yıldır
Türkiye'nin AB'ye tam katılımı koşuluna dayanan bu politikanın
batmasında değil, bu zaten uzun zamandan beri belliydi, sorun "katı"
gerçekle daha uzlaşmacı bir tavırla yeni bir politika şekillendirmek
adına tüm bu sürede hiçbir şey yapmamış olmamızda. (…) Fransızlar ve
Almanlar, Türkiye'nin katılım sürecinin 18 ay içinde yeniden
değerlendirilmesi koşulunun benimsenmesi için AB zirvesine baskı
yapacaklar. Bu yeni süre, Ankara'nın Kıbrıs konusunda uyum sağlamasına
ilişkin bir süre gibi öne sürülecek. Ancak, Yunanlı diplomatların iddia
ettiklerine göre, bu süre Türkiye-AB arasında imtiyazlı ortaklık
ilişkinin kurulmasına yönelik bir süreç olacak."
(07/12)
Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Lefkoşa Türkiye'nin Önerisini
Reddediyor": "Finlandiya'nın AB Sözcüsü Miko
Noros, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, AB üyelik müzakerelerinden
kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirme yönünde bir adım olarak,
Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına bir limanını ve bir havaalanını açmaya
niyetli olduğunu teyit etti. Bu, AB-Türkiye ilişkilerinde önemli bir
gelişme olarak niteleniyor. Noros, ‘Finlandiya Dışişleri Bakanlığı’na,
oradan bildirildiği üzere, bir limanını ve bir havaalanını açacağı
yolunda bir mesaj geçildiğini teyit edebilirim.’ dedi. AB Dönem Başkanı
Finlandiya'nın devlet televizyonu, hemen yaptığı yorumda, bu yeni
gelişmeler çerçevesinde AB'nin Türkiye'nin üyeliği konusunda tutumunu
yeniden gözden geçireceğini belirtti. Yunanistan Radyo-TV Kurumu’nun NET
radyosuna göre, Lefkoşa, Türk önerisini reddediyor." (Hristos
Pagonis, 07/12)
NOT:
Bu bülten, 07 Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR