KASIM 1954

 

1 Kasım 1954

 

— Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Büro sundan bildirilmiştir:

Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya Erkânı Harbiyei Umumiye Reislerinin "kararı üzerine, hükümetlerin tasvibiyle Ankara Paktı ve Bled Anlaşmasına istinaden çalışmalarına devam ettirmek maksadıyle üc devletin askerî mü­messilleri 4 kasımda Atina'da toplana­caktır.

—Ankara:

Afganistan Kralı Majeste Mohammed Zahir Şah'm doğumlarının yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Majeste Kral arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

—Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, Cumhuriye­tin 31 inci yıldönümü münasebetiyle, [hükümetlinizin davetlisi olarak Ankala'da bulunan Libya Hükümeti Millî Müdafaa Vekili ekselans Halim Gullal sonra, Münih ve Parise uğrayacak ve oradan Amerika'ya dönsçeklerdir.

Heyet üyeleri İstanbulda" bulundukları müddet zarfında Vali ve Belediye Reis V.ekili Dr. Fahrettin Kerim Gökay ile de, kendi mevzuları üzerinde görüşme­lerde bulunmuşlardır.

Heyet başkanı, Yeşilköy hava meydarımda kendilerini tsşyie gelen Ticaret Odası İdare Heysti. Reisi Sait İbrahim Esi'ye, İstanbulda gördükleri yakın alâkadan dolayı memnuniyetlerini ifade etmiş va demiştir ki:

Şehrinizde gördüğümüz misafirperver­lik bizi mütehassis etmiştir. Bu alâka­yı şimdiye kadar ziyaret ettiğimiz ratmeketlerin hiç birinde görmedik.

Türkiyeyi yakinen gördükten sonra bu memlekete yapılacak sermaye yatırım­larının yerinde bir is olacağına bir ke­re daha kanaat getirmiş bulunuyoruz.

Bu genç millet, tıpkı Amerikan mille­tine 'benzemektedir ve onun gibi iler­lemeye müstaittir. Türkiye, Avrupadaki müttefiklerimiz, silâh arkadaşlarımız arasında en fazla güvîndiğimiz bir devlettir.

Amerikada Türkiyeye büyük bir sevgi beslendiğini ifade eden heyet başka, Amerikaya döndükleri zaman Türkiye hakkında her fırsatta uzun uzun konuşacaklarını belirterek, konuşması­nı bitirmiştir.

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü müna­sebetiyle hükümetimizin davetlisi olarak 28 ekimden beri Ankarada bulu­nan Libya Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gullal ile refakatindeki Libya Heyeti, bu akşamki ekspresle İstanbula hareket etmiştir.Misafirler Garda, Millî Müdafaa Veki­li Ethem Menderes, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, Erkânı Harbiyei Umumiye ikinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdel -bun, Generaller, Garnizon ve Merkez Kumandanları, Millî Müdafaa Vekâleti Protokol Şubesi Müdürü, Temsil Bürosu Mümessili, Hariciye Vekâleti Pro­tokol Umum Müdürü ve Libya Sefar mensuplan tarafından uğurlanmışlardır.

Başvekâlet Hususî Kalem Müdürü Mu­zaffer Ersü, Başvekil Adnan Menderes,ıdma Libya Millî Müdafaa Vekiline iyi yolculuklar temennisinde bulunmuştur. Ayın trenle Lioya Sefiir Ali Esat cibri de İstanbul'a gitmiştir.

 

2 Kasım 1954

 

— Ankara:

Adliye Vekâletinden tebliğ edilmiştir:

7/11/1954 tarihinde yapılan şehir ve kasabalardaki İhtiyar Heyeti ve köy -krdeki Muhtar ve İhtiyar Meclisi seçimleri neticeleri kat'î olarak belli ol— muş ve seçim kurulları başkanlıkların­dan gelen malûmat ta tasnif edilmiş" bulunmaktadır.

a) (Bütün şehir ve kasabalardaki İhti­yar Heyeti seçiminde:

— Seçmen adedi 3.549.722

— Reyini  kullanan  seçmen adedi 1.231.1885

— İştirak nisbeti % 34,68

— Seçimi yapılan mahalle ihtiyar heyeti adedi 4.52SP5

— Muhtelif partilere mensup şahıslarla bağımsızların    kazandıkları-mahalle ihtiyar heyeti adetleri :

D. Parti 3.410S

C. Halk Partisi   775

C. Millet Partisi 11

K. Partisi 1

Bağımsızlar 126 Karışıklar 200 Yekûn  4.523

— Muhtelif partilere mensup şahıs­larla bağımsızların kazanma nisbetleri:

D. Parti   % 75,39

C. Halk Partisi %  17,13-

C. Millet Partisi % 00,49'

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü müna­sebetiyle Afganistan, Federal Alman­ya, Amerika Birleşik Devletleri, Ar­jantin, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Fin -lândiya, Fransa, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Irak, Japon, Lib­ya, Lübnan, Macaristan, Meksika, Mı­sır, Norveç, Pakistan, Polonya, Porte-tekiz, Romanya, Sovyet Sosyalist Cum­huriyetleri Birliği, Suriye, Suudi Ara­bistan, Şili, Yugoslavya, Yunanizstan, Devlet Reisleri ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati olunmuştur.

— Ankara:

Demokrat Parti Meclis Grubu Reisli -ğinden tebliğ edilmiştir:

Demokrat Parti Meclis Grubu Umumî Heyeti, bugün saat 10 da Reis Vekili Muzaffer Kurbanoğlu'nun reisliğinde toplanarak, noksan kalan idare heyeti âzalıkları seçimine devam .etmiş ve ne­ticede:

Rize Mebusu Osman Kavrakoğlu, Aydın Mebusu Cevat Ülkü, Çoruh Mebu­su Yaşar Gümüşe! ve Denizli Mebusu Baha Akşic seçilmişlerdir.

— Ankara:

İş Bankasının 30 uncu yıldönümü mü­nasebetiyle Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağlı olarak kurulan Ban­kacılık Enstitüsü Yönetim Kurulu» bu­gün saat 16 da Fakültenin Profesörler Salonunda ilk toplantısını yapmıştır. Toplantıda Bankanın İdare Meclisi Rei­si Dr. Tevfik Rüştü Araş, Umum Mü­dür Üzeyir Avunduk, Umum Müdür Muavini Ahmet Dallı, Hukuk Fakülte­si Dekanı Prof. Hikmet Belfoez, Prof. Süheyl Derbil, Prof. Faruk Erem ve Doçt. Avni Zarakoğiu hazır bulunmuşlardır.

— İzmir:

Bayrağımıza saygısızlık gösteren 4 Amerikan hava gediklisi hakkında, bun­ların bağlı bulunduğu Altıncı Müteffik Taktik Hava Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Robert E. L. Eaton, aşağıdaki beyantta bulunmuştur:

Türk bayrağına saygısızlıkla itham edilen dört hava gediklisinin cuma gü­nü sebebiyet verdikleri hâdise teessüfe şayandır.

Türkiye ve memleketimiz cok sıkı dost ve müttefiktirler Her iki memleket de Nato mensubudurlar. Burada bulun­duğumuz müddetçe necip Türk mille -tinin misafiriyiz. Kendimizi evimizde hissediyoruz. İcafoettiği anda Türk mil­leti İçin canlarımızı vermeğe hazırız.

Matbuatın ve halkın bu müessif hâdi­sede gösterdiği hassasiyete personeli­miz de aynen iştirak etmektedir. Per­sonelimizin, başkalarının âdetlerine, geleneklerine ve hislerine en derin say­gıları vardır. Bu gibi hususlara karşı dikkatsizce bir hareket veya itaatsiz­lik, şiddetle cezalandırılır. Türk mille­tini katiyetle temin etmek isterim ki., geçen cuma günkü hâdise, tarafımız -dan çok yakından takip edilmektedir.. Gayelerimizi sağlamak ve idame et -tirmek maksadiyle kuvvetlerimizi bir­leştirdiğimiz şu anda, dostluğumuza-ve ^karşılıklı saygımıza halel verecek herhangi bir şeye müsaade etmemeliyiz.»

— Ankara:

Dünyanın ilk hastabakıcı hemşirasi-olan.v-a- deruhte ettiği bu feragatli hiz­meti Kırım harbi sırasında İstanbulda hastahane haline getirilen Selimiye kışlasında ifa eden Florance Nightan-gale'in 4 kasım 1854 tarihinde memle­ketimize gelişinin 100 üncü yıldönümü münasebetiyle Türkiye Kızılay Cemi­yeti üç puldan mürekkep ve bir lira kıymetinde 25000 serilik bir hâtıra pu­lu hazırlantmiş bulunmaktadır.

Bu pullar 4 kasım 1954 tarihin de piyasaya çıkarılacak ve bir ay müddetle sa­tışa arzedilecektir.

— İstanbul:         

Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yu­suf Ziya Öiıiş, bugün saat 16 da bir ba­sın toplantısı yaparak, Denizcilik Ban­kasının Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki:

«Bir Amerikan grubundan mubayaası­na teşebbüs .ettiğimiz on bir yük ge­misine ait mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.

Satm aldığımız bu gemilerden 5 i ha­zırdır ve kısa zamanda tesellüm edile­rek memleketimize getirilecektir.

Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10 320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.

Bu gemilerin ilk dördü kasım ve ara­lık aylarında sonuncusu ise 955 şu­batında teslim edilecektir.

Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada «Uraga-> tersanele­rinde inşa edilecektir.

Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga» tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:

Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve dedveyt 3500 tonluk iki.ge­mi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 ton­luk türtoinli üç gemi ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tank­er.

Japonyada inşa edilecek gemilerden il­ki 11 ay sonra teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha konacak ve bu suret­le son gemi 18 ay sonra tesellüm edil­miş olacaktır.

1961 yılma kadar sürecek olan tediye­ler %5 faize tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm edecek 37 kişilik ekip,.' bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya ha­reket edecektir.

Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının muhtelif suallerini ce -vsplandırmiş ve toplantıya son vermistir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonun­da yapılan bir törenle açılmıştır.

Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar, Başvekâlet Müste­şarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler Dekanları, Pro­fesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğ­retim üyeleri ve öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlar­dır.

— Ankaıa:

Doğumlarının yıldönümü münasebetiy­le İran Şehinsahi Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

22 ekimde Pariste toplanan Nato Hari­ciye Nazırları toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebe­tiyle bu tarihî neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükü­metine zatı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin kabulünü rica eylerim. Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:

«Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajı­nızdan dolayı teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine itimat etmektetim. Winston Churchill

Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği tebrik v.e Reisi­cumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Ekselans Celâl Bayar

Reisicumhur

Ankara

«Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıl­dönümü münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsı­mın, Pakistan hükümetinin ve milleti­nin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir ha­yat, Türk milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.

Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi Karaşi

Millî bayramımız münasebetiyle, ek­selansınızın kendi adına,ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda bulunduğu mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin ve şahsımın en hararetli ve kardeşçe teşekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir memnunlukla istifade ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm saadet ve refahı için en samimî temnnilerimizi tekrar­larız.

 — Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle. Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönder­diği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıta­ların önemini müdrik olarak, Türkiyenin saadet ve refahı hususunda en ha­lisane dileklerimi takdim etmektle bah­tiyarım.

Paul

 

4 Kasım 1954

 

— Ankara:

Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan şehirlerimiz ile bunların hinterlant­larının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu merkezler arasındaki irtibatı temin et­mek maksadiyle bir müddettenberi de­vam eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 mo törlü vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.

— Ankara:

Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül Muhtar.» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Ens­titüsünce hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafın­dan bastırılan 14.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı Middle And Near East ad­lı Ortadoğu memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmama­sı icra Vekilleri Heyetince kararlaştı­rılmıştır.

— Ankara:

İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler, Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimi­zi ziyaret etmekte olan tanınmış mu harrir Moorehead şerefine bu akşam saat 18.30 da bir kokteyl parti verilmiş­tir.

Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol. Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri gelenleri, İngiltere Büyükelçisi Sir James Bowker, kordip Jomatik mensuplariyle yerli ve yabancı basın mensupları hazır bulunmuşlardır.

 

5 Kasım 1954

 

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri taktik ha­va kuvvetleri Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hu­susî tayyaresiyle bugün saat 16 da An-karaya gelmiş ve Esenboğa hava ala­nında askerî merasimle 'karşılanmıştır.

Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumanda­nı Fevzi Uçaner, Hava Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.

— İstanbul:

Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütün­cüler Derneği, Bursa Tütüncüler Der­neği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği delegeleri­nin iştirakiyle yapılmıştır.

Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda ilk olarak idare ku­rulunun senelik faaliyet raporu okun­muş ve müzakere edilmiştir.

İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra, dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz tütüncülüğü hakkın­da geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün istihsâlinin art­tığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu belirtildikten sonra, Yu­nanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü hakkında şöyle denilmekte idi: Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki seneye ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:

İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda stok devredi­lirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok kalmamıştır. Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile tarihinde ilk defa 120 mil­yon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk etmiştir. Yine bu devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şart­lar ve zaruretler neticesi Türk Şark ti­pi tütünler aleyhine ve zararına geniş­lemiş olan Amerikan tütünü yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamış­tır. Yine son iki sene için Şarkî Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan uzak kalmış memleketler, alıcılarımız arasında yer almıştır.

Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün Bankasının ve tütün bor­salarının kurulması için çalışmalar ya­pıldığı belirtilmekte idi. İdare kurulu raporunun müzakeresin­den sonra, tütüncülükle ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada di£!er memleketlerde oldu­ğu gibi bir tütün pulu çıkarılması tek­lif edilmiş ve bu işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve 3 ilmesi kabul edilmiştir.

Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona ermiştir.

 

— Ankara:

Çanakkale savası hakkında .bir kitap yazmak üzere 3 kasımda memleketimi­ze gelmiş olan tanınmış İngiliz muhar­riri Alan Moorehead bugün kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine şunları söylemiştir: Birinci Cihan Harbinin sebep ve ne­ticeleri ve muhtelif safhaları hakkın­da şimdiye kadar birçok eserler neşre­dilmiştir. Kanaatimce, Çanakkale sava­sı, her iki cihan harbinin en Önemli münferit savaşıdır ve neticeleri ba­kımından çok şümullüdür. Bu itibarladır ki, aradan kırk yıllık bir zaman geçtiği bu konuyu tekrar ele alarak umumî efkârın dikkatini bu bü­yük hâdisenin üzerine çekmeyi düşü­nüyorum. Bence, Çanakkale savası ile İkinci Ci­han Harbinin Normandi çıkarması, bir­birine pek benzer, Ancak her iki har­bin cereyan ettiği ahval ve şartlar na­zarı itibare alınacak olursa, Çanakka­le çıkarmasının ehemmiyeti çok daha büyüktür. Nitekim o devrin ölçülerini de gozönünde tutarsanız, zayiatın Çanakkalede çok daha büyük olduğunu takdir edersiniz.

Bu seferde bilhassa üzerinde durduğum diğer bir cihet de, 1915 yılında Londra ve İstanbuldaki siyasî vaziyetin tahli­li dir.

Mr. Moorehead, sözlerine devamla, bü­yük Atatürk'ün Çanakkale savaşında­ki sevkulceyşî dehasından bahsederek yazacağı eserde, gerek büyük nutkun­dan gerek Atatürkün harp hatıra­tından geniş ölçüde istifade edeceğini ifade eylemiştir. Muharrir birkaç gün daha Ankarada kalarak Erkânı Harbi-yei Umumiye Riyasetinin harp tarihi arşivlerini tetkik edeceğini ve önümüz­deki hafta, Çanakkaleye giderek harp sahalarında incelemeler yapacağını söylemiştir.

1910 senesinde Avustralya'nın Mel­bourne şehrinde dolmuş olan Alan Moorehead, İskoçya'dan hicret etmiş bir ailenin çocuğudur. Tahsilini Melboourne'da yapmış ve 1930 yılında Mel­bourne Üniversitesinden mezun olmuştur. 1935 yılında Daily Express gazete­sine intisap etmiş ve ikinci cihan harbi sırasında Avrupa ve Afrikanin muhte­lif cephelerinde aynı gazetenin harp muhabirliğini yapmıştır.

Alan Moorehead'm şimdiye kadar ki­tap halinde neşredilmiş 10 kadar eseri vardır. Bunlar arasında 2 roman, muh­telif seyahat kitapları, ikinci cihan har­bine ait iki eser, Mareşal Montgomery-nin biyografisi ve en son eseri olan İn­giliz Başvekili Wmtson ChurchüTin ha­yatı hakkında bir kitao yer almaktadır.

Mr. Moorehead, Çanakkale hakkında yazacağı eseri gelecek sene neşredebi­leceğin! tahmin etmektedir. Yazı yazmanın kendisinde âdeta bir hastalık haline geldiğini sÖyliy.en Alan Moorehead, muharrir olacağı yerde «güzel Boğaziçinde işleyen küçük bir motorun kaptanı olmayı» çok daha faz­la tercih edeceğini ifade etmiş ve ilk clefa ziyaret ettiği memleketimizde müşahede eylediği ileri terakki ham­lelerine karşı duyduğu hayranlığı gizlememiştir.

 

7 Kasım 1954

 

— Ankara:

Muhtar ve ihtiyar heyeti seçimleri bu­gün bütün yurtta büyük bir sükûnet havası içinde cereyan etmiştir.

Saat 17 ye kadar açık tutulan seçim sandıkları bu saatten itibaren kapatıl­mış ve reylerin  tasnifine  geçilmiştir.

8 Kasım 1954

— Ankara:

Dahiliye Vekili Doktor Namık Gedik, dün yapılmış olan muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimleri hakkında aşağıda­ki beyanatı vermiştir:

 bütün yurtta yapılmış olan ma­halle muhtar ve ihtiyar heyeti seçim­leri, aziz milletimizin iktidara karşı yeniden bir daha minnetle karşıladığı­mız sevivede itimadım izhar etmesine bir vesile teşkil etmiştir. Bu seçim et­rafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü tahrikler ve kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağ­men şuur ve iradesine sahip kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel olduğu gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen alınmamış olmasına rağmen, netice meydan­dadır. Milletimize olan minnet ve şük­ranı bu vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen se­çim geçmiş emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn v-e olgunluk havası içinde ve mutlak bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabı­ta vakalarının bütün memlekette ce­reyan eden bu büyük hâdise yanında normalin altında ve 1950 ağustos se­çimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir .edilecektir. 1950 sene­sinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde, 8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4 ölüm, 1950 de muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama vakasında 92 yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır. 1950 se­çimlerinde darp, hakaret ve seçim ka­nununa muhalif suçlar da dahil, umu­mî yekûn 169 iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet ci­lan cihet, seçim kanununa aykırı suç­lardan yarıdan fazla bir azalmanın mü­şahede edilmiş olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim emniyeti mutlak şekil­de teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele et­mek vazifemizdir.»

 

9 Kasım 1954

 

— Ankara:

Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönü­mü münasebetiyle Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.

Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi Türkiye misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör, öğretim üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ile­ri gelenleri, mülkî ve askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantıyı, Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.

Profesör Âfet İnan, îngilizcey.e tercü­me edilen sözlerine şöyle başlamıştır:

Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak tanır. İkinci bir cep­hesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrıl­mış, Anadolu ortasında bir ihtilâl şe­fidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mü­cadelesinin başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri tarafından tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhu­riyetinin Devlet Reisidir. Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle ta­nınsa idi, onun hakkında resmi vesika­ların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk büyüğümüzü ölümü -nün 16 ncı yılında anarken, onun asker ve siyasî cephesinden gayri olan vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine kaniim.»

Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî taraflariyle tanımanın enteresan bir mevzu olacağını söyliye-rek, O'nun bu insanî taraflarını Ata­türk, kıyafet ve unvanlar», «Atatürk ve neşeli olmak», ('Atatürk'ün toprak ve ağaç sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil etmiştir.

Âfet İnan, bu izahatı sırasında Atatür­k'ün giyim hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih ettiğini söyle­miş ve memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma hareketi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:

«O, bizzat medenî âlemin yeknesak kis­vesini kendi milleti için kabul etmek­le, cemiyetimize yine büyük bir zihni­yet değişikliğine yol açmıştır.Onun bu meselede psikolojik bir cephesi da­ha vardır. Erkekler için şapka giyme­yi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bu­nu teşmil ettirmemiştir. O zaman ka­palı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk kadınlığı .kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir milleti evv-Eİâ dış görünüşüyle dünya­nın med.eni gidişine şevketine kudreti­ni gösteren bir lider olmuştur.

Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 sene­sinde Türk Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Ame­rikan Büyükelçisiyle yaptığı foir mülâkatta, demokrasiye dair söylemiş ol­duğu  şu sözleri nakletmiştir:

«Esas hamuru demokrasi olan Türk Milleti, demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet a-rasmclaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki "bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi hurafele­rini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sa­hasına sokmaya medar olacaktır.

Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:

Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç de bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bu­gün, Atatürk'ün yılların derinliklerin­den duyulan sesiyle söylediği fikirle­rin tahakkuku için uğraşmıyor muyuz?

Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane mefhkûre tecelli etme­lidir» sözüne bugün kim katılmaz?

Milletlerin tarihlerinde büyük adamla-nn insanî fikirleri bütün milletler ara­sında tekrarlanarak asırlarca yaşar.

Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık âlemi için ise inkılâpçı, idea­list bir şahsiyettir.»

Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars, «Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu bir konuşma yapmıştır. Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan hakların temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah etmiştir.

Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler» mevzuun­da türkceye tercüme edilen uzun bir konuşma yapmıştır.

Ekselans Warren bu konuşmasında ez­cümle demiştir ki:

Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edil­dikleri zamanı aşan mânaları karşısın­da benim gibi daima hayerte düşer.

20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.

Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkâ­nına söylediği sözleri paragraflar ha­linde okuyarak bunların zamanla na­sıl gerçekleştiğini bilhassa tebarüz et­tirmiştir.

Ekselans Warren:

«Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk milletinin zihniye­tini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dün­ya bu devrede Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta olduğunu farket -meye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu devrede atılmış­tır.» dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral, Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak göstermiştir.

Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan milletleri ara­sındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah etmiş, bu sözle­ri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha sonra Karşılıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk, görüşlerinin bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını 1935 de bir Ame­rikalı gazeteciye şu cümlelerle açıkla­mıştır» demiş ve Atatürk'ün şu sözle­rini nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi birden bire çıkarsa, milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini ve mali kud-ı etlerini mütearrıza karşı birleştirmek­te tereddüt -etmemelidirler. En seri v.e en müessir tedbir muhtemel bir müte­arrıza taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın kurulmasıdır.

Bu satırları okuduktan sonra Büyük­elçi, dinleyicilere hitapla: Sorarım si­ze sayın dinleyiciler, Türkiyenin de üye bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştir­meğe çalışmıyor mu?»  demiştir.

Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları hususundaki fikirlerini hü­lâsa ederek bunların ehemmiyetine işa­ret etmiş, bugünün realiteleri karşı­sındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de Ölümünden 20 ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış politikasının temelini teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle reddeder O tarihte Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü ziyareti sırasında, büyük in­san şunları söylemişti: «En uzakta zan­nettiğimiz bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun parmağının u-cundaki acıdan, diğer bütün âza mü­teessir olur."  demişti.

Büyük Atatürk'ün şimdi size okuya­cağım hakim ve asü sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için askerlerini Kore muharabe meydanlarına göndermeğe ka­rar veren Türk milletinin zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi, aziz Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:

«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana ne» dememeliyiz; böy­le bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi a-ramızda olmuş gibi onunla alâkadar ol­malıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, millet­leri ve hükümetleri hodbinlikten kur­tarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî ol -sun, daima fena telâkki edilmelidir.'

Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:

Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini ne ıcadar candan arzu ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğdu­ğunu ve hür yaşayacağım ilân etmek­tedir.»

Hatiplerin konuşmalarından sonra A-tatürk'ün hayatını canlandıran muhte­lif filmler gösterilmiştir.

Bu anma töreni, yarın Amerikanın Se­si Radyosuyla 32 dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memleket­te neşredilmekte olan Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.

 

10 Kasım 1954

 

— İstanbul:

26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mü­rettebatının gördükleri misafirperver­lik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bil­dirmekte ve şöyle demektedir:

«Cumhuriyet bayramınıza iştirak et­mekle bahtiyarım. Resmi geçitte gör­düklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip olduğuna kanaat getirdim.«

— Ankara:

Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat 17,30 da makamında kabul etmiştir.

Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Ve­kâleti Müsteşarı Tuğamiral Aziz Ulu­san,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. Varren, Tümamiral George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral Shaperd '.hazır buîunmuşutr.

— İzmir:

Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento Heyeti, bu sabah refakat­lerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar, Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Ve­kâleti adına Semih Akbil olduğu hal­de, Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu­na gitmişler ve orada yapılan mera -simde, heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiştir ki:

«Şerefli Türk tarihinin kahraman şeh­ri ve Mustafa Kemal'in annesinin kab­rini sinesinde bulunduran güzel İz­mir'de, büyük lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref duymaktayım.

Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat etti.O'nun parolası şu idi: Ya istiklâl, ya Ölüm Türk milleti O'nun , kumandası altında düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti.

istiklâl uğrunda yapılan bu mücadele­den sonra da. modern ve demokratik idareli Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete kavuşmamış ve hürriyeti için çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı ol­du. Siz hürriyetiniz için mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi. Mücade­leden muzaffer çıktığınız vakit, sizin zaferinizi   sadece   kutlamakla kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâli­miz için de, zaferinizi bir örnek olarak bugün en derin tazim hislerimle bü­yük ve kahraman Atatürk'ün huzurun­da hürmetle eğiliyorum. Bir kadın olarak da 5u noktaya temas etmek isterim: Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk kadınını peçeden kurta­rarak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için Atatürk'ün yapmış ol­duğu inkılâba son derece hayranım.

O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz dedir. O'nun ruhunun şâd olması v.e memleketinizin refahı için dua ediyorum. Bu konuşmadan sonra heyet, toplu hal­de Atatürk heykeline giderek bir çe­lenk koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti, öğle yemeğini Çamaltı tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.

— Ankara:

Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah Anıt Kafoirde huşu ile anılmıştır.

Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihti­yar bütün Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş bulunuyordu. Âdeta bütün Ankara bu­gün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp halinde idi. Herkes aziz Atâtürü ziyaret için Anıt-Kabire akın edi­yordu. Çok erkenden, kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız kıtası Anıt Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başla­mıştı. Ayrıca mozolede de, Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, de­niz ve hava sınıflarına mensup erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde duruyorlardı.

İhtifale katılacak olanlar Anıt-Kabir dahilindeki merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu.

Aanıt Kabir dahilindeki merasim mey-adanırda, Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle mebuslar, askerî erkân ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğre­tim mensupları, izciler, esnaf teşekkül­leri,   diğer  sivil  müesseseler  mensupları  ve  Harpokulu  öğrencileri'yer  aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da öğrenciler ve çok kalabalık bir vatan­daş kitlesi toplanmıştı.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bera­berlerinde Başvekilimiz Adnan Mende­res -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki meydana geldiler. Bu­nu müteakip kortej hareket etti. Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes, Vekiller Heyeti, Büyük Millet Meclisi Reis Ve­killeri ve riyaset divanı. Erkânı Harbiye Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz ve hava kuv­vetleri kumandanları, Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi P.iyaseticumhur mensupları, yaverler ve emir subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahke­mesi, Şûrayı D.evlet Keisi, Divanı Mu­hasebat R-îisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş Müddeiumumisi, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis vekili, Şehir Meclisi ve Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ta-Tlfcb-3 ve esnaf cemiyetleri mensupların tevekkül eden kortej, Arslanlı Yol alan ağır Şir ilerliyerek merasim rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol tarafından çıkarak mozeleye dahil olduktan sonra R-sisi-cumhurumuz Celâl Bayar. büyük Ata­türk'ün kabrine bir buket koydu. O anda, saat dokuzu beş geçiyordu. Veri­len işarej üzerine, tam 16 yıl önce, Türk milletinin en büyük evlâdı, bü­yük kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata ^özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vü­cut halinde aziz Atatürkün manevî hu­turunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip Reisicumhurumuz ve koTteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en ayrıldılar. İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde uçmakta olan bir uçak da, mozoleye krizantemler atmak­ta idi. Kortejin Anıt - Kabirden ayrılmasını müteakip merasim meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî erkân ve kara, deniz ve hava subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim öğrencileri, izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yer­lerinden gelen esnaf cemiyetleri men­supları, ile di&er sivil müesseseler mensupları ve Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına kordiplomatik du-vayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi ve onu mü­teakip Amerikan Yardım Heyeti namı­na bir mümessil Anıt Kabri ziyaretle birer çelenk koydular. Anıt Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın ziyaretine açılacaktır.

Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene evvel vefat ettiği dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle i~aret verilmiş, yollarda vasıtalar, çalasma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük kurtarıcısını anıktır. Mekteplerde de o dakikada ih­tiram duruşu ve ihtifaller yapılmıştır.Bütün yurtta bayraklar yarıya indi­rilmiştir.  

 

11 Kasım 1954

 

— Ankara:

Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sa­bah şehrimizdeki ziyaret ve temasları­na devam etmiştir

Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek Riyasetieumhur defteri

mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre bir buket koymuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret et­miştir.

— Ankara:

Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması mevzuu etrafında kendisin­den malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuş­tur:

Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi manzumesi teşkil etmek' ledir.

Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük ge­lire dayanan, yani vatandaşların ha­kikî gelirleri üzerinden alman bir ver­gidir. Bu prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettik­leri, safî gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ indirildikten sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip, memleketimiz vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş olunmakla beraber, sayımı iti­bariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük esnaf gelir vergisi esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine usulüne dayanan bir vergi ile teklif edilmektedir.

"Karine esasına göre teklif usulünde mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâ­kadar olunmaksızın; bazı (faraziyelere) istinat .edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit esnafın vergisi, çalışılan yerin kira veya gayri safi ira­dının muayyen bir yüzdesine, gezici esnafın vergisi ise, takdir komisyonla­rı marifetiyle tesbit olunan gündelik kazançların birkaç misline göre hesap­lanmakta ve alınmaktadır.

Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün zarurî bir icabı  olarak, mükellefin şahsî durumu ve asga­rî geçimi nazarı Hibare alınmamaktadır. Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf vergisine tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı neticeler ya­ratmaktadır.

Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir vergisi kanununun kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında bulunan mükelleflerin ver­giden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla lüzumlu çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.

Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altın­da veya civarında bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük es­naf tamamen vergi dışında bırakılaçaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf vergisinden muaf tutulacaktır.

— Ankara:

İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyeti­mizin kurucusu aziz Atatürk'e gençli­ğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadiyle, Türkiye Millî Talebe Federasyo­nu tarafından bugün bir gösteri tertip dilmiştir.

Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite, İstanbul Yüksek Okul­ları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler ve enstitüler Öğ­rencileri katılmışlardır.

Gençlik kitleleri sabahın erken saatle­rinden itibaren gösterinin yapılacağı Dışkapı semtindeki Üniversite Meydanda toplanmaya başlamıştı.

Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Federasyoonundan Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır. Bundan sonra söz alan muhtelif Fakülte ve okullara mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Genç­liğinin Atatürk ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve inkılâpların ve tekçisi olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.

3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış» marşı söylenerek kafile rhalind-s Ulus'a    müteveccihen hareket edilmiştir.

Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine resmedilmiş bir portre­si bulunuyor, onu bayrak ve flama ta­şıyan öğrenciler trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle halinde üniversiteli­ler ve diğer okul ve enstitü Öğrencile­ri vardı.

Bu arada, Gençliğin Ata'sma ve onun eserlerine kargı olan sevgi ve bağlılığı­mı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi. Kafile, Dışkapıdan doŞruca Ulus meydana ve buradan da marşlar söyliyerek Bankalar caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne devam­la Zafer meydanına gelmiştir.

'Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir sevgi ve balık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserleri­min ilhamiyle çarpan binlerce genç ta­rafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi vekar ve azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapı­yor, Ata'smm önünde tazimle eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada. Gençliğin Ata'sma ve O'nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuv­vetle vatanımızı kurtaran ve kurduğu Cumhuriyeti rok güvendiği Türk Genç­liğine emanet eden Atatürk'ün, bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbin-d? ve fikrinde yaşadığını, temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asa müsaade edilm iveceğin i ifade edi­yorlardı.

Bu arada, heyecanlı bir konuşma ya­lpan Kıbrıs Türk Lisel-eri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençli­sinin Atalarına olan sonsuz bağlılık -ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok ha-îtipler tarafından okunan şiirleri mütea­kip yine muntazam bir kafile halinde narşlar söylenerek Kızılay Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket edilmiştir.

Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.

Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı söylendikten sonra, yine genç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hi­tabı, Gençliğin mukabil bir hitabı şek­linde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.

Bunu müteakip Atatürk'ün Türk mille­tine ve g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşa­le. Meclis Reisimiz Refik Koraltan ta­rafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu v-esile ile Meclis Reisimiz Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:

«Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.

Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, bü­yük Ata'nm Türk milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü o-lan bir meşaledir. Bunu zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun ma­nevî huzurunda Reisicumhur Bayar na­mına siz gençlere tevdi ediyorum.

Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar söndürmiyeceksiniz. Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet muhafaza ve müdafaa ede ceğiz. Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan devamla demiştir ki: Çok sevgili yavrular, ben şu anda he­piniz ve hepimizin, bütün Türk nesil­lerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın manevî huzurunda, onun eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyom.

Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuksaya çıkarılacak ve bir ay müddetle sa­tışa arzed:lecektir.

— İstanbul:

Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yu­suf Ziya Öiıiş, bugün saat 16 da bir ba­sın toplantısı yaparak, Denizcilik Ban­kasının Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki: Bir Amerikan grubundan mubayaası­na teşebbüs ettiğimiz on bir yük ge­misine ait mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.

Satm aldığımız bu gemilerden 5 i ha­zırdır ve kısa zamanda tesellüm edile­rek memleketimize getirilecektir.

Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10 320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.

Bu gemilerin ilk dördü kasım ve ara­lık aylarında sonuncusu ise 955 şu­batında teslim edilecektir.

Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada «Uraga-> tersanele­rinde inşa edilecektir.

Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga» tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:

Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve dedveyt 3500 tonluk iki.ge­mi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 ton­luk türtoinli üç gemi ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tank­er.

Japonyada inşa edilecek gemilerden il­ki 11 ay sonra teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha konacak ve bu suret­le son gemi 18 ay sonra tesellüm edil­miş olacaktır.

1961 yılma kadar sürecek olan tediye­ler %5 faize tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm edecek 37 kişilik ekip,bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya ha­reket edecektir.

Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının muhtelif suallerini cevaplandırmiş ve toplantıya son vermistir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonun­da yapılan bir törenle açılmıştır.

Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar, Başvekâlet Müste­şarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler Dekanları, Pro­fesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğ­retim üyeleri ve öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlar­dır.

— Ankara:

Doğumlarının yıldönümü münasebetiy­le İran Şehinsahi Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

22 ekimde Pariste toplanan Nato Hari­ciye Nazırları toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebe­tiyle bu tarihî neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükü­metine zatı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin kabulünü rica eylerim.Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:

Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajı­nızdan dolayı teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine itimat etmekteyim.

Winston Churchill

Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği tebrik ve Reisi­cumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Ekselans Celâl Bayar Reisicumhur

Ankara

Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıl­dönümü münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsı­mın, Pakistan hükümetinin ve milleti­nin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir ha­yat, Türk milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.

Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi

Karaşi

"Millî bayramımız münasebetiyle, ek­selansınızın kendi adına, ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda bulunduğu mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin v.e şahsımın en hararetli ve kardeşçe te -şekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir memnunlukla istifade ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm saadet ve refahı için en samimî temnnilerimizi tekrar­larız.

Celâl Bayar

— Ankara:

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü mü­nasebetiyle. Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönder­diği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıta­ların önemini müdrik olarak, Türkiye-nin saadet ve refahı hususunda en ha­lisane dileklerimi takdim etmektle bah­tiyarım.

Paul

 

4 Kasım 1954

 

— Ankara:

Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan şehirlerimiz ile bunların hinterlant­larının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu merkezler arasındaki irtibatı temin et­mek maksadiyle bir müddettenberi de­vam eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 motörlü vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.

— Ankara:

Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül Muhtar» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Ens­titüsünce hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafın­dan bastırılan 1/4.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı «Middle And Near East» ad­lı Ortadoğu memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmama­sıicra Vekilleri Heyetince kararlaştı­rılmıştır.

— Ankara:

İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler, Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimi­zi ziyaret etmekte olan tanınmış muharrir Moorehead şerefine bu a.kşam saat 18.30 da bir kokteyl parti verilmiş­tir.

Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol. Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri' gelenleri, İngiltere Büyükelçisi Sir James Bow-ker, kordipJomatik mensuplariyle yerli ve yabancı basın mensupları hazır bu­lunmuşlardır.

 

5 Kasım 1954

 

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri taktik ha­va kuvvetleri Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hu­susî tayyaresiyle bugün saat 16 da Ankaraya gelmiş ve Esenboğa hava ala­nında askerî merasimle karşılanmıştır.

Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumanda­nı Fevzi Uçaner, Hava Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.

— İstanbul:

Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütün­cüler Derneği, Bursa Tütüncüler Der­neği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği delegeleri­nin iştirakiyle yapılmıştır.

Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda ilk olarak idare ku­rulunun senelik faaliyet raporu okun­muş ve müzakere edilmiştir.

İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra, dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz tütüncülüğü hakkın­da geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün istihsâlinin art­tığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu belirtildikten sonra, Yu­nanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü hakkında şöyle denilmekte idi:

Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki seneye ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:

İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda stok devredi­lirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok kalmamıştır.

Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile tarihinde ilk defa 120 mil­yon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk etmiştir. Yine bu devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şart­lar ve zaruretler neticesi Türk-Şark ti­pi tütünler aleyhine ve zararına geniş­lemiş olan Amerikan tütünü yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamış­tır. Yine son iki sene için Şarkî Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan uzak kalmış memleketler, alıcılarımız arasında yer almıştır.»

Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün Bankasının ve tütün bor­salarının kurulması için çalışmalar ya­pıldığı belirtilmekte idi.

İdare kurulu raporunun müzakeresin­den sonra, tütüncülükle ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada dilekler memleketlerde oldu­ğu gibi bir tütün pulu çıkarılması tek­lif edilmiş ve bu işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve-3 ilmesi kabul edilmiştir.

Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona ermiştir.

İle Libya Başkumandanı Albay Süley­man El Genahi, mebus Ahmet Ezze-kar ve mebus Halife El Kadir'i bugün saat 19,30 da Başvekâlette kabul et­miştir.

Bu kabulde Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderes de hazır'bulunmuştur.

— Ankara:

Şehit Albay Nuri Pamir'in hâtırasına jzafeten, Gelibolu ve dolaylarında ya­pılan -Pamir» seferberlik tatbikatı mü­nasebetiyle 40 mcı piyade alayı tara­fından hazırlanan hâtıralardan. Pamir ailesine gönderilenler, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu tarafından bu­gün Albay Nuri Pamir'in eşi Meliha Pamir'e teslim edilmiştir.

— İstanbul:

Birkaç gündenberi İstanbul Ticaret Odası davetlisi olarak şehrimizde bu­lanan ve Oda'da müteaddit konferans­lar veren Mr. Kıuger'in riyasetindeki Amerikan Millî Satış İcraatçıları Birli­ği heyeti, bugün saat 11 de uçakla Belgrad a hareket .etmiştir.

Amerikalı is adamları Yugoslavvadan bir vesile teşkil etmiştir. Bu seçim et­rafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü tahrikler ve kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağ­men şuur ve iradesine sahip kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel olduğu gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen alınmamış olmasına rağmen, netice meydan­dadır. Milletimize olan minnet ve şük­ranı bu vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen se­çim geçmiş emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn ve olgunluk havası içinde ve mutlak bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabı­ta vakalarının bütün memlekette ce­reyan eden bu büyük hâdise yanında normalin altında ve 1950 ağustos se­çimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir .edilecektir. 1950 sene­sinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde, 8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4 ölüm, 1950 de muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama vakasında ]92 yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır. 1950 se­çimlerinde darp, hakaret ve seçim ka­nununa muhalif suçlar da dahil, umu­mî yekûn 169 iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet ci­lan cihet, seçim kanununa aykırı suç­lardan yarıdan fazla bir azalmanın mü­şahede edilmiş olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim emniyeti mutlak şekil­de teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele et­mek vazifemizdir.»

 

9 Kasım 1954

 

— Ankara:

Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönü­mü münasebetiyle Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.

Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi Türkiye misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör, öğretim üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ile­ri gelenleri, mülkî ve askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantıyı, Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.

Profesör Âfet İnan, îngilizceye tercü­me edilen sözlerine şöyle başlamıştır:

Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak tanır. İkinci bir cep­hesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrıl­mış, Anadolu ortasında bir ihtilâl şe­fidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mü­cadelesinin başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri tarafından tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhu­riyetinin Devlet Reisidir. Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle tanınsa idi, onun hakkında resmi vesika­ların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk büyüğümüzü ölümünün 16 ncı yılında anarken, onun as-;ker ve siyasî cephesinden gayri olan vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine kaniim. Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî taraflariyle tanımanın enteresan bir mevzu olacağını söyliyerek, O'nun bu insanî taraflarını «Ata­türk, kıyafet ve unvanlar, Atatürk ve neşeli olmak, Atatürk'ün toprak ve ağaç sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil etmiştir. Âfet İnan, bu izahatı sırasında Atatür­k'ün giyim hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih ettiğini söyle­miş ve memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma hareketi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:

O, bizzat medenî âlemin yeknesak kis­vesini kendi milleti için kabul etmek­le, cemiyetimize yine büyük bir zihni­yet değişikliğine yol açmıştır. Onun bu meselede psikolojik bir cephesi da­ha vardır. Erkekler için şapka giyme­yi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bu­nu ettirmemiştir. O zaman ka­palı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk kadınlığı kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir milleti evvel dış görünüşüyle dünya­nın med.eni gidişine şevketine kudreti­ni gösteren bir lider olmuştur.

Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 sene­sinde Türk-Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Ame­rikan Büyükelçisiyle yaptığı foir mü -lâkatta, demokrasiye dair söylemiş ol­duğu  şu sözleri nakletmiştir:

«Esas hamuru demokrasi olan Türk Mil leti, demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet arasındaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi hurafele­rini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sa­hasına sokmaya medar olacaktır.

Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:

Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç de bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bu­gün, Atatürk'ün yılların derinliklerin­den duyulan sesiyle söylediği fikirle­rin tahakkuku için uğraşmıyor muyuz?

Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane mefhkûre tecelli etme­lidir» sözüne bugün kim katılmaz?Milletlerin tarihlerinde büyük adamlann insanî fikirleri bütün milletler ara­sında tekrarlanarak asırlarca yaşar. Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık âlemi için ise inkılâpçı, idea­list bir şahsiyettir.Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars, Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu bir konuşma yapmıştır.Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan hakların temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah etmiştir.

Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler mevzuun­da türkceye tercüme edilen uzun bir konuşma yapmıştır. Ekselans Warren bu konuşmasında ez­cümle demiştir ki: Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edil­dikleri zamanı aşan mânaları karşısın­da benim gibi daima hayerte düşer.

20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.

Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkâ­nına söylediği sözleri paragraflar ha­linde okuyarak bunların zamanla na­sıl 'gerçekleştiğini bilhassa tebarüz et­tirmiştir.

Ekselans Warren:

Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk milletinin zihniye­tini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dün­ya bu devrede Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta olduğunu farketmeye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu devrede atılmış­tır.Dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral, Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak göstermiştir.

Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan milletleri ara­sındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah etmiş, bu sözle­ri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha sonra «Karşı -lıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk, görüşlerinin bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını 1935 de bir Ame­rikalı gazeteciye şu cümlelerle açıkla­mıştır demiş ve Atatürk'ün şu sözle­rini nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi birden bire çıkarsa, milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini ve mali kud-ı etlerini mütearrıza karşı birleştirmek­te tereddüt -etmemelidirler. En seri v.e en müessir tedbir muhtemel bir müte­arrıza taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın kurulmasıdır."

Bu satırları okuduktan sonra Büyük­elçi, dinleyicilere hitapla: "Sorarım si­ze sayın dinleyiciler, Türkiy-enin de ü-ye bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştir­meğe çalışmıyor mu?»  demiştir.

Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları hususundaki fikirlerini hü­r ederek bunların ehemmiyetine işa­ret etmiş, bugünün realiteleri karşı­sındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de Ölümünden 20 ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış politikasının temelini teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle reddeder O tarihte Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü ziyareti sırasında, büyük in­san şunları söylemişti: «En uzakta zan­nettiğimiz bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan, diğer bütün âza mü­teessir olur demişti.

Büyük Atatürk'ün şimdi size okuya­cağım hakim ve asü sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için askerlerini Kore mu -harabe meydanlarına göndermeğe ka­rar veren Türk milletinin zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi, aziz Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:

«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana ne» dememeliyiz; böy­le bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla alâkadar ol­malıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, millet­leri ve hükümetleri hodbinlikten kur­tarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî olsun, daima fena telâkki edilmelidir.

Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:

Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini nekadar candan arzu ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğdu­ğunu ve hür yaşayacağım ilân etmek­tedir.»

Hatiplerin konuşmalarından sonra Atatürk'ün hayatını canlandıran muhte­lif filmler gösterilmiştir.

Bu anma töreni, yarın Amerikanın Se­si Radyosuyla 32 dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memleket­te neşredilmekte olan Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.

 

10 Kasım 1954

 

— İstanbul:

26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mü­rettebatının gördükleri misafirperver­lik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bil­dirmekte ve şöyle demektedir:

Cumhuriyet bayramınıza iştirak et­mekle bahtiyarım. Resmi geçitte gör­düklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip olduğuna kanaat getirdim.

— Ankara:

Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat 17,30 da makamında kabul etmiştir.

Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Ve­kâleti Müsteşarı Tuğamiral Aziz Ulu­san,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. V/arren, Tümamiral George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral Shaperd '.hazır buîunmuşutr.

— İzmir:

Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento Heyeti, bu sabah refakat­lerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar, Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Ve­kâleti adına Semih Akbil olduğu hal­de, Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu­na gitmişler ve orada yapılan mera -simde, heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiş-•tir ki:

«Şerefli Türk tarihinin kahraman şeh­ri ve Mustafa Kemal'in annesinin kab­rini sinesinde bulunduran güzel İz­mir'de, büyük lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref duymaktayım.

Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat etti.O'nun parolası şu idi: «Ya is^ tiklâl, ya Ölüm.» Türk milleti O'nun , kumandası altında düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti istiklâl uğrunda yapılan bu mücadele­den sonra da. modern ve demokratik idareli Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete kavuşmamış ve hürriyeti için çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı ol­du. Siz hürriyetiniz için mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi. Mücade­leden muzaffer çıktığınız vakit, sizin zaferinizi   sadece   kutlamakla   kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâli­miz için de, zaferinizi bir örnek olarak. Bugün en derin tazim hislerimle bü­yük ve kahraman Atatürk'ün huzurun­da hürmetle eğiliyorum.

Bir kadın olarak da 5u noktaya temas etmek isterim:

Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk kadınını peçeden kurta­rarak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için Atatürk'ün yapmış ol­duğu inkılâba son derece hayranım.

O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz dedir. Onun ruhunun şâd olması ve memleketinizin refahı için dua ediyorum.»

Bu konuşmadan sonra heyet, toplu hal­de Atatürk heykeline giderek bir çe­lenk koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti, öğle yemeğini Çamaltı tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.

— Ankara:

Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah Anıt-Kafoirde huşu ile anılmıştır. Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihti­yar bütün Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş bulunuyordu. Âdeta bütün Ankara bu­gün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp halinde idi. Herkes aziz Atâtür -fcii ziyaret için Anıt-Kabire akın edi­yordu. Çok erkenden, kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız kıtası Anıt-Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başla­mıştı. Ayrıca mozolede de, Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, de­niz ve hava sınıflarına mensup erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde duruyorlardı.

İhtifale katılacak olanlar Anıt Kabir dahilindeki merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu. Anıt Kabir dahilindeki merasim meydanı da, Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle mebuslar, askerî erkân ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğre­tim mensupları, izciler, esnaf teşekkül­leri,   diğer  sivil  müesseseler  mensudları  ve  Harpokulu  öğrencileri'yer  aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da öğrenciler ve çok kalabalık bir vatan­daş kitlesi toplanmıştı.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bera­berlerinde Başvekilimiz Adnan Mende­res -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki meydana geldiler. Bu­nu müteakip kortej hareket etti.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, 'Başv-sk-il Adnan Menderes, Vekiller "Heyeti, Büyük Millet Meclisi Reis Ve­killeri ve riyaset divanı. Erkânı Harbiye Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz v.e hava kuv­vetleri kumandanları, Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi Piyaseticumhur mensupları, yaverler ve emir subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahke­mesi, Şûrayı Devlet Keisi, Divanı Mu­hasebat Reisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş Müddeiumumisi, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis vekili, Şehir Meclisi ve Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ve esnaf cemiyetleri mensupların-..aan tevekkül eden kortej, Arslanlı Yollıyan ağır ağır ilerliyerek merasim rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol tarafından çıkarak mozeleye dahil olduktan sonra Reisi-cumhurumuz Celâl Bayar. büyük Ata­türk'ün kabrine bir buket koydu.O anda, saat dokuzu beş geçiyordu. Veri­len işarej üzerine, tam 16 yıl önce, "Türk milletinin en büyük evlâdı, bü­yük kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vü­cut halinde aziz Atatürkün manevî hu­turunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip Reisicumhurumuz ve kotteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en ayrıldılar.

İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde uçmakta olan bir uçak da, mozoleye krizantemler atmak­ta idi.

Kortejin Anıt Kabirden ayrılmasını müteakip merasim meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî erkân ve kara, deniz ve hava subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim öğrencileri, izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yer­lerinden gelen esnaf cemiyetleri men­supları, ile di&er sivil müesseseler mensupları ve Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına kordiplomatik duvayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi ve onu mü­teakip Amerikan Yardım Heyeti namı­na bir mümessil Anıt-Kabri ziyaretle birer çelenk koydular.

Anıt-Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın ziyaretine açılacaktır.

Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene eevvel vefat ettiği .dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle idare verilmiş, yollarda vasıtalar, ça-laısma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük kurtarıcısını an-rıiKtır. Mekteplerde de o dakikada ih­tiram duruşu ve ihtifaller yapılmıştır it= .bütün yurtta bayraklar yarıya indi­rilmiştir.

 

11 Kasım 1954

 

— Ankara:

Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sa­bah şehrimizdeki ziyaret ve temasları­na devam etmiştir

Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek Riyasetieumhur defteri

mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre bir buket koymuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret et­miştir.

— Ankara:

Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması mevzuu etrafında kendisin­den malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuş­tur:

Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi manzumesi teşkil etmek' ledir.

Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük ge­lire dayanan, yani vatandaşların ha­kikî gelirleri üzerinden alman bir ver­gidir. Bu prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettik­leri, safî gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ indirildikten sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip, memleketimiz vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş olunmakla beraber, sayımı iti­bariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük esnaf gelir vergisi esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine usulüne dayanan bir vergi ile teklif edilmektedir. Karine esasına göre teklif usulünde mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâ­kadar olunmaksızın; bazı (faraziyelere) istinat edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit esnafın vergisi, çalışılan yerin kira veya gayri safi ira­dının muayyen bir yüzdesine, gezici esnafın vergisi ise, takdir komisyonla­rı marifetiyle tesbit olunan gündelik kazançların birkaç misline göre hesap­lanmakta ve alınmaktadır. Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün zarurî bir icabı  olarak, mükellefin şahsî durumu ve asga­rî geçimi nazarı Hibare alınmamaktadır.Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf vergisine tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı neticeler yaratmaktadır. Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir vergisi kanununun kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında bulunan mükelleflerin ver­giden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla lüzumlu çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.

Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altın­da veya civarında bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük es­naf tamamen vergi dışında bırakılacaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf vergisinden muaf tutulacaktır.

— Ankara:

İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyeti­mizin kurucusu aziz Atatürk'e gençli­ğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadıyle, Türkiye Millî Talebe Federasyo­nu tarafından bugün bir gösteri tertip edilmiştir.

Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite, İstanbul Yüksek Okul­ları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler ve enstitüler Öğ­rencileri katılmışlardır.

Gençlik kitleleri sabahın erken saatle­rinden itibaren gösterinin yapılacağı .Dışkapı semtindeki Üniversite M-eyda-mnda toplanmaya başlamıştı.

Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Fe-derasyoonundan Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır.

Bundan sonra söz alan muhtelif Fakülle ve okullara mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Genç­liğinin Atatürk ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve ink ılâpların ve tekçisi olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.

3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış marşı söylenerek kafileler halinde Ulus'a müteveccihen hareket edilmiştir. 7002914

Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine resmedilmiş bir portre­si bulunuyor, onu bayrak ve flama ta­şıyan öğrenciler trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle halinde üniversiteli­ler ve di^er okul ve enstitü Öğrencile­ri vardı.

3u arada, Gençliğin Atama ve onun eserlerine kargı olan sevgi ve bağlılığı­mı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi.

Kafile, Dışkapıdan doğruca Ulus meydanda ve buradan da marşlar söyliyerek Bankalar caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne devam­la Zafer meydanına gelmiştir.

Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir sevgi ve bağlılık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserleri­min ilhamiyle çarpan binlerce genç ta­rafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi vekar ve azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapı­yor, Ata'smm önünde tazimle eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada Gençliğin Atama ve O nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuv­vetle vatanımızı kurtaran ve kurduğu Cumhuriyeti rok .güvendiği Türk Genç­liğine emanet eden Atatürk'ün, bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbinde ve fikrinde yaşadığını, temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asya müsaade edilm iveceğin i ifade edi­yorlardı.

Bu arada, heyecanlı bir konuşma ya­lpan Kıbrıs Türk Liseleri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençli­sinin Atalarına olan sonsuz bağlılık ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok hatipler tarafından okunan şiirleri mütea­kip yine muntazam bir kafile halinde rnarşlar söylenerek Kızılay–Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket edilmiştir.

Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.

Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı söylendikten sonra, yine g-enç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hi­tabı, Gençliğin mukabil bir hitabı şek­linde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.

Bunu müteakip Atatürk'ün Türk mille­tine ve g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşa­le. Meclis Reisimiz Refik Koraltan ta­rafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu vesile ile Meclis Reisimiz Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:

Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.

Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, bü­yük Ata'nm Türk milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü olan bir meşaledir. Bunu zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun ma­nevî huzurunda Reisicumhur Bayar na­mına siz gençlere tevdi ediyorum.

Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar sÖndürmiyeceksiniz.»

?jrvaleyi teslim alan atlet de, şu muka-beled-5 bulunmuştur:

Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet muhafaza ve müdafaa ede ceğiz.»

Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan devamla demiştir ki:

Çok sevgili yavrular, ben şu anda he­piniz ve hepimizin, bütün Türk nesil­lerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın manevî huzurunda, onun eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyorum.

Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuklan, bahtiyarsınız, evvelâ Türk mille-iinin çocuğu olmakla bahtiyarsınız.

Bahtiyarsınız, sizler için ebediyen bir meşale olacak olan tarihî 'bir eserin ço­cuklarısınız, Mustafa Kemal neslisiniz.

O insan da bahtiyardır ki, ölümünden an altı yıl geçmiş olmasına rağmen, da ha dün. aziz varlığından ayrılmış gibi o nun elemi, onun ayrılısı bütün bir neslin ve hele siz genclerin kalbini yakmaktadır. O da bahtiyardır, en büyük talii şu idi, büyük Türk milletinin bağrından ye­tişmişti. En büyük eserini daima sev­diği, yolunda çalışmaktan yılmadığı Türk milletinden aldığı kudretle mey­dana gelmiştir. Her fâniye nasip olma­mıştır ki, kendi ümidi olan nesil ile maşallah, durmadan gönüllerde yerle­şen Mustafa Kemal adıyla, eseriyle övünecek ve onun ebedileşmesi için tap­taze duygularla daima ve daima onun bekçisi kalacaktır.

Onun için Mustafa Kemal, ebedî ve bahtiyar insanlardandır. Birçok fâniler gibi eserleri zamanla unutulan fâniler­den değildir. Mustafa Kemal bütün dünya çapındaki eseri ile ebedileşen tek insan olarak kalacaktır.

O, yalnız kendi milleti için değil, ken­di milletinin huzur ve saadeti yanında bütün medenî millet camiasının raha­tını isteyen idealist 'bir insandı.

Şu anda, bütün gençliğin, bütün Türk milletinin bir kalp gi'bi çarpan düşün­celerine, sevgilerine en güzel duygularla tercüman olan ve sizlerin kalbi­ni, fikrini söyleyen arkadaşlarınızı din­ledim.

Tarihe bakınız, bu, kaç fâniye nasip olmuştur? Tarihte büyük eser veren in­sanlar vardır. Fakat hic birisi Mustafa Kemal gibi fâni hayata veda ettikten sonra gönüllerde ebedileşen, eseri her an iyiy-e v.e daha iyiye doğru gitmek şansına mazhar olan kimse gelmemiş­tir.

İşte Mustafa Kemal denilen ve Türk: milletinin bağrından çıktığı için kuv-. vetli olan, evvelce de söylediğim gibi, kendini yaratan, kendini seven ve ken­disi ile beraber en ağır şartlar içerisinde haysiyetini, şerefini korumak içiıî-bir Mustafa Kemal olan talihli insan,, işte onun için bahtiyardır. Çünkü siz,-Mustafa Kemal nesli olan gençlik, bü­tün milletlere örnek olacak şekilde mu­azzam bir eserin izinde ve onun bekçişi olduğunu söylüyorsunuz, kayıtsız, şartsız haykırıyor sunuz. Zaten Türk milletinin asaleti, varlığı, kıymeti, ta­rihte olduğu gibi bundan böyle de dai­ma ve daima ancak bu kuvvetle ölçül­mektedir.

Türk milleti istilâlar karşısında daima hayır demesini bilen bir millettir. Ta­rihçilere sorunuz, tarih sevenler, hele siz gençler merakla takip ediniz. Ta­rihin dalgalı seyirleri içerisinde, mil­letler hayatında fırtınalar yaratan hâ­diseler ilerisinde kaç millet tanırsınız ki, tazyiklere, istilâlara karşı, lıayır ben varım diyebilmiştir. Böylece kendi varlığını, kendi haysiyetini, gerektiği zaman, müstevlilere olduğu gibi^ Ata­nın büyük eserlerine, Türk milletinin bayat, şeref, tefekkür kuvvetini ve -ren, Türk milletine en büyük eserler veren, bu en büyük eserlerin tek adı elan Mustafa Kemal inkılâbı, Türk mil­letinin aziz eserini, kemâl derecesine varan eserlerini korumak için hep be­raber aynı yolun bekçisi olduğunu söy­lüyor, göğsümüzü gururlandırıyorsu­nuz. Bu, kaç fâniye nasip    olmuştur?

Yalnız k-sndi nesilleri değil, onu takip beden nesiller de onun yolundadır. Bu ancak ona nasip olmuştur. Tarih ki taplarmda bunun. örneğini bulmak çok kolay değildir. Onun için bahtiyar Mustafa Kemal'in bahtiyar Türk genç­lerine hitap ediyorum dememin hakikî mânası bu idi.

Şimdi onun manevî huzurunda bulu-' nuyoruz. Eminim, itidalimizi kullana­rak gönlümüzün bütün acılarını duyu­yorum. Ancak sununla teselli buluyo­rum, zaten tereddüdü olmayan bir in-, sandı, fâni Mustafa Kemal bir gün, her fâni gibi hayata gözlerini kapayabilir­di, ama'ebedî Mustafa Kemal, inandı­ğım, gönül verdiğim bütün millet ana ve babalan ile, bütün milletçe inandığı­mız, ümit verdiğimiz gençliğimiz, memleketin saadeti için ileri bir mil­let olmak yolunda nasıl şeref ve istik­lâlini korumak hususunda bugünkü nesil çalışmışsa, bundan sonra gelecek nesiller de garb medeniyetinin seviye­sine ulaşacaklardır.

Onun için müsterih uyuyabilir. Eserin tamdır. Müsterih uyu. Türk milleti e-bediyete doğru başarılarla ilerlemek -tedir.

Aziz ve sevgili yavrular, işte görüyor­sunuz, onunla beraber çalışmak bahti­yarlığına eren bir fâniyi onun huzu -runda ve sizlerin huzurunuzda bu bü­yük milletin istikbâli hakkında bir de-îa daha heyecanla konuşmağa şevket­tiniz.

Allah siz gençlerin neşesini söndürme­sin, Türk milletinin saadetini ebedî kılsm. Onun huzur ve emniyeti daima ve böylece ebediyete kadar gitsin. Sağ olunuz.»

Meclis Reisimiz bu konuşmasından son­ra hep 'birlikte «Dağ başım duman al­mış» marşı söylenmiş ve Atatürk'ün manevî huzurunda tazim duruşu ya­pılmıştır.

Gösteirsi bu suretle gençliğin bu asîl de nihayete ermiştir.

Oramiral Raıdford v.e diğer misafirler eğle yemeğini Yassıda'da yemişler ve-tetkiklerini müteakip avdetlerinde mo­torla Boğazda bir gezinti yapmışlardır..

— İstanbul:

K-eisicumhur Celâl Bayar, bugün 17.00 de Göksu Kasrında Amerika 'Bir­leşik Devletler Müşterek Erkân: Har­biye Heyetleri Reisi Oramiral Arthur Radford ve maiyeti erkânın: kabul et­mişlerdir.

Bu kabulde Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, De­niz Kuvvetleri Kumandanı Koramiral Sadık Altmcan ve Millî Müdafaa Ve -kâleti Müsteşarı Amiral Aziz Ulusan hazır bulunmuşlardır.

— Ankara:

Başvekil Adnan Menderes, bugün saat 18.30 da Başvekâlette, memleketimizi ziyare tetmekte olan Bayan Sucheta Kripalani başkanlığındaki Hindistan Parlâmento Heyetini kabul etmiş,-sa­mimî hasbıhallerde blulunulmuştur.

 

 

Kasım 1954

 

— İstanbul:

Amerika Birleşik Devletleri Müşterek Kurmay Heyetleri Başkanı Oramiral Arthur Radfoord ile Erkân: Harbiyei Umumiye Reisimiz Orgeneral Nurettin Baransel, beraberlerinde eşleri olduğu halde bu sabah İstanbula gelmiş ve Bi­linci Ordu Müfettişi, 5 nci ve 3 üncü Kolordu Kumandanları, Merkez Kumandan, Deniz Kuvvetleri ve Marma­ra - Boğazlar Kumandanları, Amerikan Askerî Yardım Kurulu ve Deniz Gru­bu Başkanları ile birlikte Yeşil köyden motorla Yassıada Deniz Eğitim Üssüne gitmişlerdir.

Amerika Birleşik Devletleri Müşterek, Kurmay Heyetleri Başkam ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisimiz, güzergâh üzerinde dizilmiş bulunan donanmamı­zı teftiş etmişlerdir.

— Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Türk - Yunan - Yugoslav Erkân: Har­biyei Umumiye Askerî Heyetleri 4 ka­sım 954 tarihinde Atina'da toplanmış­lar ve 12 kasını 1954 tarihine kadar gö­rüşmelerde bulunmuşlardır.

Heyetler eylül 1954 ayında Atina'da toplanan Erkânı Hartoiyei Umumiye Reisleri konferansında alman kararla­rın ruhuna uygun olarak, Ankara Pak­tı ve Bled İttifaknanıesine müstenit as­kerî mahiyetteki meseleleri görüşmüş­ler ve bu görüşmeler üzerinde mutabık kalmışlardır.

— Ankara:

Önümüzdeki ocak ayının sonunda trak tor, pulluk ve disk tırmıkların teslimi­ni mümkün kılacak ilk traktör fabri -kasının sahibi Minneapolis-Moline Türk Traktör ve Ziraat Makineleri Anonim Şirketi İdare Meclisi Reisi ile Satış Müdürü bugün saat 11.30 da Zi­raat Bankasında Anadolu Ajansına bir beyanatta bulunmuşlardır:

20 milyon İira sermayeli Türk traktör ve ziraat makinaları anonim şirketi i-care meclisi reisi ve Ziraat Bankası Umum Müdürü-Mithat Dülge, şirketin .îaaliyeti hakkında etraflı izahat ver­miş ve demiştir ki:

«Türkiyede bir ziraat makinaları ima­lâtı sanayii mevzuunda esaslı tetkikat yaptık. Böyle bir sanayiin, memleketi­miz ve kurucuları için faydalı bir ekde işliyekileceğin e kanaat getiridk-îen sonradır ki, Amerika'da Minnesota eyaletindeki Minneanolis - Moline bu teşebbüse cok yakın bir alaka gösterdi Yabancı Sermayeyi Teşvik Ka nunu da bu alâkalarını fiiliyata geçi­recek bir kuvvet teşkil etti.

Devlet ileri gelenleri vs şirketimizin hissedarları bulunan müesseselerle te­maslarda bulunup müsbet neticeler al­dıktan sonra bu şirketi kurmuş bulunu­yoruz. Şirket 20 .milyon lira sermaye­lidir. Bunun 8 milyon lirası T. C. Zira­at Bankasına, 1 milyon lirası Makina, Kimya Endüstrisi Kurumuna, 2 mil­yon lirası Ziraî Donatım Kurumuna, 3 milyon lirası Tariş'e, 2 milyon lirası Çukurbirliğe ve 6 milyon lirası da Min neapolis MoJine şirketine ait bulun­maktadır. Projenin tahakkuku münasebetiyle, bizlerle Türkiyede esaslı bir sanayiin kuruluşunda işbirliği yaparak muvaffak olabilmemiz için karşımızda fev -kalâd-e bir fırsatın mevcut olduğuna emin bulunmaktayız. Bu teşebbüsün memlekete her bakımdan faydalı ola­cağına hiç şüphe yoktur. Bu sahadaki muvaffakiyetimiz diğer ecnebî serma­yeyi de Türkiyeye celb edecek tir. Gayemiz Türkjyenin ihtiyacı olan motor­lu ziraat âletlerinden gerekli çeşitlerin ekseriyetini bu fabrikada imâl etmek­tir. Diğsr taraftan memleketimiz da­hilinde satış programımızın ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata kifayet edecek miktarlarda da imalât yapmayı arzu etmekteyiz. Bu sayede memleke­timize traktör ithali için sarfedilen dö­vizden tasarruf edilecek ve aynı zamanda da ihracat sayesinde yeni döviz kaynakları elde edilmiş olacaktır.

Ziraat Bankası Umum Müdürü ve Minneapolis Molme Türk traktör ve ziraat makinaları anonim şirketinin idare meclisi reisi Mithat Dülge, Türk Hava Kurumunun Makina ve Kimya Ensti­tüsü Kurumuna, devredilen motor ve-tayyare fabrikasının, motor kısımların mezkûr idareden şirkete 6 milyon liraya satın alındığını söylemiş ve şun­ları ilâve etmiştir:

İmalâta bağlıyacağımız Ankarada, Gazi'deki motor fabrikası tam kapasitede­ki imalatımız için kâfi büyüklükte de­ğildir. Fakat derhal faaliyete geçebilmemiz bakımından fevkalâde imkânlar pağlamaktadır. Uzun vadeli programımız ihtiyaçlarını karşılayabilmemiz için mevcut tesislere binalar ve makinalar ilâve edeceğiz. Daha çeşitli ima­lâta geçmeyi ve her birinden gittikçe fazlalaşan adetlerde imalât yapmayı gaye addetmekteyiz. Türkiyenin bugünkü iktisadî kalkınmasının temelini teşkil eden ziraî ge­lişmenin tahakkukunda, en büyük fo­lu olan makineleşme ihtiyacının, mem­leketimizde kurulacak fabrikalarla içerden temininin ehemmiyetini bizler kadar takdir eden ve aynı anlayışı gösteren Minneapolis-Moline Amerikan kumpanyasının gösterdiği hüsnüniyet ve iyi işbirliği sayesinde ve hükümeti­mizin son çıkardığı ecnebi sermayeyi teşvik kanununun bahşettiği himaye­nin müzaheretiyle bu şirketi kurmaya muvaffak olmuş bulunuyoruz.

Türkiyenin iktisadî gelişmesine faydalı olan bu -gibi sınaî teşebbüsler için A-rnerikan sermayesinin Türkiyeye gel­mesini teşvik hususundaki gayretinin canlı bir misâlini daha, sayın Başveki­limiz Adnan Menderesin, İktisat ve Ti­caret, İşletmeler, Ziraat ve Nafia Ve­killerinin huzurunda statüsü imza edil­miş bulunan bu şirket, vermiş bulunmaktadır.,

Fabrika birinci sene zarfında 1000 trak­tör ve    ekipman montajı    yapacaktır.

Aynı zamanda eğitim programlarına da ehemmiyet verilecektir. Amerikada-ki Minneapolis Moline Şirketinin mo­del, patent ve alâmeti farikaları tamamen şirketimiz tarafından satın alın­mıştır. Mezkûr şirket, imâl çeşidinin gerekli aksamının tahminen yüzde 75 ini kendi fabrikalarında yapmaktadır.

Bu yukarıda bahsi geçen yüzde 75 nis-betinde imâl edeceğimiz traktör ve zi­raat âletleri parçalarından %30 - 40 nispetinde bir kısmının buradaki fab-ıikamızda imalâtına geçilmesi progra­mımızın ikinci senesinde yer almıştır.

Üçüncü ve müteakip seneler zarfında %75-100 nisbetinde yerli imalât ta­hakkuk etmiş olacaktır. İlk parti par­ça sevkiyaü ocak 1955 ayının bidaye -tinde Ankaraya varmış olacaktır ve yi­ne ocak ayının nihayetinde imâl edil­miş traktör, pulluk ve disk tırmıkların fabrikamızda teslime hazır olmasını plânlamış bulunuyoruz.»

Mithat Dülge'nin konuşmasından sonra Minneapolis-Moline şirketinin genel müdür vekili Mr. A. W. Huff da, mon­tajı yapılacak aksamın Türkiyeye mu­vasalatından evvel gereken bütün ha­zırlığın ve tertibatın alınmış bulundu­ğunu, Ankaradaki fabrikanın hazırlık safhasında bulunmak üzere şirketin ikinci başkanı ve aynı zamanda imalât müdürü Mr. W. C. Macfarlane Jr. un Kasım ayının sonuna doğru Ankaraya varmış olacağını bildirmiş ve «Yine Amerikadaki şirketimizin fabrikala­rından birinin müdürü olan Mr. R. J. Collins de aynı tarihte Ankaraya gele­cek ve şirketimizin imalât müdürü olarak burada kalacaktır. Muayyen bir müddet sonra fabrikanın iyi yetişmiş Türk personeli tarafından idare edile­bilmesi için büyük bir itina ile seçece­ğimiz Türk personelinin eğitimi mesu-liy.eti de Amerikalı mütehassıslar ta­rafından deruhte edilecektir. İmâl ede­ceğimiz ziraat makinaları her zaman için dünyanın en modern ve en iyi ma­kinaları arasında yer alacaktır» demiş ve devamla şunları ilâve etmiştir:

«Türk hükümeti ileri gelenleri, yerli sanayii ve hususî teşebbüsü, büyük ko­laylık göstererek, inkişaf ettirmek hu­susundaki samimî ve ciddî arzularını birçok vesilelerle bize ispat etmişti. Türk hükümeti gerek şirketimizin te­şekkülünde ve gerekse imalâta kısa bir zamanda başlıyabilmek için programımızın tahakkukunda fevkalâde bir işbirliği numunesi göstermiş ve hiçbir yardımı esirgememiştir. Bu zihniyet yabancı sermayeyi teşvik kanununun yerli sanayii inkişaf ettirmek için bü­yük bir samimiyet ve anlayışla kaleme alınıp tatbik edildiği hakkında diğer yabancı sermayedarlara iyi bir Örnek teşkil etmektedir.

Diğer taraftan öğrendiğimize göre da­ha şimdiden şirkete traktör ve ziraat îletleri hakkında talepler yapılmakta­dır. Kısa bir zamanda fabrikanın imâl ettiği traktörlerin Ortadoğu memleket­lerine ihracı kabil olacaktır. Aynı za­manda traktörlerde kullanılacak diesel motorlar Amerikada yapılanların en r-ıütekâmil bir çeşidi olduğundan, bun­lardan diğer çeşitli sahalarda da istifa­de imkânı sağlanmış olacaktır.

— Ankara:

Sakit Osmanlı hanedanına mensup Şehzade İbrahim Tevfik kızı 1896 İs­tanbul doğumlu Fatma (Zehra) Alpan ile kızı 1919 İstanbul doğumlu Bilun Alpan'm harçsız olarak Türk vatan -aaşlığma alınmaları İcra Vekilleri He­yetince kararlaştırılmıştır.

 

13 Kasım 1954

 

— İstanbul:

Millî Müdafaa Vekâleti Ordu Temsil Bürosu Müdürü Kurmay Binbaşı Kad­ri Ener ile Binbaşı Selim Soley bugün saat 10,45 te uçakla Parise gitmişler­dir.

Heyet 15 kasımdan ay sonuna kadar devam edecek olan «Nato devletleri ta­nıtma ve kültürel münasebetler komi­tesi» toplantısına iştirak edecektir.

—Ankara:

Yabancı sermayeyinin iştirakiyle İs­kenderun'da geçen sene kurulmuş olan ve senevî 100 bin ton istihsâl kapasi­tesi bulunan süperfosfat fabrikasının gerek ziraî sahadaki inkişaf ve kalkın­ma ve gerekse köylümüzün bu gübreyi kullanmak suretiyle elde ettiği istifadenin neticesi olarak istihlâkin artmaları muvacehesinde, bilhassa Garbi zürram ihtiyaçlarını daha ya­nkından temin etmeyi düşütten şirket yönetim kuruiu, bugün Ziraat Bankası merkezinde toplanmış v,e daha yüksek kapasiteli ikinci bir süperfosfat fab­rikasının tesisine, kurucuların da mu­vafakatini almak suretiyle karar ver­miştir.

«Hiç bir Amiral emrindeki kuvvetleri kâfi görmez» demiş, fakat böyle bir vazifeyi lâyıkiyle yapabile­ceklerini ilâve etmiştir.

Bundan sonra Nato Akdeniz kuvvetleri", eski başkumandanı diğer bir suale ce­vaben halefinin halen Londrada bulu­nan ingiltere Deniz Kuvvetleri Kurultay Başkanı Amiral Sir Guy Grant -ham olacağını söylemiş ve «Herhangi, bir harp ihtimalinde Akdenizde deniz­altı tehlikesi olabilir mi?» yolundaki suali de fu şekilde cevaplandırmıştır:

Evet. Akdeniz böyle bir ihtimâl karşı­sında Atlantik'e acık bir vaziyette bu-]unacaktır. Fakat ben Cebelüttarık'tan Akdenize germeğe çalışan bir denizal­tının kumandanı olmak istemem. Bu­nunla beraber buradan Akdenize geç­mek ihtimâli mevcut olabilir.»

Amiral Moutbatten, daha sonra her -hangi bir taarruz ihtimalinde, emrin­deki kuvvetlerin atom silâhları kulla­nıp kullanmayacakları hususundaki" mütalâasını soran bir gazeteciye hita­ben, «Atom silâhlarının kontrolü Gene­ral Gruenther'in emrindedir» demekle-iktifa etmiş, «Harp halinde kuvvetle­rin dağılmasını temin bakımından İskenderun vs İzmir deniz üslerinden is­tifade edilecek midir? sualine de-«Kuvvetlerin dağılması icabettikçe, evet"  cevabını vermiştir.

Amiral Moutbatten, Türklerin işbirliği yolundaki gayret ve arzularına bir mi­sâl olarak basın konferansına aki tesanüd ve iyi anlayışı göstermiş ve basın mensuplarına tekrar tefekkür ederek-sözîerine son vermiştir.

— İstanbul:

Beynelmilel cerrahlar koleji üyelerin­den, İstanbuJda bulunan Amerikalı o-peratörlerin iştirakiyle bugün Cerrah­paşa Hastahanesinin Burhanettin Toker anfisinde bir ilmî toplantı yapılmıştır.

Saat 9,00 da, Tıp Fakültesi Dekanı,. Kolejin Türk seksiyonu başkanı Oi'd. Prof. Fahri Arel, müteakiben de Ame­rikalı cerrahlar heyeti başkanı Prof-Dr. Max Thorek'in yaptıkları açış konuşmaları ile başlanılan bu ilmî seansta misafir doktorlar ve Türk doktorları tarafından muhtelif tebliğler verilmiştir.

İlk konuşmayı yapan Beynelmilel cer­rahlar koleji genel sekreteri Dr. Max Thorek «Kalp durması», müteakiben de Prof. Dr. H. Meyerding «Dupuytren kontraktürü», Prof. Dr. Şehrend «Safra kesesi cerrahisinin gelişmesi», Prof. Dr. Carnazzo «Yaşlılarda Cholelithasisin tedavisi», Prof. Dr. Dailey «Peptik ül­serin tedavisi», Ord. Prof. K. İ. Gürkan Bir akciğer tüberkülozunda cavernec-.tomi vakası», ve Dr. S. Evrensel «İki nadir ilaus vakası» mevzulu tebliğler vermişlerdir.

.Saat 13.30 da, Üniversite Profesörler evinde misafir doktorlara Beynelmilel cerrahlar koleji Türk seksiyonu tara -findan bir öğle yemeği verilmiştir.

Öğleden sonraki toplantıya saat 15 de Prof. Dr. Thor.ek'in «Beynelmilel cer­rahlar meşheri»- hakkında verdiği iza­hatla başlanmıştır.

Müteakiben Dr. Wilkins «Vagotomili hastalarda drenaj vazifesi sören pylo-roplasty», Ord- Prof Fahri Arel «Kons-îrüktiv perikardisler», Prof. Kâmil So-kuHu «Serbest omentrun transplantas­yonu», ve Dr. Derviş Mânizade «Kırık defektlerde callus teşekkülü» mevzula­rında tebliğler vermişlerdir.

Yarın İstanbulun müzeler ve diğer ta­rihî kıymeti haiz mahallerini gezecek olan Amerikalı cerrahlar, memleketi -mize uzak ve Ortaşarkta yaptıkları bir ietkik turnesinden gelmektedirler.

Bu arada beynelmilel cerrahlar koleji­nin Japonya seksiyonunu kurmuşlar -dır. Kolejin Türkiy.e seksiyonu 1941 de kurulmuştur.

Misafir doktorlar cuma günü saat 13,45 rte uçakla İstanbuldan ayrılacaklardır.

— İzmir:

Amerika Birleşik Devletlerinin Akde­niz doonanmasma mensup Amiral Bru-ke kumandasındaki dokuz parçadan müteşekkil bir filo, bu sabah saat 8 de limanımıza gelmiştir.

22 kasım pazartesi sabahına kadar li­manımızın misafiri olacak Amerikan filosunun sancak gemisi Columbus kru­vazörüne saat 8,30 da çıkan Ege Üs Kumandanlığına mensup bir vizita su­bayı, misafir filo kumandanına «Hoş geldiniz.» demiş ve bunu saat 9 da A-merikan Konsoloosunun ziyareti takip etmiştir.

Amiral Bruke, saat 10,30 da karaya çı-î-arak, sırasiyle Amerikan Konsoloslu­ğunun ve Ege Üs Kumandanlığının zi­yaretlerini iade etmiştir.

Bu akşam saat 18 de misafir filo men­supları şerefine Ege Üs Kumandanlığı tarafından bir kokteyl parti verilecek­tir.

 

18 Ekim 1954

 

—Ankara:

Millî Müdafaa Vekâleti Temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Türkiyeyi ziyaretten sonra memleketi­ne avdet eden Libya Millî Müdafaa Ve­kili Ekselans Halim El Gallal, Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderese aşağıdaki telgrafı göndermiştir:

Ekselans Ethem Menderes

Türkiye Millî Müdafaa Vekili

Ankara

Memleketime avdet ettiğim şu sırada, arkadaşlarımla birlikte Türkiyeyi ziya­retimiz sırasında bize karşı gösterilen hüsnü kabulden v.e misafirperverlikten dolayı en derin teşekkürlerimi arzet-mekle sevinç duymaktayım.

Yakın bir zamanda sizin de memleke­timizi ziyaret etmenizi temenni eder-k-en, size en iyi talih ve saadetler diler ve bilvesile Libya milletinin en iyi di­lek ye selâmlarını kardeş Türk mille­tine, kahraman Türk ordusuna, bütün "ekil arkadaşlara ve subaylara iblâğını İ3tirham ederim.

Libya Millî Müdafaa Vekili Halil El Galla

— Ankara:

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birli­ğinin millî bayramı münasebetiyle Rei-dcumhurumuz Celâl Bayar ve Sovyet­ler Birliği Yüksek Şûrası Başkanı ara­sında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

— Ankara:

Ankara Üniversitesi Senatosu bugün saat 15 te Dil ve Tarih - Coğrafya Fa­kültesinde toplanmıştır.

Senatoya riyaset etmek üzere davet e-dilen Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile birlik­te saat 15 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesini teşrif ederek, dört saat sü­ren ve Ankara Üniversitesi Rektorü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu ile Faküllte Dekanlarının ve Profesörlerin bulundukları toplantıya riyaset etmiş­tir.

Gündemin birinci maddesini teşkil e-den Siyasal Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü vesilesiyle Atatürk'ün siyasî, devlet ve idare adamı sıfatiyle hayatı hakkında bir eser hazırlanması hususunun müzakeresinde aziz Ata -türk'ün büyük kumandanlığı, inkılâp­çılığı, sanat cephesi, ilme verdimi de­ğer ve hudutsuz deha ve meziyetleri üzerinde çok hissî, tarihî, heyecanlı ve tazimkâr konuşmalar yapılmış ve Rei­sicumhurumuz Celâl Bayar ile Senato âzasmm Atatürk'ün bu cephelerine te­mas -sden konuşmaları ve hatıraları hürmet, alâka ve hayranlıkla takip edilmiştir.

Siyasal Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü münasebetiyle Atatürk'ün siyasî ve idarî hayatı hakkında büyük değerde bir eserin hazırlanmasına ka­rar verilmekle beraber, üniversiteleri­mizin muhtelif fakültelerinin Atatürk'ü üiğer cenheleriyle de birer eserle ebe­dileştirmesi Senatoca izhar olunmuş ve bu hususun üniversitelerarası kurul­da görüşülmesi neticesine varılmıştır.

Üniversitelerin araştırma faaliyetlerini genişletmeleri ve öğretimi geniş halk kitlerine   yaymaları    mevzuunda  da senatoda görüşmeler yapılmış ve bu hususta bir komisyon teşkili ve bu ko­misyonun hazırlayacağı raporun' üni -versitelerarası grupa tevdii kararlaştı­rılmıştır.

Senato toplantısında Reisicumhurumuz" Celâl Bayar, aziz Atatürk hakkında ha­zırlanacak eserin her bakımdan mü­kemmel ve örnek bir şekilde olması i-Çİn her türlü müzaherette bulunacağı­nı açıklamış ve üniversitelerin huzur-ve sükûn içinde vazifelerini yapabil--meleri i-cin lüzumlu bulunan ihtiyaçla­rını hükümete aksettirdikleri takdirde, bunun büyük bir anlayışla karşılana -cağından ve her türlü yardımın büyük bir hızla yapılacağından emin bulun­duğunu sözlerine ilâve etmiştir.

Toplantıdan sonra kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu şunları söylemiştir:

«Müzakereleri büyük bir alâka ile ta­kip eden Reisicumhurumuz Celâl Bayar, aziz Atatürk'ü her cephesi ile1 Türk milletine ve gençliğine ve bü-: tün dünyaya tanıtacak, böyle bir ese­rin meydana getirilmesi hususunda üniversite tarafından gösterilen hassa­siyetten çok mütehassis kaldıklarını ifade etmişlerdir. Hattâ bir ara görüş­meler fasılasız devam ettiği için, biraz istirahat edilmesi hususunda yapılan teklifi çok nazikâne bir şekil'de kabul. etmemiş ve büyük Atatürk hakkında yapılan görüşmelerin insana yorgunluk değil, bilâkis büyük bir haz verdiğini söyliyerek, eserin tertibi hakkında tav­siyelerde bulunmuştur.

Diğer taraftan toplantıda, gündüz üni­versiteye devam edemiyen subay ve memurların üniversite tahsili yapmala­rım temin için tedrisatın akşamları da tekrar edilmesi suretiyle gece üniver-siteİ-ar açılması mevzuu da müzakere ve akşamları tedrisat yapacak gece üni­versitelerinin kurulması prensip olarak, kabul edilmiştir. Bütün fakülteler ak­şam tedrisatı yapılması hususundaki mevcut imkânlarını tetkik ederek du­rumu üniversitelerarası kurula bildire­ceklerdir, Bir çift, öğretim mahiyetinde olan bu faaliyetin gerçekleşmesi üni -versitelerin bilhassa öğretim üyelerinin. teminine bağlı bulunmaktadır. G-sce tedrisatı temin edildiği takdirde her sene üniversitelerde bir dert halini alan kontenjan mevzuu da bu suratla orta­dan kalkmış ve memurların, subayların da üniversitelere devam etmeleri husu­su sağlanmış olacaktır.;)

— Ankara:

Türk - Alman ticaret müzakereleri mevzuunda, Türk ticaret heyeti reis vekili Hariciye Vekâleti ticaret ve .ticarî an­laşmalar dairesi umum müdürü Hasan Işık, Anaoilu Ajansına şu beyanatta bulunmuştur:

»Alman ticaret heyeti île .müzakereler programının hazırlanması .maksadiyle ilk temaslara başlanmıştır. Resmî mü­zakerelere Önümüzdeki bir kaç gün zarfında başlanacaktır. Başvekilimizle Şansölye Adenauer'in Ankara ve Bonn-da yaptıkları temaslardan mülhem ola­rak iki hükümet arasında varılmış o-lan son anlaşma hüküml-s-rine göre, Türk - Alman ticarî münasebetleri baş­lıca iki esasa istinat etmektedir. Bun­lardan biri müterakim borçların öden­mesi, dikeri de Alman sanayiinin Türk tkoncmik kalkınmasında yer alan ya­tırımlar finansmanına iştirakidir.

Türkiye kendi vecibelerini yerine ge­tirerek Almanyaya karsı olan borçları­nın mühim bir kısmını ödemiş bulun­maktadır. Ödenmemiş borç miktarı bu­gün 35 milyona yaklaşmıştır. 1954 sene­sindeki borcumuzun heyeti umumiyesi 40 milyon dolar civarında olduğu na­zarı itibara alınırsa, borcumuzun ne kadar büyük bir kısmının ödenmiş ol­duğu bariz bir şekilde anlaşılmış olur.

Bu ödemelerin, bu kadar seri oluşuna en mühim âmillerden biri, şüphesiz ki, Türkiyenin Almanyaya büyük miktar­larda ihracatta bulunabilmiş olmasıdır.

Derhal şunu da ilâve etmeliyim ki, Türkiyenin Almanyaya ve diğer Avru­pa memleketlerine karşı'olan borçları bu memleketlerin ithalâtlarında Türk mallarına gerektiği gibi yer vermeme­lerinden neşet etmiştir. Eğer Almanya, mallarımızın alınmasında aynı gayreti gösterecek olursa, Türkiy.e ile Alman­ya arasında çok kısa bir zaman sonra müterakim borr diye bir mesele kalmı-yacağmdan tamamen eminim.

Almanyanm Türkiyeye yaptığı yatırım finansmanlarına gelince, varılan anlaş­manın ilk neticeleri gemiler, çimento-fabrikaları, inşaat demiri vesair inşaat-malzemssi üzerinde tecelli etmiş bulun­maktadır. Fakat şimdiye kadar varıl­mış olan neticeler iki tarafça varılmak istenen hedefin ancak ilk adımlarını. teşkil etmektedir. Resmî müzakerelere başlanırken mukaveleleri aktedilmiş bulunan yeni finansmanların garanti--leri de tevsik ve tahkim    olunacaktır.

Yeni müzakerelerin mevzuu iae Türk Alman ticaretinin yeni yeni inkişaflar* kaydını mümkün kılacak çerçeveyi çiz­mek hedefini gütmektedir. Gayemiz, Türk - Alman ticaretini en münkeşif. bir şekilde devam ettirmektir.»

— Ankara:

ıstanbuîda toplanan Gazeteciler Cemi-. yeti kongresindeki görüşmelerin, son -radan bir takım siyasî gaye ve mak -satlarla hariçte istismar edilmek için. Dünya ve Millet gazetelerinde kısmen de Yeni Sabah ve Halkıcı gazetelerinde' yanlış bir şekilde aksettirilmesi üzerine. Gaz-steciler Cemiyeti idare heyeti bir beyanname neşretmiş ve gazetelere göndermişti. Bu vesile ile Gazeteciler Cemiyeti tarafından Başvekil Adnan Menderese şu telgraf çekilmiştir:

Cemiyetimizin yıllık kongresinde ko­nuşulan meselelerin bazı  gazetelerde asılsız  neşriyat  mevzuu   olması  karşısında Cemiyetimiz hakkında herhangi bir suizannı önleyici mahiyette olarak neşrettiğimiz 'beyannamenin bir sureti­ni ıttılaınıza arzeder, saygılarımızı su­narız.

Gazeteciler Cemiyeti İdare Heyeti»

Gazeteciler Cemiyeti idare heyetinin açıklaması:

Cemiyet başkanlığından:

Cemiyetimizin 11 -12 kasım tarihlerin­de akdedilen senelik kongresinde gülüşülen meselelerin sonradan bir takımt siyasî gay-e ve maksatlarla hariçte is­tismar ve âlet edildiğini müşahede .et­tiğimiz için, bu açıklamayı yapmak lü­zumunu duymaktayız. Gazeteciler Ce­miyeti, bir meslek teşekkülü olarak "her türlü siyasî kanaate mensup mes -lekdaşları sinesinde toplamaktadır. O -tedenberi meslekdaşlarımızın her türlü kanaat ayrılıklarının mücadele ve te­cellileri, Cemiyet çatısı dışında kalmış, Gazeteciler Cemiyeti bir meslek teşek­külü olarak politika cereyanlarından kendisini korumasını bilmiştir. Bundan t-öyle de aynı yolda yürümesi hem ni­zamnamesi,  hem  de gayesi  icabıdır. Hal böyle iken son kongremizde yalnız birkaç arkadaşın milletvekili azaları "hakkında ne gibi suitefehhümleree yol açacağını düşünmeden konuşmalarını sonradan tamamen aile mahremiyeti kayıtları içinde kalması gere!ken bu sözlere politik mâna ve mahiyet veri­lerek sansasyonel şekilde iki gazetede neşri, Cemiyet tarihinde ilk defa görül­mektedir. Mezkûr gaz-etelerde bu işi 3 apan neşriyat dışında da, adetleri üç be;i bulmayan bir kısım arkadaşların dışardan içeriye doğru siyasî bir hizip­leşme halinde beyhude gayret sarfet-tikleri esefle müşahede    edilmektedir.Cemiyetimiz nizamnamesi karşısında bu yola tevessül eden arkadaşların hay­siyet divanına verilmeleri bir emrivaki haline 'gelmektedir. Cemiyetimiz azala­rından biri tarafından idare heyetimi­ze verilen takrirde ise, keyfiyet söyle izah edilmektedir: Kongre münakaşa­ları bu neşriyata Önayak olan kimseler tarafından kasden bu mecraya dökül­müş, yani evvelâ böyle bir mesele çı­karılmasına karar verilmiş, müteaki­ben münakaşalar bu sahaya sürüklen­miş ve mevzu istenilen şekli aldıktan sonra neşriyat yapılmıştır. Bu gibi ha­reketlerin Cemiyet menfaatlerini ha -ledar edeceği bütün arkadaşların ma­lûmu olmakla beraber, bir kere daha kaydında fayda görürüz. Cemiyeti ve onun kendi iç bünyesindeki meseleleri siyaset alış verişlerinin bir pazarı ha­line getirmek yolunda muayyen bir zümrenin sarfettiği gayretin mesleği -mis ve teşekkülümüze telâfisi imkânsız zararlar ikamdan çekindiğimiz için bü­tün azamızı -bu mevzu üzerinde hassasiyetle durmağa davet ediyoruz. Esa­sen muayyen ve pek küçük bir zümre müstesna, sayısı üç yüzün üstünde olan azamızı kül halinde bu gibi tahrikler­den tenzih ederiz. Onlar maddî ve ma­nevî her türlü güçlüklere rağmen ga-.zetecilik vazifelerini şeref ve vakarla ifa ettikten başka, Cemiyetimizin mes­lek teşekkülü olmak vasfına halel gel­memesi bahsinde hassas ve titizdirler. tTmumî efkârın da bunu böylece bilme­sini isteriz.-

 

19 Ekim 1954

 

—Ankara:

Komünist Çin ordusu saflarında Bir -leşmiş Milletler kuvvetlerine karşı Ko-r-e'de çarpıştıkları sırada teslim olarak hürriyeti seçip Formoza'da yerleşen 14.343 Cinliyi temsilen beş Çinli Assu-bay ve iki mihmandar bu sabah İstan-buldan trenle Ankaraya gelmişlerdir.

İstasyonda Çin Büyükelçisi ile basın mensupları tarafından karşılanan Çin­liler, saat 10,30 da Ankara Gazeteciler Cemiyetinde Çin Büyükelçisinin de ha­zır bulunduğu bir basın toplantısı yap­mışlardır. Çin Büyükelçisi, gazetelere basın konferansına gelmiş olmalarından dolayı teşekkürlerini bildirmiş ve Cin harp esirleri başkanı Chang Tsun Hsi-en'i Atanıtarak, sözü kendisine bırak­mıştır.

Heyet başkanı ezcümle demiştir ki:

«Dost büyük Türkiye'de bulunmanın sevinci içindeyiz. Sizleri burada gör -mek için bize verilmiş olan fırsatı bir şeref telâkki ederiz. Bu basın toplan­tısını tertip eden Basın _ Yayın ve Tu­rizm Umum Müdürlüğüne, heyetimiz adına evvelâ teşekkür etmek   isterim.

Bu toplantıya gelmek için vakitlerini esirgemiyen sizlere de ayrı ayrı teşek­kür ederim. Heyetimiz beş kişiden iba­rettir. Fakat. Kore mütarekesini mü­teakip, komünist propagandasına karşı azimle cephe alan ve intihap ettikleri Formoza'ya ocak 1954 te iltica eden 14 binden fa^la harp esirini temsil et­mektedir. Bildiğiniz gibi, komünistle­rin Çin kıtasını ellerine     geçirdikleri andan itibaren, kaybettiğimiz hürriyete tekrar kavuşmak için ölüm kalım ka­dar çetin bir mücadeleye    girişmiştik.

Ancak hürriyetlerinden mahrum edil -iniş olanlar, bizim durumumuzu iyice anlayabilirler. Türkiye, Kore'ye asker gönderen ve askerleri Birleşmiş Millet­ler 'bayrağı altında kahramanca döğü-şen büyük milletlerden biridir. Siz, hür bir dünya uğruna ve Birlenmiş Millet­lerin Anayasasındaki prensiplerin ida­mesi için savaştınız. Alınan azimli ve isabetli tedbirler sayesinde, Koredeki tecavüz hin olmazsa, bir müddet için durdurulmuştur. Bu cesur hareket, ve diğer taraftan "Esirlerin iltica yerleri­ni seçme hürriyeti" prensibini İsrarla desteklemiş olmanız sayesindedir ki, hürriyetimize kavuşarak bugün sizinle burada bululmak fırsatını bulduk. .Şöy­le ki; hür Çin'e sığınmış harp. esirleri size, ve delâletinizle bütün Türk mil­letine en samimî minnettarlıklarının tebliği için bizi Türkiyeye göndermiş bulunuyorlar.

Kore'de propaganda usulleri ile bir yandan mücadele eederken, birçok hür memleketlerin gazeteleri olduğu gibi, Türk matbuatının da Koredeki komü­nist aleyhtarı faaliyetimiz etrafında 3u öedmelerin, bu kadar serî oluşunda neşriyat yaptığını öğrendik. Gazetelerin bu geniş kampanyası, komünistlerin harp esirleri hakkında tasarladıkları plânın sekteye uğramasına büyük mik­yasta yardımı olmuştur. Yardımınızla teşvikiniz, ve diğer taraftan, komünist esaretine dönmemek inin iki seneden fazla bir müddet cebir ve kuvvet usul­lerine karşı gösterdiğimiz mukavemet, bizim hürriyete kavuşmamızı sağladığı gibi, Çin kıtasındaki milyonlarca kar­deşlerimiz için de fevkalâde bir ümit ve cesaret kaynağı olmuştur. Bize ve­rilen fırsat onlara da verilmiş olsaydı, hürriyetlerini elde etmek için 'bizim gibi mücadele edeceklerinden katiyetle eminiz. Hür Çin'in silâhlı kuvvetleri­nin kıtaya ayak basmasında bütün hal­kın yardımına mazhar olacağını iti -matla söyleyebiliriz. Çünkü halk, Kızıl istibdadından kurtulmak için dört göz­le fırsat beklemektedir.»

Bundan sonra gazetecilerin muhtelif suallerini cevaplandıran heyet başkanı, bilhassa Türk askerlerinin Kore'de gös­terdikleri cesar-at ve kahramanlıklar­dan hayranlıkla bahsetmek isterim,, dedikten sorara esirlere karşı gösterilen fevkalâde muameleden dolayı da min­net ve şükran duyduklarını sözlerine ilâve etmiştir.

Heyet baçakan± Chanj Tsun Hsien, Türk milletine tamamen inandıklarını ve dünyanın sayılı kahraman milletle­rinden biri olan Türkiyenin kalbi An-karaya gelmekten cok mütehassis bu -lundukîarmı tekrar belirterek sözleri­ne son vermiştir

Basın konferansından sonra heyet, Ha­riciye Vekâleti Umumî Kâtibi, Büyük­elçi Muharrem Nuri Birgiyi makamın­da ziyare Yetmiştir.

— izmir:

İzmir basın mensupları, Amerikan Ha­berler Bürosunun davetlisi olarak bu­gün öğleden sonra Amiral Bruke'nin forsunu taşıyan Collumbus harp gemi­sini gezmişler ve tertip edilen basın toplantısında bulunmuşlardır.

Basın mümessillerini büyük bir muhabbet ve misafirperverlikle karşılayan Amiral, Türkiyeye gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ve Türk askerinin eskidenberi malûm olan kah­ramanlığına Kore'de bulunduğu sırada bizzat şahit olduğunu söyliyerek, Ko -le'de Türk askeri ile ilk temasına ait-bir hatırasını anlatmıştır. Kendisinin de iştirak ettiği Kore harekâtı sırasın­da bir gün, komünistlerin cok ağır bas­tıkları bir taarruzda, cepheye ulaştığını ve bu sırada Türk birliğine ait bazı si­perlerin de elden gitmiş olduğuna şa­hit olduğunu söylemiş, fakat bu esnada Türklerin bu siperleri istirdat edecek­lerini işittiğini ve hakikaten de üç saat gibi ınok kısa bir zamanda siperleri tek­rar elde ederek sözlerini tuttuklarını anlamış ve bu hareketin kendisinde ya­rattığı hayranlığı belirtmiştir.

Amiral, Altıncı Filoya mensup olan do­nanmasının birlikleri hakkında izahat vermiş ve gazetecilerin gu hususta sor­dukları sualleri cevaplandırmıştır.

— İstanbul:

Denizcilik Bankası tarafından turistik gaye ile hazırlanan, İstanbula ait «Bir şphrin hikâyesi» filminin Almanyada gösterilmesine devam edilmektedir.

Denizcilik Bankasından aldığımız ma­lûmata göre Bonn Elçiliğimiz tarafın­dan, yapılan müracaatlar göz önünde ^utularak alman karar gereğince film, Kolonya Üniversitesinde, Bonn Üniver­sitesinde ve Aachen, Koblenz. Frank­furt ve di&er Alman şehirlerinde de gösterilecektir.

— İstanbul:

Bir müddettenberi Ankarada bulunan İnhisarlar Umum Müdürü Münir Ka -racık, şehrimize dönmüş bulunmakta­dır.

Münir Karack bugün kendisiyle görü­şen bir arkadaşımıza Ankara temasları ve İnhisarlar İdaresini ilgilendiren muhtelif mevzular hakkında şu izahatı vermiştir:

-Memleket ekonomisindeki kalkınma­ya muvazi olarak idaremizin tütün ma­mullerinin istihlâkinde büyük mikyas­ta artış görülmektedir.

S43 yılı tütün satışları 17.629.367 kilo ike'n buçün bu miktar 27.550.000 kiloya çıkmıştır.

Ayrıca tuz satışları 193.176 tondan 290 bin tona, ray 773.000 kilodan 4.500.000 kiloya, rakı 4.897.878 litreden 10.000.000 litreye, barut satışları ise 3,372.842 li -radan 15.283.750 liraya yükselmiş bu­lunmaktadır.

Bu istihlâk artışını karşılamak üzere 1955 malî yılında yeniden yapılması ve-ya mevcutlara ilâvesi zaruri görülen inşaat, makine tesisleri PİM teknik teçhizatımızın takviyesine ait isler için gerekli ödenekler ayrılmış bulunmak­tadır.

Buna göre 1.000 ton kapasiteli malt fabrikasının faaliyete geçmesi için 450 bin lira. 5,000.000 litrelik üçüncü bira fabrikasının kurulması için 3.700.000 "lira. mevcut bira fabrikalarının İslahı ~ve kapasitelerinin    arttırılması için  1 milyon 278.000 lira ve 400 er ton kapa­siteli «Çayeli» ve «Günodğdu» fabrika­ları için 650.000 lira ayrılmış bulun­maktadır. Hiç şüphesiz bu istihlâk artışı ve tesis faaliyeti, idarenin dön-sr sermaye du­rumunun da haklı olarak gözden geçi­rilmesini istilzam etmiştir.

İdaremize son mütedavil sermaye tah­sisi. 1944 yılında yapılmıştı. Bu tarih -ten itibaren geçen müddet zarfında iş hacmi yüzde yüzden fazla artmış bu­lunmaktadır.

Bu zarureti telâkki eden İdaremiz ser­mayesinin arttırılması için gerekli te­şebbüslere geçmiş v,e bu defa İnhisar­lar İdaresi döner sermayesinin 300 mil­yon liraya çıkarılması hakkında bir ka­nun tasarısı hazırlanarak, Başvekâlete sunulmuştur.

Hükümetin pek yerinde ve isabetle al­dığı bu tedbirle İdaremiz gerek muba­yaalarında ve gerek fabrikasyon ve tevzi işlerinde çok daha geniş imkân­lara sahip .olacaktır.

İdaremiz bir taraftan artan istihlâki tam bir şekilde karşılamak için lâzım gelen tedbirleri alırken, diğer taraftan mamullerimiz kaliteleri üzerindeki ça­lışmalarına devam etmektedir.

Tütün mamullerinde müstakar bir har­man temini için gereken tedbirler it­tihaz edilmiş ve satışların yüzde ellisi­ni tenkil eden (Köylü - İkinci) sigarala­rımız harmanları ecnebiler tarafından dahi beğenilmiştir.

Bilhassa yüksek nevi mamullerimiz ambalaj ve harmanları üzerinde titiz -likle durulmaktadır

Şimdiye kadar 100, 50 ve 25 el. lik gi­şelerde satılmakta olan rakılarla 100 ve 50 el. lik şişelerde piyasaya arzedil -mekte olan votkalar, yakında yalnızca 35 ve 70 el. lik şişelerde piyasaya çıka­rılacaktır. Şişe hacimlerindeki bu de­ğişiklik sebebiyle h-erhangi bir fiat art­tırılması mevzuubahis değildir. Şişe tiplerinin iki hacme inhisar ettirilmesi malzeme bakımından çekilen müşkü­lâtı bertaraf edeceği gibi, fabrikasyon-.da ve sevkiyatta büyük avantajlar sağ-lıyacaktir. 'Sosyal yardım mevzuunda, iş yerleri­mizde işçilerimizin azamî randımanla çalışmasını temin edecek her türlü im­kânlar üzerinde durulmaktadır.

Bu meyanda yemek salonları, çalışma yerleri, bütün isletmelerimizde birer birer elte alınarak bunların temiz, bol "havalı ve sıhhî birer lokal haline gel­meleri-için faaliyet halindeyiz.

Bu seneki yaprak tütün piyasasına ge­lince, bildiğiniz gibi bu yıl rekolte, ge­çen seneye nazaran bir miktar az ise de, kalite bakımından eski senelere faiktır.

Yüz bin ton civarında bulunduğunu tahmin ettiğimiz tütün rekoltesi duru­munu mahallinde tetkik etmek üzere bütün eksperlerimiz yurda dağılmış va­ziyettedirler. Teknik şeflerimiz de bu faaliyeti kontrol için hareket etmiş bu­lunmaktadırlar.

Ecnebi ve yerli firmaların bu yıl da piyasaya büyük mikyasta iştirak ede­cekleri anlaşılmaktadır.

İdaremiz ise. gerek kendi ihtiyacı için yapacağı mubayaalarla ve gerek almış olduğu destekleme vazifesi icabı olarak her bölgede faaliyet gösterecektir.

Tuz, av malzemesi, barut ve dinamit maddeleri ile yirmi dereceden düşük alkollü içkiler, bira, viski ve şampan­yadan inhisarların kaldırılması hakkın­da hazırlanmış bulunan kanun tasarı­larına bütün Vekaletlerce gerekli mü­talâalar verilmiştir.

Takdir edilir ki, bütün bunlar devlet gelirleri üzerinde geniş akisler yapacak konulardır, bu itibarla Maliye Ve­kâleti ile bu hususlarda temaslar ya -pılmış ve prensip mutabakatına varıl-nn'Stır.,Yakın bir zamanda Türkiye Bü­yük Millet Meclisine bu tasarılar su -tıulacak ve hususî teşebbüs sektörü faaliyeti de İnhisar idaresi faaliyeti ya­nında yer alacaktır."

— Ankara:

Süyük Millet Meclisi bugün saat 15 te "Reis Vekillerinden Esat Budakoğlu'nun reisliğinde toplanarak, ruznamedeki maddelerin müzakeresini yapmıştır. Belediye seçimlerinin geri bırakılma­sını tazammun eyliyen, Belediye Kanu­nuna bazı maddelerin eklenmesine ve bu kanunun bazı maddelerinin kaldı­rılmasına adir olan kanun lâyihasının müzaker-esi sırasında, C.H.P. Grupu a-dma söz alan Kars Mebusu Mehmet Hazer, mezkûr seçimlerin geri bırakıl­masının Anayasaya mugayir olduğunu ileri sürmüş, akabinde kanun lâyiha-, sının maddelerinin konuşulmasına ge­çilmiştir. Lâyihanın esbabı mucibesin-de şöyle denilmektedir:

«Bir taraftan vatandaşlara Teşkilâtı Esa'siye Kanunu ile tanınan ve âmmeLaklarından olan seçilmek hakkını me­mur ve müstahdemlerle iktisadî devletteşekkülleri mensuplarına da tanımayısağhyacak kanunî hükümlerin tesisi ve diğer taraftan üzerinde hassasiyetle durduğumuz seçim emniyet ve serbes­ tisinin kâmil mânasiyle temini gaye söyle kanunun derpiş ettiği hükümlere muhakkak surette riayet etmek vebmnetice adaylığını koymak istiyenmemur ve müstahdemlerle iktisadî devlet teşekkülleri mensuplarına kanunen tanınan bu hakkın kullanılması­
na imkân hazırlamak için yeni bir ka­nunla seçim tarihi, namzetlik müddetiolan altı ay nazara alınarak tesbit edil­miş ve dört yıllık devre başının mevsim itibariyle vatandaş ekseriyeti içinmuvafık görülen ve seçim kütüklerinin ıslâhım sağlıyan yoklamayı müteakiphaziran ayma alınması uygun bulunmuş ve mevcut meclislerin kanunî sü­releri bu mucip sebeplere dayanılmak suretiyle ayarlanmıştır.Altı aylık namzetlik müddeti prensi -binin memur ve müstahdemlerle ikti­sadî devlet teşekkülleri mensupları hakkında da tatbiki esası kabul edil­dikten sonra, seçim gününün kanunen tâyin ve tesbit edilmesi zaruretiyle karşılaşılmış ve bu ciheti de ihtiva et­mek üzere bu tadil tasarısı tanzim ve takdim kılınmıştır.Maddeler üzerinde konuşmalar sona er­dikten sonra,, kanun lâyihasının tama­mı oya konularak müstaceliyetle kabul edilmiştir. Kabul edilen maddeler şun­lardır:

Belediye Meclisleri seçimi her dört senede bir, haziran ayı­nın son pazarına rastlıyan günd.e ya­pılır.

5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanununa göre kurulacak olan ilçe seçim kurulları Belediye Meclisleri se­çimi yaptırmak ve seçim işlerini tanzim ve idare etmekle görevlidirler.

Belediye Meclisinin dönem sonundan önce herhangi bir sebeple inhilâli ve­ya Belediye Meclisi üye sayısının, ye­deklerin de getirilmesinden sonra raü-rettep üye adedininin yansından aşa­ğı düşmesi hallerinde Belediye Başka­nı derhal mahallin ilc-e seçim kurulu başkanlığına haber vermeye mecbur­dur. Bu haber üzerinde ilgili ilce se­çim kurulu oy verme gününü en az bir ay evvelinden belirtir ve ilân eder.

Madde 2.

6424 sayılı kanunun mu­vakkat maddesi aşağıdaki şekilde de­ğiştirilmiştir:

Muvakkat madde Mevcut Belediye Meclislerinin kanunî süresi 1955 yılı­mın haziran ayı sonuna kadar devam eder.

Bundan sonra İdarei Umumiyei Vilâyat Kanununun bazı maddelerinin değişti­rilmesine dair olan kanunun tadili hak­kındaki kanun lâyihasının müzakeresi­ne geçilmiştir. Mezkûr lâyihanın esba­bı mucibesinde de, bundan evvel ka­bul edilen lâyihanın esbabı mucibe -sindeki fikirler tekrar edilmekteydi, konuşmalar sonunda bu lâyiha da müs­taceliyetle kabul edilmiştir. Kanunla­şan maddeler aşağıdadır:

Ek madde 1. Vilâyet Umumî Meclisi seçimleri her dört senede bir eylül ayı­nın son pazarına rastlıyan günde ya­pılır.

5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Ka­nununa göre kurulacak olan ilçe seçim kurulları umumî meclis seçimini yap­tırmak ve seçim işlerini tanzim ve ida­re etmekle görevlidirler.

Umumî Meclisin dönem sonundan önce herhangi bir sebeple inhilâli veyahut meclis üye sayısının, yedeklerin de ge­tirilmesinden sonra mürettep üye ade­dinin yarısından aşağı düşmesi halle­rinde umumî meclis başkanının haber vermesi üzerine ilgili ilçe secim kuru­lu oy verme gününün en az bir ay ev­velinden belirtir ve ilân eder.

Muvakkat madde Mevcut vilâyet umumi meclislerinin kanunî süresi 1955-yilı eylül ayı sonuna kadar devam eder.

— İstanbul:

Amerika Birleşik Devletleri donanma­sının Akdenizde vazifeli Altıncı Filosu. Kumandanı Koramiral Thomas S. Combs, bugün Propeller Klübünün öğ­le yemeğinde bir beyanatta bulunmuş­tur:

Sözlerine, Altıncı Filo mensuplarının İstanbul limanında kendilerini vatanla­rında hissettiklerini ifade ile başlıyan Amiral Combs, beyanatında şunları söylemiştir:

İstanbul büyük ve dost bir şehir vs işlek bir limandır. Fakat Altıncı Filoya mensup bizlerin noktai nazarında bu­nun fevkind.e bir ifade taşır. Burası, tekmil Akdenizin güvenliği ve barış bakımından fevkalâde hayatî ehemmi­yeti haiz bir noktadır. Türkiyenin Bo­ğazları, harp vukuunda herhangi bir düşmanın derhal ele geçirmeğe teşeb­büs .edeceği en mühim noktadır.

Amiral Oombs Boğazlar müdafaasının yalnız Türkiyeyi değil, fakat aynı za-mar.da Türkiyenîn dahil bulunduğu Atlantik Paktının diğer 13 üyesini 6.e ilgilendirdiğini söylemiş, müteakiben Boğazlar müdafaasının Nato müdafaa çerçevesi ile ilgisine işaretle beyanatıra şöyle devam etmiştir.

Cenup Avrupada bir sava? halinde Türkiye dahil olmak üzere, o bölgede­ki kara savaşını desteklemek için Al­tıncı Filonun hücum kuvveti Natonun emrine amade olacaktır. Sahilde muh­telif ordu ve hava kumandanları uçak taşıt hücum kuvvetimizden, sahil bom­bardıman iktidarından ve hâlen İstan­bul'u ziyaret etmekte olan birlikler arasında bulunan silâhendazlar çıkarma kuvvetimizden yard]m göreceklerdir. Eunun muazzam bir hücum kudreti ilâ­ve edeceğini size temin ederim. Deniz­de devamlı manevralarımızın gayesi bu muazzam kudreti ihtiyaç görülecek zaman için harekâta hazır bulundurmaktır. Gelecek hafta İstanbuldan ayrıldığımız vakit birkaç gün İçin Amerikan kasketimi bir tarafa koyacağım ve onun yerine Türk kuvvetleriyle yapacağımız bir manevrada Nato kasketimi giyece­ğim. Bu, bu bölgede nev'ine mahsus ikinci manevra olduğu için «Türk göğü iki« olarak bilinmektedir. Bilhassa Türkiyenin hava savunmasını denemek için tasarlanmış olan bu manevrada Al­tıncı Filo uçak taşıtlarımız Carol Sea ve Lake Champlain, önemli rolleri oylayacaklardır. Türk kara ve hava kuvvet­leri de Türk göğü ikiye iştirak edecek­lerdir. Birlikte manevra yapmaktan he­pimizin pek çok dersler öğreneceğimi­ze eminim. Amiral Altmcan ile birlik­te çalışacağım için memnunum.

Amerikan filosu subay ve mürettebatıİstanbulun tarihî kıymeti haiz yerleri­ni ziyaret etmektedir.Bugün saat 18 de Boğazlar ve Marma­ra kumandanı tarafından Koramiral Thomas S. Combs şerefine bir kokteyl parti verilmiştir. Bu kokteylde Vali Ve kili, amiraller ve generaller hazır bulunmuşlardır.

— Ankara :

Ankara Radyosu bu akşam saat 21.15 te radyo muhabirinin Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile yapmış olduğu bir röportajı yayınlamıştır. Sualli cevap olarak yapılmış olan bu röportajda Öelâl Yardımcı Atatürk Üniversiteli mevzuunda demiştir ki:

— Türk inkılâb;nm ilerleme hamle­lerinden biri olarak ilk defa Atatürk tarafından ortaya atılan doğu üniver­sitesi fikrini tahakkuk ettirme yolunda bulunduğumuzdan dolayı büyük ifti­har duymaktayız. Son iki sene zarfın­da Atatürk Üniversitesi üzerindeki ça­lışmalarımız devam etmekte iken, sa­yın Reisicumhurumuzun Amerikayı ziyareti esnasında Amerikalılar bu ha­yırlı teşebbüsle yakından ilgilenmiş, ve iş birliği teklifinde bulunmuşlardı. Bu­nu memnunlukla karşıladık, Amerika Türkiyeye gelen ve Türkiy eden Amerikaya giden heyetlerin devam eden müşterek çalışmaları neticesinde Ata­türk Üniversitesinin bütün proje ve plânları  ve  tahsil  sistemi hakkındaki raporlar hazırlanmış bulunmaktadır. Bu ay içinde yerrden Amerika'dan ge­lecek dört mütehassıs ki bunlardan bi­ri terbiyeci, biri ziraatçı, biri üniversi­te kampı kuruculuğu üzerinde tecrü­besi olan bir eleman ve dördüncüsü de mimar ve mühendistir. Bu dört kişilik heyete muvazi olarak iltihak edecek dört kişilik Türk mütehassıs ve bilgin­lerinden müteşekkil bir komite fiilen bu projelerin tatbikatına geçecektir. Şanu hülâsa olarak söyliyebilirim ki Atatürk TJniversitesinin temellerini 955 senesi nisanının 23 ünde Millî Ha­kimiyet bayramı gününde atmak bize nasip olacaktır. Bu ümitle çalışmakta­yız.

Maarif Vekili gece üniversiteleri mev­zuundaki bir suale de cevaben demiş­tir ki:

Cidden çok mühim bir meseleye te­mas ettiniz. Dünyanın gece tedrisatı yapan üniversitelerini düşünecek olur­sak, bilhassa onlarda pek çok üniversi­tenin bulunduğunu da mülâhaza eder­sek, gsce tedrisatı yapmak hususunda bizim ihtiyaçlarımız çok daha mühim­dir. Bunu düşünmüş bulunmaktayız. Hattâ İstanbul'da toplanan üniversite-ler-arası kurulda bu mevzua gündem dışı olarak temas ettik.Üniversiteler­arası kurulu teşkil eden sayın üyelerin ve Maarif Vekâletinin noktai nazarı her halükârda memleketimizdeki üni­versitelerin gece tedrisatı yapmaları­nın memleket için çok lüzumlu olduğu merkezindedir. Ancak bu işin bir mâ­lî cephesi vardır. Bunun üzerinde şah­ken birkaç günden beri çalışmaktayım. Meseleyi sayın Başvekile arzedeceğim. Hükümete de teklif ettikten sonra mâ­lî imkânlar temin edildiği takdirde ge­ce üniversitesi mahiyetinde yani üniversitelerimizin gece tedrisatı yapmala­rını temin edeceğiz. Şüphesiz ki memleketin hâlen kalkın­ma halinde bulunan cephelerini mütaa edecek olursak en çok ihtiyaç duy­duğu sahalardaki fakültelerin gece tedrisatı yanması faydalı olacaktır. Bilhassa teknik üniversite, tıp, eczacı­lık, dirilik, fen fakültesi ve buna mü­masil "e bilhassa simdi durumları iti­bariyle kontenjan koyun takditli tale­be almak mecburiyetinde bulunan fakülteleri birinci derecede gece tedri­satına geçirmek çok faydalı olacaktır ve böyle düşünüyoruz. Kurulacak olan kollejler, şehir ve köy mimarisi fakültesi ve öğretmen okulla­rı hakkındaki suali Maarif Vekili söyle cevaplandırmıştır:

Bu işe bitmiş nazariyle bakabilirsi­niz. İstanbulda, Eskİşehirde, Konyaia ve İzmirde olmak üzere dört okulun pçılanssına karar vermiş, bulunmakta­yız. Bu dört okulun lüzum gösterdiği mâlî imkânlar 1955 senesine .gitmeden şimdiden temin edilmiştir. İstanbulda. ve Eskişehirdeki binalar hazırdır. İz­mir ve Konya temin edilmek üzeredir. Bir ay ininde .bu okullar da tedrisat yapacaklardır. Bir taraftan öğrencile­rimizin mükemmel şekilde dil öğren­melerini temin edeceğiz, diğer taraf­tan da güzel Türkçemizin inkişafına bu okullarda hizmet edilecektir.

Hâlen Ankarada kurulması üzerinde durduğumuz bir akademi işi vardır. Bu m-svzuda da Amerikalılarla işbirli­ği halindeyiz. Bu akademi şehir ve köy mimarisi ve plâncilığı üzerinde çalışa­cak bir akademidir. Bundan çok fay­dalı neticeler alacağımızı ta'hmin et­mekteyiz.

Öğretmen okulları mevzuuna gelince, mevcut öğretmen okullarının ihtiyaca kâfi gelmediği aşikârdır. Bu sebeple yeni öğretmen okullarını açmak kara­rındayız hükümet bu sene Maarif büt­çesinde diğer senelere nisbetle görül­memiş derecede büyük yardımda bu­lunmuş ve Maarif bütçesini büyük ih­tiyaçları karşılıyacak şekilde büyük rakamlarla meclise sevketmiş bulun­maktadır. Bununla yeni okullar açmak ilk okul davasını halle çalışmak, orta­okul ve liselerimizin adedini arttırmak, 1955 senesinde lisesiz vilâyet bırakma­mak niyetindeyiz. Bu arada da yüksek öğretmen okuıunu da ihya etmek dü­şüncesindeyiz.

İlk tedrisat kanunu üzerindeki çalış­malar nihayete ermiş ve tasarı hükü­mete tevdi edilmiş bulunmaktadır. Bu tasarıya göre 12 senede memleketimiz­ de ilk öğretmen davası halledilecek­tir.

belge alanlar, olgunluk imtihanları ve devlet kitapları mevzuundaki sualler Celâl Yardımcı, bitirme imtihanlarında söyle cevaplandırmıştır:

Bunlara yeniden bir imtihan hakkı verilmesi üzerinde çalışmaktayız. Ne­ticesini şüphesiz amme efkârına bildi­receğiz.

Olgunluk imtü anlarının kaldırılması mevzuubahs olamaz. Ancak olgunluk ve lise bitirme imtihanlarının birlikte; mütalâa edilerek daha iyi bir imtahan sekline verılması üzerinde çalışmala­rımız devam etmektedir. Bunu kısa bir zaman içinde ilân edeceğiz. Açık­ça söylemek lâzımdır ki, okul kitap­ları içinde bir sıkıntıya rastlamadık. Ufak tefek çapta bazı yerlerde mah­dut miktarda bazı kitapların bulun­madığı duyuldu fakat nihayet bu bir­kaç gün devam etti. Ondan sonra ge­rek öğretmenin lüzum gösterdiği gerek öğrencinin alma ihtiyacında bulundu­ğu kitaplar temin edilmiştir. Bugün bir kitap sıkıntımız yoktur.

 

23 Kasım 1954

 

— İstanbul :

Kahire Valisinnin davetlisi olarak Ka-hireye yapmış olduğu seyahatten dö­nen Ankara Valisi ve Belediye Reis1 Vekili Kemal! Aygün, kendisi ile gö­rüşen Anadolu Ajansı muhabirine se­yahati hakkında şunları söylemiştir :

Kahire Valisi Abdülietta'h el Bendarı-nin dostane daveti üzerine Mısır'a yaptığım seyahatten dönmüş bulunuyo­rum. Çok itina ile hazırlanmış olan bir1 programa göre. gerek Hakire şehrinde, gerek Luksor, Acvan ve İskenderiyede her bakımdan güzel ve dikkate şa­yan çok şeyler gördüm. Fakat bu seya­hatimin beni bir Türk olarak en çok-sevindiren ve üzerimde tesir yapan ci­heti, memleketime karşı izhar edilen dostluk hisleri olmuştur.

Azimli ve yapıcı bir devlet adamı olan. Başvekil Ekselans  Cemal  Abdülnasır..

Hakireye vardığımda ve oradan ayn-Iırken iki defa .beni kabul etmek lüt-funda bulundu.' Bana «Cumhuriyet» nişanını tevcih etmek gibi, büyük bir geref bahşetti. Gerek bu yüksek tevec­cühün, gerek resmî muhitlerde olduğu kadar kardeş milletin efradından gör­düğüm samimî dostluk tezahürlerinin naçiz şahsıma karsı değil, Türk mill-sti-ne karşı beslenen iyi niyetlerin ifade­sini teşkil ettiğini söylemekle bahti­yarım. Unutulmaz hâtıralarla döndü­ğüm bu seyahatten memleketime ge­tirdiğim intihaların benim iğin en kıy­metli olanı, Mısıra götürdüğüm Türk dostluğunun orada tam bir makes bul­duğu keyfiyetidir."

Ankara "Valisi ve Belediye Reis V.ekili Kemal Aygün, bu akşam saat 20.05 de trenle Ankaraya hareket etmiştir.

— Ankara :

İki seneye yakın bir zamandan beri memleketimizde Amerikan askerî yar-' dım kurulu deniz grupu Başkanlığını ifa etmekte olan tümamiral F. M. Hughes, Amerika'da yeni bir vazifeye tâyin edilmesi hasebiyle bugün saat 11 de hususî bir uçakla memleketimdiz-den ayrılmıştır.

Amiral Hughes Etimesgut hava alanın­da Başvekil Adnan M-enedres adma Başvekâlet müsteşarı Ahmet Salih Ko­rur İle Başvekâlet yaveri üsteğmen Heyrettin Sümer, Hariciy.e Vekili a-dına umumî kâtip muavini Sadi Kavur Millî Müdafaa Vekâleti müsteşarı, Er­kânı Har'biy-eî Umumiye Hareket Baş­kanı, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başka­nı, garnizon ve merkez kumandanları, Amerikan Büyük Elçiliği müsteşarı ve mensupları, Amerikan yabancı faali­yetler idaresi Türkiye özel misyon şe-i\, Amerikan askerî yardım h-eyeti mensupları tarafından uğurlanmıştır.

Hava meydanında başta bando bulu­nan bir ihtiram kıtası tarafından se­lâmlanan Amiral Hughes hareketinden evvel kendisiyle görüşen Anadolu A-jansı muhabirine. Türkiyeden ve bir­çok, mümtaz Türk dostlarından ayrıl­makla son derece müteessir olduğunu söylemiş  ve memleketimizde  kendisi-

ne ve eşine gösterilen yakın alâka ve misafirperverliği daima yâd edecekle­rini hatırlattıktan sonra demiştir ki:

(Türkiye'de bulunduğum iki yıl zarfın­da Türk deniz kuvvetleri mensupla-riyle yakinen çalıştım. Yapılan ilerle­melerden büyük bir gurur ve memnu­niyet duyarak ayrılıyorum. Türk deniz kuvvetler ine mensup subay, astsubay ve erlere en samimî duygularla Alla­haısmarladık der ve istikbalde tekrar buluşmamızı candan tem-snni ederim. lürkiy.e bizi kendine bağlamıştır, fi­şimle birlikte Amerikaya döndüğü­müzde Türkİyeyi destekliyenlere katıl­makla büyük bir memnuniyet duyaca­ğız »

Amiral Hughes uçakla Kahire'ye gi­decek ve orada dört beş gün kaldık­tan sonra Napoli üzerinden Amerikaya hareket edecektir.

 

24 Kasım 1954

 

— Ankara :

İktisadî devlet teşekkülleri umumî he­yeti İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yır-ralı'nm başkanlığında bugün saat 10 da Büyük Millet M.eclisi kitaplık salo­nunda toplanmış ve çalışmalarına baş­lamıştır.

Sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ait olan teşekküllerin hesaplarını ve çalışmalarını tetkik ede­cek olan bu umumî heyetin açılışında İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yırcah heyete basanlar temenni etmiş ve ibi lâhare demiştir ki:

-Memleketimizin son senelerdeki ik­tisadî kalkınmasında iktisadî devlet teşekkülleri de buna muvazi olarak fa­aliyetlerini genişletmişler ve kendile­rine düşen sahalarda ileri adımlar at­mışlardır. Takat sınaî ve iktisadî faa-İiyetleri yanında bilhassa vatandaşla­rımızın kendi emek ve sermayeleriy-lo yaptıkları gayretlere rehberlik et­mek teknik ve mâlî bakımdan noksan­ları tamamlayıp desteklemek ve hat­tâ onlarla ortak olmak suretiyle husu­sî teşebbüsün hamlelerinin muvaffak olmasında da büyük bir rol oynamış­lardır.Hindistan Parlâmento Heyeti Reisi sözlerine devamla bir kadın olmak iti­bariyle istiklâl savaşında erkeklerle birlikte -omuzlarına mesuliyet yükle­miş Türk kadınları bugün sosyal ha­yatın her sahasında nasıl ileri bir mu-vaffakiye ^gösterdiklerini belirtmiş­tir.Madam Kripalani barış dâvası uğrunda Türkiye ve Hindistanlın nasıl bir, gayret sarfetmekte olduğundan bahisle bugünkü Türkiysnin dünyadaki mev­kiini tebarüz ettirmiş ve sözlerine şöy-ip son vermiştir:

«Bu dünyada hürriyet ve demokrasi emniyet altına alınmak isteniyorsa gerginlik sahalarını azaltmanın ve sulh sahalarını arttırmanın bütün mil­letler için başlıca vazife olduğuna ina­nıyoruz. Hindistan Hükümeti Pandid !NTehru'nun liderliği altında devamlı o-larak bir barış vta herhangi bir blokla dursa ademî müdahale politikası ta-idbetmektedir.

Türk milletine ve hükümetine ve hu­susiyle Büyük Millet Meclisi Reis ve üyelerine bizlere karşı gösterdikleri nazikâne mis afi rp erlikten dolayı tek­rar teşekkür ederiz Meclis üyelerin-c.en bazıları memleketinizi ziyaretimiz sırasında bizlerle beraber dolaşmak su­retiyle son derece zahmet gösterdiler. Mamafih kendileriyle böylece daha ya­kından tanışmak suretiyle memleketi­nizi ilgilendiren mes,eleri çok daha iyi aralamış bulunmaktayız. Sevimlilikle­ri ve nezaketleri bizde büyük bir sem­pati uyandırmış ve derin hâtıralar 'bı­rakmıştır. Hindistana dönerken Türki­yenin ve Türk milletinin büyük dost­luğu ve iyi niyeti hakkında en sıcak duygular ve en mesut hâtıralarla ay-rılmaktayız. Türkiye ile Hindistan ara­sındaki samimî münasebetlerin de­vam etmekle kalmayıp karşılıklı sem­pati işbirliği ve dostluğumuzun sene­lerle çok daha artacağına kuvvetle inanıyoruz.»

26 Kasım 1954

— Ankara :

Millî Müdafaa Vekâleti temsil büro­sundan bildirilmiştir:

Amerika'da havacılık stajında bulunan Iıavacı teğmen Hamdi Sözer'in seha-oeti dolayjsiyle Millî Müdafaa Vekili­miz Ethem Menderes tarafından şe­hidimiz ailesine aşağıadki taziye telg­rafı gönderilmiştir:  

Bay Şükrü Sözer

Delikli Sümer mahallesi İnce kara geçidi No. 8

Denizli

Mukaddes Vatan topraklarının istik­lâl ve müdafaası için havacılık saha­sındaki ilim ve bilgileri yurt dışında iktisap ederken şehit düşen kıymetli oğlunuz ve oğlumuz havacı teğmen Hamdi Sözer'in şehadeti haberi kalb-lerimizi dağlamıştır. Kederli babası ve şilesi olan sizlere ordumuz ve şahsım adına derin hürmet hisleriyle taziyele­rimi sunarken gazi ve şehitleri saye­sinde payidar olup yükselmekte bulu­nan bu vatanın muazzam istikbalini hazırlamakta bir şehadet mertebesine L'laşmış olmak şerefi ile müteselli ol­maya çalışmaktayız. Hepinize ve he­pimize başsağlığı diler, şehidimizi rah­metle anarını.

Millî Müdafaa Vekili

Ethem Menderes

—           Ankara ;

Doktor Kurt Daniel ve İktisadî işbir­liği teşkilâtı genel sekreteri elçi Me-'ih Esenbel'in başkanlık ettikleri Türk Alman ticaret heyetleri bugün Ha­riciye Vekâletmde umumî bir toplan­tı  aktetmişlerdir.

Bu toplantıda geçen ay Bonn' da ce­reyan eden iktisadî görüşmeler neti­cesinde neşredilmiş olan müşterek Türk - Alman tebliği gözden geçiril­miştir.

İki heybet, 'bahis mevzuu tebliğinde, Türk - Alman iktisadî işbirliğinin he­yeti umumiyesi ve hususiyle Alman sanayiinin gerek doğrudan doğruya ve gerek Türk sermayesi ile birlikte Türkiyenin istikbalim matuf yatırım programına iştiraki imkânlerinin İh* zarı hususunda derpiş edilmiş olan e-iaslardan mülhem olarak müzakerele­ri en kısa bir zamandan tam bir anlaşmaya varacak şekilde rr-k V3 idare t-tmek hususunda mutabık kalmışlar­Bu maksatla aşağıdaki dört tâli ko­misyon ihdas olunmuştur:

1) Ticarî münasebetler tâli komisyo­nu,

2) Yatırımlar   iâü   komisyonu,il  Tediye işleri tâli komisyonu,

4)  Deniz nakliyat işleri tâli komisyo­nu.

27 Kasım 1954

— İstanbul :

Dün gece saat 22.55 de Beyazıt ve Ga­lata kuleleri nöbstçi itfaiye memurla-r> tarafından Kapalıçarşı'da ihbar edi­len yangına saat 23.00 de İstanbul gru-pu bütün kuvvetiyle başta itfaiye mü­dürü Tevfik Himalaya olmak üzere hareket etmiş ve Kapalıçarşmm ce­hennemi bir manzara teşkil ettiği gö­rülünce Beoyğlu, Bakırköy, Üsküdar, ve Kadıköy grupları da yangın yeri­ne celbedilmişl erdir.

Kısa zamanda muhtelif kollara ayrı­larak genişliyen 'bu yangında yorgan­cılar, bit pazarının bir kısmı, dericile­rin bir kısmı. Çarşıkapı istikametinde ilerliyen kolda kunduracılar, muhte­lif mağazalar, İskender boğazmdaki nazı hanların odaları kısmen yanmış, büyük bir kıymet ve ehemmiyet taşı-.yan kuyumcular, iç bedestendeki halı­cılar, kürkçüler, bedesten, başta itfa­iye müdürü olmak üzere beş itfaiye grupunun ateş çemberleri içinde can­siperane çalışmalar iyi e kurtarılmış­tır.

Bu yangında itfaiye müdürü Tevfik Himalaya kıvılcımların tesiriyle göz­lerinden. 166 er Hasan Âli, 421 er Ali Üsluoğlu, 497 er Şelih Çetin. 520 er A-fcidin, 496 er Abdülkadir Erkunt, 309 er Hüseyin Bağcı, 493 er Ali Demirel, 197 Zeynel Öztürk, 462 er Hasan Arslan 296 er Süleyman Değer gözlerin­den, başlarından ve ellerinden yarala­narak hastahanelere kaldırılmışlardır. Hâlen iffaiye ıgrur/ları yangın yerinde sördürme faaliyetlerine devam etmek­tedirler.

Yangın sırasında 1000 - 1500 kadar dünkânm yandığ: tahmin edilmekte­dir.

-- Ankara .

Başvekil Adnan Menderes Kapalı Çarşı yangın felâketi dolayısiyle İs­tanbullulara şu telgrafı göndermiştir:

İstanbul Vilâyeiine ve Belediye Reisliğine

İsianbul

Dün akşamki yangın felâketini derin bir teessürle örendim. Hasta olmasay­dım bizzat gelecektim.

istanbul mebusu ve devlet vekili arka­daşım ila Dahiliye, Nafıa Vekili arka-kadaglarım hükümet adına İstanbul'a gelmişlerdir. Kendileri hâdiseyi yerin­de tetkik edecekler ayni zamanda hü­kümetimizin bu hâdise dolayısiyle duyduğu teessürü ifade etmek suretiy­le güzel İstanbullunuza ne derecelere kadar derin b;r alâka ve muhabbetle "bağlı bulunduğumuzu belirtmiş ola­caklardır. Bu yangında maddî kayıpla­rın yanında uğradığımız manevî ka­yıp çok üstündür. Çünkü Kapalıçarşı İstanbul'un çok engin ve zengin ta­rihini dile getiren eserlerden biri idî. Memleketimizi her türlü acılardan ko­rumasını Cenabı Haktan niyaz eyle­mekteyiz.

Başvekil

Adnan Menderes

— istanbul :

Dün gece bir elektrik kontağı yüzün­den Kapalıçarşımn yorgancılar kıs­mında çıkan kısa zamanda büyüyerek büyük "bir tarihî kıymeti bulunan Ka­palıçarşımn mühim bir kısmının yan­masına sebep olmuştur.

İlgililerin verdiği izahata göre, , yan­gın çarşının yorgancılar kısmında bir elektrik kontağından pamukların tu­tuşması ile başlamış ve her ne kadar gece bekçisi tarafından söndürülme­ğe ^alışılmış ise de muvaffak oluna-mıyarak diğer yorgancı  dükkânlarına

 

sirayet ederek kısa zamanda gelişmiş­tir.

Gelişen yangından mütevellit duman­lar saat 22,55 de Beyazıt ve Galata ku ^elerindeki itfaiye nöbetçileri tarafın­dan görülerek bütün itfaiye grupları kısa zamanda yangın mahalline sevke-dilmiştir.

Yorgancılar kısmını kaplayan yangın bir koldan bit pazarım bîr koldan K.a-palıçarşi istikametinde büyük cadde üzerinde bulunan dükkânları, diğer bir koldan da mobilyacılar kısımlarını sar­mıştır.

Bu arada İskender boğazında bulunan bazı han' odalarına da yangın sirayet Etmişse de itfaiyenin gayreti ile kısa zamanda söndürülmüştür.

Çok kısa bir zamanda gelen itfaiye e-kipleri çarşının kapalı olması sebebiy­le boğucu dumanlarla karşılaşmış ve bu yüzden bazı itfaiye erlerinin teda­vi altına alınmasını icap ettirmiştir. Bu arada her türlü can kaybına mey­dan vermemek için de bütün Kapalı-çarşı polis, jandarma ve askerî birlik­ler tarafından sıkı bir şekilde kordon altına alınmıştır. Bu sayede malını kurtarmak maksadı ile herhangi bir vatandaşın Kap.al-tçarşıya girmesi ve müessif bir kazanın vukuu önlenmiş­tir.

İtfaiyenin devamlı gayreti ve cansipe-ran-e çalışması sonunda Kapalıçarşmm kuyumcular, iç bedesten, iç bedesten halıcılar, kürkçüler kısımları yanmak­tan kurtulmuştur.

Yanan dükkânların 2000 .e yakın bulun­duğu ve ziyanın ise milyonları aştığı tahmin edilmektedir. Yanan dükkân­lardan bir kısmı evkafa, bir kısmı be­lediyeye ve bir kısmı da hususî eş­hasa ait bulunmakta idi.

Hâlen Kapalıçarşida itfaiye faaliyet halinde bulunmakta ve yer yer yan­makta olan bazı kasımlar söndürül­mektedir. Kapalıçarşmm içi bir hara­be halinde bulunmaktadır. Yanan kı­sımlardaki dükkânlardan hiç bir iz kalmamış bütün sıvalar dökülmüş, du­varlar çatlamış ve sıcağın tesirile cam-la<r erimiştir. Çarşının içi hâlâ bir fı-r:n gibi sıcaklığım muhafaza temekte,


yg yüzünden kızan ve harab olan yollardaki betonlardan dumanlar çık^ maktadır.

Emniyet makamları idarî bakımdan tahkikatta bulunurken adlî makamlar da kendi cephelerinden tahkikata de­vam etmektedirl-er.

Kapaılçarşı hâlen 500 er, 200 jandar­ma ve 200 polis tarafından kordon al-tma alınmış bulunmaktadır. Çarşı es­nafı perişan bir halde Kapalıçarşı ka­pıları etrafında toplanmış bulunmak­tadır.

Çarşının kurtulan kısımlarındaki ser^ velinden yanan kısımların daha da üs­tün 'bir kıymet taşıdığı söylenmekte­dir.

—           İstanbul :

Kapalıçarşı Nuruosmaniye, Beyazıt semtleri arasında kurulmuş ve eşine başka bir şehirde tesadüf edilemiye-cek değerde büyük ve kapalı bir şark pazarı tipi idi.

Fatih tarafından 1461 de yalnız bedes­ten kısmı ahşap olarak inşa edilmiş-i.ir. Kanunî Sultan Süleyman zamanın­da ahşap ilâveler yapılarak büyütül­müştür. 16 ve 17 nci asırlarda yangın ve zelzelelerde harap olmuştur. 10 tem­muz 1894 yılında vuku bulan şiddetli bir zelzelede tamarniyle denilecek bir şekilde yıkıldığından dört yıl sonra 1898 de kârgir olarak yeniden inşa e-d i İm iştir.

Sekiz büyük methali bulunan Kapalı­çarşı 1946 da esaslı tamir görmüştür.

—           İstanbul :

Evvelki gece bir elektrik kontağı ne­ticesinde çıkan yangın sonunda bü­yük bir kısmı yanan tarihî Kapalıçar­şmm durumu ile yakından ilgilenen ve bu münasebetle bu sabah Ankara'­dan îstanbula gelmiş bulunan Reisi­cumhurumuz Celâl Bayar, Kapalıçar-şıda yapmış olduğu tedkiki müteakip vilâyete avdet etmiştir.

Vilâyette Reisicumhur Celâl Bayar'm başkanlığında devlet vekili Dr. Müker-rem Sarol, Nafia Vekili, Şehir Meclisi üeyeler, Belediye Rsis Muavini, Emlâk Kredi Bankası vs Evkaf Umum Müdürleri, Knpalıearşı esnaf derneği mensupları ve esnaf mümessillerinin Igtirakiyl-3 bir toplantı yapılmıştır.Esnaf mümessilleri ile konuşsn Reisi­cumhurumuz  Celâl    Bayar,  demiştir :Bu yangın iEsnaf için büyük bir felâ­ket, gemiş olsun Bizleri teselli e-den bir nokta var ki, can kaybına uğ­ram amamızdır. Maddî zarar süratle telâfi edilecektir. Esnafın duyduğu a-zap ve elemi fazlasiyle duymaktayız. Bu felâket içinde devlet ve hükümet olarak bize düşen vazifeleri yapaca­ğız. Vekil arkadaşlarımız gelmişler­dir. Vilâyet ve Belediye müştereken fa­aliyettedirler, bu iş ciddiyetle takip e-riilecektir. Esnaf mümessilleri ile konuşmasına oevam eden ve onların dertlerini din­leyen Reisicumhurumuz Bayar, Ka-palıçarşınm bir an evvel tamiri cihe­tine gidileceğini. Nafıa Vekâletinin ya-rra sabahtan itibaren faaliyete geçe­ceğini, Belediye ve Evkafın kendileri­ne düşen vazifeleri yapacağını bildir­miş ve narşı tamir edilerek yaniden a-çılmcaya kadar yangından zarar gö­ren esnafın barakalarda hanlarda ve diğler müsait yerlerde çalışmalarının temini için alâkadarlara emir vermiş­tir.

Bu arada, çarşının yanmayan kısımla-rınının derhal faaliyete geçmesi için gerekli tedbirler alınacağı gîbi, ayrı­ca yangmadn az zarar gören kısımların da derhal tamiri cihetine gidilerek kü­çük esnafın geçiminin temini için her türlü tedbir hükümetçe alınacaktır.

Diğer taraftan yangından zarar gören esnafın tesbiti ile bunların sigorta du­rumları ve borçları ile de yakından a-lâksdar olunmaktadır. Bundan baş­ka muhtaç esnafa kredi temini üzerin­de de durulmaktadır.

Vilâyette yapılan bu toplantıyı müteakip Reisicumhurumuz beraberinde başyaverleri olduğu halde Küçüksu kasrına gitmiştir.

— İstanbul :

Pir .elektrik konmağı yüzünden çıkan yangın sonunda büyük bh kısmı ya-nsn re hasara uğrayan Kapalıçarşı hâ-:en şu durumu arzetmektedir:

:Kapalıçar?ınin Mahmufcpaşa cihetine düşen Çukurmufhsîlebici, kuyumcular çarşısı1 ve bütün civan, halıcıların bir kısmı, döşemecilerin bir kısmı, yor­gancıların bir k'-Eir?]3 dericilerin bir kısmı, sandal bedesten: ve iç b.edes-ran yangından tamamen kurtulmuş bu­lunmaktadır.

Kapahçarşının Kalpakçılar caddesi, Nuriosmaniye kısmı müstesna, tama­men, kolancılar, terziler, ivrik, kol­tuk kazarlar, tuğcular, kavukçular,, Hacıhüsnü, fesçiler,. Alişah, Emirşah, hazır elbiseciler, püskülcüler, yarım taşhan, gelincik, kuyulu, mütevelli, ye-güdirekli, Sarıhasan. yorgancılar, Lut-tul'lah, Hacımemiş, Mektep, Pusçular ve Sahafların büyük bir kısmı vfe ta­mamı yanmıştır.

Hâlen Kapalıçarşımn içinde itfaiye e-kipleri faaliyet halinde olup yangın sahalarını kontrol altında bulundur­maktadırlar.

Diğer taraftan gene itfaiye ekipleri ta­raf mdan yanan dükkânların tesbiti için çalışılmaktadır Alâkadarlar 1500-1800 dükkânın yandığını tahmin et­mektedirler.

Diğer taraftan yangın sonunda husu­le gelen çatlaklar sebebile çarşının ba-z: kısımlarında çökmeler olmuş, bir­çok yerlerde de çöküntü başgöstermiş-tir.

Yangın esnasında itfaiyenin gayreti sayesinde yangının tavukpazarma si­rayeti ve böylece daha büyük bir fe­lâketin doğması önlenmiştir. Eğer yan­gın tavukpazarma sirayet etmiş olsay­dı. Bütün Nuriosmaniye semti yan­mak tehlikesine maruz kalacaktı.

Diğer taraftan son durum hakkında bilgisine müracaat ettiğimiz itfaiye müdürü Tevfik Himalaya şunları söy­lemiştir: Ekiplerimiz hâlen faaliyet halindedir. Yaptığımız incelemeler  sonun da çarşı irinde karyolaeılara aid 23 ton   kadar

.karpit bulunduğunu tesbit ettik. Ezka­za yangın bu kısımlara da siray-st et­miş ve biz de su sıkmak mecburiyetinde kalmış olsaydık o zaman felâket da­ha büyük olacaktı. Biz şimdi bu gibi yerleri tesbit ediyor ve tehlikeyi ber-

taraf etmekle berab.er ayrıca durum­dan Vilâyeti de haberdar ediyoruz.»

Her türlü yağmayı ve müessif kazala­rı önlemek maksadiyle Kapalıçarşı et­rafındaki askeerî kordon devam et­mektedir.

— İstanbul:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Kapa-lîçarşı yangını esnasında gösterdikleri

cansiperane çalışmalarından dolayı İs­tanbul itfaiyesi müdürü ve mensupla-ima tebriklerini bildirmiştir.

— Adana :

Altıncı Yurtiçi Bölge Kumandanlığı ile Öğretmenler derneği ve harb eğitim müdürlüğü tarafından müştereken tsr-tinlenen bir programla Kumıri Zaferi­nin yıldönümü bugün öğretmenler bir lıği salonunda kalabalık bir toplulu­ğun huzuru ile kutlanmıştır.

Bandonun çaldığı İstiklâl Marşından ve şehitlerimizin hâtırasını tâzizen üç da-kikalık.bir saygı duruşundan sonra "kurmay binbaşı Kâzım Tagen, Kunu-rî Savaşlarını krokiler üzerinde izah •ederek bu savaşlarda büyük kahra­manlıklar göstermiş ve şehit düşmüş subay ve erlerimizin 'gösterdikleri ce­lâdeti misallerle izah eylemiştir.

Müteakiben Kunuri ve Kore şürkri o-kunmuş, zafer marşları çalınmıştır.

Bu vesile ile Türk milletinin Birleş­miş Milletler saf'nda ve barış yolun­daki hizmetleri ve kahraman ordumuz

birliklerinin Kore savaş meydanında yaratmış oldukları kahramanlıklar bir

kere daha tebarüz ettirilmiştir.

29 Kasım 1954

— Malatya :

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan ve Dahilite Vekili Namık Ger dik bu^ün Malatyadaki tetkiklerine devam etmişlerdir Büyük Millet Mec­lisi Reisi ve Dahiliye Vekili ziyaretle­ri müteakip alâkalılar ve halkla te­masa geçerek Ma^atyanin sağlık duru­mu, su ihtaycı, işçi vaziy.eti, imar ve yol mevzuları üzerinde etraflı izahat almalardır. Her sahada kalkman ve inkişaflar -gösteren Malatyanm koo­peratifleşme hususundaki verimli faa­liyetini de takdirle karşılayan Koral-tan, esnaf kelaLst kooperatifini hiz­mete açmıştır. Bu münasebetle ya­pılan merasim sırasında «bu güzel ve­sile ile kısa bir hasbıhal yapmayı lü­zumlu görüyorum» diyerek veciz bir konulma yapan Koraltan halk banka­sı ve kooperatifçilik hizmetlerinin ge­ni? ehemmiyetinden bhhislıe küçük esnafın yükselmesi ve memleket iktî-saciivatının göstereceği terakkilerin mâlî ve ticari hayatımızdaki rolüne işaret etmiştir.

Küçük .esnafın ve küçük sanatkârın tarih boyunca devam eden şayanı dik­kat faaliyetini' de gayet güzel can­landıran Meclis Reisi büyük sanayiin yanında küçük sanatların ve küçük es­nafın asla ihmal edilemiyeceğini söz-krine ilâve etmiştir. Küçük esnafı ve küçük sanatları kalkındırmanın u-mumî kalkınma plânının basında yer almış olduğunu belirten Meclis Reisi­miz esnaf kooperatifinin şeref defteri­ne şunları yazmıştır:

Malatyalılar, işlerini ve emeklerini de­ğerlendiren yeni bir müesseseye ka­vurmuş bulunmaktadırlar. Bu yeni müessese de diğer millî müesseseler gibi Malatyalılara hayırlı olsun.»

Büyük Millet Meclisi Reisimuz ve Da­hiliye Vekili beraberlerindeki mebus­lar, ve diâer zevatla birlikte halkm top'u bulunduğu bir mahalde Malat-yaMarla umumî bir hasbıhal yapmış­lardır. Koraltan burada şunları söyle­miştir:

«Malatyalılar, görüyorsunuz ki bütün m .e m 1 e k e t dâvaları saîha saf­ha heyecan ve iman ile ele alınmıştır. Bugün kaydedilen başarılar ve ele a-lmrmş bulunan hizmetler Malatyanm daha mesut günU-rinin müjdecisidir.»

Kefken önünde vuku bulan kazalar buraya gece ve gündüz iltica etmek istiyen merakibin denizlerin tesiriyle kumanda edilemiyecek duruma düz­meleri ve binnetict kayalara bindir­meleri suretiyle vukua gelmektedir.

Hâlen Keiken'de yapılmakta olan mendirek burasını bir barınak limanı haline getireceğinden kazalar ve bin-netice can ve mal kaybı önlenmiş ola­caktır.

Bugün kıyı emniyeti teşkilâtlımı Kef-ken'e kadar temdidi kararı alınırsa da­hi hızla ilerliyen mendirek inşaatı da­ha evvel ikmal edilmiş olacağından bu istasyonlara bittabi lüzum kalmıya-caktır.

Kefken adasının 5000 metre kadar gü­ney batısında deniz içindeki kayalık­lardan adanın güney cihetine iltica e-decek küçük merakibin korunmasını temin için kaya döküntüleri kısmında bir deniz feneri inşası işi 1951 yılında ele alınmış ve ihalesi cihetine gidilmiş ise de, aynı yıl içinde Naüa Vekâleti tarafından Kefken barınağının yapıl­ması kararlaştırılmış olduğundan ba­his mevzuu fenerin daha evvel dökün­tüler üzerine konulması halinde inşa­atı müteakip mendirek civarına ya­kın düşüceğinden bir faide sağlamıya-.cağı gozonünde bulundurularak fe­ner tesisinin hâlen inşa edilmekte olan mendireğin hitamına tehiri ve bu men­direğin ucuna konulması uygun görül­müştür.

Müteakiben heyeti umumiyeye sevke-dilen arzuhal encümeninin mazbataları üzerine konuşmalar yapılmış ve mez­kûr mazbatalardan bir kısmı red.. bir kısmı da 'ka'bul edilmiştir.

mnu

Büyük Millet Meclisi çarşamba toplanacaktır.

30 Kasım 1954

— İstanbul :

Reisirum hu rumuz Celâl Eayar, bugün saat 11.45 de Vilâyete gelerek, Vilâyet içtima salonunda Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu'nun başkanlığında yapıl­makta olan Kapalıçarşı'nm imarı ile-ilgili toplantıda hazır bulunmuş ve-"çalışmalar hakkında izahat almıştır.

Bu sabahki toplantıda sigorta şirket­leri mümessilleri de hazır,bulunmuş ve^ yangından zarar gören .esnafın sigorta işlerinin bir an evvel yapılarak sigorta bedellerinin tediyesi üzerinde durul­muştur.

Ayrıca yine bu sabahki toplantıda mâ­li ve ticarî işler komitesi ile imar ve iskan komitesinin dünden b-sri yap­mış oldukları faaliyetler^ gözden geçi­rilmiştir.

Diğer taraftan çarşının yanan kısımla­rı ile yanmıyan kasımlarının tahta per­delerle ayrılması işine başlanmıştır. Aynı zamanda elektrik idaresi de çar— şımri yanmayan kısımlarının elektrik tesisatının ve umumî tenviratının te­minine çalışmaktadır.

— İstanbul :

Kapalıçarşı yangınında yanan dük­kânların adedini tesbit etmek üezere teşekkül etmiş olan heyet Kapalıçar-şı'da yaptıığ incelemele rsonunda çar­şıdaki 2730 dükkândan 1506 sının yan­mamış olduğunu, 1200 dükkânın ta­mamen ve 24 dükkânın ise ekısmen, yandığını tesbit etmiştir.

— İstanbul :

22 ve.23 kasım günleri Washington d a-yapılan Nato askerî konseyi toplantı­larına iştirak eden Erkânı Harbiyei U-mumiyıa Reisimiz Org. Nurettin Baran-sel bu akşam saat 21 de Amerikadan yurda avdet etmiştir.

Org. Baransel Yeşilköy hava alanında, İstanbul Valisi adına Bakırköy Kay­makamı Nazım Başlamışlı, Emniyet Müdürü adına Emniyet Müdür Muavi­ni Mehmet Ali Alnsar, Harb Akademi­leri Kumandam Org. Fevzi Mengüç, Birinci Ordu Müfettiş Vekili Korgene­ral Necati, Tacan, Boğazlar ve Marma­ra Kumandanı Koramiral Rıdvan Ko­ral, Merkez    Kumandanı Tuğgeneral iCâzım Demirkan ile İstarıbulda bulu­nan generaller, amiraller, yüksek rüt­beli subaylar ve bayan Baransel ile basın mensupları tarafından karşılan­mıştır.Washington'da yapılan Nato konseyi toplantılarının iyi bir şekilde bittiğini söyliyen Org. Baransel bu seyahatin­de Tümg. Tekin Arıburnu, kurmay al­bay Selâhattin Karatamu, deniz kur. albay İzzet Saltun. kurmay yarbay Muhterem Serol ile kurmay yarbay Sabri Sarptır refakat etmekte idiler.

— Ankara :

Türkiye Kızılay Cemiyeti umumî mer_ kezinden bildirilmiştir:

Güzel İstanbul'umuzun büyük tarihî ve manevî kıymeti olan Kapalıçarşısı-r:m geniş bir kısmını tahrip eden ve milletçe teessürü mucip olan yangın dolayısiyle Türkiye Kızlay Cemiyeti umumî merkezi riyaseti, teessürlerini İstanbul Valiliğine telgrafla bildirmiş­tir.

İstanbuldaki kızılay temsil heyeti yan­gının vukuundan itibaren kizüaya te­rettüp edecek vazife hizmetler mev­zuunda derhal faaliyete geçmiştir.

Bilhassa, yanan dükkânlarda günde­likle çalışan işçi ve küçük sanatkârlar­dan işsiz ve muhtaç vaziyette kalan­ların âcil ihtiyaçlarını karşılamak ü-zere, kızılay umumî yardım olarak 15 bin lira göndermiş bulunmaktadır.

Sayıları binleri aşan bu vatandaşların, kara kışın eşiğinde maruz kaldıkları bu elemli vaziyetin bir müddet daha devamı mukadder buluduğundan, me-sailerile geçim imkânları sağlanıncaya kadar, zarurî ihtiyaçlarını karşılama­ya matuf para yardımlarını toplamak üzere kızılayca geniş bir kampanya a-çılmış bulunmaktadır. Bu maksatla bir taraftan kızılay şubeleri vasıtasiyle bü­tün yurdda hayırsever vatandaşların hamiyetine müracaat edilirken bir ta­raftan da millî malî müesseselerle ik­tisadî teşekküller yardıma davet edil­miştir.

Ayrıca, dünya umumî efkârında ge­niş akisler yapan bu yangın felâketi dolayısiyle beynelmilel  Kızılay  -  Kızılhaç cemiyetleri birliğine de müraca­atla âzâ camiyetler nezdinde yardım teminine tavassutu istenmiştir.

Yardım işlerini yakından ve yerinde tanzim etmek için, kızılay umumî mer­kezi reis vekili Manisa mebusu Semi Ergin, refakatinde kızılaym alâkalı müdürü olduğu halde yarın İstanbul'­da -bulunacaktır.

— İstanbul :    .

Kapalıçarşı yangını karşısında gösteri­len yakın alâka dolayısiyle başta Re­isicumhurumuz C.olâl Bayar olmak ü-zere Başvekilimiz Adnan Menderes, Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol. Da­hiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu, İktisat ve Ti­caret Vekili Sıtkı Y:cralı ve komşu vi­lâyet esnaf birliklerine, Çarşıkapı ve İstanbul esnafı namına İstanbul san'-atkârlar dernekleri birliği başkanı minnet ve şükranlariyle teşekkürleri­ni bildirmektedir.

— Ankara :

Kore'de 28/29 mayıs 1953 gecesi cere­yan eden şiddetli muharebelerde kah­ramanca döğüşen Türk tugayının ku­mandanı Tuğgeneral Sırrı Acar'a ü-çüncü değiştirme tugayı personeli a-dına mümtaz birlik şeridinin ve Ku-nuri muharebelerinde kahramanca dö-ğüştükten sonra yaralanması hasebiy­le .esir düşen ve esareü esnasında Bir­leşmiş Milletler esirlerine nefsini fe­da edercesine yardımlarda bulunan tu­gayımız onbaşılarından Veli Atasoy'a liyakat madalyasının (Legion of meri-te) verilmesi münasebetiyle bugün sa­at 15 de 19 Mayıs stadyomunda par­lak bir tören yapılmıştır.

Merasimde hükümet adına Hariciye Vekâleti umumî kâtip muavini Şedı Kavur ile protokoldan Refik İleri, Er­kânı Harbiyeî Umumiye ikinci reisi korgeneral Rüştü Erdelhun, Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. War-ren, Ankara Vali ve Belediye reisi Ke­mal Aygün Hava. Kuvvetleri Kuman­dam, Amerikan askerî yardım kurulu başkanı ile Erkânı Harbiyei Umimiye ve Amerikan askerî yardım heyeti ile­ri gelenleri ile Garnizon ve Merkez Kumandanları hazır bulunmuştur.

Merasim saatinden, evvel başta alay sancağı bulunduğu halde bir ihtiram taburu, şehrimiz okulları temsilcileri, izciler ve kalabalık bir vatandaş top­luluğu 19 mayıs stadyomunda yer al­mış blunuyordu.

Törene saat 15 te Amerikan ve Türk Millî Marşlarının çalınmasiyle başlan­mış, bilâhare garnizon kumandanı bir konuşma yaparak 1953 Kore muhare­belerinin cereyan tarzı hakkında iza­hat vermiştir.

Müteakiben garnizondan bir subay ü-çüncü Kore tugayı namına tugay ku­mandanına verilen mümtaz birlik şeri­di ile onbaşı Veli Atasoy'a verilen ma­dalyanın Amerika Birleşik devletleri Reisicumhuru Eisenhower tarafından imza edilmiş beratlarını   okumuştur.

Amerika Birleşik Devletleri Büyükel­çisi Ekselans Warren halkın coşkun tezahüratı arasında general Sırrı Acar' in vğ onbaşı Veli Atasoy'ım göğüsleri­me mümtaz birlik şeridi ile madalya­yı takmıştır.

Ankara Valisi   ve Beledi v.e Reisi  Ke-

mal Aygün Ankara halkı adına kah­ramanlarımıza birer altın saat hediye etmiş ve kendilerine buketler takdim edilmiştir. Merasim talebe ve izci grup-lariyle askerî birliklerin yaptığı bir geçit resmiyle son bulmuştur.

Tugayımızın mümtaz birlik nişanı al­masına sebep teşkil eden 28/29 ma­yıs 1953 muharebeleri hakkında tuğ­general Sırrı Acar basma şu izahatta bulımmu ştur:

«28/29 mayıs 1953 gecesinde, tugayı­mız Deri karakolları Berlin-V.egas-E!-ko-Karso mıntıkalarında bulunuyor­lardı. Tugayımıza 11 kilometrelik bir cephe genişliğinin müdafaası verilmiş­ti. Düşman 28/29 mayıs gecesi ileri karakollarımız ile tugay cephesine foir buçuk tümenlik kuvvetle taarruz et-misT, ileri karakollarımızı sarmıış, 36 sa­at Fava- vam!m^t;r. Fakat tek bir Türk erini bir adım dahi geri atmaya muvaffak olamamışlardır. Ertesi gün ise mağlûp olan düşmanın cephesinde saydığımız ölülerin miktarı dört bin idi. İşte 28/29 mayıs 1953 gününün hâ­tırası budur ve 3 üncü Kore tugayımı­zın «Mümtaz Birlik» seviyesine ulaş­masının sebsbi bu sanlı muharebe­dir. »

Reisicıımhurumuzun Büyük Millet Meclisini açış nutku: 1 Kasım 1954

— Ankara :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar Büyük Millet Meclisinin onuncu dönemi­nin birinci toplantısını aşağıdaki nutuklarıyla açmışlardır:

«Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuncu döneminin birinci toplantı­sını açıyorum.

Muhterem mebus arkadaşlarım,

Her şeyden evvel, demokratik rejim içinde milletin, iradesini serbest kullanmak suretiyle seçtiği hakikî mümessilleri olan sizlerin, onuncu Büyük Millet Meclisinin, huzurunda bulurun aktan duyduğum bahtiyar­lığı belirtmek isterim.

Arkadaşlar,

Türk milleti siyasî haklarını kullanmak ve demokratik rejimin icaplarını tahakkuk ettirmek hususunda ne derin bir şuura sahip olduğunu 2 mayıs seçimleriyle bir kere daha ispat etmiş bulunuyor.

Filhakika, 2 mayıs seçimlerinde vatandaşlar, seçmenlik haklarını, vic­danlara huzur veren kanunun teminatı altında tam bir emniyet ve ser­besti ile kullanmışlardır.

Vatandaş haklarının korunmasını gaye ediven bir idarenin, seçimlerde bu güzel neticenin elde edilmesindeki tesir ve hissesini belirtirken derin

bir memnunluk hissetmektevim.

Vatandaşlar, demokratik rejimde hükümetlerin, kendileri için çalışmak üzere, kendileri tarafından iş başına getirildiğini artık tamamiyle anla­mışlardır. Bu suretle, devletle vatandaş arasında bulunması gereken ve karşılıklı saygı ve itimada dayanan sıkı işbirliği iyice teessüs etmiş bu­lunuyor.

Aziz arkadaşlarım,

İlk önce, devlet hayatında islerimizin ne suretle yürütüldüğünü ve nere­lere gelmiş bulunduğunu daha iyi belirtebilmek için, selefiniz dokuzun­cu Büyük Millet Meclisince, gerek manevî sahada ve rejim bahsinde, ge­rek iktisadî ve mâlî mevzularda neler yapılmış olduğunu çok samimî şe­kilde ve süratle dahi olsa gözden geçirmeyi faydalı bulmaktayım.

Demokratik idarenin esasını teşkil eden seçim, emniyeti, ve siyasî ahlâkm muhafazası, genç demokrasimizin hali ve istikbali bakımından ihmali asla caiz olmayan bir vecibe olduğun? şüphe yoktur.

Bu hakikati gözonünde tutan dokuzuncu Büyük Millet Meclisi, secrm ka­nununda yaptığı değişiklikle, yüksek seçim kuıulunun selâhiyet'ni ge­nişletmiş, adlî murakabe sistemini daha mükemmel bir hâle getirmiştir. BÖvle bir adımın atılmasmdaki büyük ehemmiyeti, samimî ve medenî ce­sareti izahtan müstağni görürüm.

İnkılâplarımızın, medeniyet âlemine karşı, bizim için bir gurur kaynağı teşkil etmekte olduğu muhakkaktır.

Bunların korunması mevzuunda da dokuzuncu Büyük Millet Meclisinin göstermiş olduğu hassasiyeti şükranla kaydetmek yerinde olur.

Bilivoruz ki yine bundan evvelki teşrii devrede demokratik rejimin mem.-lekst+e tereddiye uğramadan yerleşebibnesirri temin hususunda da büyük gavretler  sarf edilmiş tir.

Bugün devletle vatandaş arasında, mevcudiyetini her sahada müşahede ettiğimiz daha sıkı ve daha verimli işbirliğinin tahakkuku ancak bu su­ret7 e mümkün olabilmiştir.

Bir taraftan solcu cereyanlara, diğer taraftan taassup ve irticaa dayanan tahrikçilerin el ele vererek harekete geçmiş oldukları bir vakıadır. Yer yer ayaklanma teşebbüslerine müsait zeminler hazırlanmış, kara taassup iticanî» namı altında çok cüretkârane hareketlere geçmişti.

Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi, solcu tahriklere esaslı darbeler iriir-meyi mümkün kılacak ve dinî hisler1" istismar etmek yolundaki teşebbüs­leri de hüsrana uğratacak kanunî -hükümleri zamanında tedvin etmesini bilmişti.

Bu sayededir ki, demokratik nizamın sarsıntısız devam ettirilmesi müm­kün olmuştur.

Gerçekten o zamana kadar memleketimizde görülmemiş bir hâdise olan 1950 seçimleri neticesinde iktidarın değişmesi ve beklenmiyen bu deri­şikliğin, memleketi meçhul âkibetleic sevk etmesi ihtimali, ve nihayet bu seçimleri takip eden -yeni rejimin birdenbire tatbika konmasının ilk tesir­leri ve yanlış telâkki ve tefsiri neticesi olarak, güçlüklerle karşılasılmış olması, bir takım zararlı cereyanların harekete geçmesine sebep olmuş­tur.

Yeni kurulan idareyi bir türlü kabul ve hazmetmek istemi yenlerin, tec-rübes'zük ve ihtirasları yüzünden, siyaset mücadelelerini,     görülmemiş

bir şiddete götürdükleri muhakkaktır. Sinsi ve ürkek bir intizar halinde bulunan kötü cereyanların, maskelenip korkusuzca siyaset mücadeleleri­ne karışabilmelerinde bu vaziyetin başlıca âmil olduğu da inkâr oluna­maz.

Arkadaşlar,

Onuncu Büyük Millet Meclisi olarak yüksek heyetiniz ise, gecen yaz ;n-tidasındaki fevkalâde devrede daha da mütekâmil tedbirler almak basi­retini göstermiş bulunuyor.

Geniş bir hürriyet anlayışına dayanan bir idarenin kurulmasında ve payidar olabilmesinde cemiyet nizamının ve inkılâp esaslarım korunması anevzuunun arzettiği büyük ehemmiyete işaret etmek isterim.Teşkilâtı esasiye kanununun mutlak teminatı altında bulunan vicdan, fi­kir, toplanma hak ve hürriyetleriyle matbuat hürriyetinin, devletin se­lâmet ve bekasını tehlikeye düşürecek, âmme menfaatlerini* sarsacak, hu­zur ve sükûneti bozacak, vatandaş şeref ve haysiyeitni kıracak şekiller-deki suiistimallerine mâni olmak ve bilhassa bu hürriyetleri hakikî mâ­nâ ve hudutları içinde korumak maksadiyle kanunlar tedvin etmiş bulu-unyorsunuz.

Bu kanunlar yürürlüğe girmiş ve Kaza Hakkını temsil eden hâkimlerimiz -tarafından isabetle tatbik edilmeğe başlanmıştır.

Cemiyet nizamı ile inkılâp esaslarının, şahsî şeref ve haysiyetlerin korun­masında bu kanunların verimli neticeler sağladığı görülmektedir.

Ayrıca ve yine fevkalâde devrede, memurun siyasetle münasebetini tan­zim eden ve vatandasın rey verme hakkını her türlü tesir ve nüfuzdan nrıasum bulundurmak, siyasî ahlâkı muhafaza etmek hedefini güden ka­nunî hükümler tedvin edilmiş olduğunu da kaydetmek isterim.

Bu tedbirler sayesindedir ki, önümüzdeki seneler içinde milletçe huzur ve emniyet içinde çalışabilmek mümkün olacaktır. Bunun ehemmiyeti üzerinde durmanın yeri vardır.

Zira memleketimizin, her sahadaki büyük hamlelerinin devam ettirile­bilmesi, hürriyet reiimiinn tarsin ve tahkimi için iç siyasette tabii halin teessüsü lâzımdır.

"Vatandaşlarımızın, milletçe başlanan kalkınmayı inkişaf ve intaç ettire­bilmek için huzur ve sükûn içinde çalışmak istediklerini yakinen müşa­hede ve tespit etmiş bulunuyorum.

Sizlerle başlayan onuncu teşriî devremizin ise, milletimizin emniyetini daha da kuvvetlendirecek, mîlletimizin huzur ve refahını arttıracak, bu­güne kadar yapılanlardan daha büyük islerin başarılmasını mümkün kı­lacak bir devre teşkil edeceğini ümit ve temenni etmekteyim.

Büyük Millet Meclisinin dokuzuncu devresini teşkil eden son dört yıl zar­fında, hürriyet rejiminin takviyesi, nizamın muhafazası, inkılâplarımızın korunması gibi en ehemmiyetli mevzularda ele alınmış olan tedbirlerin izahından sonra simdi de, yine aynı devre zarfında iktisadî ve mâlî sa­halarda, memleketin' ümrana ve refaha kavuşturulması mevzularında ta­hakkuk ettirilen ve tahakkuk ettirilmek üzere bulunan işlerin umumî manzarasına kısa bir nazar atfetmek faydalı olacaktır

Kiç şüphe yok ki, bu devre zarfında yapılan işler, hacim ve verimlilik iti­bariyle büyük ehemmiyeti haizdir.

Asıl mühimmi ise, bir umumî iktisadî kalkınmanın icaplarma tam uvgun olarak birbirlerine başlı, birbirlerine yardımcı ve birbirini tamamlayan "bütün mevzuların mâkul ve makbul nispetler dairesinde birden eîe alın­mış olmasıdır.

Böylece sarfedilen gayret ve harcanan emekler, iktisadî, mâlî faalivetleri topyekûn kavrayan, memleket iktisadiyatının muvazeneli bir tarzda yük­selmesini sağlayan bir şümul ve mahiyet arzetmiş'tir.

Binaenaleyh geçen devreyi dolduran geniş faaliyetlerin istihsal, kredi, münakale, imar ve inşa, ticaret bütçe ve devlet gelirleri gibi bütün saha­ları kapladığı derhal nazara çarpar.

Faaliyet ve tedbirlerin nispeteli, muvazeneli ve şümullü olması neticesi­dir ki, istihsal hejr sahada büyük bil artış göstermiştir. Meselâ ziraî istih­salimiz ana mahsul gruplarında yüzde iki yüz nisbetine kadar yükselen artışlar kaydetmiştir.

Çünkü, istihsal artırımına matuf olan bütün tedbirler yerinde ve zama­nında alınmıştır.

Ziraat kredisi kısa bir zaman içinde dört beş misline kadar yükseltilmiş, yine kısa bir zaman içinde traktör sayısı altı yedi misli artırılmış mem­lekette kalianılan bütün ziraat âletlerinde hem süratle artışlar, hem de yenilenme ve modernleşme temin olunmuş, tohum tevzii işi çok geniş ha­cimde ele alınmış, haşerat ve hastalıklarla mücadele daha tertipli hale getirilmiş, en mühimmi, mâkul ve müstakar bir fiat politikası takibolun-muş, ziraî istihsali artırmak için geieken tedbirler hiç bir noktada ihmal olunmamıştır.Bu tedbirlerin vüs'at ve şümulüne bir misal olmak üzere tahum tevziini zikredeyim 1940'dan    1950'ye kadar geçen    on    yıl içinde dağıtılmış  olan tohum iki yüz yetmiş bin tondan ibarettir   Sadece bu yıl. bugüne kadar tahsis ve tevzi edilen miktar ise, ikiyüz bin tona yaklaşmaktadır. Bu mik­tarın bu yıl daha da artacağı muhakkaktır.

Ayrıca ziraî istihsalin artmasında doğrudan doğruya müessir olan küçük ve büyük su islerine ve yeraltı sularına, geniş ölçüde gübre kulla-mlmasını temin maksadiyle memlekette gübre fabrikaları inşasına bü­yük ehemmiyet verdiğimizi kaydetmeliyim.

Dolayısiyle istihsalin artmasına müessir olan liman, yol sanayileşme gibi diğer mevzuların da ne suretle, ele alındığı malûmunuzdur.

Eu yıl, birçok yabancı memleketlerde olduğu gibi, memleketimizde de hububat mahsulü kötü hava şartları dolayısiyle verimsiz olmuştur. Fakat normal şartlar içersinde heı zaman tahakkuk edeceği tabii bulu­nan bu yüzde ikiyüz civarındaki artış istihsal kapasitemizin miktarını teşkil  etmektedir.

Sanayiimizin süratli inkişafının  at'zettiği manzaraya gelince:

Elde bulunan indeksler, bu devre zarfında sınaî istihsalâtımizm yüzde yüz arttığını göstermektedir, ki hakikatte, bu sahada yapılan geniş yatı­rımların büvük kısmı itibariyle isletmeye daha yeni açılmış veya açıl­makta olduğu, indekslere müessir olacak zamanın henüz geçmemiş bu­lunduğu nazara alınırsa bu sahadaki gelişmenin yüzde yüz nispetinin çok üstünde olduğu derhal anlaşılır.

Meselâ, yalnız pamuklu ve yünlü mensucat sahasında iğ adedinin ücyüz binden bir milyonu geçmek üzere bulunması, dört yıl zarfında (Al-tıvüz doksanaltı) adet yeni sınaî müessesesinin kurulmuş ve işletmeye açılmış olması bu mevzuda ziraî istihsal sahasının üstünde bir gayretle' çalışıldığını gösteren açık delillerdendir.

J)iğer bir misal olarak şeker sanayiini ele alıyoruz; 1950 yılında mevcut dört şeker fabrikasına ilâveten kurulması kararlaştırılan onbir şeker fabrikasından dördü, faaliyete geçmi? ve böylece şeker istihsal kapasitesi yüzde yüz artarak ikiyüz yirmi beş bin tona yükselmiştir ki, yeni açıla­cak fabrikalar sayesinde bu miktar 1956 yılında dortyüz bin tona çıka­caktır.

Başka misaller ve tafsilât vermeğe lüzum görmüyorum; onun için sınaî İstihsalimizin ne derece arttığını şu kısa sözlerimle belirttikten sonra ma­den istihsal sahasına geçiyorum. Madenciliğimizin de dikkate değer ar­tışlar kaydettiği vereceğim kısa izahat ile anlaşılmış olacaktır.

Evvelâ şurasını arzedeyim ki, bir taraftan yüksek meelisinizce geçen se­ne kabul buyurulan petrol kanununun hükümleri dairesinde sekiz şirket yurtta petrol aramaları yaparken, diğer taraftan Güney-Doğu petrol bölgesinde «Maden tetkik ve arama enstitüsü» tarafından kuyular açıl­makta ve çalışmalara devam olunmaktadır.

Yirmibeş, otuz milyon liraya malolacak rafineri inşaatı, önümüzdeki sene tamamen bitmiş olacaktır.

Bundan başka, .madenciliğimiz mevzuunda, maden ihracatımızın geçen devre esnasında ton itibariyle yüzde dörtyüze yakın bir nispette arttığı­nı söylersem bu sahadaki faaliyetlerin şümul ve vüsTati hakkında fikir edinilmiş olur.

Ayrıca şimdiye kadar bizde mevcudiyeti bilinmeyen .«Volfram», «Uran­yum» ve Toryum» gibi çok kıymetli stratejik madenlerin memleketi­mizde bulunmuş olmasından, müspet neticeler beklemekteyiz.

Münakale işlerimize gelince:

Geçen devre zarfında en geniş faaliyetlerimizin bir mevzuu da yol şebe­kemizin yeniden yapılmışcasma İslahı ve büyük süratle genişletilmesi ol­muştur.

1949        yılı sonuna kadar memleketimizde mevcut stabilize yolların uzun­
luğu «îkibin altıyüz otuz» kilometreden ibaretti. Hâlen bu miktar «Yir­
mi iki bin» kilometreyi bulmuştur.

Yollarımızın ıslâhı mevzuu, üzerinde durulacak bir ehemmiyet arzeder. Çünkü, evvelden mevcut yolların bugünkü devlet yolları standardına gö­re ıslâhı, âdeta yeniden yapılmışcasma masraf ve külfeti mucip olmak­tadır.

Devlet yollarının yanı başında il ve köy yollarına da hususî bir ehemmi­yet atfedilmiş ve dört sene zarfında il ve köy yolları için vilâyetlere ya­pılan yardım (Yüzyetmiş) milyon lirayı geçmiştir.

Arkadaşlar,

1950        seensinde, bütün köprülerimiz (Onüçbin) metre uzulnuğunda,  (İki­
yüz seksendokuz) adetten ibaretti.

1950'den bu yana, yurtta (Sekizyüz) adet ve mecmuu (Kırkaltıbin) met­re tulünde yeni köprü inşası gibi muazzam faaliyete geçilmiş ve bun­lardan (Otuzbin) metreye yakın kısmı işletmeye açılmış bulunuyor.

Demiryolları mevzuunda ise, bir taraftan yeni hatlar inşa ve ikmal edi­lirken diğer taraftan yıpranmış hat.! arı tamir etmek. Ömrünü çoktan ik­mal etmiş vasıta ve teçhizat yerine yenilerini tedarik etmek iktiza eyle­miş ve bunun için de (Yüzseksenyedi) milyon lira harcanmıştır.

Tabloyu tamamlamak için silo, liman, enerji, köy içme suları, kasaba ve şehirlerimizin elektriğe kavuşturulması gibi her biri beîlibaşh mevzular­dan olan işlerimiz hakkında birer cümle ile izahat vermeme müsaade bu­yurmanızı rica ed-erim.

1950'ye takaddüm eden zamanlarda enerji mevzuunda esaslı bir adım arı­lamadığı bilinen hakikatlerdendir. Halbuki geçen dört yıl içinde bu sa­hada yapılan işler, kısa sözlerle anlatılamayacak azanı ettedir. Küçüklü, büyüklü barajlarla hidroelektrik santralleri, termik santraller ve mem­leketi kısım kısım birbirine bağlayan havaî elektrik hatları inşası, bütün vatan sathında görülmemiş bir hızla devam etmektedir.

Şu kadarını söyliyeyim ki, başladığımız ve peyderpey bitmekte olan iş­lerimiz, önümüzdeki iki üç sene zarfında ikmal olunduğu zaman 1950'ye kadar (Sekizyüz) milyon kilovat civarında olan elektrik takati (Üç) mil­yarı aşacaktır.

Büyük limanlarımız, mühim iskele ve barınaklarımızın inşası işleri de süratle devam etmektedir.

Ereğli, Trabzon limanları bitirilmiş, her birisi (60), (70) milyon liraya malolacak Samsun ve Mersin limanlarının inşasına başlanmış, İstanbul'­da Ka.vdarpasa ve Salıpazarı limanlarının inşaatı işi. hayli ilerlemiş, Gire­sun limanının temeli atılmış, (30). (35) milyon liraya malolacak İzmir -Alsancak limanının ihalesi yapılmış, önümüzdeki ay içinde inşasına daT başlanmış olacaktır.

Şimdi kısaca siolarımızdan. köy, kasaba, şehir içme sularından ve kasaba ve şehirlerimizin enerji işlerinden bahsedeyim:

1950'de çelik silo, hangar ve depo kapasitemiz (147) bin tondan ibaretti ve toprak ofisin elinde bulunan ahşap ambar ve salaşlarla birlikte bü­tün istiap kapasitesi (415) bin ton idi Hâlen inşa edilmiş olan beton silo­lar ve çelik hangar ve depoların kapasitesi (540) bin tondur.

önümüzdeki devrede1 inşa edilecek olanlarla birlikte tamamiyîe modern mahiyetteki çelik ve beton silo ve hangar kapasitemiz (1) milyon (522) ■bin tona yükselecektir ki, bu lP50'dcki modern silo ve hangar kapasitesi­nin yüzde bin nispetinde artması demektir. Bu siloların dış finansman kredileri şimdiden temin olunmuş ve mühim bir kısmının inşalarına baş­lanmıştır. Diğerlerinin de ihaleleri yapılmak üzeredir.

Köylerimizin büyük kısmının içme suları ikmal edilmiş veya ikmal edil­mek üzere bulunuyor. Önümüzdeki devre içinde temiz, sıhhî ve bol içme suyuna kavuşmamış hiç bir köy ve kasabamız kalmıyacaktır.

Yine önümüzdeki dört yıl içinde şehir ve kasabalarımızın elektrik ihti­yaçları mühim nispette temin edilmiş olmakla kalmıyacak, köylerimizin de elektriklenmesi işine başlanmış olacaktır.

Aziz arkadaşlar,

Münakale ve nafıa hizmetleri topyekûn nazara alındığı takdirde 1950'ye takaddüm eden dört yıl zarfında bu işler için sarfedilen mebaliğ (Beşyüz yedi) milyon lira olduğu halde son dört yıllık devre zarfında aynı işler için (Bir milyar yüzkırküc milyon) lira sarfedilmiş olduğunu ifade etmek bu hizmetlerin ne derecelere kadar önemle ele alındığını göstermeğe kâ­fidir sanırım.

Denizyolları, seyrisefain ve Devlet Denizyolları halinden çıkarılmış, De­nizcilik Bankası işletmesi haline getirilmiştir.

Deniz ticaret filomuz, dört yıl zarfında, yeni yolcu gemileri, şilepler ve tankerlerle mühim, nispette kuvvetlendirilmiştir. 1949'da denizyolları ile armatörlerimizin sahip oldukları ticaret filomuz, (350) bin ton iken, De­nizcilik Bankamızın ve armatörlerimizin şimdiden satın aldıkları ve ya­kın zamanda bayrağımızı çekeceğimiz gemilerin iltihakiyle, filomuz, bir misli artarak (700) bin tona yaklaşacaktır.

Bu bahse son verirken sıhhat ve maarif islerimizle, üniversitelerimiz, bankacilığımızdaki inkişaflar, yabancı sermaye kanununun tatbikatı ve dış ticaretimiz mevzularına da kısaca temas etmek isterim.

1950 yılında sağlık hizmetlerine ayrılan tahsisat yekûnu (60) milyon li­radan ibaret iken bu tahsisat 1954 bütçesinde yüzde yüzden fazla bir ar­tışla (129) milyona yükselmiştir. 1955 bütçesinde bu hizmetlere ayrılacak tahsisatın daha da artacağı tabiidir.

Sağlık hizmetleri gurubuna, geçen devrede (400) milyon lira gibi büyük bir meblâğın harcanmış olduğunu arzedersem, verem, trahom, sıtma gi­bi hastalıklarla sağlık tesislerine ve hizmetlerine no dereceye kadar ehemmiyet verildiğini göstermiş olurum.

Son dört yıllık devre zarfında maarif hizmetlerine bütçelerimizden ayrı­lan tahsisat (1) milyar (15) milyon lirayı tecavüz etmiştir. 1950'ye ta­kaddüm eden dört vıl içinde ise, bu ancak (676) milyon lira civarında idi.

"Maarifimize verdiğimiz ehemmiyeti tebarüz ettirebilmek için bir iki ra­kam daha vereyim.

1950 bütçesinde üniversitelerimizin tahsisatı (21) milyon liradan ibaret­ti. 1954 bütçesinde ise üniversitelerimize verilen tahsisat (48) milyon li­radır.

(48) milyon liralık 1954 bütçesine ilâve olarak 1955 bütçesine konması istenilen para (17) milyon liradır ki, bunun büyük bir kısmı verileceği­ne göre, önümüzdeki bütçede vuku bulacak artışın, 3 950 bütçesindeki üniversiteler tahsisatı yekûnuna yakın olduğu açıkça görülüyor.

"Muhterem arkadaşlar,

Dört senede kaydedilen terakkileri bir başka ölçü ile bankalara    yapılan mevduat, banka muameleleri ve banka  ikrazatmda  kaydedilen artışlar­la ölçelim.

Geçen devrede tatbika başlanılan mühim iktisadî kalkınma faaliyetle­rinde ziraat, sanayi, madencilik,  enerji sahalarında girişilen ve yekûnu

milyarları bulan sermaye yatırımlarının tahakkuk ettiı ilmesinde banka
kredilerinin- istihsal ve teşebbüs erbabının ihtiyaçlarına cevap verebile­
cek bir seviyeye ulaştırılması için sa?fedilen gayretlerin büyük bir hisse­
si olmuştur. Nitekim banka kredileri bu devre içinde üç misline yakın bir artışla (4) milyar liranın fevkine yükselmiştir. Bu kredilerin pek büyük bir kısmı çiftçilerimize ve muhtelif sanayi kollarında yeni yeni tesisler kuran mü­teşebbis vatandaşlara açılmış bulunmaktadır.

İstihsali arttırıcı tedbirlerden birisi de yabancı sermaye yatırımları ile1 muhtelif tesisler için dışarıdan uzun vadeli krediler sağlanması hususun­da girişilen teşebbüsler olmuştur.

1950'ye kadar bu sahada kayda değer bir terakki olmadığı halde, bilhassa 1950'den bu yana istikbal için çok geniş ümitler vâdeden inkişaflar kay­dedilmiştir.

Yabancı sermayeyi teşvik kanununun tatbik mevkiine konulmasını ta­kip eden çok kısa bir müddet içinde (138) müracaat olmuştur. Müracaat­lar, ciddî tetkikler neticesinde karara bağlandığı içindir ki, bunlardan yetmiş yedisi kabul olunmuştur. Bu suretle memlekete gelen yabancı sermaye yekûnu (65) milyon lirayı tecavüz etmiştir. Diğer müracaatlar' tetkik olunmakta ve yeni yeni müracaatlar devam etmektedir.

Bunu bir ölçüye vurup mânasını daha iyi anlayabilmek için elde edilen neticeleri beş senedenberi kurulmuş ulan Sanayi Kalkınma Bankasının aldığı neticelerle mukayese -etmek pek faydalı olacaktıi.

Bildiğiniz gibi Sanayi Kalkınma Bankası, Dünya Bankasının .yardımıyla-"beş sene evvel kurulmuştur. Geçeri bu beş sene zarfında bu banka Dün­ya Bankasından (18) milyon dolarlık bir istikraz akdetmiş ve sanayile­rimize (137) milyon liralık bir ikrazda bulunmuştur. Bu suretle yapılan envestismanlar yerli sermayenin de iştirakiyle (305) milyon liraya bal) olmuştur.

Yabancı sermaye kanununun altı aylık tatbikatı neticelerine gelince:

Bu yoldan, bu çok kısa müddet içinde (25) milvon dolarlık dıs sermaye­nin gelmesi ve yerli sermayenin de iştirakiyle(200>i milyon liralık bir envestis-manm yapılması bugünden temin edilmiş bulunuyor. Derhal ha tırlatayım ki. elde tetkik edilmekte bulunan müracaatlar bu arzettîğiîrr envestisman kıymetinden daha geni'v bir hacim arz et m ektedir.

Geçen sene içinde hükümetimizin aldığı isabetli tedbirler sayesinde zi­raat, sanayi, madencilik ve bütün istihsal kollarında kaydedilen süratli' inkişaf, dış ticaret hacminde de büvük artışlar temin etmiştir. Bu saye­de memleketimiz dünya ticaretinde ehemmiyeti gittikçe artan bir mev­ki işgal etmeğe başlamıştır.

Arkadaşlar,

îr ve dış ticaretimizi daraldığı, madde noVesm vüzündtn havatın paha-lılandığı, secimin cok zorlaştığı ve dolayjsiyle ic ve dıs ticaretin son de­rece daraldığı intibaını veren sözlerin U7un zamandır devam ettirilmesi­ne mukabil çok şayanı dikkat bir vakıa olarak arzedeyir.ı ki, ne iç ti çare-

timiz, ne de dış ticaretimiz daralmak söyle dursun görülmemiş bir ölçü­de  inkişaf  etmiştir.

1950'de (1) milyon (730) bin olan dış ticaretimizin umumî yekûnu, dar­lığın en şedit olduğu, ithalâtın tediye güçlükleri yüzünden en az yapıldı­ğı zannı telkin edilmek istenilen 1953 yılında, üç misli artarak (5) mil­yon (100) bin tona yaklaşmış bulunduğunu söylemek ortadaki sözlerle hakikatlerin ne dereceye kadar birbirinden ayrı olduğunu ispat için kâ­fidir.

Arkadaşlar,

Bazı maddelerde darlık mevcut olduğu aşikârdır; bu, İthalâtın daha az yapılmış olmasından değil, hususî sektörde temerküz eden büyük vs sü­ratli envestisman arzusundan doğan hakikî ihtiyaçtan ve buna muvazi olarak spekülâsyonlara müsait olacak sunî bir havanın yaratılmış olma­sından ileri gelmektedir.

Yukarıda verdiğim misalden anlaşılacağı veçhile dış ticaretimiz üç mis­li artmıştır. Ve her sahada ithalât ve istihsal geçen senekinden fazladır, Şayet bazı maddelerin darlığı hissolunuyorsa bunların mânasını memle­ketteki büyük yatırım gayretinde ve artan istihlâk seviyesinde aramak icap eder.

Dış ticaret, iç ticaret, bankaların muamele yekûnları, banka mevduat ve ikrazat yekûnları, her sahada istihsal ve bütün maddelere ait istihlâk makamları, 1950'ye nazaran iki, Üç, dört misli tezayüd kaydederken his­sedilen sıkıntıları o mebdee nazaran hayat seviyemizde.bir düşüklük, ik­tisadî vaziyetimizde bir gerileme mânasına almak, odğru değildir. Ra­kamlar vazıh olarak hakikati göstermektedir.

Arkadaşlarım,

Buraya kadar izahlarım ve bütün memlekette görülen umumî manzara nasıl hayırlı ve şümullü bir iktisadî kalkınma içinde bulunduğumuzu aşikâr olarak göstermektedir. Bu derece geniş envestismanlara girişmiş memleketlerin zaman zaman şu veya bu maddenin tedarikinde, dış tedi­yelerde müşküllere mâruz kalması, hattâ vatandaşlara bu hızlı envestis­man devrinde bir takım külfetler ve mahrumiyetler tahmil etmesi kadar tabii hiç bir şey tasavvur olunamaz.

Yüzlerce yıl yapılmayan envestismanları bir, iki teşri devresine sıkıştır­manın vatandaşların hayat seviyesini düşürmesi ve onları mahrumiyet­lere mâruz bırakması icap ederdi.

 

Halbuki 1950 rakamlarıyla sabittir ki, yaşama seviyesi bu yüzde yüz iyileşmiş ve yükselmiştir.

Muhterem mebus arkadaşlarım,

Memlekette Ehemmiyetini lâyıkiyle takdir buyuracağınıza emin bulunduğum mali­ye ve bütçe politikamız ve umumiyetle malî islerimiz hakkında malûmat arzetmek isterim.Her şeyden evvel malî politikamızın sağlam ve verimli olduğunu açıkça söylemem lâzımdır. Bu malî politikanın neticesidir ki, umumî muvazene­de ve mülhat bütçelerde hakikî muvazene elde edilmiştir. Bu güç bir iş olmakla beraber tahakkuk ettirilmiş bulunmaktadır.

Geçen dört yıl içinde takip edilen yapıcı iktisadî ve malî politikanın dev­let hayatında çok esaslı olan neticelerini bütçenin rakamlarında oku­mak mümkündür.. Bu yıl meclisinize takdim edilecek bütçe dört yıl için­de nereden başlanıp nereye gelinmiş olduğunu daha iyi aksettirebilecek bir mahiyet taşımaktadır.

Şimdi bazı tafsilâta girelim, mukayeseyi adım adım yürütelim.

Devraldığımız 1950 bütçesi, (215) milyon lira açıktı. 1.954 bütçeleri ise. denk bütçelerdir. Yme 1950 bütçesi gelirleri (1) milyar (300) milyon li­ra idi. 1954 gelirleri ise, (2) milyar (288) milyon liradır. 1955 bütçesi de (3) milyara yakın olarak takdim olunmak üzeredir.

Umumî hizmetlerle yatırımlar fasılları arasındaki mukayeselere gelin­ce: 1950 bütçesinde yatırımlar yekûnu (317) milyon lira idi. 1954'te yatı­rımlar yekûnu (Yüzde ikiyüzden) fazla bir artışla (731) milyon lirayı bulmuştur. 1955 bütçesinde ise, bu miktar d^ha çok yüksek olacaktır.

Devlet bütçelerinden, muhtelif istihsal kollarında çalışan vatandaşların iktisadî faaliyetlerini, en müessir şekilde artıracak tesislerin kurulması temin edecek tarzda tahakkuk ettirilmesi ve bilhassa iktisadî kalkın­mamızın, devlet gelirlerinde müspet 'tesirler göstermekten uzak kalmıya-cağı pek tabiidir.

Nitekim, gecen dört senelik devrenin ilk yıllarında ceman (186) milyon1 liralık net vergi indirimleri yapılmış olması nazarı itibare    alınarak bu indirim artışa ilâve olunduğu takdirde bütçe gelirleri (1)  milyar liradan fazla bir artışla (2) milyar (288) milyon lirayı bulmuş olduğu gibi, 1954 malî yılının eylül ayı sonuna kadarki,  (7)  aylık tahsilat yekûnu da, ge-çen senenin aynı devresi zarfındaki  tahsilat    yekûnuna     nispetle (200) milyon liralık bir atış kaydetmiş bulunmaktadır. Önümüzdeki sene   için­de devlet gelirlerinin daha büyük bir inkişafa mazhar olacağı ve devlet bütçesinin de (3) milyara yaklaşacağını tekrar hatırlatacak olursam dört senede kaydedilen terakkinin derecesini ifade etmiş olurum.

Görülüyor ki, 1955 bütçemiz tam bir hizmet bütçesi olacak, hükümete ve vekâletlere şimdiye kadar olduğundan çok d^ha geniş hizmet imkânları1 bahşetmiş bulunacaktır.

Türk ekonomisinin son dört yıllık teşriî devre içinde büyük bir hızla ge­lişmesi, ver.gi sistemimizin ve malî mevzuatımızın şümullü bir şekilde devamlı olarak gözden geçirilmesi mi, bu gelişmenin meydana getirdiği yeni ihtiyaçları karşılıyacak mevzuat ve teşkilâtın hasırlanmasını icap ettirmektedir.

Bir memleket ekonomisinin inkişafı ve onun dış âlemle teması üzerinde en mühim rol oynıyan unsurlardan biri de, o memleketin gümrük resim­lerinde tatbik ettiği usuldür. Geçen devrede Türkiye hür dünya ekono­misinde mühim bir rol oynıyan güırrük tarifleri ve ticaret genel anlaş­masına girmek suretiyle bu. sahada mühim bir adım atmıştır.

Beynelmilel sahada giriştiğimiz bu işbirliğine uygun olarak tarife siste-' mimizde de gereken değişiklikleri yapmış, gecen devrede yüksek mecli­sinizin kabul buyurduğu bir kanunla «Spesifik» sistemden  cAdvalorem» esasına geçmiş bulunuyoruz.

Vergi politikamızda hâkim olan fikir:

«Vatandaşların tediye kabiliyetleriyle ölçülü vergi almaktır.»

İşte bu düşünce ile, kazançları az ve fakat adetleri çok büyük olan ve-birkaç yüzbini aşan vatandaş kitlesini teşkil eden gezici ve küçük esnafın vergi dışında bırakılması için meclisinize teklifte bulunulacaktır.

Hükümet programında yazıldığı gibi, kaldırılması düşünülen    bugünkü, imalât muamele vergisinin, bütçede bırakacağı geniş boşluk.gözönürr7 tutularak bu ilganın şekil, suret ve zamanı icrası esaslı surette    tetkik edilmektedir.

Gelir vergisi sisteminin memleketimizin ihtiyaçlarına ve realitelerin 2 uygun olarak mükemmelleştirilmesi hususunda yapılmakta olan devam­lı çalışmaların neticeleri yakında meclisinize arzedilecektir.

Bankalarımızın inkişaf halinde bulunduğunu, fazla istihsal için mühim bir unsur olan kredi tevziinde takdire değer hizmetleri olduğunu mem­nuniyetle müşahede etmekteyiz.

Bu gelişmenin daha emin ve muntazam bir surette temadisini ve millî' tasarrufun istihsal sahasına kolaylıkla akmasını temin etmek üzere borsaları kanunu» lâyihaları ile buna muvazi olarak hazırlanmakta olan Merkez Bankası kanunu lâyihası bu devre içinde yüksek tetkikleriniz? sunulacaktır.

Para politikasının ne kadar büyük bir titizlikle idare edilmekte olma yüksek meclisin daima takdirlerine mazhar olmuştur. Böyle olmakla beraber, bu. bahse bu yıl da .temas etmekte fayda vardır.

Bilirsiniz ki, para politikamızın esasını, tedavül hacminin, iş hacmi icap­larına göre ayarlanması teşkil eder.

Bu itibarla, tedavüldeki para miktarının millî gelir, istihsal ve umumî iş hacmine göre ayarlanması ancak bir sıhhat alâmetidir Mesele, piyasanın ve istihsal faaliyetlerinin icap ve ihtiyaçlarına göre tedavülün bir muva­zene arzetmesidir. Para mevzuunu münhasıran bu zaviyeden mütalâa et­mek lâzımgelir.

Muhterem arkadaşlar,

Barem ve personel kanunlarının, keyfiyeti kemiyete feda ederi bir ruh taşıdıkları malûmunuzdur. Bu kaurmlarm yeniden tanzim edilmesi bir zaruretin ifadesidir. Bu devre içinde buna ait yüksek meclisinize sunula­cak olan kanun lâyihaları, âmme hizmetlerine daha liyakatli kimselerin rağbetini celbedecek mahiyette hükümleri haiz olacak, bütün personelin istikbal ve istihkaklarının tâyininde ölçü olarak, «Vazifelerinde, başarı, işlerinde verim»  prensiplerini ihtiva  edecektir.

Muhterem arkadaşlar,

Asil milletimizin en aziz varlığı olan ordumuza milletçe derin bir mu­habbet, itimat ve iftiharla bağlı olduğumuzu huzurunuzda bir kere daha ifade etmekten büyük bir zevk duymaktayım.

İktisadî ve malî kalkınma gayretlerimize fevkalâde bir hız ve genişlik:

vermemizin asıl sebebi- bir an evvel modern ve kuvvetli Türk ordusunun kendi imkân ve vasıtalarımızla kendisinden beklediğimiz mukaddes va­zifelerin ifasına muktedir kılabilmektir.

Tarihi şanlarla dolu orduanuzun yalnız bizim için değil, derin bir inanış­la bağlı bulunduğumuz Nato camiasmı teşkil eden devletler için de    bir itimat unsuru teşkil ettiğini    biliyoruz. Türk ordusunun dünyanın  bölgesinde ayrıca müttefiklerimi iz ve dost komşularımız için sulhun ve istikrarın kuvvetli bir mesnedi olduğu şüphesizdir.

Bugüne kadar kendisinden hiçbir fedakârlığı esirgemediğimiz ordumuzu bundan böyle daha süratle gelişmekte olan imkânlarımızla kendisinden beklenen sulhun ve emniyetin muhafazası vazifesini daha da kudretle ifa edebilecek tarihî şerefine lâyık bir seviyeye eriştirecek bir çalışma­nın içindeyiz.

Elimizden gelenin ordumuzdan esirgenmemekte olduğuna ve Türk ord~~ sunun her türlü itimada lâyık bulunduğu hususuna hem aziz milletimi­zin ve bizimle kader birliği yapmış olan dost ve müttefiklerimizin emin olmalarını isterim.

Fedakârlıklarımız ne derece büyük olursa olsun büyük dost ve müttefi­kimiz Amerika'nın yardımları olmasaydı ordumuzu bugünkü seviyesine eriştirmenin bizim için asla imkânı olmazdı. Bu sözlerim büyük dost ve müttefikimize karşı teşekkürlerimizin ne derecelerde derin ve samimî olduğunu ifade edebilirse bahtiyar olurum.

Bu vesileden istifade ederek dost Kanada hükümetinin ordumuza kıy­metli yardımlar yapmış olduğunu teşekkürle kaydetmek isterim.

"Kendi bütçemizden türlü namlar altında ordumuza ayırdığımız milyara yakın tahsisatın yanında dost Birleşik Amerika'dan gördüğümüz büyük yardımları ve bütün Nato müttefiklerimiz «Enfra-strüktür» yolu ile yap­tıkları müşterek yardımlarla birleştirildiği takdirde husule gelen ehem­miyetli masraf yekûnunun Türk ordusunun, ifade ettiği kuvvete nazaran en tutumlu ve en az masraflı orda clduğu nazarı itibare alınınca bu tah­sis edilen büyük yekûnun kıymet ve verimi bir kat daha tebarüz etmiş olur.

Diğer taraftan en yeni ve ileri silâhları kullanmak ve harp sanatının en son usullerine göre yetişebilmek hususlarında da, ordumuzun her türlü takdire lâyık bir kabiliyette olduğunu yine iftiharla zikredebilirim.

Bu mevzuda da, kader birliği yaptığımız milletler arasında silâhlı kuv­vetlerimizin seviyesi iftihar medarımız olmaktadır.

Aziz  arkadaşlarım,

Geçen dört yıllık devreye dış siyasetimiz bakımından dv süratli bir na­zar atfettiğimiz takdirde ilk günlerden baslıyarak dünya siyaseti ile alâ­kalanmamız hâdisesinin gittikçe dah&..geniş, şümullü ve tesirli bir mahi­yet, aldığını müşahede etmekte güçlük çekilmez kanaatindeyim.

Bilindiği gibi gecen dokuzuncu teşriî devrenin başmde memleketimiz dış siyaset ve münasebetler bakımından bugünkü ile kıyaslansmaz bir manzara arzetmekte idi. O zaman ne Nato teşkilâtına dahil bulunuyorduk, ne Balkan ittifakını imzalamış, ne de Pakistan'la en samimî dostluk ve kardeşlik hisleirni bir ahitname ile tevsik ve tahkim etmiş değildik. Bundan başka,  bölgemizde  ayşayan kardeş  milletlerle     dostluklarımız mevcut olmakla beraber bugünkü hakikî işbirliğine müntehi olacak de­recelerde ileri ve sıkı olmaktan uzak bulunuyordu.

Sulhun korunması ve Birleşmiş Milletler andlaşmasmdaki yüksek in­sanlık ideallerinin tahakkukuna bağlanmış ve İnanmış olduğumuzdan bu gaye etrafında birlesen iyi niyet sahibi milletlerle en. sıkı işbirliği te­sis etmek karariyle harekete geçmiş bulunuyorduk. Sulh ve insanlık ideallerine samimî inanış ve derin bağlılığımızın neti­cesidir ki, sulhun dünyanın uzak bir köşesinde dahi olsa taarruz ve teh­dide mâruz kaldığını görünce bize düşen vazife ve mesuliyetin icapları­nı yerine getirmekte tereddüt göstermedik. Bu kararımızın kollektif em­niyet fikrinin kuvvetlenmesinde ve müşterek emniyet sistminin kurul­masında tesiri olduğunu biliyoruz. Bu kararımızın netice ve tatbikatı ise - seçtiğimiz siyasette ne derecele­re kadar samimî olduğumuzu herkese açıkça göstermiş bulunuyor. Kore kararımızın isabeti artık bugüne kimse tarafından münakaşa dahi edil­memektedir.

Yine o talihlerde memleketimiz âdeta hür milletlerin kendileri ve hürri­yeti müdafaaya en ziyade azimkar olanlarının teşkil ettikleri Nato camia­sının hududu dışında idik. Bunun mânası hürriyeti ve kendimizi kuvvet­li müdafaa hususunda o camiayı teşkil eden diğer mîlletler kadar karar­lı v-2 azimli Nato müdafaa sisteminin temin edebileceği emniyetten mem­leketimiz mahrum bulunuyordu.

Nato camiasına girmek hususundaki talep ve İsrarımızın ne dereceye ka­dar haklı olduğunu buraya kadar söylediklerim bile belirtmeye kâfidir sanırım. Onun için kısa süren tereddüt devrelerinden sonra Nato'ya alın­mamız kararlaştırıldı. Bugüne kadar bu camia içindeki mevcudiyetimiz ve gayretlerimiz, bizi aralarına almak kararını vermiş olan milletleri bü­yük isabetine tamamiyle inandırmış bulunduğuna eminim. Fakat yalnız Nato'ya âza olmak ye bu suretle bu teşkilâtın sağladığı em­niyetten faydalanmakla iktifa etmeyi aklımızdan geciimed'k. Bu teşki­lât İçinde mümkün olduğu kadar ehemmiyetli bir kuvvet olarak bulun­manın ve siyaseten de bu teşkilâtı daima kuvvetlendirmeye çalışmanın zaruretine inanarak hareket ettik. Bu itibarla bir taraftan ordumuzun kuvvetlenmesi hususunda büyük gayretler sarfederken diğer taraftan Nato işbirliğinin takviyesi ve hususiyle Nato müdafaa sahasının daha kuvvetli emniyet altına alınması hususunda durmadan çalıştık. Dünya sulh cephesi için maddî, manevî büyük bir kazanç teşkil eden üçlü Bal­kan ittifakımız bizim gibi düşünen Yunanlı ve Yugoslav müttefikleri­mizle müşterek eserimizdir.

Bununla da iktifa etmiyerek istiklâlini yeni kazanmış olan ve güzel bir istikbale namzet bulunması bizim için bir bahtiyarlık teşkil eden büyük Pakistan milletiyle de sıkı bir dostluk ve işbirliği muahedesi akdeyledik ki, bu ancak bir başlangıç sayılmak icabeder. Zira, bu muahedemizi sü­ratle takviye hususunda Pakistan'la mutabakat halindeyiz. Sakini bulunduğumuz mmtakanm sulhunu korumak ve müdafaasını teşkil âti andırmak hususunda bütün komşularımızın hissettiklerine kaani bu­lunduğumuz arzuyu tabiatiyle biz de bir ihtiyaç telâkki etmekteyiz. Bu komşularımızla çok sıkı dostluk münasebetlerimizin mevcut olması ve zaman zaman temaslarımız, bize, daha sıkı bir işbirliği tesisi hususunda zeminin hazırlanmakta ve hâdiselerin olgunlaşmakta bulunduğu kanaa­tini  telkin  etmektedir.

Muhterem arkadaşlar,

Dürüst ve hayırhah siyasetimizin Orta-Şarktaki dostlarımız nezdinde çok ümit verici neticeler tevlid ettiğini memnuniyetle kaydetmek iste­rim. Bilhassa Arap âlemine' karsı olsn muhabbetkâr ve kardeşçe hisleri­mizin g"7e1 mpkesler bulmaya başladığın: müşahede etmekteyiz. Fil­hakika Ürdün Meliki Majeste Hüseyin Bin Tallâl'm memleketimize şe­ref veren ziyareti en samimî ve itimatkâr dostluk tezahürlerine mevdan vermiştir. Ondan sonra arka arkaya hususî <m »hiyette olarak memleke­timizi teşrif eden Irak Veliahdı Altes Abiülülâh ile Arap âleminin en tecrübeli devlet adamlarından biri c'an Irak Başvekili Nuri Sait Pasa ile vuku bulan fikir müdaveleleri cok güzel inkişaf!ars müsait bir z^min hazırlamıştır. Süveyş Kanalına müteallik Mısır-înçiliz anlaşmasına Tür­kiye'nin emniveti istihdaf eden hükümler konulmasını kabul etmek­le kıvmetli bir tesanüt delili veren Mısır hükümetinin son zamanlarda dostluk ve yakınlaşma arzularımıza karşı gösterdiği güzel mukabeleler' de burada zikretmek isterim.

Mısır Başvekili Ekselans Abdülnasır ile Mısır hükümeti ve Başvekili­miz ile hükümetimiz arasında teessüsünü memnuniyetle müşahede etti­ğim dostluk ve kardeşlik münasebetlerinin süratle hayırlı inkişaflar kay­detmesini temenni ederim.

Haricî sivasetimizin daimî inkişaflarının hem mühim Kliklerinden biri, hem de delüi olmak üzere, bilvesile yukarıda zikrettiklerime ilâveten, dostlarımızla teati edilen ve her biri avrı bir kıvmet atzeden zivar etleri de .yüksek meclisinize hulasaten hatırlatmam faideli olur. zannederim.

Ben ve bilâhare Başvekilimiz büyük dost. ve müttefikimiz Birleşik Ame­rika'ya birer resmî ziyaret yaptık.

Kardeş Pakistan, evvelâ genel valinin, sonra Başvekilinin ziyaretleriyle iki defa memleketimizi şereflendirmiş bulunmaktadır.

Garp emniyet ve sisteminde ve Avrupa birliğinde kendisini bekliyen çok mühim ve şerefli mevkii almak üzere bulunmasını en büyük memnuni­yetle karşıladığımız Federal Almanyanm Şansölyesi Ekselans Konrad Adenauer ile. Başvekilimiz ve Hariciye Vekilimiz arasında resmî ziya­retler teati edilmiştir.

Dost ve müttefik Yugoslavya'nın "Reisicumhuru Mareşal Jozio Broz Tîto, memleketimize resmî bir ziyaret yapmış ve bu tarafımdan iade edilmiştir.

"Fedakâr kardeşlik bağlariyle baplı bulunduğumuz Libyanm Başvekili, Hariciye ve Maliye Vekiller: ve Ticaret ve Millî Müdafaa Vekilleri mem­leketimizi resmî ziyaretleriyle sereflendirmislerdir.

Görülüyor ki, memleketimiz bugün dünya siyaset cereyanlarının dışında -veya kenarında değil, bilâkis milletlerarası siyasî faaliyetlerin ve müda-

îaa tertiplerinin içinden en fasj unsurlardan biri olarak mevki almış bu-lunmatadır.

İçinde bulunduğumuz gayet kesif siyasî faaliyetler sadece dahil bulundu­ğumuz ve adalet ve hakkaniyet yolunda olduğuna inandığımız sulh cer>-"hesine mümkün olduğu kadar faideli olabilmek gayesine, müteveccihtir. Türkiye'nin maddî, manevî imkân ve iktidarın tam olarak sulhun ve in­sanlık ideallerinin korunması uğruna tahsis etmiş olmayı siyasetimizin ana prensipi olarak kabul etmiş bulunuyoruz.

•Çünkü, fikrimizce Türkiye'nin emniyeti, içinde bulunduğu sulh cephesi­nin umumî ve müşterek emnivetinin dışında mütalâa edilemez. Ve sulhun "bir bütün olduğu kanaati ne derece umumileşirse onun korunması o dere^ ve mümkün hale gelmiş olur.

Muhterem arkadaşlarım,

Bu görüşlerimiz bizi dış siyaset sahasında her gün gittikçe kesifleşen ve genişleyen gayret ve faaliyetlere sevketmektedir.

Doğruluğuna inandığımız haricî siyasetimizde yürümekte devam edeceği "Çok muhterem mebuslar,

Teşkilâtı Esasiye Kanununun bana verdiği vazifeyi huzurunuzda ifays ça­lıştım. Burada maruzatım nihayet bulmuştur.

Büyük ve asil milletimizi temsil eden yüksek meclisinizi hürmetle selâm­larım.

Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim 1954 tarihindeki toplantısı müzakereleri: 1 Ekim 1954

-— Ankara :

Büyük MÜlet Meclisinin onuncu devresinin birinci toplantısı bugün saat 15'de Reis Vekillerinden Kayseri Mebusu Fikri Apaydm'm reisliğinde açıl­mıştır.

Mebuslar salonda bu saatten evvel yerlerini almış bulunuyorlardı. Hükü­met sıralarında başda Başvekil Adnan Menderes olmak üzere bütün Ve­killer hazırdılar Hususî localar hıncahınç dolu idi. Riyaseti Cumhur lo­casında Reisicumhur Ce'âl Bayar'ın refikası Bavan Reşide Bayar ve Baş­vekil Adnan Menderes'in refikası Bsyan Berin Menderes bulunmaktaydı. Yabancı memleketlerin büyükelçileri, elcileri ve memleketimizde misaf-r bulunan Libya heyeti, maslahatgüzarlar, temyiz mahkemesi, şûrayı devlet ve divanı muhasebat reisi ve azaları, vekâletler müsteşarları ve umum mü­dürleri, ayrıca Erkânıharbiyei Umumiye birinci ve ikinci reisleri, mecli-•sin bu acılısını localarından takip etmekteydiler. Türk ve yabancı basın ve aians mensupları Ha kendilerine avrılan yerleri almışlardı. Bundan baş-Üka dinleyici locaları da tamamiyle dolmuştu.

Yoklamadan, sonra Reis, Reisicumhur Celâl Bayar'ın meclisi açış rîutku— nu söylemek üzere gelmekte bulunduğunu bildirdi. Reisicumhur Celâl Ba-yar, meclisin kapısı Önünde arabasından indiği vakit, başta bando bulu­nan bir askerî kıta tarafından selâmlandı. Bando İstiklâl Marsını çaldı. Bui. sırada meclisin önünü doldurmuş bulunan muazzam bir kalabalık, Reisi­cumhurumuzu şiddetle alkışladı. Reisicumhurumuz meclisin kapısında^ Meclis Reisi, Başvekil ve Vekiller tarafından karşılandıktan sonra, me­busların hararetli tezahürleri ve sürekli alkışları arasında salona girerek: riyaset kürsüsüne çıktı. Açış nutkunu söylemeğe başladı. Nutuk radyoları­mız tarafından yayınlanmaktaydı. Reisicumhurumuzun sık sık hararetli alkışlarla kesilen nutku bir saat yirmi dakika devam etti.

 

Reisicumhur Celâl Bayar meclis salonunu terkederken hararetli tezahürlerivle selâmlandı.

mebuslarımızırr

 

Bundan sonra ruzname gereğince riyaset divanı seçimlerine geçildi. Önce-reislik seçimi yapıldı ve İçel Mebusa Refik Koraltan 370 reyle Büyük Mil­let Meclisi Reisliğine seçildi. Alkışlar arasında Reislik makamına çıkan Re­fik Koraltan su kısa hitabede bulundu:

«Çok muhterem arkadaşlarım, I0*uncu devre Türkiye Büyük Millet Mec­lisinin birinci içtima yılı için simdi bir seçim yapıldı. Bu seçim sonunda yüksek meclisinizin riyasetine seçilmiş bulunuyorum. Böylece hakkimda izhar buyurulan sevgi ve itimadınızı hürmet, minnet ve. şükranla karşıla­rım. Hakikaten tevcih buyurulan hizmetin ve bu kürsünün çok mühim va­zifeleri olduğunu tamamen müdrik bulunuyorum. Büyük bir dikkat Ve* hassasiyetle bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle do ve bilhassa.-siz' muhterem arkadaşlarımın sevgi ve itimatlarına lâyık olmak için bütün dikkat ve hassasiyetimi kullanarak, 21e mümkünse yaparak, hattâ beser ta­katinin üstüne çıkarak çalışacağım. Bütün bu mesainin muvaffakiyete-ulaşmasının tek sebebi ve mesnedi, şimdi esirgemediğiniz sevgi ve müza­heretinizin devamlı olarak gösterilanes' ile mümkün olacaktır. Sizinle büyük' Türk milletinin en mesut günlerini hep beraber görmek temennisi ile 10 uncu devre B. M. M. ni teşkil eden, milletin hakikî mümessillerine ve millet iradesinin'teceiligâhı olan B. M. M.'ne Allahtan büyük başarılar di­leyerek vazifeme başlıyorum.

Bundan conra riyaset divanı seçimlerine devam olunarak Kayseri Mebusu Fikri Apaydın. Balıkesir Mebusu Esad Budakoğlu, Samsun Mebusu Tevfik" İleri Reisvekilliklerine, Bolu Mebusu İhsan Gülez, Kayseri Metftısu Ömer Mart, Çorum Mebusu Sedat Baran, İstanbul Mebusu Nazlı Tlabar, Kayse­ri Mebusu İbrahim Kirazoğlu, Antalya Mebusu Attilâ Konuk kâtipliklere, Balıkesir Mebusu Ahmet Kocabıyıkoğlu, İzmir Mebusu Mehmed Aldemir, Kütahya Mebusu İhsan Şerif Özgen idare âmirîiklerine seçildiler. Mütea­kiben tatil devresinde meclise gelmiş olan Riyaseticumhur tezkereleri okundu.

Büyük Millet Meclisi 10 kasım çarşamba günü toplanacaktır.

Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Majeste Paul

Yunan Kralı

Atina

Türk millî bayramı münasebetiyle majestelerinin kendi adlarına ve Yu­nan milleti namına göndermek lütfunda bulundukları mesajdan son dere­nce mütehassis oldum.

"Majestelerine, sahsım ve Türk milleti adına teşekkürlerimi sunarken, ma­jestenizin şahsî saadeti ve kahraman Yunan milletinin  refahı hususunda en samimi dileklerimi takdime müsaraat eylerim. Türk milleti, iki mem­leketin ve adaletli bir barış dâvasına bağlı diğer milletler camiasının müş­terek menfaatleri uğrunda, Yunan milleti ile daima daha sıkı münasebet­ler idamesine ve işbirliğine taraftar bulunmaktadır.

Celâl Bayar

3 Ekim 1954

— Ankara :

Cumhuriyetin 31. nci yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl "Bayar'a Federal Almanya Reisicumhuru Theodor Heuss'in çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:

Türkiye Reisicumhuru

Ekselans Celâl Bayar

Ankara    .

"Dost Türk milletinin millî bayramı münasebetiyle Alman milleti namına samimî tebriklerimi takdim eder ve bu fırsatla Başvekil Ekselans Adnan Menderes ile Hariciye Vekili Ekselans Prof. Fuad Köprülü'nün Federal Cumhuriyete ahiren ki mesut ziyaretlerinin iki devlet arasındaki ana-nevî dostluk münasebatm: daha ziyâde tarsin etmiş olmasından mütevel-lid memnuniyetimi izhar etmek isterim.

Federal Alman Reisicumhuru Theodor Heuss

Reisicumhurumuztın cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Theodor Heuss Cumhur reisi

Bonn

Türkiye'nin millî bavramı münasebetiyle ekselansınızın Alman milleti ve İçendi namlarına .sön^Vrmek lütfunda bulundukları telgraftan ziyadesiy­le mütehassis olarak Türk mületi ve sahsım adın? en hsraretl^ teşekkür­lerimi sunar ve bu vesile ile şahsî saadetiniz ve Alman milletinin daima daha iyi bir istikbale kavurması için en samimî temennilerimi arzede-Tİm.

Başvekil Adnan Menderes i!e Hariciye Vekili Fu?d Köprülü'nün, Türk umumî efkârı tarafından büyük alâka ile takip edilmiş olan, Fedeval Al-

manya'ya vaki ziyaretlerinin iki memleket arasındaki ananevi dostluk-münasebetlerini daha da inkişaf ettirmeğe hizmet etmiş olmasından do­layı bilhassa bahtiyarlık duymaktayım. Türk milleti, kendilerine göste­rilen hararetli kabulden derin bir memnunluk hissetmiştir. Şansölye Ade--nauer'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret esnasında da Türk milleti Alman dost­luğuna ve işbirliğine atfettiği büyük önemi izhar etmek fırsatını daha Ön­ce de bulmuş olmakla ayrıca bahtiyarlık duymaktadır.

Celâl Bayar

— Ankara :

Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl.. Bayar'a Yugoslavya Reisicumhuru Josip Broz Tito'nun çekitği tebrik ve': Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır :

Ekselans Celâl Bayar

Türkiye Reisicumhuru Ankara

Türkiyede Cumhuriyet ilânının 31 inci yıldönümü münasebetiyle zatı devletlerine ve müttefik Türk milletine, Yugoslav milleti ve kendi adıma-en samimî tebriklerimi azrederken Türkiye Cumhuriyetinin refah ve tealisi, zatı devletlerinin uzun ve mesud bir ömre mazhariyet ve dostluk-ve ittifak münasebetlerimizin gelişmesi hususundaki en iyi temennileri­mi de sunarım.

Bu vesile ile, barışçı zihniyeti milletlerimizin kalbinde derin kök salmış' bulunan üçlü ittifak muahedesinde ifade edilen tesanüdün milletlerarası, ehemmiyet ve kıymetini bir defa daha belirtmek benim için müstesna bir zevktir.

Josip Broz Tito Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:

Ekselans Josip Broz Tito Cumhurreisi

Belgrad Türk millî bayramı münasebetiyle zatı devletinizin şahısları ve Yugoslav milleti namına göndermek lütfunda bulundukları dostane mesajdan çok-mütehassis oldum.

Türk milleti namına ve kendi adıma ekselansınıza hararetle teşekkür eder­ken bu güzel fırsattan büyük bir zevkle faydalanarak, sıhhatiniz ve şah­sî saadetinizle dost ve müttefik Yugoslavyanın daima daha büyük bir hu­zur ve refaha kavuşması hususunda beslemekte olduğum en iyi dilekleri­mi de sunarım.

Bu münasebetle, iki memleketin yüksek menfaatlerine ve bütün barışse­ver milletlerin menafiine hadim ve Yugoslav - Türk    işbirliğine .matufi

dostluk ve ittifakın gelişmesine Türkiye'nin atfettiği ehemmiyeti teyid etmekliğime müsaadenizi rica ederiır. Ayrıca, Türk milletinin, bir refah ve barış vasıtası olarak kabul ettiği Bled muahedesine beslemekte oldu­ğu imanı da belirtmekle bahtiyarım.

Celâl Bayar

Prof. Fuad Köprülü'niin muhtar seçimleri hakkındaki beyanatı: 8 Kasım 1954

— Ankara :

D. P. Genel Başkan Vekili Hariciye Vekili Prof Fuad Köprülü, bugün sa­at 19.30 da D. P. Genel Merkezinde bir basın toplantısı tertip etmiş ve şu beyanatta bulunmuştur :

«Dün, memleketin her tarafında, şehirlerde kasabalarda, köylerde yapı­lan muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinin neticeleri, peyderpey' öğrenil­meğe başlamıştır. Bu münasebetle, hem bu seçimlerde büyük milletimi­zin partimize karşı gösterdiği muhabbet ve itimat karşısında duyduğu­muz minnet ve şükran hislerimizi arz etmek, hem de muhalefet namına ileri sürülen bir takım tezvir ve iftiraların mahiyetini umumî efkârımıza anlatmak için teşriflerinizi rica etmiş bulunuyorum.

Büyük bir memnunlukla ifade edebilirim ıki, milyonlarca vatandaşın iş­tirak ettiği bu seçimler, her tarafta tam bir huzur ve sükûn içinde geçmiş, kanunun sağladığı umumî emniyet havası içinde her vatandaş reyini tam bir serbesti ile kullanmıştır. Alâkalı makamların kanun hükümleri dai­resinde derhal el koydukları pek nadir bazı haller ve şikâyetler müstes­na olmak üzere, bu kadar sükûn ve intizam içinde cereyan eden seçim­lere, demokrat memleketlerde nadir tesadüf olunur.

Ankara'da intişar .eden bir muhalefet gazetesinin bu sabah muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi hakkında verdiği malûmat ve yürüttüğü mütalâa­lar karşımızdakiler in nasıl bir dalalet içinde bulunduklarını ve kötü ni­yetlerini göstermek bakımından çok manalıdır. En büyük harflerle yaz­dığı «Demokrat Parti dünkü seçimlerde yüz kızartıcı baskılara baş vur­du» başlığı ile sahifesini baştan başa dolduran bu gazete,, bununla «Tür-kiyfcde serbest seçim olmadığını» iddia gibi en meş'un ve caniyane bir if­tirada bulunmaktan çekinmiyor. Yüz kızartıcı baskıları 1946 daki beledi­ye, Millet Meclisi, muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde en zalimane ve en yüzsüzce tatbik edenleri adalet karşısında iddialarını isbata davet ediyoruz: İstanbul il başkanlarının, İstanbul'daki üç beş sandıkta vuku­undan bahsettiği bazı yolsuzlukla!, tamamiyle doğru olsa bile, alâkalı makamlar bunlara el koymuş bulunuyor. Böyle çok mahdut münferit hâ­diselere dayanarak, Demokrat Partinin daha doğrusu Demokrat İktida­rın bütün memleket sathına baskılar yaptığını iddia etmek, tezvir ve if­tiradan başka bir şey değildir, 1946 dan 1950 ye kadar Türk milletinin her türlü izdiraplara, tazyik, ve tehditlere karşı koyarak kendilerinden zorla aldığı seçim hürriyet ve emniyeti, bugün Cumhuriyet kanunlarının ve Türk milletinin kat'î teminatı altındadır. Bunun aksini iddia etmek

suretiyle, vatan ve millete karşı en büyük cürmü işlemekten çekinme­yenler, bu iddialarını bütün millet muvacehesinde adalet makamları nez-dinde isbat etmek mecburiyetindedirler. Türk demokrasisini tezvir ve if­tiralarla ve yıkıcı cereyanlara has usullerle yıkmaya teşebbüs edenler, "bu hakikati artık idrak etmelidirler."

Devlet Vekili Osman Kapani'nin radyo muhabiri ile yaptığı mülakat: 12 Kasım 1954

— Ankara :

Ankara Radyosu bu aksam saat 21.15 te Devlet Vekili Osman Kapani ile radyo muhabirinin yapmış olduğu bir röportajı yayınlamıştır.

Devlet Vekili Osman Kapani, Vekâletini ilgilendiren muhtelif sualler: cevaplandırmıştır. Devlet Vekilinin vermiş olduğu cevapların hülâsası şudur:

Devlet Vekili çiftçiyi topraklandırma kanunu gereğince yapılmakta olan toprak tevziatı hakkında şu izahatı vermiştir :

«Çiftçiyi topraklandırma kanununun yürürlüğe girdiği günden bugüne kadar muhtaç çiftçilerimize dağıtılan toprak yekûnu 8.650.525 dönümü bulmuştur. Bu topraklardan 751.477 dönümü 1950 mavısmdan evvel, 7.899.048 dönümü de 1950 den sonra damıtılmış bulunmaktadır. Yukarda da söylediğim gibi 8.650.525 dönümlük toprak dağıtımından 175.993 aile faydalanmış bulunmaktadır. Bugün 'toprak dağıtımından istifade ed?en köyler sayısı ise 2.207 ye varmaktadır.

1950 den evvel köv orta malı olarak mer'a tahsisi yapılmamakta îdi. 5618 savılı kanunla çiftçiyi topraklandırma mevzuumuza alınan selâhivete müsteniden 1950 den sonra orta md1- olarak mer'a tahsisi faalivetî arttı­rılmış ve bugüne kadar köy manevî şahsiyetleri achns 5.206.373 dönüm mer'a tahsis olunmuştur.»

Devlet Vekili Osman Kapani daha sonra borçlandırma bedeli ve toprak tevzi komisyonları hakkında şunları söylemiştir : .

«Toprak sahibi edilen muhtaç çiftçilerimizin borçlandırıldı ki arı bedel ve-kûnu cifteivi topraklandırma kanununun tatbikatından itibaren bugüne kad^r 57.532.940 lirayı bulmaktadır. Ciftci bu borcunu müstahsil hale gel­mesine ve kalkınmasına fırsat vermek üzere borçlanma tarihinden itiba­ren 6 sene sonra ocak avından itibaren ödemeğe mecbur tutulmakta ve toprak borcunu 20 s^nedp 20 eşit taksitle ödemektedir. Bu borç için faiz hesap olunma maktadır. Ciftcivi topraklandırma kanununun fiilen 19*7 senesinden itibaren tatbikinden bu tarafa 6 sene geçmiş olduğu için :11< borçlandırma taksitlerinin Ziraat Bankasınca tahsilatı başlamıştır. Bu tahsilat kanım hükümlerince bankada açılmış olan hususî fon hesabın" yatırılmaktadır.

Toprak dağıtımı ile meşgul olan komisyonlarımızın savısı 76 v-ı bulmak­tadır. Toprak dağıtımının en fazla tekasüf ettiği iller sırası ile Konyada

7, Ankara'da 4, Urfada 4, Niğdede 3, Yozgatta 3, Edirnede 3, Tekirdağda 3, Kayseride 3, Nevşehirde 3. Diyarbakırda 2, Kırklarelînde 2, Seyhanda 2, Mardinde 2, Erzincanda 2, Maraşta 2, Muşta 2, Bitliste 2, Tuncelinde 2, Eskişehir, İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, Malatya. Manisa, İstanbul, Ha­tay, Bursa, Samsun, Çanakkale, Çankırı, İçel, Afyon, Tokat Erzurum, Kars, Van, Siird, Ağrı, Eelâzığ ve Bingöl vilâyetlerinde birer komisyon faaliyette bulunmaktadır.»

Müteakiben göçmenler mevzuunda scrulan çeşitli sualleri de Devlet Ve­kili şöyle cevaplandırmıştır : .

«1950 edn sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak üzere 156.200, Tür­kistan göçmenlerinden iskânlı olarak 1870, Suriyede Dayırbucak Türkle­rinden de iskânlı olarak 338 kişi yurdumuza iltica ve kabul edilmiş bulun­maktadır.

«1950 den sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak üzere İ56.200, Tür­en mütekâsif olarak iskân edildikleri bölgeler sırasiyle Trakya ve Mar­mara havzası ve bu arada Kırklareli, Tekirdağ, Edim?. İstanbul, Bursa,. Balıkesir, Çanakkale ve Kocaeli illeri, ondan sonra Orta - Anadolu ve bu arada bilhassa, Eskişehir, Bilecik, Ankara, Konya, Yozgat, Kırşehir, Kay­seri, Sivas, 'Niğde, Afyon, Kütahya illeri, Batı ve Güney bölgelerinde Ma­nisa, İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Antalya; İsparta, Burdur, Seyhan, İçel, Hatay, Maras illeri ve bunu takiben müteferrik ve münferit Erzin­can, Malatya, Samsun gibi iller olmak üzere 40 vilâyeti ihtiva etmekte­dir.

Memleketimize ilk geldikleri zaman yerli vatandaşlarımızın şefkat ku­caklarını kendilerine açtıkları göçmen kardeşlerimiz muvakkat bir iskân devresinden sonra parti parti inşa olunan göçmen evlerine yerleştirilmiş­lerdir. Çiftçi göçmenlerimiz için köylerde çiftçi, kasaba ve şehirlerimizde sanatkâr göçmenler için sanatkâr tipi göçmen evleri İnşa olunmaktadır.

Tatbikatta görülen aksaklıklar dolayısiyle halen göçmen evleri inşaatı müteahhitlere verilmeyip Toprak ve İskân İşleri Umum Müdürlüğü Tek­nik İşler Dairesinin nezaret ve idaresi altında emanet yolu ile ve müsta­kil .inşaat ekipleri vasıtasiyle doğrudan doğruya tarafınızdan yapılmakta ve daha çok iyi neticeler alınmaktadır.

Ayrıca göçmen kardeşlerimizden çiftçi olarak iskân edilenlere toprak komisyonlarımızca ve mahallî iskân komisyonlarınca 946 danberi dağıtı­lan toprak yekûnu 1.179.257 dönümü bulmaktadır. Bu rskam daha evvel zikrettiğim umumî dağıtım yekûnuna dahil bulunmaktadır.

1950 yılmdanberi bugüne kadar inşa edilmiş ve halen edilmekte olan göç­men evlerinin yekûnunu inşaat mevsiminin sona ermek üzere bulundu­ğu şu günlerde kesin olarak tefrik etmek mümkün değilse de yapılan ve inşaatı tamamlanmak üzere olan göçmen evleri yekûnunun 32.000 e ulaş­tığını sÖyliyebüirim.

Bugüne kadar Türkiye'ye iltica eden göçmen kardeşlerimizin iskânlarım tamamlamak için daha 3000 kadar ev inşası gerekmektedir. Önümüzdeki sene bu yekûnun yarısından fazlasını ikmal edeceğimizi umuyorum. Ni­tekim Ankara'da 350 evlik göçmen mahallesinin temelini atmış bulunu­yoruz.

1950 den sonra yurdumuza kabul olunan göçmen kardeşlerimizin büyük çoğunluğunu çiftçiler teşkil etmektedir. Bunların sanatkâr ve bu arada dokumacı, demirci, tesviyeci, doğramacı ve marangoz, saraç, elektrikçi, berber gibi vatandaşlar takibetmekte, bir kısım göçmenlerimiz de ticare­te atılmış bulunmaktadırlar. Hatta içlerinde milyonluk sınaî ve ticarî, te­sisler vücuda getirenler de vardır. Ayrıca lise tahsili yapmış veya yük­sek tahsilini ikmal etmiş bir kısım göçmenlerimiz de devlet teşkilâtında vazife almis bulunmaktadırlar.»

Reisicumhurumuzla Federal Almanya Reisicumhuru aıasında teati olu­nan mesajlar:

— Ankara :

Almanya'nın hükümranlık haklarının tanınması ve Nato'ya iltihakı hu­susunda 23 ekimde Paris'te varılan anlaşmalar münasebetiyle Reisicum­hurumuz Celâl Bayar'm Almanya Reisicumhuru Ekselans Theodor Heu-se'e göndermiş olduğu tebrik mesai ı ile müşarünileyh tarafmadn cevaben gönderilen mesai metinleri aşağıdadır :    .

Ekselans Theodor Heuss

Federal Almanya Reisicumhuru Bonn

Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının tanınmasına ve dost memleketin Nato'ya iltihakına müteallik tarihî vesikaların imza­lanması münasebetiyle zatı devletlerine en hararetli tebriklerimi takdim etmekle şeref duyarım.

Bu iltihakın hür memleketler cephesinin tarsinine çok müessir surette yardım eyleyeceğinden ve müşterek sulh ve hürriyet ideallerimizin ta­hakkuku maksadiyle bu ittifak çerçevesi içinde iki memleketin sıkı şekil­de teşriki mesai etmelerine imkân vereceğinden emin bulunmaktayım.

                ClâKBayar

Federal Almanya Reisicumhurunun cevabî mesajı:

Ekselans Celâl Bayar

Türkiye Reisicumhuru Ankara

Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının tanınmasına ve Federal Cumhuriyetin Kuzey - Atnlatik antlaşması teşkilâtına iltiha­ka davet edilmesine müteallik protokollerin imzalanması münasebetiyle göndermek lütfunda bulunduğunuz tebriki aldığımı, zat: devletlerine en samimî teşekkürlerimle teyid etmekten şeref duymaktayım.

Hür milletler camiasının bu suretle daha ziyade tarsin edileceği ve iki dost milletin, müşterek ideallerine sulh ve hürriyet hizmetinde daha sıkı

 

surette teşriki mesaide bulunacakları hususunda zatı devletleriyle tama­men mutabık bulunmaktayım.

Theodor Hauss

Başvekilimizle Amerika Hariciye Vekili arasında teati olunan mesajlar: 13 Kasım 1954

—           Ankara :

Paris anlaşmaları münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderes'in Ame­rika Birleşik Devletleri Hariciye Vekili Mr. Dulles'a göndermiş olduğu tebrik mesajı ile M. Dulles tarafından cevaben gönderilen mesaj metin­leri aşağıdadır :

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviyesine hadim olacağından emin bulunduğumuz kararların imzalantüssı münasebetiyle bu tarihî netice­nin istihsalinde büyük hissesi bulunan Amerika Birleşik Devletleri hü­kümetine zâtı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtırm arzeder ve derin hürmetlerimin kabulünü rica eylerim.»

Adnan Menderes

«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler camiasına katılmasını temin eden anlaşmaların imzalanması dolayısiyle tebrik mesajınızdan çok mütehassis oldum. Bu anlaşmaların mezkûr camianın kuvvetlenme­sine büyük 'mikyasta yardımı olacağına kaniim.

Derin hürmetlerimin kabulünü rica ederim ekselans.»

John Foster Dulles

Büyük Millet Meclisinin 15 kasım 11)54 tarihindeki toplantısı: 15 Kasım 1954

—           Ankara :

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reisvekülerinden Esad Budakoğ-lu'nun reisliğinde'toplanmış ve şifahî suallerin müzakeresine geçilmiştir.

Mesken ve iş yerleri kiraları ve- devlet dairelerinin ve iktisadî devlet te­
şekkülleri ile müesseselerinin bir yerde toplanması hakkında Adliye, İk­
tisat ve Ticaret ye Maliye Vekillerinden sorulan suali cevaplandıran Ad­
liye, Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekilleri, kiracılarla mal sahipleri ara­
sındaki münasebetleri tanzim edici tetkiklerin devam eylemekte oldu­
ğunu bildirmişler ve bir taraftan gayri menkul sahiplerinin tasarruf hak­
larına halel vermiyecek, diğer taraftan da kiracı vatandaşların mağdu­
riyete düşmesini Önliyecek geniş bir etüdün pek yakında Meclise getiri­
leceğini belirtmişlerdir.       .      . '

Malatya ve kazalarında arazinin umaklardan sulanması hususunda  ya-

pılan tetkikata ve bunun neticesine dair Nafia Vekilinden sorulan şifahi suale cevap veren Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu bu husustaki çalışma­ların ilerlediğini bildirerek, mevzuur? Fırat nehrinin arnenaimanı ile alâ­kalı olduğunu ve amenaiman plânının tanziminden sonra bu havalideki sulama işlerinin ele alınacağını söylemiştir.

Bundan sonra, Bursa mebusu ve Demokrat Parti Meclis Grubu Reisi Hu­lusi Köymen'in 7 kasım 1954 günü yapılan muhtar seçimlerine dair Ad­liye ve Dahiliye Vekillerinden şifahî sualinin müzakeresine başlanılmış­tır.

Bu mevzuda ilk cevabı veren Adliye Vekili Osman Şevki Çiçekdağ şun­ları söylemiştir :

— 7.11.1954 pazar günü bütün yurtta yapılan şehir ve kasabalardaki
mahalle ihtiyar heyeti ile köylerdeki muhtar ve ihtiyar meclisi seçimle­
rinde kurulan seçim sandıklarının sayısı 43156 ya baliğ olmuştur.

— Bu seçim sandıklarının cüz'i bir kısmının bulunduğu sahalar dahi­
linde bazı vatandaşlar .arasında mahiyetleri itibariyle  tamamen mevzii
ve şahsî olmak üzere kavgalar, müessir fiiller, karşılık] ı hakaret ve teh­
ditler, birkaç yerde tasnif isine müdahale ve oy pusulalarının yırtılması
ve  seçim  kanununa muhalif  olarak  propaganda yapılması gibi miktarı
altmışı aşmıyan münferid bazı hâdiseler tekevvün etmiş ise de, arzetti-
ğim muazzam sandık sayısı yekûnuna nisbetle bu miktarın ne kadar az
ve tabii olduğu meydandadır.

Kaldı ki, münferid olarak su veya bu sandık sahasında tekevvün eden bu vakaların faillerinin de seçime iştirak eden partilerden ve bağımsız vatandaşlardan olduğu da tesbit edilmiş bulunmaktadır.

Hemen şu noktaya da işaret ve arkadaşımı katiyetle temin edeyim ki, bu hâdiselerin hiçbirisi, ne seçim emnijet ve hürriyetine ve ne de kapalı oy ■verme yerlerindeki gizliliğe ve sandık alanında bütün vatandaşların gö­zü önündeki alenî tasnife ve onun neticelerine en ufak bir tesir ika et­miş değildir.

Zira seçimd-en evvel hükümetçe alınmış olan tedbirler ve kanunlarımı­zın tatbikinde gösterilen hassasiyet ve itina dolayısiyle işbu münfeTİd, şahsî ve mevzii vakalar da derhal zamanında bertaraf edilmiş ve böyle­ce seçim emniyet ve teminatı her türlü tesirden masun bulundurulmuş­tur.

3.             — Bundan başka seçim günü gerek vatandaşlarımız ve gerek geçime
iştirak eden siyasî partiler tarafından seçim kurullarına veya diğer mer­
cilere yapılmış olan şikâyet ve ihbarların sayısı ise yüzü geçememekte­
dir. Bu şikâyet ve ihbarların da büyük bir kısmı derhal ve doğrudan doğ­
ruya kanunen vazifeli ve selâhiyetli merci tarafından yapılan tetkikat
ve tahkikat sonunda enticelendirilmiştir. Diğer cüz'i kısmı ise halen tet­
kik ve tahkik safhasında bulunmaktadır.

Muhterem .arkadaşlarım,

Bu vesile ile şu ciheti de -maruzatıma ilâve etmek isterim:

Yüksek malûmunuz olduğu üzere suç ve suçluluk içtimaî bir hâdisedir.

Yalnız cemiyetimizde değil, her medenî toplulukta da, sluımıg olan ted­birlere ve kanunî müeyyidelere rağmen suç işlenmektedir. Bu itibarla se­çim günü günlük içtimaî hâdiselerin tekerrürü mahiyetinde olan, biza­tihi seçim ve seçim emniyeti ile asla alâka ve irtibatı bulunrnıyan bazı suçların tezahür ve tekevvününün mücerred seçim gününe tesadüfü do-layısiyle bunları seçim emniyetini ihlâl edici mahiyette telâkki etmenin isabetsizliği aşikârdır. Tarzı vukua itibariyle .tamamen şahsî, ailevî ve hukukî illet ve sebeplere dayanan bu mahallî ve münferid vakaların am­menin gözönünde cereyan eden bu seçimlerde bütün memlekete şamil bir manada yüz kızartıcı bir baskı olarak gösterilmesini hak ye adalet adına şiddetle reddederim.

Ve yine şu hukukî hakikati arzedeceğim: Seçim günü, seçim ve seçim emniyeti ile alâkalı, ölümle neticelenen tek vak'a tesbit edilmemiştir. Bu demek değildir ki, o ,gün memlekette adam Öldürme vak'ası olmamıştır. Hayır olmuştur. Fakat tesbit ettiğimiz birkaç öldürme vak'ası seçimden tamamen ayrı diğer hukukî sebep ve âmillere dayanmaktadır.

Binaenaleyh; millî iradenin tecelli vasıtası olan ve doiayısiyle demokra­tik rejimin esasını teşkil eden bu seçimler bütün vatan sathında kanun­larımızın sağladığı adlî murakabe ve teminat altında mutlak emniyet ve huzur içinde cereyan etmiş ve milyonlarca vatandaş milletimize has olan büyük bir olgunluk ve vekar ile, üstün bir şevk ve heyecan ile sandık başlarına koşmuş ve reylerini 1950 tarihinden bu yana cereyan eden bü­tün seçimlerde olduğu gibi her türlü tesir ve müdahaleden âri olarak mut­lak bir serbesti içinde kullanmışlardır.

Hal ve vaziyetin bu merkezde olmasına rağmen bu seçimin yüz kızartıcı baskılar altında cereyan ettiği yolundaki neşriyatın yersiz, isabetsiz ve tamamen hakikatten âri mahiyetini büyük Türk milletinin ve onun ha­kikî iradesinin mümesilleri olan büyük Meclisin takdirine arzediyorum.»

Adliye Vekilinden sonra kürsüye gelen Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik de kendi vekâletine ait kısımları şöyle cevaplandırmıştır:

«8 Kasım tarihli Halkçı gazetesinde, evvelden ve maksatlı bir şekilde ha­zırlanmış olduğu cümlenin malûmu olduğu icap eden ve kanunların mut­lak teminatı altında cereyan ettiği iyi niyetli bütün vatandaşlar tarafın­dan kabul edilmiş bulunan seçimlerin neticeleri hususunda vatandaşları­mızın vicdanında bir takım tereddütler yaratmak gayretinin mahsulü bulunan bu neşriyat hakkında, 8 kasım günü Anadolu Ajansı vasıtasiyle bir açıklama yapmış bulunmaktayız-

Bu seçime takaddüm eden günlerde, bütün memlekette yer, yer üstü ka-pah ve açık çeşitli tahriklerin yapılmış olduğu cümlenin malûmudur. Bu hava içinde cereyan etmiş ve çok geniş bir vatandaş kitlesini alâkadar etmiş bulunan seçimlerde, bir kısmı sadece o gün vaki hâdiseler olarak vukuat bültenlerimize intikal etmiş ve bu 58 muhtelif vak'adan mühim bir kısmının da seçimle alâkalı olmadığı tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bu vakaların sayısında da geçmiş yıllardaki emsaliyle kıya