ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Her Sorun Referanduma Uygun
Değildir":
"SORU: Yunanistan, AB'nin Türkiye'nin Kıbrıs'ı
tanıması konusunda bulduğu uzlaşmadan memnun mu?
KARAMANLİS: Türkiye için Avrupa perspektifini
destekliyoruz, çünkü ikna edici nedenler var. Avrupalılaşmış bir
Türkiye'nin, kendi halkının, komşularının ve AB'nin refahına katkısı
vardır. Ama Türkiye'nin Avrupalılaşması sadece kağıt üzerinde
olmamalıdır; Türkiye, AB'nin bütün değerlerini, standartlarını,
davranış şekillerini ve uzlaşma şekillerini gerçekten benimsemelidir.
AB üyeliği yolundaki Türkiye, bütün diğer üyelerin yaptığı gibi, AB'nin
kriterlerini yerine getirmelidir. Türkiye AB'ye karşı yükümlülük
altına girmiştir. Bunları yerine getirirse, AB'ye tam üyelikten başka
seçenek olamaz. Bu noktayı vurguluyorum, çünkü AB içinde, Türkiye bir
gün gerçekten bütün kriterleri yerine getirirse ne olacağı konusunda
bazı net olmayan tanımlamaları tercih eden sesler var. Burada önemli
olan AB'nin bu konuyla ilgili açık ve net olması ayrıca buna uyması
konusundaki güvenilirliğidir. Hiç kimse Türkiye'nin AB yönünde
gidişini nedensiz yere sekteye uğratmak istemiyor, ancak, Türkiye'nin
şimdiye kadar görevlerini yeterince yerine getirmediği bilinmelidir.
Bazı adımlar atılmıştır; bunları eskisinden daha hızlı bir şekilde
diğer adımlar izlemelidir. (…)
SORU: Sizin Türkiye politikanız -şayet referanduma
sunulsa- Yunanistan'da çoğunluğun desteğini alır mı?
KARAMANLİS: Yunan halkının büyük bir çoğunluğu
Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinden yana. Aynı şekilde büyük bir
çoğunluk Türkiye'nin Avrupalılaşmasından ve buna uygun muamele
görmesinden yana. Bana göre her sorun referanduma sunulmaya müsait
değildir. Bu arada bu söylediğim Avrupa Anayasası için de geçerlidir.
Ben insanların, Avrupa Anayasası akdi ile ilgili ayrıntılar hakkında
gerçekten fikir sahibi olduklarından şüphe duyuyorum. Bu tür
referandumlarda kararlar, genelde konunun özüyle ilgisi olmayan
faktörlerin etkisiyle verilir. Fransa'daki referandum, anayasa
konusuyla ilgisi bulunmayan Türkiye faktöründen bariz bir şekilde
etkilendi. (…)" (Michael Martens, Yunanistan Başbakanı Konstantin
Karamanlis ile yapılan mülakat, 28/12)
İRAN BASINI:
Tehran Times: "AB'nin Ayak Diremesi Türkiye'yi Farklı Düşüncelere
Sevkediyor": "Avrupa Birliği'nin Türkiye ile katılım müzakerelerini
yavaşlatmasının çok çeşitli nedenleri var ve bunlardan en önemlisi de
ideolojik farklılıklar. Finlandiya'nın temmuz ayında AB Dönem
Başkanlığı’nı devralmasının ardından Birlik Türkiye'ye karşı daha sert
bir tutum içerisine girdi. Helsinki, sadece Türkiye tarafından tanınan
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin AB ile doğrudan ticareti karşılığında
Türkiye'ye limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti’ne açması
önerisinde bulunarak ilişkilerde yaşanan bu çıkmazı aşmaya çalıştı.
Türkiye'ye bu öneriyi kabul etmesi için de 6 Aralık tarihine kadar süre
verildi. Ankara ise Kıbrıs uçak ve gemilerine sadece bir liman ve bir
havaalanını açmaya hazır olduğunu bildirdi. Verilen mühletin sona
ermesinden sonra Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja Türkiye'nin
AB üyeliği yolunda olumlu bir adım attığını ancak Kıbrıslı Rumlara
sadece bir havaalanı ve limanının açılmasının yeterli olmadığı yönünde
bir açıklamada bulundu. Kıbrıs meselesi katılım müzakerelerinde yaşanan
sorunlarından sadece biri. Türkiye'nin coğrafi konumu ve demografik
yapısı Ankara'nın Avrupa kulübüne katılımının önündeki en büyük engel.
Fransa gibi bazı önemli AB üyesi ülkelerin yetkilileri Avrupa
Birliği'nin Türkiye'nin üyeliğine ilişkin daha uygun yaklaşımlar
benimsemesi gerektiğine inanıyor. (…) AB, Türk Ordusu’nun siyaset
üzerindeki nüfuzunun, Kıbrıs meselesinin ve ülkenin Orta Doğu
ülkeleriyle sınırdaş olmasının Türkiye'nin katılımı önündeki başlıca
engeller olduğunu belirtiyor. Türkiye AB üyeliğine yaklaştıkça Avrupa
da buna o derece direnç gösteriyor. Aslında işin özü Avrupa Birliğinin
Avrupa standartlarının altında, sosyoekonomik göstergelere sahip
Müslüman bir nüfusu kabul etmeye gönüllü olmamasıdır. AB'nin
önyargılarını gidermemesi ve Türklerin Kıbrıs gibi meselelerde gururu
bir kenara bırakmamaları halinde iki taraf 10 yıllık bir süreçte
uzlaşamayacaklardır. Bu durumda da Türkiye yüzünü sonsuza dek Batı'dan
Doğu'ya çevirecektir." (Behnam Elmi, 28/12)
YUNANİSTAN BASINI:
Apoyevmatini: "Kıbrıs Sorununda Hiçbir Taviz Verilmemesi Gerekir":
"2007 yılından itibaren ‘27’ler AB'si, tanıdığımız ve küresel alanda
önemli rol almasını beklediğimiz ne 10 üye devletin ne de 15 üye
devletin AB'sidir. İnsani değerlerin ve kültürün Avrupa'sı, devamlı
olarak prensiplerinden tavizler veriyor ve organlarının aldığı
kararlardan geri adım atıyor. Türkiye, 2004 zirvesi kararlarını ve
istisnasız tüm üye devletler için bağlayıcı olan Ankara Protokolü'nü
(Gümrük Birliği) görmezden geliyor ve ihlal ediyor. Aday Türkiye,
İngiltere, ABD ve bazı yeni Doğu Avrupa demokrasilerinin öfkelendirici
desteğiyle ve büyük bir kendini beğenmişlikle, Kıbrıs'ın kuzey
bölümlüyle AB arasında doğrudan ticarete izin verilmediği takdirde
Gümrük Birliği Protokolü'nü Kıbrıs'a uygulamayacağını açıklıyor. Bu
şekilde 11 Aralık 2006 tarihine geldik ve Genel İşler Komisyonu,
Finlandiya'nın garip tertipleriyle, Türkiye'ye yaptırımlar uygulamak
yerine yükümlülüklerinin uygulanması için yalancı bir takvime bağlayıp
müzakere başlıklarının 35 bölümünden sadece sekizinin donmasına karar
verdi. Aslında, Kıbrıs sorununun -Kıbrıs halkının 2004 yılında
çoğunlukla reddettiği- Annan tipi planlarla BM tarafından çözümüyle,
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ankara tarafından tanınması tertipleniyor. AB'nin
bu kabul edilemez kararı, tarihinin ve geleceğe ilişkin amaçlarının
dışında kalıyor ve Birliğin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadan üye olmak
isteyen Türkiye tarafından maruz kaldığı şantajları ve büyük
zafiyetlerini gösteriyor. Türkiye'nin AB'ye karşı bu küçümseyici
davranışı ve katılım sürecinin engelsiz devam edebilmesi için
Avrupalıların taviz vermesi, Avrupa müktesebatına karşı bir hakaret
niteliğinde. Yunanistan ve Kıbrıs'ın bu tür baskılar karşısında geri
adım atmaması ve Avrupalıların da, Türkiye'nin bugünkü politik-askeri
düzeniyle Avrupa ailesinde arzu edilip edilmediğini açıklığa
kavuşturması gerekir." (Vasilis Sotiropulos, 27/12)
Eleftherotipia: "Yoksa Karşı Saldırı Zamanı mı Geldi?":
"Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un ocak ayında Atina'da Başbakan
Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile yapacağı
görüşme, her bakımdan önemli sayılıyor. Görüşmeler, 2007 yılında hem
Kıbrıs konusunda hem de Brüksel'de AB-Türkiye konularında verilecek yeni
‘mücadeleleri’ kapsayacak. Yeni yılda zorlu mücadelelerin verileceği,
Kıbrıs'a ilişkin konuların Almanya Dönem Başkanlığı’na devredilmesinden
belli oluyor. Lefkoşa, Almanya Başkanlığı’nın Kıbrıs'a daha dürüst ve
daha doğru davranmasını diliyor, çünkü Finlandiya Başkanlığı’nın doğru
davranmadığı bir gerçektir. Çünkü Finlandiya Başkanlığı her fırsatta
Türkiye'ye yardım etmek istiyordu. Bu bağlamda, hem Kıbrıs hem de
AB-Türkiye konularında, 2007 yılında zorlu mücadelelerin verileceği
tahmin ediliyor. (…)" (Fanos Konstantinidis, 28/12)
NOT: Bu bülten, 27-28 Aralık 2006 tarihleri arasında
Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek
hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR