KASIM 1954
1 Kasım
1954
— Ankara:
Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Büro sundan
bildirilmiştir:
Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya Erkânı Harbiyei
Umumiye Reislerinin "kararı üzerine, hükümetlerin tasvibiyle Ankara Paktı
ve Bled Anlaşmasına istinaden çalışmalarına devam ettirmek maksadıyle üc
devletin askerî mümessilleri 4 kasımda Atina'da toplanacaktır.
—Ankara:
Afganistan Kralı Majeste Mohammed Zahir Şah'm
doğumlarının yıldönümü münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Majeste
Kral arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.
—Ankara:
Başvekil Adnan Menderes, Cumhuriyetin 31 inci
yıldönümü münasebetiyle, [hükümetlinizin davetlisi olarak Ankala'da bulunan
Libya Hükümeti Millî Müdafaa Vekili ekselans Halim Gullal sonra, Münih ve
Parise uğrayacak ve oradan Amerika'ya dönsçeklerdir.
Heyet üyeleri İstanbulda" bulundukları müddet
zarfında Vali ve Belediye Reis V.ekili Dr. Fahrettin Kerim Gökay ile de, kendi
mevzuları üzerinde görüşmelerde bulunmuşlardır.
Heyet başkanı, Yeşilköy hava meydarımda kendilerini
tsşyie gelen Ticaret Odası İdare Heysti. Reisi Sait İbrahim Esi'ye, İstanbulda
gördükleri yakın alâkadan dolayı memnuniyetlerini ifade etmiş va demiştir ki:
Şehrinizde gördüğümüz misafirperverlik bizi
mütehassis etmiştir. Bu alâkayı şimdiye kadar ziyaret ettiğimiz ratmeketlerin
hiç birinde görmedik.
Türkiyeyi yakinen gördükten sonra bu memlekete
yapılacak sermaye yatırımlarının yerinde bir is olacağına bir kere daha
kanaat getirmiş bulunuyoruz.
Bu genç millet, tıpkı Amerikan milletine
'benzemektedir ve onun gibi ilerlemeye müstaittir. Türkiye, Avrupadaki
müttefiklerimiz, silâh arkadaşlarımız arasında en fazla güvîndiğimiz bir
devlettir.
Amerikada Türkiyeye büyük bir sevgi beslendiğini
ifade eden heyet başka, Amerikaya döndükleri zaman Türkiye hakkında her
fırsatta uzun uzun konuşacaklarını belirterek, konuşmasını bitirmiştir.
— Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle
hükümetimizin davetlisi olarak 28 ekimden beri Ankarada bulunan Libya Müdafaa
Vekili Ekselans Halim Gullal ile refakatindeki Libya Heyeti, bu akşamki
ekspresle İstanbula hareket etmiştir.Misafirler Garda, Millî Müdafaa Vekili
Ethem Menderes, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel,
Erkânı Harbiyei Umumiye ikinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdel -bun, Generaller,
Garnizon ve Merkez Kumandanları, Millî Müdafaa Vekâleti Protokol Şubesi Müdürü,
Temsil Bürosu Mümessili, Hariciye Vekâleti Protokol Umum Müdürü ve Libya Sefar
mensuplan tarafından uğurlanmışlardır.
Başvekâlet Hususî Kalem Müdürü Muzaffer Ersü,
Başvekil Adnan Menderes,ıdma Libya Millî Müdafaa Vekiline iyi yolculuklar
temennisinde bulunmuştur. Ayın trenle Lioya Sefiir Ali Esat cibri de İstanbul'a
gitmiştir.
2 Kasım
1954
— Ankara:
Adliye Vekâletinden tebliğ edilmiştir:
7/11/1954 tarihinde yapılan şehir ve kasabalardaki
İhtiyar Heyeti ve köy -krdeki Muhtar ve İhtiyar Meclisi seçimleri neticeleri
kat'î olarak belli ol— muş ve seçim kurulları başkanlıklarından gelen malûmat
ta tasnif edilmiş" bulunmaktadır.
a) (Bütün şehir ve kasabalardaki İhtiyar Heyeti
seçiminde:
— Seçmen adedi 3.549.722
— Reyini kullanan seçmen adedi 1.231.1885
— İştirak nisbeti % 34,68
— Seçimi yapılan mahalle ihtiyar heyeti adedi 4.52SP5
— Muhtelif partilere mensup şahıslarla
bağımsızların kazandıkları-mahalle ihtiyar heyeti adetleri :
D. Parti 3.410S
C. Halk Partisi 775
C. Millet Partisi 11
K. Partisi 1
Bağımsızlar 126 Karışıklar 200 Yekûn 4.523
— Muhtelif partilere mensup şahıslarla bağımsızların
kazanma nisbetleri:
D. Parti % 75,39
C. Halk Partisi % 17,13-
C. Millet Partisi % 00,49'
— Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle
Afganistan, Federal Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Belçika,
Brezilya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Fin -lândiya, Fransa,
Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre,
İtalya, Irak, Japon, Libya, Lübnan, Macaristan, Meksika, Mısır, Norveç,
Pakistan, Polonya, Porte-tekiz, Romanya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği, Suriye, Suudi Arabistan, Şili, Yugoslavya, Yunanizstan, Devlet
Reisleri ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati
olunmuştur.
— Ankara:
Demokrat Parti Meclis Grubu Reisli -ğinden tebliğ
edilmiştir:
Demokrat Parti Meclis Grubu Umumî Heyeti, bugün saat
10 da Reis Vekili Muzaffer Kurbanoğlu'nun reisliğinde toplanarak, noksan kalan
idare heyeti âzalıkları seçimine devam .etmiş ve neticede:
Rize Mebusu Osman Kavrakoğlu, Aydın Mebusu Cevat
Ülkü, Çoruh Mebusu Yaşar Gümüşe! ve Denizli Mebusu Baha Akşic seçilmişlerdir.
— Ankara:
İş Bankasının 30 uncu yıldönümü münasebetiyle Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağlı olarak kurulan Bankacılık Enstitüsü
Yönetim Kurulu» bugün saat 16 da Fakültenin Profesörler Salonunda ilk
toplantısını yapmıştır. Toplantıda Bankanın İdare Meclisi Reisi Dr. Tevfik
Rüştü Araş, Umum Müdür Üzeyir Avunduk, Umum Müdür Muavini Ahmet Dallı, Hukuk
Fakültesi Dekanı Prof. Hikmet Belfoez, Prof. Süheyl Derbil, Prof. Faruk Erem
ve Doçt. Avni Zarakoğiu hazır bulunmuşlardır.
— İzmir:
Bayrağımıza saygısızlık gösteren 4 Amerikan hava
gediklisi hakkında, bunların bağlı bulunduğu Altıncı Müteffik Taktik Hava
Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Robert E. L. Eaton, aşağıdaki beyantta bulunmuştur:
Türk bayrağına saygısızlıkla itham edilen dört hava
gediklisinin cuma günü sebebiyet verdikleri hâdise teessüfe şayandır.
Türkiye ve memleketimiz cok sıkı dost ve
müttefiktirler Her iki memleket de Nato mensubudurlar. Burada bulunduğumuz
müddetçe necip Türk mille -tinin misafiriyiz. Kendimizi evimizde hissediyoruz.
İcafoettiği anda Türk milleti İçin canlarımızı vermeğe hazırız.
Matbuatın ve halkın bu müessif hâdisede gösterdiği
hassasiyete personelimiz de aynen iştirak etmektedir. Personelimizin,
başkalarının âdetlerine, geleneklerine ve hislerine en derin saygıları vardır.
Bu gibi hususlara karşı dikkatsizce bir hareket veya itaatsizlik, şiddetle
cezalandırılır. Türk milletini katiyetle temin etmek isterim ki., geçen cuma
günkü hâdise, tarafımız -dan çok yakından takip edilmektedir.. Gayelerimizi
sağlamak ve idame et -tirmek maksadiyle kuvvetlerimizi birleştirdiğimiz şu
anda, dostluğumuza-ve ^karşılıklı saygımıza halel verecek herhangi bir şeye
müsaade etmemeliyiz.»
— Ankara:
Dünyanın ilk hastabakıcı hemşirasi-olan.v-a- deruhte
ettiği bu feragatli hizmeti Kırım harbi sırasında İstanbulda hastahane haline
getirilen Selimiye kışlasında ifa eden Florance Nightan-gale'in 4 kasım 1854
tarihinde memleketimize gelişinin 100 üncü yıldönümü münasebetiyle Türkiye
Kızılay Cemiyeti üç puldan mürekkep ve bir lira kıymetinde 25000 serilik bir
hâtıra pulu hazırlantmiş bulunmaktadır.
Bu pullar 4 kasım 1954 tarihin de piyasaya
çıkarılacak ve bir ay müddetle satışa arzedilecektir.
— İstanbul:
Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yusuf Ziya Öiıiş,
bugün saat 16 da bir basın toplantısı yaparak, Denizcilik Bankasının
Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki:
«Bir Amerikan grubundan mubayaasına teşebbüs .ettiğimiz
on bir yük gemisine ait mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.
Satm aldığımız bu gemilerden 5 i hazırdır ve kısa
zamanda tesellüm edilerek memleketimize getirilecektir.
Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10
320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç
yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.
Bu gemilerin ilk dördü kasım ve aralık aylarında
sonuncusu ise 955 şubatında teslim edilecektir.
Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada
«Uraga-> tersanelerinde inşa edilecektir.
Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga»
tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:
Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve dedveyt
3500 tonluk iki.gemi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 tonluk türtoinli üç gemi
ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tanker.
Japonyada inşa edilecek gemilerden ilki 11 ay sonra
teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha
konacak ve bu suretle son gemi 18 ay sonra tesellüm edilmiş olacaktır.
1961 yılma kadar sürecek olan tediyeler %5 faize
tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm
edecek 37 kişilik ekip,.' bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya hareket edecektir.
Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının
muhtelif suallerini ce -vsplandırmiş ve toplantıya son vermistir.
— Ankara:
Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah
saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonunda yapılan bir
törenle açılmıştır.
Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar,
Başvekâlet Müsteşarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye
Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler
Dekanları, Profesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğretim üyeleri ve
öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlardır.
— Ankaıa:
Doğumlarının yıldönümü münasebetiyle İran Şehinsahi
Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve
teşekkür telgrafları teati edilmiştir.
— Ankara:
22 ekimde Pariste toplanan Nato Hariciye Nazırları
toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma
münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston
Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından
cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:
«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler
camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim
olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebetiyle bu tarihî
neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükümetine zatı
devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin
kabulünü rica eylerim. Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:
«Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajınızdan dolayı
teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir
âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine itimat
etmektetim. Winston Churchill
Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle
Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği
tebrik v.e Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:
Ekselans Celâl Bayar
Reisicumhur
Ankara
«Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıldönümü
münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsımın, Pakistan
hükümetinin ve milletinin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî
temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir hayat, Türk
milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.
Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür
telgrafı:
Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi Karaşi
Millî bayramımız münasebetiyle, ekselansınızın kendi
adına,ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda bulunduğu
mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin ve şahsımın en hararetli ve
kardeşçe teşekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir memnunlukla istifade
ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm saadet ve refahı için
en samimî temnnilerimizi tekrarlarız.
—
Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle.
Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve
Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:
Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve
Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli
Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıtaların önemini müdrik
olarak, Türkiyenin saadet ve refahı hususunda en halisane dileklerimi takdim
etmektle bahtiyarım.
Paul
4 Kasım
1954
— Ankara:
Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan
şehirlerimiz ile bunların hinterlantlarının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu
merkezler arasındaki irtibatı temin etmek maksadiyle bir müddettenberi devam
eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 mo törlü
vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.
— Ankara:
Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief
Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül
Muhtar.» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Enstitüsünce
hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafından bastırılan
14.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı Middle And Near East adlı Ortadoğu
memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmaması icra Vekilleri
Heyetince kararlaştırılmıştır.
— Ankara:
İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler,
Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimizi ziyaret
etmekte olan tanınmış mu harrir Moorehead şerefine bu akşam saat 18.30 da bir
kokteyl parti verilmiştir.
Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol.
Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri gelenleri, İngiltere
Büyükelçisi Sir James Bowker, kordip Jomatik mensuplariyle yerli ve yabancı
basın mensupları hazır bulunmuşlardır.
5 Kasım
1954
— Ankara:
Amerika Birleşik Devletleri taktik hava kuvvetleri
Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hususî tayyaresiyle
bugün saat 16 da An-karaya gelmiş ve Esenboğa hava alanında askerî merasimle
'karşılanmıştır.
Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umumiye İkinci Reisi
Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumandanı Fevzi Uçaner, Hava
Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan
Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu
mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.
— İstanbul:
Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi
bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütüncüler Derneği, Bursa
Tütüncüler Derneği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği
delegelerinin iştirakiyle yapılmıştır.
Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda
ilk olarak idare kurulunun senelik faaliyet raporu okunmuş ve müzakere
edilmiştir.
İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi
olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra,
dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz
tütüncülüğü hakkında geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün
istihsâlinin arttığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde
atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu
belirtildikten sonra, Yunanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli
ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü
hakkında şöyle denilmekte idi: Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki
seneye ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:
İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski
bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda
stok devredilirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye
edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok
kalmamıştır. Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile tarihinde ilk
defa 120 milyon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk etmiştir. Yine bu
devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şartlar ve zaruretler neticesi
Türk Şark tipi tütünler aleyhine ve zararına genişlemiş olan Amerikan tütünü
yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamıştır. Yine son iki sene için Şarkî
Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan uzak kalmış memleketler,
alıcılarımız arasında yer almıştır.
Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü
hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası
tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün
Bankasının ve tütün borsalarının kurulması için çalışmalar yapıldığı
belirtilmekte idi. İdare kurulu raporunun müzakeresinden sonra, tütüncülükle
ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada di£!er
memleketlerde olduğu gibi bir tütün pulu çıkarılması teklif edilmiş ve bu
işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve 3 ilmesi kabul
edilmiştir.
Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona
ermiştir.
— Ankara:
Çanakkale savası hakkında .bir kitap yazmak üzere 3
kasımda memleketimize gelmiş olan tanınmış İngiliz muharriri Alan Moorehead
bugün kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine şunları söylemiştir: Birinci
Cihan Harbinin sebep ve neticeleri ve muhtelif safhaları hakkında şimdiye
kadar birçok eserler neşredilmiştir. Kanaatimce, Çanakkale savası, her iki
cihan harbinin en Önemli münferit savaşıdır ve neticeleri bakımından çok
şümullüdür. Bu itibarladır ki, aradan kırk yıllık bir zaman geçtiği bu konuyu
tekrar ele alarak umumî efkârın dikkatini bu büyük hâdisenin üzerine çekmeyi düşünüyorum.
Bence, Çanakkale savası ile İkinci Cihan Harbinin Normandi çıkarması, birbirine
pek benzer, Ancak her iki harbin cereyan ettiği ahval ve şartlar nazarı
itibare alınacak olursa, Çanakkale çıkarmasının ehemmiyeti çok daha büyüktür.
Nitekim o devrin ölçülerini de gozönünde tutarsanız, zayiatın Çanakkalede çok
daha büyük olduğunu takdir edersiniz.
Bu seferde bilhassa üzerinde durduğum diğer bir cihet
de, 1915 yılında Londra ve İstanbuldaki siyasî vaziyetin tahlili dir.
Mr. Moorehead, sözlerine devamla, büyük Atatürk'ün
Çanakkale savaşındaki sevkulceyşî dehasından bahsederek yazacağı eserde, gerek
büyük nutkundan gerek Atatürkün harp hatıratından geniş ölçüde istifade
edeceğini ifade eylemiştir. Muharrir birkaç gün daha Ankarada kalarak Erkânı
Harbi-yei Umumiye Riyasetinin harp tarihi arşivlerini tetkik edeceğini ve
önümüzdeki hafta, Çanakkaleye giderek harp sahalarında incelemeler yapacağını
söylemiştir.
1910 senesinde Avustralya'nın Melbourne şehrinde
dolmuş olan Alan Moorehead, İskoçya'dan hicret etmiş bir ailenin çocuğudur.
Tahsilini Melboourne'da yapmış ve 1930 yılında Melbourne Üniversitesinden
mezun olmuştur. 1935 yılında Daily Express gazetesine intisap etmiş ve ikinci
cihan harbi sırasında Avrupa ve Afrikanin muhtelif cephelerinde aynı gazetenin
harp muhabirliğini yapmıştır.
Alan Moorehead'm şimdiye kadar kitap halinde
neşredilmiş 10 kadar eseri vardır. Bunlar arasında 2 roman, muhtelif seyahat
kitapları, ikinci cihan harbine ait iki eser, Mareşal Montgomery-nin
biyografisi ve en son eseri olan İngiliz Başvekili Wmtson ChurchüTin hayatı
hakkında bir kitao yer almaktadır.
Mr. Moorehead, Çanakkale hakkında yazacağı eseri
gelecek sene neşredebileceğin! tahmin etmektedir. Yazı yazmanın kendisinde
âdeta bir hastalık haline geldiğini sÖyliy.en Alan Moorehead, muharrir olacağı
yerde «güzel Boğaziçinde işleyen küçük bir motorun kaptanı olmayı» çok daha fazla
tercih edeceğini ifade etmiş ve ilk clefa ziyaret ettiği memleketimizde
müşahede eylediği ileri terakki hamlelerine karşı duyduğu hayranlığı
gizlememiştir.
7 Kasım
1954
— Ankara:
Muhtar ve ihtiyar heyeti seçimleri bugün bütün
yurtta büyük bir sükûnet havası içinde cereyan etmiştir.
Saat 17 ye kadar açık tutulan seçim sandıkları bu
saatten itibaren kapatılmış ve reylerin tasnifine geçilmiştir.
8 Kasım 1954
— Ankara:
Dahiliye Vekili Doktor Namık Gedik, dün yapılmış olan
muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimleri hakkında aşağıdaki beyanatı vermiştir:
bütün yurtta yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar
heyeti seçimleri, aziz milletimizin iktidara karşı yeniden bir daha minnetle
karşıladığımız sevivede itimadım izhar etmesine bir vesile teşkil etmiştir. Bu
seçim etrafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü tahrikler ve
kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağmen şuur ve iradesine sahip
kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel olduğu
gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen alınmamış
olmasına rağmen, netice meydandadır. Milletimize olan minnet ve şükranı bu
vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen seçim geçmiş
emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn v-e olgunluk havası içinde ve mutlak
bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabıta vakalarının
bütün memlekette cereyan eden bu büyük hâdise yanında normalin altında ve 1950
ağustos seçimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir .edilecektir.
1950 senesinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde,
8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4 ölüm, 1950 de
muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama vakasında 92
yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır. 1950 seçimlerinde
darp, hakaret ve seçim kanununa muhalif suçlar da dahil, umumî yekûn 169
iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet cilan cihet, seçim
kanununa aykırı suçlardan yarıdan fazla bir azalmanın müşahede edilmiş
olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim
emniyeti mutlak şekilde teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi
hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş
olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele etmek
vazifemizdir.»
9 Kasım
1954
— Ankara:
Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönümü münasebetiyle
Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi
konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.
Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi Ekselans
Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi Türkiye
misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör, öğretim
üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ileri gelenleri, mülkî ve
askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu
toplantıyı, Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih -
Coğrafya Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.
Profesör Âfet İnan, îngilizcey.e tercüme edilen
sözlerine şöyle başlamıştır:
Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak
tanır. İkinci bir cephesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrılmış, Anadolu
ortasında bir ihtilâl şefidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mücadelesinin
başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri
tarafından tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhuriyetinin Devlet
Reisidir. Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle tanınsa idi, onun
hakkında resmi vesikaların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk
büyüğümüzü ölümü -nün 16 ncı yılında anarken, onun asker ve siyasî cephesinden
gayri olan vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine
kaniim.»
Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî
taraflariyle tanımanın enteresan bir mevzu olacağını söyliye-rek, O'nun bu
insanî taraflarını Atatürk, kıyafet ve unvanlar», «Atatürk ve neşeli olmak»,
('Atatürk'ün toprak ve ağaç sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil
etmiştir.
Âfet İnan, bu izahatı sırasında Atatürk'ün giyim
hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih ettiğini söylemiş ve
memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma hareketi olarak kabul
edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:
«O, bizzat medenî âlemin yeknesak kisvesini kendi
milleti için kabul etmekle, cemiyetimize yine büyük bir zihniyet
değişikliğine yol açmıştır.Onun bu meselede psikolojik bir cephesi daha
vardır. Erkekler için şapka giymeyi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bunu
teşmil ettirmemiştir. O zaman kapalı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk
kadınlığı .kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği
yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir
milleti evv-Eİâ dış görünüşüyle dünyanın med.eni gidişine şevketine kudretini
gösteren bir lider olmuştur.
Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 senesinde Türk
Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Amerikan Büyükelçisiyle
yaptığı foir mülâkatta, demokrasiye dair söylemiş olduğu şu sözleri
nakletmiştir:
«Esas hamuru demokrasi olan Türk Milleti,
demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve
kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet
a-rasmclaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki
"bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi
hurafelerini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sahasına sokmaya medar olacaktır.
Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:
Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç de
bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bugün, Atatürk'ün
yılların derinliklerinden duyulan sesiyle söylediği fikirlerin tahakkuku için
uğraşmıyor muyuz?
Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane
mefhkûre tecelli etmelidir» sözüne bugün kim katılmaz?
Milletlerin tarihlerinde büyük adamla-nn insanî
fikirleri bütün milletler arasında tekrarlanarak asırlarca yaşar.
Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık
âlemi için ise inkılâpçı, idealist bir şahsiyettir.»
Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürü
Vedide Baha Pars, «Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu bir konuşma
yapmıştır. Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan hakların
temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah etmiştir.
Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M.
Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler» mevzuunda türkceye tercüme
edilen uzun bir konuşma yapmıştır.
Ekselans Warren bu konuşmasında ezcümle demiştir ki:
Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki
görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edildikleri
zamanı aşan mânaları karşısında benim gibi daima hayerte düşer.
20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün
de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.
Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda
memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkânına söylediği
sözleri paragraflar halinde okuyarak bunların zamanla nasıl gerçekleştiğini
bilhassa tebarüz ettirmiştir.
Ekselans Warren:
«Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve
kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk
milletinin zihniyetini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle
olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dünya bu devrede
Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta
olduğunu farket -meye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu
devrede atılmıştır.» dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral,
Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi
Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak
göstermiştir.
Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan
milletleri arasındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle
memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah
etmiş, bu sözleri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha
sonra Karşılıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk, görüşlerinin
bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını 1935 de bir
Amerikalı gazeteciye şu cümlelerle açıklamıştır» demiş ve Atatürk'ün şu sözlerini
nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi birden bire çıkarsa,
milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini ve mali kud-ı
etlerini mütearrıza karşı birleştirmekte tereddüt -etmemelidirler. En seri v.e
en müessir tedbir muhtemel bir mütearrıza taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni
açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın kurulmasıdır.
Bu satırları okuduktan sonra Büyükelçi,
dinleyicilere hitapla: Sorarım size sayın dinleyiciler, Türkiyenin de üye
bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştirmeğe
çalışmıyor mu?» demiştir.
Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları
hususundaki fikirlerini hülâsa ederek bunların ehemmiyetine işaret etmiş,
bugünün realiteleri karşısındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de
Ölümünden 20 ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış
politikasının temelini teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle
reddeder O tarihte Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü
ziyareti sırasında, büyük insan şunları söylemişti: «En uzakta zannettiğimiz
bir hâdisenin bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin
hepsini bir vücut ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun
parmağının u-cundaki acıdan, diğer bütün âza müteessir olur."
demişti.
Büyük Atatürk'ün şimdi size okuyacağım hakim ve asü
sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için
askerlerini Kore muharabe meydanlarına göndermeğe karar veren Türk milletinin
zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi, aziz
Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:
«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana
ne» dememeliyiz; böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi a-ramızda olmuş gibi
onunla alâkadar olmalıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan
şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, milletleri ve hükümetleri
hodbinlikten kurtarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî ol -sun, daima fena
telâkki edilmelidir.'
Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:
Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında
belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini ne ıcadar candan arzu
ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana
heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğduğunu ve hür yaşayacağım
ilân etmektedir.»
Hatiplerin konuşmalarından sonra A-tatürk'ün hayatını
canlandıran muhtelif filmler gösterilmiştir.
Bu anma töreni, yarın Amerikanın Sesi Radyosuyla 32
dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memlekette neşredilmekte olan
Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.
10 Kasım 1954
— İstanbul:
26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden
Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir
telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mürettebatının
gördükleri misafirperverlik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bildirmekte ve
şöyle demektedir:
«Cumhuriyet bayramınıza iştirak etmekle bahtiyarım.
Resmi geçitte gördüklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip
olduğuna kanaat getirdim.«
— Ankara:
Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika
Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat
17,30 da makamında kabul etmiştir.
Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Vekâleti Müsteşarı
Tuğamiral Aziz Ulusan,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. Varren, Tümamiral
George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral Shaperd
'.hazır buîunmuşutr.
— İzmir:
Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento
Heyeti, bu sabah refakatlerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar,
Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya
Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Vekâleti adına Semih Akbil olduğu halde,
Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okuluna gitmişler ve orada yapılan mera -simde,
heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiştir ki:
«Şerefli Türk tarihinin kahraman şehri ve Mustafa
Kemal'in annesinin kabrini sinesinde bulunduran güzel İzmir'de, büyük
lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak
fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref
duymaktayım.
Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul
günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk
milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat etti.O'nun
parolası şu idi: Ya istiklâl, ya Ölüm Türk milleti O'nun , kumandası altında
düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti.
istiklâl uğrunda yapılan bu mücadeleden sonra da.
modern ve demokratik idareli Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete
kavuşmamış ve hürriyeti için çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı
oldu. Siz hürriyetiniz için mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi.
Mücadeleden muzaffer çıktığınız vakit, sizin zaferinizi
sadece kutlamakla kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâlimiz
için de, zaferinizi bir örnek olarak bugün en derin tazim hislerimle büyük ve
kahraman Atatürk'ün huzurunda hürmetle eğiliyorum. Bir kadın olarak da 5u
noktaya temas etmek isterim: Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk
kadınını peçeden kurtararak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için
Atatürk'ün yapmış olduğu inkılâba son derece hayranım.
O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz
dedir. O'nun ruhunun şâd olması v.e memleketinizin refahı için dua ediyorum. Bu
konuşmadan sonra heyet, toplu halde Atatürk heykeline giderek bir çelenk
koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti, öğle yemeğini Çamaltı
tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.
— Ankara:
Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz
Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah Anıt
Kafoirde huşu ile anılmıştır.
Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihtiyar bütün
Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş bulunuyordu.
Âdeta bütün Ankara bugün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp halinde idi.
Herkes aziz Atâtürü ziyaret için Anıt-Kabire akın ediyordu. Çok erkenden,
kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız kıtası Anıt
Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başlamıştı. Ayrıca mozolede de,
Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, deniz ve hava sınıflarına mensup
erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde duruyorlardı.
İhtifale katılacak olanlar Anıt-Kabir dahilindeki
merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri
ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu.
Aanıt Kabir dahilindeki merasim mey-adanırda,
Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle mebuslar, askerî erkân
ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim
mensupları, izciler, esnaf teşekkülleri, diğer sivil
müesseseler mensupları ve Harpokulu
öğrencileri'yer aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da öğrenciler ve
çok kalabalık bir vatandaş kitlesi toplanmıştı.
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, beraberlerinde
Başvekilimiz Adnan Menderes -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki
meydana geldiler. Bunu müteakip kortej hareket etti. Reisicumhurumuz Celâl
Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes,
Vekiller Heyeti, Büyük Millet Meclisi Reis Vekilleri ve riyaset divanı. Erkânı
Harbiye Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz ve hava kuvvetleri
kumandanları, Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi P.iyaseticumhur mensupları,
yaverler ve emir subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahkemesi, Şûrayı
D.evlet Keisi, Divanı Muhasebat R-îisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş
Müddeiumumisi, Hariciye Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis
vekili, Şehir Meclisi ve Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ta-Tlfcb-3 ve esnaf
cemiyetleri mensupların tevekkül eden kortej, Arslanlı Yol alan ağır Şir
ilerliyerek merasim rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol
tarafından çıkarak mozeleye dahil olduktan sonra R-sisi-cumhurumuz Celâl Bayar.
büyük Atatürk'ün kabrine bir buket koydu. O anda, saat dokuzu beş geçiyordu.
Verilen işarej üzerine, tam 16 yıl önce, Türk milletinin en büyük evlâdı, büyük
kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata
^özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O
dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vücut halinde
aziz Atatürkün manevî huturunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve
minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim
meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip
Reisicumhurumuz ve koTteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en
ayrıldılar. İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde uçmakta olan
bir uçak da, mozoleye krizantemler atmakta idi. Kortejin Anıt - Kabirden
ayrılmasını müteakip merasim meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî
erkân ve kara, deniz ve hava subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve
yüksek öğretim öğrencileri, izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yerlerinden
gelen esnaf cemiyetleri mensupları, ile di&er sivil müesseseler mensupları
ve Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram
geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına
kordiplomatik du-vayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi
ve onu müteakip Amerikan Yardım Heyeti namına bir mümessil Anıt Kabri
ziyaretle birer çelenk koydular. Anıt Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın
ziyaretine açılacaktır.
Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene evvel vefat ettiği
dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle i~aret verilmiş,
yollarda vasıtalar, çalasma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük
kurtarıcısını anıktır. Mekteplerde de o dakikada ihtiram duruşu ve ihtifaller
yapılmıştır.Bütün yurtta bayraklar yarıya indirilmiştir.
11 Kasım
1954
— Ankara:
Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika
Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sabah şehrimizdeki
ziyaret ve temaslarına devam etmiştir
Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek
Riyasetieumhur defteri
mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri
ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre
bir buket koymuştur.
Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha
sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret etmiştir.
— Ankara:
Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması
mevzuu etrafında kendisinden malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye
Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:
Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi
manzumesi teşkil etmek' ledir.
Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük gelire
dayanan, yani vatandaşların hakikî gelirleri üzerinden alman bir vergidir. Bu
prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettikleri, safî
gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ indirildikten
sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip, memleketimiz
vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş olunmakla beraber,
sayımı itibariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük esnaf gelir vergisi
esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine usulüne dayanan bir vergi
ile teklif edilmektedir.
"Karine esasına göre teklif usulünde
mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâkadar olunmaksızın; bazı (faraziyelere)
istinat .edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit esnafın vergisi,
çalışılan yerin kira veya gayri safi iradının muayyen bir yüzdesine, gezici
esnafın vergisi ise, takdir komisyonları marifetiyle tesbit olunan gündelik
kazançların birkaç misline göre hesaplanmakta ve alınmaktadır.
Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün
zarurî bir icabı olarak, mükellefin şahsî durumu ve asgarî geçimi nazarı
Hibare alınmamaktadır. Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf
vergisine tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı
neticeler yaratmaktadır.
Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir
vergisi kanununun kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında
bulunan mükelleflerin vergiden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla
lüzumlu çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.
Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine
arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst
iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altında veya civarında
bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük esnaf tamamen vergi
dışında bırakılaçaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf
vergisinden muaf tutulacaktır.
— Ankara:
İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyetimizin kurucusu
aziz Atatürk'e gençliğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadiyle, Türkiye Millî
Talebe Federasyonu tarafından bugün bir gösteri tertip dilmiştir.
Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite,
İstanbul Yüksek Okulları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden
Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler
ve enstitüler Öğrencileri katılmışlardır.
Gençlik kitleleri sabahın erken saatlerinden
itibaren gösterinin yapılacağı Dışkapı semtindeki Üniversite Meydanda
toplanmaya başlamıştı.
Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen
İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Federasyoonundan
Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır. Bundan sonra söz alan muhtelif
Fakülte ve okullara mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Gençliğinin
Atatürk ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve inkılâpların ve tekçisi
olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.
3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış» marşı
söylenerek kafile rhalind-s Ulus'a müteveccihen hareket
edilmiştir.
Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine
resmedilmiş bir portresi bulunuyor, onu bayrak ve flama taşıyan öğrenciler
trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle
halinde üniversiteliler ve diğer okul ve enstitü Öğrencileri vardı.
Bu arada, Gençliğin Ata'sma ve onun eserlerine kargı
olan sevgi ve bağlılığımı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi.
Kafile, Dışkapıdan doŞruca Ulus meydana ve buradan da marşlar söyliyerek Bankalar
caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne devamla Zafer meydanına
gelmiştir.
'Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir
sevgi ve balık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserlerimin ilhamiyle çarpan
binlerce genç tarafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi vekar ve
azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapıyor, Ata'smm önünde tazimle
eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada. Gençliğin Ata'sma ve
O'nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuvvetle vatanımızı kurtaran ve
kurduğu Cumhuriyeti rok güvendiği Türk Gençliğine emanet eden Atatürk'ün,
bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbin-d? ve fikrinde yaşadığını,
temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça
duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asa müsaade edilm iveceğin i
ifade ediyorlardı.
Bu arada, heyecanlı bir konuşma yalpan Kıbrıs Türk
Lisel-eri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençlisinin Atalarına
olan sonsuz bağlılık -ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok ha-îtipler
tarafından okunan şiirleri müteakip yine muntazam bir kafile halinde narşlar
söylenerek Kızılay Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket
edilmiştir.
Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik
kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm
manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.
Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı
söylendikten sonra, yine genç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler
okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hitabı, Gençliğin mukabil
bir hitabı şeklinde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.
Bunu müteakip Atatürk'ün Türk milletine ve
g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşale.
Meclis Reisimiz Refik Koraltan tarafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği
temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu v-esile ile Meclis Reisimiz
Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:
«Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi
Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.
Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, büyük Ata'nm Türk
milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü o-lan bir meşaledir.
Bunu zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun manevî huzurunda
Reisicumhur Bayar namına siz gençlere tevdi ediyorum.
Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar
söndürmiyeceksiniz. Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet muhafaza
ve müdafaa ede ceğiz. Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan devamla
demiştir ki: Çok sevgili yavrular, ben şu anda hepiniz ve hepimizin, bütün
Türk nesillerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın manevî huzurunda, onun
eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyom.
Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuksaya çıkarılacak ve
bir ay müddetle satışa arzed:lecektir.
— İstanbul:
Denizcilik Bankası Umum Müdürü Yusuf Ziya Öiıiş,
bugün saat 16 da bir basın toplantısı yaparak, Denizcilik Bankasının
Amerikaya mubayaa ettiği yük gemileri hakkında izahat vermiş ve demiştir ki:
Bir Amerikan grubundan mubayaasına teşebbüs ettiğimiz on bir yük gemisine ait
mukavele bugün Newyork da imzalanacaktır.
Satm aldığımız bu gemilerden 5 i hazırdır ve kısa
zamanda tesellüm edilerek memleketimize getirilecektir.
Hazır gemiler şunlardır: 15 mil sûratinde dedveyt 10
320 tonluk Victory tipi iki gemi. 13 mil süratli, dedveyt 5.130 tonluk Norveç
yapısı iki gemi ve 13 mil süratli dedveyt 4050 tonluk bir gemi.
Bu gemilerin ilk dördü kasım ve aralık aylarında
sonuncusu ise 955 şubatında teslim edilecektir.
Yeniden yapılacak 6 gemiye gelince, bunlar Japonyada
«Uraga-> tersanelerinde inşa edilecektir.
Anlaşma yaptığımız firmalar tarafından «Uraga»
tersanelerinde Denizcilik Bankası hesabına yaptırılacak gemiler şunlardır:
Sulzer motörü ile müteharrik 15 mil süratli ve
dedveyt 3500 tonluk iki.gemi, 15,5 mil süratli dedveyt, 5500 tonluk türtoinli
üç gemi ve 16 mil süratli 21,330 ton kapasiteli, türbinli bir tanker.
Japonyada inşa edilecek gemilerden ilki 11 ay sonra
teslim edilmek üzere mukavelenin imzasından sonra bir ay sarfında tezgâha
konacak ve bu suretle son gemi 18 ay sonra tesellüm edilmiş olacaktır.
1961 yılma kadar sürecek olan tediyeler %5 faize
tâbi bonolarla yapılacak ve 40.965.399 lira ödenecektir. İlk gemiyi tesellüm
edecek 37 kişilik ekip,bu ayın 11 inde uçakla Amerikaya hareket edecektir.
Yusuf Ziya Öniş bundan sonra basın mensuplarının
muhtelif suallerini cevaplandırmiş ve toplantıya son vermistir.
— Ankara:
Ankara Üniversitesinin 1954 - 55 ders yılı bu sabah
saat 10 da Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi konferans salonunda yapılan bir
törenle açılmıştır.
Törende Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, Mebuslar,
Başvekâlet Müsteşarı, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Ankara Valisi ve Belediye
Reis Vekili, Müsteşarlar, Temyiz Mahkemesi Reisi, Üniversite Fakülteler
Dekanları, Profesörler, siyasî partiler temsilcileri, öğretim üyeleri ve
öğrencilerle seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuşlardır.
— Ankara:
Doğumlarının yıldönümü münasebetiyle İran Şehinsahi
Majeste Muhammed Riza Şah Pehlevi ile Reisicumhurumuz arasında tebrik ve
teşekkür telgrafları teati edilmiştir.
— Ankara:
22 ekimde Pariste toplanan Nato Hariciye Nazırları
toplantısında Almanya-nın Nato'ya iltihakı hususunda varılan anlaşma
münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderesin İngiltere Başvekili Sir Winston
Churchill'e göndermiş ooî-duğu tebrik mesajı ile müşarünileyh tarafından
cevaben gönderilen mesaj metinleri aşağıdadır:
«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler
camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviye -sine ıhâdim
olacağından emin bulun -duğumuz kararların imzası münasebetiyle bu tarihî
neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan İngiltere hükümetine zatı
devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtınıı arzeder ve derin, hürmetlerimin
kabulünü rica eylerim.Adnan Menderes İngiltere Başvekilinin cevabî mesajı:
Çok lütufkâr ve teşvik edici mesajınızdan dolayı
teşekkür ederim. Varılan anlaşmanın, memleketinizin çok dürüst ve mümtaz bir
âzası bulunduğu hür milletler camiasını büyük mikyasta kuvvetlendireceğine
itimat etmekteyim.
Winston Churchill
Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle
Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Pakistan Genel Valisi Gulam Muhammed'in çektiği
tebrik ve Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:
Ekselans Celâl Bayar Reisicumhur
Ankara
Türkiye Cumhuriyetinin ilânının yıldönümü
münasebetiyle ekselansınıza, Türk hükümetine ve milletine, şahsımın, Pakistan
hükümetinin ve milletinin en samimî kardeşçe tebriklerini ve samimî
temennilerini sunarım. Ekse -lânsımza uzun ömür ve mesut bir hayat, Türk
milletine de devamlı bir bauş ve refah dilerim.
Gulam Muhammed Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür
telgrafı:
Ekselans Gulam Muhammed Pakistan Genel Valisi
Karaşi
"Millî bayramımız münasebetiyle, ekselansınızın
kendi adına, ve Pakistan hükümetiyle milleti namına gönderrnok lûtfunda
bulunduğu mesajdan pek mütehassıs olarak Türk milletinin v.e şahsımın en
hararetli ve kardeşçe te -şekkürlerimizi sunar ve bu vesileden büyük bir
memnunlukla istifade ederek ekselânsızımn sağlık ve şahsî saadetiyle Pâkistanm
saadet ve refahı için en samimî temnnilerimizi tekrarlarız.
Celâl Bayar
— Ankara:
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle.
Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Yunan Kralı PauPün çektiği tebrik ve
Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları aşağıdadır:
Türk millî bayramı münasebetiyle, kendi adıma ve
Yunan milleti namına, zatı devletinize en samimî tebriklerimi sunarım. Değerli
Türk milletini Yunan milletine bağlayan menfaat ve rabıtaların önemini müdrik
olarak, Türkiye-nin saadet ve refahı hususunda en halisane dileklerimi takdim
etmektle bahtiyarım.
Paul
4 Kasım
1954
— Ankara:
Büyük ticarî ve iktisadî faaliyetleri olan
şehirlerimiz ile bunların hinterlantlarının ihtiyaçlarını karşılamak ve bu
merkezler arasındaki irtibatı temin etmek maksadiyle bir müddettenberi devam
eden çalışmalarla ilgili olarak Fransaya sipariş edilmiş olan 20 motörlü
vagonla, 30 römorktan ilk dizi memleketimize gelmiş bulunmaktadır.
— Ankara:
Newyorkta yayınlanan «Political Pri-soners Relief
Committee» adlı ayllık dergi ile, 1953 yılında Şam'da basılan «Kitabüddürrül
Muhtar» isimli kitabın ve İngilterede Edinburg Coğrafya Enstitüsünce
hazırlanarak John Bartholomy And Son Limited Şirketi tarafından bastırılan
1/4.000.000 mikyaslı ve 1951 basılı «Middle And Near East» adlı Ortadoğu
memleketlerini gösteren coğrafya haritasının yurda sokulmamasıicra Vekilleri
Heyetince kararlaştırılmıştır.
— Ankara:
İngiliz Basın Ataşesi ve Bayan Keith Butler,
Çanakkale savaşları hakkında bir kitap yazmak üzere, memleketimizi ziyaret
etmekte olan tanınmış muharrir Moorehead şerefine bu a.kşam saat 18.30 da bir
kokteyl parti verilmiştir.
Bu kokteylde Devlet Vekili Dr. Müker-rem Carol.
Devlet Vekili Osman Kapa-pi, mebuslar, vekâletler ileri' gelenleri, İngiltere
Büyükelçisi Sir James Bow-ker, kordipJomatik mensuplariyle yerli ve yabancı
basın mensupları hazır bulunmuşlardır.
5 Kasım
1954
— Ankara:
Amerika Birleşik Devletleri taktik hava kuvvetleri
Kumandanı Orgeneral O. S. W.eyland, maiyetiyle birlikte ve hususî tayyaresiyle
bugün saat 16 da Ankaraya gelmiş ve Esenboğa hava alanında askerî merasimle
karşılanmıştır.
Bu karşılamada Erkânı Harbiyei Umumiye İkinci Reisi
Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava Kuvvetleri Kumandanı Fevzi Uçaner, Hava
Kuvvetlerinden Tümgeneral Seyfi Turagay. Garnizon Kumandanı Tuğgeneral İhsan
Atila, Merkez Kumandanı, Protokol Müdürü, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu
mümessili ile yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuşlardır.
— İstanbul:
Türkiye Tütüncüler Federasyonunun senelik kongresi
bugün saat 14,30 da İstanbul Tütüncüler Birliği Ege Tütüncüler Derneği, Bursa
Tütüncüler Derneği, Bafra Tütüncüler Derneği ve Tıabzon Tütüncüler Derneği
delegelerinin iştirakiyle yapılmıştır.
Hüseyin Kavalalı'nm başkanlığında yapılan toplantıda
ilk olarak idare kurulunun senelik faaliyet raporu okunmuş ve müzakere
edilmiştir.
İdare kurulu raporunda federasyonun kuruluş tarihi
olan 10 ekim 1952 den bugüne kadar yapılan çalışmalar izah edildikten sonra,
dünya tütün durumu, komşu memleketlerdeki tütün istihsâli ve memleketimiz
tütüncülüğü hakkında geniş malûmat verilmekte idi. Raporda, dünya tütün
istihsâlinin arttığı ve buna muvazi olarak istihlâkin cıe geniş ölçüde
atrmakta olduğu ve umumî istihsâlin 953 yılında 3.350.000 tonu bulduğu
belirtildikten sonra, Yunanistan, Yugoslavya, İtalya ve Rusya tütün istihsâli
ve nevikri hakkında izahat verilmekte ve müteakiben mem leketimiz tütüncülüğü
hakkında şöyle denilmekte idi:
Federasyonumuzun kuruluşundanberi geçen iki seneye
ait olarak başlıca şu hususlar kayda lâyıktır:
İkinci Dünya Harbinin başlangıcından nattâ daha eski
bir mazidenberi her ihraç mevsiminden yeni seneye mut-la.ka mühimce miktarda
stok devredilirken, son iki sene zarfında bu durum hemen h-smen tasfiye
edilmiş ve hâlen memleketimizde hiç bir kaliteden çok görülecek bir stok
kalmamıştır.
Diğer taraftan Türk tütüncülüğü, 1953 mahsulü ile
tarihinde ilk defa 120 milyon kiloya yakın .en büyük rekoltesini idrâk
etmiştir. Yine bu devre içinde İkinci Cihan Harbinin doğurduğu şartlar ve
zaruretler neticesi Türk-Şark tipi tütünler aleyhine ve zararına genişlemiş
olan Amerikan tütünü yayılması durmuş ve hattâ gerilemeğe başlamıştır. Yine
son iki sene için Şarkî Almanya, Rusya gibi uzun zamandanJberi piyasamızdan
uzak kalmış memleketler, alıcılarımız arasında yer almıştır.»
Ayrıca idare kurulu raporunda, 1954 tütün mahsulü
hakkında bazı tahminî malûmat verilmiş ve Federasyonun milletlerarası
tütüncülük teşkilâtı ile olan münasebetlerine temas edildikten sonra, Tütün
Bankasının ve tütün borsalarının kurulması için çalışmalar yapıldığı
belirtilmekte idi.
İdare kurulu raporunun müzakeresinden sonra,
tütüncülükle ilgili diğer mev zular hakkında görüşmeler yapılmış ve bu arada dilekler
memleketlerde olduğu gibi bir tütün pulu çıkarılması teklif edilmiş ve bu
işle meşgul olması için yeni idare heyetine salâhiyet ve-3 ilmesi kabul
edilmiştir.
Bundan sonra seçimlere geçilmiş toplantı sona
ermiştir.
İle Libya Başkumandanı Albay Süleyman El Genahi,
mebus Ahmet Ezze-kar ve mebus Halife El Kadir'i bugün saat 19,30 da
Başvekâlette kabul etmiştir.
Bu kabulde Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderes de
hazır'bulunmuştur.
— Ankara:
Şehit Albay Nuri Pamir'in hâtırasına jzafeten,
Gelibolu ve dolaylarında yapılan -Pamir» seferberlik tatbikatı münasebetiyle
40 mcı piyade alayı tarafından hazırlanan hâtıralardan. Pamir ailesine
gönderilenler, Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosu tarafından bugün Albay
Nuri Pamir'in eşi Meliha Pamir'e teslim edilmiştir.
— İstanbul:
Birkaç gündenberi İstanbul Ticaret Odası davetlisi
olarak şehrimizde bulanan ve Oda'da müteaddit konferanslar veren Mr.
Kıuger'in riyasetindeki Amerikan Millî Satış İcraatçıları Birliği heyeti, bugün
saat 11 de uçakla Belgrad a hareket .etmiştir.
Amerikalı is adamları Yugoslavvadan bir vesile teşkil
etmiştir. Bu seçim etrafında haftalardan beri üstü kapalı ve açık türlü
tahrikler ve kışkırtmaların yapılmış olduğu malûmdur. Buna rağmen şuur ve iradesine
sahip kadirbilir Türk milleti, bu defa da hizmetinde bulunanlara bundan evvel
olduğu gibi güvenini belirtmiştir. Resmî rakamla-rm henüz sonunun tamamen
alınmamış olmasına rağmen, netice meydandadır. Milletimize olan minnet ve şükranı
bu vesile ile yeniden belirtmeği zevkli bir vazife biliriz. Beklenen seçim
geçmiş emsallerine nazaran daha büyük bir sükûn ve olgunluk havası içinde ve
mutlak bir emniyetle devam etti ve neticelendi, Münferit bazı zabıta
vakalarının bütün memlekette cereyan eden bu büyük hâdise yanında normalin
altında ve 1950 ağustos seçimlerine nazaran çok daha az olduğu kolayca takdir
.edilecektir. 1950 senesinde yapılmış olan mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri
seçimlerinde, 8 öldürme vakasında 8 ölüm kaydedilmiş iken, bu defa iki vakada 4
ölüm, 1950 de muhtelif cins alât ve vasıtalarla ika edilmiş olan 50 yaralama
vakasında ]92 yaralama iken, bu defa 39 vakada 80 vatandaşımız yaralanmıştır.
1950 seçimlerinde darp, hakaret ve seçim kanununa muhalif suçlar da dahil,
umumî yekûn 169 iken, bu defa 58 dir. Bu arada şayanı dikkat ve memnuniyet cilan
cihet, seçim kanununa aykırı suçlardan yarıdan fazla bir azalmanın müşahede
edilmiş olmasıdır. Bu suretle vatandaşın maksadlı bazı iddiacılara rağmen seçim
emniyeti mutlak şekilde teminat altında bulundurulmakta -dır. Kendi
hizmetindeki iktidara karşı kim ne derse desin, necip milletimizin göstermiş
olduğu itimadın bu yeni ve asîl tezahürüne minnetle mukabele etmek
vazifemizdir.»
9 Kasım
1954
— Ankara:
Atatürk'ün ölümünün 16 ncı yıldönümü münasebetiyle
Türk - Amerikan Derneği bugün saat 18 de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi
konferans salo -ramda «Atatürk'ü anma» töreni tertip etmiştir.
Bu anma .öreninde mebuslar, Amerika Büyükelçisi
Ekselans Avra- Warren, Amerikan Büyükelçiliği, yabancı faaliyetler idaresi
Türkiye misyonu ve askerî yardım kurulu mensupları ile Üniversite profesör,
öğretim üyeleri v.e öğrencileri, muhtelif Vekâletler ile ileri gelenleri,
mülkî ve askerî erkân ile çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantıyı,
Prof. İrfan Şahinbaş açmış ve müteakiben söz alan Dil ve Tarih - Coğrafya
Fakültesi Profesörlerinden Âfet İnan uzun bir konuşma yapmıştır.
Profesör Âfet İnan, îngilizceye tercüme edilen
sözlerine şöyle başlamıştır:
Atatürk'ü tarih, evvelâ bir asker ve kumandan olarak
tanır. İkinci bir cephesi,- bütün askeri rütbelerinden sıyrılmış, Anadolu
ortasında bir ihtilâl şefidir. 1923 yılma kadar ise, istiklâl mücadelesinin
başkumandanı ve Büyük Millet Meclisinin reisi sıfatiyle dünya devletleri tarafından
tanınmıştır. O, 1923 den sonra 15 yıl Türkiye Cumhuriyetinin Devlet Reisidir.
Bu yılların tarihinde O, sadece, bu sıfatlariyle tanınsa idi, onun hakkında
resmi vesikaların verdiği bilgilerle yetinebilirdik. Ancak bu Türk büyüğümüzü
ölümünün 16 ncı yılında anarken, onun as-;ker ve siyasî cephesinden gayri olan
vasıfları, biz Türk ve Amerikalıları bu toplantıya sevkettiğine kaniim.
Sözlerine devam eden Prof. İnan, Atatürk'ü insanî taraflariyle tanımanın
enteresan bir mevzu olacağını söyliyerek, O'nun bu insanî taraflarını «Atatürk,
kıyafet ve unvanlar, Atatürk ve neşeli olmak, Atatürk'ün toprak ve ağaç
sevgisi» başlıkları altında izah ve tahlil etmiştir. Âfet İnan, bu izahatı
sırasında Atatürk'ün giyim hususunda son derece titiz ve sade giyinmeyi tercih
ettiğini söylemiş ve memleketimizde şapka inkılâbı yapmasının bir modaya uyma
hareketi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ile şöyle devam etmiştir:
O, bizzat medenî âlemin yeknesak kisvesini kendi
milleti için kabul etmekle, cemiyetimize yine büyük bir zihniyet
değişikliğine yol açmıştır. Onun bu meselede psikolojik bir cephesi daha
vardır. Erkekler için şapka giymeyi kanunlaştırmiş, fakat kadınlara bunu
ettirmemiştir. O zaman kapalı gezmeyi âdet haline getirmiş Türk kadınlığı
kanunla değil, fakat görenek ve telkin ile bir kıyafet değişikliği
yapabilmiştir. İşte böylece Atatürk bu işaret ettiğim noktalarda bütün bir
milleti evvel dış görünüşüyle dünyanın med.eni gidişine şevketine kudretini
gösteren bir lider olmuştur.
Prof. Âfet İnan, daha sonra 1930 senesinde
Türk-Amerikan münasebetleri hakkında Atatürk'ün o zamanki Amerikan
Büyükelçisiyle yaptığı foir mü -lâkatta, demokrasiye dair söylemiş olduğu
şu sözleri nakletmiştir:
«Esas hamuru demokrasi olan Türk Mil leti,
demokrasinin kendisi olduğunu is-~bat etmiş olan Amerikalılara derin ve
kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit «derim ki, bu müşahede, iki millet
arasındaki muhabbeti kökleştirecektir. Talnız bu kadarla kalmıyacaktir, belki
bütün beşeriyeti birbirini sevmeye müg terek sevgiy.e mani olan mazi hurafelerini
silmeye, dünyayı sulh ve huzur sahasına sokmaya medar olacaktır.
Prof. Âfet İnan sözlerini şöyle bitirilmiştir:
Ölümünün 16 ncı yılında bu sözleri tekrarlamak, hiç
de bu kadar yıl önce söylenmiş sözler hissini vermiyor. Bugün, Atatürk'ün
yılların derinliklerinden duyulan sesiyle söylediği fikirlerin tahakkuku için
uğraşmıyor muyuz?
Onun «herhalde medenî, insanî ve sulhpsrverane
mefhkûre tecelli etmelidir» sözüne bugün kim katılmaz?Milletlerin tarihlerinde
büyük adamlann insanî fikirleri bütün milletler arasında tekrarlanarak
asırlarca yaşar. Atatürk, milleti için büyük bir varlık, insanlık âlemi için
ise inkılâpçı, idealist bir şahsiyettir.Bundan sonra söz alan Gazi Eğitim
Enstitüsü Müdürü Vedide Baha Pars, Atatürk ve Türk kadınının hakları, mevzulu
bir konuşma yapmıştır.Yedide Baha Pars, Atatürk'ün Türk kadınına tanınan
hakların temininde oynadığı rolü gayet geniş bir surette ve misâllerle izah
etmiştir.
Müteakiben Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M.
Warren Atatürk ve Milletlerarası münasebetler mevzuunda türkceye tercüme
edilen uzun bir konuşma yapmıştır. Ekselans Warren bu konuşmasında ezcümle
demiştir ki: Atatürk'ün dış münasebetler mevzuu üzerindeki görüşlerini
inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edildikleri zamanı aşan
mânaları karşısında benim gibi daima hayerte düşer.
20 - 30 sene evvelki müşahedelerinin bir çoğu bugün
de kuvvet, hakikat ve duruma uygunluklarını muhafaza etmektedir.
Hatip daha sonra Atatürk'ün muhtelif zamanlarda
memleketimizi ziyaret e-den Amerikan askerî ve mülkî erkânına söylediği
sözleri paragraflar halinde okuyarak bunların zamanla nasıl 'gerçekleştiğini
bilhassa tebarüz ettirmiştir.
Ekselans Warren:
Atatürk, 1920 ile 1930 arası bütün gayret ve
kuvvetini memleketinin âcil ihtiyaçlarına, maddî ve manevî kal -kmmasma ve Türk
milletinin zihniyetini değiştiren inkılaplara hasrederken, ecnebi milletlerle
olan münasebetleri de ihmâl etmemiştir. Bilâkis dış dünya bu devrede
Yakmşarkta yeni ve kuv vetli bir milletin gelişmekte ve bir mucize yaratmakta
olduğunu farketmeye başlamıştır. Birçok dostluk ve ittifakların temeli bu
devrede atılmıştır.Dedikten sonra memleketimize o sıralarda yabancı Kral,
Reisicumhur ve devlet adamlarının ziyaretlerinin çok sık vukubulmasmi
Atatürk'ün milletlerarası münasebete verdiği ehem miyete misâl olarak
göstermiştir.
Büyükelçi sözlerine devamla Atatürkün Türk - Amerikan
milletleri arasındaki yakın ve candan münasebetleri de muhtelif vesilelerle
memleketimizi ziyaret etmiş olan Amerikalı pilotlara söylediği sözlerle izah
etmiş, bu sözleri misaller vererek tahlil etmiştir. Ekselans Warren, daha
sonra «Karşı -lıklı müdafaa ve müşterek emniyet mevzularında Atatürk,
görüşlerinin bir çoğunda zamanından çok ilerde idi. Bu görüşlerinin birkaçını
1935 de bir Amerikalı gazeteciye şu cümlelerle açıklamıştır demiş ve
Atatürk'ün şu sözlerini nakletmiştir: Eğer harp bir bom-foa infilâkı gibi
birden bire çıkarsa, milletler harbe mâni olmak için, mü-sellâh mukavemetlerini
ve mali kud-ı etlerini mütearrıza karşı birleştirmekte tereddüt
-etmemelidirler. En seri v.e en müessir tedbir muhtemel bir mütearrıza
taarruzun yanma kâr kalmıya-cağıni açıkça anlatacak beynelmilel teşkilâtın
kurulmasıdır."
Bu satırları okuduktan sonra Büyükelçi,
dinleyicilere hitapla: "Sorarım size sayın dinleyiciler, Türkiy-enin de
ü-ye bulunduğu Atlantik Paktı teşkilâtı 19 yıl sonra aynı gayeyi gerçekleştirmeğe
çalışmıyor mu?» demiştir.
Ekselans Warren, Atatürk'ün bölge anlaşmaları hususundaki
fikirlerini hür ederek bunların ehemmiyetine işaret etmiş, bugünün
realiteleri karşısındaki derin mânasını izah ederek «Mart 1937 de Ölümünden 20
ay evvel Atatürk'ün koymuş olduğu bir prensip Türk dış politikasının temelini
teşkil eder. Bu prensip inziva nazariyesini şiddetle reddeder O tarihte
Ankara'ya Romanya Hariciye Nazırı gelmişti. A-tatürk'ü ziyareti sırasında,
büyük insan şunları söylemişti: «En uzakta zannettiğimiz bir hâdisenin bize
bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut
ve bir milleti 'bunun bir uzvu addetmek ıcabeder. Bir vücudun parmağının
ucundaki acıdan, diğer bütün âza müteessir olur demişti.
Büyük Atatürk'ün şimdi size okuyacağım hakim ve asü
sözleri, eminim ka, binlerce kilometre uzakta komünizmi durdurmak için
askerlerini Kore mu -harabe meydanlarına göndermeğe karar veren Türk
milletinin zihninde yankısını bulmuştur.» diye sözlerine devam eden Büyükelçi,
aziz Atatürk-ün şu cümlesini okumuştur:
«Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa «bana
ne» dememeliyiz; böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi
onunla alâkadar olmalıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan
şaşmamak lâzımge-lir. İşte bu düşünüş insanlar:, milletleri ve hükümetleri
hodbinlikten kurtarır. Hodbinlik şahsî olsun, millî olsun, daima fena telâkki
edilmelidir.
Büyükelçi sözlerini şöyle bitirmiştir:
Atatürk'ün, bütün dünyanın, Türkiyenin Anayasasında
belirtilmiş olan prensiplere göre idare edilmesini nekadar candan arzu
ettiğini, bu sözle -rinde hissetmemek mümkün değildir. Bu Anayasa ki, insana
heyecan veren şiirli bir dille her Türkün hür doğduğunu ve hür yaşayacağım
ilân etmektedir.»
Hatiplerin konuşmalarından sonra Atatürk'ün hayatını
canlandıran muhtelif filmler gösterilmiştir.
Bu anma töreni, yarın Amerikanın Sesi Radyosuyla 32
dil üzerinden bütün dünyaya yayınlanacak ve 75 memlekette neşredilmekte olan
Amerikan Ha -herler Ajansı bültenleriyle gazetelere tevzi edilecektir.
10 Kasım
1954
— İstanbul:
26 - 30 ekim günlerinde İstanbulu ziyaret eden
Pakistan deniz kuvvetleri kumandam Amiral Choudri, İstanbul Valisine bir
telgraf göndererek başta kendisi olmak üzere filo subay ve mürettebatının
gördükleri misafirperverlik ve yakın alâkaya teşekkürlerini bildirmekte ve
şöyle demektedir:
Cumhuriyet bayramınıza iştirak etmekle bahtiyarım.
Resmi geçitte gördüklerimden Türk halkının eşsiz bir cesaret ve azme sahip
olduğuna kanaat getirdim.
— Ankara:
Başvekil Atman Menderes, şehrimizde bulunan Amerika
Birleşik Devletleri Kurmay Heyetleri Reisi Oramiral Artnur Radîord'u bugün saat
17,30 da makamında kabul etmiştir.
Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Vekâleti Müsteşarı
Tuğamiral Aziz Ulusan,. Amerikan Büyükelçisi E3-y/:-lâns Avra M. V/arren,
Tümamiral George W. Anderson Jr. ve Amerikan askerî Yardım Balkanı Tümgeneral
Shaperd '.hazır buîunmuşutr.
— İzmir:
Şehrimizde misafir bulunan Hindistan Parlâmento
Heyeti, bu sabah refakatlerinde İzmir Mebusları Mehmet Alde-mir, Nuriye Pınar,
Muzaffer Balaban, Kayseri Meousu Ömer Mart, Burss Mebusu Halûk Şaman, Kütahya
Me-tuşu İhsan Şerif Özgen, Hariciye Vekâleti adına Semih Akbil olduğu halde,
Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okuluna gitmişler ve orada yapılan mera -simde,
heyet başkanı Bayan Ghucheta Kripalani söz almış ve ezcümle demiş-•tir ki:
«Şerefli Türk tarihinin kahraman şehri ve Mustafa
Kemal'in annesinin kabrini sinesinde bulunduran güzel İzmir'de, büyük
lideriniz Atatürk'ün Hint milleti ve Hindistan Parlâmento Heyeti adına anmak
fırsatının bana verilmiş olmasından derin bir haz ve büyük bir şeref
duymaktayım.
Memleketinizin karanlık ve istikbâli meçhul
günlerinde Kemal Atatürk bir ümit bayrağı olarak meydana çıktı. O dünyaya Türk
milletinin azimkar, e-nerjik ve çalışkan bir millet olduğunu "isbat
etti.O'nun parolası şu idi: «Ya is^ tiklâl, ya Ölüm.» Türk milleti O'nun ,
kumandası altında düşmanlarınızı a-inansız bir şekilde mağlûp etti istiklâl
uğrunda yapılan bu mücadeleden sonra da. modern ve demokratik idareli
Türkiyeyi kurdu. Kahraman Atatürk, hürriyete kavuşmamış ve hürriyeti için
çarpışan diğer milletler için de bir ilham kaynağı oldu. Siz hürriyetiniz için
mücadele ederken, kalplerimiz sizlerle beraberdi. Mücadeleden muzaffer
çıktığınız vakit, sizin zaferinizi sadece
kutlamakla kalmadik, fakat kendi hürriyet ve istiklâlimiz için de,
zaferinizi bir örnek olarak. Bugün en derin tazim hislerimle büyük ve kahraman
Atatürk'ün huzurunda hürmetle eğiliyorum.
Bir kadın olarak da 5u noktaya temas etmek isterim:
Genç Türkiyenin kuruluşu esnasında kardeş Türk
kadınını peçeden kurtararak, cemiyetteki bugünkü yerlerini alabilmeleri için
Atatürk'ün yapmış olduğu inkılâba son derece hayranım.
O, bugün aramızda değilse bile, ruhu kalplerimiz
dedir. Onun ruhunun şâd olması ve memleketinizin refahı için dua ediyorum.»
Bu konuşmadan sonra heyet, toplu halde Atatürk
heykeline giderek bir çelenk koymuştur. Misafir Hindistan Parlâmento Heyeti,
öğle yemeğini Çamaltı tuzlasında yemiş ve tesisleri gezmiştir.
— Ankara:
Vatanın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu aziz
Atatürk'ün fâni hayata gözlerini yumduğu günün 16 ncı yıldönümü, bu sabah
Anıt-Kafoirde huşu ile anılmıştır. Daha sabahın ilk ışıklariyle genç ihtiyar
bütün Ankaralılar Anıt-Kabirdeki ihtiîâle katılmak için yollara düşmüş
bulunuyordu. Âdeta bütün Ankara bugün tek bir arzu ile çarpan tek bir kalp
halinde idi. Herkes aziz Atâtür -fcii ziyaret için Anıt-Kabire akın ediyordu.
Çok erkenden, kara, deniz; ve hava subayları, Harpokulu öğrencileri ve muhafız
kıtası Anıt-Kabir içinde ve dışında ihtiram nöbeti tutmağa başlamıştı. Ayrıca
mozolede de, Muhafız Kıtası mensuplarından başka kara, deniz ve hava
sınıflarına mensup erler büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazim nöbetinde
duruyorlardı.
İhtifale katılacak olanlar Anıt Kabir dahilindeki
merasim meyadmnda yer alırken, Anıt-Kabir giriş kısmındaki meydanda da kabri
ilk ziyaret edecek olan kortej teşekkül ediyordu. Anıt Kabir dahilindeki
merasim meydanı da, Riyasetiüûrnhur ve Harpoku7 jtu bandoları ile sırasiyle
mebuslar, askerî erkân ile subaylar, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve
yüksek öğretim mensupları, izciler, esnaf teşekkülleri,
diğer sivil müesseseler mensudları ve
Harpokulu öğrencileri'yer aı-mi5İ:ı. Ayrıca Anıt-Kabir civarında da
öğrenciler ve çok kalabalık bir vatandaş kitlesi toplanmıştı.
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, beraberlerinde
Başvekilimiz Adnan Menderes -olduçu halde saat 8.50 de Anıt Kabir önündeki
meydana geldiler. Bunu müteakip kortej hareket etti.
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi
Reisi Refik Koraltan, 'Başv-sk-il Adnan Menderes, Vekiller "Heyeti, Büyük
Millet Meclisi Reis Vekilleri ve riyaset divanı. Erkânı Harbiye Umumiye Reisi
Orgeneral Nurettin Baransel, kara, deniz v.e hava kuvvetleri kumandanları,
Erkânı Harbiye Umumiye İkinci Reisi Piyaseticumhur mensupları, yaverler ve emir
subayları, Başvekâlet Müsteşarı, Temyiz Mahkemesi, Şûrayı Devlet Keisi, Divanı
Muhasebat Reisi Üniversite Rektörü, Cum huriyet Baş Müddeiumumisi, Hariciye
Vekâleti Umumi Kâtibi, Ankara Valisi ve Beledive Reis vekili, Şehir Meclisi ve
Başvekâlet erkânı, malûl gaziler, ve esnaf cemiyetleri mensupların-..aan
tevekkül eden kortej, Arslanlı Yollıyan ağır ağır ilerliyerek merasim
rhey-Kianma dahil oldu ve mozole önündeki merdivenlerin sol tarafından çıkarak
mozeleye dahil olduktan sonra Reisi-cumhurumuz Celâl Bayar. büyük Atatürk'ün
kabrine bir buket koydu.O anda, saat dokuzu beş geçiyordu. Verilen işarej
üzerine, tam 16 yıl önce, "Türk milletinin en büyük evlâdı, büyük
kurtarıcı, büyük inkılâpçı, büyük «devlet adamı, büyük asker Atatürk'ün hayata
özkrini yumduğu anda, onun manevî huzurunda ihtiram vakfesi baş dedi. O
dakikada bütün Türkiyede, bü-tün Türkler, bir ruh. bir kain, bir vücut halinde
aziz Atatürkün manevî huturunda tazimle eğiliyor ve hâtırasını jhugü ve
minnetle bir kare daha anıyorki dakika süren ihtiram vakfesini müteakip merasim
meydanında yar almış bulunan bando İstiklâl Marşını çaldı. Bunu müteakip
Reisicumhurumuz ve kotteii teşkil eden zevat mozoleden ve Anıt-Kabir d en
ayrıldılar.
İhtiram vakfesinin yapıldığı anda Anıt Kabir üzerinde
uçmakta olan bir uçak da, mozoleye krizantemler atmakta idi.
Kortejin Anıt Kabirden ayrılmasını müteakip merasim
meydanında yer almış bulunan mebuslar, askerî erkân ve kara, deniz ve hava
subayları, sivil erkân ve memurlar, üniversite ve yüksek öğretim öğrencileri,
izciler, esnaf teşekkülleri ve yurdun muhtelif yerlerinden gelen esnaf
cemiyetleri mensupları, ile di&er sivil müesseseler mensupları ve
Harpokulu öğrencileri altışar kişilik saflar halinde mozoleye girerek ihtiram
geçişinde bulundular. Saat 12 de Ankarada bulunan ecnebi misyonlar namına
kordiplomatik duvayyeni İtalya Büyükelçisi Ekselans Comte Luca Pietro Marchi ve
onu müteakip Amerikan Yardım Heyeti namına bir mümessil Anıt-Kabri ziyaretle
birer çelenk koydular.
Anıt-Kabir bugün saat 13 den itibaren halkın
ziyaretine açılacaktır.
Aziz Atatürk'ün bundan 16 sene eevvel vefat ettiği
.dakikada, Ankara'da ve memleketin her tarafında düdüklerle idare verilmiş,
yollarda vasıtalar, ça-laısma yerlerinde 15 durarak, bütün Türk milleti büyük
kurtarıcısını an-rıiKtır. Mekteplerde de o dakikada ihtiram duruşu ve
ihtifaller yapılmıştır it= .bütün yurtta bayraklar yarıya indirilmiştir.
11 Kasım
1954
— Ankara:
Dünden beri Ankaranm misafiri Tbu-iuman Amerika
Birleşik Devletleri Bshrive Vekili Charles Thomas, bu sabah şehrimizdeki
ziyaret ve temaslarına devam etmiştir
Bahriye Vekili, sabah saat 9 da Çankaya'va giderek
Riyasetieumhur defteri
mahsusunu imzalamış ve saat 9,20 de Anıt Kabri
ziyaretle, büyük Atatürk'ün manevî huzurunda tazım duruşunda bulunarak Kabre
bir buket koymuştur.
Amerika Birleşik Devletleri Bahriye Vekili, daha
sonra Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülüyü makamında ziyaret etmiştir.
— Ankara:
Gezici ve küçük esnafın vergiden muaf tutulması
mevzuu etrafında kendisinden malûmat isteyen Anadolu Ajansı muhabirine, Maliye
Vekili Hasan Po-Jatkan, aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:
Vergi sistemimizin temellerinden birini gelir vergisi
manzumesi teşkil etmek' ledir.
Gelir Vergisi, esas itibariyle, küçük gelire
dayanan, yani vatandaşların hakikî gelirleri üzerinden alman bir vergidir. Bu
prensibin bir icabı olarak, mükelleflerin bir yıl içinde elde ettikleri, safî
gelirden, bu geliri elde eden şahsın asgarî geçimine tekabül eden meblâğ
indirildikten sonra kalan miktar üzerinden vergi hesaplanmaktadır. .Bu prensip,
memleketimiz vergiciliğire, kaide olarak, gelir vergisi nizamı ile girmiş
olunmakla beraber, sayımı itibariyle ekseriyeti teşkil eden gezici ve küçük
esnaf gelir vergisi esasına göre değil, esnaf vergisi adı altında, karine
usulüne dayanan bir vergi ile teklif edilmektedir. Karine esasına göre teklif
usulünde mükelleflerin hakikî kazançlariyle alâkadar olunmaksızın; bazı
(faraziyelere) istinat edilmektedir. Bunun tatbikatı olarak, meselâ, sabit
esnafın vergisi, çalışılan yerin kira veya gayri safi iradının muayyen bir
yüzdesine, gezici esnafın vergisi ise, takdir komisyonları marifetiyle tesbit
olunan gündelik kazançların birkaç misline göre hesaplanmakta ve alınmaktadır.
Bu şekilde alman verginin hesabında, karine usulünün zarurî bir icabı
olarak, mükellefin şahsî durumu ve asgarî geçimi nazarı Hibare
alınmamaktadır.Bu vaziyet, gelir vergisine tâbi olan şahıslarla esnaf vergisine
tâbi olanlar arasında, eanaf aleyhine vergi adaleti bakımından farklı neticeler
yaratmaktadır. Bu halin Islâhı maksadiyle, kazançları,, gelir vergisi kanununun
kabul ettiği. asgarî geçim haddinin dununda veya civarında bulunan
mükelleflerin vergiden muaf tutulması kararlaştırılmış ve bu maksatla lüzumlu
çalışmalara bir müddet önce başlanmıştır.
Hazılr anmakta olan tasan, Büyük Millet Meclisine
arzolunmak üzeredir. Tasarı yüksek Meclis tarafından kabul edilip kanuniyst
iktisap ettikten sonra, kazançları en az geçim haddinin altında veya civarında
bulunan takriben 300 bin kadar gezici ve sabit küçük esnaf tamamen vergi
dışında bırakılacaktır. Yani bu 300 bin kadar gezici ve küçük esnaf, esnaf
vergisinden muaf tutulacaktır.
— Ankara:
İstiklâlimizin müdafii ve Cumhuriyetimizin kurucusu
aziz Atatürk'e gençliğin sevgi ve bağlılığını ifade maksadıyle, Türkiye Millî
Talebe Federasyonu tarafından bugün bir gösteri tertip edilmiştir.
Gösteriye, İstanbul Üniversitesi, Teknik Üniversite,
İstanbul Yüksek Okulları, İzmir Yüksek Ticaret Okulu ve Zonguldak Maden
Teknisyen Okulu, temsilcileri ile Ankara Üniversitesi, yüksek okullar, liseler
ve enstitüler Öğrencileri katılmışlardır.
Gençlik kitleleri sabahın erken saatlerinden
itibaren gösterinin yapılacağı .Dışkapı semtindeki Üniversite M-eyda-mnda
toplanmaya başlamıştı.
Saat 9,30 da gösterive hep bir ağızdan söylenen
İstiklâl Marşı ile başlanmış, müteakiben Türkiye Millî Talebe Fe-derasyoonundan
Gültekin Bingöl, bir sçış konuşması yapmıştır.
Bundan sonra söz alan muhtelif Fakülle ve okullara
mensuo gençler, heyecanlı konuşmalar yaparak, Türk Gençliğinin Atatürk
ideallerine bağlılığını belirtmişler, rejim ve ink ılâpların ve tekçisi
olduklarım ifade ederek şiirler okumuşlardır.
3u konuşmaları müteakip Dağbaşım auman almış marşı
söylenerek kafileler halinde Ulus'a müteveccihen hareket edilmiştir. 7002914
Kafilenin önünde Atatürk'ün büyük bir tual üzerine
resmedilmiş bir portresi bulunuyor, onu bayrak ve flama taşıyan öğrenciler
trampet ve borazanlar, kız ve erkek izciler takibediyordu. En geride de kitle
halinde üniversiteliler ve di^er okul ve enstitü Öğrencileri vardı.
3u arada, Gençliğin Atama ve onun eserlerine kargı
olan sevgi ve bağlılığımı gösteren birçok dövizler de göre çarpmakta idi.
Kafile, Dışkapıdan doğruca Ulus meydanda ve buradan
da marşlar söyliyerek Bankalar caddesi Atatürk Bulvarı istikametinde yürüyüşüne
devamla Zafer meydanına gelmiştir.
Zafer meydanı, o anda, Ata'sma karşı sonsuz 'bir
sevgi ve bağlılık duyan, alpleri onunla dolu ve onun eserlerimin ilhamiyle
çarpan binlerce genç tarafından hıncahınç doldurulmuştu. Atatürk Genelimi
vekar ve azimle kendisine düşen vazifeyi bir kere daha yapıyor, Ata'smm önünde
tazimle eğiliyor ve O'nu minnetle, şükranla anıyordu. Bu arada Gençliğin Atama
ve O nun Türk milletinden aldırı kudret ve kuvvetle vatanımızı kurtaran ve
kurduğu Cumhuriyeti rok .güvendiği Türk Gençliğine emanet eden Atatürk'ün,
bütün fikir ve ideallerinin gençliğin kalbinde ve fikrinde yaşadığını,
temelleri derinlere atılmış Atatürk inkılâpların ve eserlerinin, alçakça
duygular, kin, gaflet ve gerilikle yıkılmasına asya müsaade edilm iveceğin i
ifade ediyorlardı.
Bu arada, heyecanlı bir konuşma yalpan Kıbrıs Türk
Liseleri Mezunları Eir-;iiği Başkanı da, Kıbrıslı Türk Gençlisinin Atalarına
olan sonsuz bağlılık ve sevgilerini ifade etmiştir. Birçok hatipler tarafından
okunan şiirleri müteakip yine muntazam bir kafile halinde rnarşlar söylenerek
Kızılay–Maltepe Tandoğan meydanı yoluyla Anıt-Kabre hareket edilmiştir.
Amt-Kabrin mozolesinde saf saf dizilen gençlik
kitlesi tek bir vücut halin-ae, kalbinde duyduğu ulvî heyecan ve imanla Ata'smm
manevî huzurunda huşu ile eğiliyordu.
Anıt-Kabirde, hep bir ağızdan İstiklâl Marşı
söylendikten sonra, yine g-enç hatipler tarafından ateşli konuşmalar yapılmış, şiirler
okunmuştur. Bundan sonra Atatürk'ün Türk Gençliğine hitabı, Gençliğin mukabil
bir hitabı şeklinde hep bir ağızdan söylenerek and içilmiştir.
Bunu müteakip Atatürk'ün Türk milletine ve
g-ençliğine bıraktığı eserlerin ve inkılâpların sembolü olan bir meşale.
Meclis Reisimiz Refik Koraltan tarafından, Reisicumhurumuz namına, Gençliği
temsil eden bir genç atlete teslim edilmiştir. Bu vesile ile Meclis Reisimiz
Refik Koraltan şu hitabede bulunmuştur:
Aziz, aynı zamanda tarihî ve şerefli bir vazifeyi
Reisicumhur namına yap -mağa memur edildim.
Şimdi elimde tuttuğum bu meşale, büyük Ata'nm Türk
milletine bıraktığı en büyük eserin, inkılâbın sembolü olan bir meşaledir. Bunu
zaten kendisi sizlere emanet etmişti, ben de onun manevî huzurunda Reisicumhur
Bayar namına siz gençlere tevdi ediyorum.
Eminim siz de bu meşaleyi ebediyete kadar
sÖndürmiyeceksiniz.»
?jrvaleyi teslim alan atlet de, şu muka-beled-5
bulunmuştur:
Bu emaneti, hayatımızın pahasına da olsa, ilelebet
muhafaza ve müdafaa ede ceğiz.»
Bundan sonra Meclis Reisimiz R&fik Koraltan
devamla demiştir ki:
Çok sevgili yavrular, ben şu anda hepiniz ve
hepimizin, bütün Türk nesillerinin kalbinde ebedileşen büyük bir insanın
manevî huzurunda, onun eseri olan sizlerin huzurunuzda bulunuyorum.
Bahtiyar Atatürk'ün bahtiyar çocuklan, bahtiyarsınız,
evvelâ Türk mille-iinin çocuğu olmakla bahtiyarsınız.
Bahtiyarsınız, sizler için ebediyen bir meşale olacak
olan tarihî 'bir eserin çocuklarısınız, Mustafa Kemal neslisiniz.
O insan da bahtiyardır ki, ölümünden an altı yıl
geçmiş olmasına rağmen, da ha dün. aziz varlığından ayrılmış gibi o nun elemi,
onun ayrılısı bütün bir neslin ve hele siz genclerin kalbini yakmaktadır. O da
bahtiyardır, en büyük talii şu idi, büyük Türk milletinin bağrından yetişmişti.
En büyük eserini daima sevdiği, yolunda çalışmaktan yılmadığı Türk milletinden
aldığı kudretle meydana gelmiştir. Her fâniye nasip olmamıştır ki, kendi
ümidi olan nesil ile maşallah, durmadan gönüllerde yerleşen Mustafa Kemal
adıyla, eseriyle övünecek ve onun ebedileşmesi için taptaze duygularla daima
ve daima onun bekçisi kalacaktır.
Onun için Mustafa Kemal, ebedî ve bahtiyar
insanlardandır. Birçok fâniler gibi eserleri zamanla unutulan fânilerden
değildir. Mustafa Kemal bütün dünya çapındaki eseri ile ebedileşen tek insan
olarak kalacaktır.
O, yalnız kendi milleti için değil, kendi milletinin
huzur ve saadeti yanında bütün medenî millet camiasının rahatını isteyen
idealist 'bir insandı.
Şu anda, bütün gençliğin, bütün Türk milletinin bir
kalp gi'bi çarpan düşüncelerine, sevgilerine en güzel duygularla tercüman olan
ve sizlerin kalbini, fikrini söyleyen arkadaşlarınızı dinledim.
Tarihe bakınız, bu, kaç fâniye nasip olmuştur?
Tarihte büyük eser veren insanlar vardır. Fakat hic birisi Mustafa Kemal gibi
fâni hayata veda ettikten sonra gönüllerde ebedileşen, eseri her an iyiy-e v.e
daha iyiye doğru gitmek şansına mazhar olan kimse gelmemiştir.
İşte Mustafa Kemal denilen ve Türk: milletinin
bağrından çıktığı için kuv-. vetli olan, evvelce de söylediğim gibi, kendini
yaratan, kendini seven ve kendisi ile beraber en ağır şartlar içerisinde
haysiyetini, şerefini korumak içiıî-bir Mustafa Kemal olan talihli insan,, işte
onun için bahtiyardır. Çünkü siz,-Mustafa Kemal nesli olan gençlik, bütün milletlere
örnek olacak şekilde muazzam bir eserin izinde ve onun bekçişi olduğunu
söylüyorsunuz, kayıtsız, şartsız haykırıyor sunuz. Zaten Türk milletinin
asaleti, varlığı, kıymeti, tarihte olduğu gibi bundan böyle de daima ve daima
ancak bu kuvvetle ölçülmektedir.
Türk milleti istilâlar karşısında daima hayır
demesini bilen bir millettir. Tarihçilere sorunuz, tarih sevenler, hele siz
gençler merakla takip ediniz. Tarihin dalgalı seyirleri içerisinde, milletler
hayatında fırtınalar yaratan hâdiseler ilerisinde kaç millet tanırsınız ki,
tazyiklere, istilâlara karşı, lıayır ben varım diyebilmiştir. Böylece kendi
varlığını, kendi haysiyetini, gerektiği zaman, müstevlilere olduğu gibi^ Atanın
büyük eserlerine, Türk milletinin bayat, şeref, tefekkür kuvvetini ve -ren,
Türk milletine en büyük eserler veren, bu en büyük eserlerin tek adı elan
Mustafa Kemal inkılâbı, Türk milletinin aziz eserini, kemâl derecesine varan
eserlerini korumak için hep beraber aynı yolun bekçisi olduğunu söylüyor,
göğsümüzü gururlandırıyorsunuz. Bu, kaç fâniye nasip
olmuştur?
Yalnız k-sndi nesilleri değil, onu takip beden
nesiller de onun yolundadır. Bu ancak ona nasip olmuştur. Tarih ki taplarmda
bunun. örneğini bulmak çok kolay değildir. Onun için bahtiyar Mustafa Kemal'in bahtiyar
Türk gençlerine hitap ediyorum dememin hakikî mânası bu idi.
Şimdi onun manevî huzurunda bulu-' nuyoruz. Eminim,
itidalimizi kullanarak gönlümüzün bütün acılarını duyuyorum. Ancak sununla
teselli buluyorum, zaten tereddüdü olmayan bir in-, sandı, fâni Mustafa Kemal
bir gün, her fâni gibi hayata gözlerini kapayabilirdi, ama'ebedî Mustafa
Kemal, inandığım, gönül verdiğim bütün millet ana ve babalan ile, bütün
milletçe inandığımız, ümit verdiğimiz gençliğimiz, memleketin saadeti için
ileri bir millet olmak yolunda nasıl şeref ve istiklâlini korumak hususunda
bugünkü nesil çalışmışsa, bundan sonra gelecek nesiller de garb medeniyetinin
seviyesine ulaşacaklardır.
Onun için müsterih uyuyabilir. Eserin tamdır.
Müsterih uyu. Türk milleti e-bediyete doğru başarılarla ilerlemek -tedir.
Aziz ve sevgili yavrular, işte görüyorsunuz, onunla
beraber çalışmak bahtiyarlığına eren bir fâniyi onun huzu -runda ve sizlerin
huzurunuzda bu büyük milletin istikbâli hakkında bir de-îa daha heyecanla
konuşmağa şevkettiniz.
Allah siz gençlerin neşesini söndürmesin, Türk
milletinin saadetini ebedî kılsm. Onun huzur ve emniyeti daima ve böylece
ebediyete kadar gitsin. Sağ olunuz.»
Meclis Reisimiz bu konuşmasından sonra hep 'birlikte
«Dağ başım duman almış» marşı söylenmiş ve Atatürk'ün manevî huzurunda tazim
duruşu yapılmıştır.
Gösteirsi bu suretle gençliğin bu asîl de nihayete
ermiştir.
Oramiral Raıdford v.e diğer misafirler eğle yemeğini
Yassıda'da yemişler ve-tetkiklerini müteakip avdetlerinde motorla Boğazda bir
gezinti yapmışlardır..
— İstanbul:
K-eisicumhur Celâl Bayar, bugün 17.00 de Göksu
Kasrında Amerika 'Birleşik Devletler Müşterek Erkân: Harbiye Heyetleri Reisi
Oramiral Arthur Radford ve maiyeti erkânın: kabul etmişlerdir.
Bu kabulde Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral
Nurettin Baransel, Deniz Kuvvetleri Kumandanı Koramiral Sadık Altmcan ve Millî
Müdafaa Ve -kâleti Müsteşarı Amiral Aziz Ulusan hazır bulunmuşlardır.
— Ankara:
Başvekil Adnan Menderes, bugün saat 18.30 da
Başvekâlette, memleketimizi ziyare tetmekte olan Bayan Sucheta Kripalani
başkanlığındaki Hindistan Parlâmento Heyetini kabul etmiş,-samimî
hasbıhallerde blulunulmuştur.
Kasım 1954
— İstanbul:
Amerika Birleşik Devletleri Müşterek Kurmay Heyetleri
Başkanı Oramiral Arthur Radfoord ile Erkân: Harbiyei Umumiye Reisimiz Orgeneral
Nurettin Baransel, beraberlerinde eşleri olduğu halde bu sabah İstanbula gelmiş
ve Bilinci Ordu Müfettişi, 5 nci ve 3 üncü Kolordu Kumandanları, Merkez
Kumandan, Deniz Kuvvetleri ve Marmara - Boğazlar Kumandanları, Amerikan Askerî
Yardım Kurulu ve Deniz Grubu Başkanları ile birlikte Yeşil köyden motorla
Yassıada Deniz Eğitim Üssüne gitmişlerdir.
Amerika Birleşik Devletleri Müşterek, Kurmay
Heyetleri Başkam ve Erkânı Harbiyei Umumiye Reisimiz, güzergâh üzerinde
dizilmiş bulunan donanmamızı teftiş etmişlerdir.
— Ankara:
Millî Müdafaa Vekâleti Temsil bürosundan
bildirilmiştir:
Türk - Yunan - Yugoslav Erkân: Harbiyei Umumiye
Askerî Heyetleri 4 kasım 954 tarihinde Atina'da toplanmışlar ve 12 kasını
1954 tarihine kadar görüşmelerde bulunmuşlardır.
Heyetler eylül 1954 ayında Atina'da toplanan Erkânı
Hartoiyei Umumiye Reisleri konferansında alman kararların ruhuna uygun olarak,
Ankara Paktı ve Bled İttifaknanıesine müstenit askerî mahiyetteki meseleleri
görüşmüşler ve bu görüşmeler üzerinde mutabık kalmışlardır.
— Ankara:
Önümüzdeki ocak ayının sonunda trak tor, pulluk ve
disk tırmıkların teslimini mümkün kılacak ilk traktör fabri -kasının sahibi
Minneapolis-Moline Türk Traktör ve Ziraat Makineleri Anonim Şirketi İdare
Meclisi Reisi ile Satış Müdürü bugün saat 11.30 da Ziraat Bankasında Anadolu
Ajansına bir beyanatta bulunmuşlardır:
20 milyon İira sermayeli Türk traktör ve ziraat
makinaları anonim şirketi i-care meclisi reisi ve Ziraat Bankası Umum
Müdürü-Mithat Dülge, şirketin .îaaliyeti hakkında etraflı izahat vermiş ve
demiştir ki:
«Türkiyede bir ziraat makinaları imalâtı sanayii
mevzuunda esaslı tetkikat yaptık. Böyle bir sanayiin, memleketimiz ve
kurucuları için faydalı bir ekde işliyekileceğin e kanaat getiridk-îen sonradır
ki, Amerika'da Minnesota eyaletindeki Minneanolis - Moline bu teşebbüse cok
yakın bir alaka gösterdi Yabancı Sermayeyi Teşvik Ka nunu da bu alâkalarını
fiiliyata geçirecek bir kuvvet teşkil etti.
Devlet ileri gelenleri vs şirketimizin hissedarları
bulunan müesseselerle temaslarda bulunup müsbet neticeler aldıktan sonra bu
şirketi kurmuş bulunuyoruz. Şirket 20 .milyon lira sermayelidir. Bunun 8
milyon lirası T. C. Ziraat Bankasına, 1 milyon lirası Makina, Kimya Endüstrisi
Kurumuna, 2 milyon lirası Ziraî Donatım Kurumuna, 3 milyon lirası Tariş'e, 2
milyon lirası Çukurbirliğe ve 6 milyon lirası da Min neapolis MoJine şirketine
ait bulunmaktadır. Projenin tahakkuku münasebetiyle, bizlerle Türkiyede esaslı
bir sanayiin kuruluşunda işbirliği yaparak muvaffak olabilmemiz için karşımızda
fev -kalâd-e bir fırsatın mevcut olduğuna emin bulunmaktayız. Bu teşebbüsün
memlekete her bakımdan faydalı olacağına hiç şüphe yoktur. Bu sahadaki
muvaffakiyetimiz diğer ecnebî sermayeyi de Türkiyeye celb edecek tir. Gayemiz
Türkjyenin ihtiyacı olan motorlu ziraat âletlerinden gerekli çeşitlerin
ekseriyetini bu fabrikada imâl etmektir. Diğsr taraftan memleketimiz dahilinde
satış programımızın ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata kifayet edecek
miktarlarda da imalât yapmayı arzu etmekteyiz. Bu sayede memleketimize traktör
ithali için sarfedilen dövizden tasarruf edilecek ve aynı zamanda da ihracat
sayesinde yeni döviz kaynakları elde edilmiş olacaktır.
Ziraat Bankası Umum Müdürü ve Minneapolis Molme Türk
traktör ve ziraat makinaları anonim şirketinin idare meclisi reisi Mithat
Dülge, Türk Hava Kurumunun Makina ve Kimya Enstitüsü Kurumuna, devredilen
motor ve-tayyare fabrikasının, motor kısımların mezkûr idareden şirkete 6
milyon liraya satın alındığını söylemiş ve şunları ilâve etmiştir:
İmalâta bağlıyacağımız Ankarada, Gazi'deki motor
fabrikası tam kapasitedeki imalatımız için kâfi büyüklükte değildir. Fakat
derhal faaliyete geçebilmemiz bakımından fevkalâde imkânlar pağlamaktadır. Uzun
vadeli programımız ihtiyaçlarını karşılayabilmemiz için mevcut tesislere
binalar ve makinalar ilâve edeceğiz. Daha çeşitli imalâta geçmeyi ve her
birinden gittikçe fazlalaşan adetlerde imalât yapmayı gaye addetmekteyiz.
Türkiyenin bugünkü iktisadî kalkınmasının temelini teşkil eden ziraî gelişmenin
tahakkukunda, en büyük folu olan makineleşme ihtiyacının, memleketimizde
kurulacak fabrikalarla içerden temininin ehemmiyetini bizler kadar takdir eden
ve aynı anlayışı gösteren Minneapolis-Moline Amerikan kumpanyasının gösterdiği
hüsnüniyet ve iyi işbirliği sayesinde ve hükümetimizin son çıkardığı ecnebi
sermayeyi teşvik kanununun bahşettiği himayenin müzaheretiyle bu şirketi
kurmaya muvaffak olmuş bulunuyoruz.
Türkiyenin iktisadî gelişmesine faydalı olan bu -gibi
sınaî teşebbüsler için A-rnerikan sermayesinin Türkiyeye gelmesini teşvik
hususundaki gayretinin canlı bir misâlini daha, sayın Başvekilimiz Adnan
Menderesin, İktisat ve Ticaret, İşletmeler, Ziraat ve Nafia Vekillerinin
huzurunda statüsü imza edilmiş bulunan bu şirket, vermiş bulunmaktadır.,
Fabrika birinci sene zarfında 1000 traktör
ve ekipman montajı yapacaktır.
Aynı zamanda eğitim programlarına da ehemmiyet
verilecektir. Amerikada-ki Minneapolis Moline Şirketinin model, patent ve
alâmeti farikaları tamamen şirketimiz tarafından satın alınmıştır. Mezkûr
şirket, imâl çeşidinin gerekli aksamının tahminen yüzde 75 ini kendi
fabrikalarında yapmaktadır.
Bu yukarıda bahsi geçen yüzde 75 nis-betinde imâl
edeceğimiz traktör ve ziraat âletleri parçalarından %30 - 40 nispetinde bir
kısmının buradaki fab-ıikamızda imalâtına geçilmesi programımızın ikinci
senesinde yer almıştır.
Üçüncü ve müteakip seneler zarfında %75-100
nisbetinde yerli imalât tahakkuk etmiş olacaktır. İlk parti parça sevkiyaü
ocak 1955 ayının bidaye -tinde Ankaraya varmış olacaktır ve yine ocak ayının
nihayetinde imâl edilmiş traktör, pulluk ve disk tırmıkların fabrikamızda
teslime hazır olmasını plânlamış bulunuyoruz.»
Mithat Dülge'nin konuşmasından sonra
Minneapolis-Moline şirketinin genel müdür vekili Mr. A. W. Huff da, montajı
yapılacak aksamın Türkiyeye muvasalatından evvel gereken bütün hazırlığın ve
tertibatın alınmış bulunduğunu, Ankaradaki fabrikanın hazırlık safhasında
bulunmak üzere şirketin ikinci başkanı ve aynı zamanda imalât müdürü Mr. W. C.
Macfarlane Jr. un Kasım ayının sonuna doğru Ankaraya varmış olacağını bildirmiş
ve «Yine Amerikadaki şirketimizin fabrikalarından birinin müdürü olan Mr. R.
J. Collins de aynı tarihte Ankaraya gelecek ve şirketimizin imalât müdürü
olarak burada kalacaktır. Muayyen bir müddet sonra fabrikanın iyi yetişmiş Türk
personeli tarafından idare edilebilmesi için büyük bir itina ile seçeceğimiz
Türk personelinin eğitimi mesu-liy.eti de Amerikalı mütehassıslar tarafından
deruhte edilecektir. İmâl edeceğimiz ziraat makinaları her zaman için dünyanın
en modern ve en iyi makinaları arasında yer alacaktır» demiş ve devamla
şunları ilâve etmiştir:
«Türk hükümeti ileri gelenleri, yerli sanayii ve
hususî teşebbüsü, büyük kolaylık göstererek, inkişaf ettirmek hususundaki
samimî ve ciddî arzularını birçok vesilelerle bize ispat etmişti. Türk hükümeti
gerek şirketimizin teşekkülünde ve gerekse imalâta kısa bir zamanda
başlıyabilmek için programımızın tahakkukunda fevkalâde bir işbirliği numunesi
göstermiş ve hiçbir yardımı esirgememiştir. Bu zihniyet yabancı sermayeyi
teşvik kanununun yerli sanayii inkişaf ettirmek için büyük bir samimiyet ve
anlayışla kaleme alınıp tatbik edildiği hakkında diğer yabancı sermayedarlara
iyi bir Örnek teşkil etmektedir.
Diğer taraftan öğrendiğimize göre daha şimdiden
şirkete traktör ve ziraat îletleri hakkında talepler yapılmaktadır. Kısa bir
zamanda fabrikanın imâl ettiği traktörlerin Ortadoğu memleketlerine ihracı
kabil olacaktır. Aynı zamanda traktörlerde kullanılacak diesel motorlar
Amerikada yapılanların en r-ıütekâmil bir çeşidi olduğundan, bunlardan diğer
çeşitli sahalarda da istifade imkânı sağlanmış olacaktır.
— Ankara:
Sakit Osmanlı hanedanına mensup Şehzade İbrahim
Tevfik kızı 1896 İstanbul doğumlu Fatma (Zehra) Alpan ile kızı 1919 İstanbul
doğumlu Bilun Alpan'm harçsız olarak Türk vatan -aaşlığma alınmaları İcra
Vekilleri Heyetince kararlaştırılmıştır.
13 Kasım
1954
— İstanbul:
Millî Müdafaa Vekâleti Ordu Temsil Bürosu Müdürü
Kurmay Binbaşı Kadri Ener ile Binbaşı Selim Soley bugün saat 10,45 te uçakla
Parise gitmişlerdir.
Heyet 15 kasımdan ay sonuna kadar devam edecek olan
«Nato devletleri tanıtma ve kültürel münasebetler komitesi» toplantısına
iştirak edecektir.
—Ankara:
Yabancı sermayeyinin iştirakiyle İskenderun'da geçen
sene kurulmuş olan ve senevî 100 bin ton istihsâl kapasitesi bulunan
süperfosfat fabrikasının gerek ziraî sahadaki inkişaf ve kalkınma ve gerekse
köylümüzün bu gübreyi kullanmak suretiyle elde ettiği istifadenin neticesi olarak istihlâkin artmaları muvacehesinde, bilhassa
Garbi zürram ihtiyaçlarını daha yankından temin etmeyi düşütten şirket yönetim
kuruiu, bugün Ziraat Bankası merkezinde toplanmış v,e daha yüksek kapasiteli
ikinci bir süperfosfat fabrikasının tesisine, kurucuların da muvafakatini
almak suretiyle karar vermiştir.
«Hiç bir Amiral emrindeki kuvvetleri kâfi görmez»
demiş, fakat böyle bir vazifeyi lâyıkiyle yapabileceklerini ilâve etmiştir.
Bundan sonra Nato Akdeniz kuvvetleri", eski
başkumandanı diğer bir suale cevaben halefinin halen Londrada bulunan ingiltere
Deniz Kuvvetleri Kurultay Başkanı Amiral Sir Guy Grant -ham olacağını söylemiş
ve «Herhangi, bir harp ihtimalinde Akdenizde denizaltı tehlikesi olabilir mi?»
yolundaki suali de fu şekilde cevaplandırmıştır:
Evet. Akdeniz böyle bir ihtimâl karşısında
Atlantik'e acık bir vaziyette bu-]unacaktır. Fakat ben Cebelüttarık'tan
Akdenize germeğe çalışan bir denizaltının kumandanı olmak istemem. Bununla
beraber buradan Akdenize geçmek ihtimâli mevcut olabilir.»
Amiral Moutbatten, daha sonra her -hangi bir taarruz
ihtimalinde, emrindeki kuvvetlerin atom silâhları kullanıp kullanmayacakları
hususundaki" mütalâasını soran bir gazeteciye hitaben, «Atom silâhlarının
kontrolü General Gruenther'in emrindedir» demekle-iktifa etmiş, «Harp halinde
kuvvetlerin dağılmasını temin bakımından İskenderun vs İzmir deniz üslerinden
istifade edilecek midir? sualine de-«Kuvvetlerin dağılması icabettikçe, evet"
cevabını vermiştir.
Amiral Moutbatten, Türklerin işbirliği yolundaki
gayret ve arzularına bir misâl olarak basın konferansına aki tesanüd ve iyi
anlayışı göstermiş ve basın mensuplarına tekrar tefekkür ederek-sözîerine son
vermiştir.
— İstanbul:
Beynelmilel cerrahlar koleji üyelerinden, İstanbuJda
bulunan Amerikalı o-peratörlerin iştirakiyle bugün Cerrahpaşa Hastahanesinin
Burhanettin Toker anfisinde bir ilmî toplantı yapılmıştır.
Saat 9,00 da, Tıp Fakültesi Dekanı,. Kolejin Türk
seksiyonu başkanı Oi'd. Prof. Fahri Arel, müteakiben de Amerikalı cerrahlar
heyeti başkanı Prof-Dr. Max Thorek'in yaptıkları açış konuşmaları ile
başlanılan bu ilmî seansta misafir doktorlar ve Türk doktorları tarafından
muhtelif tebliğler verilmiştir.
İlk konuşmayı yapan Beynelmilel cerrahlar koleji
genel sekreteri Dr. Max Thorek «Kalp durması», müteakiben de Prof. Dr. H.
Meyerding «Dupuytren kontraktürü», Prof. Dr. Şehrend «Safra kesesi cerrahisinin
gelişmesi», Prof. Dr. Carnazzo «Yaşlılarda Cholelithasisin tedavisi», Prof. Dr.
Dailey «Peptik ülserin tedavisi», Ord. Prof. K. İ. Gürkan Bir akciğer
tüberkülozunda cavernec-.tomi vakası», ve Dr. S. Evrensel «İki nadir ilaus
vakası» mevzulu tebliğler vermişlerdir.
.Saat 13.30 da, Üniversite Profesörler evinde misafir
doktorlara Beynelmilel cerrahlar koleji Türk seksiyonu tara -findan bir öğle
yemeği verilmiştir.
Öğleden sonraki toplantıya saat 15 de Prof. Dr.
Thor.ek'in «Beynelmilel cerrahlar meşheri»- hakkında verdiği izahatla
başlanmıştır.
Müteakiben Dr. Wilkins «Vagotomili hastalarda drenaj
vazifesi sören pylo-roplasty», Ord- Prof Fahri Arel «Kons-îrüktiv
perikardisler», Prof. Kâmil So-kuHu «Serbest omentrun transplantasyonu», ve
Dr. Derviş Mânizade «Kırık defektlerde callus teşekkülü» mevzularında
tebliğler vermişlerdir.
Yarın İstanbulun müzeler ve diğer tarihî kıymeti
haiz mahallerini gezecek olan Amerikalı cerrahlar, memleketi -mize uzak ve
Ortaşarkta yaptıkları bir ietkik turnesinden gelmektedirler.
Bu arada beynelmilel cerrahlar kolejinin Japonya
seksiyonunu kurmuşlar -dır. Kolejin Türkiy.e seksiyonu 1941 de kurulmuştur.
Misafir doktorlar cuma günü saat 13,45 rte uçakla
İstanbuldan ayrılacaklardır.
— İzmir:
Amerika Birleşik Devletlerinin Akdeniz doonanmasma
mensup Amiral Bru-ke kumandasındaki dokuz parçadan müteşekkil bir filo, bu
sabah saat 8 de limanımıza gelmiştir.
22 kasım pazartesi sabahına kadar limanımızın
misafiri olacak Amerikan filosunun sancak gemisi Columbus kruvazörüne saat
8,30 da çıkan Ege Üs Kumandanlığına mensup bir vizita subayı, misafir filo
kumandanına «Hoş geldiniz.» demiş ve bunu saat 9 da A-merikan Konsoloosunun
ziyareti takip etmiştir.
Amiral Bruke, saat 10,30 da karaya çı-î-arak,
sırasiyle Amerikan Konsolosluğunun ve Ege Üs Kumandanlığının ziyaretlerini
iade etmiştir.
Bu akşam saat 18 de misafir filo mensupları şerefine
Ege Üs Kumandanlığı tarafından bir kokteyl parti verilecektir.
18 Ekim
1954
—Ankara:
Millî Müdafaa Vekâleti Temsil bürosundan
bildirilmiştir:
Türkiyeyi ziyaretten sonra memleketine avdet eden
Libya Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim El Gallal, Millî Müdafaa Vekilimiz
Ethem Menderese aşağıdaki telgrafı göndermiştir:
Ekselans Ethem Menderes
Türkiye Millî Müdafaa Vekili
Ankara
Memleketime avdet ettiğim şu sırada, arkadaşlarımla
birlikte Türkiyeyi ziyaretimiz sırasında bize karşı gösterilen hüsnü kabulden
v.e misafirperverlikten dolayı en derin teşekkürlerimi arzet-mekle sevinç
duymaktayım.
Yakın bir zamanda sizin de memleketimizi ziyaret
etmenizi temenni eder-k-en, size en iyi talih ve saadetler diler ve bilvesile
Libya milletinin en iyi dilek ye selâmlarını kardeş Türk milletine, kahraman
Türk ordusuna, bütün "ekil arkadaşlara ve subaylara iblâğını İ3tirham
ederim.
Libya Millî Müdafaa Vekili Halil El Galla
— Ankara:
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin millî
bayramı münasebetiyle Rei-dcumhurumuz Celâl Bayar ve Sovyetler Birliği Yüksek
Şûrası Başkanı arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.
— Ankara:
Ankara Üniversitesi Senatosu bugün saat 15 te Dil ve
Tarih - Coğrafya Fakültesinde toplanmıştır.
Senatoya riyaset etmek üzere davet e-dilen
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile birlikte saat 15
de Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesini teşrif ederek, dört saat süren ve
Ankara Üniversitesi Rektorü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu ile Faküllte
Dekanlarının ve Profesörlerin bulundukları toplantıya riyaset etmiştir.
Gündemin birinci maddesini teşkil e-den Siyasal
Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü vesilesiyle Atatürk'ün siyasî, devlet
ve idare adamı sıfatiyle hayatı hakkında bir eser hazırlanması hususunun
müzakeresinde aziz Ata -türk'ün büyük kumandanlığı, inkılâpçılığı, sanat
cephesi, ilme verdimi değer ve hudutsuz deha ve meziyetleri üzerinde çok
hissî, tarihî, heyecanlı ve tazimkâr konuşmalar yapılmış ve Reisicumhurumuz
Celâl Bayar ile Senato âzasmm Atatürk'ün bu cephelerine temas -sden
konuşmaları ve hatıraları hürmet, alâka ve hayranlıkla takip edilmiştir.
Siyasal Bilgiler Fakültesinin 100 üncü yıldönümü
münasebetiyle Atatürk'ün siyasî ve idarî hayatı hakkında büyük değerde bir
eserin hazırlanmasına karar verilmekle beraber, üniversitelerimizin muhtelif
fakültelerinin Atatürk'ü üiğer cenheleriyle de birer eserle ebedileştirmesi
Senatoca izhar olunmuş ve bu hususun üniversitelerarası kurulda görüşülmesi
neticesine varılmıştır.
Üniversitelerin araştırma faaliyetlerini
genişletmeleri ve öğretimi geniş halk kitlerine
yaymaları mevzuunda da senatoda görüşmeler yapılmış ve bu hususta bir
komisyon teşkili ve bu komisyonun hazırlayacağı raporun' üni -versitelerarası
grupa tevdii kararlaştırılmıştır.
Senato toplantısında Reisicumhurumuz" Celâl
Bayar, aziz Atatürk hakkında hazırlanacak eserin her bakımdan mükemmel ve
örnek bir şekilde olması i-Çİn her türlü müzaherette bulunacağını açıklamış ve
üniversitelerin huzur-ve sükûn içinde vazifelerini yapabil--meleri i-cin
lüzumlu bulunan ihtiyaçlarını hükümete aksettirdikleri takdirde, bunun büyük
bir anlayışla karşılana -cağından ve her türlü yardımın büyük bir hızla
yapılacağından emin bulunduğunu sözlerine ilâve etmiştir.
Toplantıdan sonra kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı
muhabirine, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Hüseyin Cahit Oğuzoğlu şunları
söylemiştir:
«Müzakereleri büyük bir alâka ile takip eden
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, aziz Atatürk'ü her cephesi ile1 Türk milletine ve
gençliğine ve bü-: tün dünyaya tanıtacak, böyle bir eserin meydana getirilmesi
hususunda üniversite tarafından gösterilen hassasiyetten çok mütehassis
kaldıklarını ifade etmişlerdir. Hattâ bir ara görüşmeler fasılasız devam
ettiği için, biraz istirahat edilmesi hususunda yapılan teklifi çok nazikâne
bir şekil'de kabul. etmemiş ve büyük Atatürk hakkında yapılan görüşmelerin
insana yorgunluk değil, bilâkis büyük bir haz verdiğini söyliyerek, eserin tertibi
hakkında tavsiyelerde bulunmuştur.
Diğer taraftan toplantıda, gündüz üniversiteye devam
edemiyen subay ve memurların üniversite tahsili yapmalarım temin için
tedrisatın akşamları da tekrar edilmesi suretiyle gece üniver-siteİ-ar açılması
mevzuu da müzakere ve akşamları tedrisat yapacak gece üniversitelerinin
kurulması prensip olarak, kabul edilmiştir. Bütün fakülteler akşam tedrisatı
yapılması hususundaki mevcut imkânlarını tetkik ederek durumu
üniversitelerarası kurula bildireceklerdir, Bir çift, öğretim mahiyetinde olan
bu faaliyetin gerçekleşmesi üni -versitelerin bilhassa öğretim üyelerinin. teminine bağlı bulunmaktadır. G-sce tedrisatı temin
edildiği takdirde her sene üniversitelerde bir dert halini alan kontenjan
mevzuu da bu suratla ortadan kalkmış ve memurların, subayların da
üniversitelere devam etmeleri hususu sağlanmış olacaktır.;)
— Ankara:
Türk - Alman ticaret müzakereleri mevzuunda, Türk
ticaret heyeti reis vekili Hariciye Vekâleti ticaret ve .ticarî anlaşmalar
dairesi umum müdürü Hasan Işık, Anaoilu Ajansına şu beyanatta bulunmuştur:
»Alman ticaret heyeti île .müzakereler programının
hazırlanması .maksadiyle ilk temaslara başlanmıştır. Resmî müzakerelere
Önümüzdeki bir kaç gün zarfında başlanacaktır. Başvekilimizle Şansölye
Adenauer'in Ankara ve Bonn-da yaptıkları temaslardan mülhem olarak iki hükümet
arasında varılmış o-lan son anlaşma hüküml-s-rine göre, Türk - Alman ticarî
münasebetleri başlıca iki esasa istinat etmektedir. Bunlardan biri müterakim
borçların ödenmesi, dikeri de Alman sanayiinin Türk tkoncmik kalkınmasında yer
alan yatırımlar finansmanına iştirakidir.
Türkiye kendi vecibelerini yerine getirerek
Almanyaya karsı olan borçlarının mühim bir kısmını ödemiş bulunmaktadır.
Ödenmemiş borç miktarı bugün 35 milyona yaklaşmıştır. 1954 senesindeki
borcumuzun heyeti umumiyesi 40 milyon dolar civarında olduğu nazarı itibara
alınırsa, borcumuzun ne kadar büyük bir kısmının ödenmiş olduğu bariz bir
şekilde anlaşılmış olur.
Bu ödemelerin, bu kadar seri oluşuna en mühim
âmillerden biri, şüphesiz ki, Türkiyenin Almanyaya büyük miktarlarda ihracatta
bulunabilmiş olmasıdır.
Derhal şunu da ilâve etmeliyim ki, Türkiyenin
Almanyaya ve diğer Avrupa memleketlerine karşı'olan borçları bu memleketlerin
ithalâtlarında Türk mallarına gerektiği gibi yer vermemelerinden neşet
etmiştir. Eğer Almanya, mallarımızın alınmasında aynı gayreti gösterecek
olursa, Türkiy.e ile Almanya arasında çok kısa bir zaman sonra müterakim borr diye bir mesele kalmı-yacağmdan
tamamen eminim.
Almanyanm Türkiyeye yaptığı yatırım finansmanlarına
gelince, varılan anlaşmanın ilk neticeleri gemiler, çimento-fabrikaları,
inşaat demiri vesair inşaat-malzemssi üzerinde tecelli etmiş bulunmaktadır.
Fakat şimdiye kadar varılmış olan neticeler iki tarafça varılmak istenen
hedefin ancak ilk adımlarını. teşkil etmektedir. Resmî müzakerelere başlanırken
mukaveleleri aktedilmiş bulunan yeni finansmanların garanti--leri de tevsik ve
tahkim olunacaktır.
Yeni müzakerelerin mevzuu iae Türk Alman ticaretinin
yeni yeni inkişaflar* kaydını mümkün kılacak çerçeveyi çizmek hedefini
gütmektedir. Gayemiz, Türk - Alman ticaretini en münkeşif. bir şekilde devam
ettirmektir.»
— Ankara:
ıstanbuîda toplanan Gazeteciler Cemi-. yeti
kongresindeki görüşmelerin, son -radan bir takım siyasî gaye ve mak -satlarla
hariçte istismar edilmek için. Dünya ve Millet gazetelerinde kısmen de Yeni
Sabah ve Halkıcı gazetelerinde' yanlış bir şekilde aksettirilmesi üzerine.
Gaz-steciler Cemiyeti idare heyeti bir beyanname neşretmiş ve gazetelere
göndermişti. Bu vesile ile Gazeteciler Cemiyeti tarafından Başvekil Adnan
Menderese şu telgraf çekilmiştir:
Cemiyetimizin yıllık kongresinde konuşulan meselelerin
bazı gazetelerde asılsız neşriyat mevzuu
olması karşısında Cemiyetimiz hakkında herhangi bir suizannı önleyici
mahiyette olarak neşrettiğimiz 'beyannamenin bir suretini ıttılaınıza arzeder,
saygılarımızı sunarız.
Gazeteciler Cemiyeti İdare Heyeti»
Gazeteciler Cemiyeti idare heyetinin açıklaması:
Cemiyet başkanlığından:
Cemiyetimizin 11 -12 kasım tarihlerinde akdedilen
senelik kongresinde gülüşülen meselelerin sonradan bir takımt siyasî gay-e ve
maksatlarla hariçte istismar ve âlet edildiğini müşahede .ettiğimiz için, bu
açıklamayı yapmak lüzumunu duymaktayız. Gazeteciler Cemiyeti, bir meslek
teşekkülü olarak "her türlü siyasî kanaate mensup mes -lekdaşları
sinesinde toplamaktadır. O -tedenberi meslekdaşlarımızın her türlü kanaat
ayrılıklarının mücadele ve tecellileri, Cemiyet çatısı dışında kalmış,
Gazeteciler Cemiyeti bir meslek teşekkülü olarak politika cereyanlarından
kendisini korumasını bilmiştir. Bundan t-öyle de aynı yolda yürümesi hem nizamnamesi,
hem de gayesi icabıdır. Hal böyle iken son kongremizde yalnız
birkaç arkadaşın milletvekili azaları "hakkında ne gibi suitefehhümleree
yol açacağını düşünmeden konuşmalarını sonradan tamamen aile mahremiyeti
kayıtları içinde kalması gere!ken bu sözlere politik mâna ve mahiyet verilerek
sansasyonel şekilde iki gazetede neşri, Cemiyet tarihinde ilk defa görülmektedir.
Mezkûr gaz-etelerde bu işi 3 apan neşriyat dışında da, adetleri üç be;i
bulmayan bir kısım arkadaşların dışardan içeriye doğru siyasî bir hizipleşme
halinde beyhude gayret sarfet-tikleri esefle müşahede
edilmektedir.Cemiyetimiz nizamnamesi karşısında bu yola tevessül eden
arkadaşların haysiyet divanına verilmeleri bir emrivaki haline 'gelmektedir.
Cemiyetimiz azalarından biri tarafından idare heyetimize verilen takrirde
ise, keyfiyet söyle izah edilmektedir: Kongre münakaşaları bu neşriyata Önayak
olan kimseler tarafından kasden bu mecraya dökülmüş, yani evvelâ böyle bir
mesele çıkarılmasına karar verilmiş, müteakiben münakaşalar bu sahaya
sürüklenmiş ve mevzu istenilen şekli aldıktan sonra neşriyat yapılmıştır. Bu
gibi hareketlerin Cemiyet menfaatlerini ha -ledar edeceği bütün arkadaşların
malûmu olmakla beraber, bir kere daha kaydında fayda görürüz. Cemiyeti ve onun
kendi iç bünyesindeki meseleleri siyaset alış verişlerinin bir pazarı haline
getirmek yolunda muayyen bir zümrenin sarfettiği gayretin mesleği -mis ve
teşekkülümüze telâfisi imkânsız zararlar ikamdan çekindiğimiz için bütün
azamızı -bu mevzu üzerinde hassasiyetle durmağa davet ediyoruz. Esasen muayyen
ve pek küçük bir zümre müstesna, sayısı üç yüzün üstünde olan azamızı kül
halinde bu gibi tahriklerden tenzih ederiz. Onlar maddî ve manevî her türlü
güçlüklere rağmen ga-.zetecilik vazifelerini şeref ve vakarla ifa ettikten
başka, Cemiyetimizin meslek teşekkülü olmak vasfına halel gelmemesi bahsinde
hassas ve titizdirler. tTmumî efkârın da bunu böylece bilmesini isteriz.-
19 Ekim
1954
—Ankara:
Komünist Çin ordusu saflarında Bir -leşmiş Milletler
kuvvetlerine karşı Ko-r-e'de çarpıştıkları sırada teslim olarak hürriyeti seçip
Formoza'da yerleşen 14.343 Cinliyi temsilen beş Çinli Assu-bay ve iki mihmandar
bu sabah İstan-buldan trenle Ankaraya gelmişlerdir.
İstasyonda Çin Büyükelçisi ile basın mensupları
tarafından karşılanan Çinliler, saat 10,30 da Ankara Gazeteciler Cemiyetinde
Çin Büyükelçisinin de hazır bulunduğu bir basın toplantısı yapmışlardır. Çin
Büyükelçisi, gazetelere basın konferansına gelmiş olmalarından dolayı
teşekkürlerini bildirmiş ve Cin harp esirleri başkanı Chang Tsun Hsi-en'i
Atanıtarak, sözü kendisine bırakmıştır.
Heyet başkanı ezcümle demiştir ki:
«Dost büyük Türkiye'de bulunmanın sevinci içindeyiz.
Sizleri burada gör -mek için bize verilmiş olan fırsatı bir şeref telâkki
ederiz. Bu basın toplantısını tertip eden Basın _ Yayın ve Turizm Umum
Müdürlüğüne, heyetimiz adına evvelâ teşekkür etmek isterim.
Bu toplantıya gelmek için vakitlerini esirgemiyen
sizlere de ayrı ayrı teşekkür ederim. Heyetimiz beş kişiden ibarettir. Fakat.
Kore mütarekesini müteakip, komünist propagandasına karşı azimle cephe alan ve
intihap ettikleri Formoza'ya ocak 1954 te iltica eden 14 binden fa^la harp
esirini temsil etmektedir. Bildiğiniz gibi, komünistlerin Çin kıtasını
ellerine geçirdikleri andan
itibaren, kaybettiğimiz hürriyete tekrar kavuşmak için ölüm kalım kadar çetin
bir mücadeleye girişmiştik.
Ancak hürriyetlerinden mahrum edil -iniş olanlar,
bizim durumumuzu iyice anlayabilirler. Türkiye, Kore'ye asker gönderen ve
askerleri Birleşmiş Milletler 'bayrağı altında kahramanca döğü-şen büyük
milletlerden biridir. Siz, hür bir dünya uğruna ve Birlenmiş Milletlerin
Anayasasındaki prensiplerin idamesi için savaştınız. Alınan azimli ve isabetli
tedbirler sayesinde, Koredeki tecavüz hin olmazsa, bir müddet için
durdurulmuştur. Bu cesur hareket, ve diğer taraftan "Esirlerin iltica
yerlerini seçme hürriyeti" prensibini İsrarla desteklemiş olmanız
sayesindedir ki, hürriyetimize kavuşarak bugün sizinle burada bululmak
fırsatını bulduk. .Şöyle ki; hür Çin'e sığınmış harp. esirleri size, ve
delâletinizle bütün Türk milletine en samimî minnettarlıklarının tebliği için
bizi Türkiyeye göndermiş bulunuyorlar.
Kore'de propaganda usulleri ile bir yandan mücadele
eederken, birçok hür memleketlerin gazeteleri olduğu gibi, Türk matbuatının da
Koredeki komünist aleyhtarı faaliyetimiz etrafında 3u öedmelerin, bu kadar
serî oluşunda neşriyat yaptığını öğrendik. Gazetelerin bu geniş kampanyası,
komünistlerin harp esirleri hakkında tasarladıkları plânın sekteye uğramasına
büyük mikyasta yardımı olmuştur. Yardımınızla teşvikiniz, ve diğer taraftan,
komünist esaretine dönmemek inin iki seneden fazla bir müddet cebir ve kuvvet
usullerine karşı gösterdiğimiz mukavemet, bizim hürriyete kavuşmamızı
sağladığı gibi, Çin kıtasındaki milyonlarca kardeşlerimiz için de fevkalâde
bir ümit ve cesaret kaynağı olmuştur. Bize verilen fırsat onlara da verilmiş
olsaydı, hürriyetlerini elde etmek için 'bizim gibi mücadele edeceklerinden
katiyetle eminiz. Hür Çin'in silâhlı kuvvetlerinin kıtaya ayak basmasında
bütün halkın yardımına mazhar olacağını iti -matla söyleyebiliriz. Çünkü halk,
Kızıl istibdadından kurtulmak için dört gözle fırsat beklemektedir.»
Bundan sonra gazetecilerin muhtelif suallerini
cevaplandıran heyet başkanı, bilhassa Türk askerlerinin Kore'de gösterdikleri
cesar-at ve kahramanlıklardan hayranlıkla bahsetmek isterim,, dedikten sorara
esirlere karşı gösterilen fevkalâde muameleden dolayı da minnet ve şükran
duyduklarını sözlerine ilâve etmiştir.
Heyet baçakan± Chanj Tsun Hsien, Türk milletine
tamamen inandıklarını ve dünyanın sayılı kahraman milletlerinden biri olan
Türkiyenin kalbi An-karaya gelmekten cok mütehassis bu -lundukîarmı tekrar
belirterek sözlerine son vermiştir
Basın konferansından sonra heyet, Hariciye Vekâleti
Umumî Kâtibi, Büyükelçi Muharrem Nuri Birgiyi makamında ziyare Yetmiştir.
— izmir:
İzmir basın mensupları, Amerikan Haberler Bürosunun
davetlisi olarak bugün öğleden sonra Amiral Bruke'nin forsunu taşıyan
Collumbus harp gemisini gezmişler ve tertip edilen basın toplantısında
bulunmuşlardır.
Basın mümessillerini büyük bir muhabbet ve
misafirperverlikle karşılayan Amiral, Türkiyeye gelmekten büyük bir memnuniyet
duyduğunu ve Türk askerinin eskidenberi malûm olan kahramanlığına Kore'de
bulunduğu sırada bizzat şahit olduğunu söyliyerek, Ko -le'de Türk askeri ile
ilk temasına ait-bir hatırasını anlatmıştır. Kendisinin de iştirak ettiği Kore
harekâtı sırasında bir gün, komünistlerin cok ağır bastıkları bir taarruzda,
cepheye ulaştığını ve bu sırada Türk birliğine ait bazı siperlerin de elden
gitmiş olduğuna şahit olduğunu söylemiş, fakat bu esnada Türklerin bu
siperleri istirdat edeceklerini işittiğini ve hakikaten de üç saat gibi ınok
kısa bir zamanda siperleri tekrar elde ederek sözlerini tuttuklarını anlamış
ve bu hareketin kendisinde yarattığı hayranlığı belirtmiştir.
Amiral, Altıncı Filoya mensup olan donanmasının
birlikleri hakkında izahat vermiş ve gazetecilerin gu hususta sordukları
sualleri cevaplandırmıştır.
— İstanbul:
Denizcilik Bankası tarafından turistik gaye ile
hazırlanan, İstanbula ait «Bir şphrin hikâyesi» filminin Almanyada
gösterilmesine devam edilmektedir.
Denizcilik Bankasından aldığımız malûmata göre Bonn
Elçiliğimiz tarafından, yapılan müracaatlar göz önünde ^utularak alman karar
gereğince film, Kolonya Üniversitesinde, Bonn Üniversitesinde ve Aachen,
Koblenz. Frankfurt ve di&er Alman şehirlerinde de gösterilecektir.
— İstanbul:
Bir müddettenberi Ankarada bulunan İnhisarlar Umum
Müdürü Münir Ka -racık, şehrimize dönmüş bulunmaktadır.
Münir Karack bugün kendisiyle görüşen bir
arkadaşımıza Ankara temasları ve İnhisarlar İdaresini ilgilendiren muhtelif
mevzular hakkında şu izahatı vermiştir:
-Memleket ekonomisindeki kalkınmaya muvazi olarak
idaremizin tütün mamullerinin istihlâkinde büyük mikyasta artış
görülmektedir.
S43 yılı tütün satışları 17.629.367 kilo ike'n buçün
bu miktar 27.550.000 kiloya çıkmıştır.
Ayrıca tuz satışları 193.176 tondan 290 bin tona, ray
773.000 kilodan 4.500.000 kiloya, rakı 4.897.878 litreden 10.000.000 litreye,
barut satışları ise 3,372.842 li -radan 15.283.750 liraya yükselmiş bulunmaktadır.
Bu istihlâk artışını karşılamak üzere 1955 malî
yılında yeniden yapılması ve-ya mevcutlara ilâvesi zaruri görülen inşaat,
makine tesisleri PİM teknik teçhizatımızın takviyesine ait isler için gerekli
ödenekler ayrılmış bulunmaktadır.
Buna göre 1.000 ton kapasiteli malt fabrikasının
faaliyete geçmesi için 450 bin lira. 5,000.000 litrelik üçüncü bira
fabrikasının kurulması için 3.700.000 "lira. mevcut bira fabrikalarının
İslahı ~ve kapasitelerinin arttırılması için 1 milyon
278.000 lira ve 400 er ton kapasiteli «Çayeli» ve «Günodğdu» fabrikaları için
650.000 lira ayrılmış bulunmaktadır. Hiç şüphesiz bu istihlâk artışı ve tesis
faaliyeti, idarenin dön-sr sermaye durumunun da haklı olarak gözden geçirilmesini
istilzam etmiştir.
İdaremize son mütedavil sermaye tahsisi. 1944
yılında yapılmıştı. Bu tarih -ten itibaren geçen müddet zarfında iş hacmi yüzde
yüzden fazla artmış bulunmaktadır.
Bu zarureti telâkki eden İdaremiz sermayesinin
arttırılması için gerekli teşebbüslere geçmiş v,e bu defa İnhisarlar İdaresi
döner sermayesinin 300 milyon liraya çıkarılması hakkında bir kanun tasarısı
hazırlanarak, Başvekâlete sunulmuştur.
Hükümetin pek yerinde ve isabetle aldığı bu tedbirle
İdaremiz gerek mubayaalarında ve gerek fabrikasyon ve tevzi işlerinde çok daha
geniş imkânlara sahip .olacaktır.
İdaremiz bir taraftan artan istihlâki tam bir şekilde
karşılamak için lâzım gelen tedbirleri alırken, diğer taraftan mamullerimiz
kaliteleri üzerindeki çalışmalarına devam etmektedir.
Tütün mamullerinde müstakar bir harman temini için
gereken tedbirler ittihaz edilmiş ve satışların yüzde ellisini tenkil eden
(Köylü - İkinci) sigaralarımız harmanları ecnebiler tarafından dahi
beğenilmiştir.
Bilhassa yüksek nevi mamullerimiz ambalaj ve
harmanları üzerinde titiz -likle durulmaktadır
Şimdiye kadar 100, 50 ve 25 el. lik gişelerde
satılmakta olan rakılarla 100 ve 50 el. lik şişelerde piyasaya arzedil -mekte
olan votkalar, yakında yalnızca 35 ve 70 el. lik şişelerde piyasaya çıkarılacaktır.
Şişe hacimlerindeki bu değişiklik sebebiyle h-erhangi bir fiat arttırılması
mevzuubahis değildir. Şişe tiplerinin iki hacme inhisar ettirilmesi malzeme
bakımından çekilen müşkülâtı bertaraf edeceği gibi, fabrikasyon-.da ve
sevkiyatta büyük avantajlar sağ-lıyacaktir. 'Sosyal yardım mevzuunda, iş
yerlerimizde işçilerimizin azamî randımanla çalışmasını temin edecek her türlü
imkânlar üzerinde durulmaktadır.
Bu meyanda yemek salonları, çalışma yerleri, bütün
isletmelerimizde birer birer elte alınarak bunların temiz, bol "havalı ve
sıhhî birer lokal haline gelmeleri-için faaliyet halindeyiz.
Bu seneki yaprak tütün piyasasına gelince,
bildiğiniz gibi bu yıl rekolte, geçen seneye nazaran bir miktar az ise de,
kalite bakımından eski senelere faiktır.
Yüz bin ton civarında bulunduğunu tahmin ettiğimiz
tütün rekoltesi durumunu mahallinde tetkik etmek üzere bütün eksperlerimiz
yurda dağılmış vaziyettedirler. Teknik şeflerimiz de bu faaliyeti kontrol için
hareket etmiş bulunmaktadırlar.
Ecnebi ve yerli firmaların bu yıl da piyasaya büyük
mikyasta iştirak edecekleri anlaşılmaktadır.
İdaremiz ise. gerek kendi ihtiyacı için yapacağı
mubayaalarla ve gerek almış olduğu destekleme vazifesi icabı olarak her bölgede
faaliyet gösterecektir.
Tuz, av malzemesi, barut ve dinamit maddeleri ile
yirmi dereceden düşük alkollü içkiler, bira, viski ve şampanyadan inhisarların
kaldırılması hakkında hazırlanmış bulunan kanun tasarılarına bütün
Vekaletlerce gerekli mütalâalar verilmiştir.
Takdir edilir ki, bütün bunlar devlet gelirleri
üzerinde geniş akisler yapacak konulardır, bu itibarla Maliye Vekâleti ile bu
hususlarda temaslar ya -pılmış ve prensip mutabakatına varıl-nn'Stır.,Yakın bir
zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisine bu tasarılar su -tıulacak ve hususî
teşebbüs sektörü faaliyeti de İnhisar idaresi faaliyeti yanında yer
alacaktır."
— Ankara:
Süyük Millet Meclisi bugün saat 15 te "Reis
Vekillerinden Esat Budakoğlu'nun reisliğinde toplanarak, ruznamedeki maddelerin
müzakeresini yapmıştır. Belediye seçimlerinin geri bırakılmasını tazammun
eyliyen, Belediye Kanununa bazı maddelerin eklenmesine ve bu kanunun bazı
maddelerinin kaldırılmasına adir olan kanun lâyihasının müzaker-esi sırasında,
C.H.P. Grupu a-dma söz alan Kars Mebusu Mehmet Hazer, mezkûr seçimlerin geri
bırakılmasının Anayasaya mugayir olduğunu ileri sürmüş, akabinde kanun
lâyiha-, sının maddelerinin konuşulmasına geçilmiştir. Lâyihanın esbabı
mucibesin-de şöyle denilmektedir:
«Bir taraftan vatandaşlara Teşkilâtı Esa'siye Kanunu
ile tanınan ve âmmeLaklarından olan seçilmek hakkını memur ve müstahdemlerle
iktisadî devletteşekkülleri mensuplarına da tanımayısağhyacak kanunî hükümlerin
tesisi ve diğer taraftan üzerinde hassasiyetle durduğumuz seçim emniyet ve
serbes tisinin kâmil mânasiyle temini gaye söyle kanunun derpiş ettiği
hükümlere muhakkak surette riayet etmek vebmnetice adaylığını koymak
istiyenmemur ve müstahdemlerle iktisadî devlet teşekkülleri mensuplarına
kanunen tanınan bu hakkın kullanılması
na imkân hazırlamak için yeni bir kanunla seçim tarihi, namzetlik müddetiolan
altı ay nazara alınarak tesbit edilmiş ve dört yıllık devre başının mevsim
itibariyle vatandaş ekseriyeti içinmuvafık görülen ve seçim kütüklerinin
ıslâhım sağlıyan yoklamayı müteakiphaziran ayma alınması uygun bulunmuş ve
mevcut meclislerin kanunî süreleri bu mucip sebeplere dayanılmak suretiyle
ayarlanmıştır.Altı aylık namzetlik müddeti prensi -binin memur ve
müstahdemlerle iktisadî devlet teşekkülleri mensupları hakkında da tatbiki
esası kabul edildikten sonra, seçim gününün kanunen tâyin ve tesbit edilmesi
zaruretiyle karşılaşılmış ve bu ciheti de ihtiva etmek üzere bu tadil tasarısı
tanzim ve takdim kılınmıştır.Maddeler üzerinde konuşmalar sona erdikten sonra,,
kanun lâyihasının tamamı oya konularak müstaceliyetle kabul edilmiştir. Kabul
edilen maddeler şunlardır:
Belediye Meclisleri seçimi her dört senede bir,
haziran ayının son pazarına rastlıyan günd.e yapılır.
5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanununa göre
kurulacak olan ilçe seçim kurulları Belediye Meclisleri seçimi yaptırmak ve
seçim işlerini tanzim ve idare etmekle görevlidirler.
Belediye Meclisinin dönem sonundan önce herhangi bir
sebeple inhilâli veya Belediye Meclisi üye sayısının, yedeklerin de
getirilmesinden sonra raü-rettep üye adedininin yansından aşağı düşmesi
hallerinde Belediye Başkanı derhal mahallin ilc-e seçim kurulu başkanlığına
haber vermeye mecburdur. Bu haber üzerinde ilgili ilce seçim kurulu oy verme
gününü en az bir ay evvelinden belirtir ve ilân eder.
Madde 2.
6424 sayılı kanunun muvakkat maddesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir:
Muvakkat madde Mevcut Belediye Meclislerinin kanunî
süresi 1955 yılımın haziran ayı sonuna kadar devam eder.
Bundan sonra İdarei Umumiyei Vilâyat Kanununun bazı
maddelerinin değiştirilmesine dair olan kanunun tadili hakkındaki kanun
lâyihasının müzakeresine geçilmiştir. Mezkûr lâyihanın esbabı mucibesinde de,
bundan evvel kabul edilen lâyihanın esbabı mucibe -sindeki fikirler tekrar edilmekteydi,
konuşmalar sonunda bu lâyiha da müstaceliyetle kabul edilmiştir. Kanunlaşan
maddeler aşağıdadır:
Ek madde 1. Vilâyet Umumî Meclisi seçimleri her dört
senede bir eylül ayının son pazarına rastlıyan günde yapılır.
5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanununa göre
kurulacak olan ilçe seçim kurulları umumî meclis seçimini yaptırmak ve seçim
işlerini tanzim ve idare etmekle görevlidirler.
Umumî Meclisin dönem sonundan önce herhangi bir
sebeple inhilâli veyahut meclis üye sayısının, yedeklerin de getirilmesinden
sonra mürettep üye adedinin yarısından aşağı düşmesi hallerinde umumî meclis
başkanının haber vermesi üzerine ilgili ilçe secim kurulu oy verme gününün en
az bir ay evvelinden belirtir ve ilân eder.
Muvakkat madde Mevcut vilâyet umumi meclislerinin
kanunî süresi 1955-yilı eylül ayı sonuna kadar devam eder.
— İstanbul:
Amerika Birleşik Devletleri donanmasının Akdenizde
vazifeli Altıncı Filosu. Kumandanı Koramiral Thomas S. Combs, bugün Propeller
Klübünün öğle yemeğinde bir beyanatta bulunmuştur:
Sözlerine, Altıncı Filo mensuplarının İstanbul
limanında kendilerini vatanlarında hissettiklerini ifade ile başlıyan Amiral
Combs, beyanatında şunları söylemiştir:
İstanbul büyük ve dost bir şehir vs işlek bir
limandır. Fakat Altıncı Filoya mensup bizlerin noktai nazarında bunun
fevkind.e bir ifade taşır. Burası, tekmil Akdenizin güvenliği ve barış
bakımından fevkalâde hayatî ehemmiyeti haiz bir noktadır. Türkiyenin Boğazları,
harp vukuunda herhangi bir düşmanın derhal ele geçirmeğe teşebbüs .edeceği en
mühim noktadır.
Amiral Oombs Boğazlar müdafaasının yalnız Türkiyeyi
değil, fakat aynı za-mar.da Türkiyenîn dahil bulunduğu Atlantik Paktının diğer
13 üyesini 6.e ilgilendirdiğini söylemiş, müteakiben Boğazlar müdafaasının Nato
müdafaa çerçevesi ile ilgisine işaretle beyanatıra şöyle devam etmiştir.
Cenup Avrupada bir sava? halinde Türkiye dahil olmak
üzere, o bölgedeki kara savaşını desteklemek için Altıncı Filonun hücum
kuvveti Natonun emrine amade olacaktır. Sahilde muhtelif ordu ve hava
kumandanları uçak taşıt hücum kuvvetimizden, sahil bombardıman iktidarından ve
hâlen İstanbul'u ziyaret etmekte olan birlikler arasında bulunan silâhendazlar
çıkarma kuvvetimizden yard]m göreceklerdir. Eunun muazzam bir hücum kudreti ilâve
edeceğini size temin ederim. Denizde devamlı manevralarımızın gayesi bu
muazzam kudreti ihtiyaç görülecek zaman için harekâta hazır bulundurmaktır. Gelecek hafta İstanbuldan ayrıldığımız vakit birkaç gün İçin
Amerikan kasketimi bir tarafa koyacağım ve onun yerine Türk kuvvetleriyle
yapacağımız bir manevrada Nato kasketimi giyeceğim. Bu, bu bölgede nev'ine
mahsus ikinci manevra olduğu için «Türk göğü iki« olarak bilinmektedir.
Bilhassa Türkiyenin hava savunmasını denemek için tasarlanmış olan bu manevrada
Altıncı Filo uçak taşıtlarımız Carol Sea ve Lake Champlain, önemli rolleri
oylayacaklardır. Türk kara ve hava kuvvetleri de Türk göğü ikiye iştirak
edeceklerdir. Birlikte manevra yapmaktan hepimizin pek çok dersler
öğreneceğimize eminim. Amiral Altmcan ile birlikte çalışacağım için memnunum.
Amerikan filosu subay ve mürettebatıİstanbulun tarihî
kıymeti haiz yerlerini ziyaret etmektedir.Bugün saat 18 de Boğazlar ve Marmara
kumandanı tarafından Koramiral Thomas S. Combs şerefine bir kokteyl parti
verilmiştir. Bu kokteylde Vali Ve kili, amiraller ve generaller hazır
bulunmuşlardır.
— Ankara :
Ankara Radyosu bu akşam saat 21.15 te radyo
muhabirinin Maarif Vekili Celâl Yardımcı ile yapmış olduğu bir röportajı
yayınlamıştır. Sualli cevap olarak yapılmış olan bu röportajda Öelâl Yardımcı
Atatürk Üniversiteli mevzuunda demiştir ki:
— Türk inkılâb;nm ilerleme hamlelerinden biri olarak
ilk defa Atatürk tarafından ortaya atılan doğu üniversitesi fikrini tahakkuk
ettirme yolunda bulunduğumuzdan dolayı büyük iftihar duymaktayız. Son iki sene
zarfında Atatürk Üniversitesi üzerindeki çalışmalarımız devam etmekte iken,
sayın Reisicumhurumuzun Amerikayı ziyareti esnasında Amerikalılar bu hayırlı
teşebbüsle yakından ilgilenmiş, ve iş birliği teklifinde bulunmuşlardı. Bunu memnunlukla
karşıladık, Amerika Türkiyeye gelen ve Türkiy eden Amerikaya giden heyetlerin
devam eden müşterek çalışmaları neticesinde Atatürk Üniversitesinin bütün
proje ve plânları ve tahsil sistemi hakkındaki raporlar
hazırlanmış bulunmaktadır. Bu ay içinde yerrden Amerika'dan gelecek dört
mütehassıs ki bunlardan biri terbiyeci, biri ziraatçı, biri üniversite kampı
kuruculuğu üzerinde tecrübesi olan bir eleman ve dördüncüsü de mimar ve
mühendistir. Bu dört kişilik heyete muvazi olarak iltihak edecek dört kişilik
Türk mütehassıs ve bilginlerinden müteşekkil bir komite fiilen bu projelerin
tatbikatına geçecektir. Şanu hülâsa olarak söyliyebilirim ki Atatürk
TJniversitesinin temellerini 955 senesi nisanının 23 ünde Millî Hakimiyet
bayramı gününde atmak bize nasip olacaktır. Bu ümitle çalışmaktayız.
Maarif Vekili gece üniversiteleri mevzuundaki bir
suale de cevaben demiştir ki:
Cidden çok mühim bir meseleye temas ettiniz.
Dünyanın gece tedrisatı yapan üniversitelerini düşünecek olursak, bilhassa onlarda
pek çok üniversitenin bulunduğunu da mülâhaza edersek, gsce tedrisatı yapmak
hususunda bizim ihtiyaçlarımız çok daha mühimdir. Bunu düşünmüş bulunmaktayız.
Hattâ İstanbul'da toplanan üniversite-ler-arası kurulda bu mevzua gündem dışı
olarak temas ettik.Üniversitelerarası kurulu teşkil eden sayın üyelerin ve
Maarif Vekâletinin noktai nazarı her halükârda memleketimizdeki üniversitelerin
gece tedrisatı yapmalarının memleket için çok lüzumlu olduğu merkezindedir.
Ancak bu işin bir mâlî cephesi vardır. Bunun üzerinde şahken birkaç günden
beri çalışmaktayım. Meseleyi sayın Başvekile arzedeceğim. Hükümete de teklif
ettikten sonra mâlî imkânlar temin edildiği takdirde gece üniversitesi
mahiyetinde yani üniversitelerimizin gece tedrisatı yapmalarını temin
edeceğiz. Şüphesiz ki memleketin hâlen kalkınma halinde bulunan cephelerini
mütaa edecek olursak en çok ihtiyaç duyduğu sahalardaki fakültelerin gece
tedrisatı yanması faydalı olacaktır. Bilhassa teknik üniversite, tıp, eczacılık,
dirilik, fen fakültesi ve buna mümasil "e bilhassa simdi durumları itibariyle
kontenjan koyun takditli talebe almak mecburiyetinde bulunan fakülteleri
birinci derecede gece tedrisatına geçirmek çok faydalı olacaktır ve böyle
düşünüyoruz. Kurulacak olan kollejler, şehir ve köy mimarisi fakültesi ve
öğretmen okulları hakkındaki suali Maarif Vekili söyle cevaplandırmıştır:
Bu işe bitmiş nazariyle bakabilirsiniz. İstanbulda,
Eskİşehirde, Konyaia ve İzmirde olmak üzere dört okulun pçılanssına karar
vermiş, bulunmaktayız. Bu dört okulun lüzum gösterdiği mâlî imkânlar 1955
senesine .gitmeden şimdiden temin edilmiştir. İstanbulda. ve Eskişehirdeki
binalar hazırdır. İzmir ve Konya temin edilmek üzeredir. Bir ay ininde .bu
okullar da tedrisat yapacaklardır. Bir taraftan öğrencilerimizin mükemmel
şekilde dil öğrenmelerini temin edeceğiz, diğer taraftan da güzel Türkçemizin
inkişafına bu okullarda hizmet edilecektir.
Hâlen Ankarada kurulması üzerinde durduğumuz bir
akademi işi vardır. Bu m-svzuda da Amerikalılarla işbirliği halindeyiz. Bu
akademi şehir ve köy mimarisi ve plâncilığı üzerinde çalışacak bir akademidir.
Bundan çok faydalı neticeler alacağımızı ta'hmin etmekteyiz.
Öğretmen okulları mevzuuna gelince, mevcut öğretmen
okullarının ihtiyaca kâfi gelmediği aşikârdır. Bu sebeple yeni öğretmen
okullarını açmak kararındayız hükümet bu sene Maarif bütçesinde diğer
senelere nisbetle görülmemiş derecede büyük yardımda bulunmuş ve Maarif
bütçesini büyük ihtiyaçları karşılıyacak şekilde büyük rakamlarla meclise
sevketmiş bulunmaktadır. Bununla yeni okullar açmak ilk okul davasını halle
çalışmak, ortaokul ve liselerimizin adedini arttırmak, 1955 senesinde lisesiz
vilâyet bırakmamak niyetindeyiz. Bu arada da yüksek öğretmen okuıunu da ihya
etmek düşüncesindeyiz.
İlk tedrisat kanunu üzerindeki çalışmalar nihayete
ermiş ve tasarı hükümete tevdi edilmiş bulunmaktadır. Bu tasarıya göre 12
senede memleketimiz de ilk öğretmen davası halledilecektir.
belge alanlar, olgunluk imtihanları ve devlet
kitapları mevzuundaki sualler Celâl Yardımcı, bitirme imtihanlarında söyle
cevaplandırmıştır:
Bunlara yeniden bir imtihan hakkı verilmesi üzerinde
çalışmaktayız. Neticesini şüphesiz amme efkârına bildireceğiz.
Olgunluk imtü anlarının kaldırılması mevzuubahs
olamaz. Ancak olgunluk ve lise bitirme imtihanlarının birlikte; mütalâa
edilerek daha iyi bir imtahan sekline verılması üzerinde çalışmalarımız devam
etmektedir. Bunu kısa bir zaman içinde ilân edeceğiz. Açıkça söylemek lâzımdır
ki, okul kitapları içinde bir sıkıntıya rastlamadık. Ufak tefek çapta bazı
yerlerde mahdut miktarda bazı kitapların bulunmadığı duyuldu fakat nihayet bu
birkaç gün devam etti. Ondan sonra gerek öğretmenin lüzum gösterdiği gerek
öğrencinin alma ihtiyacında bulunduğu kitaplar temin edilmiştir. Bugün bir
kitap sıkıntımız yoktur.
23 Kasım
1954
— İstanbul
:
Kahire Valisinnin davetlisi olarak Ka-hireye yapmış
olduğu seyahatten dönen Ankara Valisi ve Belediye Reis1 Vekili Kemal! Aygün,
kendisi ile görüşen Anadolu Ajansı muhabirine seyahati hakkında şunları
söylemiştir :
Kahire Valisi Abdülietta'h el Bendarı-nin dostane
daveti üzerine Mısır'a yaptığım seyahatten dönmüş bulunuyorum. Çok itina ile
hazırlanmış olan bir1 programa göre. gerek Hakire şehrinde, gerek Luksor, Acvan
ve İskenderiyede her bakımdan güzel ve dikkate şayan çok şeyler gördüm. Fakat
bu seyahatimin beni bir Türk olarak en çok-sevindiren ve üzerimde tesir yapan
ciheti, memleketime karşı izhar edilen dostluk hisleri olmuştur.
Azimli ve yapıcı bir devlet adamı olan. Başvekil
Ekselans Cemal Abdülnasır..
Hakireye vardığımda ve oradan ayn-Iırken iki defa
.beni kabul etmek lüt-funda bulundu.' Bana «Cumhuriyet» nişanını tevcih etmek
gibi, büyük bir geref bahşetti. Gerek bu yüksek teveccühün, gerek resmî
muhitlerde olduğu kadar kardeş milletin efradından gördüğüm samimî dostluk
tezahürlerinin naçiz şahsıma karsı değil, Türk mill-sti-ne karşı beslenen iyi
niyetlerin ifadesini teşkil ettiğini söylemekle bahtiyarım. Unutulmaz
hâtıralarla döndüğüm bu seyahatten memleketime getirdiğim intihaların benim
iğin en kıymetli olanı, Mısıra götürdüğüm Türk dostluğunun orada tam bir makes
bulduğu keyfiyetidir."
Ankara "Valisi ve Belediye Reis V.ekili Kemal
Aygün, bu akşam saat 20.05 de trenle Ankaraya hareket etmiştir.
— Ankara :
İki seneye yakın bir zamandan beri memleketimizde
Amerikan askerî yar-' dım kurulu deniz grupu Başkanlığını ifa etmekte olan
tümamiral F. M. Hughes, Amerika'da yeni bir vazifeye tâyin edilmesi hasebiyle
bugün saat 11 de hususî bir uçakla memleketimdiz-den ayrılmıştır.
Amiral Hughes Etimesgut hava alanında Başvekil Adnan
M-enedres adma Başvekâlet müsteşarı Ahmet Salih Korur İle Başvekâlet yaveri
üsteğmen Heyrettin Sümer, Hariciy.e Vekili a-dına umumî kâtip muavini Sadi Kavur
Millî Müdafaa Vekâleti müsteşarı, Erkânı Har'biy-eî Umumiye Hareket Başkanı,
Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı, garnizon ve merkez kumandanları, Amerikan
Büyük Elçiliği müsteşarı ve mensupları, Amerikan yabancı faaliyetler idaresi
Türkiye özel misyon şe-i\, Amerikan askerî yardım h-eyeti mensupları tarafından
uğurlanmıştır.
Hava meydanında başta bando bulunan bir ihtiram
kıtası tarafından selâmlanan Amiral Hughes hareketinden evvel kendisiyle
görüşen Anadolu A-jansı muhabirine. Türkiyeden ve birçok, mümtaz Türk
dostlarından ayrılmakla son derece müteessir olduğunu söylemiş ve
memleketimizde kendisi-
ne ve eşine gösterilen yakın alâka ve
misafirperverliği daima yâd edeceklerini hatırlattıktan sonra demiştir ki:
(Türkiye'de bulunduğum iki yıl zarfında Türk deniz
kuvvetleri mensupla-riyle yakinen çalıştım. Yapılan ilerlemelerden büyük bir
gurur ve memnuniyet duyarak ayrılıyorum. Türk deniz kuvvetler ine mensup
subay, astsubay ve erlere en samimî duygularla Allahaısmarladık der ve
istikbalde tekrar buluşmamızı candan tem-snni ederim. lürkiy.e bizi kendine
bağlamıştır, fişimle birlikte Amerikaya döndüğümüzde Türkİyeyi
destekliyenlere katılmakla büyük bir memnuniyet duyacağız »
Amiral Hughes uçakla Kahire'ye gidecek ve orada dört
beş gün kaldıktan sonra Napoli üzerinden Amerikaya hareket edecektir.
24 Kasım
1954
— Ankara :
İktisadî devlet teşekkülleri umumî heyeti İktisat ve
Ticaret Vekili Sıtkı Yır-ralı'nm başkanlığında bugün saat 10 da Büyük Millet
M.eclisi kitaplık salonunda toplanmış ve çalışmalarına başlamıştır.
Sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete
ait olan teşekküllerin hesaplarını ve çalışmalarını tetkik edecek olan bu
umumî heyetin açılışında İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yırcah heyete basanlar
temenni etmiş ve ibi lâhare demiştir ki:
-Memleketimizin son senelerdeki iktisadî
kalkınmasında iktisadî devlet teşekkülleri de buna muvazi olarak faaliyetlerini
genişletmişler ve kendilerine düşen sahalarda ileri adımlar atmışlardır.
Takat sınaî ve iktisadî faa-İiyetleri yanında bilhassa vatandaşlarımızın kendi
emek ve sermayeleriy-lo yaptıkları gayretlere rehberlik etmek teknik ve mâlî
bakımdan noksanları tamamlayıp desteklemek ve hattâ onlarla ortak olmak
suretiyle hususî teşebbüsün hamlelerinin muvaffak olmasında da büyük bir rol
oynamışlardır.Hindistan Parlâmento Heyeti Reisi sözlerine devamla bir kadın
olmak itibariyle istiklâl savaşında erkeklerle birlikte -omuzlarına mesuliyet
yüklemiş Türk kadınları bugün sosyal hayatın her sahasında nasıl ileri bir
mu-vaffakiye ^gösterdiklerini belirtmiştir.Madam Kripalani barış dâvası
uğrunda Türkiye ve Hindistanlın nasıl bir, gayret sarfetmekte olduğundan
bahisle bugünkü Türkiysnin dünyadaki mevkiini tebarüz ettirmiş ve sözlerine
şöy-ip son vermiştir:
«Bu dünyada hürriyet ve demokrasi emniyet altına
alınmak isteniyorsa gerginlik sahalarını azaltmanın ve sulh sahalarını
arttırmanın bütün milletler için başlıca vazife olduğuna inanıyoruz.
Hindistan Hükümeti Pandid !NTehru'nun liderliği altında devamlı o-larak bir
barış vta herhangi bir blokla dursa ademî müdahale politikası ta-idbetmektedir.
Türk milletine ve hükümetine ve hususiyle Büyük
Millet Meclisi Reis ve üyelerine bizlere karşı gösterdikleri nazikâne mis afi
rp erlikten dolayı tekrar teşekkür ederiz Meclis üyelerin-c.en bazıları
memleketinizi ziyaretimiz sırasında bizlerle beraber dolaşmak suretiyle son
derece zahmet gösterdiler. Mamafih kendileriyle böylece daha yakından tanışmak
suretiyle memleketinizi ilgilendiren mes,eleri çok daha iyi aralamış
bulunmaktayız. Sevimlilikleri ve nezaketleri bizde büyük bir sempati
uyandırmış ve derin hâtıralar 'bırakmıştır. Hindistana dönerken Türkiyenin ve
Türk milletinin büyük dostluğu ve iyi niyeti hakkında en sıcak duygular ve en
mesut hâtıralarla ay-rılmaktayız. Türkiye ile Hindistan arasındaki samimî
münasebetlerin devam etmekle kalmayıp karşılıklı sempati işbirliği ve
dostluğumuzun senelerle çok daha artacağına kuvvetle inanıyoruz.»
26 Kasım 1954
— Ankara :
Millî Müdafaa Vekâleti temsil bürosundan
bildirilmiştir:
Amerika'da havacılık stajında bulunan Iıavacı teğmen
Hamdi Sözer'in seha-oeti dolayjsiyle Millî Müdafaa Vekilimiz Ethem Menderes
tarafından şehidimiz ailesine aşağıadki taziye telgrafı
gönderilmiştir:
Bay Şükrü Sözer
Delikli Sümer mahallesi İnce kara geçidi No. 8
Denizli
Mukaddes Vatan topraklarının istiklâl ve müdafaası
için havacılık sahasındaki ilim ve bilgileri yurt dışında iktisap ederken
şehit düşen kıymetli oğlunuz ve oğlumuz havacı teğmen Hamdi Sözer'in şehadeti
haberi kalb-lerimizi dağlamıştır. Kederli babası ve şilesi olan sizlere ordumuz
ve şahsım adına derin hürmet hisleriyle taziyelerimi sunarken gazi ve
şehitleri sayesinde payidar olup yükselmekte bulunan bu vatanın muazzam
istikbalini hazırlamakta bir şehadet mertebesine L'laşmış olmak şerefi ile
müteselli olmaya çalışmaktayız. Hepinize ve hepimize başsağlığı diler,
şehidimizi rahmetle anarını.
Millî Müdafaa Vekili
Ethem Menderes
—
Ankara ;
Doktor Kurt Daniel ve İktisadî işbirliği teşkilâtı
genel sekreteri elçi Me-'ih Esenbel'in başkanlık ettikleri Türk Alman ticaret
heyetleri bugün Hariciye Vekâletmde umumî bir toplantı aktetmişlerdir.
Bu toplantıda geçen ay Bonn' da cereyan eden
iktisadî görüşmeler neticesinde neşredilmiş olan müşterek Türk - Alman tebliği
gözden geçirilmiştir.
İki heybet, 'bahis mevzuu tebliğinde, Türk - Alman
iktisadî işbirliğinin heyeti umumiyesi ve hususiyle Alman sanayiinin gerek
doğrudan doğruya ve gerek Türk sermayesi ile birlikte Türkiyenin istikbalim
matuf yatırım programına iştiraki imkânlerinin İh* zarı hususunda derpiş
edilmiş olan e-iaslardan mülhem olarak müzakereleri en kısa bir zamandan tam
bir anlaşmaya varacak şekilde rr-k V3 idare t-tmek hususunda mutabık kalmışlarBu
maksatla aşağıdaki dört tâli komisyon ihdas olunmuştur:
1) Ticarî münasebetler tâli komisyonu,
2) Yatırımlar iâü
komisyonu,il Tediye işleri tâli komisyonu,
4) Deniz nakliyat işleri tâli komisyonu.
27 Kasım 1954
— İstanbul :
Dün gece saat 22.55 de Beyazıt ve Galata kuleleri
nöbstçi itfaiye memurla-r> tarafından Kapalıçarşı'da ihbar edilen yangına
saat 23.00 de İstanbul gru-pu bütün kuvvetiyle başta itfaiye müdürü Tevfik
Himalaya olmak üzere hareket etmiş ve Kapalıçarşmm cehennemi bir manzara
teşkil ettiği görülünce Beoyğlu, Bakırköy, Üsküdar, ve Kadıköy grupları da
yangın yerine celbedilmişl erdir.
Kısa zamanda muhtelif kollara ayrılarak genişliyen
'bu yangında yorgancılar, bit pazarının bir kısmı, dericilerin bir kısmı.
Çarşıkapı istikametinde ilerliyen kolda kunduracılar, muhtelif mağazalar,
İskender boğazmdaki nazı hanların odaları kısmen yanmış, büyük bir kıymet ve
ehemmiyet taşı-.yan kuyumcular, iç bedestendeki halıcılar, kürkçüler,
bedesten, başta itfaiye müdürü olmak üzere beş itfaiye grupunun ateş
çemberleri içinde cansiperane çalışmalar iyi e kurtarılmıştır.
Bu yangında itfaiye müdürü Tevfik Himalaya
kıvılcımların tesiriyle gözlerinden. 166 er Hasan Âli, 421 er Ali Üsluoğlu,
497 er Şelih Çetin. 520 er A-fcidin, 496 er Abdülkadir Erkunt, 309 er Hüseyin
Bağcı, 493 er Ali Demirel, 197 Zeynel Öztürk, 462 er Hasan Arslan 296 er
Süleyman Değer gözlerinden, başlarından ve ellerinden yaralanarak
hastahanelere kaldırılmışlardır. Hâlen iffaiye ıgrur/ları yangın yerinde
sördürme faaliyetlerine devam etmektedirler.
Yangın sırasında 1000 - 1500 kadar dünkânm yandığ:
tahmin edilmektedir.
-- Ankara .
Başvekil Adnan Menderes Kapalı Çarşı yangın felâketi
dolayısiyle İstanbullulara şu telgrafı göndermiştir:
İstanbul Vilâyeiine ve Belediye Reisliğine
İsianbul
Dün akşamki yangın felâketini derin bir teessürle
örendim. Hasta olmasaydım bizzat gelecektim.
istanbul mebusu ve devlet vekili arkadaşım ila
Dahiliye, Nafıa Vekili arka-kadaglarım hükümet adına İstanbul'a gelmişlerdir.
Kendileri hâdiseyi yerinde tetkik edecekler ayni zamanda hükümetimizin bu
hâdise dolayısiyle duyduğu teessürü ifade etmek suretiyle güzel İstanbullunuza
ne derecelere kadar derin b;r alâka ve muhabbetle "bağlı bulunduğumuzu
belirtmiş olacaklardır. Bu yangında maddî kayıpların yanında uğradığımız
manevî kayıp çok üstündür. Çünkü Kapalıçarşı İstanbul'un çok engin ve zengin
tarihini dile getiren eserlerden biri idî. Memleketimizi her türlü acılardan
korumasını Cenabı Haktan niyaz eylemekteyiz.
Başvekil
Adnan Menderes
— istanbul :
Dün gece bir elektrik kontağı yüzünden Kapalıçarşımn
yorgancılar kısmında çıkan kısa zamanda büyüyerek büyük "bir tarihî
kıymeti bulunan Kapalıçarşımn mühim bir kısmının yanmasına sebep olmuştur.
İlgililerin verdiği izahata göre, , yangın çarşının
yorgancılar kısmında bir elektrik kontağından pamukların tutuşması ile
başlamış ve her ne kadar gece bekçisi tarafından söndürülmeğe ^alışılmış ise
de muvaffak oluna-mıyarak diğer yorgancı dükkânlarına
sirayet ederek kısa zamanda gelişmiştir.
Gelişen yangından mütevellit dumanlar saat 22,55 de
Beyazıt ve Galata ku ^elerindeki itfaiye nöbetçileri tarafından görülerek
bütün itfaiye grupları kısa zamanda yangın mahalline sevke-dilmiştir.
Yorgancılar kısmını kaplayan yangın bir koldan bit
pazarım bîr koldan K.a-palıçarşi istikametinde büyük cadde üzerinde bulunan
dükkânları, diğer bir koldan da mobilyacılar kısımlarını sarmıştır.
Bu arada İskender boğazında bulunan bazı han'
odalarına da yangın sirayet Etmişse de itfaiyenin gayreti ile kısa zamanda
söndürülmüştür.
Çok kısa bir zamanda gelen itfaiye e-kipleri çarşının
kapalı olması sebebiyle boğucu dumanlarla karşılaşmış ve bu yüzden bazı
itfaiye erlerinin tedavi altına alınmasını icap ettirmiştir. Bu arada her
türlü can kaybına meydan vermemek için de bütün Kapalı-çarşı polis, jandarma
ve askerî birlikler tarafından sıkı bir şekilde kordon altına alınmıştır. Bu
sayede malını kurtarmak maksadı ile herhangi bir vatandaşın Kap.al-tçarşıya
girmesi ve müessif bir kazanın vukuu önlenmiştir.
İtfaiyenin devamlı gayreti ve cansipe-ran-e çalışması
sonunda Kapalıçarşmm kuyumcular, iç bedesten, iç bedesten halıcılar, kürkçüler
kısımları yanmaktan kurtulmuştur.
Yanan dükkânların 2000 .e yakın bulunduğu ve ziyanın
ise milyonları aştığı tahmin edilmektedir. Yanan dükkânlardan bir kısmı
evkafa, bir kısmı belediyeye ve bir kısmı da hususî eşhasa ait bulunmakta
idi.
Hâlen Kapalıçarşida itfaiye faaliyet halinde
bulunmakta ve yer yer yanmakta olan bazı kasımlar söndürülmektedir.
Kapalıçarşmm içi bir harabe halinde bulunmaktadır. Yanan kısımlardaki
dükkânlardan hiç bir iz kalmamış bütün sıvalar dökülmüş, duvarlar çatlamış ve
sıcağın tesirile cam-la<r erimiştir. Çarşının içi hâlâ bir fı-r:n gibi
sıcaklığım muhafaza temekte,
yg yüzünden kızan ve harab olan yollardaki
betonlardan dumanlar çık^ maktadır.
Emniyet makamları idarî bakımdan tahkikatta
bulunurken adlî makamlar da kendi cephelerinden tahkikata devam
etmektedirl-er.
Kapaılçarşı hâlen 500 er, 200 jandarma ve 200 polis
tarafından kordon al-tma alınmış bulunmaktadır. Çarşı esnafı perişan bir halde
Kapalıçarşı kapıları etrafında toplanmış bulunmaktadır.
Çarşının kurtulan kısımlarındaki ser^ velinden yanan
kısımların daha da üstün 'bir kıymet taşıdığı söylenmektedir.
—
İstanbul :
Kapalıçarşı Nuruosmaniye, Beyazıt semtleri arasında
kurulmuş ve eşine başka bir şehirde tesadüf edilemiye-cek değerde büyük ve
kapalı bir şark pazarı tipi idi.
Fatih tarafından 1461 de yalnız bedesten kısmı ahşap
olarak inşa edilmiş-i.ir. Kanunî Sultan Süleyman zamanında ahşap ilâveler
yapılarak büyütülmüştür. 16 ve 17 nci asırlarda yangın ve zelzelelerde harap
olmuştur. 10 temmuz 1894 yılında vuku bulan şiddetli bir zelzelede tamarniyle
denilecek bir şekilde yıkıldığından dört yıl sonra 1898 de kârgir olarak
yeniden inşa e-d i İm iştir.
Sekiz büyük methali bulunan Kapalıçarşı 1946 da
esaslı tamir görmüştür.
—
İstanbul :
Evvelki gece bir elektrik kontağı neticesinde çıkan
yangın sonunda büyük bir kısmı yanan tarihî Kapalıçarşmm durumu ile yakından
ilgilenen ve bu münasebetle bu sabah Ankara'dan îstanbula gelmiş bulunan Reisicumhurumuz
Celâl Bayar, Kapalıçar-şıda yapmış olduğu tedkiki müteakip vilâyete avdet
etmiştir.
Vilâyette Reisicumhur Celâl Bayar'm başkanlığında
devlet vekili Dr. Müker-rem Sarol, Nafia Vekili, Şehir Meclisi üeyeler,
Belediye Rsis Muavini, Emlâk Kredi Bankası vs Evkaf Umum Müdürleri, Knpalıearşı
esnaf derneği mensupları ve esnaf mümessillerinin Igtirakiyl-3 bir toplantı
yapılmıştır.Esnaf mümessilleri ile konuşsn Reisicumhurumuz
Celâl Bayar, demiştir :Bu yangın iEsnaf için büyük bir
felâket, gemiş olsun Bizleri teselli e-den bir nokta var ki, can kaybına uğram
amamızdır. Maddî zarar süratle telâfi edilecektir. Esnafın duyduğu a-zap ve
elemi fazlasiyle duymaktayız. Bu felâket içinde devlet ve hükümet olarak bize
düşen vazifeleri yapacağız. Vekil arkadaşlarımız gelmişlerdir. Vilâyet ve Belediye
müştereken faaliyettedirler, bu iş ciddiyetle takip e-riilecektir. Esnaf
mümessilleri ile konuşmasına oevam eden ve onların dertlerini dinleyen
Reisicumhurumuz Bayar, Ka-palıçarşınm bir an evvel tamiri cihetine
gidileceğini. Nafıa Vekâletinin ya-rra sabahtan itibaren faaliyete geçeceğini,
Belediye ve Evkafın kendilerine düşen vazifeleri yapacağını bildirmiş ve
narşı tamir edilerek yaniden a-çılmcaya kadar yangından zarar gören esnafın
barakalarda hanlarda ve diğler müsait yerlerde çalışmalarının temini için
alâkadarlara emir vermiştir.
Bu arada, çarşının yanmayan kısımla-rınının derhal
faaliyete geçmesi için gerekli tedbirler alınacağı gîbi, ayrıca yangmadn az
zarar gören kısımların da derhal tamiri cihetine gidilerek küçük esnafın
geçiminin temini için her türlü tedbir hükümetçe alınacaktır.
Diğer taraftan yangından zarar gören esnafın tesbiti
ile bunların sigorta durumları ve borçları ile de yakından a-lâksdar
olunmaktadır. Bundan başka muhtaç esnafa kredi temini üzerinde de durulmaktadır.
Vilâyette yapılan bu toplantıyı müteakip
Reisicumhurumuz beraberinde başyaverleri olduğu halde Küçüksu kasrına
gitmiştir.
— İstanbul :
Pir .elektrik konmağı yüzünden çıkan yangın sonunda
büyük bh kısmı ya-nsn re hasara uğrayan Kapalıçarşı hâ-:en şu durumu
arzetmektedir:
:Kapalıçar?ınin Mahmufcpaşa cihetine düşen
Çukurmufhsîlebici, kuyumcular çarşısı1 ve bütün civan, halıcıların bir kısmı,
döşemecilerin bir kısmı, yorgancıların bir k'-Eir?]3 dericilerin bir kısmı, sandal
bedesten: ve iç b.edes-ran yangından tamamen kurtulmuş bulunmaktadır.
Kapahçarşının Kalpakçılar caddesi, Nuriosmaniye kısmı
müstesna, tamamen, kolancılar, terziler, ivrik, koltuk kazarlar, tuğcular,
kavukçular,, Hacıhüsnü, fesçiler,. Alişah, Emirşah, hazır elbiseciler,
püskülcüler, yarım taşhan, gelincik, kuyulu, mütevelli, ye-güdirekli,
Sarıhasan. yorgancılar, Lut-tul'lah, Hacımemiş, Mektep, Pusçular ve Sahafların
büyük bir kısmı vfe tamamı yanmıştır.
Hâlen Kapalıçarşımn içinde itfaiye e-kipleri faaliyet
halinde olup yangın sahalarını kontrol altında bulundurmaktadırlar.
Diğer taraftan gene itfaiye ekipleri taraf mdan
yanan dükkânların tesbiti için çalışılmaktadır Alâkadarlar 1500-1800 dükkânın
yandığını tahmin etmektedirler.
Diğer taraftan yangın sonunda husule gelen çatlaklar
sebebile çarşının ba-z: kısımlarında çökmeler olmuş, birçok yerlerde de
çöküntü başgöstermiş-tir.
Yangın esnasında itfaiyenin gayreti sayesinde
yangının tavukpazarma sirayeti ve böylece daha büyük bir felâketin doğması
önlenmiştir. Eğer yangın tavukpazarma sirayet etmiş olsaydı. Bütün
Nuriosmaniye semti yanmak tehlikesine maruz kalacaktı.
Diğer taraftan son durum hakkında bilgisine müracaat
ettiğimiz itfaiye müdürü Tevfik Himalaya şunları söylemiştir: Ekiplerimiz hâlen
faaliyet halindedir. Yaptığımız incelemeler sonun da çarşı irinde
karyolaeılara aid 23 ton kadar
.karpit bulunduğunu tesbit ettik. Ezkaza yangın bu
kısımlara da siray-st etmiş ve biz de su sıkmak mecburiyetinde kalmış olsaydık
o zaman felâket daha büyük olacaktı. Biz şimdi bu gibi yerleri tesbit ediyor
ve tehlikeyi ber-
taraf etmekle berab.er ayrıca durumdan Vilâyeti de
haberdar ediyoruz.»
Her türlü yağmayı ve müessif kazaları önlemek
maksadiyle Kapalıçarşı etrafındaki askeerî kordon devam etmektedir.
— İstanbul:
Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Kapa-lîçarşı yangını
esnasında gösterdikleri
cansiperane çalışmalarından dolayı İstanbul
itfaiyesi müdürü ve mensupla-ima tebriklerini bildirmiştir.
— Adana :
Altıncı Yurtiçi Bölge Kumandanlığı ile Öğretmenler
derneği ve harb eğitim müdürlüğü tarafından müştereken tsr-tinlenen bir
programla Kumıri Zaferinin yıldönümü bugün öğretmenler bir lıği salonunda
kalabalık bir topluluğun huzuru ile kutlanmıştır.
Bandonun çaldığı İstiklâl Marşından ve şehitlerimizin
hâtırasını tâzizen üç da-kikalık.bir saygı duruşundan sonra "kurmay
binbaşı Kâzım Tagen, Kunu-rî Savaşlarını krokiler üzerinde izah •ederek bu
savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş ve şehit düşmüş subay ve erlerimizin
'gösterdikleri celâdeti misallerle izah eylemiştir.
Müteakiben Kunuri ve Kore şürkri o-kunmuş, zafer
marşları çalınmıştır.
Bu vesile ile Türk milletinin Birleşmiş Milletler
saf'nda ve barış yolundaki hizmetleri ve kahraman ordumuz
birliklerinin Kore savaş meydanında yaratmış oldukları
kahramanlıklar bir
kere daha tebarüz ettirilmiştir.
29 Kasım 1954
— Malatya :
Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan ve Dahilite
Vekili Namık Ger dik bu^ün Malatyadaki tetkiklerine devam etmişlerdir Büyük
Millet Meclisi Reisi ve Dahiliye Vekili ziyaretleri müteakip alâkalılar ve
halkla temasa geçerek Ma^atyanin sağlık durumu, su ihtaycı, işçi vaziy.eti,
imar ve yol mevzuları üzerinde etraflı izahat almalardır. Her sahada kalkman ve
inkişaflar -gösteren Malatyanm kooperatifleşme hususundaki verimli faaliyetini
de takdirle karşılayan Koral-tan, esnaf kelaLst kooperatifini hizmete
açmıştır. Bu münasebetle yapılan merasim sırasında «bu güzel vesile ile kısa
bir hasbıhal yapmayı lüzumlu görüyorum» diyerek veciz bir konulma yapan
Koraltan halk bankası ve kooperatifçilik hizmetlerinin geni? ehemmiyetinden
bhhislıe küçük esnafın yükselmesi ve memleket iktî-saciivatının göstereceği
terakkilerin mâlî ve ticari hayatımızdaki rolüne işaret etmiştir.
Küçük .esnafın ve küçük sanatkârın tarih boyunca
devam eden şayanı dikkat faaliyetini' de gayet güzel canlandıran Meclis Reisi
büyük sanayiin yanında küçük sanatların ve küçük esnafın asla ihmal
edilemiyeceğini söz-krine ilâve etmiştir. Küçük esnafı ve küçük sanatları
kalkındırmanın u-mumî kalkınma plânının basında yer almış olduğunu belirten
Meclis Reisimiz esnaf kooperatifinin şeref defterine şunları yazmıştır:
Malatyalılar, işlerini ve emeklerini değerlendiren
yeni bir müesseseye kavurmuş bulunmaktadırlar. Bu yeni müessese de diğer millî
müesseseler gibi Malatyalılara hayırlı olsun.»
Büyük Millet Meclisi Reisimuz ve Dahiliye Vekili
beraberlerindeki mebuslar, ve diâer zevatla birlikte halkm top'u bulunduğu bir
mahalde Malat-yaMarla umumî bir hasbıhal yapmışlardır. Koraltan burada şunları
söylemiştir:
«Malatyalılar, görüyorsunuz ki bütün m .e m 1 e k e t
dâvaları saîha safha heyecan ve iman ile ele alınmıştır. Bugün kaydedilen
başarılar ve ele a-lmrmş bulunan hizmetler Malatyanm daha mesut günU-rinin
müjdecisidir.»
Kefken önünde vuku bulan kazalar buraya gece ve
gündüz iltica etmek istiyen merakibin denizlerin tesiriyle kumanda edilemiyecek
duruma düzmeleri ve binnetict kayalara bindirmeleri suretiyle vukua
gelmektedir.
Hâlen Keiken'de yapılmakta olan mendirek burasını bir
barınak limanı haline getireceğinden kazalar ve bin-netice can ve mal kaybı
önlenmiş olacaktır.
Bugün kıyı emniyeti teşkilâtlımı Kef-ken'e kadar
temdidi kararı alınırsa dahi hızla ilerliyen mendirek inşaatı daha evvel
ikmal edilmiş olacağından bu istasyonlara bittabi lüzum kalmıya-caktır.
Kefken adasının 5000 metre kadar güney batısında
deniz içindeki kayalıklardan adanın güney cihetine iltica e-decek küçük
merakibin korunmasını temin için kaya döküntüleri kısmında bir deniz feneri
inşası işi 1951 yılında ele alınmış ve ihalesi cihetine gidilmiş ise de, aynı
yıl içinde Naüa Vekâleti tarafından Kefken barınağının yapılması
kararlaştırılmış olduğundan bahis mevzuu fenerin daha evvel döküntüler
üzerine konulması halinde inşaatı müteakip mendirek civarına yakın
düşüceğinden bir faide sağlamıya-.cağı gozonünde bulundurularak fener
tesisinin hâlen inşa edilmekte olan mendireğin hitamına tehiri ve bu mendireğin
ucuna konulması uygun görülmüştür.
Müteakiben heyeti umumiyeye sevke-dilen arzuhal
encümeninin mazbataları üzerine konuşmalar yapılmış ve mezkûr mazbatalardan
bir kısmı red.. bir kısmı da 'ka'bul edilmiştir.
mnu
Büyük Millet Meclisi çarşamba toplanacaktır.
30 Kasım 1954
— İstanbul :
Reisirum hu rumuz Celâl Eayar, bugün saat 11.45 de
Vilâyete gelerek, Vilâyet içtima salonunda Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu'nun
başkanlığında yapılmakta olan Kapalıçarşı'nm imarı ile-ilgili toplantıda hazır
bulunmuş ve-"çalışmalar hakkında izahat almıştır.
Bu sabahki toplantıda sigorta şirketleri
mümessilleri de hazır,bulunmuş ve^ yangından zarar gören .esnafın sigorta
işlerinin bir an evvel yapılarak sigorta bedellerinin tediyesi üzerinde durulmuştur.
Ayrıca yine bu sabahki toplantıda mâli ve ticarî
işler komitesi ile imar ve iskan komitesinin dünden b-sri yapmış oldukları
faaliyetler^ gözden geçirilmiştir.
Diğer taraftan çarşının yanan kısımları ile yanmıyan
kasımlarının tahta perdelerle ayrılması işine başlanmıştır. Aynı zamanda
elektrik idaresi de çar— şımri yanmayan kısımlarının elektrik tesisatının ve
umumî tenviratının teminine çalışmaktadır.
— İstanbul :
Kapalıçarşı yangınında yanan dükkânların adedini
tesbit etmek üezere teşekkül etmiş olan heyet Kapalıçar-şı'da yaptıığ
incelemele rsonunda çarşıdaki 2730 dükkândan 1506 sının yanmamış olduğunu,
1200 dükkânın tamamen ve 24 dükkânın ise ekısmen, yandığını tesbit etmiştir.
— İstanbul :
22 ve.23 kasım günleri Washington d a-yapılan Nato
askerî konseyi toplantılarına iştirak eden Erkânı Harbiyei U-mumiyıa Reisimiz
Org. Nurettin Baran-sel bu akşam saat 21 de Amerikadan yurda avdet etmiştir.
Org. Baransel Yeşilköy hava alanında, İstanbul Valisi
adına Bakırköy Kaymakamı Nazım Başlamışlı, Emniyet Müdürü adına Emniyet Müdür
Muavini Mehmet Ali Alnsar, Harb Akademileri Kumandam Org. Fevzi Mengüç,
Birinci Ordu Müfettiş Vekili Korgeneral Necati, Tacan, Boğazlar ve Marmara
Kumandanı Koramiral Rıdvan Koral, Merkez Kumandanı
Tuğgeneral iCâzım Demirkan ile İstarıbulda bulunan generaller, amiraller,
yüksek rütbeli subaylar ve bayan Baransel ile basın mensupları tarafından
karşılanmıştır.Washington'da yapılan Nato konseyi toplantılarının iyi bir
şekilde bittiğini söyliyen Org. Baransel bu seyahatinde Tümg. Tekin Arıburnu,
kurmay albay Selâhattin Karatamu, deniz kur. albay İzzet Saltun. kurmay yarbay
Muhterem Serol ile kurmay yarbay Sabri Sarptır refakat etmekte idiler.
— Ankara :
Türkiye Kızılay Cemiyeti umumî mer_ kezinden
bildirilmiştir:
Güzel İstanbul'umuzun büyük tarihî ve manevî kıymeti
olan Kapalıçarşısı-r:m geniş bir kısmını tahrip eden ve milletçe teessürü mucip
olan yangın dolayısiyle Türkiye Kızlay Cemiyeti umumî merkezi riyaseti,
teessürlerini İstanbul Valiliğine telgrafla bildirmiştir.
İstanbuldaki kızılay temsil heyeti yangının
vukuundan itibaren kizüaya terettüp edecek vazife hizmetler mevzuunda derhal
faaliyete geçmiştir.
Bilhassa, yanan dükkânlarda gündelikle çalışan işçi
ve küçük sanatkârlardan işsiz ve muhtaç vaziyette kalanların âcil
ihtiyaçlarını karşılamak ü-zere, kızılay umumî yardım olarak 15 bin lira
göndermiş bulunmaktadır.
Sayıları binleri aşan bu vatandaşların, kara kışın
eşiğinde maruz kaldıkları bu elemli vaziyetin bir müddet daha devamı mukadder
buluduğundan, me-sailerile geçim imkânları sağlanıncaya kadar, zarurî
ihtiyaçlarını karşılamaya matuf para yardımlarını toplamak üzere kızılayca
geniş bir kampanya a-çılmış bulunmaktadır. Bu maksatla bir taraftan kızılay
şubeleri vasıtasiyle bütün yurdda hayırsever vatandaşların hamiyetine müracaat
edilirken bir taraftan da millî malî müesseselerle iktisadî teşekküller
yardıma davet edilmiştir.
Ayrıca, dünya umumî efkârında geniş akisler yapan bu
yangın felâketi dolayısiyle beynelmilel Kızılay - Kızılhaç
cemiyetleri birliğine de müracaatla âzâ camiyetler nezdinde yardım teminine
tavassutu istenmiştir.
Yardım işlerini yakından ve yerinde tanzim etmek
için, kızılay umumî merkezi reis vekili Manisa mebusu Semi Ergin, refakatinde
kızılaym alâkalı müdürü olduğu halde yarın İstanbul'da -bulunacaktır.
— İstanbul : .
Kapalıçarşı yangını karşısında gösterilen yakın
alâka dolayısiyle başta Reisicumhurumuz C.olâl Bayar olmak ü-zere Başvekilimiz
Adnan Menderes, Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol. Dahiliye Vekili Dr. Namık
Gedik, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu, İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Y:cralı
ve komşu vilâyet esnaf birliklerine, Çarşıkapı ve İstanbul esnafı namına
İstanbul san'-atkârlar dernekleri birliği başkanı minnet ve şükranlariyle
teşekkürlerini bildirmektedir.
— Ankara :
Kore'de 28/29 mayıs 1953 gecesi cereyan eden
şiddetli muharebelerde kahramanca döğüşen Türk tugayının kumandanı Tuğgeneral
Sırrı Acar'a ü-çüncü değiştirme tugayı personeli a-dına mümtaz birlik şeridinin
ve Ku-nuri muharebelerinde kahramanca dö-ğüştükten sonra yaralanması hasebiyle
.esir düşen ve esareü esnasında Birleşmiş Milletler esirlerine nefsini feda
edercesine yardımlarda bulunan tugayımız onbaşılarından Veli Atasoy'a liyakat
madalyasının (Legion of meri-te) verilmesi münasebetiyle bugün saat 15 de 19
Mayıs stadyomunda parlak bir tören yapılmıştır.
Merasimde hükümet adına Hariciye Vekâleti umumî kâtip
muavini Şedı Kavur ile protokoldan Refik İleri, Erkânı Harbiyeî Umumiye ikinci
reisi korgeneral Rüştü Erdelhun, Amerikan Büyükelçisi Ekselans Avra M. War-ren,
Ankara Vali ve Belediye reisi Kemal Aygün Hava. Kuvvetleri Kumandam, Amerikan
askerî yardım kurulu başkanı ile Erkânı Harbiyei Umimiye ve Amerikan askerî
yardım heyeti ileri gelenleri ile Garnizon ve Merkez Kumandanları hazır
bulunmuştur.
Merasim saatinden, evvel başta alay sancağı bulunduğu
halde bir ihtiram taburu, şehrimiz okulları temsilcileri, izciler ve kalabalık
bir vatandaş topluluğu 19 mayıs stadyomunda yer almış blunuyordu.
Törene saat 15 te Amerikan ve Türk Millî Marşlarının
çalınmasiyle başlanmış, bilâhare garnizon kumandanı bir konuşma yaparak 1953
Kore muharebelerinin cereyan tarzı hakkında izahat vermiştir.
Müteakiben garnizondan bir subay ü-çüncü Kore tugayı
namına tugay kumandanına verilen mümtaz birlik şeridi ile onbaşı Veli
Atasoy'a verilen madalyanın Amerika Birleşik devletleri Reisicumhuru
Eisenhower tarafından imza edilmiş beratlarını okumuştur.
Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Ekselans
Warren halkın coşkun tezahüratı arasında general Sırrı Acar' in vğ onbaşı Veli
Atasoy'ım göğüslerime mümtaz birlik şeridi ile madalyayı takmıştır.
Ankara Valisi ve Beledi v.e Reisi
Ke-
mal Aygün Ankara halkı adına kahramanlarımıza birer
altın saat hediye etmiş ve kendilerine buketler takdim edilmiştir. Merasim
talebe ve izci grup-lariyle askerî birliklerin yaptığı bir geçit resmiyle son
bulmuştur.
Tugayımızın mümtaz birlik nişanı almasına sebep
teşkil eden 28/29 mayıs 1953 muharebeleri hakkında tuğgeneral Sırrı Acar
basma şu izahatta bulımmu ştur:
«28/29 mayıs 1953 gecesinde, tugayımız Deri
karakolları Berlin-V.egas-E!-ko-Karso mıntıkalarında bulunuyorlardı.
Tugayımıza 11 kilometrelik bir cephe genişliğinin müdafaası verilmişti. Düşman
28/29 mayıs gecesi ileri karakollarımız ile tugay cephesine foir buçuk tümenlik
kuvvetle taarruz et-misT, ileri karakollarımızı sarmıış, 36 saat Fava-
vam!m^t;r. Fakat tek bir Türk erini bir adım dahi geri atmaya muvaffak
olamamışlardır. Ertesi gün ise mağlûp olan düşmanın cephesinde saydığımız
ölülerin miktarı dört bin idi. İşte 28/29 mayıs 1953 gününün hâtırası budur ve
3 üncü Kore tugayımızın «Mümtaz Birlik» seviyesine ulaşmasının sebsbi bu
sanlı muharebedir. »
Reisicıımhurumuzun Büyük Millet Meclisini açış nutku:
1 Kasım 1954
— Ankara :
Reisicumhurumuz Celâl Bayar Büyük Millet Meclisinin
onuncu döneminin birinci toplantısını aşağıdaki nutuklarıyla açmışlardır:
«Türkiye Büyük Millet Meclisinin onuncu döneminin
birinci toplantısını açıyorum.
Muhterem mebus arkadaşlarım,
Her şeyden evvel, demokratik rejim içinde milletin,
iradesini serbest kullanmak suretiyle seçtiği hakikî mümessilleri olan
sizlerin, onuncu Büyük Millet Meclisinin, huzurunda bulurun aktan duyduğum
bahtiyarlığı belirtmek isterim.
Arkadaşlar,
Türk milleti siyasî haklarını kullanmak ve demokratik
rejimin icaplarını tahakkuk ettirmek hususunda ne derin bir şuura sahip
olduğunu 2 mayıs seçimleriyle bir kere daha ispat etmiş bulunuyor.
Filhakika, 2 mayıs seçimlerinde vatandaşlar,
seçmenlik haklarını, vicdanlara huzur veren kanunun teminatı altında tam bir
emniyet ve serbesti ile kullanmışlardır.
Vatandaş haklarının korunmasını gaye ediven bir
idarenin, seçimlerde bu güzel neticenin elde edilmesindeki tesir ve hissesini
belirtirken derin
bir memnunluk hissetmektevim.
Vatandaşlar, demokratik rejimde hükümetlerin, kendileri
için çalışmak üzere, kendileri tarafından iş başına getirildiğini artık
tamamiyle anlamışlardır. Bu suretle, devletle vatandaş arasında bulunması
gereken ve karşılıklı saygı ve itimada dayanan sıkı işbirliği iyice teessüs
etmiş bulunuyor.
Aziz arkadaşlarım,
İlk önce, devlet hayatında islerimizin ne suretle
yürütüldüğünü ve nerelere gelmiş bulunduğunu daha iyi belirtebilmek için,
selefiniz dokuzuncu Büyük Millet Meclisince, gerek manevî sahada ve rejim
bahsinde, gerek iktisadî ve mâlî mevzularda neler yapılmış olduğunu çok samimî
şekilde ve süratle dahi olsa gözden geçirmeyi faydalı bulmaktayım.
Demokratik idarenin esasını teşkil eden seçim,
emniyeti, ve siyasî ahlâkm muhafazası, genç demokrasimizin
hali ve istikbali bakımından ihmali asla caiz olmayan bir vecibe olduğun? şüphe
yoktur.
Bu hakikati gözonünde tutan dokuzuncu Büyük Millet
Meclisi, secrm kanununda yaptığı değişiklikle, yüksek seçim kuıulunun
selâhiyet'ni genişletmiş, adlî murakabe sistemini daha mükemmel bir hâle
getirmiştir. BÖvle bir adımın atılmasmdaki büyük ehemmiyeti, samimî ve medenî
cesareti izahtan müstağni görürüm.
İnkılâplarımızın, medeniyet âlemine karşı, bizim için
bir gurur kaynağı teşkil etmekte olduğu muhakkaktır.
Bunların korunması mevzuunda da dokuzuncu Büyük Millet
Meclisinin göstermiş olduğu hassasiyeti şükranla kaydetmek yerinde olur.
Bilivoruz ki yine bundan evvelki teşrii devrede
demokratik rejimin mem.-lekst+e tereddiye uğramadan yerleşebibnesirri temin
hususunda da büyük gavretler sarf edilmiş tir.
Bugün devletle vatandaş arasında, mevcudiyetini her
sahada müşahede ettiğimiz daha sıkı ve daha verimli işbirliğinin tahakkuku
ancak bu suret7 e mümkün olabilmiştir.
Bir taraftan solcu cereyanlara, diğer taraftan
taassup ve irticaa dayanan tahrikçilerin el ele vererek harekete geçmiş
oldukları bir vakıadır. Yer yer ayaklanma teşebbüslerine müsait zeminler
hazırlanmış, kara taassup iticanî» namı altında çok cüretkârane hareketlere
geçmişti.
Dokuzuncu Büyük Millet Meclisi, solcu tahriklere
esaslı darbeler iriir-meyi mümkün kılacak ve dinî hisler1" istismar etmek
yolundaki teşebbüsleri de hüsrana uğratacak kanunî -hükümleri zamanında tedvin
etmesini bilmişti.
Bu sayededir ki, demokratik nizamın sarsıntısız devam
ettirilmesi mümkün olmuştur.
Gerçekten o zamana kadar memleketimizde görülmemiş
bir hâdise olan 1950 seçimleri neticesinde iktidarın değişmesi ve beklenmiyen
bu derişikliğin, memleketi meçhul âkibetleic sevk etmesi ihtimali, ve nihayet
bu seçimleri takip eden -yeni rejimin birdenbire tatbika konmasının ilk tesirleri
ve yanlış telâkki ve tefsiri neticesi olarak, güçlüklerle karşılasılmış olması,
bir takım zararlı cereyanların harekete geçmesine sebep olmuştur.
Yeni kurulan idareyi bir türlü kabul ve hazmetmek
istemi yenlerin, tec-rübes'zük ve ihtirasları yüzünden, siyaset
mücadelelerini, görülmemiş
bir şiddete götürdükleri muhakkaktır. Sinsi ve ürkek
bir intizar halinde bulunan kötü cereyanların, maskelenip korkusuzca siyaset
mücadelelerine karışabilmelerinde bu vaziyetin başlıca âmil olduğu da inkâr
olunamaz.
Arkadaşlar,
Onuncu Büyük Millet Meclisi olarak yüksek heyetiniz
ise, gecen yaz ;n-tidasındaki fevkalâde devrede daha da mütekâmil tedbirler
almak basiretini göstermiş bulunuyor.
Geniş bir hürriyet anlayışına dayanan bir idarenin
kurulmasında ve payidar olabilmesinde cemiyet nizamının ve inkılâp esaslarım
korunması anevzuunun arzettiği büyük ehemmiyete işaret etmek isterim.Teşkilâtı
esasiye kanununun mutlak teminatı altında bulunan vicdan, fikir, toplanma hak
ve hürriyetleriyle matbuat hürriyetinin, devletin selâmet ve bekasını
tehlikeye düşürecek, âmme menfaatlerini* sarsacak, huzur ve sükûneti bozacak,
vatandaş şeref ve haysiyeitni kıracak şekiller-deki suiistimallerine mâni olmak
ve bilhassa bu hürriyetleri hakikî mânâ ve hudutları içinde korumak maksadiyle
kanunlar tedvin etmiş bulu-unyorsunuz.
Bu kanunlar yürürlüğe girmiş ve Kaza Hakkını temsil
eden hâkimlerimiz -tarafından isabetle tatbik edilmeğe başlanmıştır.
Cemiyet nizamı ile inkılâp esaslarının, şahsî şeref
ve haysiyetlerin korunmasında bu kanunların verimli neticeler sağladığı
görülmektedir.
Ayrıca ve yine fevkalâde devrede, memurun siyasetle
münasebetini tanzim eden ve vatandasın rey verme hakkını her türlü tesir ve
nüfuzdan nrıasum bulundurmak, siyasî ahlâkı muhafaza etmek hedefini güden kanunî
hükümler tedvin edilmiş olduğunu da kaydetmek isterim.
Bu tedbirler sayesindedir ki, önümüzdeki seneler
içinde milletçe huzur ve emniyet içinde çalışabilmek mümkün olacaktır. Bunun
ehemmiyeti üzerinde durmanın yeri vardır.
Zira memleketimizin, her sahadaki büyük hamlelerinin
devam ettirilebilmesi, hürriyet reiimiinn tarsin ve tahkimi için iç siyasette
tabii halin teessüsü lâzımdır.
"Vatandaşlarımızın, milletçe başlanan kalkınmayı
inkişaf ve intaç ettirebilmek için huzur ve sükûn içinde çalışmak
istediklerini yakinen müşahede ve tespit etmiş bulunuyorum.
Sizlerle başlayan onuncu teşriî devremizin ise,
milletimizin emniyetini daha da kuvvetlendirecek, mîlletimizin huzur ve
refahını arttıracak, bugüne kadar yapılanlardan daha büyük islerin
başarılmasını mümkün kılacak bir devre teşkil edeceğini ümit ve temenni
etmekteyim.
Büyük Millet Meclisinin dokuzuncu devresini teşkil
eden son dört yıl zarfında, hürriyet rejiminin takviyesi, nizamın muhafazası,
inkılâplarımızın korunması gibi en ehemmiyetli mevzularda ele alınmış olan
tedbirlerin izahından sonra simdi de, yine aynı devre zarfında iktisadî ve mâlî
sahalarda, memleketin' ümrana ve refaha kavuşturulması mevzularında tahakkuk
ettirilen ve tahakkuk ettirilmek üzere bulunan işlerin umumî manzarasına kısa
bir nazar atfetmek faydalı olacaktır
Kiç şüphe yok ki, bu devre zarfında yapılan işler,
hacim ve verimlilik itibariyle büyük ehemmiyeti haizdir.
Asıl mühimmi ise, bir umumî iktisadî kalkınmanın
icaplarma tam uvgun olarak birbirlerine başlı, birbirlerine yardımcı ve
birbirini tamamlayan "bütün mevzuların mâkul ve makbul nispetler
dairesinde birden eîe alınmış olmasıdır.
Böylece sarfedilen gayret ve harcanan emekler,
iktisadî, mâlî faalivetleri topyekûn kavrayan, memleket iktisadiyatının
muvazeneli bir tarzda yükselmesini sağlayan bir şümul ve mahiyet arzetmiş'tir.
Binaenaleyh geçen devreyi dolduran geniş
faaliyetlerin istihsal, kredi, münakale, imar ve inşa, ticaret bütçe ve devlet
gelirleri gibi bütün sahaları kapladığı derhal nazara çarpar.
Faaliyet ve tedbirlerin nispeteli, muvazeneli ve
şümullü olması neticesidir ki, istihsal hejr sahada büyük bil artış
göstermiştir. Meselâ ziraî istihsalimiz ana mahsul gruplarında yüzde iki yüz
nisbetine kadar yükselen artışlar kaydetmiştir.
Çünkü, istihsal artırımına matuf olan bütün tedbirler
yerinde ve zamanında alınmıştır.
Ziraat kredisi kısa bir zaman içinde dört beş misline
kadar yükseltilmiş, yine kısa bir zaman içinde traktör sayısı altı yedi misli
artırılmış memlekette kalianılan bütün ziraat âletlerinde hem süratle
artışlar, hem de yenilenme ve modernleşme temin olunmuş, tohum tevzii işi çok
geniş hacimde ele alınmış, haşerat ve hastalıklarla mücadele daha tertipli
hale getirilmiş, en mühimmi, mâkul ve müstakar bir fiat politikası
takibolun-muş, ziraî istihsali artırmak için geieken tedbirler hiç bir noktada
ihmal olunmamıştır.Bu tedbirlerin vüs'at ve şümulüne bir misal olmak üzere
tahum tevziini zikredeyim 1940'dan 1950'ye kadar geçen
on yıl içinde dağıtılmış olan tohum iki yüz yetmiş bin
tondan ibarettir Sadece bu yıl. bugüne kadar tahsis ve tevzi edilen
miktar ise, ikiyüz bin tona yaklaşmaktadır. Bu miktarın bu yıl daha da
artacağı muhakkaktır.
Ayrıca ziraî istihsalin artmasında doğrudan doğruya
müessir olan küçük ve büyük su islerine ve yeraltı sularına, geniş ölçüde gübre
kulla-mlmasını temin maksadiyle memlekette gübre fabrikaları inşasına büyük
ehemmiyet verdiğimizi kaydetmeliyim.
Dolayısiyle istihsalin artmasına müessir olan liman,
yol sanayileşme gibi diğer mevzuların da ne suretle, ele alındığı malûmunuzdur.
Eu yıl, birçok yabancı memleketlerde olduğu gibi,
memleketimizde de hububat mahsulü kötü hava şartları dolayısiyle verimsiz
olmuştur. Fakat normal şartlar içersinde heı zaman tahakkuk edeceği tabii bulunan
bu yüzde ikiyüz civarındaki artış istihsal kapasitemizin miktarını teşkil
etmektedir.
Sanayiimizin süratli inkişafının at'zettiği
manzaraya gelince:
Elde bulunan indeksler, bu devre zarfında sınaî
istihsalâtımizm yüzde yüz arttığını göstermektedir, ki hakikatte, bu sahada
yapılan geniş yatırımların büvük kısmı itibariyle isletmeye daha yeni açılmış
veya açılmakta olduğu, indekslere müessir olacak zamanın henüz geçmemiş bulunduğu
nazara alınırsa bu sahadaki gelişmenin yüzde yüz nispetinin çok üstünde olduğu
derhal anlaşılır.
Meselâ, yalnız pamuklu ve yünlü mensucat sahasında iğ
adedinin ücyüz binden bir milyonu geçmek üzere bulunması, dört yıl zarfında
(Al-tıvüz doksanaltı) adet yeni sınaî müessesesinin kurulmuş ve işletmeye açılmış
olması bu mevzuda ziraî istihsal sahasının üstünde bir gayretle' çalışıldığını
gösteren açık delillerdendir.
J)iğer bir misal olarak şeker sanayiini ele alıyoruz;
1950 yılında mevcut dört şeker fabrikasına ilâveten kurulması kararlaştırılan
onbir şeker fabrikasından dördü, faaliyete geçmi? ve böylece şeker istihsal
kapasitesi yüzde yüz artarak ikiyüz yirmi beş bin tona yükselmiştir ki, yeni
açılacak fabrikalar sayesinde bu miktar 1956 yılında dortyüz bin tona çıkacaktır.
Başka misaller ve tafsilât vermeğe lüzum görmüyorum;
onun için sınaî İstihsalimizin ne derece arttığını şu kısa sözlerimle
belirttikten sonra maden istihsal sahasına geçiyorum. Madenciliğimizin de
dikkate değer artışlar kaydettiği vereceğim kısa izahat ile anlaşılmış
olacaktır.
Evvelâ şurasını arzedeyim ki, bir taraftan yüksek
meelisinizce geçen sene kabul buyurulan petrol kanununun hükümleri dairesinde
sekiz şirket yurtta petrol aramaları yaparken, diğer taraftan Güney-Doğu petrol
bölgesinde «Maden tetkik ve arama enstitüsü» tarafından kuyular açılmakta ve
çalışmalara devam olunmaktadır.
Yirmibeş, otuz milyon liraya malolacak rafineri
inşaatı, önümüzdeki sene tamamen bitmiş olacaktır.
Bundan başka, .madenciliğimiz mevzuunda, maden
ihracatımızın geçen devre esnasında ton itibariyle yüzde dörtyüze yakın bir
nispette arttığını söylersem bu sahadaki faaliyetlerin şümul ve vüsTati
hakkında fikir edinilmiş olur.
Ayrıca şimdiye kadar bizde mevcudiyeti bilinmeyen
.«Volfram», «Uranyum» ve Toryum» gibi çok kıymetli stratejik madenlerin
memleketimizde bulunmuş olmasından, müspet neticeler beklemekteyiz.
Münakale işlerimize gelince:
Geçen devre zarfında en geniş faaliyetlerimizin bir
mevzuu da yol şebekemizin yeniden yapılmışcasma İslahı ve büyük süratle
genişletilmesi olmuştur.
1949 yılı
sonuna kadar memleketimizde mevcut stabilize yolların uzun
luğu «îkibin altıyüz otuz» kilometreden ibaretti. Hâlen bu miktar «Yir
mi iki bin» kilometreyi bulmuştur.
Yollarımızın ıslâhı mevzuu, üzerinde durulacak bir
ehemmiyet arzeder. Çünkü, evvelden mevcut yolların bugünkü devlet yolları
standardına göre ıslâhı, âdeta yeniden yapılmışcasma masraf ve külfeti mucip
olmaktadır.
Devlet yollarının yanı başında il ve köy yollarına da
hususî bir ehemmiyet atfedilmiş ve dört sene zarfında il ve köy yolları için
vilâyetlere yapılan yardım (Yüzyetmiş) milyon lirayı geçmiştir.
Arkadaşlar,
1950
seensinde, bütün köprülerimiz (Onüçbin) metre uzulnuğunda, (İki
yüz seksendokuz) adetten ibaretti.
1950'den bu yana, yurtta (Sekizyüz) adet ve mecmuu
(Kırkaltıbin) metre tulünde yeni köprü inşası gibi muazzam faaliyete geçilmiş
ve bunlardan (Otuzbin) metreye yakın kısmı işletmeye açılmış bulunuyor.
Demiryolları mevzuunda ise, bir taraftan yeni hatlar inşa
ve ikmal edilirken diğer taraftan yıpranmış hat.! arı tamir etmek. Ömrünü
çoktan ikmal etmiş vasıta ve teçhizat yerine yenilerini tedarik etmek iktiza
eylemiş ve bunun için de (Yüzseksenyedi) milyon lira harcanmıştır.
Tabloyu tamamlamak için silo, liman, enerji, köy içme
suları, kasaba ve şehirlerimizin elektriğe kavuşturulması gibi her biri
beîlibaşh mevzulardan olan işlerimiz hakkında birer cümle ile izahat vermeme
müsaade buyurmanızı rica ed-erim.
1950'ye takaddüm eden zamanlarda enerji mevzuunda
esaslı bir adım arılamadığı bilinen hakikatlerdendir. Halbuki geçen dört yıl
içinde bu sahada yapılan işler, kısa sözlerle anlatılamayacak azanı ettedir.
Küçüklü, büyüklü barajlarla hidroelektrik santralleri, termik santraller ve memleketi
kısım kısım birbirine bağlayan havaî elektrik hatları inşası, bütün vatan
sathında görülmemiş bir hızla devam etmektedir.
Şu kadarını söyliyeyim ki, başladığımız ve peyderpey
bitmekte olan işlerimiz, önümüzdeki iki üç sene zarfında ikmal olunduğu zaman
1950'ye kadar (Sekizyüz) milyon kilovat civarında olan elektrik takati (Üç) milyarı
aşacaktır.
Büyük limanlarımız, mühim iskele ve barınaklarımızın
inşası işleri de süratle devam etmektedir.
Ereğli, Trabzon limanları bitirilmiş, her birisi
(60), (70) milyon liraya malolacak Samsun ve Mersin limanlarının inşasına
başlanmış, İstanbul'da Ka.vdarpasa ve Salıpazarı limanlarının inşaatı işi.
hayli ilerlemiş, Giresun limanının temeli atılmış, (30). (35) milyon liraya
malolacak İzmir -Alsancak limanının ihalesi yapılmış, önümüzdeki ay içinde
inşasına daT başlanmış olacaktır.
Şimdi kısaca siolarımızdan. köy, kasaba, şehir içme
sularından ve kasaba ve şehirlerimizin enerji işlerinden bahsedeyim:
1950'de çelik silo, hangar ve depo kapasitemiz (147)
bin tondan ibaretti ve toprak ofisin elinde bulunan ahşap ambar ve salaşlarla
birlikte bütün istiap kapasitesi (415) bin ton idi Hâlen inşa edilmiş olan
beton silolar ve çelik hangar ve depoların kapasitesi (540) bin tondur.
önümüzdeki devrede1 inşa edilecek olanlarla birlikte
tamamiyîe modern mahiyetteki çelik ve beton silo ve hangar kapasitemiz (1)
milyon (522) ■bin tona yükselecektir ki, bu lP50'dcki modern silo ve
hangar kapasitesinin yüzde bin nispetinde artması demektir. Bu siloların dış
finansman kredileri şimdiden temin olunmuş ve mühim bir kısmının inşalarına başlanmıştır.
Diğerlerinin de ihaleleri yapılmak üzeredir.
Köylerimizin büyük kısmının içme suları ikmal edilmiş
veya ikmal edilmek üzere bulunuyor. Önümüzdeki devre içinde temiz, sıhhî ve
bol içme suyuna kavuşmamış hiç bir köy ve kasabamız kalmıyacaktır.
Yine önümüzdeki dört yıl içinde şehir ve
kasabalarımızın elektrik ihtiyaçları mühim nispette temin edilmiş olmakla
kalmıyacak, köylerimizin de elektriklenmesi işine başlanmış olacaktır.
Aziz arkadaşlar,
Münakale ve nafıa hizmetleri topyekûn nazara alındığı
takdirde 1950'ye takaddüm eden dört yıl zarfında bu işler için sarfedilen
mebaliğ (Beşyüz yedi) milyon lira olduğu halde son dört yıllık devre zarfında
aynı işler için (Bir milyar yüzkırküc milyon) lira sarfedilmiş olduğunu ifade
etmek bu hizmetlerin ne derecelere kadar önemle ele alındığını göstermeğe kâfidir
sanırım.
Denizyolları, seyrisefain ve Devlet Denizyolları
halinden çıkarılmış, Denizcilik Bankası işletmesi haline getirilmiştir.
Deniz ticaret filomuz, dört yıl zarfında, yeni yolcu
gemileri, şilepler ve tankerlerle mühim, nispette kuvvetlendirilmiştir. 1949'da
denizyolları ile armatörlerimizin sahip oldukları ticaret filomuz, (350) bin
ton iken, Denizcilik Bankamızın ve armatörlerimizin şimdiden satın aldıkları
ve yakın zamanda bayrağımızı çekeceğimiz gemilerin iltihakiyle, filomuz, bir
misli artarak (700) bin tona yaklaşacaktır.
Bu bahse son verirken sıhhat ve maarif islerimizle,
üniversitelerimiz, bankacilığımızdaki inkişaflar, yabancı sermaye kanununun
tatbikatı ve dış ticaretimiz mevzularına da kısaca temas etmek isterim.
1950 yılında sağlık hizmetlerine ayrılan tahsisat
yekûnu (60) milyon liradan ibaret iken bu tahsisat 1954 bütçesinde yüzde
yüzden fazla bir artışla (129) milyona yükselmiştir. 1955 bütçesinde bu
hizmetlere ayrılacak tahsisatın daha da artacağı tabiidir.
Sağlık hizmetleri gurubuna, geçen devrede (400)
milyon lira gibi büyük bir meblâğın harcanmış olduğunu arzedersem, verem,
trahom, sıtma gibi hastalıklarla sağlık tesislerine ve hizmetlerine no
dereceye kadar ehemmiyet verildiğini göstermiş olurum.
Son dört yıllık devre zarfında maarif hizmetlerine
bütçelerimizden ayrılan tahsisat (1) milyar (15) milyon lirayı tecavüz
etmiştir. 1950'ye takaddüm eden dört vıl içinde ise, bu ancak (676) milyon
lira civarında idi.
"Maarifimize verdiğimiz ehemmiyeti tebarüz
ettirebilmek için bir iki rakam daha vereyim.
1950 bütçesinde üniversitelerimizin tahsisatı (21)
milyon liradan ibaretti. 1954 bütçesinde ise üniversitelerimize verilen tahsisat
(48) milyon liradır.
(48) milyon liralık 1954 bütçesine ilâve olarak 1955
bütçesine konması istenilen para (17) milyon liradır ki, bunun büyük bir kısmı
verileceğine göre, önümüzdeki bütçede vuku bulacak artışın, 3 950 bütçesindeki
üniversiteler tahsisatı yekûnuna yakın olduğu açıkça görülüyor.
"Muhterem arkadaşlar,
Dört senede kaydedilen terakkileri bir başka ölçü ile
bankalara yapılan mevduat, banka muameleleri ve banka
ikrazatmda kaydedilen artışlarla ölçelim.
Geçen devrede tatbika başlanılan mühim iktisadî
kalkınma faaliyetlerinde ziraat, sanayi, madencilik, enerji sahalarında
girişilen ve yekûnu
milyarları bulan sermaye yatırımlarının tahakkuk
ettiı ilmesinde banka
kredilerinin- istihsal ve teşebbüs erbabının ihtiyaçlarına cevap verebile
cek bir seviyeye ulaştırılması için sa?fedilen gayretlerin büyük bir hisse
si olmuştur. Nitekim banka kredileri bu devre içinde üç misline yakın bir
artışla (4) milyar liranın fevkine yükselmiştir. Bu kredilerin pek büyük bir
kısmı çiftçilerimize ve muhtelif sanayi kollarında yeni yeni tesisler kuran müteşebbis
vatandaşlara açılmış bulunmaktadır.
İstihsali arttırıcı tedbirlerden birisi de yabancı
sermaye yatırımları ile1 muhtelif tesisler için dışarıdan uzun vadeli krediler
sağlanması hususunda girişilen teşebbüsler olmuştur.
1950'ye kadar bu sahada kayda değer bir terakki
olmadığı halde, bilhassa 1950'den bu yana istikbal için çok geniş ümitler
vâdeden inkişaflar kaydedilmiştir.
Yabancı sermayeyi teşvik kanununun tatbik mevkiine
konulmasını takip eden çok kısa bir müddet içinde (138) müracaat olmuştur.
Müracaatlar, ciddî tetkikler neticesinde karara bağlandığı içindir ki,
bunlardan yetmiş yedisi kabul olunmuştur. Bu suretle memlekete gelen yabancı
sermaye yekûnu (65) milyon lirayı tecavüz etmiştir. Diğer müracaatlar' tetkik
olunmakta ve yeni yeni müracaatlar devam etmektedir.
Bunu bir ölçüye vurup mânasını daha iyi anlayabilmek
için elde edilen neticeleri beş senedenberi kurulmuş ulan Sanayi Kalkınma
Bankasının aldığı neticelerle mukayese -etmek pek faydalı olacaktıi.
Bildiğiniz gibi Sanayi Kalkınma Bankası, Dünya
Bankasının .yardımıyla-"beş sene evvel kurulmuştur. Geçeri bu beş sene
zarfında bu banka Dünya Bankasından (18) milyon dolarlık bir istikraz akdetmiş
ve sanayilerimize (137) milyon liralık bir ikrazda bulunmuştur. Bu suretle
yapılan envestismanlar yerli sermayenin de iştirakiyle (305) milyon liraya bal)
olmuştur.
Yabancı sermaye kanununun altı aylık tatbikatı
neticelerine gelince:
Bu yoldan, bu çok kısa müddet içinde (25) milvon
dolarlık dıs sermayenin gelmesi ve yerli sermayenin de iştirakiyle(200>i
milyon liralık bir envestis-manm yapılması bugünden temin edilmiş bulunuyor.
Derhal ha tırlatayım ki. elde tetkik edilmekte bulunan müracaatlar bu
arzettîğiîrr envestisman kıymetinden daha geni'v bir hacim arz et m ektedir.
Geçen sene içinde hükümetimizin aldığı isabetli
tedbirler sayesinde ziraat, sanayi, madencilik ve bütün istihsal kollarında
kaydedilen süratli' inkişaf, dış ticaret hacminde de büvük artışlar temin
etmiştir. Bu sayede memleketimiz dünya ticaretinde ehemmiyeti gittikçe artan
bir mevki işgal etmeğe başlamıştır.
Arkadaşlar,
îr ve dış ticaretimizi daraldığı, madde noVesm
vüzündtn havatın paha-lılandığı, secimin cok zorlaştığı ve dolayjsiyle ic ve
dıs ticaretin son derece daraldığı intibaını veren sözlerin U7un zamandır
devam ettirilmesine mukabil çok şayanı dikkat bir vakıa olarak arzedeyir.ı ki,
ne iç ti çare-
timiz, ne de dış ticaretimiz daralmak söyle dursun
görülmemiş bir ölçüde inkişaf etmiştir.
1950'de (1) milyon (730) bin olan dış ticaretimizin
umumî yekûnu, darlığın en şedit olduğu, ithalâtın tediye güçlükleri yüzünden
en az yapıldığı zannı telkin edilmek istenilen 1953 yılında, üç misli artarak
(5) milyon (100) bin tona yaklaşmış bulunduğunu söylemek ortadaki sözlerle
hakikatlerin ne dereceye kadar birbirinden ayrı olduğunu ispat için kâfidir.
Arkadaşlar,
Bazı maddelerde darlık mevcut olduğu aşikârdır; bu,
İthalâtın daha az yapılmış olmasından değil, hususî sektörde temerküz eden
büyük vs süratli envestisman arzusundan doğan hakikî ihtiyaçtan ve buna muvazi
olarak spekülâsyonlara müsait olacak sunî bir havanın yaratılmış olmasından
ileri gelmektedir.
Yukarıda verdiğim misalden anlaşılacağı veçhile dış
ticaretimiz üç misli artmıştır. Ve her sahada ithalât ve istihsal geçen
senekinden fazladır, Şayet bazı maddelerin darlığı hissolunuyorsa bunların
mânasını memleketteki büyük yatırım gayretinde ve artan istihlâk seviyesinde
aramak icap eder.
Dış ticaret, iç ticaret, bankaların muamele
yekûnları, banka mevduat ve ikrazat yekûnları, her sahada istihsal ve bütün
maddelere ait istihlâk makamları, 1950'ye nazaran iki, Üç, dört misli tezayüd
kaydederken hissedilen sıkıntıları o mebdee nazaran hayat seviyemizde.bir
düşüklük, iktisadî vaziyetimizde bir gerileme mânasına almak, odğru değildir.
Rakamlar vazıh olarak hakikati göstermektedir.
Arkadaşlarım,
Buraya kadar izahlarım ve bütün memlekette görülen
umumî manzara nasıl hayırlı ve şümullü bir iktisadî kalkınma içinde
bulunduğumuzu aşikâr olarak göstermektedir. Bu derece geniş envestismanlara
girişmiş memleketlerin zaman zaman şu veya bu maddenin tedarikinde, dış tediyelerde
müşküllere mâruz kalması, hattâ vatandaşlara bu hızlı envestisman devrinde bir
takım külfetler ve mahrumiyetler tahmil etmesi kadar tabii hiç bir şey tasavvur
olunamaz.
Yüzlerce yıl yapılmayan envestismanları bir, iki
teşri devresine sıkıştırmanın vatandaşların hayat seviyesini düşürmesi ve
onları mahrumiyetlere mâruz bırakması icap ederdi.
Halbuki 1950 rakamlarıyla sabittir ki, yaşama seviyesi
bu yüzde yüz iyileşmiş ve yükselmiştir.
Muhterem mebus arkadaşlarım,
Memlekette Ehemmiyetini lâyıkiyle takdir
buyuracağınıza emin bulunduğum maliye ve bütçe politikamız ve umumiyetle malî
islerimiz hakkında malûmat arzetmek isterim.Her şeyden evvel malî politikamızın
sağlam ve verimli olduğunu açıkça söylemem lâzımdır. Bu malî politikanın
neticesidir ki, umumî muvazenede ve mülhat bütçelerde hakikî muvazene elde
edilmiştir. Bu güç bir iş olmakla beraber tahakkuk ettirilmiş bulunmaktadır.
Geçen dört yıl içinde takip edilen yapıcı iktisadî ve
malî politikanın devlet hayatında çok esaslı olan neticelerini bütçenin
rakamlarında okumak mümkündür.. Bu yıl meclisinize takdim edilecek bütçe dört
yıl içinde nereden başlanıp nereye gelinmiş olduğunu daha iyi aksettirebilecek
bir mahiyet taşımaktadır.
Şimdi bazı tafsilâta girelim, mukayeseyi adım adım
yürütelim.
Devraldığımız 1950 bütçesi, (215) milyon lira açıktı.
1.954 bütçeleri ise. denk bütçelerdir. Yme 1950 bütçesi gelirleri (1) milyar
(300) milyon lira idi. 1954 gelirleri ise, (2) milyar (288) milyon liradır.
1955 bütçesi de (3) milyara yakın olarak takdim olunmak üzeredir.
Umumî hizmetlerle yatırımlar fasılları arasındaki
mukayeselere gelince: 1950 bütçesinde yatırımlar yekûnu (317) milyon lira idi.
1954'te yatırımlar yekûnu (Yüzde ikiyüzden) fazla bir artışla (731) milyon
lirayı bulmuştur. 1955 bütçesinde ise, bu miktar d^ha çok yüksek olacaktır.
Devlet bütçelerinden, muhtelif istihsal kollarında
çalışan vatandaşların iktisadî faaliyetlerini, en müessir şekilde artıracak
tesislerin kurulması temin edecek tarzda tahakkuk ettirilmesi ve bilhassa
iktisadî kalkınmamızın, devlet gelirlerinde müspet 'tesirler göstermekten uzak
kalmıya-cağı pek tabiidir.
Nitekim, gecen dört senelik devrenin ilk yıllarında
ceman (186) milyon1 liralık net vergi indirimleri yapılmış olması nazarı
itibare alınarak bu indirim artışa ilâve olunduğu takdirde
bütçe gelirleri (1) milyar liradan fazla bir artışla (2) milyar (288)
milyon lirayı bulmuş olduğu gibi, 1954 malî yılının eylül ayı sonuna
kadarki, (7) aylık tahsilat yekûnu da, ge-çen senenin aynı devresi
zarfındaki tahsilat yekûnuna
nispetle (200) milyon liralık bir atış kaydetmiş bulunmaktadır. Önümüzdeki sene
içinde devlet gelirlerinin daha büyük bir inkişafa mazhar olacağı ve devlet
bütçesinin de (3) milyara yaklaşacağını tekrar hatırlatacak olursam dört senede
kaydedilen terakkinin derecesini ifade etmiş olurum.
Görülüyor ki, 1955 bütçemiz tam bir hizmet bütçesi
olacak, hükümete ve vekâletlere şimdiye kadar olduğundan çok d^ha geniş hizmet
imkânları1 bahşetmiş bulunacaktır.
Türk ekonomisinin son dört yıllık teşriî devre içinde
büyük bir hızla gelişmesi, ver.gi sistemimizin ve malî mevzuatımızın şümullü
bir şekilde devamlı olarak gözden geçirilmesi mi, bu gelişmenin meydana
getirdiği yeni ihtiyaçları karşılıyacak mevzuat ve teşkilâtın hasırlanmasını
icap ettirmektedir.
Bir memleket ekonomisinin inkişafı ve onun dış âlemle
teması üzerinde en mühim rol oynıyan unsurlardan biri de, o memleketin gümrük
resimlerinde tatbik ettiği usuldür. Geçen devrede Türkiye hür dünya ekonomisinde
mühim bir rol oynıyan güırrük tarifleri ve ticaret genel anlaşmasına girmek
suretiyle bu. sahada mühim bir adım atmıştır.
Beynelmilel sahada giriştiğimiz bu işbirliğine uygun
olarak tarife siste-' mimizde de gereken değişiklikleri yapmış, gecen devrede
yüksek meclisinizin kabul buyurduğu bir kanunla «Spesifik» sistemden
cAdvalorem» esasına geçmiş bulunuyoruz.
Vergi politikamızda hâkim olan fikir:
«Vatandaşların tediye kabiliyetleriyle ölçülü vergi
almaktır.»
İşte bu düşünce ile, kazançları az ve fakat adetleri
çok büyük olan ve-birkaç yüzbini aşan vatandaş kitlesini teşkil eden gezici ve
küçük esnafın vergi dışında bırakılması için meclisinize teklifte
bulunulacaktır.
Hükümet programında yazıldığı gibi, kaldırılması
düşünülen bugünkü, imalât muamele vergisinin, bütçede
bırakacağı geniş boşluk.gözönürr7 tutularak bu ilganın şekil, suret ve zamanı
icrası esaslı surette tetkik edilmektedir.
Gelir vergisi sisteminin memleketimizin ihtiyaçlarına
ve realitelerin 2 uygun olarak mükemmelleştirilmesi hususunda yapılmakta olan
devamlı çalışmaların neticeleri yakında meclisinize arzedilecektir.
Bankalarımızın inkişaf halinde bulunduğunu, fazla
istihsal için mühim bir unsur olan kredi tevziinde takdire değer hizmetleri
olduğunu memnuniyetle müşahede etmekteyiz.
Bu gelişmenin daha emin ve muntazam bir surette
temadisini ve millî' tasarrufun istihsal sahasına kolaylıkla akmasını temin
etmek üzere borsaları kanunu» lâyihaları ile buna muvazi olarak hazırlanmakta
olan Merkez Bankası kanunu lâyihası bu devre içinde yüksek tetkikleriniz?
sunulacaktır.
Para politikasının ne kadar büyük bir titizlikle
idare edilmekte olma yüksek meclisin daima takdirlerine mazhar olmuştur. Böyle
olmakla beraber, bu. bahse bu yıl da .temas etmekte fayda vardır.
Bilirsiniz ki, para politikamızın esasını, tedavül
hacminin, iş hacmi icaplarına göre ayarlanması teşkil eder.
Bu itibarla, tedavüldeki para miktarının millî gelir,
istihsal ve umumî iş hacmine göre ayarlanması ancak bir sıhhat alâmetidir
Mesele, piyasanın ve istihsal faaliyetlerinin icap ve ihtiyaçlarına göre
tedavülün bir muvazene arzetmesidir. Para mevzuunu münhasıran bu zaviyeden
mütalâa etmek lâzımgelir.
Muhterem arkadaşlar,
Barem ve personel kanunlarının, keyfiyeti kemiyete
feda ederi bir ruh taşıdıkları malûmunuzdur. Bu kaurmlarm yeniden tanzim
edilmesi bir zaruretin ifadesidir. Bu devre içinde buna ait yüksek meclisinize
sunulacak olan kanun lâyihaları, âmme hizmetlerine daha liyakatli kimselerin rağbetini
celbedecek mahiyette hükümleri haiz olacak, bütün personelin istikbal ve
istihkaklarının tâyininde ölçü olarak, «Vazifelerinde, başarı, işlerinde
verim» prensiplerini ihtiva edecektir.
Muhterem arkadaşlar,
Asil milletimizin en aziz varlığı olan ordumuza
milletçe derin bir muhabbet, itimat ve iftiharla bağlı olduğumuzu huzurunuzda
bir kere daha ifade etmekten büyük bir zevk duymaktayım.
İktisadî ve malî kalkınma gayretlerimize fevkalâde
bir hız ve genişlik:
vermemizin asıl sebebi- bir an evvel modern ve
kuvvetli Türk ordusunun kendi imkân ve vasıtalarımızla kendisinden beklediğimiz
mukaddes vazifelerin ifasına muktedir kılabilmektir.
Tarihi şanlarla dolu orduanuzun yalnız bizim için
değil, derin bir inanışla bağlı bulunduğumuz Nato camiasmı teşkil eden
devletler için de bir itimat unsuru teşkil
ettiğini biliyoruz. Türk ordusunun dünyanın bölgesinde
ayrıca müttefiklerimi iz ve dost komşularımız için sulhun ve istikrarın
kuvvetli bir mesnedi olduğu şüphesizdir.
Bugüne kadar kendisinden hiçbir fedakârlığı
esirgemediğimiz ordumuzu bundan böyle daha süratle gelişmekte olan
imkânlarımızla kendisinden beklenen sulhun ve emniyetin muhafazası vazifesini
daha da kudretle ifa edebilecek tarihî şerefine lâyık bir seviyeye eriştirecek
bir çalışmanın içindeyiz.
Elimizden gelenin ordumuzdan esirgenmemekte olduğuna
ve Türk ord~~ sunun her türlü itimada lâyık bulunduğu hususuna hem aziz
milletimizin ve bizimle kader birliği yapmış olan dost ve müttefiklerimizin
emin olmalarını isterim.
Fedakârlıklarımız ne derece büyük olursa olsun büyük
dost ve müttefikimiz Amerika'nın yardımları olmasaydı ordumuzu bugünkü
seviyesine eriştirmenin bizim için asla imkânı olmazdı. Bu sözlerim büyük dost
ve müttefikimize karşı teşekkürlerimizin ne derecelerde derin ve samimî olduğunu
ifade edebilirse bahtiyar olurum.
Bu vesileden istifade ederek dost Kanada hükümetinin
ordumuza kıymetli yardımlar yapmış olduğunu teşekkürle kaydetmek isterim.
"Kendi bütçemizden türlü namlar altında ordumuza
ayırdığımız milyara yakın tahsisatın yanında dost Birleşik Amerika'dan
gördüğümüz büyük yardımları ve bütün Nato müttefiklerimiz «Enfra-strüktür» yolu
ile yaptıkları müşterek yardımlarla birleştirildiği takdirde husule gelen ehemmiyetli
masraf yekûnunun Türk ordusunun, ifade ettiği kuvvete nazaran en tutumlu ve en
az masraflı orda clduğu nazarı itibare alınınca bu tahsis edilen büyük yekûnun
kıymet ve verimi bir kat daha tebarüz etmiş olur.
Diğer taraftan en yeni ve ileri silâhları kullanmak
ve harp sanatının en son usullerine göre yetişebilmek hususlarında da,
ordumuzun her türlü takdire lâyık bir kabiliyette olduğunu yine iftiharla
zikredebilirim.
Bu mevzuda da, kader birliği yaptığımız milletler
arasında silâhlı kuvvetlerimizin seviyesi iftihar medarımız olmaktadır.
Aziz arkadaşlarım,
Geçen dört yıllık devreye dış siyasetimiz bakımından
dv süratli bir nazar atfettiğimiz takdirde ilk günlerden baslıyarak dünya
siyaseti ile alâkalanmamız hâdisesinin gittikçe dah&..geniş, şümullü ve
tesirli bir mahiyet, aldığını müşahede etmekte güçlük çekilmez kanaatindeyim.
Bilindiği gibi gecen dokuzuncu teşriî devrenin başmde
memleketimiz dış siyaset ve münasebetler bakımından bugünkü ile kıyaslansmaz
bir manzara arzetmekte idi. O zaman ne Nato teşkilâtına dahil bulunuyor
duk, ne Balkan ittifakını imzalamış, ne de
Pakistan'la en samimî dostluk ve kardeşlik hisleirni bir ahitname ile tevsik ve
tahkim etmiş değildik. Bundan başka, bölgemizde ayşayan
kardeş milletlerle dostluklarımız mevcut olmakla
beraber bugünkü hakikî işbirliğine müntehi olacak derecelerde ileri ve sıkı
olmaktan uzak bulunuyordu.
Sulhun korunması ve Birleşmiş Milletler
andlaşmasmdaki yüksek insanlık ideallerinin tahakkukuna bağlanmış ve İnanmış
olduğumuzdan bu gaye etrafında birlesen iyi niyet sahibi milletlerle en. sıkı
işbirliği tesis etmek karariyle harekete geçmiş bulunuyorduk. Sulh ve insanlık
ideallerine samimî inanış ve derin bağlılığımızın neticesidir ki, sulhun
dünyanın uzak bir köşesinde dahi olsa taarruz ve tehdide mâruz kaldığını
görünce bize düşen vazife ve mesuliyetin icaplarını yerine getirmekte tereddüt
göstermedik. Bu kararımızın kollektif emniyet fikrinin kuvvetlenmesinde ve
müşterek emniyet sistminin kurulmasında tesiri olduğunu biliyoruz. Bu
kararımızın netice ve tatbikatı ise - seçtiğimiz siyasette ne derecelere kadar
samimî olduğumuzu herkese açıkça göstermiş bulunuyor. Kore kararımızın isabeti
artık bugüne kimse tarafından münakaşa dahi edilmemektedir.
Yine o talihlerde memleketimiz âdeta hür milletlerin
kendileri ve hürriyeti müdafaaya en ziyade azimkar olanlarının teşkil
ettikleri Nato camiasının hududu dışında idik. Bunun mânası hürriyeti ve
kendimizi kuvvetli müdafaa hususunda o camiayı teşkil eden diğer mîlletler
kadar kararlı v-2 azimli Nato müdafaa sisteminin temin edebileceği emniyetten
memleketimiz mahrum bulunuyordu.
Nato camiasına girmek hususundaki talep ve
İsrarımızın ne dereceye kadar haklı olduğunu buraya kadar söylediklerim bile
belirtmeye kâfidir sanırım. Onun için kısa süren tereddüt devrelerinden sonra
Nato'ya alınmamız kararlaştırıldı. Bugüne kadar bu camia içindeki
mevcudiyetimiz ve gayretlerimiz, bizi aralarına almak kararını vermiş olan
milletleri büyük isabetine tamamiyle inandırmış bulunduğuna eminim. Fakat
yalnız Nato'ya âza olmak ye bu suretle bu teşkilâtın sağladığı emniyetten
faydalanmakla iktifa etmeyi aklımızdan geciimed'k. Bu teşkilât İçinde mümkün
olduğu kadar ehemmiyetli bir kuvvet olarak bulunmanın ve siyaseten de bu
teşkilâtı daima kuvvetlendirmeye çalışmanın zaruretine inanarak hareket ettik.
Bu itibarla bir taraftan ordumuzun kuvvetlenmesi hususunda büyük gayretler
sarfederken diğer taraftan Nato işbirliğinin takviyesi ve hususiyle Nato
müdafaa sahasının daha kuvvetli emniyet altına alınması hususunda durmadan
çalıştık. Dünya sulh cephesi için maddî, manevî büyük bir kazanç teşkil eden
üçlü Balkan ittifakımız bizim gibi düşünen Yunanlı ve Yugoslav müttefiklerimizle
müşterek eserimizdir.
Bununla da iktifa etmiyerek istiklâlini yeni kazanmış
olan ve güzel bir istikbale namzet bulunması bizim için bir bahtiyarlık teşkil
eden büyük Pakistan milletiyle de sıkı bir dostluk ve işbirliği muahedesi
akdeyledik ki, bu ancak bir başlangıç sayılmak icabeder. Zira, bu muahedemizi
süratle takviye hususunda Pakistan'la mutabakat halindeyiz. Sakini
bulunduğumuz mmtakanm sulhunu korumak ve müdafaasını teşkil âti andırmak
hususunda bütün komşularımızın hissettiklerine kaani bulunduğumuz arzuyu
tabiatiyle biz de bir ihtiyaç telâkki etmekteyiz. Bu komşularımızla çok sıkı
dostluk münasebetlerimizin mevcut olması ve zaman zaman temaslarımız, bize,
daha sıkı bir işbirliği tesisi hususunda zeminin hazırlanmakta ve hâdiselerin
olgunlaşmakta bulunduğu kanaatini telkin etmektedir.
Muhterem arkadaşlar,
Dürüst ve hayırhah siyasetimizin Orta-Şarktaki
dostlarımız nezdinde çok ümit verici neticeler tevlid ettiğini memnuniyetle
kaydetmek isterim. Bilhassa Arap âlemine' karsı olsn muhabbetkâr ve kardeşçe hislerimizin
g"7e1 mpkesler bulmaya başladığın: müşahede etmekteyiz. Filhakika Ürdün
Meliki Majeste Hüseyin Bin Tallâl'm memleketimize şeref veren ziyareti en
samimî ve itimatkâr dostluk tezahürlerine mevdan vermiştir. Ondan sonra arka
arkaya hususî <m »hiyette olarak memleketimizi teşrif eden Irak Veliahdı
Altes Abiülülâh ile Arap âleminin en tecrübeli devlet adamlarından biri c'an
Irak Başvekili Nuri Sait Pasa ile vuku bulan fikir müdaveleleri cok güzel
inkişaf!ars müsait bir z^min hazırlamıştır. Süveyş Kanalına müteallik
Mısır-înçiliz anlaşmasına Türkiye'nin emniveti istihdaf eden hükümler
konulmasını kabul etmekle kıvmetli bir tesanüt delili veren Mısır hükümetinin
son zamanlarda dostluk ve yakınlaşma arzularımıza karşı gösterdiği güzel
mukabeleler' de burada zikretmek isterim.
Mısır Başvekili Ekselans Abdülnasır ile Mısır
hükümeti ve Başvekilimiz ile hükümetimiz arasında teessüsünü memnuniyetle
müşahede ettiğim dostluk ve kardeşlik münasebetlerinin süratle hayırlı
inkişaflar kaydetmesini temenni ederim.
Haricî sivasetimizin daimî inkişaflarının hem mühim
Kliklerinden biri, hem de delüi olmak üzere, bilvesile yukarıda zikrettiklerime
ilâveten, dostlarımızla teati edilen ve her biri avrı bir kıvmet atzeden zivar
etleri de .yüksek meclisinize hulasaten hatırlatmam faideli olur. zannederim.
Ben ve bilâhare Başvekilimiz büyük dost. ve
müttefikimiz Birleşik Amerika'ya birer resmî ziyaret yaptık.
Kardeş Pakistan, evvelâ genel valinin, sonra
Başvekilinin ziyaretleriyle iki defa memleketimizi şereflendirmiş
bulunmaktadır.
Garp emniyet ve sisteminde ve Avrupa birliğinde
kendisini bekliyen çok mühim ve şerefli mevkii almak üzere bulunmasını en büyük
memnuniyetle karşıladığımız Federal Almanyanm Şansölyesi Ekselans Konrad
Adenauer ile. Başvekilimiz ve Hariciye Vekilimiz arasında resmî ziyaretler
teati edilmiştir.
Dost ve müttefik Yugoslavya'nın "Reisicumhuru
Mareşal Jozio Broz Tîto, memleketimize resmî bir ziyaret yapmış ve bu
tarafımdan iade edilmiştir.
"Fedakâr kardeşlik bağlariyle baplı bulunduğumuz
Libyanm Başvekili, Hariciye ve Maliye Vekiller: ve Ticaret ve Millî Müdafaa
Vekilleri memleketimizi resmî ziyaretleriyle sereflendirmislerdir.
Görülüyor ki, memleketimiz bugün dünya siyaset
cereyanlarının dışında -veya kenarında değil, bilâkis milletlerarası siyasî
faaliyetlerin ve müda-
îaa tertiplerinin içinden en fasj unsurlardan biri
olarak mevki almış bu-lunmatadır.
İçinde bulunduğumuz gayet kesif siyasî faaliyetler
sadece dahil bulunduğumuz ve adalet ve hakkaniyet yolunda olduğuna inandığımız
sulh cer>-"hesine mümkün olduğu kadar faideli olabilmek gayesine,
müteveccihtir. Türkiye'nin maddî, manevî imkân ve iktidarın tam olarak sulhun
ve insanlık ideallerinin korunması uğruna tahsis etmiş olmayı siyasetimizin
ana prensipi olarak kabul etmiş bulunuyoruz.
•Çünkü, fikrimizce Türkiye'nin emniyeti, içinde
bulunduğu sulh cephesinin umumî ve müşterek emnivetinin dışında mütalâa
edilemez. Ve sulhun "bir bütün olduğu kanaati ne derece umumileşirse onun
korunması o dere^ ve mümkün hale gelmiş olur.
Muhterem arkadaşlarım,
Bu görüşlerimiz bizi dış siyaset sahasında her gün
gittikçe kesifleşen ve genişleyen gayret ve faaliyetlere sevketmektedir.
Doğruluğuna inandığımız haricî siyasetimizde
yürümekte devam edeceği "Çok muhterem mebuslar,
Teşkilâtı Esasiye Kanununun bana verdiği vazifeyi
huzurunuzda ifays çalıştım. Burada maruzatım nihayet bulmuştur.
Büyük ve asil milletimizi temsil eden yüksek
meclisinizi hürmetle selâmlarım.
Büyük Millet Meclisinin 1 Ekim 1954 tarihindeki
toplantısı müzakereleri: 1 Ekim 1954
-— Ankara :
Büyük MÜlet Meclisinin onuncu devresinin birinci
toplantısı bugün saat 15'de Reis Vekillerinden Kayseri Mebusu Fikri Apaydm'm
reisliğinde açılmıştır.
Mebuslar salonda bu saatten evvel yerlerini almış
bulunuyorlardı. Hükümet sıralarında başda Başvekil Adnan Menderes olmak üzere
bütün Vekiller hazırdılar Hususî localar hıncahınç dolu idi. Riyaseti Cumhur
locasında Reisicumhur Ce'âl Bayar'ın refikası Bavan Reşide Bayar ve Başvekil
Adnan Menderes'in refikası Bsyan Berin Menderes bulunmaktaydı. Yabancı memleketlerin
büyükelçileri, elcileri ve memleketimizde misaf-r bulunan Libya heyeti,
maslahatgüzarlar, temyiz mahkemesi, şûrayı devlet ve divanı muhasebat reisi ve
azaları, vekâletler müsteşarları ve umum müdürleri, ayrıca Erkânıharbiyei
Umumiye birinci ve ikinci reisleri, mecli-•sin bu acılısını localarından takip
etmekteydiler. Türk ve yabancı basın ve aians mensupları Ha kendilerine avrılan
yerleri almışlardı. Bundan baş-Üka dinleyici locaları da tamamiyle dolmuştu.
Yoklamadan, sonra Reis, Reisicumhur Celâl Bayar'ın
meclisi açış rîutku— nu söylemek üzere gelmekte bulunduğunu bildirdi.
Reisicumhur Celâl Ba-yar, meclisin kapısı Önünde arabasından indiği vakit,
başta bando bulunan bir askerî kıta tarafından selâmlandı. Bando İstiklâl
Marsını çaldı. Bui. sırada meclisin önünü doldurmuş bulunan muazzam bir
kalabalık, Reisicumhurumuzu şiddetle alkışladı. Reisicumhurumuz meclisin
kapısında^ Meclis Reisi, Başvekil ve Vekiller tarafından karşılandıktan sonra,
mebusların hararetli tezahürleri ve sürekli alkışları arasında salona girerek:
riyaset kürsüsüne çıktı. Açış nutkunu söylemeğe başladı. Nutuk radyolarımız
tarafından yayınlanmaktaydı. Reisicumhurumuzun sık sık hararetli alkışlarla
kesilen nutku bir saat yirmi dakika devam etti.
Reisicumhur Celâl Bayar meclis salonunu terkederken
hararetli tezahürlerivle selâmlandı.
mebuslarımızırr
Bundan sonra ruzname gereğince riyaset divanı
seçimlerine geçildi. Önce-reislik seçimi yapıldı ve İçel Mebusa Refik Koraltan
370 reyle Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi. Alkışlar arasında Reislik
makamına çıkan Refik Koraltan su kısa hitabede bulundu:
«Çok muhterem arkadaşlarım, I0*uncu devre Türkiye
Büyük Millet Meclisinin birinci içtima yılı için simdi bir seçim yapıldı. Bu
seçim sonunda yüksek meclisinizin riyasetine seçilmiş bulunuyorum. Böylece
hakkimda izhar buyurulan sevgi ve itimadınızı hürmet, minnet ve. şükranla
karşılarım. Hakikaten tevcih buyurulan hizmetin ve bu kürsünün çok mühim vazifeleri
olduğunu tamamen müdrik bulunuyorum. Büyük bir dikkat Ve* hassasiyetle bugüne
kadar olduğu gibi bundan böyle do ve bilhassa.-siz' muhterem arkadaşlarımın
sevgi ve itimatlarına lâyık olmak için bütün dikkat ve hassasiyetimi
kullanarak, 21e mümkünse yaparak, hattâ beser takatinin üstüne çıkarak
çalışacağım. Bütün bu mesainin muvaffakiyete-ulaşmasının tek sebebi ve mesnedi,
şimdi esirgemediğiniz sevgi ve müzaheretinizin devamlı olarak gösterilanes'
ile mümkün olacaktır. Sizinle büyük' Türk milletinin en mesut günlerini hep
beraber görmek temennisi ile 10 uncu devre B. M. M. ni teşkil eden, milletin
hakikî mümessillerine ve millet iradesinin'teceiligâhı olan B. M. M.'ne
Allahtan büyük başarılar dileyerek vazifeme başlıyorum.
Bundan conra riyaset divanı seçimlerine devam
olunarak Kayseri Mebusu Fikri Apaydın. Balıkesir Mebusu Esad Budakoğlu, Samsun
Mebusu Tevfik" İleri Reisvekilliklerine, Bolu Mebusu İhsan Gülez, Kayseri
Metftısu Ömer Mart, Çorum Mebusu Sedat Baran, İstanbul Mebusu Nazlı Tlabar,
Kayseri Mebusu İbrahim Kirazoğlu, Antalya Mebusu Attilâ Konuk kâtipliklere, Balıkesir
Mebusu Ahmet Kocabıyıkoğlu, İzmir Mebusu Mehmed Aldemir, Kütahya Mebusu İhsan
Şerif Özgen idare âmirîiklerine seçildiler. Müteakiben tatil devresinde
meclise gelmiş olan Riyaseticumhur tezkereleri okundu.
Büyük Millet Meclisi 10 kasım çarşamba günü
toplanacaktır.
Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür telgrafı:
Majeste Paul
Yunan Kralı
Atina
Türk millî bayramı münasebetiyle majestelerinin kendi
adlarına ve Yunan milleti namına göndermek lütfunda bulundukları mesajdan son
derence mütehassis oldum.
"Majestelerine, sahsım ve Türk milleti adına
teşekkürlerimi sunarken, majestenizin şahsî saadeti ve kahraman Yunan
milletinin refahı hususunda en samimi dileklerimi takdime müsaraat
eylerim. Türk milleti, iki memleketin ve adaletli bir barış dâvasına bağlı diğer
milletler camiasının müşterek menfaatleri uğrunda, Yunan milleti ile daima
daha sıkı münasebetler idamesine ve işbirliğine taraftar bulunmaktadır.
Celâl Bayar
3 Ekim 1954
— Ankara :
Cumhuriyetin 31. nci yıldönümü münasebetiyle
Reisicumhurumuz Celâl "Bayar'a Federal Almanya Reisicumhuru Theodor
Heuss'in çektiği tebrik ve Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları
aşağıdadır:
Türkiye Reisicumhuru
Ekselans Celâl Bayar
Ankara .
"Dost Türk milletinin millî bayramı
münasebetiyle Alman milleti namına samimî tebriklerimi takdim eder ve bu
fırsatla Başvekil Ekselans Adnan Menderes ile Hariciye Vekili Ekselans Prof.
Fuad Köprülü'nün Federal Cumhuriyete ahiren ki mesut ziyaretlerinin iki devlet
arasındaki ana-nevî dostluk münasebatm: daha ziyâde tarsin etmiş olmasından
mütevel-lid memnuniyetimi izhar etmek isterim.
Federal Alman Reisicumhuru Theodor Heuss
Reisicumhurumuztın cevabî teşekkür telgrafı:
Ekselans Theodor Heuss Cumhur reisi
Bonn
Türkiye'nin millî bavramı münasebetiyle ekselansınızın
Alman milleti ve İçendi namlarına .sön^Vrmek lütfunda bulundukları telgraftan
ziyadesiyle mütehassis olarak Türk mületi ve sahsım adın? en hsraretl^
teşekkürlerimi sunar ve bu vesile ile şahsî saadetiniz ve Alman milletinin
daima daha iyi bir istikbale kavurması için en samimî temennilerimi arzede-Tİm.
Başvekil Adnan Menderes i!e Hariciye Vekili Fu?d
Köprülü'nün, Türk umumî efkârı tarafından büyük alâka ile takip edilmiş olan,
Fedeval Al-
manya'ya vaki ziyaretlerinin iki memleket arasındaki
ananevi dostluk-münasebetlerini daha da inkişaf ettirmeğe hizmet etmiş
olmasından dolayı bilhassa bahtiyarlık duymaktayım. Türk milleti, kendilerine
gösterilen hararetli kabulden derin bir memnunluk hissetmiştir. Şansölye
Ade--nauer'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret esnasında da Türk milleti Alman dostluğuna
ve işbirliğine atfettiği büyük önemi izhar etmek fırsatını daha Önce de bulmuş
olmakla ayrıca bahtiyarlık duymaktadır.
Celâl Bayar
— Ankara :
Cumhuriyetin 31 inci yıldönümü münasebetiyle
Reisicumhurumuz Celâl.. Bayar'a Yugoslavya Reisicumhuru Josip Broz Tito'nun
çekitği tebrik ve': Reisicumhurumuzun gönderdiği teşekkür telgrafları
aşağıdadır :
Ekselans Celâl Bayar
Türkiye Reisicumhuru Ankara
Türkiyede Cumhuriyet ilânının 31 inci yıldönümü
münasebetiyle zatı devletlerine ve müttefik Türk milletine, Yugoslav milleti ve
kendi adıma-en samimî tebriklerimi azrederken Türkiye Cumhuriyetinin refah ve
tealisi, zatı devletlerinin uzun ve mesud bir ömre mazhariyet ve dostluk-ve
ittifak münasebetlerimizin gelişmesi hususundaki en iyi temennilerimi de
sunarım.
Bu vesile ile, barışçı zihniyeti milletlerimizin
kalbinde derin kök salmış' bulunan üçlü ittifak muahedesinde ifade edilen
tesanüdün milletlerarası, ehemmiyet ve kıymetini bir defa daha belirtmek benim
için müstesna bir zevktir.
Josip Broz Tito Reisicumhurumuzun cevabî teşekkür
telgrafı:
Ekselans Josip Broz Tito Cumhurreisi
Belgrad Türk millî bayramı münasebetiyle zatı
devletinizin şahısları ve Yugoslav milleti namına göndermek lütfunda
bulundukları dostane mesajdan çok-mütehassis oldum.
Türk milleti namına ve kendi adıma ekselansınıza
hararetle teşekkür ederken bu güzel fırsattan büyük bir zevkle faydalanarak,
sıhhatiniz ve şahsî saadetinizle dost ve müttefik Yugoslavyanın daima daha
büyük bir huzur ve refaha kavuşması hususunda beslemekte olduğum en iyi
dileklerimi de sunarım.
Bu münasebetle, iki memleketin yüksek menfaatlerine
ve bütün barışsever milletlerin menafiine hadim ve Yugoslav -
Türk işbirliğine .matufi
dostluk ve ittifakın gelişmesine Türkiye'nin
atfettiği ehemmiyeti teyid etmekliğime müsaadenizi rica ederiır. Ayrıca, Türk
milletinin, bir refah ve barış vasıtası olarak kabul ettiği Bled muahedesine
beslemekte olduğu imanı da belirtmekle bahtiyarım.
Celâl Bayar
Prof. Fuad Köprülü'niin muhtar seçimleri hakkındaki
beyanatı: 8 Kasım 1954
— Ankara :
D. P. Genel Başkan Vekili Hariciye Vekili Prof Fuad
Köprülü, bugün saat 19.30 da D. P. Genel Merkezinde bir basın toplantısı
tertip etmiş ve şu beyanatta bulunmuştur :
«Dün, memleketin her tarafında, şehirlerde
kasabalarda, köylerde yapılan muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinin
neticeleri, peyderpey' öğrenilmeğe başlamıştır. Bu münasebetle, hem bu
seçimlerde büyük milletimizin partimize karşı gösterdiği muhabbet ve itimat
karşısında duyduğumuz minnet ve şükran hislerimizi arz etmek, hem de muhalefet
namına ileri sürülen bir takım tezvir ve iftiraların mahiyetini umumî
efkârımıza anlatmak için teşriflerinizi rica etmiş bulunuyorum.
Büyük bir memnunlukla ifade edebilirim ıki,
milyonlarca vatandaşın iştirak ettiği bu seçimler, her tarafta tam bir huzur
ve sükûn içinde geçmiş, kanunun sağladığı umumî emniyet havası içinde her
vatandaş reyini tam bir serbesti ile kullanmıştır. Alâkalı makamların kanun
hükümleri dairesinde derhal el koydukları pek nadir bazı haller ve şikâyetler
müstesna olmak üzere, bu kadar sükûn ve intizam içinde cereyan eden seçimlere,
demokrat memleketlerde nadir tesadüf olunur.
Ankara'da intişar .eden bir muhalefet gazetesinin bu
sabah muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi hakkında verdiği malûmat ve yürüttüğü
mütalâalar karşımızdakiler in nasıl bir dalalet içinde bulunduklarını ve kötü
niyetlerini göstermek bakımından çok manalıdır. En büyük harflerle yazdığı
«Demokrat Parti dünkü seçimlerde yüz kızartıcı baskılara baş vurdu» başlığı
ile sahifesini baştan başa dolduran bu gazete,, bununla «Tür-kiyfcde serbest
seçim olmadığını» iddia gibi en meş'un ve caniyane bir iftirada bulunmaktan
çekinmiyor. Yüz kızartıcı baskıları 1946 daki belediye, Millet Meclisi, muhtar
ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde en zalimane ve en yüzsüzce tatbik edenleri
adalet karşısında iddialarını isbata davet ediyoruz: İstanbul il başkanlarının,
İstanbul'daki üç beş sandıkta vukuundan bahsettiği bazı yolsuzlukla!,
tamamiyle doğru olsa bile, alâkalı makamlar bunlara el koymuş bulunuyor. Böyle
çok mahdut münferit hâdiselere dayanarak, Demokrat Partinin daha doğrusu
Demokrat İktidarın bütün memleket sathına baskılar yaptığını iddia etmek,
tezvir ve iftiradan başka bir şey değildir, 1946 dan 1950 ye kadar Türk
milletinin her türlü izdiraplara, tazyik, ve tehditlere karşı koyarak
kendilerinden zorla aldığı seçim hürriyet ve emniyeti, bugün Cumhuriyet
kanunlarının ve Türk milletinin kat'î teminatı altındadır. Bunun aksini iddia
etmek
suretiyle, vatan ve millete karşı en büyük cürmü
işlemekten çekinmeyenler, bu iddialarını bütün millet muvacehesinde adalet
makamları nez-dinde isbat etmek mecburiyetindedirler. Türk demokrasisini tezvir
ve iftiralarla ve yıkıcı cereyanlara has usullerle yıkmaya teşebbüs edenler,
"bu hakikati artık idrak etmelidirler."
Devlet Vekili Osman Kapani'nin radyo muhabiri ile
yaptığı mülakat: 12 Kasım 1954
— Ankara :
Ankara Radyosu bu aksam saat 21.15 te Devlet Vekili
Osman Kapani ile radyo muhabirinin yapmış olduğu bir röportajı yayınlamıştır.
Devlet Vekili Osman Kapani, Vekâletini ilgilendiren
muhtelif sualler: cevaplandırmıştır. Devlet Vekilinin vermiş olduğu cevapların
hülâsası şudur:
Devlet Vekili çiftçiyi topraklandırma kanunu
gereğince yapılmakta olan toprak tevziatı hakkında şu izahatı vermiştir :
«Çiftçiyi topraklandırma kanununun yürürlüğe girdiği
günden bugüne kadar muhtaç çiftçilerimize dağıtılan toprak yekûnu 8.650.525
dönümü bulmuştur. Bu topraklardan 751.477 dönümü 1950 mavısmdan evvel,
7.899.048 dönümü de 1950 den sonra damıtılmış bulunmaktadır. Yukarda da
söylediğim gibi 8.650.525 dönümlük toprak dağıtımından 175.993 aile faydalanmış
bulunmaktadır. Bugün 'toprak dağıtımından istifade ed?en köyler sayısı ise
2.207 ye varmaktadır.
1950 den evvel köv orta malı olarak mer'a tahsisi
yapılmamakta îdi. 5618 savılı kanunla çiftçiyi topraklandırma mevzuumuza alınan
selâhivete müsteniden 1950 den sonra orta md1- olarak mer'a tahsisi faalivetî
arttırılmış ve bugüne kadar köy manevî şahsiyetleri achns 5.206.373 dönüm
mer'a tahsis olunmuştur.»
Devlet Vekili Osman Kapani daha sonra borçlandırma
bedeli ve toprak tevzi komisyonları hakkında şunları söylemiştir : .
«Toprak sahibi edilen muhtaç çiftçilerimizin
borçlandırıldı ki arı bedel ve-kûnu cifteivi topraklandırma kanununun
tatbikatından itibaren bugüne kad^r 57.532.940 lirayı bulmaktadır. Ciftci bu
borcunu müstahsil hale gelmesine ve kalkınmasına fırsat vermek üzere borçlanma
tarihinden itibaren 6 sene sonra ocak avından itibaren ödemeğe mecbur
tutulmakta ve toprak borcunu 20 s^nedp 20 eşit taksitle ödemektedir. Bu borç
için faiz hesap olunma maktadır. Ciftcivi topraklandırma kanununun fiilen 19*7
senesinden itibaren tatbikinden bu tarafa 6 sene geçmiş olduğu için :11<
borçlandırma taksitlerinin Ziraat Bankasınca tahsilatı başlamıştır. Bu tahsilat
kanım hükümlerince bankada açılmış olan hususî fon hesabın"
yatırılmaktadır.
Toprak dağıtımı ile meşgul olan komisyonlarımızın
savısı 76 v-ı bulmaktadır. Toprak dağıtımının en fazla tekasüf ettiği iller
sırası ile Konyada
7, Ankara'da 4, Urfada 4, Niğdede 3, Yozgatta 3,
Edirnede 3, Tekirdağda 3, Kayseride 3, Nevşehirde 3. Diyarbakırda 2,
Kırklarelînde 2, Seyhanda 2, Mardinde 2, Erzincanda 2, Maraşta 2, Muşta 2,
Bitliste 2, Tuncelinde 2, Eskişehir, İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, Malatya.
Manisa, İstanbul, Hatay, Bursa, Samsun, Çanakkale, Çankırı, İçel, Afyon, Tokat
Erzurum, Kars, Van, Siird, Ağrı, Eelâzığ ve Bingöl vilâyetlerinde birer
komisyon faaliyette bulunmaktadır.»
Müteakiben göçmenler mevzuunda scrulan çeşitli sualleri
de Devlet Vekili şöyle cevaplandırmıştır : .
«1950 edn sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak
üzere 156.200, Türkistan göçmenlerinden iskânlı olarak 1870, Suriyede
Dayırbucak Türklerinden de iskânlı olarak 338 kişi yurdumuza iltica ve kabul
edilmiş bulunmaktadır.
«1950 den sonra Bulgaristan'dan 154.393 iskânlı olmak
üzere İ56.200, Türen mütekâsif olarak iskân edildikleri bölgeler sırasiyle
Trakya ve Marmara havzası ve bu arada Kırklareli, Tekirdağ, Edim?. İstanbul,
Bursa,. Balıkesir, Çanakkale ve Kocaeli illeri, ondan sonra Orta - Anadolu ve
bu arada bilhassa, Eskişehir, Bilecik, Ankara, Konya, Yozgat, Kırşehir, Kayseri,
Sivas, 'Niğde, Afyon, Kütahya illeri, Batı ve Güney bölgelerinde Manisa,
İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Antalya; İsparta, Burdur, Seyhan, İçel, Hatay,
Maras illeri ve bunu takiben müteferrik ve münferit Erzincan, Malatya, Samsun
gibi iller olmak üzere 40 vilâyeti ihtiva etmektedir.
Memleketimize ilk geldikleri zaman yerli
vatandaşlarımızın şefkat kucaklarını kendilerine açtıkları göçmen
kardeşlerimiz muvakkat bir iskân devresinden sonra parti parti inşa olunan
göçmen evlerine yerleştirilmişlerdir. Çiftçi göçmenlerimiz için köylerde
çiftçi, kasaba ve şehirlerimizde sanatkâr göçmenler için sanatkâr tipi göçmen
evleri İnşa olunmaktadır.
Tatbikatta görülen aksaklıklar dolayısiyle halen
göçmen evleri inşaatı müteahhitlere verilmeyip Toprak ve İskân İşleri Umum
Müdürlüğü Teknik İşler Dairesinin nezaret ve idaresi altında emanet yolu ile
ve müstakil .inşaat ekipleri vasıtasiyle doğrudan doğruya tarafınızdan
yapılmakta ve daha çok iyi neticeler alınmaktadır.
Ayrıca göçmen kardeşlerimizden çiftçi olarak iskân
edilenlere toprak komisyonlarımızca ve mahallî iskân komisyonlarınca 946
danberi dağıtılan toprak yekûnu 1.179.257 dönümü bulmaktadır. Bu rskam daha
evvel zikrettiğim umumî dağıtım yekûnuna dahil bulunmaktadır.
1950 yılmdanberi bugüne kadar inşa edilmiş ve halen
edilmekte olan göçmen evlerinin yekûnunu inşaat mevsiminin sona ermek üzere
bulunduğu şu günlerde kesin olarak tefrik etmek mümkün değilse de yapılan ve
inşaatı tamamlanmak üzere olan göçmen evleri yekûnunun 32.000 e ulaştığını
sÖyliyebüirim.
Bugüne kadar Türkiye'ye iltica eden göçmen
kardeşlerimizin iskânlarım tamamlamak için daha 3000 kadar ev inşası gerekmektedir.
Önümüzdeki sene bu yekûnun yarısından fazlasını ikmal edeceğimizi umuyorum. Nitekim
Ankara'da 350 evlik göçmen mahallesinin temelini atmış bulunuyoruz.
1950 den sonra yurdumuza kabul olunan göçmen
kardeşlerimizin büyük çoğunluğunu çiftçiler teşkil etmektedir. Bunların
sanatkâr ve bu arada dokumacı, demirci, tesviyeci, doğramacı ve marangoz,
saraç, elektrikçi, berber gibi vatandaşlar takibetmekte, bir kısım
göçmenlerimiz de ticarete atılmış bulunmaktadırlar. Hatta içlerinde milyonluk
sınaî ve ticarî, tesisler vücuda getirenler de vardır. Ayrıca lise tahsili
yapmış veya yüksek tahsilini ikmal etmiş bir kısım göçmenlerimiz de devlet
teşkilâtında vazife almis bulunmaktadırlar.»
Reisicumhurumuzla Federal Almanya Reisicumhuru
aıasında teati olunan mesajlar:
— Ankara :
Almanya'nın hükümranlık haklarının tanınması ve
Nato'ya iltihakı hususunda 23 ekimde Paris'te varılan anlaşmalar münasebetiyle
Reisicumhurumuz Celâl Bayar'm Almanya Reisicumhuru Ekselans Theodor Heu-se'e
göndermiş olduğu tebrik mesai ı ile müşarünileyh tarafmadn cevaben gönderilen
mesai metinleri aşağıdadır : .
Ekselans Theodor Heuss
Federal Almanya Reisicumhuru Bonn
Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının
tanınmasına ve dost memleketin Nato'ya iltihakına müteallik tarihî vesikaların
imzalanması münasebetiyle zatı devletlerine en hararetli tebriklerimi takdim
etmekle şeref duyarım.
Bu iltihakın hür memleketler cephesinin tarsinine çok
müessir surette yardım eyleyeceğinden ve müşterek sulh ve hürriyet
ideallerimizin tahakkuku maksadiyle bu ittifak çerçevesi içinde iki memleketin
sıkı şekilde teşriki mesai etmelerine imkân vereceğinden emin bulunmaktayım.
ClâKBayar
Federal Almanya Reisicumhurunun cevabî mesajı:
Ekselans Celâl Bayar
Türkiye Reisicumhuru Ankara
Federal Almanya Cumhuriyetinin hükümranlık haklarının
tanınmasına ve Federal Cumhuriyetin Kuzey - Atnlatik antlaşması teşkilâtına
iltihaka davet edilmesine müteallik protokollerin imzalanması münasebetiyle
göndermek lütfunda bulunduğunuz tebriki aldığımı, zat: devletlerine en samimî
teşekkürlerimle teyid etmekten şeref duymaktayım.
Hür milletler camiasının bu suretle daha ziyade
tarsin edileceği ve iki dost milletin, müşterek ideallerine sulh ve hürriyet
hizmetinde daha sıkı
surette teşriki mesaide bulunacakları
hususunda zatı devletleriyle tamamen mutabık bulunmaktayım.
Theodor Hauss
Başvekilimizle Amerika Hariciye Vekili arasında teati
olunan mesajlar: 13 Kasım 1954
—
Ankara :
Paris anlaşmaları münasebetiyle Başvekilimiz Adnan
Menderes'in Amerika Birleşik Devletleri Hariciye Vekili Mr. Dulles'a göndermiş
olduğu tebrik mesajı ile M. Dulles tarafından cevaben gönderilen mesaj metinleri
aşağıdadır :
«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler
camiasına katılmasını temin suretiyle sulhsever cephenin takviyesine hadim
olacağından emin bulunduğumuz kararların imzalantüssı münasebetiyle bu tarihî
neticenin istihsalinde büyük hissesi bulunan Amerika Birleşik Devletleri hükümetine
zâtı devletlerinin şahsında en samimî tebrikâtırm arzeder ve derin
hürmetlerimin kabulünü rica eylerim.»
Adnan Menderes
«Federal Almanya Cumhuriyetinin hür milletler
camiasına katılmasını temin eden anlaşmaların imzalanması dolayısiyle tebrik
mesajınızdan çok mütehassis oldum. Bu anlaşmaların mezkûr camianın kuvvetlenmesine
büyük 'mikyasta yardımı olacağına kaniim.
Derin hürmetlerimin kabulünü rica ederim ekselans.»
John Foster Dulles
Büyük Millet Meclisinin 15 kasım 11)54 tarihindeki
toplantısı: 15 Kasım 1954
—
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te
Reisvekülerinden Esad Budakoğ-lu'nun reisliğinde'toplanmış ve şifahî suallerin
müzakeresine geçilmiştir.
Mesken ve iş yerleri kiraları ve- devlet dairelerinin
ve iktisadî devlet te
şekkülleri ile müesseselerinin bir yerde toplanması hakkında Adliye, İk
tisat ve Ticaret ye Maliye Vekillerinden sorulan suali cevaplandıran Ad
liye, Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekilleri, kiracılarla mal sahipleri ara
sındaki münasebetleri tanzim edici tetkiklerin devam eylemekte oldu
ğunu bildirmişler ve bir taraftan gayri menkul sahiplerinin tasarruf hak
larına halel vermiyecek, diğer taraftan da kiracı vatandaşların mağdu
riyete düşmesini Önliyecek geniş bir etüdün pek yakında Meclise getiri
leceğini belirtmişlerdir.
. . '
Malatya ve kazalarında arazinin umaklardan sulanması
hususunda ya-
pılan tetkikata ve bunun neticesine dair Nafia
Vekilinden sorulan şifahi suale cevap veren Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu bu
husustaki çalışmaların ilerlediğini bildirerek, mevzuur? Fırat nehrinin
arnenaimanı ile alâkalı olduğunu ve amenaiman plânının tanziminden sonra bu
havalideki sulama işlerinin ele alınacağını söylemiştir.
Bundan sonra, Bursa mebusu ve Demokrat Parti Meclis
Grubu Reisi Hulusi Köymen'in 7 kasım 1954 günü yapılan muhtar seçimlerine dair
Adliye ve Dahiliye Vekillerinden şifahî sualinin müzakeresine başlanılmıştır.
Bu mevzuda ilk cevabı veren Adliye Vekili Osman Şevki
Çiçekdağ şunları söylemiştir :
— 7.11.1954 pazar günü bütün yurtta yapılan şehir ve
kasabalardaki
mahalle ihtiyar heyeti ile köylerdeki muhtar ve ihtiyar meclisi seçimle
rinde kurulan seçim sandıklarının sayısı 43156 ya baliğ olmuştur.
— Bu seçim sandıklarının cüz'i bir kısmının bulunduğu
sahalar dahi
linde bazı vatandaşlar .arasında mahiyetleri itibariyle tamamen mevzii
ve şahsî olmak üzere kavgalar, müessir fiiller, karşılık] ı hakaret ve teh
ditler, birkaç yerde tasnif isine müdahale ve oy pusulalarının yırtılması
ve seçim kanununa muhalif olarak propaganda yapılması
gibi miktarı
altmışı aşmıyan münferid bazı hâdiseler tekevvün etmiş ise de, arzetti-
ğim muazzam sandık sayısı yekûnuna nisbetle bu miktarın ne kadar az
ve tabii olduğu meydandadır.
Kaldı ki, münferid olarak su veya bu sandık sahasında
tekevvün eden bu vakaların faillerinin de seçime iştirak eden partilerden ve
bağımsız vatandaşlardan olduğu da tesbit edilmiş bulunmaktadır.
Hemen şu noktaya da işaret ve arkadaşımı katiyetle
temin edeyim ki, bu hâdiselerin hiçbirisi, ne seçim emnijet ve hürriyetine ve
ne de kapalı oy ■verme yerlerindeki gizliliğe ve sandık alanında bütün
vatandaşların gözü önündeki alenî tasnife ve onun neticelerine en ufak bir
tesir ika etmiş değildir.
Zira seçimd-en evvel hükümetçe alınmış olan tedbirler
ve kanunlarımızın tatbikinde gösterilen hassasiyet ve itina dolayısiyle işbu
münfeTİd, şahsî ve mevzii vakalar da derhal zamanında bertaraf edilmiş ve böylece
seçim emniyet ve teminatı her türlü tesirden masun bulundurulmuştur.
3.
— Bundan başka seçim günü gerek vatandaşlarımız ve gerek geçime
iştirak eden siyasî partiler tarafından seçim kurullarına veya diğer mer
cilere yapılmış olan şikâyet ve ihbarların sayısı ise yüzü geçememekte
dir. Bu şikâyet ve ihbarların da büyük bir kısmı derhal ve doğrudan doğ
ruya kanunen vazifeli ve selâhiyetli merci tarafından yapılan tetkikat
ve tahkikat sonunda enticelendirilmiştir. Diğer cüz'i kısmı ise halen tet
kik ve tahkik safhasında bulunmaktadır.
Muhterem .arkadaşlarım,
Bu vesile ile şu ciheti de -maruzatıma ilâve etmek
isterim:
Yüksek malûmunuz olduğu üzere suç ve suçluluk içtimaî
bir hâdisedir.
Yalnız cemiyetimizde değil, her medenî toplulukta da,
sluımıg olan tedbirlere ve kanunî müeyyidelere rağmen suç işlenmektedir. Bu
itibarla seçim günü günlük içtimaî hâdiselerin tekerrürü mahiyetinde olan,
bizatihi seçim ve seçim emniyeti ile asla alâka ve irtibatı bulunrnıyan bazı
suçların tezahür ve tekevvününün mücerred seçim gününe tesadüfü do-layısiyle
bunları seçim emniyetini ihlâl edici mahiyette telâkki etmenin isabetsizliği
aşikârdır. Tarzı vukua itibariyle .tamamen şahsî, ailevî ve hukukî illet ve
sebeplere dayanan bu mahallî ve münferid vakaların ammenin gözönünde cereyan
eden bu seçimlerde bütün memlekete şamil bir manada yüz kızartıcı bir baskı
olarak gösterilmesini hak ye adalet adına şiddetle reddederim.
Ve yine şu hukukî hakikati arzedeceğim: Seçim günü,
seçim ve seçim emniyeti ile alâkalı, ölümle neticelenen tek vak'a tesbit
edilmemiştir. Bu demek değildir ki, o ,gün memlekette adam Öldürme vak'ası
olmamıştır. Hayır olmuştur. Fakat tesbit ettiğimiz birkaç öldürme vak'ası seçimden
tamamen ayrı diğer hukukî sebep ve âmillere dayanmaktadır.
Binaenaleyh; millî iradenin tecelli vasıtası olan ve
doiayısiyle demokratik rejimin esasını teşkil eden bu seçimler bütün vatan
sathında kanunlarımızın sağladığı adlî murakabe ve teminat altında mutlak
emniyet ve huzur içinde cereyan etmiş ve milyonlarca vatandaş milletimize has
olan büyük bir olgunluk ve vekar ile, üstün bir şevk ve heyecan ile sandık
başlarına koşmuş ve reylerini 1950 tarihinden bu yana cereyan eden bütün
seçimlerde olduğu gibi her türlü tesir ve müdahaleden âri olarak mutlak bir
serbesti içinde kullanmışlardır.
Hal ve vaziyetin bu merkezde olmasına rağmen bu
seçimin yüz kızartıcı baskılar altında cereyan ettiği yolundaki neşriyatın
yersiz, isabetsiz ve tamamen hakikatten âri mahiyetini büyük Türk milletinin ve
onun hakikî iradesinin mümesilleri olan büyük Meclisin takdirine arzediyorum.»
Adliye Vekilinden sonra kürsüye gelen Dahiliye Vekili
Dr. Namık Gedik de kendi vekâletine ait kısımları şöyle cevaplandırmıştır:
«8 Kasım tarihli Halkçı gazetesinde, evvelden ve
maksatlı bir şekilde hazırlanmış olduğu cümlenin malûmu olduğu icap eden ve
kanunların mutlak teminatı altında cereyan ettiği iyi niyetli bütün
vatandaşlar tarafından kabul edilmiş bulunan seçimlerin neticeleri hususunda
vatandaşlarımızın vicdanında bir takım tereddütler yaratmak gayretinin mahsulü
bulunan bu neşriyat hakkında, 8 kasım günü Anadolu Ajansı vasıtasiyle bir
açıklama yapmış bulunmaktayız-
Bu seçime takaddüm eden günlerde, bütün memlekette yer, yer üstü ka-pah ve açık çeşitli tahriklerin yapılmış olduğu cümlenin malûmudur. Bu hava içinde cereyan etmiş ve çok geniş bir vatandaş kitlesini alâkadar etmiş bulunan seçimlerde, bir kısmı sadece o gün vaki hâdiseler olarak vukuat bültenlerimize intikal etmiş ve bu 58 muhtelif vak'adan mühim bir kısmının da seçimle alâkalı olmadığı tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bu vakaların sayısında da geçmiş yıllardaki emsaliyle kıya