04.04.2007

   

Anasayfa

e-posta


 
 

ALMANYA BASINI:

 

Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Birçoğuna Örnek Teşkil Ediyoruz":

 

            "SORU: Sayın Gül, salı günü Federal Dışişleri Bakanı  Steinmeier ile görüşmek için Berlin'e geliyorsunuz.. Roma  Antlaşmalarının imzalanmasının 50. yıldönümü vesilesiyle  geçen hafta sonu düzenlenen kutlama etkinliklerine katılmak  istemez miydiniz? Kutlamalara katılmamak sizi üzdü mü?

 

            GÜL: Kutlamalara katılmayı tabii ki isterdik. Avrupa  Anayasası Sözleşmesi'nin Roma'daki imza törenine Başbakan  Erdoğan ve ben davet edilmiştik. O tarihte katılım  müzakereleri henüz başlatılmamıştı. Sözkonusu belgeyi aday  ülke olarak imzalamıştık. Aynı şeyi Berlin'de de yapmak  isterdik. Türkiye Avrupa'nın karşısına hiçbir zaman el  açarcasına çıkmak istemez. AB de tabii ki Türkiye'nin değerini  bilmelidir.

 

            SORU: Teknik düzeyde AB katılım müzakereleri devam  ediyor. Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı'ndan memnun  musunuz?

 

            GÜL: Almanya'nın Dönem Başkanlığı'nın eskisine nispeten  daha aktif olduğunu memnuniyetle gözlemliyoruz. Geçen  perşembe günü müzakere fasıllarından birisi daha açıldı.  Şirketler ve Sanayi faslı. Almanya'nın Dönem Başkanlığı  sırasında ön hazırlıkları tamamlanmış olan üç faslın daha  açılmasını umuyorum. Bu noktaya ulaşmamıza Almanya katkıda  bulunmuştur. Bir önceki hükümete de bunun için teşekkür etmek  istiyorum.

 

            SORU: Katılım müzakereleri somut olarak ne şekilde devam  ediyor?

 

            GÜL: Biz çalışıyoruz ve AB üyesi ülkeler bizi izliyorlar.  Müktesebatı üstlenerek kanunlarımız ve yönetmeliklerimizi  AB seviyesine çıkartıyoruz. Katılım müzakereleri bu suretle  Türkiye'nin dönüşümünü sağlıyor. Sürecin hızlı ve başarılı  bir şekilde gerçekleşmesi, Türkiye ve diğer ülkelerin  yararına olur. Bu nedenle, bu konuda engel çıkarılmamalı.  Bunun ne kadar süreceğini bilmiyorum. Bunun ne zaman sona  ereceğini biz değil, Komisyon söyleyecektir. Bu da yeterli  olmayacaktır. Bazı ülkelerde referandumlar da düzenlenecektir. (…)" (Rainer Hermann, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yapılan mülakat, 01/04)

 

Frankfurter Rundschau: "Türkiye Politikası...Beck, CSU'nun AB Eleştirisini 'Raydan Çıkma' Olarak Niteliyor": "AB'ye katılım müzakerelerinin yeniden görüşülmeye  başlanmasının ardından, Berlin'deki koalisyonda Türkiye  siyasetine ilişkin yeni bir tartışma başladı. SPD Genel  Başkanı Kurt Beck, AB'nin Türkiye ile katılım  görüşmelerini başlatmasını ‘diplomatik düzenbazlık’ diye  niteleyen CSU Eyalet Grup Başkanı Peter Ramsauer'ın  eleştirilerini sert bir dille geri çevirdi. Beck, Ramsauer'e  ‘En hafif tabiriyle ifade etmem gerekirse bu bir raydan  çıkmadır" diye yanıt vererek, SPD'nin müzakerelerin yeniden canlandırılmasını memnuniyetle karşıladığını söyledi. AB, aylar süren duraksamanın ardından  Türkiye ile katılım müzakerelerini yeniden başlatmıştı." (31/03)

 

 

AZERBAYCAN BASINI:

 

Zaman: "Türkiye AB Üyeliği Takvimini Kendi Belirledi... Reformlar 2009 Yılında Sona Erecek": "Türkiye, AB'nin üyelikle ilgili şartlarına uygun olarak  reformları bağımsız bir şekilde sürdürme kararı aldı. Ankara,  üyelik kriterlerine dayanarak, ülkenin demokratik gelişimini  sağlayacak önemli alanlardaki reformları 2009 yılının kasım  ayına kadar bitirmek niyetinde. Türkiye hava ve deniz limanlarını Kıbrıs Rum kesimine  açmayı reddettiği için AB, sekiz maddeyle ilgili üyelik  müzakerelerini durdurdu. Türkiye, AB'nin bu kararına sert  tepki göstererek bunu ayrımcılık olarak değerlendirse de,  reformların sürdürülmesinin daha doğru olacağını bildirdi.  Devlet Bakanı Ali Babacan'ın açıklamasına göre, reformların bağımsız olarak sürdürülmesi kararı 14 Ocak'ta alındı.  Babacan, reformların yapılması için önemli alanların  belirlendiğini ve bununla ilgili programın resmi olarak  onaylandığını ifade etti." (03/04)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

 

Fileleftheros: "Erdoğan AB'ye Öfkeli": "Başbakan Erdoğan AB'yi protesto ediyor ve Türkiye'nin üyelik perspektifi karşısındaki tezini netleştirmeye çağırıyor.  Başka türlü söylenecek olursa ‘üyelik perspektifine ilişkin  zaman ve para kaybetmek için bir neden yok’.  AB'yi, Hıristiyan kulübü olmakla ve aynı zamanda gelecekte  eşit üye olarak Türkiye ile karşı karşıya kalmayı  istememesinin nedeninin de bu olduğu gerekçesiyle suçluyor. Sayın Erdoğan, Türkiye'nin müzakere başlıklarının  açılmasında engellerle karşılaşmasının ve AB ile üyelik  müzakerelerinin gecikmesinin nedenini çok iyi biliyor.  Ayrıca Avrupalıların ihtiyatlı davranmalarının nedenini  de biliyor. Belki de İslam ülkelerinin dini devlet  karakterinin -hiç kuşkusuz bu, Türkiye için de geçerlidir-  rol oynayabileceğinde kısmen haklıdır. (…) Erdoğan; Avrupa'ya, Türkiye'nin İslami değil de Batı  koşullarına göre demokratik bir devlet olduğunu gösterme  yönündeki sorumluluğunu kabul etmelidir. Türkiye sürekli olarak Kıbrıs sorunu konusunda sınanıyor. Yetersiz olduğu kanıtlanıyor. Avrupai fikir  ve ilkelerine cevap veremediği kanıtlanıyor. İlk olarak Türkiye'nin üyeliği için Avrupa'nın  ilgisinin azalmasına neden olan sorunun ne olduğuna  gerçekçi şekilde bakmalıdır. Angloamerikan dostlarının  Avrupalı liderlere yönelik şantaj ve baskılarıyla AB'ye  gireceğine inanıyorsa, büyük bir hata yapıyor. Çünkü  akabinde Avrupa halkının Türkiye'nin nihai üyeliğine  ilişkin karar vereceği referandum aşaması gelecek. O  zaman ona ‘büyük bir hayır’ diyecekler ve devamla ‘AB  için uygun değilsin, çünkü Avrupa için yabancı bir unsur  olmaya devam ediyorsun’ diyecekler. Dolayısıyla onları,  Avrupa halkını kazanması gerekiyor. Onları kazanmak  için de Avrupa ilkelerine saygı duymalıdır. Uluslararası  hukuku kabul etmeli ve uygulamalıdır." (Nikias Livadas, 02/04) 

 

 

NOT: Bu bülten, 02-03 Nisan 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve  yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 
ESKİ SAYILAR