26.01.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

İNGİLTERE BASINI:

 

Financial Times: "İstanbul'da Ölüm": "Ermenice ve Türkçe iki dilde yayımlanan Agos gazetesinin  Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi  sonrasında düzenlenen cenaze töreninde, törene katılmak  üzere İstanbul sokaklarına yığılan 100 bin kişiden oluşan  öfkeli kalabalık gözleri yaşlı bir şekilde ‘Hepimiz Ermeniyiz’,  ‘Hepimiz Hrant Dink'iz’ diye bağırıyordu. Suçunu itiraf eden  ve Türkiye'deki aşırı milliyetçi kesimlerle bağlantısı bulunan  genç tutuklandı. Eğer Avrupa Birliği'ne adaylığını sürdürmek istiyorsa,  Türkiye'nin, Hrant Dink cinayetini hazırlayan zehirli ortamı  enine boyuna incelemesi gerekiyor. Dink cinayeti gökten  zembille inmedi. Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerinde yaşanan  çıkmaz, yabancı düşmanlığını körükledi. Brüksel, insan  hakları, demokrasi ve azınlık hakları alanındaki önemli  reformlara rağmen Ankara'nın ifade özgürlüğünün korunması  veya ordunun sivil otoritenin kontrolü altına alınması  konusunda yeterince çaba sarfetmediğini söylüyor.  Türkiye'nin İslam yanlısı hükümeti, Avrupalıların art  niyetli yaklaştığını ve özellikle de Fransa, Almanya  ve Avusturya'daki Müslüman karşıtı önyargıları tatmin  etmek üzere çıtayı daha da yükselttiğini söylüyor. Her iki taraf da haklı. En azından makul ve  değiştirilemez bir üyelik kriteri var. Ceza yasasında  ‘Türklüğe hakareti’ suç olarak nitelendiren hiçbir  ülke AB'ye üyelik koşullarını yerine getirmiş sayılamaz.  Ayrıca Ermenilerin Osmanlı topraklarında I. Dünya Savaşı  sırasında kitlesel olarak öldürülmesi olayıyla yüzleşmeyen  bir Türkiye ile de AB üyeliği bağdaşmaz. (…)" 25/01)

 

 

İTALYA BASINI:

 

Il Sole 24 Ore: "Ankara Stratejik Hedef": "İtalyan Başbakan Prodi Türkiye'nin AB'ye katılımı  konusunda İtalya'nın güçlü desteğini bir kez yinelemek üzere  iki günlük resmi ziyaret için Ankara'ya gitti. Aralarındaki  iyi münasebetlerin 150. yılını kutlayan bu iki eski dost ülke,  İtalya ve Türkiye, Ankara'nın AB'ye katılımına yönelik olarak  ‘uzun süreli sağlam bir kararlılık’ sergilenmesi konusunda  ise hemfikir. Öte yandan, büyük stratejik hedeflere ulaşmak için acele  de etmemek gerekir. Zarar verecek yıpratıcı bölünmelere mahal  vermeden sürecin olgunlaşmasını beklemeyi bilmek lazım. İşte  bu nedenle de, Başbakan Erdoğan ile gerçekleştirdiği  görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında  konuşan, Prodi, ‘Türkiye'nin AB'ye katılım süreci kararlı  ve de sabırlı bir şekilde ilerlemelidir.’ dedi. Hiç kuşkusuz, geçen aralık ayında 38 başlıktan oluşan  müzakere başlıklarından sekizi askıya alınınca Türk kamuoyu  yön değiştirdi, artık Türk siyasiler reformlardan bahsetmekten  kaçınıyor, Brüksel artık onlara gittikçe uzaklaşan bir  hedefmiş gibi gözükmeye başladı. Başbakan Prodi, ‘Hem Avrupa,  hem de Türkiye'de önümüzdeki dönem gerçekleştirilecek olan  seçimler yüzünden karmaşık bir yıl yaşayabilir’ diye  hatırlatırken, yine de ‘Uzun vadeli hedefleri seçimler gibi  kısa vadeli hedeflere bağlayamayız. İleriye bakmak lazım’ diye  ekliyor." (Vittorio Da Rold, 23/01)

           

Corriere Della Sera: "Bernard Henry Levy: Geçmişin Meseleleri Çözümlenmeden, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Katılımından Bahsedilemez":

 

            "(…)

 

SORU: Ermeni meselesi hakkında Avrupa'da genel bir düşüncesizlik

            mevcut mu?

 

            LEVY: Brüksel tarafından belirlenen Türkiye'nin AB'ye  katılım kriterleri arasında Ermeni soykırımının tanınması  gibi çok önemli bir şartın olmamasına ben de çok şaşırdım.  Oysa ki ‘Avrupa'daki Türkiye’ meselesinin merkezi tam da  budur. Türkiye'yi bir Avrupa ülkesi yapan, onun Ermeni,  Yunan, Balkan ve Bulgar geçmişidir. Soykırım sırasında,  Türkiye Avrupalı kesimlerini kesip atmaya çalışmıştır. Bu bir soykırım, bir intihardı! O dönemde yaşanan hadiseler  göğüslenmedikçe, AB'ye katılımdan söz edilemez. Bu durumda,  onuru kırılan, inkar edilen ve kurşuna dizilen Avrupa olur.     

           

            SORU: Siz Türkiye'nin AB'ye katılımının lehinde  misiniz? 

 

            LEVY: İşlenilen soykırımının yüzeysel olmadan, alenen  tanınması şartıyla, evet lehindeyim." (Stefano Montefiori, Fransız tarihçi-yazar Bernard Henry Levi ile yapılan mülakat, 23/01)

 

 

İRAN BASINI:

 

Tahran Radyosu: "AB Dışişleri Bakanları, Kıbrıs Türk Kesimine Uygulanan Ticari Ambargolara Son Verilmesini Kabul Etti": "AB dışişleri bakanları, Kıbrıs Türk kesimine uygulanan  ticari ambargolara son verilmesini kabul etti. AB'nin bu  kararı, Birlik ve Türkiye arasında olumlu bir gelişme  niteliğinde. Zira AB, daha önce Türkiye'nin limanlarını  Kıbrıs Rum kesimine açmayı reddetmesinden dolayı, Türkiye  ile müzakerelerde bazı başlıkların askıya alınması yönünde  karar almıştı. Bu mesele, taraflar arasında gerilime sebep  oldu. Türk Hükümeti’nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı  Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye'nin AB ile entegrasyondan vazgeçebileceğini, Türkiye'nin de Norveç gibi AB ile nihai  üyelik müzakerelerini tamamlamasının ardından, Birliğe üye  olmamaya karar verebileceğini açıkladı. Ankara hükümeti, AB'nin birçok şartını kabul etmesine rağmen, Birliğin Türkiye'nin dış politikasındaki bazı kırmızı  çizgileri ihlal etmesinden endişe ediyor. Bunlardan biri de,  Kıbrıs meselesi. Türk ordusunun generalleri, defalarca milli  menfaatlerin -özellikle Kıbrıs meselesi konusunda- korunması  gerektiğini vurguladılar. Türkiye Hükümeti yetkilileri, defalarca AB'yi Kıbrıs  meselesinin Türkiye'nin üyeliği ile bir irtibatı bulunmadığı  konusunda ikna etmeye çalıştılar. Lakin AB, Türkiye'nin Ankara  Protokolü çerçevesinde bazı taahhütleri bulunduğunu ve AB  üyesi olması için bu şartların yerine getirilmesi gerektiğini  vurguluyor. Söz konusu taahhütlerden biri, Türkiye'nin  limanlarını Kıbrıs Rum kesimine açması. Bu mesele, Türkiye'nin  AB ile ilişkilerinde önemli bir soruna dönüştü."   (24/01)

 

 

RUSYA BASINI:

 

Regnum: "Rene Van Der Linden: Türkiye'nin AB'ye Girmesine Engel Olmak Dirayetsizliğin Tezahürüdür": "Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Başkanlığı’na oy birliğiyle yeniden Rene Van Der Linden seçildi. Rene van der Linden yaptığı konuşmada, kültürler ve  dinler arası diyalogun kurulması ve geliştirilmesi ve Avrupa  Parlamentosu ile işbirliği için çaba göstermeye devam etmeyi  taahhüt etti. Linden, Papa 16. Benedict'in tarihi Türkiye   ziyaretinin dinler arasında bağlantı kurulmasına ciddi bir  katkı niteliğinde olduğunu belirtti. Linden, bu bağlamda Avrupa'nın geleceği bakımından Türkiye'nin önemli bir rol   oynayacağını umut ettiğini dile getirdi. Linden, Türkiye'nin  AB'ye girişini engellemenin dirayetsizliğin tezahürü olduğunu  ifade etti." (23/01)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 24-25 Ocak 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve

yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR