ABD BASINI:
AP: "Barroso ve Prodi Türkiye'nin AB Üyelik Müzakerelerini
Sürdürmesine Destek Verdi": "Avrupa Komisyonu
Başkanı Jose Manuel Barroso ve İtalya Başbakanı Romano Prodi yaptıkları
açıklamada, geçen ay kısmen askıya alınmasına rağmen Türkiye ile Avrupa
Birliği katılım müzakerelerinin sürdürülmesi gerektiğini belirttiler.
Barroso, Komisyonun ‘Başta Türkiye ile olmak üzere genişlemeye yönelik
müzakerelerin sürdürülmesinde kararlı olduğunu’ ancak bu sürecin ‘uzun
ve zorlu’ olacağını da bildiğini söyledi. Prodi ile görüşmesinin
ardından yapılan ortak basın toplantısında konuşan Barroso, Ankara'nın
üye olmak istiyorsa, Avrupa Birliği tarafından belirlenen ‘tüm koşul ve
kriterleri’ yerine getirmek zorunda olduğunu yineledi. Prodi ise
İtalya'nın konuyla ilgili tutumunun tıpkı Komisyonunki gibi olduğunu
ifade etti." (15/01)
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung: "Steinmeier, AB'yi Tarihi Bir Hataya
Karşı Uyardı": "Almanya'nın Münih kentinde
Süddeutsche Zeitung gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hans Werner
Kilz'in yönettiği ve Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ile
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'nin katıldıkları bir
konferansta Alman Dışişleri Bakanı, Avrupa'nın başarılı olma baskısı
altında olduğunu, fakat Avrupa'nın herkes için bir kazanım-projesi
olduğunu ve Türkiye'nin tam üyelik fırsatının kolayca kaybedilmemesi
gerektiğini belirtti. Alman Dışişleri Bakanı, Angela Merkel'in imtiyazlı
ortaklık önerisine mesafeli olarak, Türkiye'ye AB üyeliği için adil bir
fırsat verilmesi gerektiğini söylediğinde, salonda alkış sesleri kopmaya
başladı. Bakan, Türkiye'yi Avrupa kıtasının güneydoğusunda aydınlanmadan
nasibini almış ve Avrupa için fırsat olan İslami bir ülke olarak
değerlendirdi. Steinmeier: ‘Daimi olarak Batı'nın değerlerini üstlenmesi
suretiyle Türkiye, sadece Arap ülkeleri ve Asya için bir köprü
oluşturmuyor, aynı zamanda seküler Avrupa ile derin dini temelleri olan
komşularımızla da manevi bir aracı konumundadır. Avrupa'ya demir atmış
bir Türkiye Avrupa'nın değerlerini ve İslami bakış açısını birbiriyle
kaynaştırmak suretiyle Avrupa'da halkların sürekli olarak güvenli ve
barış içinde hoşgörüye dayalı olarak birlikte yaşamalarını
sağlayabilir.’ dedi. Sürpriz bir şekilde Yunanistan Dışişleri Bakanı
Bakoyanni de çok net olarak komşu ülke Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden
yana tavır alarak, ‘Biz Yunanlılar için Avrupalı olan bir Türkiye çok
önemlidir’ şeklinde konuştu." (Christiane Schlötzer, Christian
Mayer, 15/01)
Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Çıkar Birliği mi Değerler
Topluluğu mu?: "Ekonomik hesaplar üzerine
kurulu supranasyonal (uluslararası ilişkiler-topluluk hukukunun uluslar
üstü niteliği) çıkar birlikteliğinin, büyük bir siyasi fikir olarak
tasavvur edilen Birleşik Avrupa'yla zerre kadar ilgisi olmaması
nedeniyle, Avrupa hareketinin idealistleri başlangıçta hayal kırıklığına
uğramışlardı. Ancak Avrupa fikri bugüne değin supranasyonal kurumlarca
özümsenmedi, olsa olsa bu kesimin tarihi söylemlerini süslemeye yaradı.
AB'nin ruhunun olmayışı ve esasen bunun eksikliğini de duymayışı, büyük
bir ekonomik güç olmasını ve üyeleri üzerinde sürekli büyüyen bir yasal
güce dönüşmesini engellemedi. AB, Avrupa kavramıyla özdeşlemeyi başardı.
(…) NATO ülkelerini birleştiren, ortak savunma politikasıyla ilgili
çıkarlar, AB'ye üyelik için yeterli değildir. Avrupa'nın ne olduğunu,
eskiden beri kendilerine öz güveni olan Avrupalılar belirler.
Avrupalılık bilincini doğrudan ya da dolaylı olarak en çok etkileyen
ruhani güç ise Hıristiyanlıktır. (…) Avrupalıların, unutulan Avrupa
fikrini yeniden özümsemeleri bilgelik olurdu. Avrupa fikri öncü kılavuz
olarak icraat, öneri ve eleştirilerde ölçü olarak kullanılabilir.
‘Avrupalı kimliği’ sorusu, Türkiye'nin üyelik arayışıyla, yani İslami
kültür alanına olası genişlemeyle karşı konulamaz bir şekilde AB için
önem taşıyor. AB, bundan sonra da ekonomik- teknik bir çıkar birlikteliği
olarak sınırlı kaldığı sürece, bunun doğuracağı sorunlar, muazzam
olmakla birlikte, küçük kalacaktır. Ancak AB bugün, siyasi topluluk
olmayı hedefleyen bir değerler topluluğu olduğunu iddia ediyor.
Türkiye'nin üyeliği, Avrupalı kimliği için ciddi bir sorundur."
(Bonn Üniversitesi’nden Prof. Dr. Josef Isensee,
15/01)
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung: "Avrupa Yabancı Bir Şey Değil":
"SORU: Hep Avrupa perspektifinin, istikrarın
korunması konusunda önem taşıdığı söyleniyor. Bu argüman, Türkiye için
de geçerli mi?
PLASSNİK: İstikrar argümanının bilincindeyiz. Kırk
yıldan beri Türkiye ile ilişkilerimiz üzerinde çalışmamızın nedeni de
zaten bu. 2005 yılında müzakere sürecinin yeni bir dönemine girdik. Bu
yolda ilerlemek, reformları uygulamaya geçirmek ve vaatleri yerine
getirmek sırası şimdi Türkiye'de.
SORU: Hükümet programında ‘Türkiye'nin üzerine göre
biçilmiş bir Türkiye-Avrupa ortaklığından’ bahsediliyor. Bu Ankara'nın
hep reddettiği imtiyazlı ortaklığın farklı bir tanımı mı?
PLASSNİK: Avusturya, şimdiye kadar hedef olarak
yalnız katılımın alınmaması, başka ihtimallerin de göz önünde
bulundurulması için çaba harcadı. Burada söz konusu olan, Türkiye
karşıtı bir tutum değil; gerçekçi bir zaman dilimi içinde nelerin
yapılabileceğinin sorgulanması. Biz kapıyı kapamadan, gerçekçi
hedeflerin alınmasının daha akıllıca olacağı görüşündeyiz. Birbirimizden
gücümüzü aşacak şeyler istememeliyiz; ne Türkiye AB'den, ne de AB
Türkiye'den.
SORU: AB, enerji teminini geniş bir zemine oturtmak
istiyor. Bu, AB üyesi bir Türkiye olmaksızın düşünülebilir mi?
PLASSNİK: Tabii ki. Bunun için kaynakları olan diğer
ülkelerin ille de AB üyesi olması gerekmiyor. Türkiye, bölgesel güç ve
yakın bir ortak olarak önemli bir rol oynuyor."
(Martyna Czarnowska, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula
Plassnik ile yapılan mülakat, 13/01)
İNGİLTERE BASINI:
The Financial Times: "Türkiye Yasama Hamlesi Başlatıyor":
"Türkiye, geçen ay üyelik müzakerelerinin önemli bir bölümü askıya
alınmış olsa da, Avrupa Birliği üyeliğine hazırlanmak üzere bir yasama
hamlesi başlatma sözü verdi. Söz konusu girişim, Brüksel tarafından,
Ankara'nın müzakerelerin kısmen durmasına verdiği olumlu bir tepki
olarak memnuniyetle karşılandı. Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Volkan
Bozkır, Ankara'nın geçen ayki aksamaya, reformları ‘hızlandırarak’
cevap vereceğini, böylece siyasi ortam değiştiğinde AB'ye katılmaya
hazır olacağını belirtti. Bozkır, The Financial Times'a verdiği
mülakatta, Ankara'nın katılım ihtimaline yönelik son darbeyi
‘soğukkanlı ve profesyonel bir şekilde’ karşıladığını söyledi ve ‘Bu,
Türkiye'nin AB ile ilişkilerini muhafaza etmek istediğini gösteriyor.
Türkiye için AB'nin müzakereleri kısmen askıya alma kararına sert bir
şekilde tepki göstermek, ilişkilerin bir bölümünü dondurmak veya bir
çeşit gücenme tutumu benimsemek kolay olurdu.’ dedi. Aralık ayında AB,
Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs'a açmayı reddetmesi dolayısıyla, üyelik
müzakerelerinin sekiz bölümünü askıya almıştı. Geçen hafta Türkiye
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ülkeyi AB üyeliğine hazırlamak için
ayrıntılı yasama planları hazırlamaları talimatı vermek üzere, farklı
bakanlıklardan 150'den fazla üst düzey yetkiliyi bir araya getirdi.
Bozkır, 2013'e kadarki yasama planlarının ocak sonuna kadar sunulacağını
ve ardından ülkenin yasa ve normlarını AB standartlarına getirmek
amacıyla öncelik verileceğini belirtti. Plan, geçen ay dondurulan sekiz
bölüm de dahil üyelik müzakerelerinin 32 önemli konusunu kapsayacak.
Bozkır, AB sonunda ayrıntılı müzakereleri başlatmaya karar verdiğinde,
hazırlık işinin neredeyse tamamlanmış olmasını umduğunu söyledi.
Yaklaşmakta olan cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinde siyasi bir
çıkmaza girilmesi tehlikesinin farkında olan Bozkır, ‘Bu tehlikeli
dönemi -bu yıl ve önümüzdeki yılı- kullanacağız böylece değerli vaktin
kaybedilmesine izin vermeyeceğiz.’ dedi."
(George Parker, 14/01)
İTALYA BASINI:
ANSA: "Ali Babacan: 'AB'nin Talepleri Artık Fazla Önem
Taşımıyor": "İstanbul'da konuşan Başmüzakereci
ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, ‘AB'ye katılım
müzakerelerinin kısmen askıya alınmasının ardından, artık bu hususta
AB'nin Türkiye'den beklentilerinin ve de bu yöndeki taleplerinin bir
önemi kalmamıştır... 2007 yılında AB'nin bizden ne tür beklentileri
olacaktır? Aralık 2006'da katılım müzakerelerinin kısmen askıya alınması
kararının ardından, AB bizden ne beklemektedir? Artık AB'nin Türkiye
olarak bizden bir talepte bulunmasının ve bu taleplerinin karşılanması
hususunda bir süre biçmesinin bir önemi yoktur. Bundan sonra kendi
takvimimizi kendimiz belirleyeceğiz. 2006 yılının sonuna kadar
tartışılan husus Türkiye'nin hazır olup olmadığı yönündeydi; oysa şimdi
artık biz Türkiye'yi bir AB üyesi olarak görmeye hazır mıyız, değil
miyiz? İşte bunu kendimize soracağız.’ dedi. Babacan sözlerine,
‘Müzakerelerin aralık ayında askıya alınan bölümlerine ilişkin reformlar
Brüksel tarafından değil; Ankara tarafından belirlenen takvime göre
devam edecektir. Tarım politikamızı değiştirmeyeceğiz; zira tarım
konusunda müzakere yapılmayacak.’ dedi."
(13/01)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde Yeri Yok":
"Fransa İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy, birkaç ay içerisinde Fransa'da
yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönetimdeki sol parti tarafından
aday gösterilmesinden önce yaptığı açıklamada, ‘Türkiye'nin AB'de yeri
olmadığını’ söyledi. Sarkozy açıklamasında, ‘Şunu söylemek istiyorum:
Başta AB'de yeri olmayan Türkiye olmak üzere, dünyadaki tüm ülkelerin
Avrupa'ya katılma yetenekleri ve eğilimleri yok. Avrupa'da sınırsız bir
genişleme, AB'nin siyasi olarak yıkılması tehlikesini yaratıyor. Bu
kabul edebileceğim bir şey değil.’ dedi."
(15/01)
NOT:
Bu bülten, 15 Ocak 2007 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR