ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB, Türkiye ile Sekiz
Müzakere Başlığının Askıya Alınmasını Kararlaştırdı":
"Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Türkiye ile sekiz müzakere
başlığının askıya alınmasını kararlaştırdı. İngiltere, İtalya ve İsveç
gibi ülkeler, Türkiye'ye karşı daha yumuşak bir tutum sergilenmesini;
buna karşılık Avusturya, Almanya, Fransa, Kıbrıs Rum kesimi ve
Yunanistan, Avrupa Birliği Komisyonu’nun tavsiye kararının daha da
sertleştirilmesini istedi. Varılan uzlaşma, aslında Türkiye'yi
destekleyen ülkelerle Türkiye aleyhinde hareket eden ülkeler arasında
bir uzlaşma metni olarak gündeme geldi ve hemen hemen her iki tarafı da
memnun etmeye çalışan bir yaklaşım sergilendi. Varılan uzlaşma,
Komisyonun 29 Kasım'da yaptığı tavsiyeye yakın niteliklere sahip.
Örneğin: sekiz müzakere faslının askıya alınması konusu, dışişleri
bakanları tarafından da benimsendi. Buna ek olarak Türkiye'nin Ek
Protokolü uygulayıp uygulamadığının 2007, 2008 ve 2009 İlerleme
Raporlarında Komisyon tarafından değerlendirilmesi talep edildi. Başka
başlıkların açılabileceği, ancak kapatılamayacağı bu metinde de bir kez
daha teyit edildi. Ancak burada olumlu bir unsur da var o da şu: Konsey,
müzakere sürecinin bundan sonra devam edeceğine vurgu yaptı ve bunun
mümkün olduğu kadar kısa sürede ilerleme sağlanacak şekilde
gerçekleştirilmesini ümit ettiğini dile getirdi."
(Güven Özalp, 12/12)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB Dışişleri Bakanları
Türkiye ile Süren Üyelik Müzakerelerini Frenleme Kararı Aldı":
"AB dışişleri bakanları, yaklaşık 10 saat süren maratonun ardından
limanlar konusunda Türkiye'ye karşı takınacakları tavrı belirledi.
Karara göre, AB Komisyonu’nun tavsiyesi doğrultusunda sekiz müzakere
başlığı askıya alınacak. Dönem Başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı
Erkki Tuomioja'ya göre, hiçbir taraf sonuçtan yüzde yüz memnun değil,
ancak AB içinde önemli olan uzlaşıya varmaktı bu da sağlanabildi.
Gerçekten de Türkiye'ye destek veren ülkelerle, üyeliğine karşı çıkanlar
bir orta yol buldu. Birliğin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn,
normal ilerleme raporu sürecinin işleyeceğini belirterek, ‘Limanların
Kıbrıs'a açılması konusunda ültimatom veya randevu tarihi yok.’ dedi.
Kıbrıs Rum kesimi de, Kuzey Kıbrıs'a yönelik doğrudan yardımları bloke
edici tavrından vazgeçeceği mesajını verdi. Almanya Başbakanı Merkel de
karardan memnun. Merkel, ‘Türkiye'nin Ankara Protokolü'ne ilişkin
yükümlülüklerini yerine getirmemesi bu sonucu doğurdu’ şeklinde bir
ifade kullandı. AB dışişleri bakanları toplantısında Hollanda,
Yunanistan ve Kıbrıs'ın başını çektiği bir grup, toplam 35 başlıktan
10'unun açılmamasını talep etti. Buna karşı çıkan ve aralarında
İngiltere ile İspanya'nın da bulunduğu bir başka grup, sadece üç
başlıkla yetinilmesini istedi. Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier,
sonunda AB Komisyonu’nun önerdiği sekiz başlıkta uzlaşma sağlandığını
söyledi. Türkiye Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün yükümlülüklerini yerine
getirip AB üyesi Kıbrıs'a liman ve havaalanlarını açmadığı sürece söz
konusu başlıklar, müzakere edilmeyecek. Steinmeier, AB Komisyonu’nun,
Türkiye'yi 2007-2008 ve 2009 yıllarındaki ilerleme raporunda
değerlendirmeye devam edeceğini belirtti. Steinmeier, ‘Vardığımız
uzlaşma ne bazıları tarafından talep edildiği gibi bir takvim, ne de
bir ültimatom içeriyor. Açık ve esnek bir kontrol mekanizmasını tercih
ettik.’ dedi." (Bernd Riegert, 12/12)
Frankfurter Rundschau: "SPD, Dışişleri Bakanı’nı
Türkiye Politikasında Destekledi": "Sosyal
Demokrat Partisi (SPD), Hıristiyan Demokratları Almanya'nın Türk
politikası konusundaki çekişmelerde, ‘tehditkar hareketlerden’ kaçınması
yönünde uyardı. SPD Genel Sekreteri Hubertus Heil, ‘CDU/CSU'da
Bazılarının’ Ankara'nın AB üyeliği müzakerelerini ‘iç siyaset malzemesi
yaparak, konuyu suistimal ettiği’ yönünde eleştirdi. SPD Parti
Başkanlığı, Şansölye Angela Merkel'i (CDU) doğrudan eleştirmeksizin,
Birlik Partisine gönderme yaparak, hafta sonu Türkiye'ye ‘ölçüsüz tepki’
verilmemesi yönünde uyarıda bulunan Dışişleri Bakanı Frank Walter
Steinmeier'e (SPD) arka çıktı. Hubertus Heil, Parti Başkanı Kurt Beck'in
yaklaşımının Dışişleri Bakanı’nın yaklaşımıyla ‘bire bir’ aynı olduğunu
vurguladı. Federal Hükümet, SPD Dışişleri Bakanı ile CDU'lu Şansölyenin
Türkiye konusundaki bariz çekişmesini, önemsizmiş gibi göstermeye
çalıştı. Hükümet Sözcüsü Thomas Steg, Angela Merkel'in Steinmeier'in
‘aşırı tepki göstermemek gerekir’ uyarısını üzerine alınmadığını
belirtti." ("VGO" rumuzlu, 12/12)
Nürnberger Nachrichten: "Türkiye Kavgasında
İkiyüzlülük": "Türkiye'nin AB üyelik
müzakerelerindeki kavgada -AB ülkeleri tarafından da- çok ikiyüzlülük
yapılıyor. Örneğin, Kıbrıs sorununda sadece Türkiye'nin engelleyici
tavırlarından şikayet edip Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlıların, Türk
tarafının liman ve hava alanlarını açma konusundaki her türlü pragmatik
çözüm teklifini reddetmelerini görmemek adil değil. Öte yandan da,
Türkiye'nin en büyük destekçilerinin aslında kim olduğuna iyice
bakılmalı. Bunlar İngiltere ve Polonya, ayrıca AB'ye eleştirel tutum
alan yeni İsveç Hükümeti ile Estonya'dır. Gerekçeleri, şeffaf ve fazla
haysiyetli sayılmaz: Özellikle İngiltere ve Polonya, Birliğin her
derinlik kazanma çabası karşısında şüpheci, hatta neredeyse karşıt
davranıyor. Bunlar, AB ülkelerinin birbirine daha fazla yakınlaşmasını
arzulamıyor. Daha ziyade istedikleri gevşek bir devletler bileşimi; her
üyenin birçok politik konuda veto hakkını -özellikle dış politik
gelişmelerde- muhafaza edeceği bir oluşum. Hesaplarına göre,
Türkiye'nin katılımıyla bu durum güçlenecek, AB ise zayıflayacak. Bu
kavganın getirdiği tehlike açıkça küçümseniyor. Türkiye'yi incitmenin ve
üyelik perspektifini bulandırmanın elbette ki sonuçları olur. Böyle bir
durum, yönünü Batı'ya çevirmiş reform çevrelerinin gücünü arttırmayacağı
gibi, aksine, kısmen dini kamplardan oluşan karşıtları güçlendirir.
Türkiye'nin üyeliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği -sonuç itibarıyla
bunu kendisinin isteyip isteyemeyeceği- sorusu, 2020-2025 yıllarından
önce anlaşılamayacak. Ancak gidilecek yön kararı daha önceden
kesinleşecek. Kısa vadeli iç politik hesaplardan ötürü Türkiye'yi yanlış
bir yöne zorlamak, vahim bir hata olur. Varılan uzlaşma sonrasında,
Türkiye'nin yolu henüz bulandırılmış sayılmaz. Ankara'yı harekete
geçirmesi gereken güçlü bir sinyal verildi. Fakat AB üyeleri, bir an
önce kendi saflarındaki ikiyüzlülükleri açıklığa kavuşturmalıdır.
Sadece Türk yanlışları kötü sonuçlar doğurmayabilir." (Georg
Escher, 12/12)
AVUSTURYA BASINI:
Österreich: "Türkiye'ye Karşı Adil Davranılmadı":
"’Kararlar-Siyaset Yaşamım’ isimli biyografisinin satışa sunulması,
Almanya'nın eski Başbakanı Gerhard Schröder'in Viyana'ya gelmesine neden
oldu. Gerhard Schröder AB'nin Türkiye ile müzakerelerine ilişkin şunları
söyledi: ‘Türkiye ile bazı müzakere başlıklarının açılmaması, Genişleme
Komiseri Olli Rehn'in önerisine dayanıyor. Bu durumda böyle bir karar
kabul edilebilir. Müzakereleri tümüyle durdurmak ise yanlış bir karar
olurdu, bu haklı bir davranış olmazdı. Türkiye'ye karşı adil
davranılması gerektiği kanısındayım, bu şimdiye kadar yapılmadı. Kıbrıs
sorunu şimdiye kadar Kıbrıs Rumları yüzünden başarısızlığa uğradı.
Ankara Protokolü’ne paralel olarak Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonuna son
verilmesi haklı bir davranış olurdu. Türkiye'nin 2015 yılında AB üyesi
olmasını arzu ederdim. Türkiye jeopolitik açıdan büyük bir öneme sahip.
Huzursuz ve istikrarsız bir Orta Doğu'da 10-20 yıla kadar nüfusu 100
milyona ulaşmış, ekonomik açıdan Batı'ya entegre olmuş bir Türkiye
güvenlik alanında bir güvence olabilir. Avrupa'ya entegre olmuş bir
Türkiye Avrupa'nın güvenliğini büyük ölçüde artıracaktır.’"
(Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder ile yapılan
mülakat, 12/12)
Österreich: "Yakışık Almayan Bir Oyun":
"SORU: Türkiye ile müzakereler
konusunda AB'nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ANDROSCH: Bu yakışık almayan bir oyun.
Almanya'da Birlik partileri birbirleriyle kavgalı. Fransa seçimlerin
eşiğinde, İngiltere'de ise yakında başbakan değişecek. Şu sıralar
gerçekleşenlere müzakere denilemez.
SORU: Dışişleri Bakanı Plassnik'in
‘müzakerelerin hızını azaltma’ yolundaki beyanını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
ANDROSCH: Sanki üçüncü bir Türk
kuşatmasını önlemeleri gerekiyormuş gibi hareket ediyorlar.
SORU: Kavga etmek için iki taraf
gerekli. Türkiye konusunda aksayan ne?
ANDROSCH: Kıbrıs sorunu AB
doğrultusunda çözülmeli. Bir derneğe üye olan kişinin o derneğin
kurallarını kabul etmesi gerekir. Türkiye'nin telafi etmesi gereken çok
şey var. Ama katılım başarısızlığa uğrarsa, bu her iki tarafın da
zararına olacaktır." (Avusturya eski Maliye
Bakanı Hannes Androsch ile yapılan mülakat, 12/12)
FRANSA BASINI:
AFP: "Türkiye... Müzakerelerin Yavaşlatılmasında
25'lerin Zor Mutabakatı... Merkel, 25'lerin Kararını Olumlu Buldu":
"Avrupa dışişleri bakanları, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin
yavaşlatılmasında mutabakata vararak perşembe ve cuma günleri yapılacak
olan Avrupa Birliği zirvesinin bu fevkalade hassas konu ile heder
olmasını önlediler. AB Dönem Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada,
‘Türkiye'nin üyelik müzakereleri konusunda AB'nin ortak tavır takınması
hususunda AB Dönem Başkanı Finlandiya bir mutabakata ulaşılmasını
sağladı’ denilmesiyle, bu toplantıdan bir anlaşma çıkmasının mümkün
olmadığını söyleyen yorumcuların tahminleri boşa çıktı. Fransa'nın Avrupa
İşlerinden Sorumlu Bakanı Catherine Colonna, 25'lerin mutabakatının
birçok noktayı içerdiğini ifade etti. 25'ler öncelikle, Türkiye'nin
AB'ye üyelik müzakerelerinde ele alınacak 35 başlıktan sekizinin askıya
alınmasında mutabık kaldılar ve bu büyük İslam ülkesinin, en az 10 ila
15 sene sürecek Avrupa yürüyüşünü fiilen yavaşlattılar. 25'ler, Türkiye
limanlarını ve hava meydanlarını Kıbrıs Rum trafiğine açmayı kabul
etmediği müddetçe diğer hiçbir başlığın ele alınmamasına da karar
verdiler. (…) Şimdi kalıyor geriye, Ankara'nın bu kararı nasıl
karşılayacağı bilmek. (…) Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel,
Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini yavaşlatmak için AB dışişleri
bakanları tarafından Brüksel'de varılan mutabakatı olumlu buldu.
‘Sağduyu ağır bastı’ diyen Angela Merkel'in sözcüsü Ulrich Wilhelm,
Brüksel'de varılan bu mutabakat ile, ‘Türkiye'nin Ankara Protokolü’nü
uygulamaya koymakla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemiş
olmasının’ dikkate alındığını söyledi." (Catherine
Triomphe, 12/12)
AFP: "Erdoğan Kararı Kınadı":
"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 25'lerin dışişleri
bakanlarının aldığı Türkiye ile müzakereleri yavaşlatma kararını
kınadı. Avrupa normlarına uymak için hükümetin aynı kararlılıkta
reformlarına devam edeceğinin altını çizen Erdoğan, AKP parlamento
grubunda yaptığı açıklamada, ‘İyi niyetimize rağmen AB dışişleri
bakanlarının dünkü kararı maalesef Türkiye için haksızlıktır.
AB-Türkiye ilişkileri zor bir dönemden geçmektedir.’ dedi. Erdoğan
sözlerine şöyle devam etti: ‘Bu karar Avrupa-Türkiye ilişkilerini
yansıtmamaktadır ve Birlik ile belirlediğimiz amaçtan sapmaktadır.’ Türk
Hükümeti’nin son dakikada gerçekleştirdiği girişimin dikkate
alınmamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs
konusundaki katı tavrını sürdüreceğini ifade etti. Türkiye, Kıbrıs gemi
ve uçaklarına limanlarını açmayı, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ekonomik
tecridin kaldırılması koşuluyla kabul edebileceğini her fırsatta dile
getiriyor. Bu konuda Erdoğan AB'yi taahhütlerini yerine getirmemekle
suçladı." (12/12)
AFP: "Blair: Türkiye'ye Sırtını Dönmek Büyük Bir
Stratejik Hata Olur": "İngiltere Başbakanı Tony
Blair, Türkiye'ye sırtını dönmenin AB için ‘uzun vadeli büyük bir
stratejik hata’ olacağını ileri sürdü. Aylık basın toplantısında yaptığı
açıklamada Blair, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini yeniden
hatırlatarak, ‘Türkiye'ye sırtını dönmek Avrupa için uzun vadeli büyük
bir stratejik hata olur.’ dedi. Avrupa dışişleri bakanları, Türkiye'nin
üyelik müzakerelerini yavaşlatmak için bir anlaşmaya vardılar. Başbakan
Blair, ‘Umarım, gelecekteki çeşitli meselelerde ilerleme kaydederiz.’
dedi." (12/12)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "Rehn: AB, Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerinde
İlerleme Kaydedecek": "AB'nin Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs meselesi nedeniyle müzakerelerin
kısmi olarak dondurulmasının süreci durdurmayacağını göstermek için
AB'nin, Türkiye'nin üyelik görüşmeleri çerçevesinde yeni başlıklar
açmaya hazır olduğunu söyledi. AB dışişleri bakanlarının Türkiye'nin
üyelik müzakerelerini kısmi olarak dondurma kararı almasından bir gün
sonra bir basın toplantısı düzenleyen Rehn, ‘Türkiye, teknik
hazırlıkların tamamlandığı yeni başlıkların açılması ve gelişme
göstermek için hazırdır.’ dedi. Rehn, üye devletlerin bu hafta özel
toplantılar yaptığını ve bazı müzakere başlıklarının Noel'den önce hazır
olacağını söyledi." (12/12)
Reuters: "Engeller Türkiye'yi AB Hedefinden
Caydıramayacak": "Avrupa Birliği'nin benzeri
görülmemiş bir şekilde Türkiye'nin üyelik müzakerelerini kısmen dondurma
kararı alması, Müslüman ülkenin onca yıllık AB hayaline ulaşmak için
uyguladığı reformları yavaşlatsa da durdurmayacak. Birliğin genişleme
sürecinde ilk kez AB dışişleri bakanları ortak bir karara vararak, AB
üyesi Kıbrıs ile ticari ilişkilerini normale çevirmeyen Türkiye'yi
cezalandırma konusunda anlaştılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu
kararı kınarken, analistlerse, Kıbrıs sorunun çözülmesi için herhangi
bir mühlet verilmeksizin 35 başlıktan 8'inin askıya alınmasının o kadar
da kötü bir haber olmadığına dikkat çekiyor. Erdoğan, ülke tarihinde
görülen en istikrarlı ve güçlü bir ekonomik büyüme kaydeden
hükümetlerden birine başkanlık ediyor. Geçmişte birçok politikacının
yapmak istediği gibi Erdoğan da Türkiye'yi modernleştirmek için AB
müzakerelerini kullanıyor. AK Partili üyelere seslenen Erdoğan, ‘Reform
sürecimiz aynı kararlılıkla devam edecektir.’ dedi. Analistler, AB
üyeliği ve ekonomik büyümenin AK Parti platformunun önemli unsurları
olduğunu ve bu iki alanda yapılacak herhangi bir hatanın seçimlerde
partiye zarar vereceğini söylüyorlar. Kamuoyu yoklamaları, Türkiye'de AB
üyeliğine verilen desteğin ciddi oranda azaldığını gösteriyor. Uzmanlar,
Avrupalı komşularının adil davranmadığını hisseden Türklerin bu
tepkisinin normal olduğu görüşündeler." (Paul de Bendern, 12/12)
Reuters: "AB Türkiye Müzakerelerinin Kısmen Askıya
Alınmasına Karar Verdi... Kıbrıs Geri Adım Attı":
"Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Kıbrıs'la ticari ilişkilerini
normalleştirmeyi reddettiği için Ankara'yı cezalandırmak üzere emsalsiz
bir girişimde bulunarak Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin kısmen
askıya alınması konusunda anlaştılar. Ancak aynı zamanda, Avrupa ve Orta
Doğu arasında hassas bir sınırda bulunan AB'nin en büyük ve stratejik
açıdan en önemli adayıyla müzakerelerin çökmemesi gerektiği vurgulandı.
Bakanlar 35 bölümün sekizinin askıya alınması konusunda anlaşmaya
vardılar. 25 bakan, askıya alınmayan bölümler konusunda görüşmelerin
devam etmesi ancak Ankara hava ve deniz limanlarını Kıbrıs trafiğine
açma yükümlülüğünü yerine getirene kadar sonuçlandırılmaması kararı
aldı. Ancak diplomatlar AB'nin genişleme süreci tarihinde ilk defa
bloğun bir aday ülkeye bu tür bir yaptırım uyguladığını söylediler. AB
bakanları aynı zamanda prensip olarak Kıbrıs Türk kesiminin ekonomik
izolasyonuna son verilmesi konusunda anlaştılar, ancak diplomatlar
gerekli düzenlemelerin Almanya'nın dönem başkanlığı sırasında yapılması
gerektiğini belirttiler. Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja,
gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘Tartışmamızın en önemli bölümü, tüm
kriterleri karşıladıktan sonra Türkiye'nin AB'ye katılım ihtimalini
kimsenin sorgulamamasıdır.’ dedi. Daha sert bir tutum takınılmasını
savunan Yunanistan, Kıbrıs ve Avusturya ve Türkiye'nin destekçileri
İngiltere ve İsveç arasında gün boyunca süren tartışmaların ardından 35
bölümün sekizinin askıya alınmasına ancak diğerlerinin devam etmesine
karar verildi. Toplantı sona erdikten sonra yapılan yorumlarda, büyük
bir sürpriz olmadığı ve Kıbrıs'ın, yeniden birleşme görüşmelerine olası
etkisinden korkarak beklenenden daha yumuşak bir tavır sergilediği
belirtildi. Ayrıca Kıbrıs, bakanları, hava ve deniz limanlarını açmaması
halinde Ankara'nın karşı karşıya kalacağı cezaların belirlenmesi
konusunda da ikna edemedi." (Ingrid Melander,
Michele Kambas, 12/12)
The Independent: "AB, Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerini
Donduruyor": "Avrupa dışişleri bakanlarının,
Ankara'nın limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'la ticarete açmamasını
cezalandırmaya karar vermesinden sonra Türkiye'nin AB üyelik görüşmeleri
kısmen dondurulacak. Uzlaşma metni, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin
dörtte birini derin dondurucuya koyarak üyelik görüşmelerinin frenine
bastı. Fakat bu uzlaşma, Brüksel'de bir zirvede bir araya gelecek AB
hükümet başkanları arasında bir ihtilaf çıkma ihtimalini de ortadan
kaldırdı. Bu karar, son dakikada bir liman ve bir havaalanını Kıbrıs
ticaretine açma önerisiyle müzakerelerin kısmen dondurulması ihtimalini
bertaraf ettiğini uman Türkiye'ye bir darbe oldu. Bu öneri yetersiz
görüldü, çünkü Ankara'nın planı koşulsuz değil, bir paketin parçasıydı.
Sonunda AB üye devletleri, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin AB
müzakerelerinin bölündüğü 35 fasıldan -politika alanından- sekizini
donduracak bir uzlaşma önerisinin etrafında toplanabildiler. Bu alanlar
ticaret, mali hizmetler ve ulaştırmayı kapsıyor. (…) Hem Türkiye'nin AB
üyeliğinden yana olanlar hem de kuşkucular zafer kazandıklarını ilan
ettiler. Ankara'nın üyelik davasının savunuculuğunu yapan ve
başlangıçta yalnızca üç faslın dondurulmasını isteyen İngiltere,
uzlaşmanın Ankara'nın AB'ye katılma umutlarını muhafaza ettiğini
belirtti. İngiliz Dışişleri Bakanı Margaret Beckett, ‘Tren kazası yok,
tren sağlam bir şekilde raylardadır. Evet, sekiz fasıl donduruldu, fakat
35 faslın 27'si donmuş değil ve birtakım şeylerin düzgün bir şekilde
işleyeceği ve Türkiye'yi zamanı geldiğinde etkin bir şekilde AB üyesi
yapacak her türlü olasılık vardır.’ dedi. Türkiye'nin üyeliğine en dobra
eleştirileri yönelten devletlerden birisi olan Avusturya tersini
savundu. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, ‘Sekiz ana müzakere
alanı derin dondurucuya alınacak. Türkiye hiç bir garantiyi hesaba
katamaz, hiçbir şey otomatik değil.’ dedi. İspanya Dışişleri Bakanı
Miguel Angel Moratinos da, ‘Çifte sinyalin gönderilmesi önemlidir:
Bunlardan birisi, tren kazası olmamalı, fakat bir yavaşlama olmalıdır
sinyalidir.’ dedi. Şimdi bütün gözler Ankara'nın ne tepki göstereceğine
çevrildi. Türk Hükümeti, kamuoyunun görüşmelerden çekilme baskısı
altında. Fakat Türkiye resmi olarak hala aktif olan müzakere alanlarında
herhangi bir ilerlemenin sağlanıp sağlanmayacağı konusunu değerlendirmek
için önümüzdeki yıla kadar bekleyebilir. Türkiye'nin AB'ye katılma
başvurusu 25 üye devleti ikiye böldü. Avusturya, Almanya ve Fransa gibi
ülkeler, iç kamuoylarının kesinlikle Türkiye'nin üyeliğine karşı
olduğunu biliyorlar. İngiltere gibi bazı üyeler ise, AB için İslam
dünyasına mesaj göndermek için çoğunluğu Müslüman olan bu büyük ülkeyi
kucaklamanın hayati önemi olduğunu öne sürüyorlar." (Stephen Castle,
12/12)
İSPANYA BASINI:
El Pais: "Türkiye Cezalandırıldı":
"Deniz ve hava limanlarını Kıbrıs'a kapatmasından dolayı Türkiye'nin
AB'ye katılımı için sürdürülen müzakerelerin 35 başlığından sekizinin
askıya alınması kararı, Ankara ve Avrupa için olumsuz sonuçlar
doğuracak. Erdoğan hükümeti, bir liman ve havaalanını Kıbrıs'tan gelen
mallara açma teklifiyle bir jest yaptı. Hatta oldukça ürkek olan bu
teklif, devlet politikasına muhalif olarak Türk ordusunun başı
tarafından alenen endişe verici bir şekilde eleştirildi. AB'nin kısmi
kapı çarpması, -mantığa aykırı olarak tutarsız olsa da- küçük çapta
olmasına rağmen devlet içinde bir devlet olmaktan vazgeçmek istemeyen
ve 2007'deki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerden dolayı tahrik olmuş
askerler ve İslamcıların bir kesimi arasında Avrupa karşıtı bir birlik
doğurabilir. Ankara ile müzakereler -durdurulmak demeyelim de-
frenlenmek için başlamadı. Haklı gösterilen neden Kıbrıs olsa da
özellikle hassas bir zamanda İslam dünyasının bütününe kötü bir ret
mesajı veriliyor. Türkiye'nin, tanımadığı bir ülkeyle müzakere
yapamayacağı bir gerçek ve bu da AB'nin üyesi olarak Kıbrıs'ın
meselesidir. (…) Yıllık olarak gözden geçirilecek bu ceza kararından
sonra, Avrupa vizyonu ve sınırları hakkında 25’ler arasında derin bir
bölünme gizli. Merkel, iç sebeplerden dolayı ve bu ülkenin Birliğin en
kalabalık ülkesi olan Almanya'ya kaybettireceği şeyler olduğu için
Türkiye'nin AB'ye girmesini istemiyor. Yunanistan, Kıbrıs ve Avusturya,
müzakerelerin doğrudan askıya alınmasını istiyor. İspanya, AB'de Akdeniz
ağırlığı ve İslam dünyasına doğru Avrupa'nın açılımı sebepleriyle ve
İngiltere de büyük bir pazardaki katılımı seyreltme siyasetinden dolayı,
müeyyidenin tamamına karşıydı. Nihayetinde, Türkiye ile ne yapmak
gerektiğine dair temel sorunu çözmek için ortak bir söz verildi. Bunu
halletmek için, Avrupa'ya televizyon ihracatında ilk sırada olan ve
Avrupa ekonomisi içinde yer alan bugünün Türkiye'sini düşünmemek, aksine
şimdiki değişiklik ritminde devam ederse 10 yıl içinde bu büyük ülkenin
nasıl olacağını düşünmek lazım. Aslında Türk meselesinin doğurduğu
problem, Avrupa Birliği'nin ne olmasının istendiğidir."
(12/12)
İSVİÇRE BASINI:
Le Temps: "Avrupa İstikametindeki Türk Treni Yavaş
Seyredecek": "Avrupa Komisyonu son noktayı
koydu. Türkiye ile yürütülen üyelik müzakerelerinin askıya alınıp
alınmamasında görüş ayrılığına düşmüş olan 25'ler, Brüksel ve
Ankara'nın yürütmekte olduğu müzakerelerde 35 başlıktan sekizinin
askıya alınması hususundaki Avrupa Komisyonu’nun tavsiye kararına
katıldı. Böyle bir karar alınmış gibi görünse de buna bir takım
müeyyidelerin refakat etmesi meselesi muğlak kalıyor. Türkiye 2009'a
kadar her yıl AB'ye hesap verebilecek. Bu takip, Avrupa Birliği'ne,
liman ve havaalanlarını 1 Eylül 2004'te AB'ye giren Kıbrıs'ın gemi ve
uçaklarına açmayı reddetmesinden sonra Ankara'yı gözetim altına alma
imkanı verecektir. Diplomasi oyunu bitmiş değil. Dışişleri bakanları
toplantısı esas olarak takınılacak ortak tavrın genel hatlarının
çizilmesini ve Türkiye'nin üyeliğine taraf ve karşı olanlar arasındaki
fikir ayrılığının gün ortasında infilak etmesinden sakınmayı hedef
alıyordu. Bu konu her halükarda 14-15 Aralık tarihlerinde yapılacak olan
devlet ve hükümet başkanları zirvesinin gündeminde yerini alacaktır.
Avrupa Birliği üyesi bütün ülkelere eşit davranılması mecburiyetinin
Türkiye'ye resmen hatırlatılması muhtemeldir. Beraberinde bir nihai
tarih veya herhangi bir müeyyide olmasa da bir takvimin ortaya konulması
bekleniyor." (Richard Werli, 12/12)
YUNANİSTAN BASINI:
Atina Haber Ajansı: "Avrupa Birliği: Türkiye'nin Sekiz
Başlığı Donduruldu": "Türkiye'nin Kıbrıs'a
karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varan AB Genel İşler
Konseyi Türkiye ile sekiz müzakere başlığının tam olarak dondurulmasını
kararlaştırdı. Diğer müzakere başlıkları konusunda ise Konsey,
müzakerelerin başlayacağı ancak Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı
yükümlülüklerini yerine getirmemeye devam ettiği sürece kapanmaması
kararını aldı. Kararda ayrıca Avrupa Komisyonu’na, Türkiye'yi
değerlendirmesi ve 2007, 2008, 2009'da yayımlayacağı Türkiye'nin yıllık
İlerleme Raporu ile ilgili Konseye bilgi vermesi çağrısı yapılıyor. (…)
Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni Genel İşler Konseyi toplantısından sonra
yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupai perspektifi konusunda uzlaşıcı
bir anlaşmaya varılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bakoyanni,
alınan kararla 25'lerin ortak tutum içinde oldukları yönünde Türkiye'ye
açık bir mesaj gönderdiklerini belirtti. Ayrıca Türkiye'nin üyelik
sürecinin normal ilerlemesinin tek güvenli yolunun, Avrupai kriter ve ön
koşullara tam uymak olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği'nin uzun ve ısrarlı
çabaları sonunda Gümrük Birliği Ek Protokolü ile bağlantılı olan tüm
başlıkların açılmamasını kararlaştırdığını ifade eden Dora Bakoyanni,
yoğun görüşmeler sonunda Türkiye'yi değerlendirme ve denetleme
mekanizmasının başlatılması üzerine uzlaşma sağlandığını, bunun Avrupa
Komisyonunun Konseye sunacağı raporlarda Türkiye'den özel olarak
bahsedilmesi ile 2007 yılında başlayıp 2008 ve gerekirse 2009'da da
devam edeceğini söyledi. Dışişleri Bakanı, bu yöntemle, belirli bir
takvimin şekillendiğini kaydetti." (12/12)
NOT: Bu bülten, 12
Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR