18.01.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Financial Times Deutschland: "AB, Sarkozy'nin Türkiye'ye Karşı Tutumunu Eleştiriyor": "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Fransa  Cumhurbaşkanı adayı muhafazakar Nicolas Sarkozy'nin,  Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı çıkmasını eleştirdi.  Olli Rehn, Roma'da yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye  üyelik perspektifinin sürekli sorgulanmasının, hem AB'nin  Türkiye'deki inandırıcılığını hem de ülkedeki reform  hareketlerini zedelediğini söyledi. Rehn, ‘Bana göre AB, Türkiye'ye adil davranırsa daha doğru  olur.’ dedi. Adil olmanın esası, AB'nin Türkiye'ye sunduğu  tam üyelik perspektifine bağlı kalmasıdır. Nicolas Sarkozy  de Alman Şansölye Merkel gibi Türkiye'nin tam üyeliğine karşı  çıkıyor ve bunun yerine stratejik bir ortaklıktan yana tavır  alıyor." (17/01)

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Türkiye'nin AB'ye Üyeliği Pahalıya Mal Olabilir": "Türkiye'nin AB'ye tam üye olması halinde Birlik aşırı  bir finansal zorlanmaya maruz kalabilir ve bu suretle Doğu  Alman bölgelerine yapılanma kapsamında ayrılan teşvik  kaynakları tükenebilir. Bu iddiayı CDU Milletvekili Markus  Pieper, AB'nin yeni genişleme turu kapsamında hazırlamış  olduğu ‘İnisiyatif Raporu’nda ortaya atıyor. Söz konusu  rapora göre, Balkanlardaki aday ülkelerle Türkiye'nin üyeliği  ve henüz tam olarak entegre edilmemiş durumda olan AB ülkeleri  Romanya ve Bulgaristan için 2007-2013 mali döneminde ayrılması  gereken kaynak 150 milyar avro tutarında bulunuyor. Raporu hazırlayan Pieper'e göre, 150 milyar  tutarındaki meblağın yalnızca yüzde 63'ünün, diğer bir deyişle  95 milyar avronun Türkiye'ye aktarılması gerekebilir. Rapora göre ayrıca, yeni genişleme turundan sonra  Almanya'daki bölgelerin büyük bir çoğunluğu AB yapısal  fonlarından teşvik alma hakkını kaybedebilecek. Aday olan  Batı Balkan ülkeleriyle Türkiye'nin üye olması durumunda, AB  toprakları yüzde 35, nüfus yüzde 27, gayrisafi milli iç hasıla  ise yüzde 4 oranında artmış olacak. Bu durumda AB'nin refah  seviyesi büyük ölçüde azalmış olacak ve Almanya'nın Doğu  bölgeleri, bu seviyenin üzerinde yer alacakları için teşvik  yardımlarından istifade edememe durumunda kalabilecekler. Bir bölgenin yapısal fonlardan yardım alabilmesi için  gayrısafi yurtiçi hasılasının, AB ortalamasının yüzde  75'inin altında olması gerekiyor. Avrupa Parlamentosu'nun  hesaplamalarına göre, bugün AB yapısal fonundan teşvik alma  hakkına sahip olan bölgeler, yeni bir genişleme turunun gerçekleştirilmesi durumunda, artık bundan yararlanamama  durumunda kalabilecekler. Bu durumdan ise en fazla İtalya,  Almanya, İspanya, Yunanistan ve Fransa etkilenebilecek. Bu bağlamda Pieper, Türkiye'nin AB üyeliğinin, Birliğin  ekonomik açıdan yeni üye alma kapasitesine bağlı kılınmasını  talep ederken, ‘AB, Romanya ve Bulgaristan konusunda yaptığı hatayı tekrarlamamalı ve geri dönemeyeceği taahhütlerde  bulunmamalıdır’ açıklamasında bulundu. Pieper, Türkiye'nin  2024 yılında AB üyesi olması halinde yapısal fonlardan yılda  22,4 ile 26 milyon avro arasında teşvik alabileceğini, başka  alanlarda aşırı derecede kesintiler yapılmaz ise Birliğin  bunu sağlayacak durumda olamayacağını, bugüne kadar teşvik  alan bölgelerin yalnızca ‘istatistiki’ açıdan daha zengin  hale gelecekleri için bu teşviklerden yararlanamayacak  olmalarının kabul edilemez olduğunu ifade ediyor. CDU Milletvekili bu nedenle, öncelikle Türkiye'nin tam  üye olarak kabul edilmemesinden, bunun yerine belli sektörlerin geliştirilmesinden ve bölgelerin kalkınmasına yönelik finansal  yardımların yapılmasından yana tavır alıyor. AB, Türkiye'nin  refah seviyesinin Birliğin refah seviyesine uyumlu hale  getirilmesi amacıyla bu finansal kaynağı 2009 yılı bütçesinin  revizyonu kapsamında temin edebilir. Türkiye bu suretle, tam  üye yapılmadan da AB'ye bağlanabilir. Pieper'in görüşüne göre,  yapılanma için ayrılan kaynaklar, daha çok, küreselleşmenin  yol açtığı ve toplumun yaşlanmasının doğurduğu sonuçlara  yönelik çalışmalara aktarılabilir. İnisiyatif Raporu bu ayın sonunda Bölgeler Kurulu’nda, nisan ayının sonunda da Genel Kurul’da görüşülecek. ("hmk" rumuzlu, 17/01)

 

AVUSTURYA BASINI:

ORF2: "Hükümet Programı": "Bösch: ‘SPÖ, Türkiye konusunda Avusturya'ya ihanet  ediyor.’ dedi. Avusturya Özgürlükçü Partisi FPÖ'nün Avrupa Sözcüsü  Dr. Reinhard E.Bösch, Federal Hükümetten Türkiye ile  AB müzakerelerini derhal durdurmasını istedi. Yaklaşık 10  yıla kadar Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda, halkın karar  vermesinin hükümet programında yer almasını göz boyamacılık  olarak nitelendiren Bösch, muhalefetteyken katılıma karşı  çıkan SPÖ'den bundan sonraki AB toplantılarında müzakerelerin sürdürülmesine karşı oy kullanmasını istedi... Plassnik: ‘Avusturya'nın dış politikası ne kırmızı  (SPÖ'nün rengi), ne siyah (ÖVP'nin rengi), kırmızı-beyaz (Avusturya bayrağının renkleri) olacak. Asıl önemli konu  Avrupa'nın yeniden birleşmesi.’ dedi. (…) Plassnik, ayrıca hükümet programında Türkiye konusunda  adım adım ilerleneceğinin ve katılım halinde halk oylamasına  gidileceğinin yer aldığını da vurguladı..." (16/01)

 

BELÇİKA BASINI:

Euobserver: "Sarkozy, Cumhurbaşkanlığı Yarışını Türkiye Karşıtı Açıklamalarıyla Başlattı": "Fransa İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy'nin nisan ayında  yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkez sağ partisinin  adayı olduğu resmen teyid edildi. Sarkozy seçim kampanyasını  ise ‘Türkiye'ye Avrupa Birliği'nde yer yok’ sloganıyla  başlattı. 80 bin partiliye hitaben yaptığı kabul konuşmasında sivri  dilli siyasetçi, analistlerin Türkiye'nin Avrupa girişimi  konusunda yapılan en sert açıklama olduğunu söyledikleri bir  konuşma yaptı. Basında Sarkozy'nin, ‘Avrupa'nın kendisine sınırlar  belirlemesi gerektiğini söylemek istiyorum, bu başta Avrupa  Birliği'nde yeri olmayan Türkiye olmak üzere, her ülkenin  Avrupa üyesi olma çağrısı almamasıyla olur. Avrupa'nın  sınırsız genişlemesi, Avrupa'nın siyasi birliğinin yok  olması tehlikesi yaratır ve ben bunu kabul etmiyorum’  şeklinde konuştuğu belirtildi." (Lucia Kubosova, 16/01)

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "AB Türkiye ile Katılım Müzakerelerinde İlerleme Kaydetmeye Hazırlanıyor": "Avrupa Birliği  diplomatları, AB'nin Türkiye ile üyelik  müzakerelerinde iki küçük adım atmaya hazırlandığını  söylediler. Diplomatlar, ayrıca 27 ülkeli Birliğin, geçen ay  prensipte verilen sözün tutularak önümüzdeki pazartesi  günü Kuzey Kıbrıs'taki Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik  tecridin sona erdirilmesi konusunda müzakerelerin yeniden  başlamasını resmen kabul etmesinin beklendiğini kaydettiler. Bir diplomat, AB temsilcilerinin Türkiye'nin  istatistiklerdeki sicilinin ‘tatmin edici ve müzakerelere  başlamak için yeterince hazırlanmış’ olduğunun, ancak  ‘sosyal ve istihdam politikalarında yeterince hazırlıklı  olmadığının’ belirtildiği bir raporu kabul edeceklerini  söyledi." (17/01)

           

İSVİÇRE BASINI:

Basler Zeitung: "Sarkozy ve Royal'ın Avrupa Sınavı": "Sarkozy Türkiye'nin üyeliğine kesinlikle karşı ve  Türkiye'nin ‘yerinin Avrupa'da olmadığına’ inanıyor.  Sarkozy'nin rakibi, bu konuda da zamana oynuyor. AB'nin  de işi aceleye getirmeyeceğini savunan Royal, Jacques Chirac'ın yeni üyelikler için söz verdiği referanduma  işaret ediyor ve halkın arzusunu kendisine ilke  edineceğini belirtiyor." (Rudolf Balmer, 17/01)

 

İTALYA BASINI:

Apcom: "D'alema: Balkanlar ve Türkiye Avrupa Politikası İçin Bir Sınavdır": "İtalya Dışişleri Bakanlığı’nda, Avrupa  Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile  gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak  basın toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı ve  Dışişleri Bakanı D'Alema, ‘Türkiye ve Batı Balkan  ülkelerini Avrupa politikaları için bir nevi sınav şeklinde değerlendirerek, Avrupa kriterlerine uyumlu  bir genişleme politikası izleyelim’ çağrısı yaptı. D'Alema sözlerine, ‘İtalya, Kopenhag Kriterleri  temel alınmak suretiyle, Avrupa'nın açık kapı politikası  izlemesinden yanadır ve daha önce üzerinde anlaşmaya  varılmayan birtakım ek kriterlerin sürece dahil edilmesi  eğiliminde olan kapalı tavırlara da karşıdır’ diyerek  devam etti. D'Alema'ya göre ‘büyük bir başarı’ olan  genişleme politikası, AB'yi daha güçlü kılan, barışa  ve istikrara katkı sağlayan unsurlardan birini teşkil  ediyor. Türkiye hakkında da konuşan D'Alema, ‘Ankara'dan  tabii ki birtakım taleplerimiz olmalı, ancak Kıbrıs  meselesinde daha genel ve ortak bir çözüme varmak için  de gerekli girişimlere başlamalıyız.’ dedi. D'Alema, ‘İtalya, Türkiye'nin katılım müzakerelerinin  yavaşlamasına yol açan sebepleri haklı bulmaktadır, çünkü  AB'nin, Ankara Protokolü ile üstlendiği yükümlülükleri  tam manasıyla yerine getirmeyen Türkiye'ye karşı tepkisiz  kalması düşünülemezdi. Buna rağmen katılım  müzakerelerinin tüm başlıklarının görüşülmeye devam  ettirilmesi gerektiği kanaatindeyiz… AB, Türkiye'deki reform sürecini  teşvik etmeyi  sürdürmelidir.’ dedi." (16/01)

ANSA: "Türkiye... Rehn: Somut Adımlar Bekliyoruz": "’Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin ilerleyişi  her şeyden önce ülkedeki reform sürecinin işleyişine bağlı  olacaktır’ diyen AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, sözlerine, ‘Müzakereler devam edecektir. Avrupa anlaşmalarıyla  belirlenen kriterleri karşılamak durumunda olan Türkiye,  medeniyetler arası bir köprü vazifesi görmesi nedeniyle, Orta Doğu'da istikrarın sağlanmasında da önemli bir rol oynayabilir’ diyerek devam etti. Rehn, ‘AB'nin Türkiye'ye yönelik olarak benimseyebileceği  en iyi yaklaşım adil ve de kararlı olmaktır. Daha farklı  bir anlatımla, Türkiye kriterleri yerine getirdiği andan  itibaren, AB de, Türkiye'nin katılımı konusundaki taahhütlere  sadık kalmalıdır.’ dedi. Rehn'e göre, ‘AB'ye katılım sürecinin bir özelliği olan  katı şartların altının önemle çizilmesi konusunda kararlı  olunması’ gerekiyor. Rehn, ‘Türkiye, öte yandan, son dönemde  yavaşlayan reform sürecini enerjik bir şekilde yeniden  canlandırma becerisini göstermelidir. Bunlardan sadece  birkaçına değinecek olursak; ifade, din ve kültür özgürlüğü  gibi temel hak ve hürriyetler konusunda ilerleme kaydetme  gücüne sahip olmalıdır.’ dedi. Olli Rehn, ‘AB'nin Türkiye'den somut adımlar beklediğinin’  altını çizerek sözlerini tamamladı." (16/01)

 

NOT: Bu bülten, 16-17 Ocak 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 
ESKİ SAYILAR