13.12.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

 

Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB, Türkiye ile Sekiz Müzakere Başlığının Askıya Alınmasını Kararlaştırdı": "Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Türkiye ile  sekiz müzakere başlığının askıya alınmasını kararlaştırdı. İngiltere, İtalya ve İsveç gibi ülkeler, Türkiye'ye  karşı daha yumuşak bir tutum sergilenmesini; buna karşılık  Avusturya, Almanya, Fransa, Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan,  Avrupa Birliği Komisyonu’nun tavsiye kararının daha da  sertleştirilmesini istedi. Varılan uzlaşma, aslında Türkiye'yi destekleyen ülkelerle  Türkiye aleyhinde hareket eden ülkeler arasında bir uzlaşma metni olarak gündeme geldi ve hemen hemen her iki tarafı da  memnun etmeye çalışan bir yaklaşım sergilendi. Varılan uzlaşma, Komisyonun 29 Kasım'da yaptığı tavsiyeye  yakın niteliklere sahip. Örneğin: sekiz müzakere faslının  askıya alınması konusu, dışişleri bakanları tarafından da  benimsendi. Buna ek olarak Türkiye'nin Ek Protokolü uygulayıp uygulamadığının 2007, 2008 ve 2009 İlerleme Raporlarında Komisyon tarafından değerlendirilmesi talep edildi. Başka başlıkların açılabileceği, ancak kapatılamayacağı bu metinde de bir kez daha teyit edildi. Ancak burada olumlu  bir unsur da var o da şu: Konsey, müzakere sürecinin bundan  sonra devam edeceğine vurgu yaptı ve bunun mümkün olduğu kadar  kısa sürede ilerleme sağlanacak şekilde gerçekleştirilmesini  ümit ettiğini dile getirdi." (Güven Özalp, 12/12)

 

 

ALMANYA BASINI:

 

Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB Dışişleri Bakanları Türkiye ile Süren Üyelik Müzakerelerini Frenleme Kararı Aldı": "AB dışişleri bakanları, yaklaşık 10 saat süren  maratonun ardından limanlar konusunda Türkiye'ye karşı   takınacakları tavrı belirledi. Karara göre, AB Komisyonu’nun  tavsiyesi doğrultusunda sekiz müzakere başlığı askıya  alınacak. Dönem Başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı Erkki  Tuomioja'ya göre, hiçbir taraf sonuçtan yüzde yüz memnun  değil, ancak AB içinde önemli olan uzlaşıya varmaktı bu da sağlanabildi. Gerçekten de Türkiye'ye destek veren ülkelerle,  üyeliğine karşı çıkanlar bir orta yol buldu. Birliğin  Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, normal ilerleme raporu  sürecinin işleyeceğini belirterek, ‘Limanların Kıbrıs'a  açılması konusunda ültimatom veya randevu tarihi yok.’ dedi.  Kıbrıs Rum kesimi de, Kuzey Kıbrıs'a yönelik doğrudan  yardımları bloke edici tavrından vazgeçeceği mesajını verdi. Almanya Başbakanı Merkel de karardan memnun. Merkel,  ‘Türkiye'nin Ankara Protokolü'ne ilişkin yükümlülüklerini  yerine getirmemesi bu sonucu doğurdu’ şeklinde bir ifade  kullandı. AB dışişleri bakanları toplantısında Hollanda,  Yunanistan ve Kıbrıs'ın başını çektiği bir grup, toplam 35  başlıktan 10'unun açılmamasını talep etti. Buna karşı çıkan  ve aralarında İngiltere ile İspanya'nın da bulunduğu bir  başka grup, sadece üç başlıkla yetinilmesini istedi. Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, sonunda AB  Komisyonu’nun önerdiği sekiz başlıkta uzlaşma sağlandığını  söyledi. Türkiye Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün  yükümlülüklerini yerine getirip AB üyesi Kıbrıs'a liman ve  havaalanlarını açmadığı sürece söz konusu başlıklar, müzakere  edilmeyecek. Steinmeier, AB Komisyonu’nun, Türkiye'yi 2007-2008 ve  2009 yıllarındaki ilerleme raporunda değerlendirmeye devam  edeceğini belirtti. Steinmeier, ‘Vardığımız uzlaşma ne  bazıları tarafından talep edildiği gibi bir takvim, ne de  bir ültimatom içeriyor. Açık ve esnek bir kontrol mekanizmasını  tercih ettik.’ dedi." (Bernd Riegert, 12/12)

 

Frankfurter Rundschau: "SPD, Dışişleri Bakanı’nı Türkiye Politikasında Destekledi": "Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Hıristiyan Demokratları  Almanya'nın Türk politikası konusundaki çekişmelerde,  ‘tehditkar hareketlerden’ kaçınması yönünde uyardı. SPD Genel Sekreteri Hubertus Heil, ‘CDU/CSU'da  Bazılarının’ Ankara'nın AB üyeliği müzakerelerini ‘iç  siyaset malzemesi yaparak, konuyu suistimal ettiği’ yönünde  eleştirdi. SPD Parti Başkanlığı, Şansölye Angela Merkel'i  (CDU) doğrudan eleştirmeksizin, Birlik Partisine gönderme  yaparak, hafta sonu Türkiye'ye ‘ölçüsüz tepki’ verilmemesi yönünde uyarıda bulunan Dışişleri Bakanı Frank Walter  Steinmeier'e (SPD) arka çıktı. Hubertus Heil, Parti Başkanı  Kurt Beck'in yaklaşımının Dışişleri Bakanı’nın yaklaşımıyla ‘bire bir’ aynı olduğunu vurguladı. Federal Hükümet, SPD Dışişleri Bakanı  ile CDU'lu Şansölyenin Türkiye konusundaki bariz çekişmesini,   önemsizmiş gibi göstermeye çalıştı. Hükümet Sözcüsü Thomas  Steg, Angela Merkel'in Steinmeier'in ‘aşırı tepki göstermemek  gerekir’ uyarısını üzerine alınmadığını belirtti."  ("VGO" rumuzlu, 12/12)

 

Nürnberger Nachrichten: "Türkiye Kavgasında İkiyüzlülük": "Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerindeki kavgada -AB  ülkeleri tarafından da- çok ikiyüzlülük yapılıyor. Örneğin,  Kıbrıs sorununda sadece Türkiye'nin engelleyici tavırlarından  şikayet edip Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlıların, Türk tarafının  liman ve hava alanlarını açma konusundaki her türlü pragmatik  çözüm teklifini reddetmelerini görmemek adil değil. Öte yandan da, Türkiye'nin en büyük destekçilerinin  aslında kim olduğuna iyice bakılmalı. Bunlar İngiltere ve  Polonya, ayrıca AB'ye eleştirel tutum alan yeni İsveç  Hükümeti ile Estonya'dır. Gerekçeleri, şeffaf ve fazla  haysiyetli sayılmaz: Özellikle İngiltere ve Polonya, Birliğin  her derinlik kazanma çabası karşısında şüpheci, hatta  neredeyse karşıt davranıyor. Bunlar, AB ülkelerinin birbirine  daha fazla yakınlaşmasını arzulamıyor. Daha ziyade istedikleri  gevşek bir devletler bileşimi; her üyenin birçok politik  konuda veto hakkını -özellikle dış politik gelişmelerde-  muhafaza edeceği bir oluşum. Hesaplarına göre, Türkiye'nin  katılımıyla bu durum güçlenecek, AB ise zayıflayacak. Bu kavganın getirdiği tehlike açıkça küçümseniyor.  Türkiye'yi incitmenin ve üyelik perspektifini bulandırmanın  elbette ki sonuçları olur. Böyle bir durum, yönünü Batı'ya  çevirmiş reform çevrelerinin gücünü arttırmayacağı gibi,  aksine, kısmen dini kamplardan oluşan karşıtları güçlendirir. Türkiye'nin üyeliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği  -sonuç itibarıyla bunu kendisinin isteyip isteyemeyeceği-  sorusu, 2020-2025 yıllarından önce anlaşılamayacak. Ancak  gidilecek yön kararı daha önceden kesinleşecek. Kısa vadeli  iç politik hesaplardan ötürü Türkiye'yi yanlış bir yöne  zorlamak, vahim bir hata olur. Varılan uzlaşma sonrasında, Türkiye'nin yolu henüz  bulandırılmış sayılmaz. Ankara'yı harekete geçirmesi gereken  güçlü bir sinyal verildi. Fakat AB üyeleri, bir an önce kendi  saflarındaki ikiyüzlülükleri açıklığa kavuşturmalıdır. Sadece  Türk yanlışları kötü sonuçlar doğurmayabilir."  (Georg Escher, 12/12)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Österreich: "Türkiye'ye Karşı Adil Davranılmadı": "’Kararlar-Siyaset Yaşamım’ isimli biyografisinin satışa  sunulması, Almanya'nın eski Başbakanı Gerhard Schröder'in  Viyana'ya gelmesine neden oldu. Gerhard Schröder AB'nin Türkiye ile müzakerelerine  ilişkin şunları söyledi: ‘Türkiye ile bazı müzakere başlıklarının açılmaması,  Genişleme Komiseri Olli Rehn'in önerisine dayanıyor. Bu  durumda böyle bir karar kabul edilebilir. Müzakereleri  tümüyle durdurmak ise yanlış bir karar olurdu, bu haklı  bir davranış olmazdı. Türkiye'ye karşı adil davranılması  gerektiği kanısındayım, bu şimdiye kadar yapılmadı. Kıbrıs sorunu şimdiye kadar Kıbrıs Rumları yüzünden  başarısızlığa uğradı. Ankara Protokolü’ne paralel olarak  Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonuna son verilmesi haklı bir  davranış olurdu. Türkiye'nin 2015 yılında AB üyesi olmasını arzu  ederdim. Türkiye jeopolitik açıdan büyük bir öneme sahip.  Huzursuz ve istikrarsız bir Orta Doğu'da 10-20 yıla kadar  nüfusu 100 milyona ulaşmış, ekonomik açıdan Batı'ya  entegre olmuş bir Türkiye güvenlik alanında bir güvence  olabilir. Avrupa'ya entegre olmuş bir Türkiye Avrupa'nın  güvenliğini büyük ölçüde artıracaktır.’" (Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder ile yapılan mülakat, 12/12)

 

Österreich: "Yakışık Almayan Bir Oyun":

 

            "SORU: Türkiye ile müzakereler konusunda AB'nin  pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

            ANDROSCH: Bu yakışık almayan bir oyun.  Almanya'da Birlik partileri birbirleriyle kavgalı. Fransa  seçimlerin eşiğinde, İngiltere'de ise yakında başbakan  değişecek. Şu sıralar gerçekleşenlere müzakere denilemez.

 

            SORU: Dışişleri Bakanı Plassnik'in ‘müzakerelerin  hızını azaltma’ yolundaki beyanını nasıl  değerlendiriyorsunuz?

 

            ANDROSCH: Sanki üçüncü bir Türk kuşatmasını önlemeleri  gerekiyormuş gibi hareket ediyorlar.

 

            SORU: Kavga etmek için iki taraf gerekli. Türkiye  konusunda aksayan ne?

 

            ANDROSCH: Kıbrıs sorunu AB doğrultusunda çözülmeli.  Bir derneğe üye olan kişinin o derneğin kurallarını kabul  etmesi gerekir. Türkiye'nin telafi etmesi gereken çok şey  var. Ama katılım başarısızlığa uğrarsa, bu her iki  tarafın da zararına olacaktır." (Avusturya eski Maliye Bakanı Hannes Androsch ile yapılan mülakat, 12/12)

 

 

FRANSA BASINI:

 

AFP: "Türkiye... Müzakerelerin Yavaşlatılmasında 25'lerin Zor Mutabakatı... Merkel, 25'lerin Kararını Olumlu Buldu": "Avrupa dışişleri bakanları, Türkiye'nin  AB'ye üyelik müzakerelerinin yavaşlatılmasında mutabakata  vararak perşembe ve cuma günleri yapılacak olan Avrupa  Birliği zirvesinin bu fevkalade hassas konu ile heder  olmasını önlediler. AB Dönem Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada,  ‘Türkiye'nin üyelik müzakereleri konusunda AB'nin ortak  tavır takınması hususunda AB Dönem Başkanı Finlandiya  bir mutabakata ulaşılmasını sağladı’ denilmesiyle, bu toplantıdan bir anlaşma çıkmasının mümkün  olmadığını söyleyen yorumcuların tahminleri boşa çıktı. Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Catherine  Colonna, 25'lerin mutabakatının birçok noktayı içerdiğini  ifade etti. 25'ler öncelikle, Türkiye'nin AB'ye üyelik  müzakerelerinde ele alınacak 35 başlıktan sekizinin askıya  alınmasında mutabık kaldılar ve bu büyük İslam ülkesinin,  en az 10 ila 15 sene sürecek Avrupa yürüyüşünü fiilen  yavaşlattılar. 25'ler, Türkiye limanlarını ve hava meydanlarını  Kıbrıs Rum trafiğine açmayı kabul etmediği müddetçe  diğer hiçbir başlığın ele alınmamasına da karar verdiler. (…) Şimdi kalıyor geriye, Ankara'nın bu kararı nasıl  karşılayacağı bilmek. (…) Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin  AB üyelik müzakerelerini yavaşlatmak için AB dışişleri  bakanları tarafından Brüksel'de varılan mutabakatı  olumlu buldu. ‘Sağduyu ağır bastı’ diyen Angela Merkel'in sözcüsü  Ulrich Wilhelm, Brüksel'de varılan bu mutabakat ile,  ‘Türkiye'nin Ankara Protokolü’nü uygulamaya koymakla  ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının’  dikkate alındığını söyledi." (Catherine Triomphe, 12/12)

 

AFP: "Erdoğan Kararı Kınadı": "Türkiye Başbakanı Recep  Tayyip Erdoğan, 25'lerin dışişleri bakanlarının  aldığı Türkiye ile müzakereleri yavaşlatma kararını  kınadı. Avrupa normlarına uymak için hükümetin aynı  kararlılıkta reformlarına devam edeceğinin altını çizen  Erdoğan, AKP parlamento grubunda yaptığı açıklamada,  ‘İyi niyetimize rağmen AB dışişleri bakanlarının dünkü  kararı maalesef Türkiye için haksızlıktır. AB-Türkiye  ilişkileri zor bir dönemden geçmektedir.’ dedi. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: ‘Bu karar  Avrupa-Türkiye ilişkilerini yansıtmamaktadır ve Birlik ile  belirlediğimiz amaçtan sapmaktadır.’ Türk Hükümeti’nin son dakikada gerçekleştirdiği  girişimin dikkate alınmamasından duyduğu üzüntüyü dile  getiren Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki katı  tavrını sürdüreceğini ifade etti. Türkiye, Kıbrıs gemi ve uçaklarına limanlarını açmayı,  Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ekonomik tecridin kaldırılması  koşuluyla kabul edebileceğini her fırsatta dile getiriyor. Bu konuda Erdoğan AB'yi taahhütlerini yerine  getirmemekle suçladı." (12/12)

 

AFP: "Blair: Türkiye'ye Sırtını Dönmek Büyük Bir Stratejik Hata Olur": "İngiltere Başbakanı Tony Blair, Türkiye'ye sırtını dönmenin AB için ‘uzun vadeli büyük  bir stratejik hata’ olacağını ileri sürdü. Aylık basın toplantısında yaptığı açıklamada Blair,  Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini yeniden hatırlatarak,  ‘Türkiye'ye sırtını dönmek Avrupa için uzun vadeli büyük bir  stratejik hata olur.’ dedi. Avrupa dışişleri bakanları, Türkiye'nin üyelik  müzakerelerini yavaşlatmak için bir anlaşmaya vardılar. Başbakan Blair, ‘Umarım, gelecekteki çeşitli meselelerde  ilerleme kaydederiz.’ dedi." (12/12)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

Reuters: "Rehn: AB, Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerinde İlerleme Kaydedecek": "AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs meselesi nedeniyle  müzakerelerin kısmi olarak dondurulmasının süreci  durdurmayacağını göstermek için AB'nin, Türkiye'nin üyelik  görüşmeleri çerçevesinde yeni başlıklar açmaya hazır olduğunu  söyledi. AB dışişleri bakanlarının Türkiye'nin üyelik müzakerelerini kısmi olarak dondurma kararı almasından bir gün sonra bir basın  toplantısı düzenleyen Rehn, ‘Türkiye, teknik hazırlıkların  tamamlandığı yeni başlıkların açılması ve gelişme göstermek  için hazırdır.’ dedi. Rehn, üye devletlerin bu hafta özel toplantılar yaptığını ve bazı müzakere başlıklarının Noel'den önce hazır olacağını  söyledi." (12/12)

 

Reuters: "Engeller Türkiye'yi AB Hedefinden Caydıramayacak": "Avrupa Birliği'nin benzeri görülmemiş bir şekilde  Türkiye'nin üyelik müzakerelerini kısmen dondurma kararı  alması, Müslüman ülkenin onca yıllık AB hayaline ulaşmak  için uyguladığı reformları yavaşlatsa da durdurmayacak. Birliğin genişleme sürecinde ilk kez AB dışişleri  bakanları ortak bir karara vararak, AB üyesi Kıbrıs ile  ticari ilişkilerini normale çevirmeyen Türkiye'yi cezalandırma  konusunda anlaştılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu kararı kınarken,  analistlerse, Kıbrıs sorunun çözülmesi için herhangi bir  mühlet verilmeksizin 35 başlıktan 8'inin askıya alınmasının  o kadar da kötü bir haber olmadığına dikkat çekiyor. Erdoğan, ülke tarihinde görülen en istikrarlı ve güçlü bir  ekonomik büyüme kaydeden hükümetlerden birine başkanlık ediyor. Geçmişte birçok politikacının yapmak istediği gibi Erdoğan da Türkiye'yi modernleştirmek için AB müzakerelerini kullanıyor. AK Partili üyelere seslenen Erdoğan, ‘Reform  sürecimiz aynı kararlılıkla devam edecektir.’ dedi. Analistler, AB üyeliği ve ekonomik büyümenin AK Parti  platformunun önemli unsurları olduğunu ve bu iki alanda  yapılacak herhangi bir hatanın seçimlerde partiye zarar  vereceğini söylüyorlar. Kamuoyu yoklamaları, Türkiye'de AB üyeliğine verilen  desteğin ciddi oranda azaldığını gösteriyor. Uzmanlar, Avrupalı komşularının adil davranmadığını hisseden Türklerin bu  tepkisinin normal olduğu görüşündeler."  (Paul de Bendern, 12/12)

 

Reuters: "AB Türkiye Müzakerelerinin Kısmen Askıya Alınmasına Karar Verdi... Kıbrıs Geri Adım Attı": "Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Kıbrıs'la  ticari ilişkilerini normalleştirmeyi reddettiği için  Ankara'yı cezalandırmak üzere emsalsiz bir girişimde  bulunarak Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin  kısmen askıya alınması konusunda anlaştılar. Ancak aynı zamanda, Avrupa ve Orta Doğu arasında  hassas bir sınırda bulunan AB'nin en büyük ve stratejik  açıdan en önemli adayıyla müzakerelerin çökmemesi  gerektiği vurgulandı. Bakanlar 35 bölümün sekizinin askıya alınması  konusunda anlaşmaya vardılar. 25 bakan, askıya alınmayan  bölümler konusunda görüşmelerin devam etmesi ancak  Ankara hava ve deniz limanlarını Kıbrıs trafiğine açma  yükümlülüğünü yerine getirene kadar sonuçlandırılmaması  kararı aldı. Ancak diplomatlar AB'nin genişleme süreci tarihinde  ilk defa bloğun bir aday ülkeye bu tür bir yaptırım  uyguladığını söylediler. AB bakanları aynı zamanda prensip olarak Kıbrıs  Türk kesiminin ekonomik izolasyonuna son verilmesi  konusunda anlaştılar, ancak diplomatlar gerekli  düzenlemelerin Almanya'nın dönem başkanlığı sırasında  yapılması gerektiğini belirttiler. Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja,  gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘Tartışmamızın en önemli  bölümü, tüm kriterleri karşıladıktan sonra Türkiye'nin  AB'ye katılım ihtimalini kimsenin sorgulamamasıdır.’ dedi. Daha sert bir tutum takınılmasını savunan Yunanistan,  Kıbrıs ve Avusturya ve Türkiye'nin destekçileri İngiltere  ve İsveç arasında gün boyunca süren tartışmaların ardından  35 bölümün sekizinin askıya alınmasına ancak diğerlerinin  devam etmesine karar verildi. Toplantı sona erdikten sonra yapılan yorumlarda,  büyük bir sürpriz olmadığı ve Kıbrıs'ın, yeniden birleşme  görüşmelerine olası etkisinden korkarak beklenenden daha  yumuşak bir tavır sergilediği belirtildi. Ayrıca Kıbrıs, bakanları, hava ve deniz limanlarını  açmaması halinde Ankara'nın karşı karşıya kalacağı  cezaların belirlenmesi konusunda da ikna edemedi."  (Ingrid Melander, Michele Kambas, 12/12)

 

The Independent: "AB, Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerini Donduruyor": "Avrupa dışişleri bakanlarının, Ankara'nın  limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'la ticarete açmamasını  cezalandırmaya karar vermesinden sonra Türkiye'nin AB üyelik  görüşmeleri kısmen dondurulacak. Uzlaşma metni, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin dörtte  birini derin dondurucuya koyarak üyelik görüşmelerinin frenine  bastı. Fakat bu uzlaşma, Brüksel'de bir zirvede bir  araya gelecek AB hükümet başkanları arasında bir ihtilaf çıkma  ihtimalini de ortadan kaldırdı. Bu karar, son dakikada bir liman ve bir havaalanını  Kıbrıs ticaretine açma önerisiyle müzakerelerin kısmen  dondurulması ihtimalini bertaraf ettiğini uman Türkiye'ye  bir darbe oldu. Bu öneri yetersiz görüldü, çünkü Ankara'nın  planı koşulsuz değil, bir paketin parçasıydı. Sonunda AB üye devletleri, Avrupa Komisyonu’nun  Türkiye'nin AB müzakerelerinin bölündüğü 35 fasıldan -politika  alanından- sekizini donduracak bir uzlaşma önerisinin etrafında  toplanabildiler. Bu alanlar ticaret, mali hizmetler ve  ulaştırmayı kapsıyor. (…) Hem Türkiye'nin AB üyeliğinden yana olanlar hem de  kuşkucular zafer kazandıklarını ilan ettiler. Ankara'nın  üyelik davasının savunuculuğunu yapan ve başlangıçta  yalnızca üç faslın dondurulmasını isteyen İngiltere,  uzlaşmanın Ankara'nın AB'ye katılma umutlarını muhafaza  ettiğini belirtti. İngiliz Dışişleri Bakanı Margaret Beckett, ‘Tren  kazası yok, tren sağlam bir şekilde raylardadır. Evet,  sekiz fasıl donduruldu, fakat 35 faslın 27'si donmuş değil  ve birtakım şeylerin düzgün bir şekilde işleyeceği ve  Türkiye'yi zamanı geldiğinde etkin bir şekilde AB üyesi  yapacak her türlü olasılık vardır.’ dedi. Türkiye'nin üyeliğine en dobra eleştirileri yönelten  devletlerden birisi olan Avusturya tersini savundu. Avusturya  Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, ‘Sekiz ana müzakere alanı  derin dondurucuya alınacak. Türkiye hiç bir garantiyi hesaba katamaz, hiçbir şey otomatik değil.’ dedi. İspanya  Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos da, ‘Çifte sinyalin  gönderilmesi önemlidir: Bunlardan birisi, tren kazası  olmamalı, fakat bir yavaşlama olmalıdır sinyalidir.’ dedi. Şimdi bütün gözler Ankara'nın ne tepki göstereceğine  çevrildi. Türk Hükümeti, kamuoyunun görüşmelerden çekilme  baskısı altında. Fakat Türkiye resmi olarak hala aktif  olan müzakere alanlarında herhangi bir ilerlemenin  sağlanıp sağlanmayacağı konusunu değerlendirmek için  önümüzdeki yıla kadar bekleyebilir. Türkiye'nin AB'ye katılma başvurusu 25 üye devleti  ikiye böldü. Avusturya, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, iç  kamuoylarının kesinlikle Türkiye'nin üyeliğine karşı  olduğunu biliyorlar. İngiltere gibi bazı üyeler ise, AB için İslam dünyasına  mesaj göndermek için çoğunluğu Müslüman olan bu büyük ülkeyi  kucaklamanın hayati önemi olduğunu öne sürüyorlar." (Stephen Castle, 12/12)

 

 

İSPANYA BASINI:

 

El Pais: "Türkiye Cezalandırıldı": "Deniz ve hava limanlarını Kıbrıs'a kapatmasından dolayı  Türkiye'nin AB'ye katılımı için sürdürülen müzakerelerin 35  başlığından sekizinin askıya alınması kararı, Ankara ve Avrupa  için olumsuz sonuçlar doğuracak. Erdoğan hükümeti, bir liman ve havaalanını Kıbrıs'tan gelen mallara açma teklifiyle bir jest yaptı. Hatta oldukça ürkek olan bu teklif, devlet politikasına  muhalif olarak Türk ordusunun başı tarafından alenen endişe  verici bir şekilde eleştirildi. AB'nin kısmi kapı çarpması,  -mantığa aykırı olarak tutarsız olsa da- küçük çapta olmasına  rağmen devlet içinde bir devlet olmaktan vazgeçmek istemeyen  ve 2007'deki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerden dolayı  tahrik olmuş askerler ve İslamcıların bir kesimi arasında  Avrupa karşıtı bir birlik doğurabilir. Ankara ile müzakereler -durdurulmak demeyelim de-  frenlenmek için başlamadı. Haklı gösterilen neden Kıbrıs  olsa da özellikle hassas bir zamanda İslam dünyasının  bütününe kötü bir ret mesajı veriliyor. Türkiye'nin,  tanımadığı bir ülkeyle müzakere yapamayacağı bir gerçek  ve bu da AB'nin üyesi olarak Kıbrıs'ın meselesidir. (…) Yıllık olarak gözden geçirilecek bu ceza kararından  sonra, Avrupa vizyonu ve sınırları hakkında 25’ler arasında derin bir bölünme gizli. Merkel, iç sebeplerden  dolayı ve bu ülkenin Birliğin en kalabalık ülkesi olan  Almanya'ya kaybettireceği şeyler olduğu için Türkiye'nin  AB'ye girmesini istemiyor. Yunanistan, Kıbrıs ve Avusturya,  müzakerelerin doğrudan askıya alınmasını istiyor. İspanya,  AB'de Akdeniz ağırlığı ve İslam dünyasına doğru Avrupa'nın  açılımı sebepleriyle ve İngiltere de büyük bir pazardaki  katılımı seyreltme siyasetinden dolayı, müeyyidenin tamamına  karşıydı. Nihayetinde, Türkiye ile ne yapmak gerektiğine dair  temel sorunu çözmek için ortak bir söz verildi. Bunu halletmek  için, Avrupa'ya televizyon ihracatında ilk sırada olan ve  Avrupa ekonomisi içinde yer alan bugünün Türkiye'sini  düşünmemek, aksine şimdiki değişiklik ritminde devam ederse  10 yıl içinde bu büyük ülkenin nasıl olacağını düşünmek  lazım. Aslında Türk meselesinin doğurduğu problem, Avrupa  Birliği'nin ne olmasının istendiğidir." (12/12)

 

 

İSVİÇRE BASINI:

 

Le Temps: "Avrupa İstikametindeki Türk Treni Yavaş Seyredecek": "Avrupa Komisyonu son noktayı koydu. Türkiye ile yürütülen  üyelik müzakerelerinin askıya alınıp alınmamasında görüş  ayrılığına düşmüş olan 25'ler, Brüksel ve Ankara'nın  yürütmekte olduğu müzakerelerde 35 başlıktan sekizinin askıya  alınması hususundaki Avrupa Komisyonu’nun tavsiye kararına  katıldı. Böyle bir karar alınmış gibi görünse de buna bir  takım müeyyidelerin refakat etmesi meselesi muğlak kalıyor.  Türkiye 2009'a kadar her yıl AB'ye hesap verebilecek. Bu  takip, Avrupa Birliği'ne, liman ve havaalanlarını  1 Eylül 2004'te AB'ye giren Kıbrıs'ın gemi ve uçaklarına  açmayı reddetmesinden sonra Ankara'yı gözetim altına alma  imkanı verecektir. Diplomasi oyunu bitmiş değil. Dışişleri bakanları  toplantısı esas olarak takınılacak ortak tavrın genel  hatlarının çizilmesini ve Türkiye'nin üyeliğine taraf ve  karşı olanlar arasındaki fikir ayrılığının gün ortasında  infilak etmesinden sakınmayı hedef alıyordu. Bu konu  her halükarda 14-15 Aralık tarihlerinde yapılacak olan devlet  ve hükümet başkanları zirvesinin gündeminde yerini alacaktır.  Avrupa Birliği üyesi bütün ülkelere eşit davranılması  mecburiyetinin Türkiye'ye resmen hatırlatılması muhtemeldir.  Beraberinde bir nihai tarih veya herhangi bir müeyyide olmasa  da bir takvimin ortaya konulması bekleniyor."  (Richard Werli, 12/12)

 

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

 

Atina Haber Ajansı: "Avrupa Birliği: Türkiye'nin Sekiz Başlığı Donduruldu": "Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı yükümlülüklerini yerine  getirmediği sonucuna varan AB Genel İşler Konseyi  Türkiye ile sekiz müzakere başlığının tam olarak  dondurulmasını kararlaştırdı. Diğer müzakere başlıkları  konusunda ise Konsey, müzakerelerin başlayacağı ancak  Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı yükümlülüklerini yerine  getirmemeye devam ettiği sürece kapanmaması kararını aldı.  Kararda ayrıca Avrupa Komisyonu’na, Türkiye'yi değerlendirmesi  ve 2007, 2008, 2009'da yayımlayacağı Türkiye'nin yıllık  İlerleme Raporu ile ilgili Konseye bilgi vermesi çağrısı  yapılıyor. (…) Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni Genel İşler Konseyi  toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupai  perspektifi konusunda uzlaşıcı bir anlaşmaya varılmasından  duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bakoyanni, alınan kararla 25'lerin ortak tutum içinde  oldukları yönünde Türkiye'ye açık bir mesaj gönderdiklerini  belirtti. Ayrıca Türkiye'nin üyelik sürecinin normal  ilerlemesinin tek güvenli yolunun, Avrupai kriter ve ön koşullara tam uymak olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği'nin uzun ve ısrarlı çabaları sonunda  Gümrük Birliği Ek Protokolü ile bağlantılı olan tüm  başlıkların açılmamasını kararlaştırdığını ifade eden  Dora Bakoyanni, yoğun görüşmeler sonunda Türkiye'yi  değerlendirme ve denetleme mekanizmasının başlatılması  üzerine uzlaşma sağlandığını, bunun Avrupa Komisyonunun  Konseye sunacağı raporlarda Türkiye'den özel olarak  bahsedilmesi ile 2007 yılında başlayıp 2008 ve gerekirse  2009'da da devam edeceğini söyledi. Dışişleri Bakanı, bu  yöntemle, belirli bir takvimin şekillendiğini kaydetti." (12/12)

 

 

 

NOT: Bu bülten, 12 Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan  derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR