AVUSTURYA
BASINI:
Kurier:
"Hükümet Türkiye'nin Üyeliğini Reddediyor... Koalisyon Türkiye'nin
Dışarıda Kalması ve Hırvatistan'ın Bir An Önce Birliğe Tam Üye Olması
Konusunda Hemfikir":
"Hükümet programının ilk bölümünde ana hatları ile Avrupa, dış ilişkiler
ve güvenlik politikaları yer almış bulunuyor. İçerik ve sözcük seçimi
Başbakan Schüssel'in politikasını anımsatıyor. ‘Avrupa vatandaşın
yararına olmalı ve onları korumalı’ diyor ilk cümle. ÖVP tarafından
desteklenip öne çıkarıldığı gibi, ‘dışişleri ve güvenlik politikaları
angajmanlığının ağırlık noktasını’ Balkanlar oluşturuyor. Buna göre,
Hırvatistan ile üyelik müzakereleri ‘öncelikli olarak ele alınıp
sürdürülecek ve en kısa zamanda’ sonuçlandırılacak. Biçilen kaftan:
Türkiye "AB üyesi ülkelerin çıkarları doğrultusunda ‘planlı ve itinalı
bir şekilde Avrupa değerleri ve standartlarına dahil edilecek.’
Avusturya Türkiye'nin evvela üzerine göre biçilmiş bir Türkiye-Avrupa
birlikteliğinin adım adım gerçekleştirilmesinden yana. Bu da hükümetin
ortaklık arzu ettiği ama tam üyelik istemediği anlamına geliyor. Buna
rağmen tam üyelik gibi bir durum ortaya çıkarsa, buna da bir halk
oylamasıyla Avusturyalılar karar verecek. AB Anayasası konusundaki
görüşler ise son derece müphem. Bu konuda hükümetin, ‘mevcut akitlerin
daha iyi ve şeffaf bir biçimde kullanılmasından yana’ olduğu dile
getiriliyor. Hayal kırıklığı: Avrupa Sosyal Demokratlarının Başkan
Yardımcısı ve AB Parlamenteri Hannes Swoboda ise koalisyon protokolünde
yenilik görmediğini, uygulamanın daha iyi şeyler getirmesini umduğunu
belirtiyor. Türkiye ile ilgili açıklamayı ise anlaşılır bulmadığını
belirten Swoboda, ‘Kimse istemiyorsa neden referandum yapılsın ki?’
diyor ve ilave ediyor: ‘İtinalı ve dikkatli bir biçimde değil, aksine
Türkiye mümkün olan en kısa zamanda AB'ye ve Avrupa değerlerine dahil
edilmelidir’ diyor." (Margaretha Kopeinig, 12/01)
Die Presse:
"Türkiye Konusunda Alternatif Düşünmek Gerek":
"(…)
SORU: AB Sözleşmesi konusunda bu defa bir halk oylaması yapılmasını
engellemek için hukuki bir hile düşünülüyor mu?
WİNKLER: Dürüstçe söyleyeyim: Halka hileler ile yaklaşırsanız
kaybedersiniz. Hile yok, sadece açıklık var.
SORU: Açıklık dediniz: Yeni hükümetin Türkiye'nin katılımı konusunda
tutumu nasıl olacak?
WİNKLER: Biz, Türkiye ile güçlü bir ortaklık istiyoruz. Buna hem
siyasi hem de ekonomik olarak ihtiyacımız var. Biz, Türkiye'de reform
sürecinin de sürdürülmesini istiyoruz. Ama müzakerelerin ucu açık.
Alternatifler üzerinde, vaktinde kafa yormanın akıllıca olacağını
düşünüyorum.
SORU: Bu, herhangi bir zamanda Türkiye'de de kabul görecek mi?
WİNKLER: Bu opsiyonu açık tutması gerektiğini Türkiye de anladı.
SORU: Avusturya tam üyeliğe karşılık bir alternatif geliştirecek mi?
WİNKLER: Katılım müzakerelerine başlanması konusunda karar var. Ama
ben, arka planda, başkaca hangi alternatif imkanları olduğu konusunda
da düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Mesela AB-Türkiye Ortaklığı gibi
mantıklı bir öneri var." (Wolfgang Böhm, Doris Kraus, Dışişleri
Bakanlığı Devlet Sekreteri Hans Winkler ile yapılan mülakat, 12/01)
İNGİLTERE
BASINI:
BBC: "AB'den
Kuzey Kıbrıs'a Yeşil Işık":
"AB Komisyonu
Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini, 22 Ocak'ta yapılacak
toplantıda, AB'nin, Kuzey Kıbrıs ile doğrudan ticaret başlatmasına karar
verilmesini beklediğini söyledi. Pierini ‘Bu, AB'nin Kuzey Kıbrıs için
atacağı ilk ciddi adım olacaktır.’ dedi. Pierini bu açıklamayı,
Akdeniz-Avrupa Enstitüsü ve İstanbul Politikalar Merkezi tarafından
İspanya'nın Barcelona kentinde düzenlenen ‘Türkiye-Avrupa Karşılıklı
Algılama ve Tanıma: Entegrasyon Çatışması’ başlıklı konferansta yaptı.
7. AB-Türkiye konferansında konuşan Pierini, Kuzey Kıbrıs için
çıkarılan Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı
sırasında yaşama geçirilebileceğini söyledi. AB'nin Türkiye ile
müzakereleri 8 başlıkta dondurmasına karşın, önemli olanın müzakerelerin
devam etmesi olduğunu kaydeden Pierini, Türkiye'nin AB'ye giriş
sürecinde birçok sorun bulunduğunu, ancak bunun işleyen bir süreç
olduğunu ifade etti. Pierini, Ermeni soykırımı sorununun, ‘çözülmesi
gereken bir konu’ olmasına rağmen, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde
asla şart olamayacağını belirtti. Öte yandan iş, siyaset, üniversite ve
basın dünyasından üst düzey katılımla iki gün süren konferansta, Türkiye
ve AB'nin birbirlerine ihtiyacı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, Türkiye
konusunda Avrupa'da mevcut önyargıların ve yanlış bilgilerin olumsuz
sonuçlarının altını çizerken, ‘Türkiye'nin, AB'ye giriş sürecinde imaj
sorununu da çözmesi gerektiğini’ ifade etti." (13/01)
İSPANYA
BASINI:
El Pais:
"İspanyol Katalan Meclisi Başkanı Montilla, AB'ye Girişini Desteklediği
Türkiye'yi 'Gelişmekte Olan Pazar' Olarak Tanımlıyor":
"İspanya Katalan Meclisi Generalitat'ın Başkanı Jose Montilla,
Türkiye'nin AB'ye katılımına destek verdiğini belirtti. Bu Osmanlı
ülkesini, ‘gelişmekte olan Pazar’ olarak tanımladı ve AB'nin ayrıcalıklı
ortağı olarak değerlendirdi. Montilla, bu açıklamaları, Barcelona'da
Akdeniz Avrupa Enstitisü'nce organize edilen Türkiye-AB yıllık
konferansında yaptı. Montilla, Türkiye'nin gelecekte AB'ye katılabilmesi
için yapılan müzakerelerin ‘karışık bir evreden’ geçtiğini kabul etti.
Bu teşhise rağmen Generalitat Başkanı, her iki tarafın da müzakerelere
devam etmesinde ısrar etti. Bu anlamda Türkiye'nin başlattığı ‘sosyal ve
siyasi reform hamlesini devam ettirmesi’ ve ‘çatışmaların üstesinden
gelmek için de kültürel ve sosyal diyalogu derinleştirmesi’ gerektiğini
vurguladı. Konferansa katılanlardan biri olan İspanya'nın Avrupa Birliği
Devlet Sekreteri Alberto Navarro da, İspanyol Hükümeti’nin, Türkiye'nin
AB'ye katılımına destek verdiğini belirtti. Navarro, ‘Türkiye'nin
modernleşmeye devam edebilmek için Avrupa'ya, Avrupa'nın da küresel bir
aktöre dönüşebilmek için Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu’ hatırlattı."
("D.C." rumuzlu, 13/01)
İTALYA
BASINI:
La
Repubblica: "Cumhurbaşkanı Napolitano'dan Türkiye'nin AB Üyeliğine
Evet... Katılım AB'nin Stratejik Çıkarıdır":
"Türkiye
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, görev süresinin bitimine kısa bir süre
kala İtalya'ya resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Cumhurbaşkanı
Sezer, Türkiye'nin AB'ye katılım arzusunu hemen hemen bir bütün halinde
destekleyen İtalyan liderleri ile buluşmak suretiyle Türkiye'nin AB ile
müzakere sürecine büyük destek sağlayarak, önemli bir görev
gerçekleştirdi. İtalya Cumhurbaşkanı, Türkiye ile ilgili çok güzel
ifadeler kullandı: ‘İtalya geçmişten bu yana sürekli olarak ve inanarak,
Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini desteklemektedir. Bu süreç,
Avrupa'nın stratejik çıkarınadır. Bu süreç, zaten başlatılmış olan
reformların güçlendirilmesini ve AB kurallarına saygı gösterilmesi için
gereken tedbirlerin alınarak, istenilen şartlara tümüyle uyulmasını
sağlayacaktır.’ Cumhurbaşkanı Sezer de, söz konusu ifadelere
cevaben, bu güçlü desteği takdir ettiklerini belirterek, ‘Türkiye'nin
AB'ye katılımının, Avrupa'nın ekonomisini ve güvenliğini
güçlendireceğine inanıyoruz. Türkiye ve İtalya, Akdeniz ve Avrupa
tarihine uzanan kuvvetli bağlara sahip iki dost ülkedir.’ dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer, İtalyan Senato Başkanı Franco Marini ile 40
dakikalık bir görüşme gerçekleştirdi. Türkiye'nin AB'ye katılımını
öteden beri destekleyenlerden biri olan Marini, ‘Belirsizliklere
kapılmaksızın müzakereleri desteklemeye ve katılım hedefine doğru
ilerlemeye devam etmeliyiz. Müzakerelerde mevcut güçlüklerin aşılacağını
ümit ediyorum. Türkiye, ikili ilişkilerin gerçekten güçlendirilebileceği
büyük bir ülkedir. Türkiye, Müslüman ve laik bir ülkedir ve hepimiz gibi
bazı sorunları olmakla birlikte, sağlam temellere dayanmaktadır.’"
(Marco Ansaldo, 10/01)
NOT:
Bu bülten, 12-14 Ocak 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan
haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR