29.12.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Her Sorun Referanduma Uygun Değildir":

 

            "SORU: Yunanistan, AB'nin Türkiye'nin Kıbrıs'ı  tanıması konusunda bulduğu uzlaşmadan memnun mu?

 

            KARAMANLİS: Türkiye için Avrupa perspektifini  destekliyoruz, çünkü ikna edici nedenler var. Avrupalılaşmış  bir Türkiye'nin, kendi halkının, komşularının ve AB'nin  refahına katkısı vardır. Ama Türkiye'nin Avrupalılaşması  sadece kağıt üzerinde olmamalıdır; Türkiye, AB'nin bütün  değerlerini, standartlarını, davranış şekillerini ve uzlaşma  şekillerini gerçekten benimsemelidir. AB üyeliği yolundaki Türkiye, bütün diğer üyelerin yaptığı gibi, AB'nin kriterlerini  yerine getirmelidir. Türkiye AB'ye karşı yükümlülük altına  girmiştir. Bunları yerine getirirse, AB'ye tam üyelikten  başka seçenek olamaz. Bu noktayı vurguluyorum, çünkü AB içinde, Türkiye bir gün gerçekten bütün kriterleri yerine getirirse  ne olacağı konusunda bazı net olmayan tanımlamaları tercih  eden sesler var. Burada önemli olan AB'nin bu konuyla ilgili  açık ve net olması ayrıca buna uyması konusundaki  güvenilirliğidir. Hiç kimse Türkiye'nin AB yönünde gidişini  nedensiz yere sekteye uğratmak istemiyor, ancak, Türkiye'nin  şimdiye kadar görevlerini yeterince yerine getirmediği  bilinmelidir. Bazı adımlar atılmıştır; bunları eskisinden daha  hızlı bir şekilde diğer adımlar izlemelidir. (…)

 

            SORU: Sizin Türkiye politikanız -şayet referanduma  sunulsa- Yunanistan'da çoğunluğun desteğini alır mı?

 

            KARAMANLİS: Yunan halkının büyük bir çoğunluğu Türkiye  ile ilişkilerin normalleşmesinden yana. Aynı şekilde büyük bir  çoğunluk Türkiye'nin Avrupalılaşmasından ve buna uygun muamele  görmesinden yana. Bana göre her sorun referanduma sunulmaya  müsait değildir. Bu arada bu söylediğim Avrupa Anayasası için  de geçerlidir. Ben insanların, Avrupa Anayasası akdi ile ilgili  ayrıntılar hakkında gerçekten fikir sahibi olduklarından şüphe  duyuyorum. Bu tür referandumlarda kararlar, genelde konunun  özüyle ilgisi olmayan faktörlerin etkisiyle verilir.  Fransa'daki referandum, anayasa konusuyla ilgisi bulunmayan  Türkiye faktöründen bariz bir şekilde etkilendi. (…)" (Michael Martens, Yunanistan Başbakanı Konstantin Karamanlis ile yapılan mülakat, 28/12)

 

 

 

İRAN BASINI:

Tehran Times: "AB'nin Ayak Diremesi Türkiye'yi Farklı Düşüncelere Sevkediyor": "Avrupa Birliği'nin Türkiye ile katılım müzakerelerini yavaşlatmasının çok çeşitli nedenleri var ve bunlardan en önemlisi de ideolojik farklılıklar. Finlandiya'nın temmuz ayında AB Dönem Başkanlığı’nı  devralmasının ardından Birlik Türkiye'ye karşı daha sert  bir tutum içerisine girdi. Helsinki, sadece Türkiye  tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin AB  ile doğrudan ticareti karşılığında Türkiye'ye limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti’ne açması önerisinde  bulunarak ilişkilerde yaşanan bu çıkmazı aşmaya  çalıştı. Türkiye'ye bu öneriyi kabul etmesi için de 6 Aralık  tarihine kadar süre verildi. Ankara ise Kıbrıs uçak ve  gemilerine sadece bir liman ve bir havaalanını açmaya  hazır olduğunu bildirdi. Verilen mühletin sona ermesinden sonra Finlandiya  Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja Türkiye'nin AB üyeliği  yolunda olumlu bir adım attığını ancak Kıbrıslı Rumlara  sadece bir havaalanı ve limanının açılmasının yeterli  olmadığı yönünde bir açıklamada bulundu. Kıbrıs meselesi katılım müzakerelerinde yaşanan  sorunlarından sadece biri. Türkiye'nin coğrafi konumu  ve demografik yapısı Ankara'nın Avrupa kulübüne  katılımının önündeki en büyük engel. Fransa gibi bazı önemli AB üyesi ülkelerin yetkilileri  Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin üyeliğine ilişkin daha uygun yaklaşımlar benimsemesi gerektiğine inanıyor. (…) AB, Türk Ordusu’nun siyaset üzerindeki  nüfuzunun, Kıbrıs meselesinin ve ülkenin Orta Doğu  ülkeleriyle sınırdaş olmasının Türkiye'nin katılımı  önündeki başlıca engeller olduğunu belirtiyor. Türkiye AB üyeliğine yaklaştıkça Avrupa da  buna o derece direnç gösteriyor. Aslında işin özü Avrupa  Birliğinin Avrupa standartlarının altında, sosyoekonomik   göstergelere sahip Müslüman bir nüfusu kabul etmeye  gönüllü olmamasıdır. AB'nin önyargılarını gidermemesi ve Türklerin Kıbrıs  gibi meselelerde gururu bir kenara bırakmamaları halinde  iki taraf 10 yıllık bir süreçte uzlaşamayacaklardır. Bu durumda da Türkiye yüzünü sonsuza dek Batı'dan Doğu'ya  çevirecektir."  (Behnam Elmi, 28/12)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Apoyevmatini: "Kıbrıs Sorununda Hiçbir Taviz Verilmemesi Gerekir": "2007 yılından itibaren ‘27’ler AB'si, tanıdığımız ve  küresel alanda önemli rol almasını beklediğimiz ne 10 üye  devletin ne de 15 üye devletin AB'sidir. İnsani değerlerin ve kültürün Avrupa'sı, devamlı  olarak prensiplerinden tavizler veriyor ve organlarının  aldığı kararlardan geri adım atıyor. Türkiye, 2004 zirvesi kararlarını ve istisnasız tüm  üye devletler için bağlayıcı olan Ankara Protokolü'nü  (Gümrük Birliği) görmezden geliyor ve ihlal ediyor. Aday Türkiye, İngiltere, ABD ve bazı yeni Doğu Avrupa demokrasilerinin öfkelendirici desteğiyle ve büyük bir kendini beğenmişlikle, Kıbrıs'ın kuzey  bölümlüyle AB arasında doğrudan ticarete izin verilmediği  takdirde Gümrük Birliği Protokolü'nü Kıbrıs'a uygulamayacağını  açıklıyor. Bu şekilde 11 Aralık 2006 tarihine geldik ve Genel İşler Komisyonu, Finlandiya'nın garip tertipleriyle, Türkiye'ye yaptırımlar uygulamak yerine yükümlülüklerinin uygulanması  için yalancı bir takvime bağlayıp müzakere başlıklarının 35  bölümünden sadece sekizinin donmasına karar verdi. Aslında, Kıbrıs sorununun -Kıbrıs halkının 2004 yılında  çoğunlukla reddettiği- Annan tipi planlarla BM tarafından çözümüyle, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ankara tarafından tanınması tertipleniyor. AB'nin bu kabul edilemez kararı, tarihinin ve geleceğe ilişkin amaçlarının dışında kalıyor ve Birliğin Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni tanımadan üye olmak isteyen Türkiye tarafından  maruz kaldığı şantajları ve büyük zafiyetlerini gösteriyor. Türkiye'nin AB'ye karşı bu küçümseyici davranışı ve  katılım sürecinin engelsiz devam edebilmesi için Avrupalıların  taviz vermesi, Avrupa müktesebatına karşı bir hakaret  niteliğinde. Yunanistan ve Kıbrıs'ın bu tür baskılar karşısında  geri adım atmaması ve Avrupalıların da, Türkiye'nin bugünkü  politik-askeri düzeniyle Avrupa ailesinde arzu edilip  edilmediğini açıklığa kavuşturması gerekir."  (Vasilis Sotiropulos, 27/12)

 

Eleftherotipia: "Yoksa Karşı Saldırı Zamanı mı Geldi?": "Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un ocak ayında Atina'da  Başbakan Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni  ile yapacağı görüşme, her bakımdan önemli sayılıyor. Görüşmeler,  2007 yılında hem Kıbrıs konusunda hem de Brüksel'de AB-Türkiye konularında verilecek yeni ‘mücadeleleri’ kapsayacak. Yeni yılda zorlu mücadelelerin verileceği, Kıbrıs'a ilişkin konuların Almanya Dönem Başkanlığı’na devredilmesinden belli oluyor. Lefkoşa, Almanya Başkanlığı’nın Kıbrıs'a daha  dürüst ve daha doğru davranmasını diliyor, çünkü Finlandiya  Başkanlığı’nın doğru davranmadığı bir gerçektir. Çünkü  Finlandiya Başkanlığı her fırsatta Türkiye'ye yardım etmek  istiyordu. Bu bağlamda, hem Kıbrıs hem de AB-Türkiye konularında, 2007 yılında zorlu mücadelelerin verileceği tahmin ediliyor. (…)" (Fanos Konstantinidis, 28/12)

 

 

 

 

 

  

 

 

 

NOT: Bu bülten, 27-28 Aralık 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR