ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB-Türkiye Ticareti
Büyüyor": "Türkiye-AB ilişkileri politik
olarak duraklama dönemine girmiş görünüyor olsa da, iki taraf
arasındaki ticari ilişkiler bundan en azından şimdilik pek etkilenmişe
benzemiyor. AB İstatistik Veri Tabanı Eurostad'ın son rakamlarına göre,
2006 yılında Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi, gerek ihracat,
gerekse ithalat bazında ilerleme kaydetmiş durumda. Eurostad tarafından
yayınlanan veriler, Ocak-Eylül 2006 döneminde Türkiye ile AB arasındaki
ticaret hacmini 63 milyar avro olarak gösteriyor. Veriler
incelendiğinde, bu dönemde AB'nin Türkiye'ye 34 milyar 500 milyon avro
değerinde ihracat yaptığı, Türkiye'den de 28 milyar 500 milyon avro
ithalat gerçekleştirdiği ortaya çıkıyor. Bu rakamlar, 2005 yılının aynı
dönemiyle karşılaştırıldığında, AB'nin Türkiye'ye yönelik ihracatının
yüzde 15, Türkiye'nin AB'ye yönelik ihracatının ise yüzde 17 artış
gösterdiği görülüyor. Yine Eurostad verilerine göre, Türkiye, toplam
ihracatının yüzde 52.4'ünü, toplam ithalatının ise yüzde 42.2'sini 25
AB ülkesiyle gerçekleştiriyor. Türkiye'nin AB'den satın aldığı başlıca
sanayi ürünleri arasında makine, otomotiv ürünleri, kimyevi ürünler,
demir ve çelik geliyor. AB'nin Türkiye'den satın aldığı ürünlerin
başında ise, tekstil, giyim, makine ve ulaşım ekipmanları geliyor.
Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'ne girdiği 1996 yılından bu yana,
Birlik ile olan ticaret hacmi her yıl düzenli olarak artış göstermekte.
Gümrük Birliği sadece imalat ürünlerini kapsıyor ve Türkiye'nin ticaret
politikalarını AB'nin bu alandaki politikalarına uyarlamasını
öngörüyor." (Kayhan Karaca, 25/12)
Süddeutsche Zeitung: "Avrupa Sadece Tek Bir Sesle
Konuşursa Ciddiye Alınır":
"SORU: Finlandiya Dönem Başkanlığı sırasında Türkiye
ile müzakerelerin bir kısmı durduruldu. Çok temel bir soru: Türkiye,
Avrupa'ya ait mi?
TUOMİOJA: Türkiye, Finlandiya'dan daha önce Avrupa
Konseyi'nin üyesi olmuştur ve Eurovision Şarkı Yarışmasında, geçen yılı
saymazsak, Finlandiya'dan daha iyi dereceler elde etmiştir. Türkiye
Avrupa'da yapılan ve kendi açısından önemli bulduğu bütün spor
yarışmalarına katılmaktadır. Bu soruyu sormaya bile gerek yoktur. Eğer
Türkiye AB'ye üye olmak istiyorsa ve bütün kriterleri yerine
getiriyorsa, kapı Türkiye'ye açık olmalıdır.
SORU: Türkiye'nin, AB'ye ayrıcalıklı ortaklık
çerçevesi içinde bağlanması belki kendi açısından daha iyi olabilir.
TUOMİOJA: Bunu unutmalıyız. Eğer üyelik müzakeresi
yapıyorsak, amaç tam üyeliktir. Üye olmak isteyen aday ayrıcalıklı
ortaklığa ilgi göstermiyorsa, bu konuda konuşmanın bir faydası olmaz.
Jacques Delors bir zamanlar kuzey ülkelerinin AB'nin dışında kalmaları
ve ayrıcalıklı ortaklık statüsünü kabul etmeleri gerektiğini
söylemişti. Bu teklifin Türkiye'ye hitap etmediğini anlayabiliyorum.
Ayrıcalıklı ortaklığın anlamı şudur: AB'nin verdiği her kararı
uygulamaya mecbursun, ancak karar verme aşamasına karışamazsın."
(Gunter Herrmann, Finlandiya Dışişleri Bakanı
Erkki Tuomioja ile yapılan mülakat, 23/12)
Die Welt: "Barış Gözüküyor mu, Bakan Steinmeier?":
"SORU: Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için propaganda
yapıyorsunuz. AB'nin sekiz başlığı askıya almasından sonra, Türkiye'nin
AB'ye üye olabilmesinin ihtimali nedir?
STEİNMEİER: Türkiye Kıbrıs ile ilgili kriterleri
henüz yerine getirmemiştir. Bu yüzden 35 başlıktan sekizinin şimdilik
açılmamasına karar verilmiştir. Açık olan şudur ki, müzakere süreci
genel anlamda devam edecektir. Bu önemlidir, çünkü ben, önceden de
olduğu gibi, Türkiye'nin Avrupa'ya AB üyeliği perspektifiyle
yakınlaşmasının bizim de yararımıza olduğuna inanıyorum. Bu perspektif
Türkiye'deki reform sürecini en kuvvetli şekilde yürüten motordur.
Diğer yandan modern, dünyaya açık ve aynı zamanda Müslüman bir ülke,
Doğu ve Batı kültürünün birbirini anlaması açısından önemli bir köprü
olacaktır.
SORU: AB Barış Konsepti'nin gerçek din özgürlüğü
konusunda Ankara'ya baskı yapması gerekmez mi?
STEİNMEİER: Zaten AB de müzakerelerde bunu yapıyor.
Yalnızca müzakerelerde de değil, AB Komisyonu her yıl Türkiye'de insan
hakları ve özgürlüklerinin, özellikle de din özgürlüğünün sağlanıp
sağlanmadığını kontrol ediyor. Üyelik perspektifi aracılığıyla
Türkiye'de din özgürlüğü için çalışanları güçlendiriyoruz."
(Protestan Kilisesi Konsey Başkanı Piskopos Wolfgang
Huber, Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile yapılan
mülakat, 24/12)
Süddeutsche Zeitung: "Tanrıya Selam Olsun... Ama
Hangisine?": "Ortak paydalar bulmak, sadece
dini değil aynı zamanda siyasi bir amaç olarak, asırlardır
gerçekleştirilemeyen bir projedir. Türkiye'nin AB'ye alınması, hem Doğu
için hem de 10 milyon Müslümanın yaşadığı Batı için, olağanüstü bir
tavan yapabilir ve bir aydınlanma projesi olabilir. Riskli fakat dünya
tarihini etkileyebilecek bir proje. Türkiye üzerine yapılan münakaşa,
kendisini İslam dünyası ile sürdürülen bin yıllık sürtüşmenin devamı
olarak gösteriyor. (…) Türkiye'nin adapte edilmesi herhangi bir AB
genişlemesi gibi değildir. Türkiye'nin AB'ye adaptasyonu, dinlerin yan
yana değil birlikte olması gerektiğinin bir göstergesi, tarihsel bir
öğreti teşkil edecektir. Ayrıca dinlerin birlikteliği sonucu
Türkiye'nin AB'ye alınması, tarihin bir ironisi olarak, Avrupa
Aydınlanması'nın son büyük projesinin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu
AB'ye alınma süreci Brüksel'de değil, çocuk kreşlerinde ve okul
sınıflarında örneğin Köln Başpiskoposluğu'nda başlayacaktır. Noel
hikayemiz bundan ibarettir." (Heribert Prantl, 23/12)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Avrupa Komisyonu'ndan Ankara'ya
Pencere": "Avrupa Komisyonu ani bir hareketle,
Türkiye'nin AB katılım müzakereleri çerçevesinde sekiz başlığın
dondurulmasıyla ilgili olarak Ankara'ya pencere açıyor. Avrupa
Komisyonu'nun yeni hareketi, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın
işbirliğiyle yapılıyor. Söz konusu hareket (formül), birkaç gün önce,
direkt olarak ilgili tarafla, bir diğer deyişle Kıbrıs Cumhuriyeti ile
herhangi bir istişarede bulunmaksızın, Genişleme ile ilgili Çalışma
Grubu'na sunuldu. Finlandiya, AB üyesi ülkelerin temsilcilerini
bilgilendirmeksizin, Türkiye'nin sekiz müzakere başlığının dondurulması
formülünün derhal onaylanmasını talep etti. Yeni hareket, Türkiye'nin
bir limanını, bir-iki yıl içerisinde Rum gemilerine açmasını ve buna
karşılık olarak dondurulan sekiz başlığın açılmasını öngörüyor. Bu,
İngiltere, İsveç, İspanya ve İtalya tarafından destekleniyor. Ayrıca bu
ülkeler, Türkiye'deki seçimler ışığında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan'a güçlü bir koz sağladı. Kıbrıs, hemen itirazda bulundu. Bunun,
‘Türkiye'ye yaptırım çerçevesinden uzaklaşması için açık faaliyet
alanı bırakacağını’ ifade etti. Yunanistan, Fransa ve İrlanda,
Kıbrıs'ın tezlerine de destek olduklarını belirtirken, Belçika bu
konudaki çekincelerini ifade etti. AB kaynakları, söz konusu formülün
(hareketin), yeni yıl başlarında, Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı'nda
görüşülmeye başlanacağını belirttiler. Kıbrıs'ın, ocak ayından itibaren
üç cephede mücadele vereceği belirtiliyor. Bunların birincisi, doğrudan
ticaret, ikincisi, Türkiye'nin müzakere süreci, üçüncüsü ise, Kıbrıs
sorunu olacak. Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye'nin müzakere sürecinin
kontrol altına alınması ve bu sürecin diğer gelişmelerle
ilişkilendirilmesi amacıyla, Türkiye'nin müzakere sürecini yavaşlatma
girişiminde bulunacak." (24/12)
RUSYA BASINI:
Regnum: "Serj Sarkisyan: Türkiye-AB Müzakereleri,
Erivan-Ankara İlişkilerinin Düzeltilmesi İçin Gerekli Koşulları
Hazırlayacak": "Ermenistan Savunma Bakanı Serj
Sarkisyan, The Wall Street Journal'da yayımlanan ‘Soykırıma Rağmen’
başlıklı makalesinde, Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerinin Ermenistan
ile Türkiye arasında normal ilişkilerin tesisine imkan tanımasını
umduğunu belirtti. Ermenistan Savunma Bakanı'nın değerlendirmelerine
göre, Türkiye'nin AB'ye girmesi, ekonomik açıdan kalkınmasına ve
istikrarına katkıda bulunacak. Bu da, hem Türkiye'nin hem de
Ermenistan'ın çıkarlarıyla örtüşüyor. AB üyeliği ayrıca, Türkiye'yi
daha kestirilebilir bir ülke haline getirecek. Sarkisyan'a göre, böyle
bir komşuyla muhatap olmak çok daha kolay. Sarkisyan ayrıca,
Ermeni-Türk ilişkileri ve Ermeni soykırımı gibi meselelerin, Türkiye-AB
müzakere sürecinde doğal olarak ele alınması gereken başlıca faktörler
olması gerektiği konusunda emin olduğunu ifade etti. (…)"
(23/12)
NOT:
Bu bülten, 25 Aralık 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR