İNGİLTERE BASINI:
Financial Times: "İstanbul'da Ölüm":
"Ermenice ve Türkçe iki dilde yayımlanan Agos gazetesinin Genel Yayın
Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi sonrasında düzenlenen cenaze
töreninde, törene katılmak üzere İstanbul sokaklarına yığılan 100 bin
kişiden oluşan öfkeli kalabalık gözleri yaşlı bir şekilde ‘Hepimiz
Ermeniyiz’, ‘Hepimiz Hrant Dink'iz’ diye bağırıyordu. Suçunu itiraf
eden ve Türkiye'deki aşırı milliyetçi kesimlerle bağlantısı bulunan
genç tutuklandı. Eğer Avrupa Birliği'ne adaylığını sürdürmek istiyorsa,
Türkiye'nin, Hrant Dink cinayetini hazırlayan zehirli ortamı enine
boyuna incelemesi gerekiyor. Dink cinayeti gökten zembille inmedi.
Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerinde yaşanan çıkmaz, yabancı
düşmanlığını körükledi. Brüksel, insan hakları, demokrasi ve azınlık
hakları alanındaki önemli reformlara rağmen Ankara'nın ifade
özgürlüğünün korunması veya ordunun sivil otoritenin kontrolü altına
alınması konusunda yeterince çaba sarfetmediğini söylüyor. Türkiye'nin
İslam yanlısı hükümeti, Avrupalıların art niyetli yaklaştığını ve
özellikle de Fransa, Almanya ve Avusturya'daki Müslüman karşıtı
önyargıları tatmin etmek üzere çıtayı daha da yükselttiğini söylüyor.
Her iki taraf da haklı. En azından makul ve değiştirilemez bir üyelik
kriteri var. Ceza yasasında ‘Türklüğe hakareti’ suç olarak nitelendiren
hiçbir ülke AB'ye üyelik koşullarını yerine getirmiş sayılamaz. Ayrıca
Ermenilerin Osmanlı topraklarında I. Dünya Savaşı sırasında kitlesel
olarak öldürülmesi olayıyla yüzleşmeyen bir Türkiye ile de AB üyeliği
bağdaşmaz. (…)" 25/01)
İTALYA BASINI:
Il Sole 24 Ore: "Ankara Stratejik Hedef":
"İtalyan Başbakan Prodi Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda İtalya'nın
güçlü desteğini bir kez yinelemek üzere iki günlük resmi ziyaret için
Ankara'ya gitti. Aralarındaki iyi münasebetlerin 150. yılını kutlayan bu
iki eski dost ülke, İtalya ve Türkiye, Ankara'nın AB'ye katılımına
yönelik olarak ‘uzun süreli sağlam bir kararlılık’ sergilenmesi
konusunda ise hemfikir. Öte yandan, büyük stratejik hedeflere ulaşmak
için acele de etmemek gerekir. Zarar verecek yıpratıcı bölünmelere
mahal vermeden sürecin olgunlaşmasını beklemeyi bilmek lazım. İşte bu
nedenle de, Başbakan Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından
düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan, Prodi, ‘Türkiye'nin AB'ye
katılım süreci kararlı ve de sabırlı bir şekilde ilerlemelidir.’ dedi.
Hiç kuşkusuz, geçen aralık ayında 38 başlıktan oluşan müzakere
başlıklarından sekizi askıya alınınca Türk kamuoyu yön değiştirdi, artık
Türk siyasiler reformlardan bahsetmekten kaçınıyor, Brüksel artık onlara
gittikçe uzaklaşan bir hedefmiş gibi gözükmeye başladı. Başbakan Prodi,
‘Hem Avrupa, hem de Türkiye'de önümüzdeki dönem gerçekleştirilecek olan
seçimler yüzünden karmaşık bir yıl yaşayabilir’ diye hatırlatırken, yine
de ‘Uzun vadeli hedefleri seçimler gibi kısa vadeli hedeflere
bağlayamayız. İleriye bakmak lazım’ diye ekliyor." (Vittorio Da
Rold, 23/01)
Corriere Della Sera: "Bernard
Henry Levy: Geçmişin Meseleleri Çözümlenmeden, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne Katılımından Bahsedilemez":
"(…)
SORU:
Ermeni meselesi hakkında Avrupa'da genel bir düşüncesizlik
mevcut mu?
LEVY:
Brüksel tarafından belirlenen Türkiye'nin AB'ye katılım kriterleri
arasında Ermeni soykırımının tanınması gibi çok önemli bir şartın
olmamasına ben de çok şaşırdım. Oysa ki ‘Avrupa'daki Türkiye’
meselesinin merkezi tam da budur. Türkiye'yi bir Avrupa ülkesi yapan,
onun Ermeni, Yunan, Balkan ve Bulgar geçmişidir. Soykırım sırasında,
Türkiye Avrupalı kesimlerini kesip atmaya çalışmıştır. Bu bir soykırım,
bir intihardı! O dönemde yaşanan hadiseler göğüslenmedikçe, AB'ye
katılımdan söz edilemez. Bu durumda, onuru kırılan, inkar edilen ve
kurşuna dizilen Avrupa olur.
SORU: Siz
Türkiye'nin AB'ye katılımının lehinde misiniz?
LEVY:
İşlenilen soykırımının yüzeysel olmadan, alenen tanınması şartıyla, evet
lehindeyim." (Stefano Montefiori, Fransız
tarihçi-yazar Bernard Henry Levi ile yapılan mülakat, 23/01)
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu: "AB Dışişleri Bakanları, Kıbrıs Türk
Kesimine Uygulanan Ticari Ambargolara Son Verilmesini Kabul Etti":
"AB dışişleri bakanları, Kıbrıs Türk kesimine uygulanan ticari
ambargolara son verilmesini kabul etti. AB'nin bu kararı, Birlik ve
Türkiye arasında olumlu bir gelişme niteliğinde. Zira AB, daha önce
Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs Rum kesimine açmayı reddetmesinden
dolayı, Türkiye ile müzakerelerde bazı başlıkların askıya alınması
yönünde karar almıştı. Bu mesele, taraflar arasında gerilime sebep
oldu. Türk Hükümeti’nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Başmüzakereci
Ali Babacan, Türkiye'nin AB ile entegrasyondan vazgeçebileceğini,
Türkiye'nin de Norveç gibi AB ile nihai üyelik müzakerelerini
tamamlamasının ardından, Birliğe üye olmamaya karar verebileceğini
açıkladı. Ankara hükümeti, AB'nin birçok şartını kabul etmesine rağmen,
Birliğin Türkiye'nin dış politikasındaki bazı kırmızı çizgileri ihlal
etmesinden endişe ediyor. Bunlardan biri de, Kıbrıs meselesi. Türk
ordusunun generalleri, defalarca milli menfaatlerin -özellikle Kıbrıs
meselesi konusunda- korunması gerektiğini vurguladılar. Türkiye Hükümeti
yetkilileri, defalarca AB'yi Kıbrıs meselesinin Türkiye'nin üyeliği ile
bir irtibatı bulunmadığı konusunda ikna etmeye çalıştılar. Lakin AB,
Türkiye'nin Ankara Protokolü çerçevesinde bazı taahhütleri bulunduğunu
ve AB üyesi olması için bu şartların yerine getirilmesi gerektiğini
vurguluyor. Söz konusu taahhütlerden biri, Türkiye'nin limanlarını
Kıbrıs Rum kesimine açması. Bu mesele, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde
önemli bir soruna dönüştü." (24/01)
RUSYA BASINI:
Regnum: "Rene Van Der Linden: Türkiye'nin AB'ye
Girmesine Engel Olmak Dirayetsizliğin Tezahürüdür":
"Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Başkanlığı’na oy birliğiyle
yeniden Rene Van Der Linden seçildi. Rene van der Linden yaptığı
konuşmada, kültürler ve dinler arası diyalogun kurulması ve
geliştirilmesi ve Avrupa Parlamentosu ile işbirliği için çaba göstermeye
devam etmeyi taahhüt etti. Linden, Papa 16. Benedict'in tarihi Türkiye
ziyaretinin dinler arasında bağlantı kurulmasına ciddi bir katkı
niteliğinde olduğunu belirtti. Linden, bu bağlamda Avrupa'nın geleceği
bakımından Türkiye'nin önemli bir rol oynayacağını umut ettiğini dile
getirdi. Linden, Türkiye'nin AB'ye girişini engellemenin dirayetsizliğin
tezahürü olduğunu ifade etti." (23/01)
NOT: Bu bülten,
24-25 Ocak 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR