26.12.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB-Türkiye Ticareti Büyüyor": "Türkiye-AB ilişkileri politik olarak duraklama dönemine  girmiş görünüyor olsa da, iki taraf arasındaki ticari ilişkiler bundan en azından şimdilik pek etkilenmişe benzemiyor. AB  İstatistik Veri Tabanı Eurostad'ın son rakamlarına göre, 2006  yılında Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi, gerek ihracat,  gerekse ithalat bazında ilerleme kaydetmiş durumda. Eurostad  tarafından yayınlanan veriler, Ocak-Eylül 2006 döneminde  Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmini 63 milyar avro  olarak gösteriyor. Veriler incelendiğinde, bu dönemde AB'nin  Türkiye'ye 34 milyar 500 milyon avro değerinde ihracat yaptığı, Türkiye'den de 28 milyar 500 milyon avro ithalat gerçekleştirdiği  ortaya çıkıyor. Bu rakamlar, 2005 yılının aynı dönemiyle karşılaştırıldığında, AB'nin Türkiye'ye yönelik ihracatının  yüzde 15, Türkiye'nin AB'ye yönelik ihracatının ise yüzde 17  artış gösterdiği görülüyor. Yine Eurostad verilerine göre,  Türkiye, toplam ihracatının yüzde 52.4'ünü, toplam ithalatının  ise yüzde 42.2'sini 25 AB ülkesiyle gerçekleştiriyor. Türkiye'nin AB'den satın aldığı başlıca sanayi ürünleri  arasında makine, otomotiv ürünleri, kimyevi ürünler, demir ve çelik geliyor. AB'nin Türkiye'den satın aldığı ürünlerin  başında ise, tekstil, giyim, makine ve ulaşım ekipmanları  geliyor. Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'ne girdiği 1996 yılından bu yana, Birlik ile olan ticaret hacmi her yıl düzenli olarak  artış göstermekte. Gümrük Birliği sadece imalat ürünlerini  kapsıyor ve Türkiye'nin ticaret politikalarını AB'nin bu  alandaki politikalarına uyarlamasını öngörüyor." (Kayhan Karaca, 25/12)

 

Süddeutsche Zeitung: "Avrupa Sadece Tek Bir Sesle Konuşursa Ciddiye Alınır":

 

            "SORU: Finlandiya Dönem Başkanlığı sırasında  Türkiye ile müzakerelerin bir kısmı durduruldu. Çok temel bir  soru: Türkiye, Avrupa'ya ait mi?

 

            TUOMİOJA: Türkiye, Finlandiya'dan daha önce Avrupa  Konseyi'nin üyesi olmuştur ve Eurovision Şarkı Yarışmasında,  geçen yılı saymazsak, Finlandiya'dan daha iyi dereceler elde  etmiştir. Türkiye Avrupa'da yapılan ve kendi açısından önemli  bulduğu bütün spor yarışmalarına katılmaktadır. Bu soruyu  sormaya bile gerek yoktur. Eğer Türkiye AB'ye üye olmak  istiyorsa ve bütün kriterleri yerine getiriyorsa, kapı  Türkiye'ye açık olmalıdır.

 

            SORU: Türkiye'nin, AB'ye ayrıcalıklı ortaklık  çerçevesi içinde bağlanması belki kendi açısından daha iyi  olabilir.

 

            TUOMİOJA: Bunu unutmalıyız. Eğer üyelik müzakeresi  yapıyorsak, amaç tam üyeliktir. Üye olmak isteyen aday  ayrıcalıklı ortaklığa ilgi göstermiyorsa, bu konuda konuşmanın  bir faydası olmaz. Jacques Delors bir zamanlar kuzey  ülkelerinin AB'nin dışında kalmaları ve ayrıcalıklı ortaklık  statüsünü kabul etmeleri gerektiğini söylemişti. Bu teklifin  Türkiye'ye hitap etmediğini anlayabiliyorum. Ayrıcalıklı  ortaklığın anlamı şudur: AB'nin verdiği her kararı uygulamaya  mecbursun, ancak karar verme aşamasına karışamazsın." (Gunter Herrmann, Finlandiya Dışişleri  Bakanı Erkki Tuomioja ile yapılan mülakat, 23/12)

 

Die Welt: "Barış Gözüküyor mu, Bakan Steinmeier?":

 

            "SORU: Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için propaganda  yapıyorsunuz. AB'nin sekiz başlığı askıya almasından sonra,  Türkiye'nin AB'ye üye olabilmesinin ihtimali nedir?

 

            STEİNMEİER: Türkiye Kıbrıs ile ilgili kriterleri henüz  yerine getirmemiştir. Bu yüzden 35 başlıktan sekizinin  şimdilik açılmamasına karar verilmiştir. Açık olan şudur ki,  müzakere süreci genel anlamda devam edecektir. Bu önemlidir,  çünkü ben, önceden de olduğu gibi, Türkiye'nin Avrupa'ya AB  üyeliği perspektifiyle yakınlaşmasının bizim de yararımıza  olduğuna inanıyorum. Bu perspektif Türkiye'deki reform  sürecini en kuvvetli şekilde yürüten motordur. Diğer yandan  modern, dünyaya açık ve aynı zamanda Müslüman bir ülke, Doğu  ve Batı kültürünün birbirini anlaması açısından önemli bir  köprü olacaktır.

 

            SORU: AB Barış Konsepti'nin gerçek din özgürlüğü  konusunda Ankara'ya baskı yapması gerekmez mi?

 

            STEİNMEİER: Zaten AB de müzakerelerde bunu yapıyor.  Yalnızca müzakerelerde de değil, AB Komisyonu her yıl  Türkiye'de insan hakları ve özgürlüklerinin, özellikle de  din özgürlüğünün sağlanıp sağlanmadığını kontrol ediyor.  Üyelik perspektifi aracılığıyla Türkiye'de din özgürlüğü  için çalışanları güçlendiriyoruz." (Protestan Kilisesi Konsey Başkanı Piskopos Wolfgang Huber, Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile yapılan mülakat, 24/12)

 

Süddeutsche Zeitung: "Tanrıya Selam Olsun... Ama Hangisine?": "Ortak paydalar bulmak, sadece dini değil aynı zamanda  siyasi bir amaç olarak, asırlardır gerçekleştirilemeyen bir  projedir. Türkiye'nin AB'ye alınması, hem Doğu için hem de  10 milyon Müslümanın yaşadığı Batı için, olağanüstü bir tavan  yapabilir ve bir aydınlanma projesi olabilir. Riskli fakat  dünya tarihini etkileyebilecek bir proje. Türkiye üzerine  yapılan münakaşa, kendisini İslam dünyası ile sürdürülen bin  yıllık sürtüşmenin devamı olarak gösteriyor. (…) Türkiye'nin adapte edilmesi herhangi bir AB genişlemesi  gibi değildir. Türkiye'nin AB'ye adaptasyonu, dinlerin yan yana  değil birlikte olması gerektiğinin bir göstergesi, tarihsel  bir öğreti teşkil edecektir. Ayrıca dinlerin birlikteliği  sonucu Türkiye'nin AB'ye alınması, tarihin bir ironisi olarak, Avrupa Aydınlanması'nın son büyük projesinin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu AB'ye alınma süreci Brüksel'de değil, çocuk  kreşlerinde ve okul sınıflarında örneğin Köln Başpiskoposluğu'nda başlayacaktır. Noel hikayemiz bundan ibarettir."  (Heribert Prantl, 23/12)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "Avrupa Komisyonu'ndan Ankara'ya Pencere": "Avrupa Komisyonu ani bir hareketle, Türkiye'nin AB  katılım müzakereleri çerçevesinde sekiz başlığın  dondurulmasıyla ilgili olarak Ankara'ya pencere açıyor. Avrupa Komisyonu'nun yeni hareketi, AB Dönem Başkanı  Finlandiya'nın işbirliğiyle yapılıyor. Söz konusu hareket (formül), birkaç gün önce, direkt  olarak ilgili tarafla, bir diğer deyişle Kıbrıs Cumhuriyeti  ile herhangi bir istişarede bulunmaksızın, Genişleme ile  ilgili Çalışma Grubu'na sunuldu. Finlandiya, AB üyesi  ülkelerin temsilcilerini bilgilendirmeksizin, Türkiye'nin sekiz müzakere başlığının dondurulması formülünün derhal  onaylanmasını talep etti. Yeni hareket, Türkiye'nin bir limanını, bir-iki yıl içerisinde Rum gemilerine açmasını ve buna karşılık olarak  dondurulan sekiz başlığın açılmasını öngörüyor. Bu, İngiltere, İsveç, İspanya ve İtalya tarafından destekleniyor. Ayrıca bu ülkeler, Türkiye'deki seçimler ışığında Türkiye Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan'a güçlü bir koz sağladı. Kıbrıs, hemen itirazda bulundu. Bunun, ‘Türkiye'ye  yaptırım çerçevesinden uzaklaşması için açık faaliyet alanı  bırakacağını’ ifade etti. Yunanistan, Fransa ve İrlanda,  Kıbrıs'ın tezlerine de destek olduklarını belirtirken,  Belçika bu konudaki çekincelerini ifade etti. AB kaynakları, söz konusu formülün (hareketin), yeni yıl başlarında, Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı'nda görüşülmeye başlanacağını belirttiler. Kıbrıs'ın, ocak ayından itibaren üç cephede mücadele  vereceği belirtiliyor. Bunların birincisi, doğrudan ticaret,  ikincisi, Türkiye'nin müzakere süreci, üçüncüsü ise, Kıbrıs sorunu olacak. Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye'nin müzakere sürecinin kontrol altına alınması ve bu sürecin diğer gelişmelerle ilişkilendirilmesi amacıyla, Türkiye'nin müzakere sürecini yavaşlatma girişiminde bulunacak." (24/12)

 

 

RUSYA BASINI:

Regnum: "Serj Sarkisyan: Türkiye-AB Müzakereleri, Erivan-Ankara İlişkilerinin Düzeltilmesi İçin Gerekli Koşulları Hazırlayacak": "Ermenistan Savunma Bakanı Serj Sarkisyan, The Wall Street  Journal'da yayımlanan ‘Soykırıma Rağmen’ başlıklı makalesinde,  Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerinin Ermenistan ile Türkiye  arasında normal ilişkilerin tesisine imkan tanımasını  umduğunu belirtti. Ermenistan Savunma Bakanı'nın değerlendirmelerine göre,  Türkiye'nin AB'ye girmesi, ekonomik açıdan kalkınmasına ve  istikrarına katkıda bulunacak. Bu da, hem Türkiye'nin hem de  Ermenistan'ın çıkarlarıyla örtüşüyor. AB üyeliği ayrıca,  Türkiye'yi daha kestirilebilir bir ülke haline getirecek.  Sarkisyan'a göre, böyle bir komşuyla muhatap olmak çok daha  kolay. Sarkisyan ayrıca, Ermeni-Türk ilişkileri ve Ermeni  soykırımı gibi meselelerin, Türkiye-AB müzakere sürecinde  doğal olarak ele alınması gereken başlıca faktörler olması  gerektiği konusunda emin olduğunu ifade etti. (…)"  (23/12) 

NOT: Bu bülten, 25 Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR