16.01.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "Barroso ve Prodi Türkiye'nin AB Üyelik Müzakerelerini Sürdürmesine Destek Verdi": "Avrupa Komisyonu Başkanı Jose  Manuel Barroso ve İtalya Başbakanı Romano Prodi  yaptıkları açıklamada, geçen ay kısmen askıya alınmasına  rağmen Türkiye ile Avrupa Birliği katılım müzakerelerinin  sürdürülmesi gerektiğini belirttiler. Barroso, Komisyonun ‘Başta Türkiye ile olmak üzere  genişlemeye yönelik müzakerelerin sürdürülmesinde kararlı  olduğunu’ ancak bu sürecin ‘uzun ve zorlu’ olacağını da  bildiğini söyledi. Prodi ile görüşmesinin ardından yapılan ortak  basın toplantısında konuşan Barroso, Ankara'nın üye  olmak istiyorsa, Avrupa Birliği tarafından belirlenen  ‘tüm koşul ve kriterleri’ yerine getirmek zorunda olduğunu  yineledi. Prodi ise İtalya'nın konuyla ilgili tutumunun  tıpkı Komisyonunki gibi olduğunu ifade etti." (15/01)

 

ALMANYA BASINI:

Süddeutsche Zeitung: "Steinmeier, AB'yi Tarihi Bir Hataya Karşı Uyardı": "Almanya'nın Münih kentinde Süddeutsche Zeitung gazetesinin  Genel Yayın Yönetmeni Hans Werner Kilz'in yönettiği ve Alman  Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ile Yunanistan Dışişleri  Bakanı Dora Bakoyanni'nin katıldıkları bir konferansta Alman  Dışişleri Bakanı, Avrupa'nın başarılı olma baskısı altında  olduğunu, fakat Avrupa'nın herkes için bir kazanım-projesi  olduğunu ve Türkiye'nin tam üyelik fırsatının kolayca  kaybedilmemesi gerektiğini belirtti. Alman Dışişleri Bakanı, Angela Merkel'in imtiyazlı  ortaklık önerisine mesafeli olarak, Türkiye'ye AB üyeliği için  adil bir fırsat verilmesi gerektiğini söylediğinde, salonda  alkış sesleri kopmaya başladı. Bakan, Türkiye'yi Avrupa  kıtasının güneydoğusunda aydınlanmadan nasibini almış ve Avrupa için fırsat olan İslami bir ülke olarak değerlendirdi. Steinmeier: ‘Daimi olarak Batı'nın değerlerini üstlenmesi  suretiyle Türkiye, sadece Arap ülkeleri ve Asya için bir  köprü oluşturmuyor, aynı zamanda seküler Avrupa ile derin dini  temelleri olan komşularımızla da manevi bir aracı konumundadır.  Avrupa'ya demir atmış bir Türkiye Avrupa'nın değerlerini ve  İslami bakış açısını birbiriyle kaynaştırmak suretiyle  Avrupa'da halkların sürekli olarak güvenli ve barış içinde  hoşgörüye dayalı olarak birlikte yaşamalarını sağlayabilir.’  dedi. Sürpriz bir şekilde Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni  de çok net olarak komşu ülke Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden yana  tavır alarak, ‘Biz Yunanlılar için Avrupalı olan bir Türkiye  çok önemlidir’ şeklinde konuştu."  (Christiane Schlötzer, Christian Mayer, 15/01)

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Çıkar Birliği mi Değerler Topluluğu mu?: "Ekonomik hesaplar üzerine kurulu supranasyonal  (uluslararası ilişkiler-topluluk hukukunun uluslar üstü  niteliği) çıkar birlikteliğinin, büyük bir siyasi fikir  olarak tasavvur edilen Birleşik Avrupa'yla zerre kadar  ilgisi olmaması nedeniyle, Avrupa hareketinin idealistleri  başlangıçta hayal kırıklığına uğramışlardı. Ancak Avrupa  fikri bugüne değin supranasyonal kurumlarca özümsenmedi,  olsa olsa bu kesimin tarihi söylemlerini süslemeye yaradı. AB'nin ruhunun olmayışı ve esasen bunun eksikliğini de  duymayışı, büyük bir ekonomik güç olmasını ve üyeleri  üzerinde sürekli büyüyen bir yasal güce dönüşmesini  engellemedi. AB, Avrupa kavramıyla özdeşlemeyi başardı. (…) NATO ülkelerini birleştiren, ortak savunma politikasıyla  ilgili çıkarlar, AB'ye üyelik için yeterli değildir. Avrupa'nın ne olduğunu, eskiden beri kendilerine öz güveni  olan Avrupalılar belirler. Avrupalılık bilincini doğrudan ya da  dolaylı olarak en çok etkileyen ruhani güç ise Hıristiyanlıktır. (…) Avrupalıların, unutulan Avrupa fikrini yeniden özümsemeleri  bilgelik olurdu. Avrupa fikri öncü kılavuz olarak icraat, öneri  ve eleştirilerde ölçü olarak kullanılabilir. ‘Avrupalı kimliği’ sorusu, Türkiye'nin üyelik arayışıyla,  yani İslami kültür alanına olası genişlemeyle karşı konulamaz  bir şekilde AB için önem taşıyor. AB, bundan sonra da ekonomik- teknik bir çıkar birlikteliği olarak sınırlı kaldığı sürece,  bunun doğuracağı sorunlar, muazzam olmakla birlikte, küçük  kalacaktır. Ancak AB bugün, siyasi topluluk olmayı hedefleyen  bir değerler topluluğu olduğunu iddia ediyor. Türkiye'nin  üyeliği, Avrupalı kimliği için ciddi bir sorundur." (Bonn Üniversitesi’nden Prof. Dr. Josef Isensee, 15/01)

 

AVUSTURYA BASINI:

Wiener Zeitung: "Avrupa Yabancı Bir Şey Değil":

            "SORU: Hep Avrupa perspektifinin, istikrarın korunması  konusunda önem taşıdığı söyleniyor. Bu argüman, Türkiye için  de geçerli mi?

            PLASSNİK: İstikrar argümanının bilincindeyiz. Kırk yıldan  beri Türkiye ile ilişkilerimiz üzerinde çalışmamızın nedeni de  zaten bu. 2005 yılında müzakere sürecinin yeni bir dönemine  girdik. Bu yolda ilerlemek, reformları uygulamaya geçirmek ve  vaatleri yerine getirmek sırası şimdi Türkiye'de.

            SORU: Hükümet programında ‘Türkiye'nin üzerine göre  biçilmiş bir Türkiye-Avrupa ortaklığından’ bahsediliyor. Bu  Ankara'nın hep reddettiği imtiyazlı ortaklığın farklı bir  tanımı mı?

            PLASSNİK: Avusturya, şimdiye kadar hedef olarak yalnız  katılımın alınmaması, başka ihtimallerin de göz önünde  bulundurulması için çaba harcadı. Burada söz konusu olan,  Türkiye karşıtı bir tutum değil; gerçekçi bir zaman dilimi  içinde nelerin yapılabileceğinin sorgulanması. Biz kapıyı  kapamadan, gerçekçi hedeflerin alınmasının daha akıllıca  olacağı görüşündeyiz. Birbirimizden gücümüzü aşacak şeyler  istememeliyiz; ne Türkiye AB'den, ne de AB Türkiye'den.

            SORU: AB, enerji teminini geniş bir zemine oturtmak  istiyor. Bu, AB üyesi bir Türkiye olmaksızın düşünülebilir mi?

            PLASSNİK: Tabii ki. Bunun için kaynakları olan diğer  ülkelerin ille de AB üyesi olması gerekmiyor. Türkiye,  bölgesel güç ve yakın bir ortak olarak önemli bir rol oynuyor." (Martyna Czarnowska, Avusturya  Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ile yapılan mülakat, 13/01)

 

İNGİLTERE BASINI:

The Financial Times: "Türkiye Yasama Hamlesi Başlatıyor": "Türkiye, geçen ay üyelik müzakerelerinin önemli bir  bölümü askıya alınmış olsa da, Avrupa Birliği üyeliğine  hazırlanmak üzere bir yasama hamlesi başlatma sözü verdi. Söz konusu girişim, Brüksel tarafından, Ankara'nın  müzakerelerin kısmen durmasına verdiği olumlu bir tepki  olarak memnuniyetle karşılandı. Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Volkan Bozkır,  Ankara'nın geçen ayki aksamaya, reformları ‘hızlandırarak’  cevap vereceğini, böylece siyasi ortam değiştiğinde AB'ye  katılmaya hazır olacağını belirtti. Bozkır, The Financial Times'a verdiği mülakatta,  Ankara'nın katılım ihtimaline yönelik son darbeyi  ‘soğukkanlı ve profesyonel bir şekilde’ karşıladığını  söyledi ve ‘Bu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini muhafaza  etmek istediğini gösteriyor. Türkiye için AB'nin  müzakereleri kısmen askıya alma kararına sert bir şekilde  tepki göstermek, ilişkilerin bir bölümünü dondurmak veya  bir çeşit gücenme tutumu benimsemek kolay olurdu.’ dedi. Aralık ayında AB, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs'a  açmayı reddetmesi dolayısıyla, üyelik müzakerelerinin sekiz  bölümünü askıya almıştı. Geçen hafta Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,  ülkeyi AB üyeliğine hazırlamak için ayrıntılı yasama  planları hazırlamaları talimatı vermek üzere, farklı  bakanlıklardan 150'den fazla üst düzey yetkiliyi bir araya  getirdi. Bozkır, 2013'e kadarki yasama planlarının ocak sonuna  kadar sunulacağını ve ardından ülkenin yasa ve normlarını  AB standartlarına getirmek amacıyla öncelik verileceğini  belirtti. Plan, geçen ay dondurulan sekiz bölüm de dahil üyelik  müzakerelerinin 32 önemli konusunu kapsayacak. Bozkır, AB  sonunda ayrıntılı müzakereleri başlatmaya karar verdiğinde,  hazırlık işinin neredeyse tamamlanmış olmasını umduğunu  söyledi. Yaklaşmakta olan cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinde  siyasi bir çıkmaza girilmesi tehlikesinin farkında olan  Bozkır, ‘Bu tehlikeli dönemi -bu yıl ve önümüzdeki yılı-  kullanacağız böylece değerli vaktin kaybedilmesine izin  vermeyeceğiz.’ dedi." (George Parker, 14/01)

 

İTALYA BASINI:

ANSA: "Ali Babacan: 'AB'nin Talepleri Artık Fazla Önem Taşımıyor": "İstanbul'da konuşan Başmüzakereci ve Ekonomiden Sorumlu  Devlet Bakanı Ali Babacan, ‘AB'ye katılım müzakerelerinin  kısmen askıya alınmasının ardından, artık bu hususta AB'nin  Türkiye'den beklentilerinin ve de bu yöndeki taleplerinin  bir önemi kalmamıştır... 2007 yılında AB'nin bizden ne tür  beklentileri olacaktır? Aralık 2006'da katılım müzakerelerinin  kısmen askıya alınması kararının ardından, AB bizden ne  beklemektedir? Artık AB'nin Türkiye olarak bizden bir talepte  bulunmasının ve bu taleplerinin karşılanması hususunda bir  süre biçmesinin bir önemi yoktur. Bundan sonra kendi takvimimizi  kendimiz belirleyeceğiz. 2006 yılının sonuna kadar tartışılan  husus Türkiye'nin hazır olup olmadığı yönündeydi; oysa şimdi  artık biz Türkiye'yi bir AB üyesi olarak görmeye hazır mıyız,  değil miyiz? İşte bunu kendimize soracağız.’ dedi. Babacan sözlerine, ‘Müzakerelerin aralık ayında askıya  alınan bölümlerine ilişkin reformlar Brüksel tarafından değil;  Ankara tarafından belirlenen takvime göre devam edecektir.  Tarım politikamızı değiştirmeyeceğiz; zira tarım konusunda  müzakere yapılmayacak.’ dedi." (13/01)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Antenna TV: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde Yeri Yok": "Fransa İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy, birkaç ay  içerisinde Fransa'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine  yönetimdeki sol parti tarafından aday gösterilmesinden önce  yaptığı açıklamada, ‘Türkiye'nin AB'de yeri olmadığını’  söyledi. Sarkozy açıklamasında, ‘Şunu söylemek istiyorum: Başta  AB'de yeri olmayan Türkiye olmak üzere, dünyadaki tüm ülkelerin  Avrupa'ya katılma yetenekleri ve eğilimleri yok. Avrupa'da  sınırsız bir genişleme, AB'nin siyasi olarak yıkılması  tehlikesini yaratıyor. Bu kabul edebileceğim bir şey değil.’  dedi." (15/01)

 

 

NOT: Bu bülten, 15 Ocak 2007 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 
ESKİ SAYILAR