-
ALMANYA
BASINI:
Frankfurter
Allgemeine Sonntagszeitung: "Birçoğuna Örnek Teşkil Ediyoruz":
"SORU:
Sayın Gül, salı günü Federal Dışişleri Bakanı Steinmeier ile görüşmek
için Berlin'e geliyorsunuz.. Roma Antlaşmalarının imzalanmasının 50.
yıldönümü vesilesiyle geçen hafta sonu düzenlenen kutlama
etkinliklerine katılmak istemez miydiniz? Kutlamalara katılmamak sizi
üzdü mü?
GÜL: Kutlamalara katılmayı tabii ki isterdik. Avrupa Anayasası
Sözleşmesi'nin Roma'daki imza törenine Başbakan Erdoğan ve ben davet
edilmiştik. O tarihte katılım müzakereleri henüz başlatılmamıştı.
Sözkonusu belgeyi aday ülke olarak imzalamıştık. Aynı şeyi Berlin'de de
yapmak isterdik. Türkiye Avrupa'nın karşısına hiçbir zaman el
açarcasına çıkmak istemez. AB de tabii ki Türkiye'nin değerini
bilmelidir.
SORU: Teknik düzeyde AB katılım müzakereleri devam ediyor.
Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı'ndan memnun musunuz?
GÜL: Almanya'nın Dönem Başkanlığı'nın eskisine nispeten daha aktif
olduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. Geçen perşembe günü müzakere
fasıllarından birisi daha açıldı. Şirketler ve Sanayi faslı.
Almanya'nın Dönem Başkanlığı sırasında ön hazırlıkları tamamlanmış olan
üç faslın daha açılmasını umuyorum. Bu noktaya ulaşmamıza Almanya
katkıda bulunmuştur. Bir önceki hükümete de bunun için teşekkür etmek
istiyorum.
SORU: Katılım müzakereleri somut olarak ne şekilde devam ediyor?
GÜL: Biz çalışıyoruz ve AB üyesi ülkeler bizi izliyorlar.
Müktesebatı üstlenerek kanunlarımız ve yönetmeliklerimizi AB seviyesine
çıkartıyoruz. Katılım müzakereleri bu suretle Türkiye'nin dönüşümünü
sağlıyor. Sürecin hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşmesi, Türkiye
ve diğer ülkelerin yararına olur. Bu nedenle, bu konuda engel
çıkarılmamalı. Bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum. Bunun ne zaman
sona ereceğini biz değil, Komisyon söyleyecektir. Bu da yeterli
olmayacaktır. Bazı ülkelerde referandumlar da düzenlenecektir. (…)"
(Rainer Hermann, Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül ile yapılan mülakat, 01/04)
Frankfurter
Rundschau: "Türkiye Politikası...Beck, CSU'nun AB Eleştirisini 'Raydan
Çıkma' Olarak Niteliyor":
"AB'ye katılım müzakerelerinin yeniden görüşülmeye başlanmasının
ardından, Berlin'deki koalisyonda Türkiye siyasetine ilişkin yeni bir
tartışma başladı. SPD Genel Başkanı Kurt Beck, AB'nin Türkiye ile
katılım görüşmelerini başlatmasını ‘diplomatik düzenbazlık’ diye
niteleyen CSU Eyalet Grup Başkanı Peter Ramsauer'ın eleştirilerini sert
bir dille geri çevirdi. Beck, Ramsauer'e ‘En hafif tabiriyle ifade
etmem gerekirse bu bir raydan çıkmadır" diye yanıt vererek, SPD'nin
müzakerelerin yeniden canlandırılmasını memnuniyetle karşıladığını
söyledi. AB, aylar süren duraksamanın ardından Türkiye ile katılım
müzakerelerini yeniden başlatmıştı." (31/03)
AZERBAYCAN
BASINI:
Zaman: "Türkiye AB Üyeliği Takvimini Kendi Belirledi...
Reformlar 2009 Yılında Sona Erecek":
"Türkiye, AB'nin üyelikle ilgili şartlarına uygun olarak reformları
bağımsız bir şekilde sürdürme kararı aldı. Ankara, üyelik kriterlerine
dayanarak, ülkenin demokratik gelişimini sağlayacak önemli alanlardaki
reformları 2009 yılının kasım ayına kadar bitirmek niyetinde. Türkiye
hava ve deniz limanlarını Kıbrıs Rum kesimine açmayı reddettiği için
AB, sekiz maddeyle ilgili üyelik müzakerelerini durdurdu. Türkiye,
AB'nin bu kararına sert tepki göstererek bunu ayrımcılık olarak
değerlendirse de, reformların sürdürülmesinin daha doğru olacağını
bildirdi. Devlet Bakanı Ali Babacan'ın açıklamasına göre, reformların
bağımsız olarak sürdürülmesi kararı 14 Ocak'ta alındı. Babacan,
reformların yapılması için önemli alanların belirlendiğini ve bununla
ilgili programın resmi olarak onaylandığını ifade etti." (03/04)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Erdoğan AB'ye Öfkeli":
"Başbakan Erdoğan AB'yi protesto ediyor ve Türkiye'nin üyelik
perspektifi karşısındaki tezini netleştirmeye çağırıyor. Başka türlü
söylenecek olursa ‘üyelik perspektifine ilişkin zaman ve para kaybetmek
için bir neden yok’. AB'yi, Hıristiyan kulübü olmakla ve aynı zamanda
gelecekte eşit üye olarak Türkiye ile karşı karşıya kalmayı
istememesinin nedeninin de bu olduğu gerekçesiyle suçluyor. Sayın
Erdoğan, Türkiye'nin müzakere başlıklarının açılmasında engellerle
karşılaşmasının ve AB ile üyelik müzakerelerinin gecikmesinin nedenini
çok iyi biliyor. Ayrıca Avrupalıların ihtiyatlı davranmalarının
nedenini de biliyor. Belki de İslam ülkelerinin dini devlet
karakterinin -hiç kuşkusuz bu, Türkiye için de geçerlidir- rol
oynayabileceğinde kısmen haklıdır. (…) Erdoğan; Avrupa'ya, Türkiye'nin
İslami değil de Batı koşullarına göre demokratik bir devlet olduğunu
gösterme yönündeki sorumluluğunu kabul etmelidir. Türkiye sürekli
olarak Kıbrıs sorunu konusunda sınanıyor. Yetersiz olduğu kanıtlanıyor.
Avrupai fikir ve ilkelerine cevap veremediği kanıtlanıyor. İlk olarak
Türkiye'nin üyeliği için Avrupa'nın ilgisinin azalmasına neden olan
sorunun ne olduğuna gerçekçi şekilde bakmalıdır. Angloamerikan
dostlarının Avrupalı liderlere yönelik şantaj ve baskılarıyla AB'ye
gireceğine inanıyorsa, büyük bir hata yapıyor. Çünkü akabinde Avrupa
halkının Türkiye'nin nihai üyeliğine ilişkin karar vereceği referandum
aşaması gelecek. O zaman ona ‘büyük bir hayır’ diyecekler ve devamla
‘AB için uygun değilsin, çünkü Avrupa için yabancı bir unsur olmaya
devam ediyorsun’ diyecekler. Dolayısıyla onları, Avrupa halkını
kazanması gerekiyor. Onları kazanmak için de Avrupa ilkelerine saygı
duymalıdır. Uluslararası hukuku kabul etmeli ve uygulamalıdır."
(Nikias Livadas, 02/04)
NOT:
Bu bülten, 02-03 Nisan 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze
ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR