15.01.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Kurier: "Hükümet Türkiye'nin Üyeliğini Reddediyor... Koalisyon Türkiye'nin Dışarıda Kalması ve Hırvatistan'ın Bir An Önce Birliğe Tam Üye Olması Konusunda Hemfikir": "Hükümet programının ilk bölümünde ana hatları ile Avrupa,  dış ilişkiler ve güvenlik politikaları yer almış bulunuyor. İçerik ve sözcük seçimi Başbakan Schüssel'in politikasını   anımsatıyor. ‘Avrupa vatandaşın yararına olmalı ve onları  korumalı’ diyor ilk cümle. ÖVP tarafından desteklenip öne çıkarıldığı gibi,  ‘dışişleri ve güvenlik politikaları angajmanlığının ağırlık  noktasını’ Balkanlar oluşturuyor. Buna göre, Hırvatistan ile üyelik müzakereleri ‘öncelikli olarak ele alınıp sürdürülecek  ve en kısa zamanda’ sonuçlandırılacak. Biçilen kaftan: Türkiye "AB üyesi ülkelerin çıkarları  doğrultusunda ‘planlı ve itinalı bir şekilde Avrupa değerleri  ve standartlarına dahil edilecek.’ Avusturya Türkiye'nin  evvela üzerine göre biçilmiş bir Türkiye-Avrupa birlikteliğinin  adım adım gerçekleştirilmesinden yana. Bu da hükümetin ortaklık  arzu ettiği ama tam üyelik istemediği anlamına geliyor. Buna  rağmen tam üyelik gibi bir durum ortaya çıkarsa, buna da bir  halk oylamasıyla Avusturyalılar karar verecek. AB Anayasası konusundaki görüşler ise son derece müphem.  Bu konuda hükümetin, ‘mevcut akitlerin daha iyi ve şeffaf bir  biçimde kullanılmasından yana’ olduğu dile getiriliyor. Hayal kırıklığı: Avrupa Sosyal Demokratlarının Başkan  Yardımcısı ve AB Parlamenteri Hannes Swoboda ise koalisyon  protokolünde yenilik görmediğini, uygulamanın daha iyi şeyler  getirmesini umduğunu belirtiyor. Türkiye ile ilgili açıklamayı ise anlaşılır bulmadığını  belirten Swoboda, ‘Kimse istemiyorsa neden referandum yapılsın  ki?’ diyor ve ilave ediyor: ‘İtinalı ve dikkatli bir biçimde  değil, aksine Türkiye mümkün olan en kısa zamanda AB'ye ve  Avrupa değerlerine dahil edilmelidir’ diyor." (Margaretha Kopeinig, 12/01)

 

Die Presse: "Türkiye Konusunda Alternatif Düşünmek Gerek":

 

            "(…)

 

            SORU: AB Sözleşmesi konusunda bu defa bir halk oylaması   yapılmasını engellemek için hukuki bir hile düşünülüyor mu?

 

            WİNKLER: Dürüstçe söyleyeyim: Halka hileler ile  yaklaşırsanız kaybedersiniz. Hile yok, sadece açıklık var.

 

            SORU: Açıklık dediniz: Yeni hükümetin Türkiye'nin  katılımı konusunda tutumu nasıl olacak?

 

            WİNKLER: Biz, Türkiye ile güçlü bir ortaklık istiyoruz.  Buna hem siyasi hem de ekonomik olarak ihtiyacımız var. Biz,  Türkiye'de reform sürecinin de sürdürülmesini istiyoruz. Ama  müzakerelerin ucu açık. Alternatifler üzerinde, vaktinde kafa   yormanın akıllıca olacağını düşünüyorum.

 

            SORU: Bu, herhangi bir zamanda Türkiye'de de kabul  görecek mi?

 

            WİNKLER: Bu opsiyonu açık tutması gerektiğini Türkiye de  anladı.

 

            SORU: Avusturya tam üyeliğe karşılık bir alternatif  geliştirecek mi?

 

            WİNKLER: Katılım müzakerelerine başlanması konusunda karar var. Ama ben, arka planda, başkaca hangi alternatif imkanları   olduğu konusunda da düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Mesela  AB-Türkiye Ortaklığı gibi mantıklı bir öneri var." (Wolfgang Böhm, Doris Kraus,  Dışişleri Bakanlığı Devlet  Sekreteri Hans Winkler ile yapılan mülakat, 12/01)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

BBC: "AB'den Kuzey Kıbrıs'a Yeşil Işık": "AB Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini,  22 Ocak'ta yapılacak toplantıda, AB'nin, Kuzey Kıbrıs ile  doğrudan ticaret başlatmasına karar verilmesini beklediğini  söyledi. Pierini ‘Bu, AB'nin Kuzey Kıbrıs için atacağı ilk ciddi  adım olacaktır.’ dedi. Pierini bu açıklamayı, Akdeniz-Avrupa Enstitüsü ve  İstanbul Politikalar Merkezi tarafından İspanya'nın Barcelona  kentinde düzenlenen ‘Türkiye-Avrupa Karşılıklı Algılama ve  Tanıma: Entegrasyon Çatışması’ başlıklı konferansta yaptı. 7. AB-Türkiye konferansında konuşan Pierini, Kuzey Kıbrıs için çıkarılan Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün Almanya'nın AB Dönem  Başkanlığı sırasında yaşama geçirilebileceğini söyledi. AB'nin Türkiye ile müzakereleri 8 başlıkta dondurmasına  karşın, önemli olanın müzakerelerin devam etmesi olduğunu  kaydeden Pierini, Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde birçok  sorun bulunduğunu, ancak bunun işleyen bir süreç olduğunu  ifade etti. Pierini, Ermeni soykırımı sorununun, ‘çözülmesi gereken  bir konu’ olmasına rağmen, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde  asla şart olamayacağını belirtti. Öte yandan iş, siyaset, üniversite ve basın dünyasından  üst düzey katılımla iki gün süren konferansta, Türkiye ve  AB'nin birbirlerine ihtiyacı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, Türkiye konusunda Avrupa'da mevcut  önyargıların ve yanlış bilgilerin olumsuz sonuçlarının altını  çizerken, ‘Türkiye'nin, AB'ye giriş sürecinde imaj sorununu da  çözmesi gerektiğini’ ifade etti."  (13/01)

 

 

İSPANYA BASINI:

 

El Pais: "İspanyol Katalan Meclisi Başkanı Montilla, AB'ye Girişini Desteklediği Türkiye'yi 'Gelişmekte Olan Pazar' Olarak Tanımlıyor": "İspanya Katalan Meclisi Generalitat'ın Başkanı  Jose Montilla, Türkiye'nin AB'ye katılımına destek verdiğini  belirtti. Bu Osmanlı ülkesini, ‘gelişmekte olan Pazar’  olarak tanımladı ve AB'nin ayrıcalıklı ortağı olarak  değerlendirdi. Montilla, bu açıklamaları, Barcelona'da  Akdeniz Avrupa Enstitisü'nce organize edilen Türkiye-AB yıllık konferansında yaptı. Montilla, Türkiye'nin gelecekte AB'ye katılabilmesi  için yapılan müzakerelerin ‘karışık bir evreden’ geçtiğini  kabul etti. Bu teşhise rağmen Generalitat Başkanı, her iki  tarafın da müzakerelere devam etmesinde ısrar etti. Bu  anlamda Türkiye'nin başlattığı ‘sosyal ve siyasi reform hamlesini devam ettirmesi’ ve ‘çatışmaların üstesinden  gelmek için de kültürel ve sosyal diyalogu derinleştirmesi’  gerektiğini vurguladı. Konferansa katılanlardan biri olan İspanya'nın Avrupa  Birliği Devlet Sekreteri Alberto Navarro da, İspanyol  Hükümeti’nin, Türkiye'nin AB'ye katılımına destek verdiğini  belirtti. Navarro, ‘Türkiye'nin modernleşmeye devam edebilmek  için Avrupa'ya, Avrupa'nın da küresel bir aktöre dönüşebilmek  için Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu’ hatırlattı." ("D.C." rumuzlu, 13/01)

 

 

İTALYA BASINI:

 

La Repubblica: "Cumhurbaşkanı Napolitano'dan Türkiye'nin AB Üyeliğine Evet... Katılım AB'nin Stratejik Çıkarıdır": "Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, görev  süresinin bitimine kısa bir süre kala İtalya'ya resmi bir  ziyaret gerçekleştiriyor. Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye'nin AB'ye katılım arzusunu  hemen hemen bir bütün halinde destekleyen İtalyan liderleri  ile buluşmak suretiyle Türkiye'nin AB ile müzakere sürecine  büyük destek sağlayarak, önemli bir görev gerçekleştirdi. İtalya Cumhurbaşkanı, Türkiye ile ilgili çok güzel  ifadeler kullandı: ‘İtalya geçmişten bu yana sürekli  olarak ve inanarak, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini  desteklemektedir. Bu süreç, Avrupa'nın stratejik çıkarınadır.  Bu süreç, zaten başlatılmış olan reformların güçlendirilmesini  ve AB kurallarına saygı gösterilmesi için gereken tedbirlerin  alınarak, istenilen şartlara tümüyle uyulmasını sağlayacaktır.’ Cumhurbaşkanı Sezer de, söz konusu ifadelere cevaben, bu güçlü  desteği takdir ettiklerini belirterek, ‘Türkiye'nin AB'ye  katılımının, Avrupa'nın ekonomisini ve güvenliğini  güçlendireceğine inanıyoruz. Türkiye ve İtalya, Akdeniz ve  Avrupa tarihine uzanan kuvvetli bağlara sahip iki dost ülkedir.’  dedi.  Cumhurbaşkanı Sezer, İtalyan Senato Başkanı Franco Marini  ile 40 dakikalık bir görüşme gerçekleştirdi. Türkiye'nin AB'ye  katılımını öteden beri destekleyenlerden biri olan Marini, ‘Belirsizliklere kapılmaksızın müzakereleri desteklemeye ve  katılım hedefine doğru ilerlemeye devam etmeliyiz.  Müzakerelerde mevcut güçlüklerin aşılacağını ümit ediyorum. Türkiye, ikili ilişkilerin gerçekten güçlendirilebileceği  büyük bir ülkedir. Türkiye, Müslüman ve laik bir ülkedir  ve hepimiz gibi bazı sorunları olmakla birlikte, sağlam  temellere dayanmaktadır.’" (Marco Ansaldo, 10/01)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 12-14 Ocak 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve   yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR